Etiket: Dünyada

  • Başkan Büyüksimitçi: “Ülke olarak kısa süre içerisinde dünyada tarih yazdık”

    Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Eylül Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitçi; “Biz ülke olarak dünyada bir tarih yazdık. Bu tek başına hükümetin başarısı değil zaten. Bu burada olan ticaret erbabının, sanayicinin, tüketicinin başarısıdır” dedi.

    Toplantının açılışında konuşan Meclis Başkanı Abidin Özkaya, “İçinden geçtiğimiz durumu anlatmaya gerek yok. Özellikle son dönemde 32 sayılı yasa ile çıkan Türk Parasını Koruma Kanunu çerçevesinde ihracatçılarımızın çok büyük mağduriyetleri var. Şuanda ihracat bedellerinin hesaplara aktarılmasıyla en masumu gelen paraların en düşük efektif kurlardan alınıp ertesi gün aynı ihracatçımıza döviz lazımsa en yüksek kurdan tekrar dönmesi ciddi manada zararlar vermektedir. Zaten imalatçının, ihracatçının üzerinde çok fazla yük vardır. 2019 yılının büyüme rakamlarında bile ihracatçıya çok büyük bir yük yüklenmiştir. Durum böyle olunca ihracatçı parayı nasıl kolay getirir; bunun yolu araştırılmamış sanki. Sanki işin içinde olan insanlarla, meslek örgütleriyle konuşulmadan, danışılmadan acelece alınmış bir kararmış gibi geliyor. Başkanlarımıza çok büyük görevler düşüyor, bu konunun biran önce düzelmesi elzem bir konudur. Çünkü tabi pazarlarımız olan Ortadoğu pazarlarında gelen para ile faturaların birbiriyle eşleşmesi mümkün değil” diye konuştu” ifadelerini kullandı.

    Meclis toplantısında konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitçi, geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan yeni ekonomi paketini değerlendirdi. Büyüksimitçi; “Kayseri Sanayi Odası, Kayseri ticaret Odası, Kayseri Ticaret Borsası biliyorsunuz ki meslek örgütüyüz. Herhangi bir dernekle ciddi bir farklılığımız var. Sanayisi olmayan, ticareti zayıf olan ülkelerin haline bir bakın. Sanayici, ticaret erbabı, girişimci bu ülke için bir nimet. Bu nimetin olduğunu anladığımız gün bugünkü durumlara düşmeyeceğiz. Sanayici gece gündüz çalışır, borçlanır, cebine koyacak nakit parası olmaz ama yine de üretim yapmak, istihdam sağlamak için çalışır. 2002 – 2013 yılları arasındaki rakamlara yanlış diyemeyiz. Biz ülke olarak dünyada bir tarih yazdık. Bu tek başına hükümetin başarısı değil zaten. Bu burada olan ticaret erbabının, sanayicinin, tüketicinin başarısıdır. Tutun ki 2002’de gayrisafi milli hasıla 3 bin 600 dolardan 12 bin 500 dolara getireceksiniz. Böyle başarı hikayesi bu kadar kısa süre içerisinde başka bir ülkede yok. Enflasyonunuzu yüzde 29,7’den 7,4’e düşüreceksiniz. İstihdamı 12 milyondan 19 milyona çıkaracaksınız. İhracatınızı 36,1 milyar dolardan 151,8 milyar dolara çıkaracaksınız. Dolayısıyla iyiyi yapan insanları mutlaka takdir etmeliyiz. Bu ülkede bu alışkanlığı mutlaka sağlamalıyız. Yanlış yapıldığı zaman tabi ki eleştiri hakkını kullanacağız. Bugün de onu yapıyoruz zaten” dedi.

    Ülke olarak kısa sürede dünyada başarı hikayesi yazdıklarının altını çizen Büyüksimitçi, işadamları ve sanayiciler olarak kimseye yalakalık yapacak durumda yada siyasi kariyer peşinde olmadıklarını söyledi. Tek amaçlarının üretime ve istihdama katkı sağlamak, ülkenin daha fazla gelişip kalınmasına yardımcı olmak olduğunu belirten Büyüksimitçi konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Katma Değere Odaklı Değişim, bu kısım bizleri çok ilgilendiriyor. Bizim odaklanmamız gereken noktaları bizlere aslında işaret ediyor. 2018-2020 ile ilgili daha önce açıklanan orta vadeli program da biz 2018-2019-2020’ de yüzde 5,5 büyüyeceğiz diye hedef koymuşuz. Şuanda durum şudur. Gerçekle olması gerekeni tespit etmişiz. Bizler bunu hesaplamışız. Bu niye önemli? Ekonomi yönetiminin işini ne kadar doğru yapabildiğiyle alakalıdır. Biz 2018’de 3,8 büyüyebiliriz. 2019’da 2,3 büyüyebiliriz. Bu bize burada bulunan sanayiciye ticaret erbabına ne yapacağımızı çünkü hükümet böyle bir programını takip edecek. 2019 2,3’te yüzde 1,5 ihracata katkısı olacak. Yani diyor ki ihracatı arttıracağız. Biz bunun için devlet olarak gayret edeceğiz. Devlet kendi ihracat yapmayacağına göre bizim üzerimizden yapacak. Biz de buna hazırlıklı olmalıyız. Bizler hızlıca çalışmalıyız. Ne yaparsak yapalım ne iş yaparsak yapalım bir ürünü diğer üründen ayırmayalım. ’Mobilya kötüdür, çelik kapı iyidir’ gibi değil. Biz ürüne katma değer koymak zorundayız. Mevcut şartlarda Türkiye ihracatı ortalama 1,5 dolar kilogram ile hedeflere ulaşması zordur. Bugün çektiğimiz sıkıntı aslına bakalım. Biz zengin bir ülke olsaydık gelirimiz giderimizden fazla olsaydı bugün hiçbir Allah’ın kulu bize bu hareketleri yapamazdı. 2018 yılı için kalan 3,5 ayda dolar kuru ortalamasının 5,86 olması gerekiyor. İyi iş yapan insanları takdir etmeliyiz. Üretim ve ihracatta katma değer odaklı değişim yapmalıyız. Bir ürünü mobilya şöyle değerli, çelik şöyle değerli diye ayırmamalıyız. Her ürüne katma değer odaklı yaklaşmalıyız. Üreticinin gerçek maliyetlerini bilerek doğru hareket etmeliyiz. Serbest ekonomiden vazgeçmeden bu işleri tadında kontrol etmeliyiz. Bu dönem omuz omuza verme, sıkıntıları beraber atlatma dönemi. Türkiye’nin kılına zarar gelmesi hepimizin canını yakar.”

    Ekonomide çalkantılı günler yaşanırken Merkez Bankası’nın 625 baz puan faiz artırımına gittiğini açıklayan Başkan Büyüksimitci, bu kararın para politikaları ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı açısından son derece önemli olduğunu belirterek, faiz artırımının hemen arkasından hükümet tarafından ayakları yere basan ve gerçek rakamlara dayanan Yeni Ekonomik Program açıklandığını söyledi. Sunumlar eşliğinde Yeni Ekonomik Program hakkında meclis üyelerine bilgi veren Başkan Büyüksimitci, dengelenme, disiplin ve değişim üzerine kurulmuş yeni programda değinilmesi gereken bütün noktalara değinildiğini, tüm ilgili paydaşların görüş ve önerileri alınarak, doğru tespitler yapıldığını, bununda kendileri açısından bir yol haritası niteliğinde olduğunu belirtti. 2019 yılında harcama tasarrufu ve gelir artışı vasıtası ile 76 milyar TL’lik kamu kaynağı oluşturulacak olmasının son derece önemli ve memnuniyet verici bir durum olduğunu açıklayan Başkan Büyüksimitci, kıdem tazminatı başta olmak üzere, bu dönemde sanayiciye ağır yükler getirecek hiçbir tedbir alınmaması gerektiğinin altını çizdi. Odalar olarak sanayici ve işadamlarının sıkıntılarını çözmek için TOBB Başkanı RifatHisarcıklıoğlu’nun önderliğinde gece gündüz çalıştıklarını açıklayan Başkan Büyüksimitci, Kayseri Sanayi Odası olarak hükümet nezdinde takip ettikleri konular hakkında meclis üyelerine bilgiler verdi.Hammadde fiyatlarındaki artıştan dolayımüteahhitlik sektörünün ciddi bir tehdit altında olduğunu ifade eden Başkan Büyüksimitci, bu konu ile ilgi bakanlıklar nezdinde çalışmalar yapıldığını ve kendilerinin de takipçisi olduklarını, kredi borçlarının yeniden yapılandırılması mekanizmasının olumlu ancak yetersiz olduğunu, KOBİ kredilerine yönelik tedbir alınması gerektiğini ve reel sektörün devlette birikmiş KDV alacaklarıgibi konuları takip ettiklerini söyledi. Başkan Büyüksimitci, bu dönemde işten çıkarılmamanın önüne geçmek için istihdam konusunun işsizlik fonundan desteklenmesi, duran varlıkların yeniden değerlendirilmesi, KOGGEB desteklerine kur ayarlaması yapılması, 2018-32/48 Nolu Tebliğin komple kaldırılması, 85 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen dövizle alım satım ile ilgi konunun yeniden düzenlenmesi, zorunlu istihdam konusunda sanayicinin üzerindeki yüklerin alınmasıve Son Kaynak Tedarik Tarifesindeki elektrik fiyatlarının tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğini açıklayarak, KAYSO olarak tüm bu konuların takipçisi olduklarını söyledi. Kayseri’ye kurulması planlanan Model Fabrika ve KOBİ finansman sorunlarının giderilmesine katkı sağlamak üzere yeniden başlatılan KOBİ Destek Kredisi hakkında da bilgiler veren Başkan Büyüksimitci, ihracat rakamlarını da açıklayarak konuşmasını tamamladı.

    Toplantıya katılan Kayseri Ticaret Odası Başkanı (KTO) Ömer Gülsoy ise birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, ülke menfaatlerinin şahsi menfaatlerin çok üzerinde olduğunu belirterek; “Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Gerçekten çok zor bir süreçten geçiyoruz. Krizle de baş etmeyi öğrendik. Seçim süreci ve seçildiğimiz günden bu yana da hep birliktelikten bahsettik. Eğer bir şeyler yapıyorsanız, istişare edebiliyorsanız, ortak aklı bulabiliyorsanız başaramayacağınız hiçbir şey yok. Bizim birlikteliğimiz sözde değil özde. Bizim birlikteliğimizin ana fikri Kayseri ekonomisi. Kayseri’deki hayat standartlarını nasıl yükseltebiliriz, Türkiye ekonomisine nasıl katkıda bulunabiliriz? Bütün gayemiz Allah rızası için bunları yapabilmek. Ülke menfaatleri, şahsi menfaatlerimizin çok üstündedir, biz öyle görüyoruz. Onun için de bizim birlikte çok çalışmamız lazım. Ortak projelere imza atıyoruz. Şuan yaşadığımız zor süreçte eğer moralimizi bozacaksak, mücadeleden vazgeçeceksek o zaman öldüğümüz gündür. Ama Türk milleti mücadeleci bir millettir. Onun için azimle, sabırla çalışmamız lazım” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan yeni ekonomi modelini de değerlendiren Gülsoy; “Eksikleri yok mu? Olabilir. Ama biz olumlu görüyoruz, iyi niyetle yapılmış, uygulanabilir bir program olarak nitelendiriyoruz. Hedefleri de ulaşılabilir hedef olarak koymuşlar. İnşallah bu hedeflere de hep birlikte el ele vererek üstesinden gelip hedeflere ulaşacağız inşallah. Her yapılan planın, programın ‘yüzde 100 mükemmel’ diyecek bir şeyimiz yok. Ama bizim şuanda devletimize güvenmemiz lazım. Bizim birbirimize güvenmemiz lazım. Güveni kaybetmeden azimle çalışmamız lazım” diye konuştu.

    Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış da yaptığı konuşmada; “Sadece il oda başkanları değil, ilçe başkanlarıyla da birlik ve beraberlik içerisindeyiz. Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. Bizler oda başkanlığının yanı sıra ilimizin bütün sosyal projelerinde de yer almak için elimizden gelen bütün mücadeleyi veriyoruz. Kayseri milletvekillerimize de bizim birlik ve beraberliğimizden hiçbir zaman endişelerinin olmaması gerektiğini söylüyor, bizim birlik ve beraberliğimiz gibi kendilerinin de birlik ve beraberlik içerisinde oda ve borsalarımızı ziyaret ederek gerek şehrimizin gerekse üyelerimizin problemlerini bizden dinleyerek gerekli mercilere taşımalarını ve hızlı bir şekilde çözüme ulaştırılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından gündem maddelerinin okunup oylanmasıyla meclis toplantısı sona erdi.

  • Binali Yıldırım: “Milli gelire göre dünyada en fazla yardım yapan ülkeyiz”

    Bilecik’in Söğüt ilçesinde bu yıl 737’ncisi düzenlenen Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’ne katılan TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Milli gelire göre dünyada en fazla yardım yapan ülkeyiz. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa önce yardıma koşan Türk milletidir” dedi.

    Türk tarihinin en büyük etkinliklerinden biri olan Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri kapsamındaki kutlamalar son gününde de coşku içinde kutlanmaya devam ediyor. Türkiye’nin birçok bölgesinden Söğüt’e akın eden binlerce vatandaş, her yıl olduğu gibi bu yıl da yoğun bir katılım gerçekleştirerek atalarını saygı ile andı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Binali Yıldırım, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Bilecik Valisi Tahir Büyükakın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Jülide Sarıeroğlu, Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’nin katıldığı şenlik, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

    “Söğütte her yıl dünya ölçeğinde bir toy düzenlensin”

    Açılışta konuşan Bilecik Valisi Tahir Büyükakın, destek verildiği takdirde Söğüt’te her yıl dünya ölçeğinde bir toy düzenlenmesini istediğini ifade ederek, “15 Temmuz hain darbe girişimine yiğitçe karşı duran ruh da aynı ruhtur. ‘Oğul, haklı olduğunda mücadeleden korkma. Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler’ öğretisiyle yetişen yiğitler, o gün Cumhurbaşkanımızın ve sizlerin liderliğinde korkusuzca şehadete yürüdüler ve tüm dünyaya bu aziz yurdu asla çiğnetmeyeceklerini bir kez daha gösterdiler. Söğüt ruhu 400 çadırlık obamızı 7 iklime adaletle hükmeden bir cihan devleti yapan; mazlum milletlere ‘Türk hasretle beklenendir’ umudunu aşılayan ruhtur. Kısaca Söğüt ruhu, bizi biz yapan ruhtur. Dünyanın dertlerinin ilacı bu ruhtadır. Bugün burada yad ettiğimiz kuruluştadır, diriliştedir, kurtuluştadır. Bu ruhu yaşatmaz ve gelecek nesillere güçlü bir şekilde devretmeyi başaramazsak, maazallah geçmişimizle birlikte geleceğimizi de kaybederiz. Bu şuurla ve tam bir adanmışlık ve gayretle Söğüt ruhunu yaşatmak ve yüceltmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Söğüt buluşmalarını gönül coğrafyamızı kuşatacak şekilde genişletmek ister, kelimenin tam manasıyla bir toy toplamak dileriz. Münasip görülür ve destek verilirse, Söğüt’te her yıl dünya ölçeğinde bir toy düzenlensin. Devlet liderleri, karar alıcılar, bilim ve sanat insanları burada buluşsunlar, ülkemizin ve gönül coğrafyamızın kaderini ilgilendiren konuları burada görüşsünler, kısa-orta-uzun vadeli politikalar, stratejiler belirlesinler, 7 asır önce Söğüt’te yaktığımız kandil dünyayı yeniden ve daha güçlü bir şekilde aydınlatsın diler, tensip buyurursanız, konuya ilişkin çalışmalarımızı sizlere ayrıca arz etmek isteriz” şeklinde konuştu.

    “Bizler milletimizin sağduyusu ile bu dönemden daha güçlü çıkacağız”

    Bilecik Valisi Büyükakın’ın ardından konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise, yüzyıllık hesapların bugünkü temsilcilerinin bölgeyi ateşe atmaktan çekinmediğini ve bu dönemden millet ile birlikte daha güçlü çıkılacağını söyleyerek, “Cumhurbaşkanımızın Söğüt ve ecdat sevgi ve muhabbeti öylesine güçlü ki tarihimizin daha iyi öğrenilmesi ve değerlerimize sahip çıkılması konusundaki toplumsal hassasiyetlerimizin daha da güçlenmesini sağlıyoruz. Bu hassasiyet tarihin dönüm noktalarına şahitlik eden gönül dünyamızda da yeniden ihya edilmesine vesile oluyor. Söğüt’de bir Yörük çadırında filizlenen ve üç kıtaya kök salan cihan şuur bir imparatorluğun kurulduğu topraklardayız. Bu topraklar yiğitlikleri ile arş-ı alayı titreten yüce alperenlerin ruhudur. Anadolu’yu manevi fetihler ile imar eden nice erenlerin yurdudur. Cesaretleri ve yiğitlikleri ile bir devletin doğuşuna şahitlik eden Hayme Anaların yurdudur. Milletimizin kutlu yürüyüşü Söğüt’te başladı. Sadece şehirleri değil gönülleri de fethetti, kalplere huzur ve selamet getirdik. Adaleti devlet idaresine rehber kılarak kenar Dicle’de kaybolan bir koyunun vebalinden kendimizi sorumlu tuttuk. İlhamını cihangir devletler kuran bir milletin azim, inanç ve kararlılığından alan fütuhat aşkı ile birlikte yürüdük. Kılıcımızı her zaman yaşatmak ve mamur kılmak için kaldırdık. Bizler irfanı ufku ve münevver kişiliği ile bir milletin direnişinin tohumlarını atan Ertuğrul Gazi’nin bu kutlu mirasının varisleriyiz. İlayı kelimetullah uğruna canını feda eden ecdadın kanıyla şereflenen toprakların bugünkü sahipleriyiz. Tarihin önünde sorumluluğumuz ağır. Dün yaşananlar bugün farklı oyuncular ile yine sahnede. Yüzyıllık hesapların bugünkü temsilcileri bölgeyi ateşe atmaktan çekinmezken bizler milletimizin sağduyusu ile veraseti ile birlik, beraberlik ve kardeşlik ile bu dönemden daha da güçlü çıkacağız inşallah. Tıpkı 15 Temmuz hain darbe girişimindeki, milletimizin istikbal ve istiklaline yönelen her tehditte Söğüt ruhunun ne kadar canlı ve diri olduğunu bir kez daha bütün dünyaya gösterdik” dedi.

    “Devlet idaremizin temel felsefesini oluşturan anlayış Söğüt’te hayat bulmuştur”

    Söğüt’ün mekanın ötesinde bir anlama sahip olduğunu da aktaran Bakan Dönmez, “Devlet idaremizin temel felsefesini oluşturan anlayış Söğüt’te hayat bulmuştur. Osmanlı Devlet idaresi kökleri üzerine kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık birikiminin ardından Söğüt’te temelleri atılan bu köklü devlet geleneklerimizin izleri vardır. Çünkü bizim yönetim anlayışımızın kökeninde insan vardır. İnsanların rahatı, huzur ve selameti vardır. Türkiye’nin uzun dönemli hedeflerine ulaşması için en ağır yükün omuzlarınızda olduğu bilinci ile hareket ediyoruz. Bundan sonra da bu anlayış ile hareket etmeye devam edeceğiz. Milletimizin bizlere tevdi ettiği emaneti daha yukarı taşımak için var gücümüz ile gece gündüz gayret içindeyiz. Biz büyük ve güçlü Türkiye inşa etme noktasında ortaya koyduğumuz hedeflere inanıyor ve yolumuza devam ediyoruz. Türkiye’nin son 16 yıllık siyasi ve ekonomik serüveni içeride ve dışarıda bilinçli veya bilinçsiz olumsuz bütün senaryo ve tahminlerini boşa çıkararak ilerledik. İnanıyorum ki önümüzdeki süreç bugün ortaya atılan olumsuz öngörülerin de temelsiz kalacağı ve haksız çıkacağı bir dönem olacaktır. Bu noktada bizlere düşen görev duraklamadan, ara vermeden çalışmaya devam etmektir” açıklamalarında bulundu.

    “Türkiye Cumhuriyeti bu devletlerin en büyüğü Osmanlı’nın varisidir”

    Son olarak konuşan TBMM Başkanı Binali Yıldırım vatandaşlara seslenerek, 737’nci Ertuğrul Gaziyi Anma ve Yörük Şenlikleri’nin bir anma günü olduğu kadar bir vefa günü olduğunu da belirtti. TBMM Başkanı Yıldırım, “Daha önce burada bu meydanda sizlerin coşkusunu heyecanını defalarca paylaşmış, Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını da bu vesileyle bir kez daha iletiyorum. Burası, bu topraklar şanlı tarihimizin en muhteşem devletlerinden biri, Osmanlı’nın en mütevazı yıllarını geçirdiği topraklardır. Burası Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi’nin atası Ertuğrul Gazi’nin yattığı mübarek bir yer. Burada Söğüt’te Osmanlı Devleti’nin manevi kurucusu Şeyh Edebali’de metfun burası hürmet ve muhabbet ile kucaklanması gereken bir belde. Osmanlı’nın doğduğu bu topraklarda düzenlenen toy şölen vesilesi hepimizin sevincidir gururudur. Ertuğrul Gazi bir uç beyi olarak 1281 yılında ahirete göç ettiği günde arkasında 400 çadırlık bir aşiret vardı. O aşiret 1299’da devlet oldu, büyüdü üç kıtada, yedi denizde sınırlarını 22 milyon kilometreye kadar genişletti. 22 milyon kilometre ne demek? Bugünkü Türkiye’nin 28 katı demek. 600 yıllık hükmettiği bu topraklarda Osmanlı’nın bugün 55 tane bağımsız devlet var. Türkiye Cumhuriyeti bu devletlerin en büyüğü Osmanlı’nın varisidir. 737’nci Ertuğrul Gazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri bir anma günü olduğu kadar bir vefa günüdür. Hepimiz Ertuğrul Gazi’ye ve ayak izlerine şükran borçluyuz. Necip milletimizin güzel adetler başlatan ve yaşatan vefalı evlatları var. Vefalı gençleri, insanları var. Milli ve manevi şuurumuzu canlı tutmak inanç ve kültür değerlerimizi paylaşıp yaygınlaştırmak gayesi ile devam edilen bu adetleri başlatanlardan ve bugünlere getirenlerden Allah razı olsun. Huzurlarınızda kendilerini muhabbetle anıyor şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    “Milli gelirimize göre dünyada en fazla yardım yapan ülkeyiz”

    Milli gelire göre göre dünyada en fazla yardım yapan ülkesinin Türkiye olduğunu ifade eden TBMM Başkanı Yıldırım, konuşmasını şu şekilde bitirdi:

    “Millet olarak gök kuşağının renkleri, türkülerin ezgileri gibiyiz. Hepimiz bu büyük Türk ailesinin mensuplarıyız. Farklılığımız gücümüz, güzelliğimizdir. Milletimizin gücü de buradan gelmelidir. Yüzlerce yıl ahlakı adaleti yaymak için huduttan hududa koştuk. Her zaman mazlumun yanında olduk. Sizler tarih yapan, tarih yazan Türk milletinin özetisiniz dağların ovaların gür sesi, devletimizin teminatısınız. Bugün iç huzuru ile yürek ferahlığı ile nefes aldığınız Anadolu bize vatan oldu. Sizlerin varlığı bu dağlara, bu ovalara can verdi. Kökü üç kıtaya uzanan çınarın gövdesinin bulunduğu bu topraklarda düzenlenen bu toy, sizlere duyulan şükranın bir ifadesidir. Milli gelirimize göre dünyada en fazla yardım yapan ülkeyiz. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa önce yardıma koşan Türk milletidir. Nerede ağlayan bir ana varsa, boynu bükük bir çocuk varsa yanında olan yine biziz. Gönül coğrafyamızda, inanç coğrafyamızda mazlum milletler arasında herkese yardım ediyoruz. Suriye’de Irak’ta barışı tesis edip güven içinde yaşayacağı ortam için çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız, meclisimiz, hükümetimiz, güvenlik güçlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız gece gündüz demeden bu istikamette çalışıyor. Sevgili vatandaşlarım yüreklerimizin birlikte atıyor olması bizim en büyük gücümüzdür. Bizi çözmek, birbirimize düşürmek isteyenler aramıza fitne sokmak isteyenler mevcuttur. Ekonomik, sosyal, siyasi nedenleri bahane eden hainler bizi zayıflatmak için ellerinden geleni yapmaktadır. Dış mihrakların güdümündeki bölücü ve FETÖ’cü hainlerin hedefi de aynıdır. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye’yi teslim alamayacaklar. Her saldırı sonrasında daha da güçleneceğiz, daha fazla birbirimize kenetleneceğiz. Fitne odaklarına karşı daha da uyanık olacağız. Yüreklerimiz bir attığında en güçlü top güllerinin bizi yıkamayacaklarını gördüler. Türk milleti tarihin öznesidir. Gövdesi Anadolu’dadır. Bir kolu Balkanlar’da, bir kolu da Kafkaslar’dadır. Bir ayağı Nil Nehri’nde, diğer ayağı da İdil’dedir. Ne diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk; ‘Türklerin vatan sevgisi ile dolu göğüsleri, düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima bir duvar gibi yükselecektir.’ Şunu dost ve düşman herkes bilsin. Paramız üzerinden, ekonomimiz üzerinden yapılan operasyonlar, kurulan oyunlar mutlaka bozulacaktır. Zorluk çekeceğiz ama güçlünün hukukunun yerini, haklının hukuku mutlaka alacaktır. Yakın zamanda yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimi bu konuda gözümüzün açılmasına vesile olmuştur. Yıllarca sinsi bir şekilde içimize yerleşen hainlerin,tanklarla, toplarla yaptıkları saldırıdan yeterince ders aldık. İnşallah böyle hainlikleri yaşamayacağız ve devletimiz ilelebet payidar kalacaktır.”

    Konuşmaların ardından sırasıyla folklor ekibi, Genelkurmay Başkanlığı Mehteran Birliği gösterisi ve tören geçişi sonrası şenlik sona erdi.

  • (Özel Haber) Dünya’da bir ilk! Kasketiyle, tespihiyle ‘O’ artık ‘motosiklet ağası’

    Edirne’de, bu yıl 5’inci kez düzenlenen Uluslararası Edirne Motosiklet Festivali’nde (Edirne Motofest), dünya çapında bir ilk yaşandı. Kırkpınar Yağlı Güreşleri Ağası gibi ‘Motosiklet ağası’ seçildi. Motosiklet ağası, Kırkpınar’da kesilen koçun aksine, testere ile motosiklet kesti.

    5. Uluslararası Edirne Motosiklet Festivali’nde, ‘Motosiklet ağası’ seçilerek, Türkiye ve dünyada bir ilke imza atıldı. 656 yıldır kesintisiz olarak sürdürülen, UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’nde yer alan tarihin en eski güreş organizasyonu Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde, yapılan ağalık koçu ihalesi ve Kırkpınar ağası seçiminin bir benzeri, Edirne Motosiklet Festivali’nde yaşandı.

    İhale geliri Şehit Aileleri Derneği’ne bağışlandı

    Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ağalık ihalesinde uygulanan açık arttırma usulüne benzer bir ihale sistemi de Edirne Motosiklet Festivali Ağalık ihalesinde yaşandı. Motosiklet ağası ihalesine katılan motor tutkunları, Edirne Şehit Aileleri Derneği’ne bağışta bulunmak üzere, ağalık bedeli peylerini sürdü. Motosiklet ağalığını 30 yılı aşkın süredir motosiklet camiasında yer alan ve İstanbul’da yaşayan özel sektörden emekli motosiklet tutkunu Esat Baydar (59) kazandı. Baydar, motosiklet ağalık ihalesini kazanmak için Edirne Şehit Aileleri Derneği’ne yaptığı bağışın bedelini açıklanmamasını istedi.

    Koç yerine motosiklet kesti

    Bu yıl 5’inci kez düzenlenen Uluslararası Edirne Motosiklet Festivali’nde (Edirne Motofest), dünya çapında bir ilk yaşandı. Motosiklet ağalığı ihalesine katılan ve en yüksek rakamı veren 30 yıllık motosikletçi Esat Baydar, Adrianopoli Motosiklet Kulübü Başkanı Mehmet Ramiz Nevrekop tarafından ‘Motosiklet ağası’ ilan edildi. Kırkpınar ağalarının kullandığı gibi kasket ve dev tespih hediye edilen ağa, Kırkpınar ağalarının aksine koç yerine, testere ile hurda bir motosikleti kesti. Ağalık ihalesine yine motosiklet camiasının tanınmış simalarından Kadir Yenipazarlı da katılarak, Edirne Şehit Aileleri Derneği’ne yüklü bir miktarda bağışta bulundu ancak ağalığı kendisinden hem camia anlamında hem de yaşça büyük olan ağabeyi Esat Baydar’a bıraktı.

    “Bu sembolik bir ağalık, ortak paydamız motosiklet”

    5. Uluslararası Edirne Motosiklet Festivali’nde, motosiklet ağası seçilen Esat Baydar, “Bu ağalık sembolik bir ağalık. Yani yanlış anlaşılmasın öyle büyük bir ağalık değil esasında. Bunun amacı bütün motorcuları bir araya getirmek, birleştirmek. Zaten ortak paydamız motosiklet. Motosiklet etrafında birbirimizi kırmadan, kırgınlıkları, dargınlıkları silerek devam etmek” dedi.

    Edirne Şehit Aileleri Derneği Başkanı Faruk Çiftçi de organizasyonda emeği geçen herkese derneği adına çok teşekkür ederek, “Sizleri tebrik ediyoruz. Edirne Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği olarak yolu Mustafa Kemal Atatürk ile kesişen herkesle her yolda yürümeye hazırdır. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

    Davul zurna yerine lastik yaktılar

    Edirne’de, bu yıl 5’inci kez düzenlenen Uluslararası Edirne Motosiklet Festivali (Edirne Motofest), geceye katılan motosikletlilerin, şovları ile son buldu. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde ağalık seçiminin ardından yapılan davul zurna eşliğinde selamla yürüyüşü yerine, motor severler seçilen motosiklet ağasını motorları ile yaptıkları şovlarla lastik yakarak kutladı.

  • Dünyada bir hattat adına kurulan ilk müze Amasya’da açıldı

    Amasya Belediyesinin ‘Hattatların piri’ Şeyh Hamdullah adına kurduğu müzenin resmi açılışı yapıldı. Müze, dünyada bir hattat adına oluşturulan ilk müze olma özelliği taşıyor.

    Tarihi Hatuniye Mahallesi’nde nostaljik Amasya evi görünümündeki 3 katlı ’Şeyh Hamdullah Yazı Tarihi ve Hüsn-i Hat Müzesi’ binasının açılışı dualarla gerçekleşti. Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir, Türk-İslam sanatı içinde yer alıp Osmanlı döneminde hat sanatına yön verip kriterlerini ortaya koyanların başında gelen ve dünya üzerinde hat sanatıyla ilgilenen herkes tarafından çok iyi bilinerek ‘Hattatların piri’ olarak kabul edilen Amasyalı Şeyh Hamdullah’ın adını yaşatmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

    Başkan Özdemir, “Amasya’nın ruhuna uygun, geçmişini bugüne taşıyan ve özellikle nesiller arasında kültürel mirasımızı sürdürme açısından bu tür müzelerin çok daha anlamlı olduğuna inanıyorum” dedi.

    Arap harflerinin sanat haline getirilmesiyle doğan hat sanatına Osmanlılar kadar kimsenin gönül vermediğini belirten Hattat Uğur Derman, Şeyh Hamdullah adına oluşturulan bu müzenin özelliğine değinerek, “Türkiye’de olmadığı gibi dünyada da bir hattat için ilk açılan müze burası oluyor” diye konuştu.

    Türkiye’de 100 yıl aradan sonra ilk defa bu binaya yapılan ebcedli kitabeyi kaleme alan Amasya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinden Öğretim Üyesi Metin Hakverdioğlu, “Bu müze hem yazı sanatını hemde hat sanatını bütün dünyada tekrar hatırlatılması yönünden çok ilginç ve takdirle karşılanması gereken bir mekan oldu” şeklinde konuştu.

    Belediye Başkan Yardımcısı Osman Akbaş ise müzede eserlerinin olması için adeta yarışan 100 hattata ait 169’su hat eseri olmak üzere 182 tablonun sergilendiğini söyledi.

    Çok sayıda davetlinin dolaştığı müzenin açılışına Vali Osman Varol, AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Amasya milletvekilleri Mustafa Levent Karahocahil ile Hasan Çilez, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Nihat Ergün, AK Parti İl Başkanı Mehmet Ünek, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mevlüt Özen ve Amasya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Murat Kırlangıç da katıldı.

    Hattat Mahmut Şahin, günün anısına müzenin kurulmasındaki gayretlerinden dolayı Belediye Başkanı Özdemir ile Başkan Yardımcısı Osman Akbaş’a tablo hediye etti.

    Hat sanatının en güzel örneklerinin sergilendiği müzede Mısır, Sümer, Hitit yazılarından başlayıp yazının insanlık tarihi içinde gelişim sürecinin de aktarılmasının yanı sıra hat ile birlikte gelişen sanatlar olan ciltçilik, ebru, tezhip gibi sanatlar da yapım aşamalarıyla birlikte uygulamalı olarak tanıtılıyor.

  • Dünyada sadece Of’ta üretiliyor

    Dünyada ilk kez Trabzon’un Of ilçesinde üretilen ve çay bahçelerine girilerek tek tek elle toplanan 2,5 yapraklı organik yeşil çayda kapasiteyi arttırmak için harekete geçildi. Fransa’da yılın inovasyon ödülünü alan 2,5 yapraklı organik yeşil çay bu yıl 60 bin adet üretildi.

    Özel sektöre ait bir çay firması tarafından üretilen 2,5 yapraklı organik yeşil çay için gelen yoğun taleplere karşılık verilemiyor. 2016 yılında ilk defa deneme üretimine başlanan ve geçtiğimiz yıl Fransa’ya ihraç edilen 2,5 yapraklı organik yeşil çay yurt dışındaki fuarlarda yoğun ilgi gördü. Fransa’da yılın inovasyon ödülünü alan organik yeşil çay, Trabzon’da Arap turistlerinde ilgi odağı oldu. Geçen yıl 20 bin adet üretilen, bu yıl ise kapasitenin arttırılmasıyla 60 bin adete kadar çıkarılan 2,5 yapraklı organik yeşil çay için 2019 yılındaki hedef 100 bin adet olarak belirlendi. Bahçeden tek tek elle toplanarak belli bir prosedürden sonra paketlenen 2,5 yapraklı organik yeşil çay için ’Dünya İnovasyon Ödülü’ne müracaat yapılacak.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Özçay Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Genel Müdürü ve Of Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdal Saral, Fransa’ya ihraç edilen 20 bin adet 2,5 yapraklı organik yeşil çayın ardından yoğun bir şekilde talep geldiğini belirterek firma olarak dünya inovasyon ödülü için Ağustos ayı içerisinde müracaatımızı yapacaklarını söyledi.

    2,5 yapraklı organik yeşil çayın dünyada ilk kez Trabzon’un Of ilçesinde üretildiğini dile getiren Saral, “Fransa’da bitkisel çay üretimi yaparak satan bir firma var. Onlar bize ilk geldiklerinde organik ürün yaptığımızı bildikleri için organik yeşil çay yapabilme şansımız var mı dediler. Bizde bu konuda kendilerine yardımcı olabileceğimizi söyledik. Onunla ilgili araştırma yaptık. Daha önce kendilerinin yapmış olduğu farklı bitkilerden aldığımız örnekleri yeşil çay üzerinde denemeye karar verdik. Organik çay ürün bahçelerimiz olduğu için bu işin üstesinden rahatlıkla gelebileceğimizi gördük. Ürünleri toplanarak belli bir prosedürden geçirerek 2,5 yaprak organik çay üretmeye başladık. Geçen sene ilk defa Fransa’daki firmaya yaklaşık 20 bin adet 2,5 organik çay ihraç ettik. O kadar çok talep olmaya başladı ki bu sene ihracata fırsat vermeden kendi bünyemizde Türkiye içerisinde ürettiğimiz bütün 2,5 yaprak organik çayı satar pozisyona geldik. Bize göre geleceği çok açık. Çünkü bunun en bariz örneklerinden bir tanesi Fransa’ya gönderdiğimiz organik çay orada yılın inovasyon ödülünü aldı. Biz firma olarak dünya inovasyon ödülü için bu ay içerisinde müracaatımızı yapacağız. Dünyada da bir ödül almak için çaba sarf ediyoruz. Bizim ürettiğimiz 2,5 yapraklı organik yeşil çay dünyada hiçbir yerde üretilmemiş. İlk defa biz ürettik. Tek tek topladığımız organik çayları belli bir prosedürden geçirerek bir araya getiriyoruz” dedi.

    “Turist olarak fabrikamıza gelenlere bile yetiştiremiyoruz”

    2,5 yapraklı organik yeşil çaya özellikle Arap turistlerin talebi olduğunu kaydeden Saral, “Fabrikaya her sene 50 bine yakın Arap turist geliyor. Uzungöl yolu üzerinde olduğumuz için hem fabrikayı ziyaret ediyorlar hemde üretimi görüyorlar. Bu çayın bu sene yurt dışına satılamamasının nedeni üretim çok yüksek miktarlarda olmadığı için. Şuanda yerli ve yabancı turist olarak fabrikamıza gelenlere bile yetiştiremiyoruz. Bu konuda kapasiteyi arttırmayı hedefliyoruz. Ürettiğimiz ilk yıl 20 bin adet civarında bu sene ise 60 bin adete çıkıyoruz. Önümüzdeki sene bunu 100 bine çıkartacağız. Talep oldukça üretimi arttırmak hedef amacımız. Hepsi tek tek elle birlikte 2,5 olarak toplanıyor. Küçük sepetlerle toplanarak hemen imalat aşamasına geçiliyor. İmalat aşamasından sonra bazı işlemlerden geçerek paketleniyor” şeklinde konuştu.

    “Fransa önümüzdeki sene için bağlantı yapmak istiyor”

    Amerika’daki fuarda 2,5 yapraklı organik yeşil çayın ilgi gördüğünü vurgulayan Saral, “Ürünü sattığımız Fransa’daki firma bu ürünü Amerika’da fuara götürdü. Orada çok ilgi gördü. Çünkü dünyada bunun başka bir örneği yok. Bu sene kendisine ürün veremediğimizi söyleyince önümüzdeki seneyle ilgili bir bağlantı yapmayı istediklerini söylediler. Fransa’daki firmaya fuardan çok dönüş olmuş, inşallah bizde kapasitemizi artırarak hem yurtiçine hemde yurtdışı ihracatına ürün yetiştirmeye çalışacağız. Ürünün en önemli birinci özelliği organik olması. İkinci özelliği için yeşil olması. Fermantasyona bu ürünü vermeden bu işi hallettiğiniz işin çayın içinde bütün değerleri alabilme şansına sahip oluyorsunuz. Dolayısıyla insan sağlığı için çok faydalı bir içecek” ifadelerini kullandı.