Etiket: Düşünün”

  • Dövme yaptırmadan önce düşünün

    Dr. Ata Nejat Ertek dövme yaptırmadan önce düşünülmesi gerektiğini söyledi.

    Dermatoloji Uzmanı Ata Nejat Ertek, “Dövme, insan derisi üzerine yapılan işaret ve desenlerin genel adıdır. Dövme yaptırmanın geçmişi en az 5 bin yıl öncesine dayanır. Dövme uygulamasının özellikle son 20 yılda ve gelişmiş ülkelerde genç popülasyonda popülaritesi artmıştır. 18-50 yaş arası dövme yaptırmış kişiler 18-50 yaş grubunun yaklaşık yüzde 25’ini, Avrupa ve Avustralya’da ise yaklaşık yüzde 10’unu oluşturmaktadır. İstenerek yapılan bu dövmeler zamanla, ilgi alanlarının değişmesi, inanç, ayrılık , yeni iş hayatı, utanç, daha iyi rol model olabilme gibi nedenlerden dolayı bazı kişiler için istenmeyen bir durum haline gelmektedir. Dövme silmek için yapılan ilk denemeler kesme ve zımparalama yöntemleri olmuştur. 1990ların sonunda Q Switch lazerler geliştirilmiştir. Bu yeni nesil lazer sistemleri dövme silme için kullanılan son teknolojidir. Ayrıca, renkli dövmelerin çıkarılmasına da imkan vermektedir. İşleminin risklerini minimuma indirmek ve oluşabilecek yara izlerini engellemek istiyorsanız Q Switch lazer tercih etmelisiniz. Tek bir dalga boyuna sahip lazer ile her renkteki dövmeyi silmek mümkün değildir. Değişik dalga boyuna sahip lazerler, değişik renkteki dövmeleri silebilirler. Örneğin, siyah dövmeyi çıkarmak için kullanılan dalga boyu, kırmızı renkteki dövme üzerinde etkili olmayarak deriye zarar verebilir. Dövme silme tedavisinde dövmenin türüne uygun lazerler dalga boyuna göre belirlenir. Uygun dalga boyunda lazer ışığıyla dövme boyası parçalanır ve patlar. Çok ufak parçalara ayrılan boya, hücreler tarafından taşınarak sindirilerek vücuttan atılır. Q Switch lazerler çevredeki sağlıklı deriye zarar vermeden dövme silme işlemini gerçekleştirir. Makineden çıkan lazer ışını ile dövme mürekkebi parçacıklara ayrılır ve bu parçalar, vücudun doğal mekanizması ile atılır. Bu atılma işlemi genelde birkaç hafta sürer” dedi.

    Dövmenin silme işleminin birçok faktörü etkilemekte olduğunu ifade eden Ertek, “Koyu renk dövmeler en hızlı şekilde cevap verirken bunu mavi, yeşil, kırmızı, turuncu ve pembe gibi sıcak renkler takip etmektedir. Koyu renk dövmeler için 4-6 seans yeterli olurken, açık renk dövmeler için bu sayı 12’yi bulabilmektedir. Kişinin kendi ten rengine yakın olan renkleri ve açık tonları silmek daha zordur. Dövmenin silinmesini etkileyen bir faktörde dövmenin derinliğidir. Dövme boyası ne kadar derindeyse, silme işlemi o kadar zor olmaktadır. Çünkü dövme lazerle silindiğinden, lazer ışığının etkisi derinin ne kadar altına inerse o kadar azalır. Lazerle dövme sildirmede büyük rol oynayan diğer etmense dövmenin yapıldığı bölgedir. Örneğin yüz ve boyun bölgelerinde çalışmak daha kolay olmaktadır. Bu bölgeler daha hızlı iyileştiğinden daha yüksek enerji ile çalışma imkanımız oluyor. Kişilerin bağışıklık sisteminin farklı olmasından dolayı, parçalanmış mürekkep pigmentlerini vücuttan atma hızı kişiden kişiye değişmektedir. Dövmenin profesyonel ya da amatör şekilde yapılmış olması da dövme silme işleminin seans sayısını etkilemektedir. Amatör dövmeleri çıkarmak profesyonel olanlara oranla çok daha kolaydır” diye konuştu.

    Q Switch lazer uygulamasında seansların 4-8 hafta aralıklarla yapılmakta olduğunu kaydeden Ertek, “Tüm deri tiplerine ve vücudun her bölgesine lazer ile dövme silme işlemi yapılabilir. Küçük bir dövme silme işleminin süresi 5 dakika sürerken, büyük veya birden fazla dövme için bu süre 1 saati bulabilmektedir. Pek çok kişi dövmelerini sildirmek istese de buna cesaret edememektedir. Bu işlemde acıyı minimuma indirmek için uygulama yapılacak bölgeye ağrı kesici kremler kullanılır. Eğer kişinin acı eşiği düşük ise bölgeye lokal anestezi uygulanabilir. Deride kızarıklık ve kabarma olağan olup, 15-30 saat içinde kaybolan zararsız yan etkilerdir. 1-2 gün deride gerginlik hissedilebilir. Lazer ile dövme sildirme uygulaması sonrasında hasta günlük aktivitelerine hemen döner. Bunun yanında tedavinin başarı oranını arttırmak amacıyla bazı uyarılar önem kazanır. Uygulama yapıldıktan sonra, işlem gören bölgenin güneşten korunması gerekir. Seanstan sonraki 1 hafta tavsiye edilecek pomadı kullanmak yeterlidir. Tedavi gerçekleştiği gün, uygulama yapılan bölgeyi temiz tutmak ve bu bölgeye su değdirmemek gerekir. Ertesi gün duş alınmasında sakınca yoktur. Seans sonrası günlük hayatı etkileyecek herhangi bir durum olmamaktadır. 2 hafta boyunca tedavi bölgesi güneşten korunmalı, solaryuma girilmemelidir. 4 hafta süresince ise peeling gibi işlemler yaptırılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

    Ertek, “Lazerle dövme sildirme yaptıracak kişilerin en büyük korkusu işlemden sonra iz kalmasıdır. Her tıbbi işlem gibi lazerle dövme çıkarılmasının da yararları ve riskleri mevcuttur. Bu nedenle, hastanın dikkatli olması ve doktorunun verdiği talimatları dinlemesi gerekir. Uygulama yapan kişinin tecrübesi ve kullanılan teknoloji çok önemlidir. Her kişi dövme sildirme işlemi için uygun değildir. Sonuç olarak, lazer ile dövme sildirme uygulaması uzun zaman ve sabır gerektiren uygulamalardır ve hemen sonuçların ortaya çıkması beklenmemelidir. Uygulama sürecinde dövme üzerindeki değişimler yavaş olarak ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.

  • Vücudunuzu deldirirken bir kez daha düşünün

    Başta kulak ve burunda insan vücudunun yansıması olan birçok nokta bulunduğunu belirten uzmanlar, kulak ve burun delinirken bu noktaların zarar görmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

    Kulak deldirmenin son zamanlarda yaygınlaştığını söyleyen İnegöl Devlet Hastanesi Tamamlayıcı Tıp ve Fizik Tedavi Doktoru Hüseyin Avni Çöl, insan vücudunun bütün organlarının kulakta yansımaları olduğunu, vücuttaki herhangi bir ağrının kulaktan teşhis edilebileceğini belirtti. Çöl,

    “Asıl mesele hijyen. Yaptırılacaksa hijyenik bir ortamda yaptırılması gerekiyor. Vücudumuz bir bütün halinde işliyor. Herhangi bir bozukluk, kusur veya delik vücudun tamamını etkiliyor. O yüzden kulak deldirilen nokta, dahi özel olarak seçilmiştir. Tecrübe edilerek bulunmuştur, binlerce yıllık gelenektir. O nokta, Çin tıbbında, doğu tıbbında vücuda en az zarar verecek olan noktadır aslında, tesadüfi değildir” dedi.

    Dövme yaptırılmamasını tavsiye eden Çöl, “Tercih edilecekse, özellikle çok fazla, üst üstte, arka arkaya, aynı organ üzerinde, özellikle kulakta veya burunda, dudak çevresinde, dilde, göbekte ya da vücudun herhangi bir noktasında olmamalı. Buralarda piercing uygulaması veya delik yapmamak gerekiyor. Vücudun bütün işleyişine etki ediyor. Bozucu alanlar diye tabir ettiğimiz alanlar oluşturuyor. İlla ki küpe takmak istiyorlarsa, dediğimiz gibi vücuda en az etkisi olan o kulak memesinde belirlenen noktayı deldirsinler” diye konuştu.

  • “Özür dilemek için hediye seçerken iki kere düşünün”

    Ciceksepeti.com’un ürün yetkilisi Eyüp Özcan, sebepsiz yere gönderilen hediyelerin daha çok samimiyet yansıttığını dile getirdi.

    Ciceksepeti.com’un ürün yetkilisi Eyüp Özcan, sebepsiz yere gönderilen hediyelerle kişilerin samimiyeti daha çok hissettiğini belirterek kendine hediye alanların sayısının da azımsanmayacak kadar çok olduğunu söyledi.

    Kişilerin aralarındaki ilişkinin hediyenin manasını değiştirebileceğini aktaran Özcan, “Herkese aynı hediye gönderilmesi yanlış bir tutum. Ancak bu demek olmuyor ki anneye gönderilen hediye ile eşe gönderilen aynı olamaz. Mesela mesajlı çikolata kutuları, annenize gönderdiğinizde sevgi dolu bir hediye olabiliyorken, eşiniz bu sürprizi son derece romantik karşılayabilir” dedi.

    “Özür dilemek için hediye seçerken iki kere düşünün”

    Her sebep için ayrı bir hediye seçilebileceğini belirten Özcan, “En çok dikkat edilmesi gereken hediye grubunu özür dilerken gönderilebilecek hediyelerdir. Kişilerin kırgınken olan hassasiyetleri ile neşeli günlerindeki düşünceleri oldukça farklı olabiliyor. Bu sebeple özür dilerken gönderilecek hediyelerde iki kat özen göstermek gerek. Özür dileyeceğiniz kişinin vereceği tepkileri hesaba katarak bir hediye seçmeli ve mutlaka yanında kendi cümleleriniz ile özür dilediğiniz bir not göndermelisiniz” diye konuştu.

    Hediye göndermedeki en ince detayın, hediye gönderilecek kişiyi iyi tanımak olduğunu söyleyen Özcan, kişilerin ilgi alanları doğru tahlil edildiğinde memnun etmeyecek bir hediyenin olmayacağını ifade etti.

  • “Tartışırken bir daha düşünün”

    Uzman Psikolog Özge Genlik, bir fikir üzerinde tartışırken ’merakla’ ve ’keşifle ilerleyin’ önerisinde bulunarak, “İki dinleyin, bir konuşun. Tartışmanızın bir amacı, hedefi olsun. Öğrenmeye açık olun. Karşı tarafın savından birşeyler keşfetmeye ve öğrenmeye çabalayın. Düşünce ve duygularınızı ’ben dili’ ile ifade edin. Kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koymaya çalışarak empati kurun” dedi.

    “Bir ağacın en önemli besi kaynağı su ise, ilişkilerimizin en önemli besi kaynağı da verimli tartışmalardır” diyen Uzman Psikolog Özge Genlik, “Tartışma dediğimizde zihnimize olumsuz imajlar gelse de duygularımızı ve düşüncelerimizi karşımızdaki kişiye aktardığımız aynı zamanda karşımızdaki kişinin bahsettiğimiz konu hakkındaki görüşlerini dinlediğimiz böylelikle karşılıklı fikir alışverişi sayesinde gerçekliğe en yakın doğruya ulaşmak için çabaladığımız bir konuşma biçimidir tartışma. Her şey ölçüsünde ve sınırlarını bildiği takdirde verimli ve sağlıklıdır. Su içmek sağlıklı olma halini destekler ancak böbreklerimizin sentezleyemeceği kadar su içmek ise sağlımıza zarar verir. Fizyolojik hastalığımız için kullandığımız bir ilaç, tedavi edici güce sahiptir lakin ilacın dozajını kendi kafamıza göre azalatıp, çoğaltırsak o ilaç bir zehire dönüşebilir” diye konuştu.

    “İlişkilerimizde tartışmanın boyutunu ve sınırlarını belirlemek bizim elimizdedir”

    Uzman Psikolog Özge Genlik, duygu ve düşüncelerin ifade bulmasına vesile olan sözcüklerin çok güçlü yaratım potansiyeline sahip olduğunu ifade ederek, “Bu sebeple, ne zaman, nerede, neyi, nasıl söyleyeceğimize özen göstermek ruhsal sağlığımız için çok önemlidir aynı zamanda fiziksel sağlığımız çin de çünkü ruhsal ve fiziksel sağlık bir bütündür. İlişkilerimizde tartışmanın boyutunu ve sınırlarını belirlemek bizim elimizdedir. Eğer tartışma zemininde ilişkinizde bugüne değin içinize attığınız, ifade bulmamış duyguları dile getiriyorsanız; karşınızdaki sevgilininizi, eşinizi, arkadaşınızı ya da akrabanızı dinlemek yerine sadece kendi vereceğiniz cevaba konsantre olarak dinlemiş gibi yapıyorsanız; sürekli eskilere dönerek ’sen bana o gün yapmıştın’ gibi zihninizde sürekli geçmişi çiğneyip duruyor; karşınızdaki kişiyi başka birine benzeterek küçümsüyor ve saygısızca davranıyorsanız; ’sen dili’ ile konuşarak; karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koymaksızın düşünce bombardımanı ile kendinizi müdaha ederek, ’ben haklıyım’ düşüncesi ile hareket ediyorsanız; bu ve benzeri nitelikleri taşıyan ’haklı-haksız’ çerçevesi içerisinde dönüp duran tartışmalar neticesindeki tek sonuç; sağlığımıza vereceğimiz zarardır” dedi.

    “Verimsiz tartışmalar sağlığı olumsuz yönde etkiler”

    ’Sen dilinin’ hakim olduğu ’haklı-haksız’ zemininde şekillenen sık sık meydana gelen verimsiz tartışmaların sağlığı olumsuz yönde etkilediğine dikkat çeken Uzman Psikolog Özge Genlik, “Sık sık tartışan bireyin strese yönelik toleransı düşer. Sürekli salgılanan stres hormonu olarak da bilinen adrenalin yorgun ve endişe hissetmemize neden olur. Kalp daha fazla enerji üretmek zorunda kalır. Beden daha fazla enerji sağlamak için yağ harcadığından kandaki kolestrol ve yağ miktarı artmaya başlar. Bunun sonucunda kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlanır. Günümüzde kalp ve damar hastalıkları sorunları en fazla erkeklerde görüldüğünden sık sık tartışmanın erkekleri kadınlara oranla daha fazla olumsuz yönde etkilediğini söyleyebiliriz. Aynı zamanda çalışmayan ve yeterince sosyal çevresi olmayan kişiler de oluşan stresi sağlıklı bir şekilde yönetemediklerinden sağlıkları büyük oranda risk altındadır. Sağlıklı bir tartışma zemini oluşturmak için bir fikir üzerinde tartışırken ’merakla’ ve ’keşifle’ ilerleyin. İki dinleyin, bir konuşun. Tartışmanızın bir amacı, hedefi olsun. Öğrenmeye açık olun. Karşı tarafın savından birşeyler keşfetmeye ve öğrenmeye çabalayın. Düşünce ve duygularınızı ’ben dili’ ile ifade edin. Kendinizi karşınızdaki kişinin yerine koymaya çalışarak empati kurun” açıklamasında bulundu

  • Baharat kullanırken bir kez daha düşünün

    Kış aylarının vazgeçilmezi baharatlardan lezzetli karışımlar hazırlarken dikkat edilmesi gerektiğini belirten Gıda Uzmanı Adnan Beder, gramajların çok önemli olduğuna ve her baharatın hammaddesinin birbiriyle uyuşmadığını söyleyerek uyardı.

    Avrupa’nın reçetelerini Türkiye’ye getirdi

    Baharat kullanımı özellikle vücut direncinin azaldığı ve soğuk havaların etkili olduğu kış aylarında daha çok artarken, DBS Devtat Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Beder, Avrupa’nın Ar-Ge çalışmaları sonucu oluşturduğu sağlıklı baharat karışım reçetelerini Türkiye’ye getirdi. Her biri ayrı sağlık deposu baharatlardan karışım hazırlarken katılan gramajların çok önemli olduğunu ifade eden Beder, her baharatın birbiriyle uyuşmadığını dile getirerek, “Her baharat birbiriyle uyuşmayabiliyor. Karışım hazırlarken birbirine zıt kullanılan baharatlar fayda sağlamaya çalışırken kişiye zarar verebilir” dedi.

    “Kafanıza göre karışım hazırlamayın”

    Uzun yıllar Hollanda başta olmak üzere Avrupa’da baharat üzerine çalışmalar yaparak satışa sunan Gıda Uzmanı Adnan Beder, “30 senelik tecrübeme dayanarak söylüyorum ki kafanıza göre karışım hazırlamayınız. 30 gram tarçın, 20 gram zencefil gibi tariflerle reçete hazırlanmalıdır. Avrupa’da uzun uğraşlar sonucu, baharatların hepsinin araştırmaları ile Ar-Ge çalışmaları yapılıyor ve bu o kadar önemli ki. Örneğin tam gramajı yerine fazla tarçın ya da muskat kullandığınızda bu size zarar verebilir. Ayrıca bazı baharatlardaki hammadeler birbiriyle uyuşmuyor. Onun için sağlık açısından gıda kodeksinden geçerek bakteriyel açısından da bakarak bir reçeteyi oluşturuyorlar. Bizim yaptığımız reçeteler de Avrupa’dan gelen reçetelerdir” diye konuştu.

    “Yemek kapağını açıp baharatı kavanozla dökmeyin”

    Uzun ve sağlıklı yaşamak için baharat tüketiminin önemli olduğunu dile getiren Beder, baharatların doğru kullanıldığında kanserden kalp hastalıklarına, beynin fonksiyonlarının artırılmasından kalori yakmaya kadar pek çok faydası olacağını söyledi.

    Öte yandan baharatların sağlıklı bir şekilde saklanmasının da büyük önem taşıdığını kaydeden Beder, yemek kapaklarının açılıp kavanozla baharatların dökülmemesi gerektiğini, bu durumda kalan baharatların nemden etkilenerek zarar görebileceğini de sözlerine ekledi.