Etiket: Düşünün”

  • Kapı ve pencereyi açık bırakırken bir daha düşünün

    Yaz aylarında meydana gelen yüksek sıcaklıklarla birlikte insanların serinlemek amacıyla kapı ve pencerelerini açık bıraktığını hatırlatan Veteriner Hekimi Tuğba Çine, binalardan aşağıya düşen kedilerin arttığını belirterek hayvanseverlere uyarılarda bulundu.

    Veteriner Hekimi Tuğba Çine, özellikle yaz aylarında balkondan veya pencereden düşen kedi vakalarının arttığını belirterek, bunun nedeninin kedilerin içgüdüsel hareketinden kaynaklandığını söyledi. Veteriner Hekimi Çine, “Kediler yapıları gereği çok meraklı hayvanlar olduğundan, gördükleri hareketli cisimleri takip içgüdüsüne, diğer hayvanlar için ise, avcılık içgüdüsüne sahiptirler. Bu içgüdülerden dolayı, gün boyunca hayvan sahipleri tarafından açık bırakılan balkon, kapı ve pencereler kedileri hareket geçirmektedir. Cam önünde gördükleri kuş, kelebek ve sinek gibi canlıları avlamak amacıyla hiç düşünmeksizin yükseklerden atlayabilmektedir. Bunun yanı sıra çiftleşmek için kızgınlık dönemlerinde de dışarıdan aldıkları karşı cinse ait kokular nedeniyle de yine balkon ve pencerelerden atlayarak, düşme tehlikesiyle karşılaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Birçok kedi sahibi, hayvanının balkon ve pencereye çıkmaya alışkın olduğunu söylemektedir”

    Kedi sahiplerine yaşanan düşmeler karşısında alınabilecek önlemler hakkında önerilerde bulunan Çine, “Kedi bakılan her evin kapı ve pencerelerinde mutlaka güçlü bir sineklik ya da tel bulundurulmalıdır. Kolay açılabilir tel veya sineklikler çok korucuyu olmamaktadır fakat bunlar sağlamlaştırılıp, sabitlendiği takdirde oluşabilecek tehlikeleri ortadan kaldırabilir. Birçok kedi sahibi, hayvanının balkon ve pencereye çıkmaya alışkın olduğunu söylemektedir, ancak kedileri için bu bir alışkanlık değil ani refleks olarak meydana gelmektedir. Bu sebepten ötürü hayvan sahiplerinin her zaman tedbirli olması gerekir” şeklinde konuştu.

    “Hayvana şok durumunda mama ve su verilmeye çalışılmamalıdır

    Ayrıca Veteriner Hekimi Tuğba Çine, yüksekten kedi düşme vakalarının çoğunlukta gece saatlerinde meydana geldiği ifade ederek, “Kliniğe hastalarımızın birçoğu, gece saatlerinde gerçekleşen düşme vakalarından dolayı gelmektedir. Bu da kedilerin doğal yaşantısındaki gece saatlerinde aktif yaşam sürmesinden kaynaklıdır. Kedi sahibi kişilerin düşme sonrası acil yapmaları gereken başlıca hususlar, öncelikle hayvanın sakin bir ortama alınması gerekir. Daha sonra ciddi bir yarasının olup, olmadığını kontrol edilmesi önemlidir. Hayvan şok durumunda olabileceğinden dolayı, mama ve su verilmeye çalışılmamalıdır. Tüm bunları yaparken bir taraftan da hemen bir veteriner hekime başvurulup kliniğe götürülmelidir” dedi.

  • Tarhana Çorbası İçerken İki Kere Düşünün

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, Anadolu mutfağının vazgeçilmezi tarhana çorbasının bebek ve çocuklar için besleyici değerlerinin yetersiz olduğunu belirterek, hastalara da bu çorbanın içirilmemesi gerektiğini söyledi.

    Anadolu mutfağının vazgeçilmezi tarhana çorbası bebeklerin ilk ek çorbalarından biridir Tarhana çorbası, içerdiği domates, yoğurt , biber sebebiyle besleyici olduğunun akla getirir. Uzman Diyetisyen Işın Sayın ise tarhana çorbasıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın içerisinde un barındıran tarhana çorbasıyla ilgili, “Evet, tarhanada domates ve yoğurt vardır, ancak beyaz un o kadar baskındır ki; 1 çorba kaşığı tarhanaya karşılık 1 su bardağı su bile bazen az gelir. Gerçekçi olmak gerekirse yararlı içerikten çok, beyaz unun sakıncalarından söz etmek mümkün. Herkesin ezbere söylediği bir bilgiyi yıkmak zordur. Ancak tarhanayı daha sağlıklı hale getirmek için beyaz una biraz yakından bakmak gerekiyor. Düşünün ki; buğday tanesi kabuk, liflerinden, tüm faydalı kısmından ve hatta ruşeyminden ayrıştırılıyor, dövülüp öğütülüyor. İçine beyazlatıcı kanserojen bileşikler ekleniyor. Böylece beyaz un elde ediliyor. Toplumda insulin direnci ve hipoglisemi sorunu çok yaygın. Bu hastalıkların tedavisine eklenen ilaçlar (oral antidiyabetikler ve/veya akarbozlar) beyaz un ile buluşunca; tedavi edici etkisi ortadan kalkıyor, ilaçların yan etkileri hortluyor. Dahası, ’tatlıyı bıraktım, sakinleştim’ deseniz bile beyaz undan elde edilen bir çorba sinsice tatlı tat bile vermeden, kan glukoz seviyenizi olumsuz etkiliyor” dedi.

    “HASTALARA TARHANA ÇORBASI VERMEYİN”

    Nekahat dönemindeki hastalara verilen çorbalardan biri olan Tarhanayı geleneksel yöntemlerle pişirdiğinizde, çorbayı içtikten sonra bir takım rahatsızlıklar görülebileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Işın Sayın, “Toplumda geniş sayıda hastada, tarhanayı takip eden saatlerde: Aniden şiddetli acıkma, tatlı veya unlu mamül tüketme arzusu, tahammülsüzlük, uyku bozuklukları, esneme nöbetleri, halsizlik, zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü, sinirlilik, duygusal hassasiyet ve alınganlık, öfke kontrolünün elden çıkması gibi reaktif hipoglisemi ile uyumlu belirtiler de beraberinde hortlayabiliyor. Reaktif hipogliseminizin ne kadar şiddetli olduğuna bağlı olarak bu belirtilerin bir kısmı ortaya çıkabilir. Sadece insulin direnci ve hipoglisemide yanlış bir çorba değildir tarhana ve beyaz unlu çorbalar. Adet düzenleyici, antidepresan, kortizonlu ilaç tedavisi, menapoz ve polikistik over sürecindekiler için de, yatan hareketsiz hastalar için de, beyaz unlu çorbaların; ilgili durumlarla uyumsuz kimyaya sahip olduğu tartışılmazdır. Bebek ve çocuklar açısından da, besleyici değerinin yetersiz olduğunu söylemek zorundayım” diye konuştu.

    “El emeği göz nuru tarhanalarımızı çöpe mi atacağız dediğinizi duyar gibiyim” diyen Uzm. Dyt. Işın Sayın “Elbette ziyan etmeden kurtarabiliriz. Beyaz unun kanda glukoza dönüşerek istenmeyen sonuçlara neden olmasını önlemek , geciktirmek, besin kalitesini artırmak üzere, kullanabileceğimiz ilave malzemeler ve pişirme tekniği geliştirebiliriz” ifadesini kullandı.

    Sayın tarhana çorbasının nasıl pişirilmesi gerektiğini şöyle anlattı:

    “Çok derin tencereye malzemeleri rastgele üst üste ekleyin ve el blendırından geçirip karıştırarak kaynatın. Piştikten sonra kaseye koyup üzerine 1 tatlı kaşığı ruşeym ekleyin. Ruşeymi pişirerek besin değerini düşürmeyin. İşte eklemeniz gerekenler: 1 çorba kaşığı kepek / tam buğday / tam çavdar unundan biri, 4 çorba kaşığı el yapımı toz tarhana, 5 su bardağı içme suyu , 1 çorba kaşığı yoğurt, 1 çay bardağı süt, 1 çorba kaşığı tepeleme kuru nane, 2 çorba kaşığı tereyağı,1 çorba kaşığı zeytinyağı,1 çorba kaşığı tuzsuz kırmızı biber salçası,1 çorba kaşığı tuzsuz domates salçası, 1 tatlı kaşığı kekik, 1 çay kaşığı ucuyla kimyon.”

  • Davutoğlu: “Biz Olsak Ne Yapardık Diye Düşünün”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, muhalefetin Meclis’te temsilinin iktidarın temsili kadar en temel hak olduğunu belirterek, muhalefetin eleştiri haklarına saygı göstereceklerini ifade etti. Davutoğlu, tahammül edemeyecekleri tek şeyin nezaket dışı sözler ve şiddet olduğunu söyledi.

    1 Kasım seçimlerinin ardından AK Parti tarafından kurulan 64. Hükümet, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylama ile güvenoyu aldı. Güven oylaması sonrasında teşekkür konuşması yapmak üzere kürsüye çıkan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yüce heyetinizin 64. Cumhuriyet Hükûmetimize güvenoyu vererek göstermiş olduğu teveccüh dolayısıyla minnetlerimi ifade ediyor, hükûmetimizin milletimiz, ülkemiz ve insanlık için hayırlı çalışmalara vesile olmasını temenni ediyorum. Allah hayırlı eylesin, Allah utandırmasın” dedi.

    En büyük teşekkürü Türk milletine ettiğini belirten Başbakan Davutoğlu, milletin 1 Kasım’da modern demokrasilerde görülmeyen bir katılım ile modern demokrasilerde görülmeyen bir temsili Meclis’e yansıttığını belirterek, “Dün, Türkiye-Avrupa Birliği zirvesini gerçekleştirirken arkasında daha bir ay önce yüzde 85 katılımla ve yüzde 97,5 temsille oluşmuş bir Meclis’te yüzde 49,5’lik bir halk desteğiyle, güçle bulunan bir başbakan olmanın onurunu, gururunu yaşadım. Orada da mevkidaşlarıma ifade ettim. Bu, Türkiye’de demokrasinin ne kadar kökleşmiş olduğunu, halkımızın demokrasi bilincinin ne kadar sarsılmaz olduğunu bütün dünyaya gösteren bir tablodur. Tekrar, minnetlerimi, şükranlarımı aziz milletimize bir kez daha ifade ediyorum” diye konuştu.

    “BÜTÜN MİLLETİMİZİN HÜKÜMETİYİZ”

    “Evet, aldığımız oy oranı yüzde 49,5’tir ama şu andan itibaren bütün milletimizin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ve hükûmetiyiz” ifadelerini kullanan Davutoğlu, başka partilere oy veren yüzde 50.5’lik toplum kesiminin de hükümeti olacaklarını, onların seslerinin her zaman kulaklarında olacağını ifade etti. Davutoğlu, “Hiçbir zaman, hiçbir kesimi ihmal etmeyeceğiz, hiçbir yerden gelen hiçbir olumlu öneriye kulaklarımızı tıkamayacağız, herkesi dinleyeceğiz. Bütün bir milletin kaderini omuzlamış bir hükûmet olarak geleceğe emin adımlarla ilerleme kararlığını göstereceğiz. Bunun için sürekli olarak hem Meclisimizdeki istişareleri sürdüreceğiz hem de sivil toplum kesimleriyle sürekli temas hâlinde olacağız. Buradan bütün sivil toplum kesimlerine de sesleniyorum. Bize ileteceğiniz, ülkemizi aydınlık bir geleceğe götürmek üzere ileteceğiniz her fikre açığız. Bizimle en aykırı düşüncelere sahip olsanız dahi milletimizin temsilcileri olarak sizlerle her zaman temas hâlinde olacağız. Buradan değerli genel başkanlara ve muhalefetimize de hem bir çağrı hem de ortak bir kaderi paylaşmış olmanın atmosferiyle bazı hususlarda vurguda bulunmak istiyorum. Muhalefet, demokrasilerin olmazsa olmaz şartıdır. Muhalefetin olmadığı Meclisler otoriter totaliter ülkelerin meclisleridir. Muhalefetimizin bu Mecliste temsili, iktidarın temsili kadar en temel haktır, demokrasilerde bu temsile saygı göstermek herkesin görevidir. Dolayısıyla muhalefetimizin bu Meclis’te temsil anlamında da, eleştiri hakkına her zaman saygı göstereceğiz. Eleştiri en doğal hakkınızdır. Bu eleştirileri en doğru zeminde olumlu anlamda icraata yansıtmak için dikkatlice dinleyeceğiz. Her görüşü burada beyan edelim. En aykırı görüşlere dahi tahammülle ve anlayışla yaklaşalım. Ama bir şeye tahammül etmeyelim, nezaket dışı sözlere ve şiddete” şeklinde konuştu.

    “SEVİYEYİ ÜST DÜZEYDE TUTALIM, EMPATİ YAPALIM”

    Meclis’te grubu bulunan partilerden ricada bulunan Başbakan Davutoğlu, “Sadece AK Parti Genel Başkanı, Başbakan olarak değil, istikrarı gerçekleştirmiş yüce bir çatının altında bulunan bir milletvekili ve bir vatandaş olarak ve bu ricada bulunurken, grubum adına bu ricanın gerekliliğini her zaman yapacağımız taahhüdünde bulunuyorum. Birinci ricam, üslup ve muhteva açısından seviye ve nezaketi her zaman en üst düzeyde tutalım, hem en doğru dili kullanalım hem de konuşmalarımızın muhtevasında milletimiz için dile getireceğimiz fikirler, alternatif düşünceler olsun. Şeyh Edebali’nin sözünü hep beraber hatırlayarak, hep bize sükunetin, bize vakarın düştüğünü hiç unutmayalım. İkinci ricam, empati yapalım. Önce biz empati yapacağız. Getirdiğimiz her yasa teklifinde ‘acaba muhalefette olsaydık ne derdik’ diye düşüneceğiz ve ona göre yasa teklifinde gerekli revizyonları gerektiği zamanda yapacağız ve bundan da hiç gocunmayacağız. ‘Biz muhalefette olsak acaba ne derdik’ diye düşünüp ona göre tavır alacağız. Ama sizden de ricam siz iktidarda olsaydınız ‘en kritik zamanlarda, en kritik dönemeçlerde nasıl karar alırdık’ diye düşünüp ondan sonra bizi eleştirmeniz. Son örneğini hava sahamızı ihlal eden, daha sonra da Rusya’ya ait olduğu anlaşılan uçakların ihlali ile ilgili olayda yaşadığımız gibi eleştirmeden önce bir an sizin karar makamında olduğunuzu düşünün ve ‘hava sahası ihlal edilmiş bir ülkenin bir başkanı ya da hükümet üyesi olarak buna müsamaha gösterir miydik’ diye düşündükten sonra eleştirin. O zaman hep beraber göreceğiz ki, bu ülkenin kaderi söz konusu olduğunda, bu ülkenin milli onurunu temsil eden hususlar söz konusu olduğunda hep beraber ortak bir tavırda çok rahat buluşabileceğiz. O zaman göreceğiz ki, sadece milletimizin temsili bakımından son derece asil bir görev yürüten bu Meclis olmakla kalmayıp, aynı zamanda örnek ve çözüm üretebilen, karşılıklı anlayış içinde konuşabilen, birbirini anladıktan sonra eleştirebilen çok saygın bir heyet olma niteliğine kavuşacağız” dedi.