Etiket: Duruş

  • Başbakan Yardımcısı Işık: “Milli duruş kendi ürünümüzü dünyaya satana kadar devam etmeli”

    Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, “Diğer ülkeler tarafından o kadar iyi takip ediliyoruz ki, tam ticarileştirileceği noktada hemen sabote ediliyor. Milli duruş kendi ürünümüzü üretip kullanana kadar, kendi ürünümüzü dünyaya satana kadar devam etmeli” dedi.

    Antalya’da Adalet ve Medeniyet Derneği’nin düzenlediği Mühendislik Buluşması’na Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, mühendisler, mühendis adayları ve dernek üyeleri katıldı. Burada konuşan Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, mühendisliğin toplumun gelişmesinde sosyal birimlerle birlikte son derece önemli bir alan olduğunu aktardı. Birimle ilgili bazı cümlelerin kullanılmasında fayda olduğunu söyleye Işık, “Bizim inancımızda ilim genel anlamıyla bilim Allah’ın kainata koyduğu sırların keşfidir. Newton kafasına elma düşene kadar yeryüzünde yer çekimi yok muydu? Veya Arşimet’ten örnek verirsek hamamda hamam taşının suyun üzerinde kalması olayına kadar suyun kaldırma kuvveti yok muydu? Elbette vardı bunlar Allah’ın kainata koyduğu kurallardır. Bilim ise bu kuralların keşfidir” dedi.

    İslam’da özellikle 2’inci yüzyıldan sonraki dünya hakimiyetinin bu temele dayandığı hatırlatan Işık, “Antik Yunan’dan Çin ve Hint uygarlığına kadar pek çok bilgiyi kendi bünyelerine alıp adakta etmeyi başardıkları zaman onun için İslam dünyasında bilim çok hızla gelişmiş. Özellikle 2’inci dünya savaşından sonra Marşal yardımları bizi maalesef hazırcılığa itti. Marşal yardımları sadece Türkiye’ye yapılmadı. O zaman Sovyet tehdidine karşı Amerika’nın Avrupa’yı stabilize etmek için yaptığı bir yardım mekanizmasıydı. Almanya’ya da yaptılar. Dünya savaşında yenilmiş Almanya yerle bir olmuş ve tüm saniye tesisleri çökmüş. Almanya ise bunu kendi alt yapısını tekrar inşa etmek ve alt fabrikalarını tekrar kurmak için kullandı. Biz ne yaptık Marşal yardımını Amerika’dan silah satın aldık. Halbuki o yardımı aldığımızda bizde Türkiye’de fabrika kursaydık. Bizde üretime odaklansaydık. Ondan sonra silah almaya veya başka ihtiyaçlarımızı ithalat yoluyla gidermek zorunda kalmayacaktık” ifadelerine yer verdi.

    “Elektrikli otomobille ilgili çalışmayı başlattık”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı döneminde orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde yüzde 15’e kadar yerli üretimle ithal üretim arasında fiyat farkı varsa yerli üretimi tercih edeceksiniz diye kanun çıkardıklarını aktaran Işık, “Ne oldu uygulandı mı? Maalesef uygulamakta çok zorlanıyoruz. Arkadaşlar öyle bir güçlü hava oluşuyor ki; eğer sen bunu uygularsan ‘işte efendim senin hakkında soruşturma açarlar’ buradan sonuç alamazlarsa ‘işte efendim ben bütçeyle bunu nasıl yapacağım’ onu da çözdük. Ama bir türlü arzu ettiğimiz neticeyi alamadık. En son yerli otomobil konusunda biz projeyi başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımız 2011 yılında bir babayiğit arıyorum diye konuyu Türkiye’nin gündemine getirdi. Daha sonra bazı çalışmalar yapıldı. Ben bakanlık görevimi devralınca yerli otomobille ne yapıldı ne edildi bir değerlendirme yaptım. Daha sonra ciddi ve güçlü çalışmalar yaptık. Artık içten yanmaları motorlarda rekabet şansı yok. Biz böyle bir projeye girersek baştan kaybettik. Gelecek nerede gelecek elektrikli otomobilde o zaman bizim otomobilimiz elektrikli olmalı. Elektrikli otomobille ilgili çalışmayı başlattık. Ancak alt yapı belli bir süre içinde hazırlanacağı için menzili uzatılmış elektrikli otomobil modelini benimsedik. Yaptığımız hesaplamalarda bin kilometrelik mesafeyi maksimum 20 litrelik benzinle alıyorsunuz. Yakıt tasarrufu iyi olan araçtan çok daha ekonomik. Bunu duyurduktan sonra bir kıyamet koptu. ’Efendim bunlar çakmaymış da Türkiye bu pazara giremezmiş de bu iş ticarileşemezmiş de şuymuş, buymuş’. 1961’de söylenenlerin aynısı tekrar söylendi. Hiç durmadık. Bakanlığı devrettiğimiz gün son dizaynları görmüştüm, çok güzel dizaynlar çıkmıştı. Şimdi biliyorsunuz 5’li bir konsorsiyum oluştu. Elektrikli araç olacağını açıkladılar. Benim önerim, menzili artırılmış elektrikli araç olması. Çünkü alt yapısının Anadolu’nun en ücra köşesine kadar yaygınlaşması ve Türkiye’nin hedef pazarında alt yapının hazır hale gelmesi epey zaman alır. Menzili artırılmış elektrikli araç çok kolay ticarileşecek bir model olur. 1961’de ne söyledilerse, ne engel çıkardılarsa aynısını bugün de karşımıza çıkartıyorlar” şeklinde konuştu.

    “Milli duruş kendi ürünümüzü üretip kullanana kadar, kendi ürünümüzü dünyaya satana kadar devam etmeli”

    Türkiye’nin yerli bilgisayar işletim sistemi olan Pardus hakkında da bilgi veren Işık, şunları söyledi:

    “Bakınız Pardus diye bir projemiz var, TUBİTAK 2003 yılında geliştirdi. Milli işletim sistemi. Milyarlarca dolar ARGE parası, ARGE maliyetine katlanmazsınız ki şuan kapalı kaynak kodu kullananlar bile artık bu işten vazgeçmek durumunda kalıyorlar çünkü ARGE için onların ödedikleri bedel, diğer tarafta herkesin gönüllü olarak ürettiği katma değerden daha maliyetli. Söylemek durumundayım; belki biraz kendimizde de hata, kusur aramak durumundayız. Bu Pardus yerli ve milli bir işletim sistemidir. Bunu kullandığınız zaman, milyonlarca liralık lisans ücreti ödemekten kurtuluyorsunuz. Şuanda Türkiye’de bütün bu işletim sisteminin kullandırılmasına lisans bedeli tahsil edilmeye kalkılsa milyarlarca dolarlık bir yük var. Diğer taraftan artık siber güvenlik en önemli konulardan. Sanayi bakanlığımda talimat vermiştim, ‘Tüm bakanlık Pardus’a geçecek’ diye. Teknolojik yenileme diye 6 aylık bir ara verilmişti. Son durum ne bilmiyorum ama muhtemelen geçmiştir arkadaşlar. Mesela Milli Savunma Bakanlığı’na geçtiğimde ilk verdiğim talimatlardan biri tüm bakanlığın Pardus’a geçmesi yönünde oldu. Size de tavsiyem Pardus’u inceleyin. Her bilgisayarda Pardus’u rahatlıkla kullanabilirsiniz, benim bilgisayarımda yüklü. Şunu biliyoruz ki, kritik teknolojilerini hiçbir ülke paylaşmak istemiyor. O zaman ne yapmak durumundayız, kendi teknolojimizi geliştirmek zorundayız. Bunun için modeli değiştirdik. Çok yetenekli mühendislerimiz var. Onları geliştiren mühendisler ile bizim mühendisler arasında beyin farkı yok ki. Onlar daha zeki de bizimkiler az zeki değil. Hatta bireysel, yaratıcı zekada bizim gerçekten iyi bir insan kaynağımız var. Diğer ülkeler tarafından o kadar iyi takip ediliyoruz ki, tam ticarileştirileceği noktada hemen sabote ediliyor. Milli duruş kendi ürünümüzü üretip kullanana kadar, kendi ürünümüzü dünyaya satana kadar devam etmeli.”

  • Oda ve STK’lardan milli duruş

    Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nda bir araya gelen sivil toplum kuruluşları FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminin birinci yıldönümünde de birlik ve beraberlik içinde tepkilerini ortaya koydu.

    Manisa’da sivil toplum kuruluşları 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde ortak basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Erbil ve Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap birlikte okudu.

    Ortak açıklamayı yapan Manisa TSO Başkanı Adnan Erbil şunları söyledi:

    “O gece Fetullahçı terör örgütü, devleti ele geçirmeye, milleti tahakküm altına almaya kalkıştı. Darbe girişiminin asıl amacı; ülkemizi tarihimizde görülmemiş bir kaosa sürüklemek, kardeş kavgası başlatmak ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sokmaktı. Darbe teşebbüsünün nihai amacı; Türkiye Cumhuriyetini bir daha ayağa kalkamayacak duruma düşürmekti. Allah’a şükürler olsun milletimiz, cesareti ve feraseti ile bu belayı, bu fitneyi durdurdu. Milletimiz demokrasimize ve özgürlüğümüze kasteden bu saldırı karşısında dik durdu, canı pahasına değerlerini savundu. Bu masadaki kuruluşlarının tamamı da, ilk andan itibaren, devletimizin ve milletimizin yanında yer aldı. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Gazi Meclisimiz, Başbakanımız, siyasi partilerimiz, milletimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve medyamızın kararlı duruşuyla bir destan yazdık. Haince planlanmış darbe girişimini savuşturan milletimizin önünde saygıyla eğiliyoruz. Demokrasimizin, hiçbir kaba kuvvete teslim olmayacak kadar güçlü olduğunu herkese gösterdik. Milletimiz darbeye karşı durarak şunu açık şekilde ilan etmiştir; ‘Türkiye Cumhuriyeti devletini Milletin iradesi dışında hiçbir güç yönetemez.”

    “Yapacak çok işimiz, büyük hedeflerimiz var”

    En az 15 Temmuz kadar, darbe girişiminden sonrasının da ülkemiz açısından zorlu bir süreç olduğunu kaydeden Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, “Darbe girişimi sonrası toplum büyük bir travma yaşadı. FETÖ, yalan haberlerle yurt dışında ülkemiz aleyhine karalama kampanyaları yürüttü. Ekonomimiz de bu saldırıdan olumsuz etkilendi. Allah’a şükür, birlik ve beraberliğimiz sayesinde bunların hepsini de kısa sürede atlattık. Hükümetimizin bizlerle istişare içinde aldığı önlem ve yaptığı reformlarla hızla toparlandık. Daha darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçmeden ekonomide yüzde 5’lik büyümeyi yakaladık. İstihdam rekorları kırdık. Bu yılın ilk altı ayında tam 1 milyon 200 bin insanımıza yeni istihdam sağladık. İhracatımızı rekor düzeyde arttırmaya başladık. Yabancı yatırımcıların güvenini yeniden kazandık. Çok açık ifade ediyoruz ki Türkiye dünyanın en zor stres testinden başarı ile çıkmıştır. Emin olun bizim son bir yılda yaşadıklarımızı başka bir ülke yaşasaydı bir daha ayağa kalkamazdı. Ama biz dimdik ayaktayız. Böyle bir coğrafyada, en zor koşullar altında hiç kimsenin yapamayacağını yaptık. Ama rehavete kapılmayacağız. Yapacak daha çok işimiz, büyük hedeflerimiz var” dedi.

    Yurtdışına mesaj

    15 Temmuz sonrası toparlanma sürecini tamamladıklarını ifade eden Özkasap, “Buradan yurt dışındaki dostlarımıza da sesleniyoruz. Aldığı yaraları saran milletimiz, bu büyük demokrasi sınavının birinci yılında bütün dostlarını yanında görmeyi arzulamaktadır. Dostlarımızı iftira kampanyalarına değil, gerçeklere kulak vermeye, buna göre tavır almaya davet ediyoruz. FETÖ ile mücadelede dost ve müttefik devletlerin de desteklerini bekliyoruz. Kaynağı ne olursa olsun darbe ve terör bir insanlık suçudur. Ancak birlikte çalışırsak daha iyi bir gelecek inşa edebiliriz. Bizler ülkemiz ve milletimiz için şimdi daha büyük bir azimle çalışacak ve Türkiye’yi büyük hedeflerine taşıyacağız. Üzerine basarak bir kez daha ifade ediyoruz: Türkiye’nin sivil toplumu olarak, 15 Temmuz’u asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Ülkemizin geleceğini inşa ederken yaşadıklarımızdan aldığımız dersler bize ışık olacak. Biz bu ülkenin geleceğinden umutluyuz. Gücümüz milli irade, hedefimiz büyük Türkiye” diye konuştu.

    Manisa Ticaret ve Sanayi Odası’nda yapılan ortak basın açıklamasına, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Erbil, Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Mustafa Kaçire, Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Hasan Geriter, Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mustafa İrğat, Türkiye Kamu Sen Manisa İl Temsilcisi Bekir Dağıstan, Hak-İş Manisa İl Temsilcisi Turan Karafil, Manisa TSO Meclis Başkanı Hayati Dulman, Manisa TSO Başkan Yardımcısı Ali Bankoğlu katıldı. Ortak basın açıklamasında imzası bulunan Türk-İş ve TİSK temsilcileri ise Ankara’da oldukları için toplantıya katılamadı.

  • Duruş bozuklukları ciddi sorunlara yol açıyor

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Selçuk Dündar, duruş bozukluklarının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını söyledi.

    Medicana Samsun Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden Uzm. Dr. Selçuk Dündar, duruş bozukluklarının nedenleri ve tedavisi konusunda bilgi verdi. Dündar, “Postür(duruş), kişinin fiziksel ve ruhsal durumunu yaşantısı boyunca etkileyen önemli etkenlerden biridir. İnsanlarda duruş çeşitli faktörlerin etkisi altındadır. Bunlardan ailesel faktörler, yapısal bozukluklar ve alışkanlıklar duruş üzerinde belirleyici olmaktadır. Normal bir duruşta yandan baktığımızda sırtımızda hafif bir kamburluk (kifoz) ve belimizde hafif bir çukurluk (lordoz) bulunmaktadır. Bu eğriliklerin artması veya azalması duruş bozukluğuna ve ağrıya yol açabilmektedir. Ayrıca omurgada önden ve arkadan bakıldığında olan eğriliğe ise ‘skolyoz’ denilmektedir” dedi.

    “Skolyoz ciddi hastalıklara neden olabilir”

    İleri skolyozlarda, göğüs kafesinin daralması nedeniyle kalp ve akciğer sorunlarının da ortaya çıkabildiğini belirten Dündar, “Kötü duruş hayatın ileri dönemlerinde karşılaşılabilecek birçok romatizmal hastalığın, organ bozukluklarının ve ruhsal bozuklukların sebebi olabilir. Uzun süre masa başında çalışma, bilgisayar ve daktilo gibi klavyeli cihazların uzun süre kullanımı, çok fazla miktarda el işi yapanlar, çocukların okulda kendi boylarına uygun olmayan okul sıralarında oturması, çok küçük yaşlardan itibaren ağır sırt çantası taşımak, hatalı oturma, ayakta durma ve uyuma (uygunsuz yatak seçimi), aşırı kilolu olmak, duruş bozuklukları sonucu omuz ağrıları, boyun ağrıları, kürek kemikleri arasında ağrı, kol ve el bileği ağrıları en çok görülen şikayetlerdir” diye konuştu.

    “Oturmayı ve ayakta durmayı bilmiyor olabilirsiniz”

    Uzm. Dr. Selçuk Dündar, şu bilgileri verdi: “Tüm dünyada standart kabul edilen duruşun; ellerin yanlarda sallandığı önde veya arkada birleştirildiği ayakta durma postürüdür. İdeal ayakta durma pozisyonunda baş dik, ileri ve geri eğiklik yapmaksızın yanlardan bakıldığında kulaklar tam omuzlar hizasında olmalıdır. Göğüs dik durmalı, bel ve boyundaki çukurluklar normalden fazla veya az olmamalıdır. Karın düz olmalı, omuzlar dik olmalıdır. İdeal oturma pozisyonun da ise yük her iki kalça üzerine eşit olarak dağılmalı, bel ve sırt dik olmalıdır. Oturulan yer yeterli yükseklikte olmalı, her iki ayak yere eşit olarak temas etmelidir. Duruş bozuklukları fizik muayene ve çeşitli duruş analiz yöntemleriyle tespit edilir. Duruş bozuklukları belirli periyotlarda takip edilmeli hastalara uygun oturma, yatma ve ayakta durma teknikleri öğretilmeli, uygun korseler planlanmalı, fizik tedavi ve düzenli egzersiz programı düzenlenmelidir.”

  • Bakan Kılıç: “Müttefiklerimizden teröre karşı net bir duruş bekliyoruz“

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Berlin’de Londra’da, Madrid’de, Paris’te saldırılar oldu. Bunların karşısında biz Türkiye olarak bir ve beraber bir şekilde durduk. Ama müttefiklerimizden de, bizle dost olduğunu söyleyenlerden de aynı duruşu bekliyoruz. Türkiye’de devletimizin, milletimizin karşısına ihanetle çıkanları asla affetmeyeceğiz’’ dedi.

    Kars’ın Sarıkamış ilçesinde Sarıkamış Harekatı’nın 102’inci yılı anma etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen yürüyüş, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla yapıldı. Bakan Kılıç ve Arslan’ın yanı sıra Türkiye’nin birçok ilinden ve yurt dışından genç, yaşlı çok sayıda vatandaş, sabahın erken saatlerinde ‘Türkiye Şehitleriyle Yürüyor’ etkinliğine katılmak üzere Sarıkamış ilçesinin Soğanlı ve Allahuekber Dağları arasındaki Kızılçubuk zirvesinde bir araya geldi.

    Burada konuşma yapan Bakan Kılıç, etkinliğin önemine değinerek, “Bugün Sarıkamış Harekâtı’nın 102’inci anma yıl dönümündeyiz. Burada vatan için, millet için, bayrak için şehit olan ecdadımızı anmak gençlerimize onların yaşadıklarını bir nebze olsun hatırlatmak için her sene buluşuyoruz. Fakat bu sene 102’inci anmada, gençlerimizin 15 Temmuz gecesi ülkesine ve milletine sahip çıkmış, içindeki hainleri bertaraf etmiş ve ecdadına ‘ben de görevimi yaptım’ diyerek, beraberce yaşamak için ‘ben de anlatmaya geldim’ diye, bu sene buraya geldik’’ diye konuştu.

    Türkiye’nin bu sene çok büyük bir ihanet ile karşı karşıya kaldığını hatırlatan Bakan Kılıç, “Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı ile Başbakanımızın ve hükümetimizin dik duruşu ile meydanlara çıkan sokağa çıkan milletimiz, bu ihanet şebekelerine gereken dersi verdi. Nasıl ki 10 sene önce burada Sarıkamış’ta Allahuekber Dağları’nda ecdadımız milletimize, devletimize el uzatmaya çalışanlara ders verdiyse, aynı şekilde milletimiz kendisine ihanet edenlere ve onları destekleyenlere FETÖ terör örgütü, PKK, DAİŞ, DHKP-C, YPG, PYD, tüm bu terör örgütlerinin birleşerek üzerimize gelmeye çalıştığı bu dönem içerisinde tüm gençlerimizle, milletimizle beraber olarak ecdadımızı anmanın ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Milletimiz demokrasi hukuk ve insan hakları dersi verdi”

    Erkinliklerin 81 ilde de yapıldığını kaydeden Bakan Kılıç, ‘’Türkiye’nin her bir yanında 81 ilde bakanlığımızın koordinasyonunda Sarıkamış’ı anma, şehitlerimizi anma yürüyüşleri yapıldı. Bunlar öylesine yapılan yürüyüşler değil. Hava gerçekten soğuk, bizim üzerimizde kışlık kıyafetler ve yürürken zorlanıyoruz. Ecdadımızın burada nasıl bir zorluk çektiğini ama buna rağmen vatanı, milleti için verilen emri hiç sektirmeden uyguladığının en açık örneğidir. 102 sene önce burada, 15 Temmuz’da Türkiye’de bu sene ihanete karşı, hainliğe karşı, memleketimize el uzatanlara karşı en büyük dersi yine milletimiz verdi. Milletimiz demokrasi, hukuk ve insan hakları dersi verdi, vermeye de devam ediyoruz. Hiçbir ihanet şebekesi, hiçbir terör örgütü adı her ne olursa olsun. Biz bunların artık beraber hareket ettiğini görüyoruz. İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da ihanet şebekesi içerisinde hareket etmeye çalışanlara karşı duruşumuz nettir’’ ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’de devletimizin, milletimizin karşısına ihanetle çıkanları biz asla affetmeyeceğiz’’

    Uluslararası tüm camialarda ve ülkelerde de terör olayları olabileceğine dikkat çeken Kılıç, “Teröre karşı beraberce durmamız gerekiyor. Çünkü nereden geleceği belli olmaz. Berlin’de, Londra’da, Madrid’de, Paris’te saldırılar oldu. Bunların karşısında biz Türkiye olarak bir ve beraber bir şekilde durduk. Ama müttefiklerimizden de, bizle dost olduğunu söyleyenlerden de aynı duruşu bekliyoruz. Türkiye’de devletimizin, milletimizin karşısına ihanetle çıkanları biz asla affetmeyeceğiz. Devlet sistemimizin içerisine sızmış ve devletine, milletine ihanet edenlere karşı bir an olsun geri durmayacağız ve onları ayılamaya devam edeceğiz’’ şeklinde konuştu.

    “Her devlet, memurundan kendisine sadakat bekler’’

    Terörle mücadelenin şehitlere ve gazilere karşı görev olduğunu ifade eden Kılıç, sözlerini söyle tamamladı:

    “Bizim 15 Temmuz şehitlerimize ve gazilerimize ve bu millet için şehit düşmüş her vatan evladına karşı bizim görevimiz. Bunu sorgulamaya kalkanları biz sorgularız. Milletine ihanet edenlere tek cevap vardır. Milletinin yanından ayrılıp gitmesidir. Ve bizi uluslararası camiada gelip de neden devletinizin içerisindeki bazı memurları böyle uzaklaştırıyorsunuz dediklerinde bizim cevabımız şu oluyor. Bizim ihanet edenle işimiz olmaz. Devletimizin de olmaz milletimizin de olmaz. Tüm uluslararası kurallarda böyledir. Her devlet, memurundan kedisine sadakat bekler. Biz milletimize ve devletimize sadakat bekliyoruz. Başka bir şey değil. Bu yolda yürümeye devam edeceğiz. İnşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği altında hükümetimiz, Başbakanımızın liderliği altında gelecek yürüyüşümüze devam edeceğiz. Biz bu vatanı kolay kazanmadık. Hiçbir şekilde de vermeye niyetimiz yok, vermeyeceğiz. Neyle gelmek istiyorlarsa gelsinler. Ne yapmak istiyorlarsa yapsınlar. Bu millet birdir, tektir, beraberdir. Tüm bu ihanetin karşısında bir ve beraber duracaktır.’’

    1. Dünya Savaşı’nda Enver Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı ve 90 bin askerin şehit olduğu Sarıkamış Harekatı’nın 102’inci yılı anma etkinlikleri kapsamında düzenlenen etkinlikte soğuk havaya ve hafif kar yağışına rağmen komando timlerinin de aralarında bulunduğu binlerce kişi, ellerinde Türk bayrakları taşıyarak tekbir ve salavatlarla Yukarı Sarıkamış Şehitliği’ne doğru yürüdü. Şehitleri anmak için gerçekleştirilen ve yaklaşık 4 buçuk kilometre süren yürüyüşün ardından ulaşılacak şehitlikte Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası şehitler için dualar edildi. Şehitlere saygı atışının yapılmasının ardından Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı.

  • Duruş bozuklukları bel ağrılarını tetikliyor

    Kayseri Özel Dünyam Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden Uzm. Dr. Hamdi Koç, yanlış duruş bozuklukları düzeltildiğinde, cerrahi yöntem kullanılmaya gerek kalmaksızın, bazı bel ağrısı sorunlarının ortadan kalkacağını söyledi.

    Bel ağrılarının her yaştan insanın sorunu olabileceğine değinen Uzm. Dr. Hamdi Koç, halk arasında bel fıtığı olarak ağrıların oranının bilinenin aksine, tüm bel ağrıları içinde yüzde 5’i geçmediğine, bel fıtığının da çok azında cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Bel ağrılarının önemli bir kısmının vücudun yanlış kullanımı ve duruş bozukluklarından kaynaklandığını belirten Uzm. Dr. Hamdi Koç, “Bel ağrılarında hastalığın derecesine göre, ilaç tedavisine, fizik tedaviye ve cerrahi yöntemlere başvurulur. Ama cerrahi ve ilaç yöntemlerine gerek duymaksızın, çoğunlukla görülen bel ağrılarında oturuş ve yatış bozuklukları bel ağrılarını tetikliyor. Biz, bunları uygun şekle getirdiğimiz zaman tedavide önemli bir yol kat ediyoruz; belki ilaç ya da fizik tedaviye gerek bırakmayacak biçimde tedaviyi kolaylaştırıyoruz” dedi.

    Oturarak çalışanlar risk altında

    Bel ağrılarına neden olan faktörleri; aşırı kilo, aşırı zayıflık, uygunsuz oturma ve yatma, stres, aşırı sigara kullanımı, uzun süre oturma, uzun süre ayakta kalma, bele aşırı yüklenme ve hamilelik olarak sıralayan Uzm. Dr. Hamdi Koç, yanlış duruş pozisyonları ile ilgili şunları söyledi:

    “Kanepelere yayılarak oturmak, iş yerinde ya da evde bel desteksiz oturmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmak ciddi problemler. Dizüstü bilgisayarların çıkması ile bu problemlerin daha da arttığını söylemek mümkün. Eskiden masaüstü bilgisayarlar daha yoğunlukta iken, kullanıcılar mecburen postüre (vücut duruşu) daha az zararlı olabilecek biçimde bilgisayara karşıdan bakıyordu. Uzun süre aynı pozisyonda çalışmak da büyük risk. Örneğin, mimarlar, bankacılar ve sekreterler de uzun süre aynı pozisyonda durmaktan kaynaklı bel ve boyun problemlerini çok sık görüyoruz. O nedenle bu tür mesleklerde çalışanların en azından bir buçuk saatte bir pozisyon değiştirmeleri, kalkıp yürümeleri gerekir.”

    Doğru yatak seçimi ve doğru yatış önemli

    Bel ağrısı çekenlerin önemli bir probleminin de yanlış yatak seçimi ve yanlış yatış pozisyonu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Hamdi Koç, sert yatak tercih edilmesini önerdi. Uzm. Dr. Hamdi Koç, “Yatış pozisyonu ile ilgili bir diğer önemli hata da yüzükoyun yatmaktır. Bu, hem lokomotor hem de kardiyovasküler sistem açısından uygunsuz bir pozisyon. Sağa, sola ya da sırt üstü yatmak bizim önerdiğimiz yatış şeklidir. Sırt üstü yatanlara da ayaklarının altına yastık koyup yükseltmelerini öneriyoruz. Sağa ve ola yatanların da, bacaklarını karnına doğru çekmelerini tavsiye ediyoruz. Yine sırt üstü yatanların uyandığında yataktan birden yeltenerek kalkması uygun değil. Sağa ya da sola dönerek yataktan kalkmaları daha uygun” ifadelerini kullandı.