Etiket: Durun

  • Cilt sağlığınız için bunlardan uzak durun!

    Dermatoloji Uzmanı Doktor Fulya Tezel, “Yaşadığınız her şey cildinize yansır. Yediğiniz yemek, yaşadığınız olaylar ve alışkanlıklarınız bir bütün olarak cildinizde yer alırlar. Kısaca cildiniz görüntüsüyle, sizin hikayenizi anlatır. Bu nedenle siz ona iyi davranır, özen gösterirseniz; o da sizin hakkınızda güzel şeylerden bahseder” dedi.

    “Cildinizin pürüzsüz ve kırışıklardan uzak yapısını korumak istiyorsanız, gece yatmadan önce cildinize uygun krem kullanmayı ihmal etmeyin” diyen Tezel, “Düzenli olarak kullanacağınız bir krem cildinizin nem oranını dengelemeye yardım eder, gerginliğini yapısının bozulmaması için esnek kalmasını sağlar. Güneş ışınları yaz aylarında dik açıyla etki ettiği için korunmak şart olsa da, kış aylarında zararlı etkileri devam etmektedir. Bu nedenle koruyucu kremleri kış aylarında da kullanmak cildi koruma açısından gereklidir. Cildin gergin dokusuna bir de çekici görünüm ekleyebilir, sağlıklı bir vücut da yanınıza kar kalmasını sağlayabilirsiniz. Spor yaparak, vücuttaki kaslara orantılı bir şekil verebilirsiniz. Buna ek olarak bol su tüketimi de son derece önemidir. Spor yaptığınız sırada kaybettiğini su miktarını karşılamadığını takdirde deride sarkmalar ve kurumalar görülebilir. İyi bir şey için çabalarken kötü bir sonuç elde etmeyi kimse istemez. Spor yapın, sağlıklı bir vücuda kavuşun ve su içmeyi kesinlikle unutmayın” diye konuştu.

    Besin tüketiminin hayatımızın her alanında önemli bir yere sahip olacağını dile getiren Tezel açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu nedenle sağlıklı beslenmeye alışmak en kolay olanı. “Ama ben hayatım boyunca istediğimi yiyemeyecek miyim?” İstediğiniz yiyecekleri yine tüketebilirsiniz. Fakat bazı sınırlamalar koymanız gerekecek ve ne zaman tüketmeniz gerektiğini yine siz bileceksiniz. Unutmayın ki doğru şekilde bakarsanız vücudunuzu kimse sizden daha iyi tanıyamaz.”

    Tezel, cildiniz için yararlı besinler hakkında şu tüyoları verdi; “ Patates, vücuttaki kalojen üretimini uyararak kırışıklıkların giderilmesini sağlar. Gözenekleri kapalı olan ciltler için havuç tüketimi son derece iyi sonuçlar verir ve gözeneklerin tekrar açılmasına yardım eder. Yeşil yapraklı bitkiler DNA’ların onarılmasını sağlar. Badem, cildi güneş ışınlarından korumasının yanı sıra E vitamini ile vücudu besler. Ton balığı cildin sıkılaşmasını sağlar. Cildinizin her an parlaması için temiz ve nemli olması gerekir. Tozlu bir ayna bile karşısındakini net şekilde yansıtamaz. Vücudunuz da güzel bir yansımaya sahip olması için temiz olması gerekir. Derinlemesine temizlik için de düzenli cilt bakımlarınızı yaptırmayı ihmal etmeyin.

    CİLT SAĞLIĞINIZ İÇİN UZAK DURMANIZ GEREKENLER

    Her şeyden önce güzel bir cilde sahip olmak için sigara ve alkolde uzak durmak gerekir. Bu ikili cilt hücrelerinin yenilenmesini engeller.

    Günün sonunda makyajını temizlemeden, kesinlikle günü bitirmeyin. Makyaj malzemeleriniz doğal ürünler olsa bile, cildinizin de üzerinde uzun süre durduğunda artık bir süre sonra ağırlık yapacaklarını unutmayın.

    Düzensiz uyku, stres ve kötü beslenmeden kaçının. Eğer siz mutsuz ve sağlıksızsanız cildinizin sizden farklı olmasını beklemeyin.

    Makyaj malzemelerinin steril olmasına özen gösterin. Makyaj yapmayı seven her kadın bunu yaptığına şüphe yok ama ufak bir hatırlatmadan kimseye zarar gelmez

    Cildinizi sevin ve onu koruyun. Ama cildinizden de önce kendinizi sevin. Mutsuzluktan ve sağlıksız koşullardan uzak durun. Zaten siz mutluysanız vücudunuz da bu mutluluğun karşılığını verir.”

  • Sığır tüberkülozundan korunmak için kesimhaneler dışında kesilen hayvanların etlerinden uzak durun

    Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı, hayvanlarda görülen tüberküloz hastalığının önlenmesi için Tarım ve Orman Bakanlığının bütün hayvanları taramadan geçirmesi gerektiğini belirterek, “Sığır tüberkülozundan korunmak için kesimhaneler dışında kesilen hayvanların etlerini tüketmekten kaçınınız” dedi.

    Geçtiğimiz hafta Müslüman Türk Milleti olarak hep birlikte Kurban Bayramını idrak ettiklerini hatırlatan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı, “Zira Kurbanlarımızı keserek eş, dost ve akraba ziyaretinde bulunduk. Allah kabul etsin. Aynı zamanda tatil süresinin uzun olmasıyla birlikte ülke genelinde yapılan yolculuklarda geneli dikkatsizlik ve uykusuzluk nedeniyle birçok trafik kazası meydana geldi. Çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybederken bir sürü ocak söndü ve birçok vatandaşımızda yaralandı. Buradan hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum” dedi.

    Kurban Bayramında Kastamonu’da kesilen kurbanlık hayvanlarda halk sağlığı açısından oldukça önemli olan başka bir gerçeğin daha ortaya çıktığını vurgulayan Maşalacı, “Tarım İl Müdürlüğünün resmi verilerine göre il genelinde kesilen kurbanlık hayvanlarda 15 tüberkülozlu (veremli) hayvan vakası bildirilmiştir. Bunun dışında Türkiye genelinde de birçok tüberküloz vakası tespit edilmiştir. Tüberküloz hastalığı tüm evcil hayvanlarda ve insanlarda görülen başta solunum sistemi olmak üzere birçok farklı organa yerleşebilen uzun ve sinsi seyirli bir hastalıktır. Hastalığın etkeni Mycobacterium Tuberculosis, M.bovis, M.avium olarak belirlenmiştir. Kongenital yolla, solunum yoluyla, alimenter yolla, genital yol ve deri yoluyla bulaşmaktadır” diye konuştu.

    Uygun olmayan bakım ve beslenme koşulları nedeniyle sığır tüberkülozunun görülebileceğini ifade eden Maşalacı, “Ayrıca sığır tüberkülozu, ‘insanlarda da görülebilen zoonoz bir hastalıktır.’ Hayvanlarda özellikle akciğer, diğer organ ve dokularda kazeöz (peynirleşme) karakterde tüberküllerin oluşmasıyla belirlenen kronik ve bulaşıcı enfeksiyöz bir hastalıktır. Hayvanlarda tüberküloz etkenleri vücuda genellikle solunum ve sindirim yoluyla girerek hastalık meydana getirir. Hayvanların barınaklarda çok sıkışık bulunmaları, hijyenik koşulların iyi olmaması, uygun olmayan bakım ve beslenme koşulları, temiz hava ve egzersiz yetersizliği, dışarıdan sürüye kontrolsüz hayvan girişi, enfekte hayvanların sütleriyle buzağıların beslenmesi hastalığın bulaşmasını ve yayılmasını kolaylaştırır. İnsanlara bulaşma genelde enfekte et ve sütün tüketilmesiyle gerçekleşir” şeklinde konuştu.

    Veteriner hekim kontrolü olmaksızın kesilen hayvanların etlerini tüketmekten kaçınılması gerektiğini vurgulayan Maşalacı, “Gıda güvenilirliği açısından önemi, Tüberkülozlu etlerin tüketilmesi insan sağlığını tehdit eder; ancak kesimhanelerde veteriner kontrolü altında hastalıklı etlerin gıda zincirine katılması mümkün değildir. Tüberküloz hastalığından korunmak için kesimhaneler dışında, veteriner hekim kontrolü olmaksızın kesilen hayvanların etlerini tüketmekten kaçınınız. Kırmızı eti çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemesi gereklidir. Isıl işlem görmemiş süt ve süt ürünlerin tüketime sunulmaması gerekir” ifadelerini kullandı.

    Tarım ve Orman Bakanlığının sığır tüberkülozu ile mücadele kapsamında ülke genelindeki tüm hayvanları tüberküloz taramasından geçirmesi gerektiğini ifade eden Maşalacı, şöyle konuştu: “Hastalıkla mücadelede Tarım ve Orman Bakanlığımız, ruhsatlı kesimhanelerde kesilen hayvanlarda kesim sonrası yapılan muayenede hastalık tespit edilmişse kesilen hayvanın bulunduğu işletme İl/İlçe Tarım Müdürlüğü ekiplerince mevcut tüm sığırlarda, tüberkülozunun varlığı yönünden hastalık taraması yapılır. Sığır tüberkülozuyla mücadele kapsamında karantina, kesim ve imha tedbirleri uygulanır. Sığır tüberkülozu tespit edilen hayvanın bulunduğu işletmede, sürüye ait altı haftalıktan büyük tüm hayvanlarda tüberkülin testi uygulanır. Pozitif sonuç veren sığırlar şarta tabi kesime sevk edilir ve işletme karantinaya alınır. Lakin bu uygulama sınırlı bir şekilde olmaktadır. Ayrıca karantina süresinden sonra işletme sahibi tekrar işletmesine aldığı hayvanları hayvan pazarından ya da hayvan ticaretiyle uğraşan kimselerden satın almakta olup aldığı hayvanların kontrolü yapılmamaktadır. Dolayısıyla yapılan tüm işlemler boşa gitmiş olmaktadır. Ülkemizde önemli ve yaygın olarak görülen tüberküloz hastalığının önlenmesi için Bakanlığımız, ülke genelinde tüm hayvanlar da tüberküloz taraması yapmalıdır. Yapılan taramada kullanılan test sadece tüberkülin testi olarak değil ELİSA yöntemi de kullanılmalıdır. Ayrıca karantina süresinden sonra işletme sahiplerinin hastalıktan ari işletmelerden hayvan alımı yapması sağlanmalıdır”

  • “Saçlarınızı kaybetmek istemiyorsanız stresten uzak durun”

    Özel Kastamonu Anadolu Hastanesi Cildiye Uzmanı Uzman Dr. Reyhan Tığlı, saç hastalıklarının oluşmasında önemli etkenlerden birisinin stres olduğunu belirterek, bu yüzden stresten uzak durulması gerektiğini söyledi.

    Cildiye Uzmanı Uzman Dr. Reyhan Tığlı, saçların sağlığı ve nasıl korunması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Tığlı, “Saçlar, güzelliğimizin tamamlayıcısıdır, insanın dış görünümünü etkiler. Saçın yapısını oluşturan ana elementler keratin, su, pigment, yağlar ve eser elementlerdir. Sağlıklı saçlar, parlak, görünümü düzgün ve kolay taranabilir özellikleri taşır. Saçın bu özellikleri, sistemik hastalıklar ve çevresel etmenlerin etkisiyle bozularak; saçlarda kırılma, mat, sağlıksız görüntü ve dökülme şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Saç yıkama sıklığı kişiye göre değişkenlik gösterir. Saç günde en fazla bir, en az haftada bir defa yıkanmalıdır. Saçlar yıkanırken kişinin saç tipine uygun şampuanı tercih etmesi önemlidir” dedi.

    Saçta sık görülen hastalıkların kepeklenme, egzama ve saç dökülmesi olduğunu söyleyen Dr. Reyhan Tığlı, “Kepeklenme en sık görülen saç sorunudur. Sinirsel egzama ya da bilimsel adıyla nörodermit, sık görülen bir cilt sorunudur. Boyun, ense, saçlı deri, omuzlar ve topuk bölgelerinde sürekli kaşıntı ve bunun sonucunda deride kızarıklık görünür. Hastalığın oluşmasında stres en önemli etmendir. Tedavisinde steroidli kremler, antihistaminik ilaçlar ve nemlendiriciler kullanılır. Ciddi vakalarda hastalar psikiyatri uzmanları ile birlikte takip edilir. Saç boyalarının içeriğinde bulunan bazı maddeler alerjik bünyeye sahip kişilerde kontakt dermatit (alerjik egzama) bulgularına neden olabilir” diye konuştu.

    Saç dökülmesinin de sık karşılaşılan bir diğer saç hastalığı olduğunu ifade eden Dr. Tığlı, şöyle konuştu:

    “Tedavide amaç dökülmeyi durdurmaktır, öncelikle saç dökülmesi durumunun nedeni araştırılır. Besinsel eksiklikler, sıkı diyet, hormonal bozukluklar, yüksek ateşli hastalıklar, akut kan kaybı, kullanılan ilaçlar, tiroid bezi hastalıkları, kronik hastalıklar saç dökülmesine neden olan başlıca durumlardır. Stresin de saç dökülmesinde önemli bir etkisi olduğu göz önünde tutulmalıdır. Saç dökülmesi ile karşılaşıldığında öncelikle gerekli laboratuvar testleri yapılır ve sistemik bir sebepten dökülmenin olup olmadığı değerlendirilir. Eksiklik tespit edildiğinde gerekli ilaçlarla hastanın tedavisi düzenlenir. Neden bulunamadığı zaman saçı güçlendirici ürünlere ve tedavilere başvurulur. Dökülmeyi iyileştirmek ve kontrol altına almak için uygulanan bir diğer yöntem saç mezoterapisidir. Saç mezoterapisinde saçın ihtiyacı olan vitamin, mineral ve kan dolaşımını arttırıcı ilaçlar direkt saç diplerine enjekte edilir. Belirli aralıklarla yapılan bir uygulamadır. Ağrısı yok denecek kadar azdır. Tedavi tamamlandığında dökülmede azalma, saçlarda dolgunluk elde edilmiş olur.”

  • Uzmanlardan sınava girecek öğrencilere uyarı: “Gaz yapacak yiyeceklerden uzak durun”

    Milyonlarca genci yakından ilgilendiren üniversite sınavlarına saatler kala uzmanlar sınava girecek öğrencileri uyardı. Aydın Özel Kavaklı Anadolu Lisesi Müdürü, Türk Psikolojik Danışma Derneği Aydın Şube Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Süleyman Çokay, sınav öncesi dengeli ve bilinçli beslenmenin başarıda önemli rol oynadığını söyledi.

    Üniversite sınavına saatler kala sınava girecek öğrencilerin yanı sıra ailelerine de tavsiyelerde bulunan Özel Kavaklı Anadolu Lisesi Müdürü, Türk Psikolojik Danışma Derneği Aydın Şube Başkanı Uzman Psikolojik Danışman Süleyman Çokay, üniversite sınavına girecek adayların sınav nedeniyle beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini söyledi.

    “Sınavdan önceki son gün nasıl beslenmeli?”

    Sınava saatler kaldığını ve özellikle sınavın yaşandığı saatlerde gaz yapacak ve rahatsızlık verecek gıdalardan uzak durulmasını tavsiye eden Çokay, “Sınavdan bir gün önce sindirim ve hazımsızlık gibi şikayetler yaşamamak için kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur pilavı gibi gaz yapıcı besinlerin tüketilmemesi gerekiyor. Yine sınavdan bir gün önce herhangi bir besin alerjisine karşın şimdiye kadar hiç yenmemiş herhangi bir besinin de tüketilmemesini öneriyoruz. Açıkta ve sokakta satılan yiyeceklerden uzak durulmasını tavsiye ediyoruz. Aşırı çay, kahve ve gazlı içecek tüketiminden de kaçınılmalıdır. Sınavda yaşanan gaz sıkıntısı öğrencinin başarısını olumsuz etkiler” diye konuştu.

  • Takıntılıysanız uzak durun

    Burun estetiği operasyonunun ülkemizde en sık yapılan estetik ameliyatlardan olduğunu belirten Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr.Bahadır Baykal, “Ancak takıntılı bir kişiliğe sahipseniz bu operasyondan uzak durmanızda fayda var” dedi.

    Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr.Bahadır Baykal, yaptığı değerlendirmede, burun estetiği olmak isteyen kişileri nasıl bir süreç beklediği konusunad şunları kaydetti;

    “Burun estetiğine karar verdiniz ve doktor seçiminizi yapmak istiyorsunuz, bu aşamada yapacağınız ilk görüşme ameliyatınızın başarısı için önemlidir. Beklentilerinizi ve nasıl bir burun istediğinizi muayenede mutlaka belirtmelisiniz, aynı zamanda muhtemel ameliyat sonucunuzun beklentinizle ne oranda uyumlu olabileceğini de doktorunuzla konuşmanız ameliyat sonrası mutluluğunuz için olmazsa olmaz.

    İdeal burun var mıdır ?

    Kişisel deneyimim ve cerrahi felsefem yıllar içinde bana şunu öğretti ” doğal olan güzeldir”. Her ne şekilde olursa olsun ameliyat olduğunuz belli olmamalı, burnunuz doğal ve güzel durmalıdır. Zaten hem ABD hem de Avrupa’da ideal burun yeniden tanımlanıyor. Aşırı kalkık ve daraltılmış burun ucu ve oyuk burun sırtı sağlıklı nefes almayı olumsuz etkilediği ve doğal olmayan bir görünüme sebep olduğu içi tercih edilmiyor, makbul olan yüze uyumlu burun.

    Burun estetiği olmak için elinde fotoğraf “böyle burun istiyorum ” diyen gelenler oluyor mu ?

    Evet zaman zaman oluyor. Ancak herkesin yüz yapısı birbirinden farklı, burun cildi, kıkırdağı, kemik yapısı da öyle. Burnun yüzdeki görünümünü ise sadece burun değil yanaklar, alın, çene ve dudaklar da belirler. Bu nedenle burun estetiği ile bir başkasının burnuna sahip olmaktan ziyade yüzünüze özgü karakteristik burun hedeflemelisiniz.

    Burun estetiği ile her burnu istediğimiz şekilde değiştirebiliyor musunuz ?

    Keşke öyle olsa, ama elimizde sihirli değnek yok. Burun estetiği sınırları olan bir operasyondur, Çok kötü bir burnu mükemmel hale getirmemiz mümkün değil. Sonucu ameliyat ile bir ya da iki basamak üste çıkarabilmek başarıdır.

    Burun estetiği sanatsal bir operasyon mudur sizce ?

    Burun estetiğinde hem bilim hem de teknik beceri ön planda olmalıdır. Biz heykel yada resim yapmıyoruz, insan yüzü üzerinde estetik ve fonksiyonel bir cerrahi gerçekleştiriyoruz. Cerrahi tekniklere hakim değilseniz ya da yeterli tecrübeye sahip değilseniz istediğiniz kadar sanatçı tarafınız olsun sonuç sizi hüsrana uğratır. Bence işin sanat yönünü biz doktorlar biraz abartıyoruz. Şöyle ki; çok iyi heykel yapmanız bu ameliyatı mükemmel yapacağınızı göstermez. ve inanın öyle otörlerle çalıştım ki, karakalem resim bile çizemez ama sonuçları mükemmel dir. Sanırım işin özü aslında doğallıkta, sonuç ne kadar doğala yakınsa ameliyatın sanat yönü de o derece başarılıdır.

    Bazı özel yöntemlerle kemikleri kırdığınız ya da törpülediğiniz zaman ameliyat sonrası morluk ve şişlik hiç olmuyor mu ?

    Siz hiç ameliyat yapmasanız sadece burun cildini açıp kapasanız bile belli düzeyde morluk ve şişlik oluşabilir. Hatta sadece burun sırtına iğne yapsanız dahi burun sırtında bir miktar renk değişimi görebilirsiniz. Burun estetik ameliyatında kemikleri kırmak, törpülemek ameliyatın safhalarından sadece birisidir. Benim ameliyat felsefeme göre; ” kemiği ne ile kırdığınız değil nasıl şekillendirdiğinizdir önemli olan “. Morluk ve şişlik oluşumu ise doğru teknikle operasyon yapsanız bile operasyon tekniğinin dışında kişinin kan değerinden, cilt yapısına kadar pek çok faktöre bağlıdır, ancak günümüzde estetik ameliyatlar eskiye oranla çok daha konforlu ve hızlı iyileşir. Tabi unutulmaması gereken önemli bir nokta da burnun ve yüzün ilk 7 gün içindeki değil 2.yıldaki görümününden mutlu olmanızdır.

    Burun estetiği dışarıdan kolay gözüken ancak başarısı sadece cerraha bağlı olmayan komplike bir operasyondur. Cildinizin inceliği, daha önce ameliyat geçirip geçirmemeniz, kıkırdak ve kemik yapınızın kalınlığı başarıya direkt etki eder. En tecrübeli ellerde dahi revizyon olma ihtimali %5’ ken, ikinci ameliyatınızı oluyorsanız bu risk biraz daha artar.

    Revizyon burun estetiğinde erken bir ameliyattan kaçınmak gerekir. Ben genellikle ilk ameliyatın üzerinden bir yıl geçmesini bekliyorum,ancak daha küçük kamuflaj cerrahileri yapacaksam altıncı aydan sonra da müdahale edebiliyorum. Burnun tam anlamıyla oturması için gereken süre bir senedir. Vaktinden önce bir ameliyat var olan sorunu çözmez tam tersine sorunu içinden çıkılmaz hale getirir. Bu nedenle düzeltme ameliyatı konusunda sabırlı olunması ve bir süre beklenmesi en gerçekçi olandır. Özellikle revizyon ameliyatınız öncesinde ilk ameliyatınızı yapan doktorunuza ” revizyondaki başarı ortalamasını ” sorun. Eğer doktorunuzun bu ameliyatı istediğiniz düzeyde yapacağına kanaat getirmiyorsanız mutlaka revizyon ameliyatlarıyla üst düzeyde uğraşan bir cerrah bulun. Unutmayın ki, burun estetiği spesifik bir ameliyatsa revizyon burun ameliyatları için çok daha fazla özelleşmiş bir doktora ameliyat olmanız yararınızadır.

    Her şeyden önce ameliyat için karar verirken psikolojik durumunuzu iyi etüd edin. Takıntılı bir kişiliğe sahipseniz, sosyal hayatınız ve iş yaşamınızdaki olumsuzlukların nedeni olarak burnunuzu görüyorsanız, karşı cinsle yaşadığınız sorunların burnunuzdan kaynaklandığını düşünüyorsanız bu ameliyatı olmayın çünkü ameliyat sonrasında da sonuç nasıl olursa olsun mutlu olma ihtimalinz düşüktür. Böyle bir durumda siz ameliyat olmak isteseniz bile pek çok meslektaşımız simon kriteri olarak bilinen ben merkezci, yeterli olgunluğa erişmemiş, obsesif ve narsist kişilere ameliyat yaparken bir kaç kez düşünür.”