Etiket: Dördüncü

  • Judoda Dördüncü Madalya

    Samsun’da düzenlenen olimpiyat puan müsabakası Judo Grand Prix’nin ikinci gününde Türkiye, Hasan Vanlıoğlu ile bronz madalya kazandı.

    73 kiloda gelen üçüncülüğün ardından Türkiye’nin madalya sayısı dörde yükseldi. 67 ülkeden 397 sporcunun katılımı ile dün Samsun Yaşar Doğu Spor Salonu’nda başlayan Judo Grand Prix’nin ikinci gününde Türkiye’ye bir bronz madalya geldi. Müsabakaların ilk gününde Türkiye 1 altın, 2 gümüş madalya almıştı.

    Rio 2016 Yaz Olimpiyatı’na katılım yolunda son puan müsabakalarından olan Samsun Grand Prix’de 73 kiloda Hasan Vanlıoğlu üçüncü olmayı başardı. İlk turda maç yapmayan Hasan, ikinci turda Perulu Alonso Wong’u wazari ile, üçüncü turda da Azeri Fagan Guluzada’yı ceza ile yendi. Çeyrek finalde İtalyan Antonio Esposito’yu ippon ile yenen Hasan, yarı finalde Polonyalı Damian Szwarnowiecki’ye ippon ile kaybetti. Bronz madalya maçında Yunan Georgios Azoidis ile karşılaşan Hasan, rakibine wazari ile üstünlük sağladı.

    Samsun Grand Prix’de 2014’te bronz, geçen yıl ise gümüş madalya kazanan Hasan, bu yıl aldığı bronz ile peş peşe üçüncü kez Samsun’da kürsüye çıkmış oldu. Rio 2016’ya vize almak için ter döken Hasan Vanlıoğlu, bu üçüncülük ile 120 puanı hanesine yazdırdı. Samsun Grand Prix’de müsabakalar yarın sona erecek.

  • Milletvekili Tunç: “‘Basın Toplumun Dördüncü Kuvvetidir”

    AK Parti Bartın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Yılmaz Tunç, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ile ilgili kutlama mesajı yayınladı.

    Milletvekili Tunç yayınladığı mesajda; “İnsan, çevresinde ve dünyada olup bitenleri öğrenmek ve öğrendiklerini veya düşündüklerini başkalarına duyurmak ihtiyacındadır. Bu ihtiyaç az veya çok her insanın doğasında vardır. Bu ihtiyacın giderilmesi için girişilen çeşitli teşebbüsler sonunda bugün basın-yayın dediğimiz ve medeni toplumun dördüncü kuvveti saydığımız basın müessesesi doğmuştur” dedi.

    Basın camiasının toplumun aydınlatılmasına önemli görevler üstlendiğini de ifade eden Milletvekili Tunç şöyle devam etti: “Basın, toplumun aydınlatılmasında, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinde çok önemli görevler ifa etmektedir. Basın çalışanları ve gazete emekçileri çok güç şartlarda zaman zaman hayatlarını dahi riske atarak, habere ulaşmak ve topladığı haberleri en doğru, tarafsız ve en hızlı bir şekilde halka ulaştırmak için büyük gayret sarf etmektedirler. Farklı görüş ve düşünceleri objektif bir şekilde ortaya koyan tarafsız bir basının, toplumun bilinçlenmesinde, dolayısıyla da barış, huzur ve güven ortamının güçlenmesinde önemli payı vardır. Toplumun, gözü, kulağı, sesi olma görevini üstlenen, Demokrasi kültürünün yerleşmesi ve demokrasinin sağlıklı işlemesinde büyük rolü bulunan bağımsız ve özgür bir basın, ülkemizin bağımsızlığı ve toplumumuzun özgürleşmesinin de güvencesidir. İlkeli, tarafsız ve sorumlu gazetecilik anlayışı doğrultusunda olaylara farklı bakış açısı getirerek, çok sesliliğe ve düşünce özgürlüğüne de katkıda bulunan basın, şeffaf ve açık bir toplum olma yönündeki çabalara da bu işleviyle destek olmaktadır. Bilgi çağı ile birlikte teknolojinin gelişmesi, beraberinde basının da gelişmesini sağlamış, yazılı ve görsel medya ve internet gazeteciliği sayesinde kamuoyu tüm gelişmeleri daha şeffaf bir şekilde takip etme imkânına kavuşmuştur. Değerli gazete çalışanları da gelişen ve değişen basının tüm gereklerini yerine getirerek, mesleklerini sürdürmektedirler. Doğru ve tarafsız haber verme görevini yerine getiren basın mensuplarımızın özverili çalışmalarını takdirle anıyor, görevlerinde başarılar diliyor, tüm basın mensupları ve gazete çalışanlarının 10 Ocak Dünya Gazeteciler Gününü tebrik ediyor, selam ve saygılarımı sunuyorum.”

  • Tarihçi Kemal Yakut’dan Dördüncü Eskişehir Kitabı

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Yakut Eskişehir tarihine ışık tutacak bir kitap daha yayınladı.

    27 yıldır Anadolu Üniversitesinde görev yapan Doç. Dr. Kemal Yakut ’un daha önce yayınlanan, Prof. İhsan Güneş ile birlikte hazırladıkları ’Eskişehir ve Hakikat Gazetelerine Göre 20’nci Yüzyılın Başındaki Eskişehir’, ’Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eskişehir’ ve ’Eskişehir Sancağı Genel Meclis Kararları’ olmak üzere 3 kitabı bulunmaktadır. ’Modern Eskişehir’in Doğuşu (1923-1938)’ kitabı, yazarın yayımlanan dördüncü kitabı oluyor. Yayımlanan bu eserler, Eskişehir ve Türkiye ’de tarihe meraklı kitapseverler tarafından çok beğenilmiş ve olumlu eleştiriler almıştı.

    Doç. Dr. Kemal Yakut, henüz matbaadan yeni aldığı son kitabını, Eskişehir Eğit-Der’de dostları, gazeteci-yazar İbrahim Bilek, Eğit-Der Başkanı Emin Dağlı, gazeteci-yazar Önder Baloğlu ve Eskişehir’in tüm dünyada efsane olmuş amigoları Orhan Erpek ve Bahar Bilen’e birer tane imzalayarak hediye etti.

    Doç. Dr. Kemal Yakut, ilerleyen günlerde Modern Eskişehir’in Doğuşu (1923-1938) kitabıyla ilgili olarak imza günü düzenleyeceğini belirtti.

  • 2. Abdülhamid’in Dördüncü Kuşak Torunundan Bazı Tarih Dizilerine Tepki

    Sultan 2. Abdülhamid’in dördüncü kuşak torunlarından Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu, televizyon ekranlarından yayınlanan bazı tarih dizilerini eleştirerek, “Malumunuz son zamanlarda yapılan diziler var, işte bunlardan bir tanesi ‘muhteşem’ rezalet maalesef ‘Kösem Sultan’ diye çıkardılar. Bizim dedelerimizi hep yanlış anlatıyorlar” dedi.

    Abdülhamit Kayıhan Osmanoğlu, Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen ‘Dedem Abdülhamid Han’ isimli panele katıldı. Gazeteci-Yazar Faruk Atasoy’un yönettiği, Tarihçi Yazar Şafak Tunç’un da katıldığı panelde konuşmacı olarak salonu dolduran yüzlerce insana seslenen Osmanoğlu, kendisinden bahsederken “Öncelikle bazı yerlerde dedem dediğim zaman bozuk atıyorlar, tabi ilk başta o atmosferi çözmek için o yüzden diyorum ki ‘dedem değil dedemiz.’ Niye? Çünkü bizler kandan sizler ise candan torunusunuz” diye sözlerine başladı. Konuşmasında 1979 İstanbul-Fatih doğumlu olduğunu ve sürgünden sonra ilk doğan şehzade olduğunu hatırlatan Osmanoğlu, bunun ayrı bir güzelliğinin ve gururu olduğunu çünkü kendi ülkesinde doğduğunu kaydetti. Konuşmasında televizyon ekranlarında son yıllarda oynayan ve Osmanlı padişahlarını anlatan dizilere değinerek, bu dizileri eleştiren Osmanoğlu, “Bizim mesleğe gelince şu andan yapmış olduğumuz biz dizi ve sinema projemiz var. Bunun hazırlığı aşamasındayız yüzde 80-90’ı bitmiştir. Şu anda düzeltmeleri yapıyoruz. Malumunuz son zamanlarda yapılan diziler var, işte bunlardan bir tanesi ‘muhteşem’ rezalet maalesef ‘Kösem Sultan’ diye çıkardılar. Bizim dedelerimizi hep yanlış anlatıyorlar, 90 senedir de bunları yanlış anlatmaya devam ediyorlar. Biz de bu hususta dedik ki ‘biz dedelerimizi düzgün bir şekilde anlatalım’ gerek kitap yazarak, gerek sinema yaparak, gerek dizilerimizle, gerekse de konferanslarımızla tarihçilerimiz ve danışmanlarımız olsun bunları bir şekilde anlatmak istiyoruz” diye konuştu.

    “DİRİLİŞ DİZİSİNİ TAKİP EDİYORUM”

    Osmanoğlu, dizileri eleştirdiği konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizler tarihi neden güzel bir şekilde anlatmak, çünkü televizyonlara baktığımız zaman bizim kafamızı karıştırıyorlar bakıyoruz ki ‘ha evet böyle yapmışlar’ halbuki örnek veriyorum Kanuni Dedemiz 6 ay sadece at sırtında geçmiştir. Geri kalanında da kendi yapmış oldukları, kendi siyasi görüşlerinin kararlarını almıştır. Kaldı ki sürekli haremde geçiyor maalesef bu da çok üzücü. Buna benzer sebeplerden dolayı biz de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Tabi bunu Allah için yapmaya çalışıyoruz, elimizden geldiği kadar yanlış anlatılan tarih serisinin önüne geçebilmek adına. Kısmet olursa en yakın zamanda da bunları size anlatacağız kitabımızda 16 Aralık itibari ile her yerde olacaktır.”

    Osmanoğlu ayrıca hangi tarihi dizileri takip ettiği yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi:

    “Benim tabi fırsatım olduğu sürece birkaç bölümünü takip edebildiğim şu anda ‘Diriliş’ dizisi var. Diğer dizilerden daha iyi olduğunu gördüm” dedi.

    Panel daha sonra Osmanoğlu’nun katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.

  • Koah Ölümle Sonuçlanan Hastalıklar Arasında Dördüncü Sırada Yer Alıyor

    Yozgat Halk Sağlığı Müdürü Dr. M. Akif Karaarslan, tüm dünyada Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığının (KOAH) en önemli dördüncü ölüm nedeni olduğunu belirterek, dünyada her yıl 2.74 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. M.Akif Karaarslan, 18 Kasım tarihinin “Dünya KOAH Günü” olduğunu KOAH konusunda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler düzenlendiğini belirtti. Dr. Karaarslan, “Kronik Obstüktif Akciğer Hastalığı(KOAH), ilerleyici ve tam olarak geri dönüşümü olmayan, uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan, buna karşılık önlenebilir ve tedavi edilebilir bir akciğer hastalığıdır. Gerek kamuoyunun gerekse, sağlık personelinin KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmamaları, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini güçleştirmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün katılımıyla oluşturulmuş olan “Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığına karşı Küresel Girişim Grubu “ tarafından her yıl Kasım ayının 3. Çarşamba günü organize edilen “Dünya KOAH Günü “ etkinlikleri 18 Kasım tarihinde gerçekleştirilmektedir.”dedi.

    KOAH’ın daha çok 40 yaş üstü yetişkinlerde görüldüğünü vurgulayan Dr. Karaarslan, “ Dünya Sağlık Örgütüne göre, tüm dünyada KOAH, en önemli dördüncü ölüm nedeni ve her yıl dünyada 2.74 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise 5 milyon civarında KOAH’lı hasta bulunduğu ve her yıl bu hastalıktan 26 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir. KOAH gelişimi için tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır. KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir. Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlayan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir” dedi.

    KOAH’da temel yakınmanın nefes darlığı olduğunu ve buna ek olarak uzun süredir devam eden öksürük, balgam çıkarma ve hışıltılı solunum gibi rahatsızlıklarında yaşandığını vurgulayan Dr. Karaarslan, “ İlerlemiş KOAH’da kilo kaybı, iştahsızlık, anksiyete ve depresyon yakınmaları da sık görülür. KOAH sıklıkla evde ya da hastanede bakım gerektiren alevlenmelerle seyreder. Hastalığın erken dönemlerinde hastaların çoğunda hiçbir yakınma bulunmaz. KOAH’ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltacaktır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir göğüs hastalıkları hekimi tarafından görülüp ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekir.”diye konuştu.