Etiket: Düşük

  • “Yurtdışından gelen pozitif vak’alarda virüs miktarı düşük”

    “Yurtdışından gelen pozitif vak’alarda virüs miktarı düşük”

    Yakın Doğu Üniversitesi Covid-19 PCR Laboratuvarı’nda Covid-19’a neden olan SARS-CoV-2’nin yerel yayılımı üzerine yürütülen çalışmalarda, virüs yükünün yani solunum yollarında taşınan virüs sayısının çok yüksek olduğu belirlendi.

    13 Temmuz-14 Eylül 2020 tarihleri arasında alınan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran kişilerden alınan örnekler üzerinde Yakın Doğu Üniversitesi DESAM Enstitüsü Covid-19 PCR Laboratuvarı’nda yapılan testler sonucunda belirlenen 69 pozitif vakanın ortalama virüs yükünün 2.500.000 kopya olduğu saptandı.

    “Yerel vakalarda virüs miktarı yüksek seyrediyor”

    Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Tıbbi Mikrobiyoloji ve Viroloji Uzmanı Prof. Dr. Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi Covid-19 PCR Laboratuvarı’nda gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde 13 Temmuz-14 Eylül 2020 tarihleri arasında Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran kişiler arasında 69 kişinin pozitif saptandığını söyledi.

    Yapılan analizlere göre pozitif vakaların ortalama virüs yükünün 2 milyon 500 bin olduğunu vurgulayan Şanlıdağ, yerel vakaların önemli bir bölümünde kuşkulu temas öyküsünün bulunmadığı; yani kişilerin virüsü kimden, nasıl aldıklarını bilmediklerini, pozitif vakaların yaş ortalamasının 31 ve yüzde 72’sininde erkek olduğunu ifade etti.

    Prof. Dr. Şanlıdağ, “1 Temmuz – 9 Eylül 2020 tarihleri arasında ülkeye hava ve deniz yoluyla gelen ve Yakın Doğu Üniversitesi Covid-19 PCR Laboratuvarı’nda pozitif saptanan 65 kişinin yüzde 70’nin erkek olduğunu ve vakaların taşıdığı ortalama virüs miktarının 25 bin olarak tespit edildiğini söyleyerek, “İki grup arasında virüs yükü bakımından ortalama 100 kat fark bulunuyor. Ülkeye girişlerde çift PCR stratejisi uygulanıyor. İlk PCR testleri negatif çıkan kişilerin ülkeye giriş yaptıktan sonra yapılan ikinci PCR testlerinde pozitif saptanmaları; kişilerin hastalığın başlangıç aşamasında olabileceklerini ve düşük miktarda virüs taşıdıklarını düşündürüyor” diye konuştu.

    “Hastalığın bulaşması için 300 virüs yeterli”

    Bilimsel araştırma sonuçlarına bakıldığında hastalığa yakalanmak için en az 300 virüsün alınmasının yeterli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Şanlıdağ, “Oldukça düşük bir miktar ve herkesin azami özeni göstermesi gerekiyor. O nedenle kapalı yerlerde, kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçınılmalı, maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyulmalı” şeklinde konuştu.

  • Aydemir: “Fındıkta rekolte düşük”

    Aydemir: “Fındıkta rekolte düşük”

    Çarşamba Ziraat Odası Başkanı Muammer Aydemir, Çarşamba Ovası’nda geçen seneye oranla fındıkta rekoltenin düşük olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin sayılı ovaları arasında yer alan Çarşamba Ovası hakkında konuşan Aydemir, “Fındıkta rekolte çalışmalarına başladık. Hatta şu anda da mühendislerimiz bahçelerde, arazilerde incelemelerde bulunuyorlar. Gezdiğimiz köylerde ise şunu fark ettik: Geçen seneye oranla fındıkta rekolte düşük. Özellikle yüksek kesimlerde yaşanan sel, dolu ve rüzgardan etkilenen fındık koçanları dalından koptu. Bu da geçen seneye oranla daha az üretim olacağını gündeme getiriyor. Yaptığım araştırmalara bakıldığında daha çok batı bölgelerindeki bahçelerimizde yüzde 30 oranında düşüş yaşandı. 2019 yılında vatandaş fındıktan memnundu. Fındık altın yılını yaşadı” dedi.

    Çarşamba Şeker Fabrikası’nın da açılmaya başlamasıyla şeker pancarı ekimi yapıldığını hatırlatan Aydemir, “10 yıl aradan sonra bu atılımla önce Çarşamba, daha sonra Samsun’un ekonomisine katkı sağlama konusunda gururluyuz” diye konuştu.

  • Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar: “Fiyatların düşük olması üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır”

    Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar: “Fiyatların düşük olması üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır”

    TMO’nun açıkladığı mısır alım fiyatlarını değerlendiren Sakarya Ziraat Odaları Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar, açıklanan fiyatlarla üreticinin üretimde kalmasının mümkün olmadığını söyledi.

    Sakarya Ziraat Odaları Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar ve çiftçiler, mısır taban fiyatları, mısır maliyetleri, mısır fiyatları ve üreticilerin yaşadığı sıkıntılarla ilgili açıklama yaptı. Karasu Çevre yolu üzerinde bulunan bir mısır tarlasında yapılan basın açıklamasına siyasi parti temsilcileri ve yetkilileri, STK temsilcileri ve üreticiler katıldı. Toplantıda konuşan Bayraktar, giderlerinin yüzde 100’e varan artışla karşılaştığı dönemde TMO’nun alım fiyatının beklentilerini karşılamadığını söyledi.

    Açıklanan fiyatların beklentilerin altında olduğunu söyleyen Sakarya Ziraat Odaları Başkanı Bayraktar, “Tarım Bakanımız tarafından açıklanan TMO’nun 14 rutubet bin 150 TL fiyatı üreticimizde büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Bir önceki yıla göre üretim yapmak için bütün giderler yüzde 70 ile yüzde 100 arasında artarken taban fiyatın yüzde 21 oranında arttırılması üreticimizin son derece üzmüş ve tepkisine sebep olmuştur. Serbest piyasadaki alıcı durumunda olan sanayici ve tüccarların daha iyi bir fiyatla piyasaya girerek alım yapması beklenirken onlarında TMO’nun açıkladığı fiyatı fırsat bilerek alım yapmaya başladığına şahit olduk. Bölgemizin mısırı rutubetli olduğu için 30 rutubet mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra net 840 TL ile 850 TL fiyat aralığında başladı. Sonraki günlerde TMO’nun ilimizde alım yapmaması neticesinde üreticinin tamamen serbest piyasaya mahkum edilmesiyle fiyatlar her iki günde bir düşürülerek bugün itibari ile 30 rutubet mısır için 800 TL’ye gerilemiştir” dedi.

  • Domateste üretim çok rekolte düşük

    Domateste üretim çok rekolte düşük

    Türkiye’deki çekirdeksiz üzümün yüzde 90’ını üreten Manisa’da bir diğer önemli ürün olan salçalık ve kurutmalık domateste üretim çok fakat rekolte düşük.

    Binlerce dönüm arazide salçalık ve kurutmalık domates ekilerek ülkeye milyonlarca dolar döviz girdisi sağlayan Manisalı üreticiler bu sene ekim alanlarının genişlemesine rağmen rekoltenin düşük olduğunu ve fiyatların da geçen seneye göre düştüğünü belirtti. Doların her arttığında girdi maliyetlerinin de arttığına dikkat çeken üreticiler dolardaki artışın ise kendi kazançlarına yansımamasından şikayetçi.

    Ekim çok rekolte düşük

    Bu sene domates ekiminin çok olduğunu ancak rekoltenin düşük olduğunu kaydeden Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, “Bu da şundan kaynaklanıyor. Domates yetiştirmek artık çok zor. Virüs hastalıkları, mantar hastalıklarından başımızı kaldıramıyoruz. Bayram dolayısıyla fiyatlar geri çekildi. Salçalık domatesleri 38 kuruşla 42 kuruş arasında fabrikalar alım yapıyor. Kontratlı ekilenler 52,5 kuruşla 50 kuruş arasında değişiyor. Pazara 80 kuruşla 1 lira arasında veriliyor. Burada yetişen domates çeşidi kurutmalık bir domates çeşidi. Kurutmalık domatesler de 60-70 kuruş arasında alınıyor. Ama bu fiyatların önümüzdeki günlerde daha da yükseleceğini tahmin ediyoruz. Bayram dolayısıyla biraz sıkışma oldu. Üreticimizin hem bağı hem domatesi olduğu için bayramdan önce üzüme başlamadan domatesi toplamak için girmesi piyasada bir dolgunluk oluşturdu ve bu fiyatları düşürdü. Bugünden sonra bu fiyatların daha da ileriye gideceğini tahmin ediyoruz. İnşallah da ileriye gider. Bu fiyatlarla para kazanma değil anca maliyetlerini kurtarır. Biz domatesi bir sene önce bu fiyatlardan daha yüksek sattık. Fidan yüzde yüz, tohuma, gübreye, işçiye, elektriğe, mazota, ilaca hepsine yüzde 150’lere varan zamlar uygulandı. İnşallah ürünümüz değerlenir ve Manisa çiftçimiz para kazanır” dedi.

    “Domates üzümden sonra en önemli ürünümüz”

    Kuru domatesin genelde Avrupa ülkelerine ihraç edildiğini kaydeden Altındağ, “Üretilen salçalar da yakın ülkeler olan İran, Suriye gibi ülkelere daha çok ihraç yapılıyor. Salça yine ketçap olarak fabrikalar yapıp Avrupa ülkelerine gönderebiliyor. Domates üzümden sonra ihracatı en fazla olan ürünümüz bu bölgede. Bunun kurusu da salçası da, normal domates de Rusya sofralarına gidiyor. Domates de Manisa’nın stratejik ürünlerinden bir tanesi” şeklinde konuştu.

    Diyarbakır’dan mevsimlik işçi olarak Manisa’ya gelen Ziyat Karakaş isimli genç ise Avrupa sofralarını süsleyecek olan domatesleri toplarken söylediği türkülerle çalışma arkadaşlarının motivasyonunu artırdı.

  • Tekrarlayan düşük problemine dikkat

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof.Dr. Bülent Berker, tekrarlayan düşük problemlerine dikkate dilmesi gerektiğini söyledi.

    Düşük gebeliğin 20. veya kimilerine göre de 24. haftasından (139 günden) önce sonlanması olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bülent Berker, “Düşük yapan kadınlarda plasenta (bebeğin eşi), amniyotik zarlar ve ağırlığı 500 grama ulaşmamış fetus (gelişmekte olan bebek) atılır. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali kesin olarak bilinmemekle birlikte bu ihtimalinn yüzde 15-40 arasında olduğu düşünülmektedir. Birçok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir adet kanaması zannederek fark edemeyebilir. Düşüklerin yüzde 75’i 16.gebelik haftasından, yüzde 62’isi 12. gebelik haftasından önce gerçekleşir. Gebelik ilerledikçe düşükle sonlanma ihtimali azalır” dedi.

    Prof. Dr. Bülent Berker, yirminci veya yirmi dördüncü gebelik haftasından önce ve bebeğin ağırlığı 500 grama ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denildiğini kaydederek, “Tekrar düşük yapma ihtimali ilk düşükten sonra yüzde 25, ikinci düşüğü takiben yüzde 30 ve üçüncü düşüğü takiben yüzde 40’tır. Vajinal kanama; Düşüğün ilk bulgusu vajinal kanamadır. Bu açık renkli bir kanama olabileceği gibi vajinal salgılarla karışık koyu kahverengi bir kanama da olabilir. Vajinal kanama saptandığında hemen sizi takip eden hekime başvurmanız gerekir. Anne adaylarının yüzde 70’inde gebeliğin ilk haftalarında lekelenme şeklinde kanamalar görülebilir. Gebeliğin ilk haftalarında meydana gelen lekelenmeler embriyonun rahme tutunması sırasında görülür. Kasık ağrısı ve kramplar; Vajinal kanamaya kasık ağrısı ve krampların eşlik etmesi düşüğün en önemli bulgularındandır. Gebeliğin ilk aylarında artan progesteron hormonunun bağırsak ve idrar yolları üzerindeki etkilerine bağlı olarak kasık ağrısı görülebilir. Düzenli aralıklarla gelen ve giderek şiddetlenen kasık ağrısı varlığında hemen hekime başvurulmalıdır. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Gebeliğe bağlı bulguların kaybolması; Gebeliğe bağlı bulantı ve göğüslerde gerginlik gibi bulguların birden kaybolması gebeliğin sağlıklı devam etmediğinin göstergesi olabilir” diye konuştu.

    Prof. Dr. Bülent Berker, düşüklerin tıbbi sınıflamasını ise şöyle açıkladı:

    “Tekrarlayan düşük (habitüel abortus); arka arkaya iki veya daha fazla sayıda düşük yapılmasıdır. Düşük tehdidi (abortus imminens); günlerce bazen haftalarca süren vajinal kanama ve beraberinde kasık ağrısı ve kramplar olan klinik tablodur. Kaçınılmaz düşük (abortus insipiens); bebeğe ait zarların yırtıldığı, kanama ve bebeğe ait parçaların açılan rahim ağzından dışarı çıktığı durumdur. Düşük kaçınılmazdır. Tamamlanmamış düşük (inkomplet abortus); gebeliğin bir kısmı dışarı atılmıştır. Geriye kalan kısmının temizlenmesi ve kanamanın durdurulması için kürtaj yapmak gerekir. Farkına varılmamış düşük (missed abortus); fetusun (bebeğin) yaşamı sonlandığı halde hiçbir bulgu vermez ve anne adayı tarafından bu durum fark edilmeyebilir.”