Etiket: Doymuyor

  • Hani belediyesi yeniliklere doymuyor

    Diyarbakır’ın Hani İlçe Belediye Başkanlığına İçişleri Bakanlığı tarafından Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile atanan Kaymakam Şaban Arda Yazıcı, ilçede yaptığı yeniliklerle halkın gönlüne taht kurdu.

    Hani’de ilk kez sinemaya giden ve sinemada film izleyen minikleri Hani İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkanı Şaban Arda Yazıcı, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Muhammet Kaplan, Hürriyet İlkokulu Müdür Yardımcısı Erkan Tel Çeken, öğretmenler ve öğrenci velileri de yalnız bırakmadı. Bugüne kadar ilk kez sinema ortamını yaşayan çocuklar, bir taraftan mutluluklarını dile getirirlerken diğer taraftan da filmin keyfini çıkardı. Hani İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Şaban Arda Yazıcı, “Necip Fazıl Kısakürek Gençlik Kültür ve Sanat Merkezinin açılışı öncesinde Hani Belediyesi desteğiyle programına başlanılan sinema günleri etkinlikleri çerçevesinde, öğrencilerin bu tür güzel ve faydalı aktivitenin içinde olmasının daha verimli bir eğitim almalarına katkı sağlayacaktır. Farkındalık ve verimlilik oluşturacak olan bu etkinlik yıl boyunca aralıksız devam edecektir” dedi.

    110 öğrenciye vizyondaki Mimar Sinan’ın hayatı ve eserleri ile Fatih Sultan Mehmet’in hayatı ve eserleri filmleri izletildi. Hürriyet İlkokulu Müdür Yardımcısı ve öğretmenleri tarafından, Hani Belediyesi Necip Fazıl Kısakürek Gençlik, Kültür ve Sanat Merkezinde sinemaya getirilen çocuklar, hayatlarında ilk defa sinemaya gittiklerini belirtirken, böyle bir etkinliği düzenleyen Hani Kaymakamı ve Belediye Başkanı Şaban Arda Yazıcı’ya teşekkür etti. Arkadaşları ile birlikte hafta sonu aktivitesi olarak film izlemenin ayrıcalığını yaşayan çocukların mutlulukları ise gözlerinden okundu.

  • (Özel haber) Okul ödevi için çektiği belgesel ödüle doymuyor

    Genç yönetmen Baran Vardar’ın, İzmir Ege Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde okuduğu sırada okul bitirme ödevi için İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı terk edilmiş Lübbey köyünde çektiği “Vefa” adlı belgeseli ödüle doymuyor. Geçen yıl Türkiye’de en çok ödül alan belgesel film, artık yurt dışındaki festivallerden ödül toplayacak.

    Yaklaşık 1 yıl önce İzmir Ege Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünden mezun olan Baran Vardar, mezun olmadan önce okul bitirme projesi için belgesel çekmeye karar verdi. Bir süre İzmir ve çevresinde belgesel konusu araştıran Vardar’ın yolu, bir arkadaşının tavsiyesi üzerine İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Lübbey köyüne düştü. Yaklaşık 30 yıl önce terk edilmeye başlayan; belgeselin çekildiği dönemde 8, şimdilerde ise 5 kişinin yaşadığı Lübbey köyünde belgesel için fotoğraf çekimleri yapan Vardar, köyde kalan son yaşlılar için kahvehanesini açan Mehmet Güler’le tanıştı. Belgeselinde Mehmet Güler’in ve terk edilmiş köyün hikayesini anlatan Vardar, 5 kişilik ekip arkadaşıyla birlikte yaklaşık 1 buçuk aylık süre içerisinde belgeselini tamamladı. Okul bitirme ödevi olarak çıktığı yolda profesyonelce iş çıkaran Vardar’ın “Vefa” adlı belgeseli, Türkiye’de ve yurt dışındaki film festivallerinde de gösterim imkanı buldu. Geçen yıl 11 ödülle en çok ödül alan belgesel olan “Vefa”, 11.’si düzenlenen River Film Festivali’nde “En İyi Belgesel Ödülü”nü alırken, 70. Cannes Film Festivali Türkiye Standı’nda da yer alarak Türkiye’yi temsil etti.

    5 kişi için köy kahvesini açıyor

    Belgeseli hakkında bilgi veren genç yönetmen Baran Vardar, “Belgeselimiz Mehmet Güler hakkında. Mehmet Güler Lübbey köyünün kahvecisi. Her gün Ödemiş’ten buraya yaklaşık 20 kilometre gelip kahvesini açıyor. Kahve, köyü yaşama bağlayan etkenlerden biri. Kahve olmazsa köydeki yaşamın devamı sağlanamayacak. Mehmet Güler bir nevi köydeki hayatın devamını sağlıyor. Köyde şu anda 5 kişi yaşıyor. Birkaç sene öncesine kadar 15 müşterisi bulunan Mehmet Güler’in, 20 yıl önce 60-70 müşterisi varmış. Pek çok kişi göçtüğü ya da zaman içerisinde vefat ettiği için için en sonunda 3-5 müşterisi kalmış. Ben belgeseli çektiğimde 8 kişi vardı. Bir yıl geçmiş aradan ve bir yıl içinde de 3 kişi daha vefat etmiş” dedi.

    11 ödül aldı

    Belgeselin yurt dışı film festivallerinde de gösterildiğini ve Türkiye’yi temsil ettiğini belirten Vardar, “Belgeselin hazırlık aşaması 1 ay kadar sürdü. 1 ay Lübbey köyüne geldik. Fotoğraf çektik, Mehmet Güler’den öneriler aldık. Bir nevi köyü de tanıtmak istiyorduk. Daha çok insan gelsin, buradaki yaşamı görsün, Mehmet ağabeye destek olsun, buradaki insanlara destek olsun istedik. Elimizden belgesel yapmak geldi. Çekim aşaması da 15 gün sürdü. Filmimiz 1 yıldır Türkiye’deki çoğu film festivalinde yarıştı. Finale kaldı, gösterim aldı, bir çok yerden ödül kazandı. Geçen sene Türkiye’de en fazla ödül alan belgesel ’Vefa’ oldu. Amerika’dan, İtalya’dan ödüller aldık. Türkiye’den de çok fazla ödül aldık. Cannes ve Berlin Film Festivallerinde Türkiye’yi temsil eden belgesellerden biriydi ’Vefa’. Bu gurur verici oldu” diye konuştu.

    Sıradaki belgesel bit pazarında

    Belgeseli daha çok Lübbey köyüne ve kahve işletmecisi Mehmet Güler’e destek amacıyla çektiğini sözlerine ekleyen Vardar, şunları söyledi:

    “Ben kendime yararından çok köye yararı olsun diye yapmıştım. Belki Mehmet ağabeye yararı olur diye düşünmüştüm. Geri dönüşü ödüllerle oldu. Çok maddi bir katkısı olmasa da manevi bir katkısı oldu. Yaptığın şeyin ödüllendirilmesi insanların hoşuna gidiyor.”

    İzmir’de yeniden belgesel çekmek istediğini ve destek bulabildiklerinde çekimlere başlayacağını belirten Vardar, “Ben yine İzmir’de bit pazarıyla ilgili belgesel çekmek istiyorum. Oradaki satıcılarla ilgili veya oraya gelip oradan bir şeyler satın alanlarla ilgili bir projemiz var. Destek bulabilirsek onu da çekmek istiyorum” dedi.

    “Belgeselimiz çok büyük ses getirdi”

    Kendisi gibi yönetmenlik hayatına ilk defa atılacak genç yönetmen adaylarına da tavsiyelerde bulunan Vardar, şöyle konuştu:

    “Öncelikle korkmamaları lazım. Çünkü deneye deneye oluyor bu belgesel ve kısa film işleri. Denemekten korkmamaları lazım. Çoğu insan ’ben bunu beceremem’ diye bu yola girmiyor. Başkalarına çektiriyorlar veya sağdan soldan yardım alıyorlar. Kendileri deneye deneye bu doğru yolu bulmaları lazım.”

    Belgeselle birlikte terk edilmiş Lübbey köyünün daha çok tanıtıldığını söyleyen kahveci Mehmet Güler ise “Ben sosyal medyadan da paylaştım. Kendi arkadaşlarıma duyurdum. Belgeselimiz çok büyük ses getirdi. Duyan köye geldi. ’Vefa’nın çok katkısı oldu” ifadelerini kullandı.

  • Yılport yatırıma doymuyor

    Bursa’nın Gemlik ilçesinde Gemport limanında yatırımlar devam ediyor.

    Yurt dışından 4 adet konteyner istif vinci gemi ile limana geldi ve montajları başladı. Gemport liman işletmesinden yapılan açıklamada, “Limana gelen 4 adet konteyner istif vinci 12 milyon dolar değerinde. Çalışmalar kapsamında genişletilen rıhtım inşaatı bitiminde de 3 adet QC konteynır yükleme vinci gelecek. Bu vinçlerin tanesi 30 milyon dolar. Projenin bitiminde Marmara’nın en büyük limanı ile birlikte Bursa’nın dünyaya açılan en önemli limanı Gemport olacak” denildi.

    2 yılda bitirilmesi planlanan proje için toplam 150 milyon dolar yatırım yapılacak.

  • İzmirli genç yönetmen ödüle doymuyor

    Yaşar Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümünden geçen yıl mezun olan genç yönetmen Ece Kınacı, ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Kınacı, bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Rotary Kısa Film Festivali Rofife’nin deneysel kategorisinde, “Seabird” filmi ile birinci oldu. Kınacı, Altay Orhan ile yaptığı önceki filmleriyle de TRT Belgesel Ödüllerinde özel ödül almış, Almanya’nın Ankara Büyükelçiliğinin “Sığınmacı, misafir, komşu” temalı kısa film yarışmasında birinci olmuş, Yeşil Ekran Kısa Film Yarışmasında da mansiyon kazanmıştı.

    Genç yönetmen Ece Kınacı, daha eğitimini sürdürürken kazanmaya başladığı başarılarına yenilerini eklemeye devam ediyor. Yaşar Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümünden mezun olan Ece Kınacı, Seabird isimli son filmini, Mersin’in Anamur ilçesinde, baraj yapılınca su altında kalan terk edilmiş bir köyde çekti. Anlatmak istediklerini bir köylü kadın karakteri ve bir cansız manken ile sembolize ederek deneysel bir yolla izleyiciye sunan Kınacı, kurmaca, deneysel, belgesel ve animasyon olmak üzere dört kategoride 703 filmin yarıştığı 9.’su düzenlenen Rofife’de deneysel kategorisinde birinciliği kazandı.

    “Aynı olduğumuzu anlatmak istedim”

    Filmin temasını anlatan Kınacı, “Bir çatı altında veya hiçbir yerde. Toplumsal gerçekler, acımasız entrikalardan beslenen insani ilişkiler, bir uyum içerisinde anlatılabilir mi sorusundan yola çıktım. Hepimiz birsek, bir taneysek, arada kalmış kimlikler, benlikler, bilinçler nedir sorusunu sormak istedim. En iyisini yapmak ile isteneni yapmak arasında, seçim yapmaya çalışırken hiçbir şey yapmamak ile sonuçlanan duygu durumunu anlatmaya çalıştım. Çokuz, farklıyız, benzersiz ve özensiziz ama varız. Tüm farklılıklarımıza karşın aslında aynı olduğumuzu aktarmak istedim” dedi.

    Daha öğrenciyken Altay Orhan ile birlikte çektikleri ve büyük kente göçle gelen 5 kadının hikayesini anlattıkları “Tepedeki 5 Kadın” filmiyle TRT Belgesel Ödülleri’nde Özel Ödül, Almanya’nın Ankara Büyükelçiliğinin düzenlediği “Sığınmacı, misafir, komşu” temalı kısa film yarışmasında küçük yaşta göçle İzmir’e gelen Diyarbakırlı bir kadın ile Suriyeli sığınmacı komşusunun hikayesini anlatan “Komşu” adlı kısa filmiyle de birinci oldu. “Tuz Gölünden Tuz Çölüne” isimli filmleriyle de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye Çevre Koruma Vakfı ve NTV’nin birlikte düzenledikleri Yeşil Ekran Kısa Film Yarışmasında mansiyon kazanan Kınacı, deneysel ve belgesel film çekmeyi sürdüreceğini anlattı.

  • Tariş zeytinyağı ödüle doymuyor

    Türkiye’de yenilikçilik ve kalite ataklarıyla sektörün öncülerinden biri olan Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, 2016 yılında aldığı tasarım ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Birlik, sektörde fark oluşturanların ödüllendirildiği Green Star Awards-Doğal Yaşam Ödülleri kapsamında, “Yeni Yıldızlar Kategorisi”nde Yenilikçi Doğal Gıda Ürünü Ödülü aldı.

    Temsil ettiği 28 bin üreticisi ile kooperatifçiliğin en başarılı örneklerinden birini hayata geçiren Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği ödüle doymuyor. Geçtiğimiz aylarda Ambalaj Sanayicileri Derneği’nin düzenlediği yarışmada Ege Koleksiyonu ile Altın Ödül, Asırlık ile de Gümüş Ödül kazanan birlik, gurur koleksiyonuna bir yenisini daha ekledi. Tariş Zeytinyağı, kasım ayı başında İstanbul’da düzenlenen Doğal, Organik ve Sağlıklı Ürünler Fuarı Exponatura 2016 kapsamında sektörde fark oluşturanların katıldığı Green Star Awards – Doğal Yaşam Ödülleri’nde başarısını taçlandıran şirketlerden oldu.

    ’Asırlık’ yine göğüs kabarttı

    Şişe tasarımı 350 yıllık zeytin ağaçlarından ilham alınarak hazırlanan Tariş Zeytin Asırlık Natürel Sızma, Yeni Yıldızlar Kategorisi’nde, ’Yenilikçi Doğal Gıda Ürünü’ Ödülü aldı.

    İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen törende ödüller, 4 ana başlıkta ve 16 dalda verildi. Yarışmanın kazananları; ilgili dernek yöneticileri, sektör liderleri, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, kamu ve özel kuruluşların temsilcilerinden oluşan jüri tarafından belirlendi. Tariş Zeytinyağı, bitkisel ürünlerden gıda takviyelerine, tekstil ve temizlik ürünlerinden saç bakım ürünlerine kadar birçok ürün, kurum ve kuruluş, il ve ilçenin dahil olduğu kıran kırana bir yarışta ödülü almayı başararak, Egeli zeytin üreticilerini bir kez daha gururlandırdı.