Etiket: Dünyadaki

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Biz Müminler, dünyadaki muhasebemizi ahiretteki hesaba göre yapmalıyız”

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “Biz Müminler, dünyadaki muhasebemizi ahiretteki hesaba göre yapmalıyız”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Biz Müminler, dünyadaki muhasebemizi ahiretteki hesaba göre yapmalıyız. Ahirette Rabbimizin bizden razı olmasını istiyoruz. Öyleyse dünyada O’nun razı olacağı ameller yapmalıyız” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, yatsı namazı sonrası Ankara Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde “Geçmişten Geleceğe Muhasebe” konulu bir sohbet gerçekleştirdi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Türkiye’nin her yerinde yatsı ezanlarının okunduğunu ifade ederek, “Camilerimizde buluşamadık ama evlerimizde namazlarımızı kıldık. Yüce Rabbimiz ezan-ı muhammediyi gök kubbemizden ve minarelerimizden ebediyen eksik eylemesin” ifadelerine yer verdi.

    Allah’ın insanı en değerli varlık olarak yarattığını belirten Erbaş, “İnsana sayısız nimetler ihsan etmiş, akıl, irade, vicdan gibi üstün özellikler bahşetmiştir. Onu ilahi hitaba muhatap kılmıştır. Peygamber ve vahiy göndermekle onun yolunu aydınlatmıştır. Kainattaki her şeyi insanın emrine amade kılmıştır” diye konuştu.

    Başkan Erbaş, varlık aleminde her şeyin bir yaratılış gayesi olduğuna vurgu yaparak, “İnsanın dünyada bulunuş gayesi de Allah’a kulluktur. Yeryüzünün imar ve ıslahı için çalışmaktır. İnsan sınırlı bir varlık, dünya ise geçici bir mekandır. İnsan, burada, zamanın akışı içerisinde ebedi yurdu olan ahirete doğru yol almaktadır. Zaman ve ömür, insana emanet edilen eşsiz hazinelerdir. Bu sebeple zamanı en iyi şekilde değerlendirmek ve ömrü imar etmek, ihmal edilemez bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.

    “İnsan ve mümin olmamızın gereği olarak hepimizin sorumlulukları var”

    İnsanın sorumluluk sahibi bir varlık olduğunu dile getiren Erbaş, “İnsan ve mümin olmamızın gereği olarak hepimizin sorumlulukları vardır. Rabbimize karşı sorumluklarımız var. Kendimize karşı sorumluklarımız var. Ahlaki, içtimai, millî ve manevî değerlerimize karşı sorumluluklarımız var. Vatanımıza, milletimize, ailemize, eşimize, çocuklarımıza akrabalarımıza, çevremize, komşularımıza karşı sorumluluklarımız var. Yeryüzüne, insanlığa ve bütün canlılara karşı sorumluluklarımız vardır. İnsanı hem Allah’ın katında hem de tüm yaratılmışların içinde değerli ve önemli kılan özelliği, işte bu sorumluluklarını sahiplenmesi ve kendisine tevdi edilen mukaddes emaneti yüklenmesidir” şeklinde konuştu.

    “İnsan derin bir yalnızlığa mahkum olmuştur”

    Yaşanılan çağın zor bir çağ olduğu değerlendirmesinde bulunan Erbaş, “Modern dönemde ulaşım, iletişim, teknoloji büyük bir hızla gelişmiş ama insan derin bir yalnızlığa mahkum olmuştur. Bugün insanlık devasa krizlerle karşı karşıyadır. Savaşlar, felaketler, musibetler insanın geleceğe dair umudunu iyice zayıflatmıştır. Batı merkezli kurulan yeni dünya düzeninde insan, hayatın anlamını ve varoluşun gayesini kaybetmiştir. Anlamı kaybedince güzel ahlakı da kaybetmiştir. Şimdi anlam ve ahlak krizlerinin kuşatması altında şaşkın, yorgun, mutsuz ve umutsuz bir insanlık var yeryüzünde” diye konuştu.

    “Kendimizi kapsamlı bir muhasebeye tabi tutmalıyız”

    Başkan Erbaş, insanların aklını ve vicdanını kullanarak kendisiyle yüzleşmeye ihtiyacı olduğunu dile getirerek şöyle devam etti:

    “Bilhassa İslam dünyası ve Müslümanlar olarak inanıcımızı, medeniyetimizi ve sorumluluklarımızı dikkate alarak derin bir muhasebe yapmaya ihtiyacımız var. Mümin için muhasebe, bir yenilenme ve bilinçlenme eylemidir. Vahyi ve aklı, ilim ve hikmeti, güzel ahlak ve merhameti davranışlarına hakim kılma çabasıdır muhasebe. İlmi, fikri ve ahlaki yozlaşmalara karşı istikameti muhafaza etme gayretidir muhasebe. Bu sebeple, bugün derin bir tefekkürle bireysel, toplumsal ve küresel sorumluluklarımız çerçevesinde, üzerimize düşen görevleri yerine getirip getirmediğimize dair kendimizi kapsamlı bir muhasebeye tabi tutmalıyız.”

    “Biliyoruz ki, dünya hayatının sonunda, Rabbimizin huzuruna vardığımızda hayatımızın her anından, Allah’ın bize lütfettiği tüm nimetlerden hesaba çekileceğiz” diyen Başkan Erbaş, şunları söyledi:

    “Adaletin timsali Hz. Ömer’in, ‘Hesaba çekilmezden önce kendinizi hesaba çekiniz’ sözü esaslı bir hayat düsturudur. Rabbimiz Haşr Suresinde, bize çok uzakmış gibi gelen, ama yarın kadar yakın olan hesap günü için şu çarpıcı uyarıyı yapar. ‘Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.’ Bu ayetin rehberliğiyle biz müminler, dünyadaki muhasebemizi ahiretteki hesaba göre yapmalıyız. Ahirette Rabbimizin bizden razı olmasını istiyoruz. Öyleyse dünyada O’nun razı olacağı ameller yapmalıyız.”

    “Bu zorlukların üstesinden geleceğiz ve en kısa zamanda normal hayatımıza yeniden kavuşacağız”

    Başkan Erbaş, Covid-19 salgınına karşı verilen mücadeleye de değinerek, “Devlet ve millet olarak hep beraber salgın hastalıkla mücadeleye devam ediyoruz. İnanıyorum ki, Allah’ın izni ve inayetiyle bütün bu zorlukların üstesinden geleceğiz ve en kısa zamanda normal hayatımıza yeniden kavuşacağız. Bize düşen, hayatın zorluklarını doğru yorumlamak ve bu zorlukların üstesinden gelmek için gereken irade ve gayreti göstermektir. Tedbirli olmaktır. Unutmayalım ki, tedbir bizden; takdir yüce Allah’tandır” diye konuştu.

    Hz. Peygamberin, “Müminin başka hiç kimsede bulunmayan hayranlık verici bir hali vardır. Onun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe, nimete kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa musibete uğrarsa da sabreder ve bu da onun için bir hayır olur” buyurduğunu hatırlatan Erbaş, “Dolayısıyla bizler karşılaştığımız her meseleyi mümin feraseti ve tevekkül bilinciyle yorumlamalı, sabır ve şükür terazisinin dengede kalmasını sağlamalıyız” ifadelerini kullandı.

    “Bu imtihanı kazanmanın yolu, tedbir, tevekkül, gayret ve sorumlulukla hareket etmektir”

    Etkenler ve sonuçlar ne olursa olsun yaşanılan hiçbir olayların “dünya imtihanı”ndan ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizen Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

    “Bu dünya, bir imtihan yeridir. Haddi zatında ömür dediğimiz sermaye, hayat dediğimiz zaman dilimi, aslında imtihan için bize tanınan süredir. İnsanın karşısına çıkan her türlü sıkıntı, zorluk, acı, yokluk, dert ve musibet, söz konusu imtihanın bir parçasıdır. Bu imtihanı kazanmanın yolu, tedbir, tevekkül, gayret ve sorumlulukla hareket etmektir. Bu yüzden karşılaştığımız olaylara soğukkanlı ve metanetli şekilde yaklaşmalı ve zorlukların üstesinden nasıl geleceğimize odaklanmalıyız. ‘Acaba bizden kaynaklanan bir kusur ya da hata var mı?’ diye düşünmeli, tutum ve davranışlarımızı gözden geçirmeliyiz. Yüce Rabbimiz, şu ayet-i kerimede, musibetlerin meydana gelmesinde insanların da kusurlarının bulunduğunu bildirmektedir: ‘Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Kaldı ki Allah yaptıklarınızın çoğunu affediyor.’”

    “Küresel boyutta yaşadığımız sorunlarda, insanoğlunun zaaflarının önemli bir payı vardır”

    Küresel boyutta yaşanılan sorunlarda insanlarında bir payı olduğuna dikkat çeken Başkan Erbaş, “Bugün küresel boyutta yaşadığımız sorunlarda, insanoğlunun zaaflarının, ihtiraslarının, sorumluluk bilincini ihmal etmesinin önemli bir payı vardır. Mesela küresel bir çevre sorunu olarak havanın, suyun, toprağın kirletilmesi gibi hadiseler, bütün insanlığı ilgilendiren büyük meselelerdir. Bu olumsuz tablo, esasında insanoğlunun kendi hatalarının acı bir sonucudur. Dolayısıyla insanın çevreyle ilişkisini başta sorumluluk duygusu olmak üzere emanet, güzel ahlak ve salih amel bağlamında yeniden gözden geçirmesi, göz ardı edilemez bir zorunluluktur. Aksi takdirde yaşanacak çevresel krizlerin ve küresel musibetlerin, dünyayı topyekûn kaos ve kargaşaya sürüklemesi kaçınılmazdır. O halde daha güvenli ve güzel bir istikbâli inşa edebilmenin yolu, yaşanan bütün hadiseleri özeleştiri ve nefis muhasebesi çerçevesinde değerlendirmekten geçmektedir” şeklinde konuştu.

    “Müminler için hayat, bir iyilik yolculuğudur”

    Başkan Erbaş, zorlukları aşma, daha güzel bir hayatı beraberce yaşama noktasında en büyük gücün ve imkânın “iyilik duygusunu” güçlendirmek olduğuna vurgu yaparak “Yüce dinimiz İslam, bizlere, iyiliği, ihsanı, infakı, yardımlaşmayı, paylaşmayı öğretir; adaleti, merhameti, cömertliği emreder. Dolayısıyla müminler için hayat, bir iyilik yolculuğudur. İnsan da bu dünyaya, Âlemlerin rabbine “inanmak” ve “iyi işler yapmak” için gelen bir yolcudur. İyilik; toprağa düşüp yeşeren, yeşerip serpildikçe yeniden toprağa düşüp binlerce fidan olarak hayatı yeşerten bir tohum gibidir. İnsana düşen, iyiliğin dünyayı değiştirme gücüne sahip olduğuna inanmak ve iyilik tohumlarını gönüllere serpmektir. Onları bereketlendirecek olan Cenab-ı Hak’tır. Kur’an- Kerim’in bizlere gösterdiği hedef, “Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın” mefkûresidir. “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın” ilkesidir.” ifadelerini kullandı.

    “Gönül yaralarımız, başkasının yarasına merhem olduğumuzda iyileşecektir”

    Hz. Peygamberin bir hadis-i şerifinde; “Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birisini giderirse, Allah da kıyamet gününün sıkıntılarından birini ondan giderir. Kim darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir” buyurduğunu hatırlatan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

    “Öyleyse hep beraber; hakikat ve güzellik adına, merhameti kuşanarak iyilik yolunun yolcusu olalım. Mazluma sığınak, muhtaca ensar olalım. Yetime kardeş, yoksula sevinç olalım. Bu zor süreçte sıkıntıya düşen kardeşlerimizin yardımına koşalım. Dualarımızı, hüzünlerimizi, sevinçlerimizi, mutluluklarımızı paylaşalım. İnsanlık için canla başla çalışan sağlık görevlilerimizin, arama kurtarma faaliyetlerinde fedakarca çalışan kardeşlerimizin, güvenlik güçlerimizin, Diyanet mensuplarımızın, milletimizin hizmetine koşan sivil toplum temsilcilerimizin ve tüm güzel yürekli insanların yanında olalım. Bilelim ki, gönül yaralarımız, başkasının yarasına merhem olduğumuzda iyileşecektir. Vicdanımızın sesine kulak verelim, kalbimize iyi gelecektir. Gerçek huzurun iyilikte saklı olduğuna inandığımız zaman dünya daha güzel olacaktır.”

    “Merhamet, Rahman’a kulluğumuzun en önemli nişanesidir”

    Başkan Erbaş, insan için merhametin önemini dile getirerek, “Merhamet, inancımızın bizlere kazandırdığı en büyük değerlerden birisidir. Merhamet, Rahman’a kulluğumuzun en önemli nişanesidir. Bu itibarla yüreğimizde büyüteceğimiz en güzel duygu merhamettir. Bu duyguyu geliştirmeye; kalbimize, hayatımıza, ailemize ve tüm yeryüzüne egemen kılmaya mecburuz. İşte bu amaçla yeryüzünde iyilik egemen oluncaya kadar çalışmalıyız. Merhamet egemen oluncaya kadar çalışmalıyız. Zira modern zamanların en büyük sorunu merhamet duygusunun zayıflamasıdır. Hâlbuki insaniyetin ve medeniyetin ölçüsü, kadınlara, çocuklara ve zayıflara karşı gösterilen merhamettir. Gücüne güvenerek zayıflara karşı şiddete başvurmak, inançla, akılla, vicdanla ve ahlakla asla bağdaşmayan, insanlık dışı bir tutumdur” diye konuştu.

    “Ayasofya Camii ile büyük bir heyecan ve sevinç yaşadık”

    Zorlukları ve güzellikleriyle bir yılın geride kaldığını ifade eden Başkan Erbaş, “Salgın, deprem, sel gibi olaylara hep beraber üzüldük ve bu olumsuzluklar karşısında milletçe kenetlenerek mücadele ettik. Ama bütün bu zorluklar ve olumsuzluklar içerisinde Rabbimizin izni ve inayetiyle, yaklaşık bir asırlık hasretin sonunda Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesi ve müminlerle buluşması vesilesiyle ülkemizdeki ve dünyadaki tüm Müslümanlarla beraber büyük bir heyecan ve sevinç yaşadık” ifadelerini kullandı.

    “İyi bir hayat muhasebesi yapalım”

    Yeni bir miladi yılın ilk günlerinde öncelikle iyi bir hayat muhasebesi yapılması hususunda çağrıda bulunan Başkan Erbaş, şunları söyledi:

    “Doğru ve güzel davranışlarımızı artırmaya, kötü davranışlardan uzaklaşarak kalbimizdeki manevi kirlerden arınmaya çalışalım. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefreti terk edelim. Sevgiyi, saygıyı, merhameti, dostluk ve kardeşliği hayatımıza hâkim kılalım. Çevremize daha duyarlı olalım. Önyargılarımızı bitirelim. Dostluk ve kardeşliğimize mâni olan engelleri kaldıralım. Gönüllerimizi birbirimize açalım. Rabbimizin bizlere ömür nimetiyle ihsan ettiği bu yeni yılı “merhametle diriliş yılı” yapalım. Dostluk, iyi niyet, muhabbet, yardımlaşma ve paylaşmayla “kardeşliğin ihyası yılı” yapalım. Hak, adalet, merhamet ve tüm insani değerleri kuşanarak “insanlığın umut yılı” yapalım. Daha huzurlu bir hayat, daha güzel bir dünya elbette mümkündür. Ama biz inanırsak, çalışırsak, gayret edersek ve şükredersek gerçek olacaktır. Rabbimiz; “Eğer şükrederseniz artırırım, ama nankörlük ederseniz azabım şiddetli olur” buyuruyor. Şükür; nimetin kıymetini bilmek ve bu nimetin bilinci ile daha çok çalışmaktır.”

    Başkan Erbaş sözlerini şu duayla tamamladı:

    “Zorluklarımızı kolay kılsın. Şerleri hayırlara tebdil eylesin. Hastalarımıza acil şifalar lütfeylesin. Bereketli yağmurlarla tüm mahlukatı mesrur eylesin. Bizleri umduklarımıza nail, korktuklarımızdan emin eylesin. Kardeşliğimizi daim ve güçlü kılsın.”

  • Dünyadaki en büyük Türk bayrağı Kayseri’de açıldı

    Dünyadaki en büyük Türk bayrağı Kayseri’de açıldı

    15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Erciyes Anadolu Holding tarafından yaptırılan 3 bin 38 metrekare ve 418 kilo ağırlığındaki Türk bayrağı açıldı.

    Kadir Has Stadı’nda düzenlenen program, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda konuşan Erciyes Anadolu Holding CEO’su Alparslan Baki Ertekin, “Eğer bugün bir araya toplanabildiysek bunu sağlayan başta 15 Temmuz olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, saygı ve hürmetle anıyorum. Başta 15 Temmuz gazileri olmak üzere bütün gazilerimize de cesaretleri ve bize sağlamış oldukları imkanlar için şükranlarımı arz ediyorum. Sayın Valim; Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla biliyorum ki sizler şehrimizdeki bütün şehitlerimizin yakınlarına sahip çıkıyorsunuz. Onların hepsi bizlere emanet. Ama bizlere emanet olan sadece şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz değil bu hain darbe dolayısıyla FETÖ iltisaklı oldukları için mallarına el koyulan ve devletin TMSF’si ve bağımsız mahkemeler tarafından kayyum atanan şirketler de bu milletin emaneti. Ben, bu millete emanet edilmiş olan bu şirketlerden bir tanesinin CEO’su olarak böyle bir günde karşınızda olmaktan dolayı inanılmaz heyecan duyuyorum. 15 Temmuz’un ruhuna uygun bir reklam filmi çekelim diye konuştuk, o zaman dediler ki ’büyük bir bayrak, Erciyes’in altına asıldığında şehirden görülebilecek bir bayrak yapmak kolay değil. Gelin bunu efektlerle yapalım dediler’. Kayseri’de hiçbir şey mış gibi yapılmaz, bu bayrağı yaptırdık. Sayın Valim bayrağımızı bu akşam size emanet olacağız” dedi.

    15 Temmuz’da göğüsünü gererek tankların önüne geçen Türk milletine teşekkürlerini sunan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise konuşmasında, “Ülkemizin birliğini, beraberliğini, devletimizin varlığını, ay yıldızlı Türk bayrağımızın göklerdeki yerini, ezanlarımızın susmamasını sağlayan 251 şehidimize Allah’tan rahmet dilerken gazilerimize acil şifalar temenni ediyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde bu milletin bağımsızlığına, değerlerimize kast edenleri, adeta ihanet şebekelerini göğüsünü gere gere tankların üzerine çıkarak bu milletin varlığını sağlayan Türk milletini saygıyla anıyorum. Elbette bu Türk milletinin evlatları olarak Kayserimiz de üzerine düşeni yaptı, bu sınavda en büyük desteği veren bir şehir oldu. O açıdan ülkemizle gurur duyarken şehrimizle de ayrıca gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.

    Programda konuşan Vali Şehmus Günaydın da birlik ve beraberliğin önemine değinerek, “Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde Kayserimizde çok önemli etkinlikler gerçekleştiriyoruz. hain FETÖ Terör Örgütü’nün hain darbe girişimiyle karşılaştık. Bu hain darbe girişimi cumhurbaşkanımızın çağrısıyla, aziz milletimizin ellerinde şanlı bayrağımızla meydanlara çıkmasıyla bertaraf edildi. Biz, 15 Temmuz destanını asla ve asla unutmayacağız. Çünkü 15 Temmuz hain darbe girişimi ülkemizi, milletimizi parçalamaya yönelik bir ihanet girişimiydi. Hain FETÖ Terör Örgütü’nün yandaşlarıyla birlikte amaçlarını gerçekleştirmek için yapmış olduğu bu darbe girişimi aziz milletimiz tarafından akamete uğratılmıştı. Bunu unutmamak adına yapacağımız etkinliklerle gelecek kuşaklara aktarmamız lazım. Özellikle hep vurguluyoruz, birbirimizi sevelim, kenetlenelim. gelecek nesillere daha az sorun bırakacağız. Çocuklarımıza sorun bırakmak istemiyorsak bu günden üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Erciyes Anadolu Holding tarafından yaptırılan Türk bayrağı, dünyanın en büyük Türk bayrağı olma özelliğine sahip olup, 45 metre genişliğinde 67,5 metre uzunluğunda, toplam 3 bin 38 metrekare olup 418 kilo ağırlığında olduğu bildirildi.

  • Yozgat Bozok Üniversitesi kenevirin ekonomiye kazandırılmasında dünyadaki 2 üniversiteden biri

    Yozgat Bozok Üniversitesi kenevirin ekonomiye kazandırılmasında dünyadaki 2 üniversiteden biri

    Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Karadağ, Yozgat Bozok Üniversitesi’nin kenevirin bütün biyokütlesinin ekonomiye kazandırılması konusunda ihtisaslaşan dünyada iki üniversite biri olduğunu vurguladı.

    Yozgat Bozok Üniversitesi’nin 23 Ocak’ta endüstriyel kenevir alanında bölgesel kalkınma odaklı ihtisaslaşan üniversite olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Ahmet Karadağ, “İhtisaslaştıktan sonra Kenevir Enstitüsü’nün kurulması için çalışma yapıp YÖK’e gönderdik. Gerekli incelemelerin ardından onaylanarak Kenevir Enstitümüz Resmi Gazetede yayımlandı” dedi.

    Kenevir üzerine kısa, orta ve uzun vadede çalışmalar yapılacağını dile getiren Karadağ, “Kısa vadede ilk çalışmalarımızdan birisi olarak kenevir esanslı anti bakteriyel hijyenik temizlik malzemesi ürettik. Ardından kenevir tohumu katkılı unlu mamul ürünleri üreterek çalışmalarımızı sürdürdük. Hocalarımızın daha birçok konuda çalışmalarını sürdürüyor. Orta vadede ise inşaat yapı malzemeleri ve asfalt dayanıklılığını artırıcı çalışmalarla ekonomiye kazandırılması konusunda ürün yelpazemizi geliştirmeye çalışıyoruz. Uzun vadede özellikle bizi heyecanlandıran enerji sektörüne hitap edecek ürünlerin yapılması. Yani kenevire dayalı batarya üretmek. Kenevir kullanılarak üretilen bataryaların mevcut bataryalardan ömrü çok daha uzun. 200 kat daha uzun ömürlü olan bir bataryadan bahsediyoruz. İnşallah 2-3 senelik bir zaman içerisinde enerji sektörüne hitap edecek kenevir esaslı ürünlerin üretimini yapmayı hedefliyoruz” dedi.

    Karadağ, Bozok Üniversitesi’nin kenevirin biyokütlesinin tamamının ekonomiye kazandırılması yönünde ihtisaslaşan dünyada iki üniversiteden biri olduklarını söyleyerek, “Üniversitemiz kenevir alanında ihtisaslaşan üniversite olmasının akabinde yurt içi ve yurt dışında çok sayıda firma bizimle iletişime geçti. Yapılacak üretimlerle alakalı fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bir firma ile ön protokol imzaladık. Bizim amacımız Yozgat’ı kenevir kullanıldığı sanayi yatırımlarının merkezi haline getirmektir. Kenevir inşaattan kozmetiğe 2 binin üzerinde üründe kullanıldığı bilinmektedir. Firmalara bizim tek şartımız var, yapacakları ürünleri Yozgat’ta üretmek” dedi.

    Kenevirin ekilmesi konusunda yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade eden Karadağ, “Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, güvenlik güçlerimiz kenevirin ekimi ve takibi konusunda bizlere büyük destek veriyor. Kenevir ekiminin daha da yaygınlaşması için yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Bu önemli bitkinin üretiminin artırılması ve ekonomiye kazandırılması ülkemiz açısından çok önemli” şeklinde konuştu.

  • Enerji verimliliği danışmanlık şirketi Genel Müdürü Karataş: “Dünyadaki savaşların ana sebebi enerji meselesi”

    Enerji verimliliği danışmanlık şirketi Genel Müdürü Altuğ Karataş, dünyada savaşların ana sebebinin enerji meselesi olduğunu söyledi.

    Adana Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Başkanlığı’nca, enerjinin etkin kullanılması, israfının önlenmesi, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi ve çevrenin korunması kapsamında işletmeleri bilinçlendirmek amacıyla AOSB Seyhan Toplantı Salonu’nda “Sanayide Enerji Verimliliği Uygulamaları ve Finansman Yöntemleri” konulu eğitim düzenlendi.

    Programa konuşmacı olarak katılan enerji verimliliği danışmanlık şirketinin Genel Müdürü Altuğ Karataş, kalkınan ve nüfusu artan Türkiye’nin enerji tüketiminin hızla arttığını ifade etti. Enerji verimliliğini “Tüketilen enerji miktarının üretim kalitesini, iletme karlılığını azaltmadan; ekonomik kalkınmayı ve sosyal refahı engellemeden en aza indirilmesi” olarak tanımlayan Karataş, dünyada savaşların ana sebebinin enerji meselesi olduğunun altını çizdi. Her geçen gün enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kaynaklarının öneminin arttığını vurgulayan Karataş, “Enerji verimliliği, harcanan her birim enerjinin daha fazla hizmet ve ürüne dönüştürülmesi; ülkenin ulusal ve uluslararası alanda rekabet gücünün artması demektir” dedi.

    Enerji kaynaklarını, petrol, kömür, doğalgaz, nükleer; yenilenebilir enerji çeşitleri hidroelektrik, güneş ve rüzgar şeklinde sıralayan Karataş, dünyadaki enerji rezervlerinden kömürün 470, uranyumun 150, doğalgazın 75, petrolün 21, petrol türevlerinin 65 yıl ömrünün kaldığını kaydetti.

    Fosil kaynaklı enerji rezervlerinin oluşmasının yaklaşık 500 milyon yıl sürdüğünü hatırlatan Altuğ Karataş, “Bunların büyük kısmının tüketilmesi ise 200 yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Gelişmiş ülkelerdeki enerji verimliliği uygulamalarının artması ve enerji üretim teknolojilerinin gelişmesinden dolayı rezervlerin kalan ömürlerinde son 20 yıl içerisinde önemli bir değişiklik olmamıştır. Sürekli tükettiğimiz enerji kaynakları sınırlıdır. Dolayısı ile bir süre sonra bunların hepsi bitecektir. Ya alternatif enerji kaynaklarını bulacağız ya da mevcut rezervleri olabildiğince verimli kullanacağız. Bu yaptıklarımızla dünyayı kurtaramayız; sadece dünyanın ölümünü geciktiriyoruz” şeklinde konuştu.

    Gayri safi yurtiçi hasıla başına tüketilen birincil enerji miktarını temsil eden ve dünyada enerji verimliliği karşılaştırılmasında kullanılan “enerji yoğunluğu” kavramı üzerinde duran Karataş, şöyle devam etti:

    “Son 35 yıldır ABD’nin en büyük yerli enerji kaynağı enerji verimliliği oldu. Almanya’da 1990 yılından itibaren enerji verimliliğindeki iyileştirmeler ve eski Doğu Almanya bölgesindeki verimsiz sistemlerin yenilenmesi sonucu ekonomik büyüme devam ederken birincil enerji tüketimi azaldı. Türkiye’nin enerji yoğunluğu 0.243, Japonya’nın 0.09, ABD’nin 0.25, OECD ülkelerinin 0.19’dur. Gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkarken kişi başına tüketimi artıracağız. Ancak enerji verimliliği konusunda da ilerlememiz gerekir. Türkiye’nin kişi başına tüketimi 1.58 iken; Japonya’nın 4.09, Amerika’nın 7.98’dir. Bu rakamların manası şudur: 10 yıl önce her evde klima, kurutma cihazı, televizyon yoktu. Şimdi her evde bu ürünlerden iki üç tane var. Gittikçe teknolojiden daha fazla yararlanıyoruz. 10, 15 yıl içinde kişi başına tüketimimiz iki üç misli artacaktır. Bu da bizim için ayrı bir handikaptır.”

    Türkiye’de enerjinin yüzde 32.4’nün sanayide, yüzde 32.8’nin konutta, yüzde 25’nin ulaşımda, yüzde 7’sinin tarımda ve yüzde 3’nün diğer alanlarda tüketildiğini anlatan Karataş, sanayide yüzde 20-25, inşaatta yüzde 30-35, ulaşımda yüzde 15-20 tasarruf potansiyelinin bulunduğunu bildirdi.

    Karataş, geçmişten günümüze sanayide enerji kullanımının sanayi üretim endeksine oranına bakıldığında, diğer ülkelere nazaran Türkiye’nin bu oranı fazla düşüremediğini belirterek, “Değişik sektörlerde gerçekleştirilen enerji denetleme çalışmaları neticesinde sanayi tesislerinde ve endüstriyel işletmelerinin yüzde 95’inde yüzde 5 ile yüzde 40 arasında enerji tasarrufu potansiyeli vardır. Hiç yatırımsız veya az yatırımlı önlemlerin uygulanması ile asgari yüzde 10 oranında enerji tasarrufu sağlamak mümkündür” dedi.

    Sunumunda “Enerji Verimliliği Mevzuatı” konusu üzerinde duran Karataş, yıllık toplam enerji tüketimi bin TEP ve üzeri olan endüstriyel işletmelerin çalışanları arasından enerji yöneticisi görevlendirmesinin zorunlu olduğunu açıkladı.

    Çok sayıda işletme temsilcisinin ilgiyle dinlediği Karataş, konuşmasının sonunda katılımcıların sorularını cevapladı.

  • Çanakkale Zaferinin Dünyadaki toplumlara etkileri konuşuldu

    Adıyaman Üniversitesi Kültürel Hazineler Topluluğu tarafından 18 Mart Çanakkale Zaferinin 103. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde “18 Mart Çanakkale Zaferinin Dünya Toplumuna Etkileri” adlı konferans düzenlendi.

    Üniversitenin Merkez Külliyesi M. Vehbi Koç Konferans Salonunda Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Gökhan Dalyan ve Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Salhadin Gök tarafından verildi.

    Konferansta konuşan Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Çanakkale Zaferinin uluslararası topluma ve siyasete büyük etkisi olduğunu belirtti.

    Dalyan, “Çanakkale büyük bir kıyımdır. Çeliğe karşı etin, kurşuna karşı bedenin karşı koyduğu bir kıyımdır. İngiliz, Fransız ve Rusların evlerindeki hesap çarşıya uymamıştır. Tam teçhiz askerleriyle Çanakkale’yi geçeceklerini sandılar. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Çanakkale’nin ardından birçok toplum etkilenmiştir. Yeni Zelanda ve Avustralya’da milli bilinç ortaya çıkmıştır. Yahudiler dünya piyasasında ismini duyurdu. Sömürgelerde bağımsızlık anlayışı gelişmiştir. Rusya’da iç savaş çıkmış, açlık boy göstermeye başlamıştır. Bolşevik rejimi hakim olmaya başladıktan sonra da insanlar mezarlıklardan çıkardıkları cesetleri yemeye başlamıştır. Çin’deki komünizm hareketlerinin ardından 38 milyon insan öldürüldü. Güney Kore ve Kuzey Kore düşman oldu. AB’de komünizme karşı dindarlık çalışmaları başlatıldı. Şunu belirtmek isterim ki Çanakkale Zaferi bu milletin kanıyla yazdığı bir destandır” dedi.

    Konferansta konuşan Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Salhadin Gök ise Çanakkale Zaferindeki yüksek ruh ve imanın etkisinden bahsetti.

    Konferansın sonunda Üniversitenin öğrencilerinden Kültürel Hazineler Topluluğu üyesi Fadima Şahinoğlu “Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak”, Sümeyra Güneş ise “Çanakkale Şehitlerine” adlı şiiri okurken konuşmacılara Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Seyit Temir tarafından adlarına dikilmiş birer fidan sertifikası takdim edildi.