Etiket: Dünyaya

  • Milli Eğitim Bakanı Selçuk: “E-okul’u dünyaya satmak istiyorum”

    Beyoğlu Sohbetlerine konuk olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, eğitim sistemine yönelik yaptığı açıklamada, “E-okul diye bir yazılım mesela birkaç ay sonra ben onu dünyaya satmak istiyorum. Öğretmen arkadaşlarımız siz varsanız biz varız diyoruz. Yoksa Ankara’dan talimatla yürüyecek iş değil, resmi yazı yazarak bu iş olmaz” dedi.

    Beyoğlu Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Beyoğlu Sohbetlerinin konuğu Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk oldu. Beyoğlu’nda bir otelde gerçekleştirilen toplantıya Bakan Selçuk’un yanı sıra Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Sanatçı Orhan Gencebay ve eşi Sevim Emre, Gazeteci Nagehan Alçı ile dini temsilciler, sanat, siyaset ve spor dünyasından birçok isim katıldı. Sohbette konuşan Bakan Selçuk, eğitim sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “E-okul’u dünyaya satmak istiyorum”

    Eğitim sistemine yönelik değerlendirmelerde bulunan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Eğitim milli olmaz dedim çok tepki aldım bu konuda yine alacağımı biliyorum ama bunu söylemeyi çok seviyorum. Eğitim öncelikle evrensel olur, çünkü eğitimin mesajı insanadır. Biz müfredatı değiştirdiğimizde reform yaptık demeyiz. Aslında reform kelimesinin kendisi çok sağlıklı bir kelime değil. E-okul diye bir yazılım mesela birkaç ay sonra ben onu dünyaya satmak istiyorum. Bu kadar güzel ve kapsamlı bir çalışma yapılmış yıllar içerisinde” ifadelerini kullandı.

    “Ankara’dan talimatla yürüyecek iş değil”

    Eğitim Fakülteleri ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Selçuk, “Bu çok uzun yıllardır böyle asla dokunulmamış ve değiştirilmemiş biz ilk defa öğretmen yetiştirmenin kaynağına da dokunmuş olacağız. İlk kez şunu yapmaya çalışıyoruz hiçbir ülkenin eğitim kalitesi o ülkenin öğretmeninin niteliğini aşamaz. Biz öğretmene katkı sağlamazsak, yetiştirmezsek inanın bu işin bir çözümü yok. Benim söylediğim bir şey vardır eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilemez bir kurumdur. Öğretmen arkadaşlarımız siz varsanız biz varız diyoruz. Yoksa Ankara’dan talimatla yürüyecek iş değil. Resmi yazı yazarak bu iş olmaz” dedi.

  • Defne yaprağı dünyaya ihraç ediliyor

    Hatay’da ormanlardan elde edilen binlerce ton defne yaprağı, ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

    Gıda sanayinde, et yemeklerinde, balık konservelerinin yanında ve daha birçok yemek içerisinde tercih edilen defne yaprağı, kurutulup bazı işlemlerden geçmesinin ardından yurt dışına gönderiliyor.

    Hatay’ın Yayladağı ilçesinde köy halkının belli başlı geçim kaynaklarından olan defne yağı ve defne yaprağı çok amaçlı değerlendiriliyor. Yağından sabun, yaprağından ise çeşitli dertlere deva baharatlar elde edilen defne, ilaç ve kozmetik sektörlerinde kullanılmak üzere dünyanın birçok ülkesine gönderiliyor.

    Yayladağı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Ali Ballı, ilçede yaklaşık 50 binin üzerinde defne ağacı bulunduğuna dikkat çekerek “İlçemizin önemli geçim kaynaklarından bir tanesi defne yağı ve yaprağıdır. İlçemizde özellikle defne üzerine geçimini sağlayan yaklaşık 40 köyümüz bulunmaktadır. Bu köylerimizde Orman İşletme Müdürlüğü’nden almış olduğumuz bilgilere göre 50 binin üzerinde defne ağacı bulunmaktadır. Odamıza kayıtlı 426 dönümde arazi bulunmakta. Bu arazilerde defnenin hem yaprağından hem de tohumundan faydalanan çiftçilerimiz var. Defne yaprağı kurutularak iç piyasa sunulmakta. Tabi bunun kozmetik sanayinde de yağını kullanmaktalar” dedi.

    “Defne ağaçları tarım ürünü olmalı”

    Başkan Ballı defne arazilerinin ve defne ağaçlarının özellikle orman vasfından alınması ve tarım ürünü olarak desteklemeye geçmesinin en büyük talepleri olduğunu dile getirdi.

    15 seneden beri kurduğu tesisinde bölgeye iş istihdamı sağladığını dile getiren Abdullah Taşkıran, şöyle devam etti:

    “Yaklaşık olarak 15 seneden bu yana bu işi yapıyoruz. Bölgeye iyi bir istihdam da sağlamış olduk 15 seneden beri. Orman köylüleri de alıştı ve defnenin sezonu geldiğinde tabi ki Orman İşletme Müdürlüğü’nden izinli olarak ne kadar tonaj izni verilmişse o kadar alıyoruz, ilerleyen seneler içinde düşünüyoruz, fazlasını keserek defneyi yok etmeye uğraşmıyoruz.”

    Defne yapraklarını kurutup balyalayarak yurt dışında ki birçok ülkeye gönderdiklerini belirten Abdullah Taşkıran “Yaş defne buraya geldikten sonra tesisimiz de kurutuyoruz, sonrasında çırpılıyor, tesisimizde işleniyor, balya haline getirdikten sonra yurt dışına gönderiyoruz. Bu defne yaprağını kozmetikte, ilaç sanayisinde bir kısmı da baharat olarak kullanılıyor” diye konuştu.

  • Her 10 bebekten 1’i prematüre olarak dünyaya geliyor

    Doç. Dr. Serdar Cömert, Türkiye’de doğan her 10 bebekten 1’inin prematüre olarak dünyaya geldiğini söyledi.

    17 Kasım Dünya Prematüre Günü dolayısıyla SBÜ İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Ek Hizmet Binası konferans salonunda “Prematüre Bebekler Mezun Oldu” etkinliği gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen etkinliğe; hastane yönetimi, yenidoğan yoğun bakım birim çalışanları ve hastanemizde prematüre olarak dünyaya gelen ve yaşama tutunmuş çocuklarımız aileleri ile katılım gösterdi.

    17 Kasım Dünya Prematüre Günü’nün ilk defa 2008’de kutlanmaya başlandığını ve 2011’den beri bütün dünyada devam ettiğini ifade eden SBÜ İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Cömert, “Ülkemizde doğan her 10 bebekten 1’i prematüre olarak dünyaya geliyor. Bu bebekler erken dünyaya gelmeleri nedeniyle solunum, beslenme, büyüme gelişme ve görme ile ilgili pek çok sorunla karşılaşabiliyorlar. Bu yüzden bu bebeklerin yenidogan yoğun bakım hizmeti verebilen özel merkezlerde özel bakım almaları gerekmektedir. 17 Kasım Dünya Prematüre gününü de bu bebekler ve sorunlarıyla ilgili olarak farkındalık oluşturmak amacıyla, prematüre bebeklerimiz ve aileleriyle bir araya gelerek kutluyoruz. 17 Kasım Dünya Prematüre günümüz kutlu olsun” dedi.

    “Ben prematüre annesiyim”

    “Ben prematüre annesiyim” başlıklı sunumunda bebeği ile yaşadığı sürece değinen Prematüre annesi Laylo Muhammediyeva, sunumda hastanede yaşadığı ve hazır olmadığı zorlu süreci anlatırken, tecrübeli ve deneyimli yenidoğan ekibinin her an yanında olmasının ne kadar önemli olduğunu söyledi. Süleymaniye Yenidoğan Yoğun Bakım ekibinin sayesinde bu sürecin üstesinden daha kolay geldiğini de belirten Muhammediyeva, Süleymaniye Yenidoğan Yoğun Bakım birimi ve Süleymaniye Prematüre Retinopatisi ekibine çok teşekkür ediyorum” dedi.

    2011 yılında prematüre olarak dünyaya gelen Veysel Emir Öztürk ise annesine okuduğu şiirle beraber hem annesine hem de yenidoğan yoğun bakım birimine “doğumumda ve hayata tutunmamda gösterdiğiniz çaba için çok teşekkür ederim. Hepinizi çok seviyorum” dedi.

    SBÜ İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Ek Hizmet Binası konferans salonunda düzenlenen programın ardından prematik bebeklere temsili mezuniyet belgeleri verildi. Prematüre ağacına, prematik bebekler anneleriyle birlikte patik asıldı. İBB Halkla İlişkiler Beyaz Karanfil ekibi annelere ve hastane personellerine karanfil dağıttı. Hem duygusal hem neşeli geçen etkinlik prematüre çocukların pasta üflemesi ve fotoğraf çekimi ile program son buldu.

  • Kastamonu mermeri dünyaya pazarlanacak

    Kastamonu mermeri, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası ile Ticaret Bakanlığının hazırladığı proje kapsamında dünyaya pazarlanacak.

    Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO), Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUZKA) katkılarıyla mermer sektöründe faaliyet gösteren firmalara yönelik kümelenme projesinin çalışmalarına başladı.

    KATSO ile KUZKA arasında hazırlanan projenin imzaları atıldı. Hazırlanan projenin imza töreninde konuşan Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, göreve talip olduklarında Kastamonu’nun değerlerini nasıl gün ışığına çıkartabileceklerini ve dünyaya nasıl açılabilecekleri gibi sorulara yanıt aradıklarını ifade ederek, “Göreve geldiğimizde bu alanda tahminlerinden daha fazla çalışmamız gerektiğini gördük. Hedefimiz, 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi koyan Türkiye’nin bu gelirinden Kastamonu olarak da hak ettikleri payı almak. Bunun için odamız ile KUZKA birlikte mermercilik sektöründe faaliyetlerini sürdüren işletmelere yönelik olarak proje hazırladı. Hazırlanan projede ihracat potansiyeli olan diğer sektörlere de örnek olacağına inanıyoruz” dedi.

    KATSO Başkanı Oğuz Fındıkoğlu, “Projenin üç yıl devam etmesini öngörüyoruz. Projenin 2.9 milyon doları hibe edilecek. Toplam 3.9 milyon dolarlık projemizin işletmelerimize, ilimiz ve ülkemiz ekonomisine hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen KUZKA Yönetim Kuruluna ve başta genel sekreterimiz olmak üzere, tüm ajans çalışanlarımıza, iş dünyamız adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

    Başkan Fındıkoğlu, “Hazırlanan proje kapsamında Kastamonu’da faaliyet gösteren mermer sektörünün kümelenmesi sağlanacak. Bu kümelenme sonucunda dünyanın değişik noktalarındaki mermer sektöründeki pazarların bulunması amaçlanıyor. Ticaret Bakanlığı ile mermer sektöründeki kümelenme sonucunda bulunan bu pazarlara Kastamonu mermerinin pazarlanması sağlanacak” dedi.

    400 bin dolarlık hibenin sadece mermer sektörünün tanıtımı ve pazarlanması için harcanacağını açıklayan Fındıkoğlu, “1 milyon dolarlık bütçe ile de dünyanın değişik bölgelerindeki mermer işletmecilerini Kastamonu’ya getirerek hem şehrimizin hem de Kastamonu mermerinin tanıtımı sağlanacak. 1,5 milyon dolarlık hibe ile de Kastamonu’da üretim yapan mermer ocaklarını, dünyanın değişik bölgelerindeki pazarlara getirerek hem Kastamonu mermerinin tanıtımı hem de ikili iş görüşmeleri yapmaları sağlanacak” şeklinde konuştu.

    Proje kapsamında yapılacak çalışmalar ile firmaların işbirliğinin sağlanması, Kastamonu mermerinin ülke ve dünya genelinde daha fazla tanınır hale gelmesi ve üreticilere yeni pazar alanlarının oluşturulması yanında, üretim, satış ve pazarlama gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri verilmesi hedefleniyor.

  • Bilgiç: “Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin oyunlarına karşı gözümüzü dört açmalıyız”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, “Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin ektiği nifak tohumlarına, oynanan oyunlara karşı gözümüzü dört açmalıyız” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün ölümünün 80. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Tuncay Çağlayan, “Atatürk’ü Anlamak” konulu bir konferans verdi. OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleşen konferans OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’in selamlama konuşmasıyla başladı. Atatürk’ü anmak için bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade eden Rektör Sait Bilgiç, “Atatürk öldüğünde, liderini kaybeden Türk milleti çok ağladı. Onun emaneti olan bu ülkeyi yüceltmek için, özgür ve güçlü bir şekilde geleceğe yürüyebilmek için Türk milleti dimdik ayakta ve onun gösterdiği yolda yürümektedir. O zor şartlarda Kurtuluş Savaşı’na önderlik etmekle kalmamış aynı zamanda fikirleriyle, yol göstericiliğiyle de yüreğimizde yer etmiş önemli bir isimdir Atatürk. Bilimin gücüne inanan, aklının ve varlığının farkında olan insanlar, kendini köleleştirecek bir anlayışa sahip olmamalı. Bizler bu ışık altında, bilimin ve aklın yol göstericiliğinden ayrılmadan, Türk milletinin değerlerinin, dünya gerçeklerinin de farkında olarak çizdiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Dünyaya hakim olmak isteyen güçlerin ektiği nifak tohumlarına, oynanan oyunlara karşı gözümüzü dört açmalıyız. Farklı düşünüyor olsak da bizim birliğimiz, bu farlılıklara rağmen devam etmek zorunda. Bizi bizden daha çok düşünecek, bilecek başka bir millet olduğunu düşünmek en büyük gaflettir. 12 Eylül’de ve 15 Temmuz’da yaşananlardan çok büyük dersler çıkarmalıyız. Bu durumlardan bu ülke çok çekti ve çok zaman kaybetti. Bir daha böyle bir durum yaşamamak için özellikle gençlerimizin bu günleri iyi bilmesi gerekiyor. Bu vatan için canlarını feda eden şehitlerin yanında çok çalışmak büyük bir fedakarlık değil. Kendimiz, vatanımız, hatta insanlık için çok çalışıp, çok üretmekten başka şansımız yok” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından Doç. Dr. Serhat Yener’in yönetimindeki OMÜ Devlet Konservatuvarı Geleneksel Türk Müzikleri Ana Sanat Dalı Türk Müziği Topluluğunun, Atatürk’ün sevdiği şarkılardan oluşan müzik dinletisi ile devam etti.

    Daha sonra Prof. Dr. Kaya Tuncay Çağlayan, “Atatürk’ü Anlamak” konulu konferansta Atatürk’le ilgili birçok konuya değindi.

    Konferansa; Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kuran ve Prof. Dr. Vedat Ceyhan, Genel Sekreter Doç. Dr. Menderes Kabadayı, fakülte dekanları, yüksekokul ve meslek yüksekokul müdürleri, kamu kurum temsilcileri, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.