Etiket: Dünyada

  • Bakan Çavuşoğlu: “Eskiden Türk milleti denirdi, şimdi tüm dünyada Büyük Türk milleti olarak anılıyor”

    Antalya’da Demokrasi ve Şehitler Mitingi’nde konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Darbe girişiminin başarısız olmasına yurt dışından üzülenler var. Eskiden ‘Türk milleti’ denirdi, şimdi tüm dünyada ‘Büyük Türk milleti’ olarak anılıyor” dedi.

    Yüksek sıcak ve güvenlik önlemleri

    İstanbul’da düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi’ne Antalya’da da binlerce vatandaş Cumhuriyet Meydanı’nı doldurarak destek çıktı. Öğle saatlerinden itibaren 40 derece sıcaklığa aldırış etmeyen vatandaşlar meydanı doldurdu. Polis ekipleri meydana çıkan tüm ana ve ara yolları trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı ve alana gelen herkesi tek tek detaylı bir şekilde aradı. Vatandaşların yanlarında getirdiği bilgisayar, cep telefonu ve kameralarda çalıştırılıp incelendikten sonra alındı. Görevli polisler dışında alana emekli emniyet personeli dahi silahlı kimse alınmazken alana gelen protokol araçları da uzak noktalara park ettirildi. Ayrıca polis ekipleri, alana sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan posteri ve Türki cumhuriyetlerinin bayrakları dışında hiçbir parti, sendika, dernek bayrağı ve flamalarına izin vermedi. 40 dereceleri bulan sıcak ve bunaltıcı nem nedeniyle vatandaşlar ve alandaki görevlilerin zor anlar yaşadığı görüldü. Alandaki vatandaşlar kafalarına karton kutu geçirip gazete kağıdı sararak kendilerine has korunma yöntemleri ile korunurken görevliler sık sık su dağıttı.

    Antalya birleşti

    Meydanda miting havası oluşurken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul, Ak Parti Antalya milletvekilleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Ak Parti, CHP ve MHP il ve ilçe başkanları ile belediye başkanları bir araya gelerek birlik görüntüsü oluşturdu. Alandaki kalabalığa tek tek hitap eden Antalya protokolünün ortak görüşü darbeye karşı oldukları ve milletçe birlik ve beraberlik içinde olmanın güzel bir görüntü oluşturduğu yönündeydi.

    Bakan Çavuşoğlu, Antalya’nın her zaman sivil demokrasinin başkenti olduğunu belirterek son darbe girişiminde de Antalyalıların gerekeni yaptığını söyledi. Türk milletinin 15 Temmuz’dan itibaren farklı anılmaya başlandığını da belirten Çavuşoğlu, “Eskiden Türk milleti denirdi, şimdi tüm dünyada ‘Büyük Türk milleti’ olarak anılıyor. 15 Temmuz akşamı hiç beklemediğimiz anda askerlerimizin içine sızan o hainler büyük bir darbe vurmak istediler, milletin silahı ile millete ateş açtılar. Tankları milletimizin üzerinden geçirmek istedi. Ama onlara fırsat vermeyen askerimiz, kısıtlı imkanlarıyla darbeye karşı göğsünü siper eden polisimiz ve milletimiz birleşip bunu reddetti. ‘Rejim değişecekse onu kendi oyumla yaparım’ dedi” diye konuştu.

    “PKK’yı da FETÖ gibi temizleyeceğiz”

    Bu darbe girişiminin ardından bir araya gelmenin bir fırsat olduğunu belirten Çavuşoğlu, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Darbe girişiminden sonra PKK’nın fırsat bulduğunu belirten Çavuşğlu, “Bundan sonra Türkiye’yi, vatanımızı böldürmek için mücadelemiz devam edecek. Bunu fırsat bilip askerimize polisime saldırıları arttıran PKK’dan da hesabı sorulacak. Bu FETÖ’cüleri nasıl temizliyorsak PKK hainlerinizi bu topraklardan temizleyene kadar bize durmak yok. Ayrılıkları gayrılıkları bir kenara bırakalım. İnançlarımızı, siyasi görüşlerimiz farklı olabilir. Ama biz hep birlikte Türkiye’yiz. Bunu bozdurmayalım. Birbirimize küfür etmeden, hakaret etmeden düşüncelerimizi söyleyeyim” dedi.

    BBC’yi eleştirdi

    Çavuşoğlu darbe girişimi gecesinde BBC’nin yayın tutumunu da eleştirdi. BBC’nin yanlış yayın yaptığını belirten Çavuşoğlu, “Darbe girişiminin başarısız olmasına yurt dışından üzülenler var. Onlar Türk ve İslam karşıtlığı kinlerini kusuyorlar. Medyaya bakıyorum yalan yanlış bilgiler. BBC diye bir kanal, herkes ciddi bir kanal zanneder. O gece diyor ki ‘Türkiye’de millet Erdoğan’a karşı olmak için tanklar üzerine çıktı’. Aslında milletimiz darbeye karşı olmak için çıktı tanklar üzerine. Bunu doğru aktarmamız lazım” diye konuştu.

    “Siyaset ilk defa birleşti”

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de ilk defa siyasetin birleştiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Bugün Türkiye tarihi bir gün yaşıyor. İlk defa siyasi partilerimiz bir mitingde bir araya geliyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ferasetle 15 Temmuz mücadelesinde olduğu gibi, bu büyük mitinge de öncülük ettiler. Başbakanımız Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu tarihi mitingde Türk milletinin gücünü dünyaya gösterdiler” dedi

    Antalya’daki köprünün adı 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Köprüsü olacak

    Başkan Türel, ilk büyükşehir meclisinde Antalya’da tamamlanma aşamasına gelen Çallı köprüsünün ismiyle ilgili şu açıklamayı yaptı:

    “Şehitlerimizin anısını yaşatmak için, Çallı’da hizmete açacağımız büyük köprünün adının, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Köprüsü olması için büyükşehir meclisimize teklif götüreceğim. İnşallah bu adımlarla şehitlerimizin aziz hatıralarını yaşatmaya devam edeceğiz. Artık Türkiye’de böl-yönet politikası devri, darbelerle ayar verme devri bitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Türk milleti bir kez daha istiklaline ve istikbaline sahip çıkmıştır” dedi.

    Konuşmaların ardından alandaki dev ekranlardan Yenikapı’ya canlı bağlantı yapıldı.

  • Dünyada sadece üç örneği bulunan deniz feneri

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun’un en kuzey noktasındaki Bafra Burnu’nda 1880 yılında Fransızlar tarafından yapılan ve dünyada sadece üç örneği bulunan deniz fenerini ziyaret etti.

    Samsun’un tüm ilçelerindeki turizm potansiyellerini gün yüzüne çıkarmak için büyük uğraş veren Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Bafra ilçesinde 1800’lü yıllardan kalma deniz fenerinin turizme kazandırılması için harekete geçti. Başkan Yılmaz, Bafra Belediye Başkanı Zihni Şahin ile birlikte fenerin en tepesine çıkarak yapılacaklar hakkında görüş alışverişinde bulundular.

    1880 yılında yapıldı

    Başkan Yılmaz, deniz feneri ziyaretinde yıllardan bu yana fenerin bakımını ve bekçiliğini yapan Özkan ailesine de çat kapı konuk oldu. Deniz feneri bekçiliğinin kendileri için babadan oğula geçen meslek olduğunu söyleyen Fikret Özkan, “Bafra deniz feneri, Osmanlı döneminde 1880 yılında Fransız müteahhitler tarafından Kızılırmak’ın denize döküldüğü yerdeki delta üzerinde Halisburnu mevkisine inşa edilmiştir. Daha sonra yöre fenerden dolayı Fener köyü adını almıştır. 1919 yılından bugüne kadar da kuşaktan kuşağa aynı akrabalar arasında bakımı yapılmaktadır” bilgisini verdi.

    Büyüleyici güzellik turizme kazandırılacak

    Okyanusların, denizlerin ve göllerin yanında büyüleyici güzelliğiyle duran deniz fenerlerinin, yüzyıllar boyunca suların aydınlatıcısı, kaptanların kılavuzu olduğunu belirten Başkan Yılmaz, “Bafra ilçemiz Fener Mahallemizde dünyada 3 örneği bulunan deniz fenerimiz ilçemiz ve şehrimizin turizm potansiyeli açısından büyük önem taşıyor. Tarihi geçmişi olan ve Osmanlı’dan kalma bu deniz fenerimizi biz turizm ögesi olarak şehrimize kazandıracağız” diye konuştu.

  • Dünyada 870 milyon insan açlık çekiyor

    Fransa INSEAD’dan (Avrupa İşletme Yönetimi Enstitüsü) Prof. Dr. Enver Yücesan, doğal kaynakların gittikçe azaldığını, ancak nüfusun hızla arttığını hatırlatarak, tarım ve gıda sektöründe verimliliğin artırabilmesi için yöneylem araştırması ve endüstri mühendisliğine gereksinim duyulduğunu ifade etti.

    Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliği (YAEM) 36. Ulusal Kongresi, Yaşar Üniversitesi’nde yapıldı. Yaşar Üniversitesi Selçuk Yaşar Kampusu’nda yapılan kongrenin açılış törenine, Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaşar, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemali Dinçer, Yöneylem Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Selim Aktürk ve akademisyenler katıldı.

    Türkiye’nin dört bir yanından 600’e yakın akademisyenin katıldığı kongrede 356 makale, konuşma ve sunum, 98 oturum, öğrenci yarışması düzenlendi. Ayrıca 7 projenin başvurduğu Yöneylem Araştırması Derneği Uygulama Ödülü verildi.

    Tarımda verimlilik

    Kongre Başkanı Prof. Dr. Murat Fadıloğlu yaptığı konuşmada, “Tarım ve gıda sektörleri geleceğin dünyasında gitgide darboğaz olmaya aday. Endüstri mühendisliği ve yöneylem araştırması disiplinleri, bu konularda anlamlı katkılar yapma ve çözüm sunma potansiyelini taşıyor. Tarımsal ürünlerin üretiminden tüketimine kadar tüm yolculuğunu kapsayan ‘Tarım ve gıda değer zincirlerinin’ daha verimli ve etkin olarak yönetilmesinin ve tasarlanmasının hem ülkemiz, hem de dünya için getirisi çok büyük olacaktır. Küresel ısınma sürecinin içinde olan dünyamızda, varoluşumuzu ilgilendiren bu konulara bizim disiplinimizin de destek vermesinin zamanı gelmiştir” diye konuştu.

    Verimliliğe mühendisliğin etkisi

    Açılış konuşmasını yapan Fransa INSEAD Teknoloji ve Operasyon Yönetimi Profesörü Enver Yücesan, gıda ve tarımda verimliliğin hayati önemde olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Yücesan, “Yüksek teknolojiye dayalı yatırımlarla, gıda sektörünün verimliliği son 50 yılda önemli ölçüde artmış olsa da 870 milyon kişi, hala açlık ya da yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya. Birleşmiş Milletler, 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyar kişiye ulaşacağını, bu nedenle de tatlı su gereksiniminin yüzde 30, enerji gereksiniminin yüzde 50 ve gıda gereksiniminin de yüzde 70 oranında artacağını öngörüyor. Bu koşullar altında YA/EM uzmanlarının tarım ve gıda tedarik zincirlerine eğilmelerinin zamanı çoktan geldi” dedi.

    Gıda ve tarım tedarik zincirinin çok uzun bir ekosistem olduğunu belirten Yücesan, “Bu ekosistem içinde kayıpları azaltmak için verimliliğe büyük ihtiyaç var. Süreç nedeniyle tarlada, depolama ve dağıtımda, tüketicide yaşanan kayıplar çok büyük. Yüzde 50 ile 70 arasında kayıp yaşanabiliyor. Verimliliğin artırılabilmesi için yöneylem araştırması ve endüstri mühendisliği çok önemli. Tarıma elverişli alanlar ve kaynaklar giderek azalmakta. Türkiye Ziraat Odaları Birliği çalışmasına göre, 1990- 2015 arasında nüfus yüzde 39,4 artmış, tarım alanları ise yüzde 14 oranında azalmış. Yeni kaynak arayışlarına yönelmemiz çok doğal. Tarıma açılabilecek alanlar çok az, zahmetli ve masraflı. Dikey tarlalar ya da şehir içlerinde yüksek binaların tepelerinde, parklarda belli ürünlerin yetiştirilmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Ancak bunun 2050’de 9 milyar kişiyi doyurup doyuramayacağını göreceğiz. Daha az alandan, daha az kaynaktan daha fazla ürün alabilmek önemli. Elimizdeki kaynaklardan çok daha fazla verim almalıyız. Eğer YA/EM gıda ve tarımda etkin olarak yer alırsa ülkemizde verimlilik yüzde 30’un üzerinde artar ” diye konuştu.

    “Bilinçsizce karın doyurma devri bitti”

    Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaşar ise “İnsanoğlunun 25 bin yıllık ömründe, gıda ve tarım konusu her zaman üzerinde durulan birinci konu. Geçmişte elde ettiğimiz gıdayı bilinçli değil, belki de ihtiyaç giderme için tüketmemiz nedeniyle, nesiller boyunca oluşmuş ve genetik hale gelen birçok hastalık var. Şimdi ’nasıl bunları yok ederiz, nasıl insan ömrünü uzatırız’ diye bilimsel araştırmalar yapılıyor. Dünya bir değişim içinde. Artık bilinçsizce karın doyurma devri bitti” dedi.

    “Ege çok şanslı”

    Yaşar, tarım ve gıdada endüstri mühendisliğinin önemine vurgu yaparak, “Tarım artık eskisi gibi yapılacak bir şey değil. Türkiye ve özellikle de Ege bu konuda çok şanslı. Çünkü Çanakkale’den Denizli’ye kadar jeotermal kaynaklar var. Bu suyla seracılık yapıp bütün Avrupa’yı, Rusya’yı, Ortadoğu’yu besleyecek bir potansiyele sahibiz. Dünyanın ısınıyor olması, çölleşme riski; bizler için eğer bu toprakları, yer altı ısıtma kaynaklarını doğru ve bilimsel tarımla artı değer yaratabilirsek fırsata çevirebiliriz. Girişimcilerin, KOBİ’lerin, sanayicilerin bunu faaliyete geçirmesi ve fırsatı değerlendirmesi gerekir” şeklinde konuştu.

  • Turkcell dünyada bir ilki Gaziantep’te gerçekleştirdi

    Türkiye’de ve dünyada ilk olan Hayal Ortağım projesi ile Gaziantep’teki görme engelliler için otobüs ve duraklar artık konuşuyor.

    Hayal Ortağım’ın Türkiye’de ilk kez Gaziantep’te hayata geçen “Ulaşım” özelliği, görme engellilerin duraklarda ve otobüslerde kimseden yardım almak zorunda kalmadan engelsiz seyahat edebilmesine imkan sağlıyor. Özellik durakta kullanıldığında, görme engelli yolcu hangi durakta olduğunu, bulunduğu duraktan geçen otobüslerin listesini ve kaç dakika sonra otobüsünün durakta olacağını öğrenebiliyor. Beklediği otobüsün durağa geldiği bilgisine sesli bir uyarıyla ulaşabiliyor. Araç duraklara yaklaşırken, otobüs şoförüne de duraktan bir görme engellinin otobüse bineceği uyarısı gidiyor. Görme engelli kullanıcı, yolculuk sırasında, hangi duraklardan geçtiğini öğrenebiliyor ve inmek istediği durağa yaklaştığında sesli bildirim alıyor. Beacon teknolojisiyle çalışan özellik hiçbir sapma olmadan otobüs, durak ve uygulama arasındaki iletişimin kurulması konusunda da dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu’nun katılımıyla Gaziantep’te düzenlenen toplantıda hem bu işbirliği hayata geçirildi, hem de Hayal Ortağım’ın yeni özellikleri tanıtıldı. Şahin ve Terzioğlu’na eşlik eden basın mensupları, Hayal Ortağım’ın Ulaşım ve Yol Arkadaşım sistemini denenmesine şahit oldu.

  • (Özel Haber) Dünyada Bir İlk: Bakliyat Artık Gıda Sanayinin Hizmetinde

    Dünyada ilk kez bir Türk firması, gıda sanayinde kullanılmak üzere bakliyattan doğal lif ve bitkisel protein geliştirdi. Bakliyatta dünyada söz sahibi olan Mersin merkezli Arbel Grubu’nun Kanada’da kurduğu Ar-Ge merkezinde geliştirdiği katma değerli ürünler, gıda ve içecek sanayisinde kullanılan katkı maddelerine alternatif olurken, besin değerini de artırdı.

    2016 yılının Birleşmiş Milletler tarafından ‘Dünya Bakliyat Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından, tüm dünyada yapılan çalışmalarla bakliyat talebinde yaklaşık yüzde 10’luk artış bekleniyor. Temelleri 1980 yılında Mersin’de atılan, bugün dünya bakliyat ticaretinde söz sahibi olan ve beş kıtada bakliyat üretim tesisleri ve ticaret ofisleri bulunan Arbel Grubu da yatırımlarına hız verdi. Türkiye, Kanada, Amerika, Avustralya, İngiltere, Çin ve Güney Afrika’da tesisleri, Hollanda, Hindistan ve Rusya’da ticaret ofisleri bulunan Arbel Grubu, iki yıl önce Kanada’da Ar-Ge merkezi kurdu.

    ARBEL, DÜNYADA İLK KEZ BAKLİYATTAN DOĞAL LİF VE BİTKİSEL PROTEİN GELİŞTİRDİ

    Dünyada bakliyat ürünlerinin geleneksel kullanımının dışında farklı kullanım alanlarına yönelik bilgilendirme, bu ürünlerin farklı şekillerde sunumunun arttırılması gibi çalışmalar yapılıyor. Kanada’daki Ar-Ge merkezinde bu yönde çalışmalar yapan Arbel Grubu da dünyada bir ilke imza atarak, gıda sanayisinin yeni ürün kombinasyonlarında kullanabileceği bakliyattan elde edilen katma değerli ürünler geliştirdi. Geliştirilen bu ürünler, dünya devi gıda ve içecek üreticilerinden rağbet görmeye başladı.

    Yaptıkları bu yeni çalışmayı İHA’ya anlatan Arbel Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Arslan, kullanışlı, besleyici, düşük maliyetli bakliyat ürünlerinin gerek geleneksel yöntemlerle gerekse yenilikçi açılımlarla tüketilmesinin son derece önemli olduğunu söyledi. Dünyada obezite ve diyabetik hastalıklardaki artışın doğal beslenme trendini daha da yaygınlaştırdığına dikkat çeken Arslan, “Özellikle Amerika ve Kanada’da krakerlere bezelye proteini katılarak protein oranının artırılması, pizza hamurunda mercimek unu kullanılarak daha sağlıklı hale getirilmesi gibi çalışmalar yapılmakta. Biz de Arbel olarak bakliyatın gerek direk tüketimi gerekse endirekt olarak endüstride kullanımını sağlamak açısından yatırımlar ve çalışmalar yapıyoruz” dedi.

    “BU ÜRÜNLER İLK DEFA BAKLİYATTAN ÜRETİLDİ”

    Kanada’da iki yıl önce Ar-Ge merkezi kurduklarını belirten Arslan, “Kanada’da kurduğumuz Ar-Ge merkezinde gıda sanayisinin yeni ürün kombinasyonlarında kullanması için bakliyattan elde edilen katma değerli ürünler geliştirdik. Bu ürünler dünyada ilk defa bakliyattan üretildi. Bakliyattan elde edilen doğal lif ve bitkisel protein farklı sektörlerde kullanım alanı buldu. Merkezin Ar-Ge departmanında Türk ve yabancı bilim adamları çalışmalar yapmakta. Geliştirilen bu ürünler lezzet, aroma ve renk özelliklerini değiştirmeden gıdaların besin değerini arttırmakta. Gıda ve içecek üreticilerinin üretim esnasında kullandığı katkı maddelerine sağlıklı alternatif üretirken, aynı zamanda bu ürünlerin besin değerini arttırmış olduk” diye konuştu.

    Geliştirilen bu ürünlerin aynı zamanda evcil hayvanların ve deniz ürünlerinin yemlerinde kullanılarak beslenmelerine katkı sunduğunu da vurgulayan Arslan, “Bu ürünlerimiz dünya devi gıda ve içecek üreticilerinden rağbet görmekte, farklı ülkelerde önemli markalarla görüşmelerimiz devam etmekte” ifadelerini kullandı.

    Bakliyat ürünlerinin glüten içermediğini da anımsatan Arslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu ürünler sayesinde glütensiz beslenmek zorunda olan tüketiciler için unuttukları tatlarla tekrar buluşma olanağı da sunmuş olduk.”