Etiket: Dünyasında

  • ’İş Dünyasında Kadın’ raporu açıklandı: Kadın az kazanıyor, çok vergi ödüyor

    TÜRKONFED, kadınların ekonomik ve sosyal hayata etkin katılımını sağlamak için politika önerileri sunan kadın raporlarının 3’üncüsünü açıkladı. Rapora göre 2007’de yüzde 23 olan kadınların işgücüne katılım oranı, 2016 yılında yüzde 32.4’e yükseldi. Artış yaşansa da bu oran yine de AB ortalaması olan yüzde 51.6’nın oldukça altında kaldı. Ayrıca 1,3 milyon civarında kadının çocuk bakımı nedeniyle işgücüne katılamadığını ortaya koyan rapora göre, kadının daha az kazanmasına rağmen erkekle neredeyse eşit vergi yüküne sahip olması da kadın istihdamını olumsuz etkiledi.

    39 kadın derneğiyle örgütlü kadın gücü Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu, kadının ekonomik ve sosyal hayatta daha etkin var olabilmesi için çözüm önerileri sunduğu 3’üncü İş Dünyasında Kadın: Sorunlar, Çözümler ve Öneriler raporunu açıkladı.

    ’Sosyal güvenlik, kayıt dışı istihdam, vergi ve yerel yönetimlere yönelik yapılandırma önerileri’ ana başlıklarını içeren rapor, 2007 ve 2014 yılları arasında açıklanan ilk iki İş Dünyasında Kadın raporundan bugüne geçen 10 yıllık sürede, Türkiye’de ve dünyada kadının iş hayatına katılımında gelinen noktayı karşılaştırıyor. Buna göre kadınların işgücüne katılım oranı 2007’de yüzde 23 iken, bu oran 2016 yılında yüzde 32.4 oldu. Artışa rağmen söz konusu oran yüzde 51.6 olan AB ortalamasının altında kaldı. Rapor ayrıca kadının daha az kazanmasına rağmen erkekle neredeyse eşit vergi yüküne sahip olmasının, kadın istihdamını olumsuz etkilediğini ortaya koydu. 2002-2013 ortalamasında kadınlar erkeklerden yüzde 12 daha az ücret geliri elde ederken, aynı vergiyi ödedi. Rapor, Türkiye’de 1,3 milyon civarında kadının, çocuk bakımı nedeniyle işgücüne katılamadığını da gösterdi.

    “Kadınların işgücüne katılım oranı hala AB’nin oldukça altında”

    Sürdürülebilir kalkınmanın ancak kadının ekonomik hayata aktif katılımı ile mümkün olacağını belirten TÜRKONFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, “Kadınların işgücüne katılım oranı 2007’de yüzde 23 iken, 2016 yılında yüzde 32.4’e yükselmiş. Bu artışı elbette memnuniyetle karşılıyoruz ancak bu oran hala Avrupa Birliği (AB) ortalaması olan yüzde 51.6’nın oldukça altında” dedi. Kadooğlu, “Gelişmiş bir ekonomi ve demokrasi; iş dünyasında kadın istihdamının artırılmasına, kadına yönelik şiddetin son bulmasına, kadının toplumsal statüsünün yükseltilmesine bağlı. Kadın güçlenirse toplum güçleniyor. Kadının ekonomik hayata katılmasının ülkenin refah seviyesine yaptığı katkı kadar kişiye bireysel olarak da güç kazandırdığı artık tartışmaya açık olmayan bir konudur. Her alanda olduğu gibi bu noktada da bir kültürel ve zihinsel değişimin başlaması gerekmektedir” diye konuştu.

    “Ekonomik kayıp yüzde 30’lara kadar çıkıyor”

    2025’e kadar toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması halinde dünya ekonomisine 12 trilyon dolarlık bir katkının ortaya çıkacağının öngörüldüğünü hatırlatan Kadooğlu, ülkemizin sürdürülebilir kalkınması açısından elindeki potansiyeli harekete geçirmesi gerekliliğine işaret etti. Kadooğlu şunları söyledi: “Kadın elinin, emeğinin değmediği ülkelerde ekonomik kayıp yüzde 30’lara kadar çıkarken; kadının olmadığı yerde üretim, bereket, refah ve kalkınmanın olmadığı da görülüyor. Yapılması gereken; kadının çok yönlü güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği için siyaset, iş ve toplumsal hayata kadınların aktif katılımını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesidir. Kadınların statüsünü geliştirecek her türlü politika hem yerli hem de millidir ve ülkemizin kalkınması için de olmazsa olmaz koşuldur.”

    “Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılma oranları da artmaktadır”

    Kadının işgücüne katılımı önündeki en büyük engellerden birinin eğitim ve mesleki eğitim düzeyinin düşüklüğü olduğunu ifade eden TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasemin Açık “Ülkemizde, okuma-yazma bilmeyen kadın oranı erkeklerin beş katından fazladır. Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılma oranları da artmaktadır. Okur-yazar olmayan kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 16 iken; yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 71’dir. Yani, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılım oranı, okuryazar olmayan kadınlardan 4,5 kat fazladır. 2007 yılı ile kıyaslandığında 2016 yılında lise altı eğitim seviyesine sahip kadınların işgücüne katılım oranında 7 puanlık bir artış görülmektedir. Okullaşma oranlarında kız çocuklarında belirgin bir iyileşme yaşanmıştır. Genel lise eğitiminde 2007 yılında kız çocuklarında yüzde 50’nin biraz üzerinde olan okullaşma oranı 2016 yılında önemli bir artışla yüzde 80’lerin üzerine çıkmıştır. Yükseköğretimde ise 2007 yılında kız çocuklarında yüzde 18,7 olan okullaşma oranı 2015 yılında yüzde 41,1 gibi oldukça yüksek bir orana ulaşmıştır” İfadelerini kullandı.

    2007-2016 yılı kıyaslamasında lise altı eğitimli kadınlar ile üniversite mezunu kadınların işsizlik oranlarında artış söz konusu olduğunu hatırlatan Açık, “Yükseköğretim, kadınların istihdamını kolaylaştırmaktadır. Ancak eğitimli işgücü arzının artmasıyla birlikte, yükseköğrenim mezunu kadın işsizliğinde de artış gözlemlenmektedir. Bu nedenle, üniversite mezunu kadınların istihdam edilebilirliğine dönük istihdam politikalarına ihtiyaç bulunmaktadır” dedi.

    “Çalışan kadın her gün 3,5 saatini hane halkı ve aile bakımı için harcıyor”

    Prof. Dr. Oğuz Karadeniz ve Prof. Dr. H. Hakan Yılmaz ise toplantıda, rapor sonuçlarını ve çözüm önerilerini aktardı. Türkiye’nin, kadın istihdamını son 10 yılda en fazla arttıran ülkeler arasında olduğunu kaydeden Prof. Dr. Karadeniz, Kadın istihdamının artışında üniversite mezunu eğitimli işgücünün artışı önemli bir faktör olduğunun altını çizdi. Karadeniz şöyle devam etti; “İŞKUR’un yeniden yapılanması ile uyguladığı mesleki eğitim kursları, işbası eğitim programları, sosyal sigorta prim teşvikleri gibi aktif işgücü piyasası politikalarının da kadın istihdamını kolaylaştırdığı ve arttırdığı tahmin ediliyor. Son 10 yılda İŞKUR’un düzenlediği aktif işgücü programlarına katılan yaklaşık 2.8 milyon kişinin yarısını kadınlar oluşturuyor. İŞKUR’a başvuran ve İŞKUR kanalı ile işe giren kadınların oranı yükseliyor. Bununla birlikte ücretli çalışan kadınların haftalık çalışma süreleri halen uzun (48 saat). Çalışan kadın yaklaşık her gün 1 saatini yolda harcıyor, yol ve gündüz işte çalışmasının üzerine yaklaşık 3,5 saatini hane halkı ve aile bakımı için harcıyor.”

    Prof. Dr. Yılmaz: “1,3 milyon kadın, çocuk bakımı nedeniyle işgücüne katılamıyor”

    Prof. Dr. H. Hakan Yılmaz ise, meslek lisesi mezunu kadın işçinin ücretinin asgari ücret düzeyinde olmasının, kreş hizmetlerinin yetersizliğinin, uzun çalışma sürelerinin, evdeki işlerle birleşince, kadınları ev işlerini çalışmaya tercih etmeye itebildiğini söyledi.

    2016 yılı itibariyle 1,3 milyon civarında kadının, çocuk bakımı ile ilgilendiği için işgücüne katılamadığını belirten Prof. Dr. Yılmaz, yaşlı bakımıyla birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık her yıl 120 bin kadının, çocuk ya da yaşlı bakımı nedeniyle mevcut işlerinden ayrıldığının gözlendiğini ifade etti. Prof. Dr. Yılmaz, “Rapor, kadınların erkeklerden daha düşük gelir elde ederken, vergi sisteminde artan oranlılık ve kadının, çocuk başta olmak üzere bakım yükümlülüklerinin varlığına rağmen, vergi yükünde, sosyal güvenlik primleri dahil, beklenen farklılaşmanın görülmediğini ortaya koyuyor. 2002-2013 ortalamasında kadınlar erkeklerin yüzde 88’i seviyesinde ücret geliri elde ederken, ödedikleri vergilerin oranı yüzde 84 oldu. Yani kadınlar yüzde 12 daha az ücret almalarına karşın erkeklerle aynı oranda vergi ödedi. Kadının daha az kazanmasına rağmen erkekle neredeyse eşit vergi yüküne sahip olması kadın istihdamını olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

    Raporda sunulan çözüm önerilerine göre; sosyal güvenlik programları kadınların çalışmasını teşvik edecek şekilde geliştirilmeli; prim teşvikleri işgücü maliyetinin ve kayıt dışının yüksek olduğu sektörlere daha yüksek miktarda verilmeli; belediyelerin kreş ve bakım hizmeti özellikle kadın istihdamının yoğun olduğu illerde aşamalı olarak zorunlu olmalı; kadın ve aile dostu işyerleri belgelenmeli ve ödüllendirilmeli sonucuna varıldı.

  • Magazin dünyasında en çok konuşulan ünlü isimler belli oldu

    Medya Takip Merkezi (MTM) tarafından Magazin Gazetecileri Derneği için hazırlanan, Şubat ayı magazin raporu açıklandı. Rapora göre, ay boyunca en çok konuşulan isimler, internet medyasında Acun Ilıcalı, yazılı ve görsel basında ise Seren Serengil oldu.

    MTM, Magazin Gazetecileri Derneği için hazırladığı Şubat ayı magazin raporu açıkladı. Rapora göre, ay boyunca en çok konuşulan isimler, internet medyasında Acun Ilıcalı, yazılı ve görsel basında ise Seren Serengil oldu. Acun, Türkiye’de hazırlayıp sunduğu yarışma programlarının rotasını yurtdışına çevirdi. Şarkıcı ve oyuncu Seren Serengil ise aldığı üç günlük hapis cezası nedeniyle basında sıklıkla yer aldı. Sanat camiasını üzen haber, Türk halk müziği sanatçısı Nuray Hafiftaş’ın vefatı oldu. Sevenlerini üzen bir diğer isim ise geçirdiği rahatsızlık sonucunda yoğun bakıma alınan ünlü aktör Kadir İnanır’dı.

    Bir televizyon kanalında yayınlanan O Ses Türkiye, bu yıl sezon finalini erken yaptı. Programın sunuculuğunu Jess Molho’ya bırakan Acun, final bölümünü kendisi sundu. Son günlerde ise ’Survivor 2018’ yarışması ile gündemden düşmeyerek Şubat ayı boyunca medyada en çok konuşulan isimlerden oldu. Sahibi olduğu kanalda ’Gel Konuşalım’ programında konuşan Ilıcalı, hedefinin dünyaya açılmak olduğunu belirterek bu yönde çalışmalar yaptığını ifade etti.

    Seren Serengil aşk pozlarını sosyal medyada paylaşıyor

    Seren Serengil, Gülben Ergen ile yaşadıkları polemiğin ardından mahkeme kararı ile 3 gün hapis yattı. Hapse girmesiyle çok konuşulan ünlü isim, o dönem yaşadığı aşkın sinyallerini de verdi. Şarkıcı Yaşar İpek ile aşk yaşamaya başlayan Serengil, sıkıntılı dönemlerinde yanında olduğu ve onu sahiplendiği için kayıtsız kalamayacağını söyleyerek aşklarını duyurmuş oldu. Şimdilerde sosyal medyada yaptığı paylaşımları ile konuşulan Serengil, ay boyunca toplamda 3 bin 776 haberin konusu olarak en çok konuşulan ünlü isimlerden oldu.

    Listedeki diğer isim Demet Akalın oldu

    Geçtiğimiz ay kızının dördüncü yaş gününü düzenlediği parti ile kutlayan Demet Akalın, bu ay da medyada en çok konuşulan isimlerden oldu. Akalın, birçok ünlü isim katıldığı partiden görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Her yaptığıyla magazin dünyasında gündem yaratan ünlü şarkıcı Akalın, Demet Şener ile yaşadığı ’dul’ polemiği, dünyaca ünlü bir markanın defilesini paylaşıp ’’Hepsi benim olmalı’’ sosyal medya paylaşımıyla da gündemden düşmeyerek çok konuşuldu.

    Tarkan sonunda müjdeyi verdi

    2016 yılında Pınar Dilek ile dünya evine giren Megastar Tarkan’ın ne zaman baba olacağı merak konusuydu. Müjdeli haberi, sosyal medyadan paylaştığı video ile duyuran Tarkan, paylaşımı ile büyük beğeni topladı. Videoda sergilediği sempatik tavırlarıyla sevenlerine mutlu haberi veren ünlü popçu ay boyunca medyada 2 bin 577 haberle yer alarak en çok konuşulan ünlü isimler listesinde üst sıralara yerleşti.

    Magazin camiasını meşgul eden bir diğer konu ise Arda Turan’ın 3 yıldır birlikte olduğu sevgilisi Aslıhan Doğan’a evlenme teklifi etmesi oldu. Ünlü futbolcu, geçtiğimiz günlerde ailesi ile birlikte Aslıhan Doğan’ı istemeye gitti.

  • Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Yıldırım: “Geleceğin dünyasında çok fazla hakimlere ihtiyaç olmayacak”

    Gelecekte hakimlere fazla ihtiyaç duyulmayacağını belirten Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof. Dr. Engin Yıldırım, “Bir arazi anlaşmazlığını yapay zekalı bilgisayarlar belki bir insandan daha adil bir şekilde çözebilecek” dedi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi, OMÜ Öğrenci Konseyi ve OMÜ Ombudsmanlık Topluluğu tarafından düzenlenen “Anayasa Hukukunda Güncel Gelişmeler” başlıklı konferansın konuğu Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Prof. Dr. Engin Yıldırım oldu. OMÜ Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen konferanstan önce kısa bir selamlama konuşması yapan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç, güvenlik, adalet, özgürlük dengesine katkı sağlamak için hukuk fakültesi öğrencilerine büyük görev düştüğünü belirtti.

    “5 Şubat 2018 tarihi itibariyle 176 bin 677 başvuru olmuş”

    Dünyada anayasa yargısının gittikçe insan hakları hukukuyla birbirine yaklaştığını belirten Yıldırım, “Son zamanlarda bir şey dikkatimi çekiyor. Gerekçe yokluğundan pek çok mahkemenin davasını ilk incelemede tekrar ilgili yere geri gönderme eğilimi bizde artmaya başladı. Yani bazı hakim arkadaşlarımız bir konunun Anayasa’ya aykırı olduğunu iddia ederken, 1-2 cümleyle neden aykırı olduğunu, Anayasa’nın hangi maddesine aykırı olduğunu yazmıyor. Gerekçesinin muhakkak ve muhakkak yazılması gerekiyor. Aksi takdirde ilk inceleme aşamasından geçemiyor. 2010’da Anayasa referandumunda kabul edilen, 2012 yılında uygulamaya başladığımız bireysel başvuru, daha doğru adıyla anayasa şikayeti kurumu var. İş yükünün önemli bir kısmını şuan itibariyle bireysel başvuru oluşturmakta. 5 Şubat 2018 tarihi itibariyle 23 Eylül 2012’den beri Anayasa Mahkemesine 176 bin 677 başvuru olmuş. Sonuçlanan 139 bin 338. Sonuçlanan başvuruların çok büyük bir bölümü kabul edilemez bulunmuş. 2 bin 530 ihlal kararı verilmiş. Yüzde 1-2 başarı oranı var. Bizim sistemimiz Almanya ve İspanya’nın bir tür karışımı. Almanya ve İspanya’da da aşağı yukarı bu aran aynı. Bireysel başvurunun başarılı olabilmesi için ihlal kararlarının ve başvuruların belli bir düzeyde tutulması lazım” diye konuştu.

    “Yapay zekalının kişilik hakları olabilir mi?”

    Anayasa Mahkemesine ilk kez olan başvuru konularının olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Amerika’da konuşulan bir konu var. ’Yapay zekalının kişilik hakları olabilir mi, robotlar kişi sayılabilir mi?’ gibi konular Amerika’da konuşuluyor. Herhalde Türkiye’de de yakında konuşulmaya başlanır. Bir yapay zekalının ifade özgürlüğü olabilir mi? Geleceğin dünyasında çok fazla hakimlere ihtiyaç olmayacak. Yapay zeka halledecek. Bir arazi anlaşmazlığını yapay zekalı bilgisayarlar belki bir insandan daha adil bir şekilde çözebilecek. Amerika’da ciddi bir avukatlık şirketleri yapay zeka uzmanları istihdam etmeye başlamış. Ticari uyuşmazlıkları yapay zekalılarla çözmeye başlamışlar. Bir deney yapılmış Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin mülkiyet ve adil yargılanma ile ilgili kararlarının hepsi bilgisayara yüklenmiş, gelen bir takım kararlarla birlikte sonucu tahmin edilmiş. Daha sonra mahkemenin verdiği kararlar karşılaştırılmış. Bilgisayar yüzde 77 oranında doğru tahminde bulunmuş. Fakat ifade ve din özgürlüğü alanında bu o kadar kolay değil. O alanda insana ihtiyaç olacak. Özellikle vergi uyuşmazlıklarında, sosyal güvenlikle ilgili uyuşmazlıklarda daha teknik konularda hakimler olsa bile hakimlerin önünde bilgisayar algoritmanın vereceği kararları da hakim, bilirkişi gibi dikkate almaya başlayacak” şeklinde konuştu.

    “İranlılar 1-2 yıldır Hristiyanlığı keşfetmiş”

    Sınır dışı edilme ile ilgili tedbir kararlarının gündemlerini meşgul ettiğini belirten Yıldırım, “Ben her gün sadece 3-4 tane dosya ile uğraşıyorum. Suriye, İran, Demokratik Kongo, Özbekistan, Rusya gibi sınır dışı dosyalarıyla uğraşıyoruz. Suriye’de savaş olduğu için genelde onları burada tutma eğilimindeyiz. Çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını takip ediyoruz. Mesela İranlılar 1-2 yıldır Hristiyanlığı keşfetmiş. Sürekli Hristiyan oluyorlar. ’Ben Hristiyan olursam İran’a gönderilirsem işkence eziyet edecekler’ diyor. Şimdi biz adamın samimi Hristiyan mıdır lafın gelişimi öyle söylüyor! Bazen bir takım belgeler sunuyorlar. O zaman İran’a göndermiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Konferansa ayrıca; Çarşamba Belediye Başkanı Hüseyin Dündar, OMÜ Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

  • İş dünyasında yeni soluk: Arabuluculuk

    İşçi-işveren uyuşmazlıklarında dava şartı haline gelen arabuluculuk iş dünyasında yeni bir dönem başlatacak.

    Arabuluculuk, 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girecek olan 7036 Sayılı İş mahkemeleri Kanunu’nu ile iş uyuşmazlıklarında dava şartı haline geliyor. İş dünyasında yeni bir dönem başlatacak olan arabuluculuk ile ilgili değerlindirme yapan Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, dava Şartı arabuluculuk ile iş dünyasına yeni bir soluk geldiğini vurguladı. Tiryakioğlu, camia olarak sistemin başarısı için üzerlerine düşen ne varsa yapmaya devam edeceklerini belirtti.

    Anlaşılan konular tekrar dava konusu yapılamayacak

    Tiryakioğlu, İş mahkemeleri Kanunu kapsamında yapılan yeni düzenlemeleri de değerlendirdiği açıklamasında, “Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşmaya varan işçi ve işverenin, üzerinde anlaşılmış olan hususları tekrar dava konusu yapmasının mümkün olmadığını belirtirken, düzenlemenin iş dünyası için önemli bir zamandan tasarruf sağlayacağını belirtti. “İşçi de işveren de ihtiyacını karşılarken bu sorunla uğraşmayı bırakacak, enerjisini, potansiyelini ve zamanını başka işler için kullanabilecektir” dedi.

    Sürecindeki gizlilik emsal kararlar oluşmasını engelleyecek

    GTB Başkanı Tiryakioğlu, süreçteki gizlilik ile emsal kararların önleneceğini de ifade ederek, “Klasik yargılama usulleri ile iş dünyası için büyük sorun haline gelen emsal kararlar işçi ve işverenin aralarında yapacağı arabuluculuk anlaşma metni gizli olacağından ve tüm taraflar ve arabulucu bu gizliliğe uymak zorunda olduğundan bir sorun olmaktan çıkacak ve emsal oluşturmayacaktır” diye konuştu. Tiryakioğlu, bu değişikliklerin iş dünyası tarafından ayrıntılarıyla öğrenilmesi gerektiğine de vurgu yaptı.

    Uzun yargılama süreleri nedeniyle yıllarca uğraşılan iş davalarının arabuluculuk ile son bulacağını düşündüğünü de dile getiren Tiryakioğlu, “Vakit nakittir” sözünün iş dünyasındaki işlerliğine dikkat çekti.

    Çözüm üretilemezse

    Ahmet Tiryakioğlu, arabuluculuğun genel avantajlarının yanı sıra iş dünyasına olan büyük etkilerinin bu kadarla da sınırlı olmadığını söyleyerek, süreçte işçi ve işverenin anlaşmazlıkta çözüm üretememesi halinde arabulucunun çözüm önerisi getirebileceğini ifade etti.

    Yeni düzenleme ile sistem nasıl işleyecek

    Tiryakioğlu, yeni düzenlemeler ışığında sistemi şöyle özetledi:

    “İşçi işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talepli iş uyuşmazlıklarında arabuluculuğun dava şartı haline gelmesi ile birlikte taraflar artık ilk oturumda arabuluculuk yolunu deneyecekler, arabuluculukta anlaşılmaması halinde mahkemeye başvurabilecekler. Sistem adliyelerdeki arabuluculuk büroları üzerinden işleyecek. Arabulucu yapılan arabuluculuk başvurusunu 3 hafta içinde sonuçlandıracaktır. Tarafların anlaşamaması halinde ilk iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak. Taraflardan birinin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacaktır.”

  • Bilişim Dünyasında Kadın Olmak

    Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) “Bilişim Dünyasında Kadın Olmak” başlıklı söyleşi düzenlendi.

    OMÜ Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı Kadın ve Aile Araştırmaları Anabilim Dalı ile Sosyal Yaşamı Destekleme Öğrenci Topluluğu iş birliğinde öğrencilere ve akademik personele yönelik gerçekleştirilen “Bilişim Dünyasında Kadın Olmak” konulu söyleşide, bilişim sektöründe kariyer sahibi görme engelli bireyler Gamze Sofuoğlu ve Duygu Karaman, akademisyen ve öğrencilerle bir araya geldi.

    OMÜ Uzaktan Eğitim Merkezi (UZEM) Konferans Salonundaki söyleşinin açılış konuşmalarını Kadın ve Aile Araştırmaları Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda topluluğun akademik danışmanı olan Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas ile Topluluk Başkanı Ahmet Tayfur Arslan yaptı.

    Görme engelli olan Gamze Sofuoğlu ile Duygu Kayaman’ın konuşmacı olduğu etkinlikte davetli konuşmacılar, Türkiye’de engelli birey ve engelli kadın olmaya ilişkin deneyimlerini katılımcılarla paylaştılar.

    Lisansüstü eğitimleriyle engelleri aşmış olan Sofuoğlu ve Kayaman, söyleşilerinde toplumsal olarak zihinlerdeki engelleri kaldırmanın gerekliliği üzerinde durarak bu konuda farkındalık oluşturulmasının önemine vurgu yaptılar.