Etiket: Düşüklüğü’ne

  • Göz kapak düşüklüğüne dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, göz kapağı düşüklüğüne dikkat çekti.

    Göz kapak düşüklüğünün nedenine göre ilerleme gösterdiğini belirten Op.Dr.Şeyda Atabay, “Göz kapak düşüklüğü denilince akla gelen genelde yaş ile veya genetik nedenlerle cilt ve yüzeyel kaslarda gevşemedir. Bu durum yaşla ve yerçekimi etkisiyle yıllar içerisinde ilerleme gösterir. Tedavi olunduğunda hastamız 10-15 yıl daha genç ve sağlıklı görünebilmektedir” dedi.

    Göz kapağı düşüklükleri bazı durumlarda derin kas tabakası bozukluğunda meydana geldiğini anlatan Op.Dr.Şeyda Atabay, “Buradaki sebep farklı olduğu için tedavi de farklı olmaktadır. Bu hastalık pitozis olarak adlandırılmaktadır. Göz kapağı düşüklüğü olarak pitozis temelde 4 sebebe bağlı olabilir. Bunlar, konjenital , aponevrotik, mekanik ve nörojenik olarak sınıflandırılabilir. Konjenital olan göz kapak düşüklüğü cocukluk döneminde vardır, zamanla genelde değişmez, şiddetine göre rahatsızlık yapar. Çok ileri olduğu durumlarda özellikle göz görme aksını kapatıyorsa erken tedavi yapılmalıdır. Tedavide geç kalınırsa göz tembelliğine sebep olmaktadır. Aponevrotik nedenler olarak saydığımız diğer bir durum yetişkinlerde karşımıza çıkan ve ilerleme gösteren bir kapak düşüklüğüdür. Burada sebep göz kasının kendisinde bir sorun olmayıp, kasın olması gereken yerden ayrılması durumudur. Çocukluk döneminde yoktur. Genelde geçirilen bir hastalık, geçirilen bir ameliyat, göz kapaklarının sürekli travmaya maruziyeti, kontakt lens kullanımı gibi pekçok nedenle ortaya çıkabilmektedir. Bundan daha 15 yıl önce lazerli katarakt ameliyatlarından daha çok olarak yapılan dikişli katarakt ameliyatları göz kapak düşüklüğü için önemli bir sebepti. Günümüzde dikişli ameliyatların terkedilmesi kapak düşüklüğü oranını önemli ölçüde azaltmıştır” şeklinde konuştu.

    Op.Dr.Şeyda Atabay, gözlerin aşırı ovuşturularak kaşınması, göz kapağına aşırı travma uygulanması, kontakt lens kullanımının genç yaşlarda görülebilen aponevrotik pitozis sebeplerinden olduğunu sözlerine ekledi.

  • Çocuklarda göz kapağı düşüklüğüne dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, çocuklarda doğuştan ya da yaşa bağlı olarak göz kapaklarında gelişen içe ya da dışa dönme, üst göz kapağı düşüklüğü, kirpik bozuklukları gibi sorunlar nedeniyle gözün fonksiyonunun tehlikeye girebildiğini söyledi.

    Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, göz kapağı düşüklüğü sorunu ile ilgili bilgi verdi. Göz kapağı düşüklüğünün doğuştan veya ilerleyen yaşlarda görülebildiğini belirten Doç. Dr. Barış Yeniad “En sık göz kapağı düşüklüğü nedenleri yaşa bağlı göz kapağını kaldıran kaslarda güçsüzlük, göz bölgesine gelen travmalar, geçirilmiş göz ameliyatları, miyokondrial miyopati gibi kas hastalıkları ve doğuştan göz kapağı kaslarının yeterli gelişmemesidir. Doğuştan göz kapağı düşüklüğü, göz kapaklarını yukarı kaldıran ’levator palpebralis’ olarak adlandırılan kasın yeteri kadar gelişmediği durumlarda ortaya çıkar. Her 10 bin doğumda bir bebekte bu durum ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan göz kapağı düşüklükleri sadece estetik bir durum değildir. Eğer üst göz kapağı göz bebeğini kapatacak kadar düşükse o gözde tembellik riski olduğundan ileride görme kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle düşüklüğün acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Göz bebeğini kapatmayan göz kapağı düşüklüklerinde ise, eğer düşüklük tek taraflı ise sağlam gözde kapama yapılarak kapak düşüklüğü bir süre izlenebilir. İki taraflı doğuştan göz kapağı düşüklüklerinde altta yatan nedenler araştırılmalıdır. Bu tür durumlarda genel kas hastalıkları kapak düşüklüğüne yol açabildiğinden göz doktoru ve çocuk doktorunun birlikte çalışması gerekmektedir” dedi.

    “Cerrahi tedavide tecrübe son derece önemlidir”

    Göz kapağı düşüklüğünün tedavisinin cerrahi olduğunu anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, “Yapılacak cerrahi tedavi seçiminde muayenede uygulanacak tanı yöntemleri son derece önemlidir. Kapak düşüklüğünde yanlış tedavi uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar alınamaz bu nedenle cerrahi tedavide tecrübe son derece önemlidir. Tanı yöntemleri arasında en önemlisi göz kapağını kaldıran kasın ne kadar çalıştığının tespitidir. Eğer bu kas iyi çalışıyorsa ameliyat sonrası sonuçlar çok daha iyi olmaktadır. Temel olarak göz kapağı düşüklüğünün tedavisinde iki yöntem mevcuttur. Birinci yöntem; göz kapağını kaldıran kas yeteri kadar çalışıyorsa bu kasın kuvvetlendirilerek daha iyi çalışır hale getirildiği levator cerrahisidir. Eğer göz kapağını kaldıran kas çalışmıyorsa göz kapağı frontal askı dediğimiz yöntem ile alnımızdaki frontal kasa içeriden asılır. Askı yönteminde bacaktan alınan otojen fascia lata veya silikon gibi materyaller kullanılabilir. Çocuklarda her iki yöntem de genel anestezi altında yapılmalıdır. Hastaların bilmesi gereken en önemli husus kapak düşüklüğünde uygulanan cerrahi sonrasında tekrar ayarlama yapmak gerekebilir. Her iki kapak arasında 1 milimetreden az fark olması başarı kriteri olarak kabul edilir. Ameliyat sonrasında dikişler ise 1’inci haftada alınmaktadır. Küçük çocuklarda eriyebilen dikişler kullanılırsa dikiş alınmasına gerek yoktur” ifadelerini kaydetti.

    “Erken yaşta tedavi edilmelidir”

    Göz kapağı düşüklüğü tedavisinde en önemli şeylerden birinin göz kapağı yüksekliğinin ayarlanması olduğunu kaydeden Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Barış Yeniad, şunları söyledi:

    “Kapak yüksekliği az veya çok ayarlanırsa istenen sonuç alınamaz. Yetersiz veya fazla düzeltmelerde tekrar ayarlama yapılabilir. Özellikle frontal askı cerrahisinde fazla düzeltmelerde göz kapağı yeterli esneklikte olmaz ve kapanmada problemler yaşanabilir. İyi kapanmayan göz kapakları nedeni ile saydam tabakamız korneada çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Ancak bebeklerde ve küçük çocuklarda yapılan göz kapağı düşüklüğü tedavisinde kapak yüksekliği genel anestezi altında ayarlandığından ameliyat sonrasında ufak farklılıklar olabilir. Bu yaşlarda yapılan cerrahinin temel amacının estetik değil, göz tembelliğinin engellenmesi olduğu unutulmamalıdır.

    Doğuştan olabilen göz kapağı problemleri arasında göz kapağının içeri (entropium) veya dışarı dönmesi (ektropium), sinir felçlerine bağlı olarak göz kapağının tam olarak kapanamaması (lagoftalmi), göz yaşı yollarının tam olarak gelişememesi nedeni ile devamlı gözlerde sulanma, çeşitli sendrom ve anomalilere bağlı olarak üst veya alt göz kapağının tamamı veya bir kısmının gelişmemesi (kolobom) sayılabilir. Örneğin blefarofimozis; göz kapağında düşüklük, burun kökünde genişlik ve farklı kapak anomalileri görülen nadir bir hastalık olmasına karşın kapak düşüklüğü genelde göz bebeğini kapattığından erken yaşta tedavi edilmelidir.

    Bebeklerde göz kapaklarının içeri doğru dönmesi nadir görülen bir hastalıktır ancak kapağın içeri dönmesi ile beraber kirpikler kornea dediğimiz saydam tabakaya değerek ciddi görme problemlerine yol açabilir. Tanıda öncelikle kapağın içeri dönmesinin kalıcı mı yoksa yaş ilerledikçe geçebilecek bir durum mu olduğu ortaya konmalıdır. Epiblefaron denilen ve alt göz kapağının sadece bir kısmının içeri döndüğü durumlarda acil tedaviye gerek yoktur ve kornea zedelenmesi yoksa beklenebilir çünkü hastalık göz kapağının gelişmesi ile kendiliğinden geçer. Entropium dediğimiz alt göz kapağının kalıcı olarak içeri dönmesinde ise mutlaka acilen tedavi yapılmalıdır çünkü kirpiklerin devamlı korneaya sürtmesi ile gözde delinme meydana gelebilir.

    Sinir felçlerine bağlı olarak göz kapaklarının tam olarak kapanamaması lagoftalmi olarak ifade edilir. Sinir felcine bağlı olarak göz kapakları özellikle uykuda açık kalır, gözde kızarıklık, yanma batma ve alt göz kapağında gevşeklik gelişir. Sinir felcinin nedenleri araştırıldıktan sonra tedaviye geçilmelidir. Medikal tedavide suni gözyaşı damlaları ve antibiyotikli damlalar verilmelidir. Eğer felç durumunda bir iyileşme görülmüyorsa göz kapaklarının kapatılamaması korneaya zarar verebileceğinden göz kapaklarının kapanabilmesi amacı ile üst göz kapağına çeşitli ağırlıklarda altın plaklar yerleştirilerek kapak kapanması sağlanır. Gevşek alt göz kapağı da sıkılaştırılarak üst ve alt göz kapaklarının birbirine yaklaştırılması amaçlanır.”

  • Göz kapağı düşüklüğüne dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, göz kapağı düşüklüğünün sıklıkla karşılaşılan ve günümüzde görselliğin ön planda olması nedeniyle çok rahatsızlık veren bir durum olduğunu belirterek, bu probleme dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, “Gözlerimiz karşılıklı ilişkilerde en çok dikkat edilen alan olması yanı sıra günümüz teknolojisinde net görme çok önem kazanmıştır. Göz kapağı düşüklüğü son zamanların en çok tedavi edilen durumlarının başında gelmektedir. Ancak burada önemli olan durum göz kapağı düşüklüğünün hangi dokuları kapsadığı ve hangi yollarla tedavi edilebileceğidir” dedi.

    Çoğunlukla yaşa bağlı olarak cilt ve yüzeysel kaslarda gevşeme ve sarkma olarak karşımıza çıkan durumun kozmetik olarak değerlendirilip tedavinin planlandığını kaydeden Atabay, “Ancak burada önemli olan öncelikle kapak düşüklüğüne neyin sebep olduğunun belirlenmesidir. Çünkü basit bir kapak düşüklüğü olarak değerlendirdiğimiz bu durumun sebebi aslında daha altta yerleşmiş olan derin kas tabakasındaki bozukluğa bağlı olabilmektedir. Tedavi planımıza bunu eklemezsek tedavi yanlış olacak veya eksik kalacaktır. Gözlerimiz bir bütündür. Göz kapağı düşüklüğü göz kuruluğu ile birlikte olabilir. Göz kapak düşüklüğü göz temel kaslarının zayıflığı ile birlikte olabilir. Göz kapak düşüklüğü aslında nörolojik olarak tanımladığımız sinir kas kavşağındaki bir hastalığa bağlı olabilir” ifadelerini kullandı.

    Atabay, “Öncelikle kapak düşüklüğü sebebi belirlenmeli, tedavi ona göre yapılmalıdır. Kapak düşüklüğü genç yaşta görülen blefaroşalazis mi, ileri yaşlarda görülen dermatoşalazis mi, yoksa sebep aslında pitozis mi çok iyi değerlendirilmelidir. Bu ayrım yapılmadan tedaviye kalkışılması çok vahim sonuçlar doğurabilmektedir. Pitozis varlığını farketmeden bunu blefaroplasti olarak tedavi etmeye çalışılması ile gözü pek çok risk karşısında savunmasız bırakmaktır” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Göz kapağı düşüklüğüne dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şeyhmus Arı, göz kapaklarının içe doğru dönmesinin görme kaybına yol açabileceğini söyledi.

    Memorial Dicle Hastanesi’nde görevli Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Şeyhmus Arı, göz kapaklarının düşüklüğü ile ilgili açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Arı, toplumda yaygın olarak görülen göz kapağı düşüklüklerinde, kapakların dışa veya içe dönmesinin göze oldukça ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Göz kapağı düşüklüğünün doğumsal nedenlerle birlikte sonradan da oluşabileceğini aktaran Doç. Dr. Arı, bunlara uygulanacak cerrahi müdahalelerle görme alanı ve görme artışının sağlanabileceğini dile getirdi.

    “Basit göz fonksiyonu göz kaybına neden olabiliyor”

    Göz kapağının dışa doğru dönmesinin altında birçok sorunun yattığına değinen Doç. Dr. Arı, şöyle konuştu:

    “Yaşlılığa bağlı olarak göz kapağının stabilitesini sağlayan ya da yapılarda meydana gelen gevşeme nedeni ile göz kapağı dışa doğru dönmekte ve buna bağlı olarak da göz yapıları dış ortama daha hassas hale gelmektedir. Göz kapaklarındaki bu yapıları tekrar eski haline getirilmesi ile hem fonksiyonel hem de kozmetik bir sonuç elde edilebilir. İçe doğru dönen göz kapağı, kirpikler göz yapılarına temas etmekte ve çok basit göz enfeksiyonlarından göz kaybına gibi birçok nedene yol açmaktadır. Bunu önlemenin yolu da yine cerrahi müdahale ile gerçekleşir. Cerrahi müdahale ile yine eski pozisyonuna kazandırılması sağlanması hem de fonksiyonel olarak da göz kapağı üzerindeki kirpiklerin göze teması engellenerek bu tablonun düzelmesi mümkün.”

    Çocuklarda göz tembelliğine dikkat

    Göz kapağının kapanamaması durumunda buna erken dönemde müdahale edilmediğinde hastalığın göz tembelliğine dönüşeceğini de vurgulayan Doç. Dr. Arı, “Çocuklarda ilk iki, üç ay içerisinde göz kapağı açılmıyorsa, doğumsal nedenlerden dolayı göz kapağı düşüklüğü varsa ışığın göze girişini arttırmak amacıyla göz kapağının açılması, kapak operasyonunun yapılması tembellik oluşumunun önlenmesi açısından oldukça önemlidir” diye konuştu.

  • Göz Kapağı Düşüklüğü’ne Dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr.Barış Yeniad, göz kapağı düşüklüğüne dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

    Göz kapağı düşüklüğünün doğuştan veya ileri yaşlarda görülebildiğini anlatan Doç.Dr.Barış Yeniad, “En sık göz kapağı düşüklüğü nedenleri yaşa bağlı göz kapağını kaldıran kaslarda güçsüzlük, göz bölgesine gelen travmalar, geçirilmiş göz ameliyatları, miyokondrial miyopati gibi kas hastalıkları ve doğuştan göz kapağı kaslarının yeterli gelişmemesidir” dedi.

    DOĞUŞTAN GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜKLERİ NEDEN OLUR?

    Doğuştan göz kapağı düşüklüğünün göz kapaklarını yukarı kaldıran” levator palpebralis” olarak adlandırılan kasın yeteri kadar gelişmediği durumlarda ortaya çıktığını kaydeden Doç.Dr.Barış Yeniad, “Her 10 bin doğumda bir bebekte bu durum ortaya çıkabilmektedir. Doğuştan göz kapağı düşüklükleri sadece estetik bir durum değildir. Eğer göz kapağı göz bebeğini kapatacak kadar düşükse o gözde tembellik riski olduğundan ileride görme kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle düşüklüğün acilen düzeltilmesi gerekmektedir. Tedavi mutlaka cerrahidir ve başka bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Uygulanacak cerrahi tedavi ise göz kapağını yukarı kaldıran kasın kuvvetine göre seçilir” diye konuştu.

    ERİŞKİNLERDE GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR ?

    Doç.Dr.Barış Yeniad, erişkinlerde göz kapağı düşüklüğü en sık yıllar içinde göz kapağını kaldıran kasın zayıflamasına bağlı olarak geliştiğini ifade ederek “Bu durum özellikle ileri yaşta katarakt ameliyatı geçirmiş hastalarda daha sık görülmektedir . Bunun dışında travmalar, sinir felçleri veya göz kapağı yapısını bozan kitlelere bağlı olarak meydan gelebilir. Erikinlerde göz kapağı düşüklüğü sıklıkla kozmetik istenmeyen sonuçlara neden olur ve düzeltilmez ise zamanla artabilir” dedi.

    GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Göz kapağı düşüklüğünün tedavisinin cerrahi olduğunu anlatan Doç.Dr.Barış Yeniad, daha sonra şunları söyledi; “Yapılacak cerrahi tedavi seçiminde muayenede uygulanacak tanı yöntemleri son derece önemlidir. Kapak düşüklüğünde yanlış tedavi uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar alınamaz bu nedenle cerrahi tedavide tecrübe son derece önemlidir. Tanı yöntemleri arasında en önemlisi göz kapağını kaldıran kasın ne kadar çalıştığıdır. Eğer bu kas iyi çalışıyorsa ameliyat sonrası sonuçlar çok daha iyi olmaktadır. Temel olarak göz kapağı düşüklüğünde iki yöntem mevcuttur. Birinci yöntem göz kapağını kaldıran kas yeteri kadar çalışıyorsa bu kasın kuvvetlendirilerek daha iyi çalışır hale getirildiği levator cerrahisidir. Levator cerrahisi yaklaşık 15-20 dakika süren lokal anestezi altında uygulanan bir yöntemdir. Kapak yüksekliği ameliyat sırasında ayarlanır ve hasta ile kooperasyon son derece önemlidir. Eğer göz kapağını kaldıran kas çalışmıyorsa göz kapağı frontal askı dediğimiz yöntem ile alnımızdaki frontal kasa asılır. Askı yönteminde bacaktan alınan otojen fascia lata veya silikon gibi materyaller kullanılabilir. Frontal askı cerrahisi lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Çocuklarda ise her iki yöntem de genel anestezi altında yapılmalıdır. Hastaların bilmesi gerekn en önemli husus kapak düşüklüğünde uygulanan cerrahi sonrasında tekrar ayarlama yapmak gerekebilir. Her iki kapak arasında 1mm den az fark olması başarı kriteri olarak kabul edilir. Ameliyat sonrasında dikişler ise 1.haftada alınmaktadır.

    Göz kapağı düşüklüğünde en önemli şeylerden biri göz kapağı yüksekliğinin ayarlanmasıdır. Kapak yüksekliği az veya çok ayarlanırsa istenen sonuç alınamaz. Yetersiz veya fazla düzeltmelerde tekrar ayarlama yapılmalıdır.Özellikle frontal askı cerrahisinde fazla düzeltmelerde göz kapağı yeterli esneklikte olmaz ve kapanmada problemler yaşanabilir. İyi kapanmayan göz kapakları nedeni ile saydam tabakamız korneada çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.”