Etiket: Duruşması

  • Akdin kardeşleri vuran zanlıların duruşması tamamlandı

    2006 yılında Trabzon’da İtalyan Katolik Kilisesi rahibi Andrea Santoro’yu öldüren Oğuzhan Akdin ve ağabeyi Alparslan Akdin’i silahla yaralama olayıyla ilgili hakim karşısına çıkarılan 4 sanıktan 2’si tutuklanırken 2’si de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen sanıklardan B.A. ve Y.U. isimli kadın sanıklar adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, E.D. ve S.K. ise tutuklandı.

    2006 yılında İtalyan Katolik Kilisesi rahibi Andrea Santoro’yu öldüren Oğuzhan Akdin ve abisi Alparslan Akdin geçtiğimiz gün Alikelle ormanında vurulmuştu. Olayı inceleyen Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü konuyu Bodrum KOM Grup Amirliğine sevk etti. Akdin kardeşleri vuran kişilerin peşine düşen KOM ekipleri Bodrum’daki tüm MOBESE kayıtlarını inceleyerek E.D. ve S.K. isimli şahısları tespit etti. Araç plakasından yola çıkan ekipler, E.D. ve S.K.’nin Antalya’da olduğunu öğrendi. Operasyonla alınan E.D. ve S.K. Bodrum’a getirildi. Yapılan sorgularının ardından B.A. ve Y.U. isimli iki kadın da gözaltına alındı. Bodrum KOM Grup Amirliğinde sorgularının tamamlanmasının ardından sabah saatlerinde adliyeye sevk edilen E.D., S.K., B.A. ve Y.U. isimli şahısların ifade verme işlemi saatlerce devam etti. Hakim karşısına çıkan E.D. ve S.K. isimli erkek sanıklar tutuklanırken B.A. ve Y.U. adlı kadın sanıklar adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

  • Donanma davasının karar duruşması başladı

    Fethullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı’ndaki eylemlere ilişkin 52’si tutuklu, 15’i firari, 90 sanığın yargılandığı donanma davasının karar duruşması başladı.

    Fethullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı’ndaki eylemlere ilişkin 52’si tutuklu, 15’i firari, 90 sanığın yargılandığı karar duruşması başladı. Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları’nda kurulan duruşma salonunda 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın 17 Ağustos tarihinde görülen duruşmasında, cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. ’Cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ordudan ihraç edilen amiraller Nazmi Ekici ve Hayrettin İmren, meslekten ihraç edilen askerler ile örgütün mahrem abileri konumundaki 51 kişi hakkında ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istendi.

    Cengiz Topel Hava Üssü’nde yaşanan olaylarla ilgili, aralarında eski tuğamiral Tezcan Kızılelma’nın da bulunduğu sanıkların durumlarının, kamera görüntülerinin incelenmemiş, delilerin toplanmamış olması nedeniyle dosyadan ayrılmasını ve ayrıca mütalaa verilmesini talep etmişti. 5 Ekim’e kadar süren duruşmalarda tanık ifadeleri dinledi, sanıklar ve avukatları son savunmalarını tamamladı.

    Sabah saatlerinde arasında Gölcük Ana Üst eski Komutanı Hayrettin İmren gibi çok sayıda üst düzey sanığın yargılandığı davanın duruşması sabah erken saatlerde sanıkların duruşma salonuna getirilmesi ile başladı. Duruşmayı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, ilçe belediye belediye başkanları, STK ve siyasi parti temsilcileri takip etmek için sabah duruşma salonu önünde hazır bulundu. Duruşmada 51 sanığa ağırlaştırılmış muhabbet cezası verilmesi bekleniyor.

  • Muğla’da 24 kişinin öldüğü kazanın ilk duruşması yapıldı

    İzmir’in Buca ilçesinden Anneler Günü etkinliği için Marmaris’e giderken Sakartepe rampasında meydana gelen ve 24 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin yaralandığı kazanın davası görüldü. Mahkeme otobüs sahibi Bülent Çetindağ’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 5 Temmuz’a erteledi.

    13 Mayıs 2017 tarihinde İzmir’in Buca ilçesinden Anneler Günü etkinliği için Marmaris’e giden yolcuları taşıyan otobüsün Sakartepe rampasında kaza yapması sonucu 24 kişi öldü, 20 kişi de yaralandı. Kaza sonrası Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, otobüs sahibi Bülent Çetindağ tutuklu, turu düzenledikleri ileri sürülen Murat Ceylan ve Aysun Özkamalı da tutuksuz olarak yargılanıyor.

    Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün yapılan ilk duruşmaya kazada hayatlarını kaybedenlerin aileleri, sanık avukatı ve müşteki avukatları ile kaza anını görüntüleyen Muğla-Akyaka arası halk otobüsü taşımacılığı yapan Serhat Tekin katıldı.

    Duruşma öncesi Mahkeme Başkanı Bilal Saydam, yaşanan olayın üzücü olduğunu belirtip kazada hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek, “Hepinizin başı sağ olsun. Elim bir kaza nedeniyle buraya toplandık. Burada tarafsız bir yargılama yapacağız” dedi.

    Duruşmada savunmasını yapan otobüs sahibi Bülent Çetindağ, düğün, nişan, eğlence, sünnet törenleri gibi özel günlerde araç kiralama ve servis taşımacılığı yaptığını, bununla ilgili iki aracı bulunduğunu söyledi. Kaza yapan aracını 2013 yılında aldığını ve daha önce hiçbir kazasının bulunmadığını anlatan Çetindağ, “Kendime ait D2 belgem yok. Bu belgeyi alabilmek için 70 ve üzeri koltuk sayısına sahip ve daha modelli araç olması gerekiyor. Bu şartları karşılayamadığım için D2 Belgesini kiralıyordum” dedi.

    “Kazadan 3 gün önce de fren ayarlarını kontrol ettirdim”

    Kaza yapan aracın fabrika çıkışı koltuk sayısının 33 olduğunu ancak kendisinin bu sayıyı 30’a düşürdüğünü ve sonradan koltuk eklemediğini ifade eden Çetindağ, ruhsatta da koltuk sayısının 30 olarak görüldüğünü kaydetti. Aracın fren sistemlerine herhangi bir müdahalede bulunmadığını ve frenlerin patlak olmadığını savunan Çetindağ, “Aracın frenleri çalışıyor ve fren lambaları yanıyordu. Bu kamera görüntülerinde de mevcut. Tüm bakımlarını da zamanında yaptırdım. Aracımın balata, kampana, keçe ve yaylarını kazadan bir ay önce değiştirdim. Kazadan 3 gün önce de fren ayarlarını kontrol ettirdim. Hiçbir şekilde hidrolik sistemini değiştirmedim ve üzerinde oynama yaptırmadım” dedi.

    Marmaris turu için Murat Ceylan ile 2 günlüğüne bin 500 liraya anlaştıklarını anlatan Çetindağ, şoförü de Murat Ceylan’ın ayarladığını, kazada hayatını kaybeden şoförün aracını daha önce hiç kullanmadığını ifade etti.

    Turu düzenleyenin kim olduğunu bilmediğini iddia eden Çetindağ, “Aracımda herhangi bir arıza yoktu. Hatta şoför sabah saatlerinde beni aradı ve aracın teybini nereden çalıştıracağını sordu. Araçla ilgili herhangi bir arızadan bana bahsetmedi. Olsa söylerdi. Aracın frenlerinin arızalı olduğuna dair de bir şey söylemedi” ifadelerini kaydetti. Çetindağ, aracının balata değişimi yapıldıktan sonra kazadan önce Ödemiş ve Köyceğiz’e 3 günlük tura geldiğini dile getirdi.

    Araç muayene firmasında araç için kendisine belirtilen tüm eksikleri tamamladığını ve aracın ticari araç olması nedeniyle her yıl muayeneye girdiğini belirten Çetindağ, “Yapılan muayenede de aracın trafikte seyri için herhangi bir sakınca belirtilmemiştir” dedi.

    Sanık avukatı Mustafa Cihad Eken ise müvekkilinin aracın fren sistemini değiştirme yetkinliğine sahip olmadığını, aracın alındığı 2013 yılından kaza anına kadar araçta köklü bir değişiklik yapılmadığını savundu. Bilirkişi raporlarının tespit dışında hatalarla dolu olduğunu ileri süren ve bir çoğuna itiraz ettiklerini anlatan Eken, “Bilirkişi kazanın oluşumunu sağ arka fren sisteminin bozulmasına bağlamıştır. Kaza öncesi görüntülerde fren lambalarının yandığı ve frenlerin çalıştığı görülüyor. Fren şişme yaptığı için şoför fren pedalına basamayarak el frenini kullandığı görülüyor. Bu da kaza öncesi hidroliğin sistemde mevcut olduğunu gösteriyor. Zaten yolda hidrolik yağı da dökülmemiştir. Kaza sonrası kazanın olduğu yere boşalmıştır. Dolayısıyla hidrolik sistemi ile de oynanmamıştır” ifadelerini kaydetti

    Sanık avukatı, mahkemeden yeniden bir bilirkişi tarafından olayın incelenmesini, müvekkilinin bir yıldır tutuklu bulunduğunu, delillerin toplandığını ve olayda bir kusurunun olmadığını savunarak sanığın tutuksuz yargılanmasını talep etti.

    “Araç şoförün kontrolünde değildi”

    Mahkemede tanık olarak dinlenen Şeref Metin ise kendi aracıyla uzun yıllardır Muğla-Akyaka arasında çalıştığını, kaza günü de yolcularını Muğla’dan alarak Akyaka’ya götürdüğünü söyledi. Kaza yapan midibüsle Sakar rampasında üçüncü virajda denk geldiklerini anlatan Metin, “Midibüsün aniden sol tarafımdan hızlı bir şekilde geçtiğini gördüm. Araç kesinlikle şoförün kontrolünde değildi ve çok hızlıydı. Arkamdan nasıl gelip solumdan geçtiğini bile fark edemedim. Aracın hızından yolcularıma, ‘bu araç önümüzdeki virajı alamayacak’ dediğim anda midibüsün sağ tekerlerinin havaya kalktığını, beton bariyerlere çarparak karşı şeride geçip uçuruma düştüğünü gördüm. Yolcular bana durmamı söyledi ama ben ikinci bir kazaya sebebiyet vermemek için durmadım. Onlara 112’yi aramalarını söyledim” dedi.

    “Frenler patladı, ölüyoruz, herkes dikkat etsin”

    Kazada hayatını kaybeden şoför Armağan Sertbaş’ın eşi Duygu Sertbaş ise, kendisinin de kaza yapan araçtan yaralı olarak kurtulduğunu, kaza anında eşinin yanında olduğunu belirterek, “Araç içerisinde tüm yaşananlara şahidim. Eşim uzun yıllardır şoförlük yapıyor. Fren sistemlerinin arızalı olmadığına dair savunmaları kabul etmiyorum. Kazadan önce eşim, ’frenler patladı, ölüyoruz, herkes dikkat etsin’ diye bağırdı. Eşim bunu bağırarak söyledi. Sonrasında zaten kaos başladı ve devrildik” dedi.

    İddia makamı duruşmada, yeni bilirkişi heyeti isteminin reddedilmesini, hazırlanan raporların kazanın oluşumuna uygun olduğunu, sanığın üzerine atılı suçun kuvvetli olduğunu ve suç şüphesi bulunduğu için tutukluk halinin devamını istedi. Duruşmada kazada hayatını kaybeden yakınları ile yaralı kurtulanlar da sanıktan şikayetçi olduklarını ifade etti.

    Mahkeme Başkanı Bilal Saydam, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 5 Temmuz’a erteledi.

    “Konuşmalarını duydum”

    Otobüste yolcu olarak bulunan Yasemin Alkan duruşma sonrası yaptığı açıklamada, “Biz bir saate yakın Çine’de mola verdik. Ben şüphelendim araçtan. Hatta turu düzenleyen kişilere de ben söyledim. Neden hala oturuyoruz, neden hala mola veriyoruz. Öbür araba yarım saat önce çıktı diyorlar. Biz nereden baksanız bir saate yakın mola verdik Çine’de. Araçtan şüphelendim. Daha sonra araç sürücüsü Armağan Sertbaş ile Murat Ceylan’ın konuşmalarını tuvalete giderken duydum. Armağan Sertbaş diyordu ki, ‘Abi bak bu arabada bir sıkıntı var. Fren sistemleri ile ilgili bir arıza var. Biz bu arabayı Marmaris’e gidip geldikten sonra bakıma sokalım diye Murat Ceylan’a teklifte bulundu. Murat Ceylan diyordu ki ona, ‘Neyse sen bir git gel de az kaldı yolumuz. Ondan sonra bakarız.’ O an şoför zaten bir paniklemeye başladı. Panikledikten sonra ben araçtaki önde oturan kişilerin çığlığını duydum zaten. Sonra herkes çığlık atmaya başladı” dedi.

    Araçta bulunan Nazime Çiçek isimli kadın, “Çok telaşlı, çok gürültü var. Genç kızlar bağırıyor. Anneciğim korkuyoruz, ölüyoruz böyle herkeste bir ses. Artık böyle kıyamet gibi bir ses. Anlatılmaz bu ancak yaşanır. O anda müthiş bir şey, müthiş bir duygu, onu anlatmak çok zor bir duygu. Dedim ben arkadaşıma, Kelime-i Şahadet, gidiyoruz artık fren patlamış dedim arkadaşıma. Gidiyoruz biz artık. İki sefer ben Kelime-i Şahadet getirdim Gözlerim açık bir şekilde diyorum ki, ‘ben artık ölüme gidiyorum” ifadelerini kaydetti.

    “Aracın 2015 yılında sıkıntılarının olduğuna dair tespiti var”

    Müştekilerin avukatı Aydoğan Hepdemirgil, “Sanığın ifadesi alındı. Müştekilerin şikayetçi olup olmadığı yönündeki beyanları alındı. Onun dışında bizim müşteki vekilleri olarak taleplerimiz oldu mahkemeden. Vize muayenesini yapan firmanın bu aracın 2015 yılında sıkıntılarının olduğuna dair tespiti var. Mahkemenin araştırma yapmasını da talep ettik. Bakalım mahkeme 5 Temmuz’a ertelendi. Eksiklikler var. Diğer sanıkların ifadelerini alınması için İzmir’e talimat yazıldığını biliyoruz. Onlar tamamlanacak. İleriki aşamalarda dosya daha belirgin bir hale gelecek” dedi.

    Duruşma 5 Temmuz tarihine ertelenirken, tutuklu sanık Bülent Çetindağ’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

  • Doktoru bıçaklayan sanığın ilk duruşması yapıldı

    Iğdır Devlet Hastanesinde 2017 yılında Üroloji Dr. Serkan Yarımoğlu’nu bıçaklayan İbrahim Kum’un ilk duruşması yapılmak üzere adliye’ye getirildi.

    Iğdır Adliyesinde yapılan duruşmada tanıklar dinlenerek mahkeme ileri bir tarihe ertelendi.

    Mahkeme öncesi adliye önünde açıklama yapan Iğdır Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Raşit İlhan, gecen yıl Iğdır Devlet Hastanesinde sağlık camiasını derinden sarsan elim bir olayın yaşandığını belirtti. İlhan, “Doktorlarımızdan Üroloji Dr. Serkan Yarımoğlu hastası tarafından bıçaklı saldırıya uğrayarak hayati bir tehlike geçirdi. Bu saldırı tüm sağlık camiasına yapılmıştır. Bugün o saldırının ilk duruşması yapılacak. Bizde sağlıkta şiddetin son bulması ve farkındalık oluşması için davayı takibe geldik. Hepimiz birer Serkan Yarımoğlu’yuz. Adaletin en kısa sürede tecelli bulacağına ve dava sonucunun şiddet olaylarına örnek olacağı ümidindeyiz” dedi.

  • Büyükada Davasının ikinci duruşması başladı

    Büyükada’da 5 Temmuz 2017 tarihinde düzenlenen toplantıya ilişkin 11 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşması başladı. Bugünkü duruşmada, aralarında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç’ın da bulunduğu 3 sanığın ifadesinin alınması bekleniyor.

    Büyükada’da 5 Temmuz 2017 tarihinde düzenlenen toplantıya ilişkin haklarında dava açılana 11 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam ediliyor.

    İstanbul 35’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında, yoklama yapılmasının ardından, geçen celse dinlenmeyen sanıkların ifadelerinin alınması bekleniyor.

    Duruşma öncesi, Uluslararası Af Örgütü temsilcileri ve insan hakları platformları ile üyelerinin bulunduğu bir grup İstanbul Adalet Sarayı’nın karşısındaki meydanda “Hak Savunucuları için Adalet” yazılı bir pankart açarak basın açıklaması yaptı.

    Grup adına basın açıklamasını okuyan İnsan Hakları Ortak Platformu Genel Koordinatörü Feray Salman, açılan davanın hak savunucularına karşı haksız bir dava olduğunu ve bir an önce kapatılması gerektiğini belirtti. Salman, “Hak savunucularının itibarları iade edilmelidir. Bugünkü duruşmada, ilk duruşmada dinlenmeyen iki hak savunucusu ile 9 Haziran 2017 tarihinden bu yana İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç mahkeme heyeti tarafından dinlenecek. Yargılanan diğer arkadaşlarımız gibi, Taner’in de 20 yılı aşkındır sürdürdüğü insan hakları savunuculuğu çalışmalarının tanığıyız. Somut delil olmaksızın terör örgütü üyeliği ile suçlanması ve 5 ayı aşkındır tutuklu bulunması adaletsizdir ve hukuk dışıdır” dedi.

    Grup, duruşmayı izlemek üzere adliyeye girdi.

    İddianameden

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, 5 Temmuz 2017 tarihinde Büyükada’da düzenlenen gizli toplantıya ilişkin hazırlanan iddianamede, İsveç vatandaşı Ali Ghravi, Günal Kurşun, İdil Eser, İlknur Üstün, Muhammed Şeyhmus Özbekli, Nejat Taştan, Özlem Dalkıran, Taner Kılıç, Veli Acu, Alman vatandaşı Peter Frank Steudtner ve Nalan Erkem’in “Silahlı terör örgütüne üye olmak ve silahlı terör örgütüne yardım” suçlarından 7 yıl 6 aydan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti.