Etiket: Durumunda”

  • Başkan Böcek’in sağlık durumunda yeni gelişme

    Başkan Böcek’in sağlık durumunda yeni gelişme

    Yeni tip korona virüs (Covid-19) tanısıyla Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde yoğun bakım ünitesinde tedavisine devam edilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in sağlık durumuna ilişkin belediyeden yapılan açıklamada, durumunun ciddiyetini koruduğu, son birkaç gündür ise ulaşılan olumlu seyir ve bununla uyumlu klinik bulguların gözlemlenmekte olduğu bildirildi.

    Antalya Büyükşehir Belediyesinden Başkan Muhittin Böcek’in durumuyla ilgili belediyenin sosyal medya hesaplarından bugün yapılan açıklamada, “Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Muhittin Böcek’in yoğun bakımdaki takip ve tedavisinde durumu ciddiyetini korumaktadır. Bununla birlikte son birkaç gündür ulaşılan olumlu seyir ve bununla uyumlu klinik bulguları gözlemlenmekte ve tıbbi destek uygulamaları devam etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    52 gündür yoğun bakımda

    CHP’li Böcek, 17 Ağustos tarihinde sosyal medya hesabından Covid-19 test sonucunun pozitif çıktığını duyurmuş, herkese maske, hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uyması için uyarıda bulunmuştu. Özel hastanede takibi yapılan Başkan Böcek, durumu kötüleşince 7 Eylül’de yoğun bakım ünitesine alınmış, 24 Eylül’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesine sevk edilmişti. Dün 58 yaşına giren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, 52 gündür yoğun bakımda tedavi görüyor.

  • Gebe kalmaları durumunda literatürdeki ilk vaka olacaklar

    Gebe kalmaları durumunda literatürdeki ilk vaka olacaklar

    Türkiye’de Kadın Hastalıkları ve Doğum alanında yaptığı önemli ameliyatlarla adından söz ettiren ve Acıpayam Devlet Hastanesi’nde göreve başlayan Op. Dr. Naim Ünsal tarafından Elazığ, Eskişehir ve Tokat’tan gelen ve doğuştan vajinası olmayan hastalara vücut boşluklarındaki dokulardan vajina ve rahim ağzı yapılarak Denizli’de sağlıklarına kavuşturuldu.

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Naim Ünsal, hastalara bu ameliyatlar ile doğurganlık özelliği kazandırıldığını ve hamile kalmaları durumunda ise dünyada tıp literatürüne giren ilk vakalar olacaklarını söyledi.

    Hastalardan biri olan, Elazığ’da yaşayan, doğuştan vajinası ve rahim ağzı olmayan E.Ç. (23), her regl olduğu dönem, vajinası olmadığı için adet kanı rahmin içine doluyor, rahmi her ay yaklaşık 3 bardak kanla dolduğu için bir nevi apandisit patlaması gibi çok ciddi ağrılar yaşıyordu. Daha önce 16 kez ameliyat geçiren ve hep rahimde biriken kanı boşaltma şeklinde geçici çözümler yaşayan E.Ç., Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Naim Ünsal’a başvurdu. Muayene ve tetkikler sonrası hasta için ameliyat planı oluşturuldu. Başarılı geçen operasyon ile hastaya vajina ve rahim ağzı yapıldı, rahmiyle birleştirilip doğurganlık özelliği kazandırıldı.

    E.Ç. gibi doğuştan cinsel organı olmayan birçok hastayı bu operasyonla sağlığına kavuşturduklarını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Naim Ünsal, ameliyat hakkında şu bilgileri verdi: “Bu hastalarımızın vajinaları olmadığı için, kendi vücut dokularından vajina ve rahim ağzı oluşturduk. Bazen bu hastalarımıza bağırsaktan ya da deriden vajina yapıyoruz, bazen de bunlara hiç gerek kalmıyor. Hasta E.Ç.’de yaptığımız ameliyat ile vajina ve rahim ağzı oluşturduk. Artık regl dönemlerinde normal her kadın gibi kanaması dışarıya olmaya başladı. Yine Eskişehir’den aynı durumda başka bir hastamız geldi. Daha önce başarısız bir operasyon geçirmişti, fakat E.Ç gibi 16 kez ameliyat olmadığı için bu hastanın operasyonunu nispeten daha rahat gerçekleştirdik, rahim ve rahim ağzını oluşturduk. Tokat’tan gelen bir başka hastamız ise doğuştan vajinası olmayan yakında evlenecek olan bir hastamızdı. Önceden bir operasyon geçirip vajina yapılıyor fakat tekrar kapanıyor yani operasyonu başarısız geçen bir hastamızdı. Gayet başarılı ameliyat ile onu da sağlığına kavuşturduk. Şu anda 3 hastamızı da taburcu ettik. Bu hastalarımız da en önemlisi; üreme sistemlerini bütünlemiş olmamız, regl olabilmeleri ve ileride çocuk sahibi olma umutlarının korunmasıydı. Ameliyatı yaptığımız hastalarımızın ileride gebe kalmalarına tıbben hiç bir engel yok. Hastalarımız, sonraki süreçte de uzun yıllar takibimizde kalacak, çocuk sahibi olabilmeleri için tedaviye devam edeceğiz. Eğer gebe kalırlarsa üreme sistemini bütünlediğimiz ve organ yaptığımız için literatürde ki ilk vakalar olacaklar” diye konuştu.

    Operasyonların süresinin hastaya göre değişmekle birlikte bazen 3 bazen 5 saat sürebildiğini ifade eden Ünsal, fakat bazı uygun hastalarda kapalı yöntem denilen laparoskopik yöntemle ameliyatları gerçekleştirdiklerini bu yöntemi kullandıkları cihazın, şu anda Türkiye’de Devlet Hastaneleri içinde tek kendilerinde bulunduğunu vurguladı.

    Başarılı operasyonlar ile sağlığına kavuşan hastalar da Uz. Dr. Ünsal’a teşekkürlerini ileterek evlilik ve çocuk sahibi olma hayallerine kavuştuklarını ve çok mutlu olduklarını dile getirdiler.

  • ÇİB Başkanı Ekinci: “Trump’ın muafiyet vermesi durumunda Türkiye oyun dışında kalır”

    ABD Başkanı Donald Trump’ın, tüm dünyanın tepki gösterdiği çelik ithalatına yüzde 25 ek vergi yasasını bu akşam imzalaması bekleniyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci: “Trump’ın Kanada ve Meksika’ya muafiyet vermesi durumunda Türkiye oyun dışında kalır” dedi.

    Çelik sektörü dünya ticaret savaşlarına işaret eden Section 232 yasası ile ilgili alınacak karara kilitlendi. ABD Başkanı Trump’ın, ’çelik vergisi’ düzenlemesini bugün imzalaması bekleniyor. Tüm dünyadan tepkilerin gelmeye devam ettiği yasa tasarısı ile ilgili son gelişme ise kesin olmamakla birlikte Trump’ın Meksika ve Kanada’ya NAFTA görüşmelerinde kaydedilen ilerlemelere göre çelik ve alüminyum ithalatına yönelik tarifelerden 30 günlük muafiyet sunma ayrıcalığı oldu.

    Section 232 yasasının yankıları devam ederken Türk çelik sanayicilerine destek Amerika Uluslararası Çelik Enstitüsü (American Institute for Internatiol Steel) Başkanı John D. Foster’dan geldi. John D. Foster, Kurumu ve kaliteli çelik kullanan tüm Amerikalı üreticiler adına ABD Başkanı Donald Trump’a yazdığı mektupta Türk çelik üreticilerinin kaliteli üretim ve adil fiyatlandırma yaptıklarına dikkat çekerek Türk çelik sanayinin Section 232 kapsamındaki tarife ve kotalardan muaf tutulmasını istedi.

    “Bazı ülkeleri ayırıp diğerlerine vergi getirmek daha kabul edilemez bir durum”

    ÇİB (Çelik İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, vergi konacaksa tüm ülkelere eşit bir şekilde vergi getirilmesinin doğru olacağını belirterek, “Haksız yere yürürlüğe alınmaya çalışılan korumacı önlemleri dünya ticaretini olumsuz etkiliyor. Konu ile ilgili farklı pek çok senaryo konuşuluyor. Son olarak ABD’nin iki komşusu Meksika ve Kanada’nın vergiden muaf tutulabileceği gündeme geldi. Eğer vergi konacaksa tüm ülkelere eşit bir şekilde vergi getirilmesi en doğrusudur. ABD’nin, yüzde 25’lik vergiyi tüm dünyaya uygulaması durumunda sektörümüzün ABD’ye ihracatı zorlansa da devam eder ancak yasa baştan sona haksız olsa da bazı ülkeleri ayırıp diğerlerine vergi getirmek daha da kabul edilemez bir durum. Kanada’ya ve Türkiye ile aynı ürün gamında olan Meksika’ya muafiyet tanınırsa, bu uygulamanın geçerli olduğu süre boyunca Türkiye oyun dışına itilecektir. Bu aynı zamanda ABD’nin, Türkiye ile ilişkilerinde onarılması güç bir yara açacaktır” diye konuştu.

    “Gerektiği durumda misilleme yapılacaktır”

    Türkiye’nin de kendi önlemlerini alacağını belirten ÇİB Başkanı Ekinci, şu ifadeleri kullandı: “Dünya ticaret savaşlarından söz edilen böyle bir ortamda Amerika ne yapacak diye durup beklemiyoruz. Tüm platformlarda sesimizi yükseltiyor, kararın haksızlığını dile getiriyoruz. Çelik sektörü temsilcileri olarak Ekonomi Bakanlığı yetkililerimizle bir araya gelip neler yapabileceğimizi görüştük. Bakanlığımızın da açıkladığı üzere Türkiye, DTÖ nezdinde AB ile birlikte hareket etme kararı aldı. En doğrusu da budur. Gerektiği durumda misilleme yapılacaktır.”

    “Bu yanlıştan en kısa sürede dönüleceğine inanıyoruz”

    Türk çelik sektörünün kaliteli üretimden ve adil fiyatlandırmadan yana olduğunu belirten Ekinci, “Amerika’ya önemli oranda çelik ihraç ediyoruz. Ürün kalitemiz ve fiyatlarımız tercih edilmemizde en önemli etken. Yasa ile ilgili ABD’de çeliği girdi olarak kullanan sektörlerde de sesler yükseliyor. Otomotiv, beyaz eşya, makine imalat, inşaat gibi çeliği girdi olarak kullanan sektörler de bu karardan son derece rahatsız. Section 232’de imzalar atılmadan hemen önce sektörün öncü kuruluşlarından Amerika Uluslararası Çelik Enstitüsü Başkanı John D.Foster’ın Başkan Donald Trump’a mektup yazarak Türk çelik üreticilerinin yasadan muaf tutulmasını istemesi bizler için önemli bir gelişmedir. Bu karardan yalnızca yasa ile birlikte kârları daha da yükselecek ABD’li çelik üreticilerinin memnun olduğu ortadadır. Ancak biz bu yanlıştan en kısa sürede dönüleceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Rus generale ait olduğu iddia edilen mezarın bulunduğu arsanın durumunda belirsizlik

    Ardahan’da geçtiğimiz Nisan ayında Rus General Vasiliy Geyman’a ait olduğu iddia edilen mezarın bulunduğu inşaat alanında belirsizlik sürüyor. Mezarın bulunduğu alanın sahibi Fahrettin Yılmaz, “Rusya gibi süper bir devlet nasıl oluyor da bugüne kadar kendi değerlerinden olan general ile ilgilenmiyor ve sahip çıkmıyor. Rus general 4 aydır Kars Müzesinde depoda bekletiliyor ve sahip çıkan yok” dedi.

    Güvenlik önlemlerinin kaldırılması ile birlikte kaçak kazı riskinin arttığını belirten Yılmaz, “İnşaat alanının etrafındaki polis şeridini kendimiz çektik. İnsanlar tarafından polis koruması altında olduğu bilinsin gibisinden biz bu şeritleri çektik. Şu anda ne koruması var ne de güvenliği var. Komşuların da duvarları yıkılmaya başladı. Bir an evvel burada ne yapılacak ise yapılsın. Biz istiyoruz ki anıt mı yapacaklar, alacaklar mı, kamulaştıracaklar mı, bize teslim mi edecekler. Ne yapacaklar ise bir an önce yapsınlar” diye konuştu.

    Mülkiyet sahibi Fahrettin Yılmaz, güvenlik önlemlerinin kaldırılması sonucunda burayı kendilerinin koruduklarını ifade ederek, “Buradan çıkan generali alıp götürdüler. Fakat şimdi onun devamındaki kalan yerin de kontrol altına alınarak kazı çalışmasının yapılıp netice alınmasını istiyoruz. Bu konuda devlet yetkililerimiz duyarsız kaldılar ve hiç kimse ilgilenmiyor. Buranın korumasını tek başımıza biz kendimiz aldık ve burayı biz koruyoruz. Bir an evvel işlerimizin yürümesi için buranın akıbetinin neticelendirilmesini bekliyoruz. Ama burası bu şekilde kalırsa ben bir vatandaş olarak mağdur oluyorum” dedi.

    Fahrettin Yılmaz, arsasında konut yaptırmak için inşaat kazısı esnasında çıkan ve Rus Generale ait olduğu iddia edilen tabutun çıktığı alanı yaklaşık 40 yıl önce yatırım amaçlı aldığını belirterek, “40 yıl önce bu arsayı aldım. Ama bu gibi konuların olacağından hiç haberimiz yoktu zamanında. Hemen yanı başında bir ev yaptırmıştık ve yaklaşık olarak 30 yıl kullandık. Şimdi de burada toplu konut yaptırmak için müteahhit ile anlaştık. Fakat kazılar yapılırken burada tarihi bir olay meydana geldi. Bu tarihi olayın da meydana gelişi tüm elimizde olan varlıklarımızı etkiledi. Şu anda hiçbir şey yapamıyoruz. Bu faaliyeti devam ettirmemiz için bizimle muhatap olan ilgili kurumlar da yok. Mağduriyetimizin giderilmesi için ilgili makamlardan ricamız bir an evvel bizi bu sıkıntıdan kurtulmamız için yardım etsinler. Her ne yapılacak ise bizim çıkarlarımız ve bize ait olan haklarımızın korunması karşılığında gereken ne ise o yapılsın” şeklinde konuştu.

    İnşaat alanının da risk altında olduğunu söyleyen Yılmaz, “Burada gördüğünüz istinat duvarı kendiliğinden göçtü ve buraya döküldü. Burada bu duvarın yıkıldığı anla bir canlı olsaydı zarar görecekti. İleriki günlerde de böyle kazaların olma ihtimali çok yüksek. Ben yurt dışında 40 sene çalıştım, bu mekanı aldım. Fedakarlıklarımı her şeyimi buraya bağladım. Ve burayı aldığımda burası imarlı bir arsaydı ama şimdi burada konut yapmak için teşebbüste bulunduk ve kazı yapılırken buradan bir Rus generalinin mezarı çıktı ve bu Rus generaline ait olduğu iddia edilen mezarın çıkması bize büyük zarar verdi. Bunun konumu ne olacak ve devletimizden ricamız mağduriyetimizin giderilmesidir. Bu mezar ile ilgili her ne olacak ise halledilmesi gerekir. Burası anıtlaşacaksa anıtlaştırsınlar, iki devlet arasındaki anlaşma ne ise anlaşsınlar. Biz de bu mağduriyetimizden kurtulalım ve rahata kavuşalım” dedi.

  • CHP’li Budak: “Antalya’da 63 Bin Kişi, 118 Milyon TL Gelir Testi Borçlusu Durumunda”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Çetin Osman Budak, gelir testi sisteminin sağlıklı işlememesi nedeniyle yurttaşların sürekli olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na borçlandırıldığını ileri sürerek, “Antalya’da 63 bin kişi, 118 milyon lira borçlu. İşi gücü olmayan, hiçbir geliri olmayan yurttaşlarımıza sürekli borç çıkarılmasın son verilmeli” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın gelir testi uygulamasıyla ilgili soru önergesini yanıtladı. Soylu, Antalya ilinde gelir testi yaptırma yükümlülüğünde bulunan 63 bin 179 kişinin testi yaptırmadığını ve toplam 117 milyon 938 bin 399 TL borçlu durumda olduklarını, Antalya’da kişi başı borç tutarının bin 866 TL olduğunu söyledi. Bu durumdaki kişiler için borç yapılandırma düzenlemesi yapıldığını kaydeden Soylu, “Bu kapsamda Türkiye genelinde 15 bin 668 kişi, Antalya’da ise 76 kişi başvuru yapmıştır. Antalya’da başvuran 76 kişinin, yapılandırılan borç tutarı 76 bin 233 TL’dir” dedi.

    Genel sağlık sigortası kapsamında getirilen ’gelir testi uygulaması’nın milyonlarca vatandaş için ağır mağduriyetlere yol açtığına dikkat çeken Budak ise, “Hiçbir sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan yurttaşlardan gelir testi yaptırması isteniyor. Gençlerin, anne-babasının geliri, asgari ücret düzeyinde ise sağlık yardımı alabilmesi için prim ödemesi gerekiyor. Bir anlamda ’İşin yoksa hasta olma, sağlık hizmeti de alamazsın’ deniyor. İşi olmayan gençlere aileleri destek oluyor ama bunun üzerine bir de ailelere sağlık faturası çıkarılması haksızlıktır. Yaklaşık 5 milyon yurttaşımızın borcu ve 11 milyar TL düzeyine yaklaşmış. Bu miktarda borcu kimsenin ödemesi mümkün değil” ifadelerini kaydetti.

    “AF ÇÖZÜM DEĞİL SİSTEM DEĞİŞMELİ”

    Gelir testi uygulamasıyla ilgili sürekli ’af’ niteliğinde düzenlemeler yapıldığına dikkat çeken Budak, “Sistem işlemiyor. Yurttaşlarımız da sürekli borçla uğraşmaktan bıkmış durumda. Sürekli borç yapılandırma düzenlemesi yapılması bunun kanıtı. 18 yaşını aştığı halde gelir getirici bir işte çalışmayan, üniversiteye geç başladığı ya da ikinci bir üniversite okuduğu için 25 yaşını aşan kişiler için yeni bir düzenleme yapılması, kapsamlı ve gerçekçi bir düzenleme yapılması zorunludur” dedi.