Etiket: Düşmeyin

  • BASAM Başkanı Sait’ten Kuzey Iraklı Kürtlere uyarı: “Sahte hayallerle Siyonistlerin tuzağına düşmeyin”

    Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Rifat Sait, Kuzey Irak’taki Kürtlere, “Sahte hayallerle Siyonistlerin tuzağına düşmeyin” uyarısında bulundu.

    Kuzey Irak’ta yapılacak referandumu değerlendiren BASAM Başkanı Rifat Sait, “Kuzey Irak’ta bağımsız Kürdistan için yapılacak referandumun ’Arz-ı Mev’ud’, yani Siyonist Yahudilerin inandığı bir efsaneye göre sözde kendilerine yaratıcı tarafından vazedildiğine inanılan, Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan Nil’den Fırat’a kadar ’Büyük İsrail’ devletinin topraklarıdır ki; bu durum İsrail’in Anadolu’ya geçişi için ilk bağlantı olacaktır” diye konuştu.

    “Kürtler Çanakkale ruhu ile hareket etsin”

    Müslüman Kürtlerin Çanakkale’de Anadolu için Türklerle, Arnavutlarla, Çerkezlerle birlikte savaştıklarını ve şehit düşerek yan yana yattıklarını hatırlatan Sait, bunun Çanakkale ruhu olduğunu söyledi. Sait şöyle devam etti:

    “Anadolu’da Türkler, Kürtler, Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkezler, Lazlar birlikte yaşıyorlar, hepsi Müslüman ve alınları secdeye gidiyor. Oysa İsrail’in emelleri bütün bu kardeş milletlerin Anadolu’dan çıkmasıdır, bunu unutmasınlar. Kürt kardeşlerimiz Çanakkale ruhu ile hareket etsinler.”

    “Anadolu’nun 1897’de parsel planı yapıldı”

    Ortadoğu’daki mücadelenin petrol ve doğalgaz mücadelesi olmasının yanı sıra inanç mücadelesi olduğunu ifade eden Sait, ’’Bugün Suriye krizinin, Libya, Irak ve Afganistan’daki olanların kökeninde aynı gerçek vardır. Buralardaki mücadelelerin temelinde inanç faktörü vardır. İsviçre’nin Basel kentinde 1897 yılında toplanan Birinci Siyonist Kongresi’nde alınan kararların başında 50 yıl içerisinde Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulması, 100 yıl içerisinde de Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan Nil’den Fırat’a kadar ’Büyük İsrail’ devletinin kurulması kararları vardı” dedi.

    “Arz-ı Mev’ud, AK Parti yüzünden gecikti”

    Yahudilerin ilk isteğinin olduğunu vurgulayan Sait, ’’Yani başta İngiltere olmak üzere Batılıların desteği ile ilk 50 yıl içerisinde İsrail Devleti kuruldu fakat Arz-ı Mev’ud 100 yıl geçmesine rağmen gerçekleşmedi. Yahudi inancına göre Tanrı tarafından İsrailoğullarına vaat edilen topraklar hala Müslümanların elinde. Bu topraklar içinde Türkiye’nin bir bölümü de var. Ancak bu Yahudi efsanesi oldukça gecikti. Neden, çünkü Türkiye’de son 15 yılda güçlü bir AK Parti iktidarı var. Ayrıca Filistinli kardeşlerimizin başlattığı intifadanın bu 100 yıllık süreci engellediğini görüyoruz. Bu beklenmedik başarısızlık Siyonist lobileri de telaşa düşürmüş durumda. Çünkü Arz-ı Mev’ud için bastıran ABD ve İsrail bunu gerçekleştiremezse Batı’nın temelini oluşturan Hıristiyan-Yahudi medeniyetinin üstünlüğünü kaybedeceği ve üstünlüğün yeniden İslam’a geçeceğinden endişe ediyorlar” ifadelerini kullandı.

  • MHP’Lİ Tanrıkulu: İnternet Denilen Çamur Deryasına Düşmeyin

    İzmir’in Aliağa ilçesinde, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından “Bakırçay Havzası, Siyasi Gelişmeleri ve Bilgilendirme” toplantısı düzenlendi. Toplantıya MHP Genel Başkan Yardımcısı İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu da katıldı.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatıyla başlatılan ve parti politikalarının teşkilat mensuplarına aktarılmasını amaçlayan toplantıların bir yenisi de İzmir’in Aliağa ilçesinde yapıldı. MHP Aliağa İlçe Başkanlığı’nın ev sahipliğinde yapılan, “Bakırçay Havzası, Siyasi Gelişmeleri ve Bilgilendirme” toplantısı Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Partililerin yoğun ilgi gösterdiği toplantıya, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, MYK Üyesi Özgür Bayraktar, MHP MDK Üyesi Halil Öztürk ve İzmir İl Teşkilat Başkanı Sayit Şanlı konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda partililere hitap eden MHP Genel Başkan Yardımcısı, İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, Türkiye’nin iç ve dış güvenliğinin tehdit altında olduğunu söyledi. Toplumda huzursuzluğun baş gösterdiğini ve endişenin hakim olduğunu öne süren Tanrıkulu, sosyal medya üzerinden son günlerde yapılan provokasyonlara da değinerek “Partimizin genel merkezinden, teşkilatlarından verilen mesajları okuyup takip etmezsek, internet denilen o çamur deryasına kendimizi de kaptırabiliriz” dedi.

    İNTERNET DENEN ÇAMUR DERYASINA DÜŞMEYİN

    Partililere ‘oyunu gelmeyin’ çağrısında bulunan Tanrıkulu, şunları söyledi: “İnsan en çok bilmediğine düşmandır. Partimizin genel merkezinden, teşkilatlarından verilen mesajları okuyup takip etmezsek, internet denilen o çamur deryasına kendimizi de kaptırabiliriz. Öyle ki neyin ne olduğunu bilmeyen insanlar sosyal medyaya iki satır bir şeyler yazıyor, çok geçmeden hemen altına birileri döşeniyor. Fakat ‘yahu bu böyle değildi’ filan diyene kadar, atı alan Üsküdar’ı geçiyor. Ve amacına ulaşıyor. Tüm kışkırtmalar ve provokasyonlar böyle başlar. Bunun içindir ki okuyun, takip edin, araştırım ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayın”

    TERÖRE ALIŞMAYACAĞIZ

    Toplumun terör olaylarına karşı duyarsızlaştırılmaya çalışıldığını ve bazı insanların duyarsızlaşmaya başladığını anlatan Tanrıkulu, ‘Her gün bir şehit cenazesi var alışacaksınız’ yönünde söylemlere tepki gösterdi. Tanrıkulu, “Öyle yağma yok. Alışmayacağız, bizi alıştırmayacaklar. Allah’ta alıştırmasın. Her zaman dik duracağız. Her zaman tavrımızı koyacağız. Ay yıldızlı bayrağımızın çatısı altında görevimiz ne ise layığı ile yapmaya çalışacağız” dedi.

    ACILAR BİZİ BİRLEŞTİRMELİ

    15 Temmuz darbe girişimine de değinen Tanrıkulu, TSK içinde yuvalanan Fetöcü askerlerin AK Parti hükümetinin sorumlu olduğu dönemde örgütlendiğini belirterek, “Bunlar başarılı olsalardı Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet bağımsız olarak kalmayacaktı. Ülkemiz büyük bir badire atlattı. Ama bundaki en büyük pay Türk milletine aittir. Cansiperane bir şekilde tankların önüne yatanlar, askerler ile yarı boğuşarak, yarı kucaklaşarak, ikna edenler milletimizin evlatlarıdır. Allah hepsinden razı olsun. Ebediyete intikal eden şehitlerimize de Allah gani gani rahmet eylesin. Bu acılar bize ayrışmayı değil, birleşmeyi ve bu birleşmeden doğacak da kuvveti öğretmesi lazım” diye konuştu.

  • Buzlu yollarda düşmeyin

    Özel Konya Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Yusuf Ziya Karaca, kış aylarında meydana gelen kayma ve düşmelere karşı uyararak, vatandaşların eli ceplerinde yürümemeleri gerektiğini söyledi.

    Son günlerde ülkemizin soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına girdiğini anlatan Op. Dr. Yusuf Ziya Karaca, “Soğuk havanın getirdiği kar yağışıyla birlikte yollarda kar ve buzlanma olaylarıyla karşı karşıya kaldık. Bu durumda vatandaşlarımız için yürüme konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Bu konuyla ilgili dikkat edilmesi gereken bazı hususlar var. Bunlardan birincisi altı lastik ve yumuşak tabanlı ayakkabılar, ilave olarak tırtıklı tabanlı ayakkabılar giyerse bunun faydası olabilir. Bir de yolda yürürken mümkünse her iki eli de boşta kalacak şekilde, ellerini ceplerine sokmadan yürümelerini tavsiye ediyoruz. Bu düşme esnasında hastanın denge kurmasını ya da düşerken avuç içerisine doğru düşmesini sağlayacaktır. Daha büyük kırıklardan insanları koruyacaktır” dedi.

    Yollarda yürürken çocukların kucağa alınmaması gerektiğini de belirten Op. Dr. Karaca, “Bunun haricinde özellikle kayıp düşmeler sonucunda burkulmalar ve ayak bileği kırıklarıyla sıklıkla karşılaşıyoruz. Buna engel olmak açısından da mevsimin gerektirdiği şekilde ayak bileğini kavrayan uzun botlar giymelerini tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

  • Diyet Tuzaklarının Ağına Düşmeyin

    Diyet yapanların genellikle işin başında disiplinli davranmalarına rağmen, kimi zaman açlık krizine yenilmelerinin genellikle öğün atlanmasından kaynaklandığı belirtildi.

    Kırklareli Lüleburgaz Özel Balkan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Melike Hasip, herkesin gardının indiği bir zaman olduğunu kaydederek, “Diyeti bozduğumuz anlar günün ilerleyen vakitlerine doğru giderek artar. Bu anlarda diyet tuzaklarının ağına düşmemek ve sağlıklı ara öğün yapmayı ihmal etmemek gerekir” dedi.

    KAHVALTI EN ÖNEMLİ ÖĞÜN

    Yalnızca kahve içilen bir kahvaltı sonrası, öğlene doğru göz kararması bile yaşanabileceğini vurgulayan Dyt. Melike Hasip, “Bazıları, kahvaltının en önemli öğün olduğunu bildikleri halde, çoğu zaman güne kahvaltıyı geçiştirerek veya kahvaltı yapmadan başlarlar. Daha sonra ise gün boyu daha fazla açlık hissi hisseder ve daha fazla kalorili yiyecekler tüketme eğilimi gösterirler” diye konuştu.

    Sabahları bir şeyler yemek için iştahı veya zamanı olmayanların kuşluk vakti sağlıklı bir atıştırma yapmalarının yararlı olacağını bildiren Dyt. Melike Hasip, bunun öğlen vakti aşırı acıkıp, fazla yemeyi önleyeceğini ifade etti.

    ÇALIŞIRKEN YEMEK SAKINCALI

    Her gün saat 14.00 – 18.00 arasında kendini bitkin hissedip bir şeyler atıştırmak isteyenlerin başına gelen şeyin aslında açlık olmadığını söyleyen Hasip, “Bu dönem daha fazla iş yerinde, çalışma zamanlarında oluyorsa, aslında ihtiyaç duyulan şey bir şeyler atıştırmak değil, kısa bir ara vermek olabilir. Önemli olan gerçek açlık ve enerjiyi tazeleme ihtiyacı arasındaki farkı görmeyi öğrenmektir. Bilgisayar başında birden fazla işle uğraşırken yemek yiyen insanlar, yemek sonrası kendini tam doymamış hissediyor ve tek bir işle uğraşanlara kıyasla gün boyunca iki kat fazla atıştırıyor. Çünkü birçok işle uğraşırken yemeği tam olarak yemeği unutuyor” diye konuştu.

    HAZSAL AÇLIK DA VAR

    Dyt. Melike Hasip, yapılan araştırmaların çoğunda katılımcıların neredeyse tamamının, akşam yemeğinden sonra daha çok atıştırma ihtiyacı duyduğunu söylediğini belirtti. Bu olaya ’Hazsal Açlık’ adı verildiğini anlatan Dyt.Hasip, “Bu tür açlık yeme eyleminin yalnızca zevk amaçlı yapılması anlamına gelir. Vücudun kimyasal ödüllendirme sistemini aktive ederek, mutluluk hormonun salgılanması için daha yağlı ve şekerli besinler tüketmeye teşvik eder” ifadelerini kullandı..

    YATMADAN ÖNCE DE TEHLİKELİ

    Kırklareli Lüleburgaz Özel Balkan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Melike Hasip, şöyle devam etti:

    “Biyolojik saatimizin akşam 20.00’den sonra tatlı yiyecekler istememize programlı olabileceğine dair kanıtlar var. Uyumadan önce çok miktarda ve yüksek kalorili yiyecekler yemek, atalarımızın yiyecek kıtlığı olduğu zamanlarda hayatta kalmalarına yardımcı olmuş. Ancak şimdi ise bu yiyecekleri bulmak daha kolay olduğundan bize yarar yerine zarar getiriyor. Kişilerin bu kötü alışkanlığı değiştirmek için önce beslenme alışkanlıklarını değiştirmeleri gerekiyor. Örneğin televizyon karşısında eliniz ister istemez cips paketine uzanıyorsa bu akşam rutinini değiştirebilir, bunun yerine bir bardak sütün yanında bir meyve tüketmeyi tercih edebilirsiniz.”