Etiket: Dünyaya

  • Bebekler normal doğumda dünyaya gözlerini daha mutlu açıyor

    Uzmanlar, sezaryen doğuma oranla normal doğum sırasında mutluluk hormonu olan endorfinin yoğun salgılanması nedeni ile çocukların daha mutlu olarak dünyaya gözlerini açtığını bildirdi.

    Sezaryen ve normal doğum arasında bir tercih yapmakta zorlanan anne adaylarının, normal doğum tercih etmeleri için birden çok nedenin olduğu belirtildi. Hem anne hem de bebek için normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu yöntem sayesinde anne ve bebeklerin daha sağlıklı olduğunu ifade etti.

    Konu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Memorial Diyarbakır Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neval Yaman Görük, normal doğumun kendileri için ön planda olan doğum şekli olduğunu söyledi. Normal doğumun hem anne hem de bebek için oldukça fazla avantajlarının bulunduğunu aktaran Op. Dr. Görük, bunlardan birincisinin annenin bu yöntemle daha hızlı iyileşmesi olduğunu vurguladı. Normal doğum sonrasında annenin bebeği ile daha erken ilgilenmeye fırsat bulduğunu dile getiren Op. Dr. Görük, “bu nedenle aralarındaki adaptasyon süreci de çok hızlı tamamlanmış oluyor. Normal doğum esnasında anneni kasılmaları sayesinde annenin daha erken sütü geliyor, bu vesile ile bebeğini daha çabuk emzirebiliyor” dedi.

    Normal doğum mutlu bebek

    Normal doğumun anne kadar bebek için de önemli olduğunu ifade eden op. Dr. Görük, şunları söyledi:

    “Bebek doğum kanallarından geçerken vajinadaki bazı bakterilerle karşılaştığı için bebeğin bağışıklığına oldukça yararlı oluyor. Yine bebek doğum kanalından geçerken dar bir kanaldan geçtiği için akciğerlerindeki sıvıyı daha çabuk atabiliyor, normal doğumla dünyaya gelen bebeklerde bu nedenle solunum sıkıntısı daha az görülmektedir. Normal doğum ile dünyaya gelen bebeklerde endorfin hormonu daha fazla salgılandığı için bebekler daha mutlu olarak dünyaya geliyorlar.”

    Bazı durumlarda sezaryen gerekli

    Sezaryenin yapılma ihtimallerinin olduğunu anlatan Op. Dr. Görük, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Normal doğum eylemi başlarken yani ağrıları başlamış bir annenin, doğum eyleminin başında bebek kendi kakasını yaparsa sıkıntı oluşturabilir, bu nedenle sezaryen doğum yapılabilir. Yine bebeğin kalp atışlarında değişiklik olabilir ve bu değişiklik belirli bir süre içerisinde düzelmezse yine sezaryen doğum yapılabilir. Sezaryen bir tercih değildir, gerekli olduğu şartlarda yapılabilir. Tüm sorumluluğu anne kendi üzerinde hissetmemeli. Bu noktada eşlere de bazı sorumluluklar düşüyor. Anne adayının kendini güvende hissedebilmesi için onlara destek olunmalı ve yanlarında olduklarını hissettirmeliler.”

  • Bursa’dan dünyaya açılan edebiyat kapısı

    Nilüfer Belediyesi tarafından hayata geçirilen Göl Yazıevi, bütün dünyadan konuklarını ağırlamaya devam ediyor.

    Bursa’nın tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Gölyazı’da bulunan Göl Yazıevi’nin misafirleri çalışmak için ferah bir ortama kavuşmanın yanı sıra, Nilüferlilerle buluşarak deneyimlerini de paylaşma fırsatı buluyor. Açıldığı günden bugüne Alberto Manguel, Enis Batur, Louis de Bernieres, Shida Bazyar, Asa Lind gibi edebiyat dünyasının önemli isimleri Göl Yazıevi’ni ziyaret etti. birçok şair, yazar, mütercim ve araştırmacı Göl Yazıevi’nde konakladı. Çevirmen Süreyya Çalıkoğlu, Hülya Osmanağaoğlu, Fuat Sevimay ve Müge Çavdar yabancı dil, feminizm ve çeviri alanlarında yaptıkları paylaşımlarla Nilüferli gençlerle ve kadınlarla buluştu. Şair Neşe Yaşın, yazar Melek Özlem Sezer, Semih Erelvanlı, Arslan Sayman, Gizem Karaboğa, araştırmacı Hakkı Bilen, eleştirmen Erhan Altan, müzisyen-araştırmacı Alper Maral, çevirmen- yazar Kerem Işık ve hikâye anlatıcısı Beyza Akyüz şiirlerle, öykülerle, masallarla, deneysel müzikle Nilüferli yüzlerce çocukla ve gençle buluştu.

    Aslı Tohumcu “Karadankaçanlar” adlı çocuk kitabını, Müge Çavdar, “Çirkinliğin Kültürel Tarihi” kitabının çevirisini Göl Yazıevi’nde tamamladı. Melek Özlem Sezer, “Masallar ve Toplumsal Cinsiyet” kitabını Göl Yazıevi’nde yeniden yapılandırdı. Göl Yazıevi, Enis Batur’un son kitabı “Göl Yazı”nın da ilhamı oldu. Bursa’da yaşayan ve üreten şair ve yazarlar da Göl Yazıevi’nin konuğuydu. Ali İpek, Şaban Akbaba ve Nursel Aras eserleri aracılığıyla Nilüferlilerle bir araya gelip tecrübelerini paylaştı.

    Göl Yazıevi’nin en son konukları ise Avusturalya’dandı. Özellikle feminist literatür üzerine kitaplar yayımlayan yazar ve yayıncı Susan Hawthorne ile akademisyen-yazar Renate Klein, çalışmalarını Gölyazı’nın tarihi ve doğal güzelliği eşliğinde sürdürme imkânı buldu. Göl Yazıevi’nde kalarak çalışmalarını sürdürmek isteyen yazar, senaryo yazarı, şair, editör, çevirmen, araştırmacı ve akademisyenler http://golyazievi.nilufer.bel.tr/basvuru adresinden başvuruda bulunabilir.

  • 12 yıl sonra tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelen tek çocukları kazada öldü

    -Muğla’da 12 yılın ardından tüp bebek yöntemi ile dünyaya gelen 3 yaşındaki minik Begüm, trafik kazasında hayatını kaybetti. Begüm Sevgi, Menteşe’de gözyaşları içinde toprağa verildi.

    Edinilen bilgiye göre, Ramazan Bayramı’nda Ula’nın Karaböğürtlen Mahallesi’nde, Sevgi ailesi trafik kazası geçirdi. Kazadan anne Güler Sevgi ve baba Hüseyin Sevgi sağ kurtulurken, 12 yıllık tüp bebek tedavisinin ardından dünyaya getirdikleri tek çocukları 3 yaşındaki Begüm Sevgi kazada ağır yaralandı. Hastanede yaşam mücadelesi veren minik Begüm, 2 haftanın sonunda hayatını kaybetti.

    Minik Begüm’ün cenazesi gözyaşları arasında Muğla Kurşunlu Camii’nde kılınan öğle namazının ardından şehir eski mezarlığına defnedildi.

  • BM’den dünyaya ‘Merhaba Umut’ örneği

    Suriyeli mültecilerin iletişim sorununa çözüm sunmak amacıyla Turkcell tarafından geliştirilen ‘Hello Hope-Merhaba Umut’ uygulaması, Birleşmiş Milletler’in telekomünikasyon sektörüyle ilgili kurumu ITU’nun gündemindeydi. Kurumun Dünya Mülteciler Günü’nün hemen öncesinde yayınladığı haftalık mesajının ilk maddesi ‘Merhaba Umut’ oldu.

    20 Haziran ‘Dünya Mülteci Günü’nde, dünyanın her yerinde, şiddet ve zulümden dolayı evlerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin karşı karşıya kaldıkları zorluklar gündemde yerini aldı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin imzasını taşıyan ‘Küresel Eğilimler Raporu’na göre, sadece geçen yıl dünya genelinde 16 milyon 200 bin kişi vatanını terk etti. Raporlar dünya genelinde mülteci sayısının 25 milyon 400 bin ulaştığını gösteriyor. Suriye’de ise 2011 yılından bu yana mülteci sayısı 6 milyon 300 bine ulaştı. Bu mültecilerin yaklaşık 3 milyon 500 bini Türkiye’de yaşıyor.

    Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin 1 milyon 700 binden fazlasına hizmet veren Turkcell, 2016 yılından bu yana Merhaba Umut uygulamasıyla da Suriyelilere destek oluyor. Şirketten yapılan açıklamaya göre, 25 Haziran itibariyle 850 binden fazla indirilme rakamına ulaşan uygulamada, günlük hayatımızdaki en sık kullanılan kelimelerin Türkçe ve Arapça yazımı ve seslendirmelerini içeren kelime kartları 500 milyondan fazla görüntülendi; yaklaşık 13 milyon sesli çeviri özelliği kullanıldı ve faydalı bilgiler kategorisi 5 milyondan fazla izlendi.

    Birleşmiş Milletler’in teknoloji ve telekom sektöründe düzenleyici kurumu olan ITU da, internet sayfasında yer alan ve haftalık iletişimine ilk madde olarak taşıdığı makalede, Merhaba Umut’u dünyaya anlattı.

    Türkiye’nin dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaptığı vurgulanan makalede, Suriye krizinin başından bu yana geçen zamanda, Türkiye’de yardımların odağının, acil müdahaleden, toplumsal hayata katılım perspektifine kaydığının altı çizildi.

    ‘Merhaba Umut, mobil iletişimin entegrasyon konusunda sunabileceği büyük katkının kanıtı olan bir mobil uygulama’ ifadelerine yer verilen makalede, Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun, “Yapay zeka, artırılmış ve sanal gerçeklik, robot teknolojileri gibi yenilikler, insan hayatında farklı ufuklar açabilmemiz için bize imkan sunuyor. Önemli olan bu teknolojileri insan için kullanmak adına kararlılık göstermemiz” sözleri de yer buldu.

    Turkcell ‘Merhaba Umut’ uygulamasıyla Suriyelilerin yanında

    Turkcell Akademi’nin geliştirdiği ve dünyada bir ilk olan uygulama sayesinde, anadili Arapça olan kullanıcılar, Türkçe’de en çok kullanılan kelime ve ifadeleri hem sesli hem de yazılı olarak öğrenebiliyor. Dil öğrenimi özelliğinin yanı sıra, Türkçe-Arapça ve Arapça-Türkçe anında sesli tercümeden de faydalanabiliyor. Günlük hayatı kolaylaştıran kritik bilgilere erişim imkanı sunan uygulamanın özellikleri arasında kayıt işlemlerinin nasıl yapılacağı, sağlık hizmetlerine nasıl ulaşılacağı ve en yakın hizmet noktalarına bulmaya yardımcı lokasyon bazlı hizmetler bulunuyor.

    Turkcell Akademi’nin hazırladığı günlük Türkçe diyaloglar ve Khan Akademi’nin Arapça eğitim videolarından oluşan videolar bölümünde ise kullanıcılar; günlük yaşamda karşılaşabilecekleri diyalogları Arapça ve Türkçe altyazılı olarak izleyebiliyor ya da fizik, matematik, genel kültür gibi alanlarda eğitimlerine destek alabiliyor. Bunların yanı sıra kullanıcılar, tek tuşla Turkcell’in Arapça çağrı merkezini arayabiliyor. Ayrıca Şubat ayında Daily Sabah Arabic işbirliği ile yayına alınan ‘Haberler’ kategorisi ile kullanıcılar, tüm dünyadan haberlere ulaşabiliyor.

    Merhaba Umut çok sayıda ödüle layık görüldü

    Merhaba Umut; ITU, Ethical Corp, UNESCO ve GSMA gibi uluslararası platformlardan ödüller aldı ve dünyanın takdirini topladı. GSMA Glomo Ödülleri 2017’de ‘Sosyal ve Ekonomik Gelişim’ kategorisinde ‘Olağanüstü ya da İnsani Durumlarda Mobil İletişim’ ödülünü alan Merhaba Umut, UNESCO-Pearson’un ‘Dijital Dünyada Okur-Yazarlık’ ödülleri kapsamında en iyi 14 uygulamadan biri seçildi.

    Uygulama, 193 ülkenin üye olduğu ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği) liderliğinde WSIS (World Summit on the Information Society) Prizes 2017’de ‘Kültürel Çeşitlilik ve Kimlik, Dil Çeşitliliği’ kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.

    Ethical Corp Responsible Business Award 2017 Diversity and Inclusion kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UN Global Compact) platformu, Suriyelilerle ilgili çalışmalarından dolayı Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nu ‘Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ öncüsü seçti.

  • Dünyanın en yaşlı ağacını dünyaya tanıttılar

    Orman Genel Müdürlüğü, Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde 4 bin 114 yaşındaki dünyanın en yaşlı porsuk ağacının tanıtım videosunu hazırladı.

    Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesinde bulunan Tabiat Anıtı’ndaki dünyanın en yaşlı porsuk ağacının tanıtımı yapıldı. Orman Genel Müdürlüğü tarafından sosyal medya hesabından paylaşılan videoda ağacın tarihi ve yaşı gibi detaylar aktarıldı. Porsuk ağacını tescilleyen Dr. Murat Yıldız ve Dr. Ercan Oktan’ın da yer aldığı tanıtım videosunda ağacın bilgileri de yer aldı. Video, kısa sürede sosyal medyada büyük ilgi gördü.