Etiket: Dünyada

  • AK Partili Yüksel: “Kilis halkının yapmış olduğu fedakârlığın dünyada başka bir örneği yok”

    AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Abdulkadir Yüksel, kendi il nüfusundan daha fazla Suriyeli muhacir kabul eden Kilis halkının yapmış olduğu bu fedakârlığın dünyada başka bir örneğinin olmadığını söyledi.

    AK Parti Kilis İl teşkilatının düzenlediği toplantıda konuşan AK Parti Gaziantep Milletvekili ve Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Abdulkadir Yüksel, Kilis ile Gaziantep’i ayrı görmediklerini belirterek, bu bölgede Suriyeli muhacirlerin yükünü çekenlerin başında Gaziantep ve Kilis’in geldiğini söyledi. Yüksel, kendi il nüfusundan daha fazla Suriyeli muhacir kabul eden Kilis halkının yapmış olduğu bu fedakârlığın dünyada başka bir örneğinin olmadığını söyledi.

    Kilis Belediyesi ve Kilis Ticaret Odasını ziyaret ederek yetkililerle bir araya gelen Yüksel, “Kilis halkı her şeyin en iyisini yapmayı hak eden bir ilimiz. Burada yetkililerle bir araya gelerek daha fazla ne yapabilirizi konuştuk. Kilis gerçekten büyük bir fedakârlık yapıyor. Bugün burada Kilis için daha fazla ne yapabılabilir diye yetkililerle bir araya geldik” dedi.

    Daha sonra Kilis Kadın Kültür merkezini ziyaret eden Yüksel, “Teşkilatlarımız 24 saat ayaktalar. Kilis Belediyesi her türlü hizmet için gece gündüz seferber olmuş durumda. Bizde genel merkez olarak her zaman olanların yanındayız. Başta Kilis halkı olmak üzere tüm parti kademelerinin birlik ve beraberlik içinde çalışması bizleri fazlasıyla memnun etti” diye konuştu.

  • “Kazasız Kul Olmaz” ekibi, dünyada bir ilke imza attı

    İstanbul Gelişim Sanat tarafından sahnelenen “Kazasız Kul Olmaz” tiyatro oyununun ekibi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde eğitsel amaçlı bir trafik kontrolü yaparak, sürücülere ünlülerin trafik kazalarıyla ilgili duygu düşüncelerini içeren broşürler dağıttılar.

    “Kazasız Kul Olmaz” tiyatro oyununun ekibi, iş ve trafik kazalarına dikkat çekmek adına bayram boyunca trafik kazaları ve trafik kurallarına uyma alışkanlıklarıyla ilgili çeşitli araştırmalarda bulundu. Ülkenin kanayan yarası olan trafik kazalarına dikkat çekmek adına dünyada bir ilke imza atan Kazasız Kul Olmaz ekibi, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nün izniyle eğitsel amaçlı bir trafik kontrolü yaparak, sürücülere ünlülerin trafik kazalarıyla ilgili duygu düşüncelerini içeren broşürler dağıttılar.

    Oyunun yazarı ve yönetmeni Zahrettin Çelik, Sanat Danışmanlığını Şevket Çoruh ve Vatan Şaşmaz Proje Danışmanlığını Ali Yücel Güler, Oktay Gündoğdu ve Av. Adnan Tüzün Mehmet Ali Nalbant Yusuf Erbaş üstlendi. Etkinliğe; Erdal bakır, Orhan Gidiş, Ali Yücel Güler, Piramit İş Güvenliği ve Motosella Hasan B. Turhan katılım sağladılar.

    Etkinlik süresince bazı sürücülerin sevgi göstergesi olarak el salladıkları ve etkinliği yol kenarından dakikalarca hayranlıkla izledikleri dikkat çekti.

    “Kazasız Kul Olmaz” için ünlülerin yorumları

    “Zihni Göktay: Trafik terörü, dikkatsizlik, bilgisizlik, bencillik bir araya gelince kaza kaçınılmaz olur. Sağlık dolu mutlu ve kazasız yollar dilerim.

    Tümay Özokur: Araba kullanmaya başlarken hocam dedi ki; “karşındakini her zaman deli ve sarhoş kabul et. Asla ben en iyiyim, ben bilirim” deme… Kazasız bir kul olabilmek için, kaza ihtimallerini yok edin.

    Hamdi Alkan: Trafik kuralları hayatta kalma kurallıdır. Evinize ve akrabalarınıza sağ salim varmak adına düzenlenmiştir. İnsan hayatı maddi manevi korumaya dayanır.

    Yonca Evcimik: Bırak yetişeceğin yere 5 dakika geç git ama diğer insanların can güvenliğini tehdit etme. Sadece insanların değil, hayvanların da canına sahip çıkalım.

    Zafer Peker: Kazasız Kul Olmaz oyununu çok önemsiyorum. Özellikle iş ve trafik kazalarına, ilkyardıma katkı sağlaması bu güne kadar yapılmamıştır ve çok önemli bir eksiği kapatmaktadır.

    Yıldız Asyalı: Trafik kazaları çok canlar yakmakla kalmayıp ,dikkatsizlikler devam etmekte…Kazanın bile bile yapılıyor olması da cabası…Kazasız kul olmaz ama hatalar tekrarlanırsa kazalar bitmez

    Açelya Elmas: Son sürat araba kullanmak, birbirine yol vermemek, karşıdan karşıya gecen birini görseler bile frene dokunmayı zül görmek, artık trafikte sık sık gördüğümüz şeyler.”

    Kazaların sosyolojik ve psikolojik profili çıkarıldı

    Sürücüler, uygulamadan çok memnun kaldıklarını ve bu kazaların minimuma indirilmesinde çok etkili olacağını söylediler. Zahrettin Çelik ve ekibi, kendi keşifleri olan özel yöntemlerle bayram boyunca kavşak ve tali yollarda trafik gözlemleri yaptılar ve ortaya çarpıcı veriler çıktı. Çelik, “İstanbul gibi yoğun bir şehrin kavşak ve tali yollarında kazaların nedenlerini kurum ve kuruluşların sayesinde araştırdık ve araştırmaya devam ediyoruz. Türkiye de ilk defa kazaların psikolojik ve sosyolojik haritasının profilini çıkarıyoruz. Pilot il olarak da İstanbul’u seçtik. Araştırma başlıklarımıza bazı örnekler verecek olursak; kimler emniyet kemeri kimler kullanıyor; en çok hangi saat ve mevsimde; en çok hangi modeldeki, renkteki ve araç yaşındaki sürücüler; sürücülerin mesleği ve yaşı gibi bir çok ölçütü temel alarak çalışmamızı 39 ilçede gerçekleştirdik. Ayrıca 142 destekçi firma sayesinde bu projeyi yürütüyoruz. Hepsine bu eğitsel farkındalık projesine katkı sağladıkları için ekibim adına müteşekkirim. Hepsine geleneksel hale getirdiğimiz ‘’İyilik Ödülleri’’ takdim edildi” dedi.

  • Dünyada her yıl 55 bin kişi kuduz nedeniyle hayatını kaybediyor

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, dünyada her yıl yaklaşık 55 bin kişinin kuduz nedeniyle yaşımını yitirdiğini ifade ederek, “Ülkemizde kuduzu insanlara en çok bulaştıran hayvanlar ise başıboş köpeklerdir. Kuduz hastalığının belirtileri ortaya çıktıktan sonra tedavisi imkansızdır, hastalık ölümle sonuçlanır. Bu sebeple, burada belirtilen korunma önlemlerine uyulmalıdır” dedi.

    Dünya Kuduz Günü dolayısıyla açıklama yapan Dr. Aytekin Kemik, kuduzun halk sağlığını tehdit eden, eski çağlardan beri bilinen önemli bir enfeksiyon olduğunu söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 55 bin kişinin kuduz nedeniyle hayatını kaybediğini vurgulayan Kemik, “Kuduz insanlar dahil bütün sıcakkanlı memelilerde görülebilen, beyine yerleşerek felçlere yol açan ve ölümle sonuçlanan bir virüs hastalığıdır. Kuduz hastalığının insanlardaki belirtileri virüsün vücuda girmesinden itibaren yaklaşık 3-8 hafta sonra ortaya çıkar. Hastalık insanlarda ilk önce halsizlik, ateş, iştahsızlık, bulantı, baş ve boğaz ağrısı gibi hastalığa özel olmayan belirtilerle başlar. Isırık yeri ve çevresinde ağrı ve kaşıntı görülebilir. Yutak felci sebebiyle kuduzun karakteristik belirtisi olan sudan korkma görülür. Daha sonra hasta komaya girer ve ölüm meydana gelir. Ülkemizde kurt, tilki, çakal, yaban kedisi, kokarca ve gelincik gibi vahşi hayvanlarla, köpek, kedi, sığır, koyun, keçi ve at gibi evcil hayvanlar kuduz hastalığına yakalanabilmektedir” diye konuştu.

    “Ülkemizde kuduzu insanlara en çok bulaştıran başıboş köpeklerdir”

    Türkiye’de kuduzu insanlara en çok başıboş gezen köpeklerin bulaştırdığının altını çizen Kemik, “Kuduza yakalanmış evcil bir hayvanda bazı huy değişiklikleri görülür. Daha önceleri normal davranış gösteren hayvanlar sinirli ve saldırgan olurlar. Dikkatlerini çeken her şeye karşı ısırma ve saldırma isteği gösterirler. Yutak felcine bağlı olarak yutkunma reflekslerini yitirdiklerinden, sudan korkarlar ve ağızlarından aşırı miktarda salya aktığı görülür. Vahşi hayvanlar insanlara olan korkusunu yitirir ve evcil hayvan gibi insanlara yaklaşabilirler. Genelde gece ortaya çıkan vahşi hayvanlar, gündüz de ortalıkta görülebilirler ve dikkatini çeken her cisme saldırırlar. Hastalığın ileri safhalarında felç gelişir ve hayvanlar komaya girerek ölürler” ifadelerini kullandı.

    Kuduz nasıl bulaşır, nasıl korunulabilir?

    Kuduzun nasıl bulaşacağı ve korunma yöntemleri konusunda da bilgi veren Kemik, “Kuduza yakalanmış bir hayvanın ısırmasıyla, kuduz hayvanın salyasının açık yaraya, kesik, sıyrık veya çatlak deriye, göz, ağız veya buruna temas etmesiyle, kuduz hayvanın tırmalaması sonucu meydana gelen yaralanmalarla kuduz hayvanın salyasıyla bulaşık malzemenin bütünlüğü bozulmuş deriye temasıyla, kuduz hayvanın etinin veya sütünün çiğ olarak tüketilmesiyle bulaşabilir. Kuduzdan korunmak için sahipli veya sahipsiz tüm kedi ve köpekler kuduza karşı mutlaka aşılattırılmalıdır. Böylece kuduza yakalanmış yabani hayvanların evcil hayvanlarımıza kuduz bulaştırmasını önlemiş oluruz. Evcil hayvanların, başıboş veya vahşi hayvanlarla temas etmesine engel olunmalıdır. Tüm tilki, kurt ve çakal gibi yabani memeliler ile köpek, kedi, inek, koyun, keçi ve eşek gibi evcil memeli hayvanlar tarafından ısırılma, tırmalanma, salyaları ile temas ve inek, koyun, keçi gibi çiftlik hayvanlarının çiğ sütlerini içme kuduz açısından riskli temas olarak değerlendirilir” şeklinde konuştu.

    “Kuduz şüpheli belirtileri ortaya çıktıktan sonra tedavisi imkansızdır, hastalık ölümle sonuçlanır”

    Kuduz şüphesi olduğunda vaki kaybetmeden sağlık kuruluşuna müracaat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Kemik, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Yara veya ısırık bölgesi hiç vakit kaybedilmeden bol su ve sabunla iyice en az 15 dakika süre ile yıkandıktan sonra en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Göz, ağız veya burun şüpheli temasa maruz kalmışsa, bu bölgeler birkaç dakika içinde bol suyla yıkanmalıdır. Kuduz şüpheli temasa maruz kalan kişi yukarıda belirtilen uygulamaları yaptıktan sonra derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmeli ve hekimin düzenleyeceği kuduz aşılama programını aksatmadan uygulamalıdır. Kuduz hastalığının belirtileri ortaya çıktıktan sonra tedavisi imkansızdır, hastalık ölümle sonuçlanır. Bu sebeple, burada belirtilen korunma önlemlerine uyulmalıdır. Özellikle yara bakımı ve tedavisi ile kuduz aşısı ve kuduz serumu uygulamasının hastalığa yakalanmama hususunda hayati öneme sahip olduğu kesinlikle unutulmamalıdır. 2015 yılı Ocak ayından 2016 yılı Ağustos ayı sonuna kadar kuduz şüpheli temasla 7 bin 76 kişi Mersin ilimizde sağlık kuruluşlarına başvurmuş ve gerekli tedavileri yapılmıştır.”

  • Bu köy dünyada tek

    Samsun’un Ladik ilçesinde vatandaşların hibe ettiği ambarlarla kurulan ve dünyada tek olduğu bildirilen “Ambarköy Açık Hava Müzesi” turizme kazandırılacak.

    Kahvehanesinden camisine, hanından müzesine kadar her şeye sahip olan köy, geçmişle gelecek arasında köprü vazifesi görüyor. Turizm yatırımları kapsamında Ambarköy’e büyük önem veren Samsun Büyükşehir Belediyesi, çalışmaların tamamlanmasıyla buram buram tarih kokan bu açık hava müzesini turizme kazandıracak.

    Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürdüğü yatırımlar ve hayata geçirdiği projeler ile ilçelerdeki değişim ve gelişim baş döndürücü hızla sürüyor. Alt yapı sorunları süratle çözüme kavuşurken, üst yapı yatırımları ile de ilçeler adeta çağ atlıyor. İlçe ekonomilerini geliştirmek amacıyla kırsal desteklerin yanı sıra tarihi, doğal ve kültürel potansiyellerini turizme kazandırmaya çalışan Samsun Büyükşehir Belediyesi, 5000 yıllık köklü bir tarihe sahip Ladik’in yerleşik hayat kültürünü ambarlardan kurulan köyde yaşatıyor.

    Köylülerden hibe alan Ladik Kaymakamlığı’nın 2 km uzaklıktaki 14 bin metrekarelik alanda kurduğu Ambarköy, ahşap mimarisi açısından Osmanlı dönemi özelliklerini yansıtıyor. 22 buğday saklama ambarı, 4 ahşap ev, 2 sergen, 2 mısır serendisi ve 4 su kuyusuna sahip köyde, 300 yıllık Şeyhülislam Mehmet Efendi Ahşap Camisi göz kamaştırıyor. Hali hazırdaki 3 adet köy fırını ekmek pişirecek ustalarını, değirmeni un yapacak değirmencisini, dokuma tezgahları ile zanaatkar kadınlarını, kuyu ve tulumbaları su çekecek gençlerini, bahçeleri ve oyun parkı çocuklarını, köy kahvesi ise yaşlılarını bekliyor.

    Dünyada örneği yok

    Dünyada örneği bulunmayan yaşayan Açık Hava Müzesi konseptli Ambarköy, içinden akan deresi, gölü, su değirmeni, seyir kulesi, ahşap çocuk oyun parkı, ahşap ve zincirli köprüleri ve külliyesi ile doğal yaşamı olduğu gibi yansıtıyor. Köyde ayrıca geçmişte insanların günlük hayatlarında kullandıkları ancak bugün sadece hatıralarında kaldığı tarihi eser, alet ve eşyalar, gelecek nesillere ulaştırılmak için müzeye dönüştürülen samanlıkta sergileniyor.

    Restoran olarak planlanan Ambar Han’ın inşaatı ise sürüyor. Eski külliyeleri andıran mimarisi ise şimdiden görenleri büyüleyen hanın inşaatının en kısa zamanda bitirilmesi için büyük çaba harcanıyor. Köyde küçük bir hayvanat bahçesi ve eski köy okulu kurulması da düşünülüyor.

    Kabaktan yapılan dünya haritası

    Eskiden kullanılan alet ve eşyaların yer aldığı Ambar Müze’de tozlanmış etnografik 427 eser sergileniyor. Elektriğin olmadığı dönemlerin ışık kaynağı gaz lambalarından, haberlerin dinlendiği eski radyolara, tedavülden kalkan paralardan, kurmalı telefonlara kadar müzede eski adına yok yok. Kağnı arabalarından yayıklara, beşiklerden, çeyiz sandıklarına, tahta asker bavullarından testilere, heybelerden örgü makinelerine kadar müzeye eskiye dair her şeyi bulmak mümkün. Eserlerin 9 kategori altında sergilendiği müzede en büyük ilgiyi ise 2 bin 500 yıllık yılan ve dinozor kafası fosilleri ile kabaktan yapılan dünya haritası çekiyor.

    100 bin lira harcandı

    Ambarköy’ün bu hale gelmesi için 150 kişi ve kamu kuruluşu hibe desteği verirken, alt yapı çalışmalarına ise yaklaşık 100 bin TL harcandı. Hibe verenlerin isimleri ise köydeki ambarlarda ve müzedeki eserlerde yaşatılıyor. Her gün yaklaşık 300 yerli ve yabancı misafir ile sporcuların ağırlandığı Ambar Köy’de, hafta sonları yöresel ve organik ürünlerden oluşan kahvaltı keyfi yaşanıyor.

    Torf madeni ve turna balığıyla ünlü Ladik Gölü, Akdağ Yaz ve Kış Sporları Merkezi ve Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ‘Gençlik Suyu’ diye bahsettiği Hamamayağı Kaplıcaları’nın ardından Ladik, Ambarköy ile de adından çokça söz ettirecek.

    “Ambarköy tüm dünyadan turist çekecek”

    Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Ladik Kaymakamlığı’nın önemli ve özverili çalışmaları ve Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri ile bitme aşamasına gelen Ambarköy Açık Hava Müzesi’ne son şeklini vererek çok güzel bir turizm destinasyonu yaratacaklarını ifade ederek, “Belediyemiz Ambarköy’ü içerisindeki tarihi hanın da düzenlenerek yeme içme ve farklı sosyal faaliyetlerinde yapılacağı bir alan haline getirmek için yakında ihaleye çıkacak. Burası gerçekten geçmişi yaşatan, tarihi, kültürel ve sosyal motiflerin tüm çeşitliliği ile buram buram yaşanacağı bir turizm merkezi haline geliyor. Daha şimdiden buraya olan ilgi gösteriyor ki Ladik İlçesi bizim de en önemli hedeflerimizden olan turizm projeksiyonumuz içinde müthiş bir önceliğe sahip olacak. Eğer burayı iyi tanıtırsak hem ülkemizden hem de dünyanın her yerinden insanlar bu açık hava müzesini görmek ve bu tarihi havayı solumak için Ladik’imize akın edecekler. Ambarköy’ü Türkiye turizminin adı bilinen ve insanların Karadeniz’e geldiklerinde ziyaret etmeden geçmeyecekleri bir turizm kuponu haline getirip, bu anlayışla işletmeyi ve yönetmeyi düşünüyoruz” dedi.

  • Hayvancılıkta ’çip’ dünyada ilk kez Türkiye’de

    Aşılama ve tüp bebek tedavisinde dünyada yeni bir çığır açan mikroçip yöntemi, insanlardan sonra hayvanlarda da kullanılmaya başlandı. Harvard Üniversitesi’nde görev yaptığı dönemde Türk bilim adamı Prof. Dr. Utkan Demirci tarafından geliştirilen ve dünyada ilk kez İzmir’de hayata geçirilen ’çiple suni tohumlama’ yöntemi, büyükbaş hayvancılıkta üreme oranında başarıyı ikiye katlayarak verimin artmasına katkı sağlıyor.

    İzmir’in Kemalpaşa ilçesindeki Türkiye’nin ilk özel boğa sperm üretim tesis olan Egevet Sperm Üretim Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyen Koek Biyoteknoloji, hayvanlarda kullanılan çip teknolojisi ’Fertile Bovine’ isimli ürünü tanıttı. Hayvancılık tesislerinde ve çiftliklerde büyükbaş hayvanlara suni tohumlama için kullanılan dondurulmuş boğa sperminin, normal teknolojiden üretimde kullanılandan farklı olarak, çip yöntemiyle üretilen dondurulmuş sperm ile yapılan suni tohumlamada başarı oranını ikiye katladığı belirtildi.

    Biyoteknoloji alanında ’Dünyayı değiştirecek 35 bilim insanı’ arasında gösterilen Türk bilim insanı Prof. Dr. Utkan Demirci tarafından Harvard Üniversitesi’nde geliştirilen mikroçipler, İzmir’deki Depark Laboratuvar’larında üretiliyor. Çalışmalarına 40 kişilik ekibiyle Stanford Üniversitesi’nde devam eden Prof. Dr. Demirci’nin geliştirdiği çipler sayesinde, spermler arasında en kaliteli ve en sağlıklı olanı tespit ediliyor.

    “Verim artacak”

    Geliştirdiği mikroçipi tanıtmak için Türkiye’ye gelen Prof. Dr. Utkan Demirci, mikroçiplerin spermlerin doğal ortamda döllenmeyi gerçekleştirirken izlediği yol ve davranışlar taklit edilerek geliştirdiğini belirterek, “Doğal ortamda spermler anne adayına geçtikten sonra nasıl ki mikro kanallarda yol alıyor, zayıf olan spermler elenip yumurtaya değebilen en iyi sperm döllenmeyi sağlıyorsa, mikroçiplerde de bu düzenek yer alıyor. Yöntemde baba adayından alınan sperm örneklerinin görevi döllenmeyi sağlayacak en iyi spermi seçmek olan mikroçipteki kanallara konulup doğal ortamındaki gibi yarışmaları sağlanıyor. Böylece gebelik şansı yükseliyor, düşük yapma riski de azalıyor” dedi.

    İnsanlarda uyguladıkları mikroçip yönteminin bir benzerini de hayvanlarda suni tohumlama için uygulamaya başladıklarını anlatan Prof. Dr. Demirci, “Çiple elde edilen sperm ile hem yapılan suni tohumlama hem gebelik oranını artırıyor, hem de sağlıklı gebeliklerle hayvanlarda hastalık, düşük, ölüm gibi olaylara daha az rastlanıyor. Bu teknolojiyle hayvancılıkta uzun dönemde verimin büyük oranda artacağını tahmin ediyorum” diye konuştu.

    “Gebelik oranı yüzde 60’tan yüzde 90’a çıktı”

    Teknolojiyi dünyada ilk kez tesislerinde uygulayan Egevet’in kurucu ortağı Ahmet Gedik ise mikroçip yöntemini bir süredir uyguladıklarını ve sonuçların oldukça başarılı olduğunu söyledi. Tesislerde yılda 1 milyon doz sperm üreterek piyasaya sürdüklerini kaydeden Gedik, “Her ne kadar en iyi ırkta boğalar çiftliğimizde en iyi şartlarda bakılıyorsa da, hava şartlarının değiştiği dönemlerde hayvanlar ısı stresine girdiği için aldığımız sperm örneklerini mikroskopta incelediğimizde hareketli sperm bulamadığımız için atıyorduk. Şimdi ise bu çipler sayesinde çöpe atılacak spermlerde bile en iyi spermleri bulup, yüzde 80-90 oranında başarı elde ediyoruz” dedi.

    Suni tohumlamayla gebe kalma oranının daha önceleri yüzde 60’larda olduğunu anlatan Ahmet Gedik, “Çip yöntemiyle yapılan suni tohumlamayla gebelik şansı yüzde 90’a yakın bir orana çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    Mikroçiplerin faydaları

    Mikroçiplerin, DNA kalitesi ve fizyolojik olarak en iyi durumdaki spermlerin seçilmesini sağladığı ve suni tohumlama yapılan hayvanın gebelik şansının daha çok arttığı belirtilfi. Laboratuvarlarda uzun işlemlerin ortadan kalkması ile sadece 30 dakika gibi kısa bir sürede en verimli sonucun elde edilmesi sağlandığı bildirildi. Günümüzde kullanılan yöntemlerin aksine santrifüjleme, karıştırma gibi fiziksel olarak canlı hücreye zarar verebilecek olan işlemlerin kullanılmadığı çip yönteminde malzeme ve solüsyon gibi değişkenlerden kaynaklanan hata ve işlem farklılıklarının da ortadan kalktığı kaydedildi.