Etiket: Dosyası

  • Ponzi Arzu’nun başka bir dolandırıcılık dosyası olduğu ortaya çıktı

    Bursa’da, “birlikte iş kurma ve yardım bahanesiyle para toplama” yöntemiyle 57 kişiyi dolandırdığı öne sürülen biri tutuklu 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, Ponzi Arzu lakaplı tutuklu sanığın bir başka dolandırıcılık işine daha karıştığı iddia edildi.

    Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın duruşmasına, tutuklu sanık Arzu Mertkil (38), tutuksuz sanıklar G.Ş, S.Ç, S.T. ve R.A. ile tarafların avukatları ve mağdurlar katıldı. Yoklamaların ardından yine Mertkil’in sanık olduğu, aynı mahkemedeki başka bir dolandırıcılık davasının daha olduğu ve bu dosyanın da mevcut davayla birleştirme kararı alındığı bildirildi. Tutuklu sanık Mertkil, birleştirme kararına ilişkin savunmasında, 302 esas sayılı dosyada müşteki sıfatıyla bulunan H.O’yu tanıdığını, ancak görülen davayla bu konunun bir alakası olmadığını söyledi.

    Kendisinin 2009-2011 yılları arasında H.A’ya mali müşavirlik ruhsatını kiraya verdiğini öne süren Mertkil, “Kendisinden bin lira ruhsat kirası alıyordum. Ancak ben büroda durmuyordum. Zaten aramızda da bir gönül ilişkisi vardı. H.A. paralarını almasına rağmen müşterilerin vergi ve SGK borçlarını ödememiş. H.O. ve başkaca mağdur vatandaşlar, öncelikle mali müşavirlik odasına başvurmuş, H.A. da ruhsat sahibi ben olduğum için benim adımı vermiş. Sonrasında da benim hakkımda şikayetçi oldular.” diye konuştu.

    Mağdurların önce H.A. ile görüştüklerini belirten Mertkil, “H.A. borçları ödeyeceğini söylemesine rağmen, paraları ödememiş. Bunun üzerine müşteriler beni aradılar. Ben de H.A. ile görüştüm. Bana ’müşterilerin bana güveni kalmadı, sen kefil olursan, senin ruhsatına da zarar gelmez, ben bu parayı ödeyeceğim’ dedi. Beni bu şekilde şikayet eden kişiler sebebiyle birçok dosyadan beraat aldım. Devam eden dosyalarım da vardır. Çünkü ben ruhsatımın kiraya verildiğini bu dosyalarda ispatlamıştım. H.O’nun vergi ve SGK borçları ödenmeyince ben kendi adıma kredi kullandım 15-20 bin lira civarında. H.O’ya teslim ettim. Bu kredinin borçlarını H.O. ödeyecekti ancak ödemedi, benim bankadaki sicilim bozuldu. Dolayısıyla H.O’nun bu dosyada mağduriyeti yoktur. Aksine ben mağdurum. Bu dosya bakımından beraatımı isterim. Ayrıca birleştirilen dosyadaki müşteki İ.F.Ş’den hiç para almadım. N.F’nin şirketine danışmanlık hizmeti veriyordum, bana bu şahsın bankalara borcu sebebiyle kredi çekemediğini söyledi. Borcu ödenirse çekebilecekti, ben de danışmanlık hizmeti verdim, orada kullanılan kredinin yüzde 10’unu aldım danışma ücreti olarak. Müştekiden para almadım, ücretimi N.F’den aldım. Aleyhte olan hususları kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

    Konuyla ilgili huzurda ifadesi alınan H.O. ise, H.A’nın eski mükellefi olduğunu, 2009 yılı başında H.A’nın sanık Mertkil’i getirip “bundan sonra sizin defterinize Mertkil bakacak” dediğini vurgulayarak, “Ödemelerimi 2011 yılının sonuna kadar Arzu Mertkil’e yaptım. H.A’ya yapmadım, sanık yalan söylüyor. Vergi dairesinden bana yazı gelince borçlarımın ödenmediğini anladım. Sanığı aradım, bana borçların ödenmemesinin mümkün olmadığını söyledi ve telefonlarımı kapattı. Ben Mertkil’in davaya konu sistemine hiç dahil olmadım. Mertkil’in başkalarına borçları yüzünden mağdur olmasından dolayı benden rica ettiğinden bir bankadan 20 bin lira kredi çektim. Yanımızda kimsenin olmadığı bir sırada onun aracında 20 bin lirayı ona ödedim. Hatta kredi çekmeye de birlikte gitmiştik. Arzu Mertkil bana bu 20 bin lira karşılığında öncelikle aynı bedelde çek verdi. Daha sonra çeki çok acil bir yere kullanacağını söyledi, bana 20 bin veya 25 bin liralık bir senet verdi. 2 ay Arzu Mertkil borcunu ödedi. Sonra borçları ödemedi. Tüm borçlar bana kaldı, icralık oldum, mağdur oldum. Sanık az önce H.A’yı suçlamıştır ancak bu doğru değildir. Benden parayı alan, sanık Arzu’dur, şikayetçiyim” dedi.

    Müşteki İ.F.Ş. de N.F’nin kendisini Mertkil’in kurduğu sistemden haberdar ettiğini, sonra da Mertkil’le görüştüğünü kaydetti. Kredi borçlarını Mertkil’den aldığı paralarla ödediğini, ayrı bankalardan çektiği 300 bin lirayı Mertkil’e verdiğini vurgulayan İ.F.Ş, ilk 3 ay toplam 40 bin lira para aldığını ancak sonra para alamadığını sözlerine ekledi.

    Diğer şikayetçi N.T, 260 bin lira para verdiğini, eşi E.T’nin ise sonradan sisteme dahil olarak 350 bin lira para verdiğini anlattı. Mahkeme heyeti diğer müştekileri de dinledikten sonra eksik evrakın giderilmesi için Mertkil’in tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

  • Samsun Adliyesinde 67 bin soruşturma dosyası var

    Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Yavuz, Samsun Adliyesinde 67 bin soruşturma dosyasının bulunduğunu belirtirken, bu soruşturmaları 39 savcı ile yürüttüklerini ve savcı sayılarının yeterli olmadığını söyledi.

    Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Yavuz, basın mensupları ile bir araya gelerek yıllık değerlendirme toplantısı yaptı. Samsun Adliye Sarayı Başsavcılık Toplantı Salonunda düzenlenen basın toplantısına Samsun 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti Onursal Başkanı Necdet Uzun’un yanı sıra adliye muhabirleri katıldı.

    Samsun’un Türkiye’nin diğer illeri gibi adli vakalarda çok sık anıldığını hatırlatan Başsavcı Ahmet Yavuz, “Özellikle suç yoğunluğu itibarıyla Türkiye’nin diğer illerinde soruşturma olayları neyse bir ilerideyiz. Adli anlamda güncelliğimiz, popülerliğimiz var. Asla bu övünülecek bir durum değil. Bence önemli etkenlerden biri de basının burada aktif çalışması ve olaylara duyarlı olması, yakinen her olayı takip edip toplumu bilgilendirme çalışması. Bu takdire şayan” dedi.

    “Samsun’da birinci sırada tehdit suçları var”

    Samsun’un büyükşehir olması ve nüfusunun fazla olması dikkate alındığında Türkiye’deki önemli iş yoğunluğu olan illerden birisi olduğunu hatırlatan Başsavcı Yavuz, “Samsun’da birinci sırada tehdit suçları var. Bunlar silahlı, silahsız basit tehditler. İkinci sırada yaralama suçları var. Bunlar silah kullanılarak basit yaralama nitelikli yaralama ve aile içi şiddet. Bunların hepsi yaralama sonucu içinde değerlendiriliyor. Üçüncüsü de Türkiye’nin bütün adliyelerinde olduğu gibi terör ve başta FETÖ operasyonları. Sayısal olarak bakarsak bu yıl içinde 3 bin 279. Bu az bir rakam değil. Araştırıp soruşturuyoruz ve her iddiayı dava konusu yapmıyoruz. Dördüncü sırada sahtecilik ve dolandırıcılık. Beşinci sırada ise hırsızlık geliyor. Uyuşturucu suçları bu 5 sıralama içinde değil. Samsun’da basında çok uyuşturucu çıkıyor. Emniyet teşkilatı iyi çalışıyor. Hemen hemen tüm operasyonlarda sonuç alıyor. Basında da haklı olarak yer alıyor. Uyuşturucu suçunun çok büyük kısmı kullanmak ve ticaret de var. Bize adliyeye intikal eden ilk 5 suçta uyuşturucu yok” diye konuştu.

    “Adliyemizde 67 bin soruşturma dosyası var”

    2016 yılından soruşturması tamamlanmamış ve bu yılkilerle birlikte Samsun Adliyesinde 67 bin soruşturma dosyasının olduğunu belirten Başsavcı Ahmet Yavuz şöyle devam etti:

    “Bunları şu an itibariyle 39 savcımız ile yürütüyoruz. Savcı sayımız yeterli değil. Yıl sonuna kadar elimizdeki dosyanın yüzde 70’i çıkmış olacak. FETÖ soruşturmaları ülkemizde olduğu gibi birinci önceliğimiz ancak diğer soruşturmalar da devam ediyor. Bizim bu zaman dilimi içerisinde gelen soruşturma evraklarına baktığımızda terör büro olarak söylüyorum 3 bin 279. Bunların şu anda elimizde soruşturması süren 917 dosya. Bunların bin 276’sı dava konusu oldu Ağır Ceza Mahkemesine. Bin 276 dava konusundan 476’sı iddialar yeterli delil bulunmadığından FETÖ’den takipsizlik kararı verildi. 673’ü suç yeri başka diye başka ilin savcısına gönderildi. Elimizde soruşturması devam eden 917 FETÖ dosya sayısı var. Emniyet Genel Müdürlüğünden ByLock içerikleri tüm il başsavcılıklarına gönderildi. Bize gönderilen toplam tutanak sayısı 800 binden fazla tutanak var. Bunlar teker teker Samsun Emniyetinde ekip oluşturulup, incelenip raporlanıyor. ByLock yazışmalarında hiç bilinmeyenler, telefon kaydı kendi adına olmayan kişiler de tespit edilip raporlanıyor. Bunlar tamamlanınca soruşturmaya dahil edenler değişebilir. Teker teker hepsinin ayıklanması ayrı dosya oluşturulması gerekiyor. Emniyette arkadaşlarımız gayretle sürdürmeye çalışıyorlar. FETÖ soruşturmasında bizde yargılanan Samsun dahil 9 il ve ilçelerde görev yapmış Rize’den Sinop’a kadar 308 hakim savcı sayısı. 261’inin davası açıldı. 27 tanesi devam ediyor. 19 tanesi takipsizlikle sonuçlandı. Soruşturma sürerken 27 kişiden 11’i hakkında yakalanamadığı için davaları açılmadı. 1 kişi de görevsizlikten Ankara’ya gönderildi.”

    “FETÖ soruşturmasında 2 bin 159 kamu görevlisi, bin 603 sivil var”

    FETÖ soruşturmasında vali yardımcısı ve kaymakamların da olduğunu ifade eden Başsavcı Ahmet Yavuz, “9 ilde görev yapanlarla ilgili elimizde soruşturması devam eden 14 vali yardımcısı ve 13 kaymakam var. FETÖ soruşturması tamamında kamu görevlisinin sayısı 2 bin 159 dosya. Sivil kişilere ait bin 603. Elimizde 917 soruşturma dosyası var. Ama bunlar artabilir. 919 uyuşturucu dosya sayımız var. 316’sına dava açıldı. 196 takipsizlik. 25 yetkisizlik diğer geri kalanı ile başka yerlerdeki dosya ile birleştirilmiş. Uyuşturucu dosyalarında dağılım uyuşturucu ticareti 111 dosya. Bu sanık sayısı değil, dosya sayısı. Uyuşturucu kullanım dosyası 779. Kenevir ekimi 29 dosya soruşturması yapmışız. Uyuşturucu ticaretinin hepsine hemen memen dava konusu etmişiz. Kullanılma gibi 205’ine dava açmıyoruz. Bunlar için erteleme veya denetimli serbestlik kararı almışız” bilgilerini verdi.

    Pilot Adliye Projesi

    Samsun’da önemsedikleri Pilot Adliye Projesi’nin adli görüşme odaları olduğuna dikkat çeken Başsavcı Yavuz, “Bunlardan biri adli görüşme odası. Türkiye’de 30 adliyede var. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar, özürlü gruplara yönelik işlenen suçlarda bu odaları kullanıyoruz. Duruşmalara çıkmadan, savcı hakim yüzü görmeden psikolog eşliğinde kameralarla kendileri fark etmeden ifadeleri alınıyor. Samsun’da odaları kullanım orana olarak yüzde 80 oranında. Bunları daha da üst seviyeye taşıyacağız” şeklinde konuştu.

    Yeni Samsun Kapalı Cezaevi inşaatı

    Yeni Samsun Kapalı Cezaevi inşaatının devam ettiğini ve hedeflerinin yıl sonu tamamlanması olduğunun altını çizen Başsavcı Ahmet Yavuz şunları söyledi:

    “Cezaevi inşaatını Adalet Bakanlığı değil, TOKİ yürütüyor. Eski cezaevinin bulunduğu alana TOKİ inşaat yapacak. Yeni cezaevi inşaatında da sorunlar oluşmuş ve müteahhit işi yapamayınca inşaatın sıkıntısı bize düştü. Geçen hafta yeniden ihale yapıldı. İnşaatın yüzde 95’i bitmiş durumda. Geri yüzde 5 kaldı. Yeni cezaevi eskisinin üç katı. 3 bin 500 civarın da hükümlü ve tutuklu binden fazla personel yer alacak. Yıl sonu cezaevi inşaatının tamamlanması hedefleniyor. Adliyemizde de güvenlik noktasına gidilecek. Burayı 3 bölgeye ayıracağız. Herkesin girebileceği, belirli kişilerin girebileceği ve hakim ve savcıların girebileceği kartlı geçiş yerleri olacak. Vatandaşın işi hızlı bir şekilde sağlanacak.”

    Uzlaşma büroları

    Adliyedeki uzlaşma bürolarının mahkemelerin yükünü azalttığına dikkat çeken Başsavcı Yavuz, “Birçok suç uzlaştırma kapsamına alındı. Bunlar basit tehditler, basit hırsızlıklar, mala zarar vermeler. Mağdur ile sanık bir araya getirilip uzlaştırma bürosunda zarar telafi ediyor. Uzlaştırma için gelen 2 bin 531 suç dosyadan bin 300 civarında dosyada tarafları uzlaştırdık. Uzlaştırmada yüzde 75 oranında anlaşma sağladık. Mahkemelere giden bu yasa çıkmadan önce dosya sayısı bir yılda 3 bin 178. Bir yılda bunun bin 178 dosyada uzlaştırma sağlamışız. Bu 3 tane Asliye Ceza Mahkemesi demek” açıklamasını yaptı.

    Adli Tıp Kurumu ihtiyaç

    Adli Tıp Kurumunun Samsun’da kağıt üzerinde kurulu olduğuna dikkat çeken Başsavcı Yavuz, “Yılda 400 vaka otopsi için Trabzon Adil kıp Kurumuna gönderiliyor. Samsun Eğitim Araştırma Hastanesinin ilerisinde 5 dönüm alan tahsis edildi. Bakanlık 10 dönüm istiyor. Belediyeye yazdık. Bir hafta içinde tahsis yapıldığında adli tıp binasını 10 dönüm arazi üzerine yapacağız. Proje hazır. Bakanımızın talimatları ile bu yılsonuna kadar kesin kazma vurulacak. Bütün Samsun için, bölge için bir kazanç. Hem istihdam hem de vatandaşın mağduriyetini giderilmesi için. Çok vakamız var. Bu sadece otopsi değil. Fizik, kimya biyoloji dairelerinin değerlendirmesi gereken olaylar Ankara ve İstanbul’a gönderiliyordu” ifadelerini kullandı.

    Yargıda Zaman Yönetimi Projesi

    Yakın zamanda Yargıda Zaman Yönetimi Projesi’nin hayata geçirileceğini açıklayan Başsavcı Ahmet Yavuz konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Yargıda Zaman Yönetimi Projesi var. Bakanlığımız yasal düzenlenmeyi hazırlandı. Yargı makamları önüne gelen işi ilk kapıdan girdiğinde işin taraflarına şikayetçiyi şikayet ettiği sonucu ne zaman sonuçlanacağına dair yazı verecek. Savcılık aşamasında savcılık, mahkeme aşamasında mahkeme. Davan 6 ayda sonuçlanacak gibi. Vatandaşa psikolojik olarak rahatlık sağlayacaktır. Bakanlık buna her davayla ilgili bir süre belirliyor. Vatandaşlarımız başvurusundan emin olarak adliyeden ayrılacak.”

  • Murat Dağı dosyası Bakan Eroğlu’na sunuldu

    Ege Bölgesi ve Uşak’ın yaşam kaynağı Murat Dağı’nda siyanürle altın arama işlemine karşı çıkan Uşaklılar adına hazırlanan bir dosya Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na sunuldu.

    Siyanürle altın arandığı takdirde Murat Dağı’nın yok olacağını, dolaysı ile Ege Bölgesi’nde yaşamın sona ereceğini savunan Uşak Gazeteciler Derneği Başkanı Salih Kılınç bu konuda hazırladığı bir dosyayı Bakan Eroğlu’na sundu.

    Büyük Taarruz’un 95. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Şuhut İlçesi Çakırözü Köyü ile Kocatepe arasında düzenlenen 95. Zafer Yürüyüşü, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ve binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

    Yürüyüşe, üyesi bulunduğu Uşak Rota Dağcılık ve Doğa Sporları kulübü ile katılan Uşak Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Salih Kılınç, Çakırözü’nde düzenlenen törenlere katılan Orman ve Su işleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’na Murat Dağı’nda siyanürle altın aranmasının sakıncalarını belirten ve Uşaklıların niçin karşı çıktığını anlatan bir dosyayı sundu. Bakan Eroğlu, dosyayı alarak gerekli incelemeleri yapacağını ifade etti.

    Kılınç, dosyayı Bakan Eroğlu’na sunduktan sonra şu açıklamalarda bulundu: “Murat Dağı Ege Bölgesi’nin çatısı konumunda başta Uşak olmak üzere Ege Bölgesi’nin bolluk ve bereket kaynağıdır. Bir başka deyişler Ege Bölgesi’nin yaşam kaynağıdır. Murat Dağı’ndan doğan Gediz, Büyük ve Küçük menderes, Susurluk, Porsuk, Sakarya Nehirleri, Ege, Marmara ve Karadeniz olmak üzere üç denize dökülmektedir. Bu nehirlerin geçtiği havzalarda milyonlarca insan tarım ve hayvancılık için sulama yapmakta geçimini bu nehirlerin bereketi ile sağlamaktadır.

    Murat Dağı’nda yapılan her türlü maden aramasında dağın altı üstüne gelecek, su kaynakları kuruyacak ya da zehirlenecektir. Murat Dağı’nda Allah’ın bize lütfettiği milyonlarca ağaç kesilecek., burada bulunan endemik bitki türleri, bin bir çeşit yaban hayvanın yaşam alanı yok olacaktır.

    Bu olumsuzluklardan en çok etkilenecek yerleşim merkezi de köyleri, ilçeleri ve merkezi ile memleketim Uşak olacaktır. Çünkü Uşak’ın tüm yerleşim alanları Murat Dağı eteklerinde konuşlandırılmıştır.

    Orman ve Su İşleri Bakanımız Prof. Dr. Sayın Veysel Eroğlu’na yukarıda belirttiğim sakıncalar nedeniyle, Uşak halkının maden aramasına karşı olduğunu belirten bir dosya arz ettim. Kendilerinin Murat Dağı için birçok yatırımlar yaptığını, talimatı ile dikilen ağaçların ve yapılan tesislerin yo olacağını da ayaküstü konuşmamız sırasında belirttim.

    Sayın Bakanımız, her zamanki nezaketi ile beni ayaküstü de olsa birkaç dakika dinledi. Kendilerine halkın sesine kulak verdiği için çok teşekkür ediyorum. Törene geç kaldığını, vakti olmadığını, arz ettiğim dosyayı mutlaka inceleyeceğini kaydetti. Ümit ediyorum ki, kendisi de bu yörenin çocuğu olan ve Uşak’ın gönlünde ayrı bir yeri olduğunu her fırsatta dile getiren sayın bakanımız, halkın sesine kulak vererek gerekeni yapacaktır. Ben Sayın Bakanımızın göstermiş olduğu teveccühten çok memnun oldum ve umutlandım.”

  • Sahte engelli dosyası vurgunu

    Diyarbakır’da sahte raporlarla düzenledikleri dosyalarda kendilerini engelli gösterip, yıllarca devletten haksız yere maaş aldıkları tespit edilen 86 kişiye yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde 10 şüpheli tutuklandı.

    Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada, Ergani Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı gereğince, “Nitelikli Dolandırıcılık” ve “Resmi Belgede Sahtecilik” suç isnadıyla sahte engelli raporları tanzim etmek suretiyle haksız kazanç sağlayan ve devleti zarara uğratan 86 şüpheli ile soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada, “Soruşturma kapsamında, 74 şüpheli ifadelerinin alınmasını müteakip serbest bırakılmıştır. Anılan soruşturma bağlamında gözaltında bulunan 12 şüpheli 14 Temmuz 2017’de Cumhuriyet Savcılığınca Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmiş. 10 şüpheli 15 Temmuz 2017’de tutuklanmış, 2 şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştır. Halkımızın huzur ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik yürütülen çalışmalara artan bir azim ve kararlılıkla aralıksız olarak devam edilmektedir” denildi.

  • İzmir Ticaret Odası’ndan Başbakan’a liman dosyası

    Kruvaziyer gemilerinin İzmir’e gelmemesi nedeniyle zor günler yaşayan İzmir Alsancak Liman esnafı, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş’ı ziyaret ederek yardım istedi.

    Kruvaziyer şirketlerinin 2016 yılında rotalarından İzmir’i çıkarması sonucunda hiç satış yapamayan ve kiralarını ödeyemeyen esnaf, İzmir TCDD 3. Bölge Müdürlüğü ve Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını ifade etti. Esnafın sorunlarını dinleyen Demirtaş, “Son dönemde yaşanan terör olayları nedeniyle İzmir Limanı’na gelen kruvaziyer şirketleri, seferlerin tamamını iptal etti. Limandaki esnafın işleri tamamen durdu. Bu konuda yaşanan sıkıntıları aktarmak amacıyla bir dosya hazırlayarak, İzmir Limanı Yolcu Salonu esnafı ile birlikte sayın Başbakanımıza sunacağız” diye konuştu.

    Seferler iptal

    Yolcu Salonu esnafı adına konuşan Şenol Süs, yaşanan terör olayları sonucunda turist gemilerinin İzmir limanına seferlerinin iptal edildiğine dikkat çekerek, “Bu nedenle işlerimiz tamamen durdu. Kiralarımızı ödeyemez hale geldik. TCDD 3. Bölge Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmelerde, bir dilekçe yazarak sıkıntılarımızı aktarmamızı istediler. 2016 yılının Ocak ayında, 2016 yılı kiralarının bir kereye mahsus olmak üzere, kruvaziyer gemilerinin seferlerinin tekrar başlayıncaya kadar durdurulmasını belirten dilekçemizi verdik. Ne yazık ki olumlu bir netice alamadık. Ancak aradan altı ay geçtikten sonra olumsuz yanıt aldık. Ödenmeyen kiraların, 2016’nın ilk altı ayı için tamamını faiziyle beraber, ikinci altı ayı içinse yarısı oranında ve faiziyle birlikte 30 gün içinde ödenmesini isteyen bir yazı gönderdiler. Bizler bir aylık kiralarımızı dahi ödeyemeyecek olduğumuz halde faizi ile toplu şekilde ödememizi istiyorlar. Yolcu salonu esnafı olarak, gemi seferlerinin tekrar başlayacağı tarihe kadar kiraların durdurulması, şayet bu yapılamıyor ise sembolik olarak belirlenecek bir rakam tespit edilmesini istiyoruz” dedi.