Etiket: Dördüncü

  • Deaflympics 2017’de Türkiye toplam 46 madalya ile dördüncü oldu

    Samsun’da 18-30 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen ve Deaflympics tarihinin en yüksek katılımlı organizasyonu olan “23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları”nda 21 farklı branşta, Rusya 85’i altın toplam 199 madalya ile birinciliği elde ederken, Türkiye 17’si altın ile toplam 46 madalya ile dördüncü oldu.

    Samsun’da 18-30 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen ve 97 ülkeyi, 3 binin üzerinde sporcu ve 5 binin üzerinde katılımcıyı buluşturan, Türk spor tarihinin ve Deaflympics tarihinin en geniş katılımlı spor organizasyonu Deaflympics Samsun 2017, Yaşar Doğu Spor Salonunda düzenlenen görkemli kapanış töreniyle sona erdi.

    Toplam 21 farklı branşta yapılan oyunlarda Rusya 85’i altın 199 madalya ile birinciliği kazandı. Ukrayna 21’i altın 99 madalya ile ikinci, Güney Kore 18’i altın 52 madalya ile üçüncü, Türkiye 17’si altın 46 madalya ile olimpiyat oyunlarını 4’ncü sırada kapattı.

    Türkiye, Deaflympics 2017’yi 46 madalyayla tamamladı

    Türkiye, ev sahibi olduğu bu büyük organizasyonu 46 madalyayla tamamladı. Milliler böylece, 32 madalya kazanılan Sofya 2013’ü geride bıraktı ve kendi Deaflympics rekorunu kırdı.

    Oyunların en başarılı ülkesi, 85’i altın, 53’ü gümüş, 61’i bronz olmak üzere toplam 199 madalya kazanan Rusya oldu. Ukrayna 21 altın, 42 gümüş ve 26 bronzla toplam 99 madalya alırken, Kore 18 altın, 20 gümüş, 14 bronzla toplam 52 madalya kazandı. Türkiye, 17 altın, 7 gümüş ve 22 bronzla toplam 46 madalyaya ulaşıp dördüncülükte yer aldı.

    Türkiye’ye madalya getiren sporcuların isimleri:

    Altın Madalya (17)

    Atletizm (1): Yasin Süzen (Erkekler 400 metre)

    Futbol (1): Türkiye İşitme Engelliler Erkek Futbol Milli Takımı

    Grekoromen Güreş (4): Mehmet Ali Yiğit (Erkekler 59 kg), Muhammet Akdeniz (Erkekler 71 kg), Kadir Kuş (Erkekler 75 kg), İlhan Çıtak (Erkekler 98 kg)

    Hentbol (1): Türkiye İşitme Engelliler Erkek Hentbol Milli Takımı

    Judo (2): Erkan Esenboğa (Erkekler 60 kg), Erkan Esenboğa / Abdullah Sevinç (Karışık takım kata)

    Karate (2): Gamze Keresteci (Kadınlar Kumite + 68 kg), Burak Mert Can / Mehmet Ali Sapmaz /Fatih Çiçek (Erkekler takım kata)

    Serbest Güreş (1): İlhan Çıtak (Erkekler 97 kg)

    Tekvando (4): Ali Rıza Karaca (Erkekler bireysel poomsae), Ayşe Gül Gökkaya / Aslıhan Savan / Elif Yenigün (Kadınlar takım poomsae), Selver Şeker (Kadınlar +67 kg), Merve Yazıcı (Kadınlar 49 kg)

    Voleybol (1): Türkiye İşitme Engelliler Erkek Futbol Milli Takımı

    Gümüş (7)

    Atletizm (1): Muhammet Çakır (Erkekler Çekiç Atma)

    Judo (1): Mehmet Uysal (+100 kg)

    Karate (2): Burak Mert Can (Erkekler Kata), Mehmet Ali Sapmaz (Erkekler Kumite 67 kg)

    Tekvando (3): Ayşe Gül Gökkaya (Kadınlar bireysel poomsae), İbrahim Atamer / Zeki Çalışkan / Ali Karaca (Erkekler takım poomsae), Muhammed Güler (Erkekler 68 kg)

    Bronz (22)

    Atletizm (1): Şükrü Çetinkaya / Hasan Baydaş / Hüseyin Baydaş / Yasin Süzen (Erkekler 4×400 metre bayrak)

    Grekoromen Güreş (2): Celal Koçak (Erkekler 66 kg), Ahmet Talha Kaçur (Erkekler 80 kg)

    Judo (3): Ayşe Kesiktaş (Kadınlar 70 kg), Samet Bulut (Erkekler 100 kg), Dilek Altın / Münife Aydın / İpek Erçin / Didem Erel / Ayşe Kesiktaş / Zehra Özbey / Serpil Yavuz (Kadınlar Takım)

    Karate (8): Rümeysa Akyüzlü (Kadınlar Kumite 61 kg), Melek Dereköy (Kadınlar Kumite 68 kg), Kader Işık (Kadınlar Kumite Açık), Fatih Çiçek (Erkekler Kata), Burak Mert Can (Erkekler Kumite 60 kg), Volkan Kardeşler (Erkekler Kumite 75 kg), Kader Işık / Rezzan Işık / Zeliha Işık (Kadınlar Takım Kata), Rümeysa Akyüzlü / Melek Dereköy / Melek Morgil / Sena Sönmez / İrem Topaloğlu (Kadınlar Takım Kumite)

    Serbest Güreş (4): Mehmet Ali Yiğit (Erkekler 61 kg), Onur Arı (Erkekler 65 kg), Ercan Gör (Erkekler 70 kg), Dursun Gözel (Erkekler 86 kg)

    Tekvando (3): İbrahim Atamer / Aslıhan Savan (Karışık Çiftler Poomsae), Batuhan Şimşek (Erkekler 80 kg), Osman Geçit (Erkekler +80 kg)

    Tenis (1): Tutem Banguoğlu / Asuman Şakı (Çift Kadınlar)

  • (Özel Haber) Türkiye, makarnalık durum buğdayı üretiminde dünyanın dördüncü büyük ülkesi

    Bu yıl toplam buğday üretiminde yüzde 6 artışla yaklaşık 22 milyon ton ürün alınması beklenen Türkiye’de, sanayiciler TMO’nun açıkladığı alım fiyatlarını olumlu karşıladı. Bakanlığın açıkladığı fiyatların dünya buğday piyasalarıyla uyumlu olduğunu belirten Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, “Türkiye, makarnalık durum buğdayı üretiminde dünyanın dördüncü büyük ülkesi. Hem kalite hem miktar açısından dünyada önemli bir oyuncu” dedi.

    Sanayiciler, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı buğday alım fiyatlarından memnun. TMO’nun geçen yıl bin liradan aldığı makarnalık durum buğdayının fiyatında bu yıl bir değişiklik yapılmazken, geçen yıl tonu 910 lira olan Anadolu Kırmızı Sert Buğday’ın tonu bu yıl yüzde 3,2 oranındaki artışla 940 lira olarak açıklandı. Özellikle makarnalık buğdayın tonunun bu yıl da bin liradan alınacak olması, sektör temsilcileri tarafından olumlu karşılandı.

    “Bakanlığımız, dünya piyasalarıyla rekabet edebilir fiyatlar açıklıyor”

    TMO’nun buğday alım fiyatlarını, makarna sektörü açısından değerlendiren Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Külahçıoğlu, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, gerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın gerekse TMO’nun, buğday alım fiyatlarını belirlerken titiz çalışmalar yaptıklarını söyledi. Bakanlığın, bu konuda çiftçiler ve sanayiciler olmak üzere tüm paydaşlarla görüştüğünü ve uluslararası piyasaları takip ettiğini belirten Külahçıoğlu, “Bakanlığımız, hem çiftçileri mağdur etmeyecek hem sanayicinin rekabet gücünü etkilemeyecek şekilde dünya piyasalarıyla rekabet edebilir fiyatlar açıklıyor. Bu yıl da öyle oldu. Makarnalık buğdayda 1 lira fiyat açıklandı. Bu rakam, dünya buğday piyasalarıyla uyumlu bir fiyat” diye konuştu.

    “Havza bazlı desteklerle de çiftçinin mutlaka desteklenmesi lazım”

    Çiftçi açısından her zaman beklentinin daha yüksek olduğunu vurgulayan Külahçıoğlu, sadece taban fiyatla değil, havza bazlı desteklerle de çiftçinin bunun mutlaka desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Külahçıoğlu, “Sadece taban fiyat buna baz teşkil etmiyor. Kaldı ki, taban fiyat adı üzerinde aslında bir müdahale fiyatı. Piyasa fiyatına bir set çekmiş oluyor. Bunu bir koruma fiyatı gibi düşünmek lazım. Piyasa kendi fiyatlarını arz-talebe göre oluşturuyor. Öte yandan, ekim alanlarının ve makarnalık buğday üretimin artırılması lazım. Çünkü halen ülkemizde üretilen makarnalık buğday maalesef tüketimimizi karşılamıyor. Bu nedenle belli bir miktarını ithal etmek durumunda kalıyoruz. Ekim alanlarının arttırılması, kalitenin iyileştirilmesi önemli” şeklinde konuştu.

    “Uluslararası rekabetin dışında kalmamamız lazım”

    Buğday fiyatlarının enflasyonun altında açıklanmasına yönelik eleştirileri de değerlendiren Külahçıoğlu, fiyatlar belirlenirken uluslararası rekabetin mutlaka göz önüne alınması gerektiğini dile getirdi. Özellikle tüm paydaşlara ve dünyaya bakmak gerektiğine işaret eden Külahçıoğlu, “Ülkemizde enflasyon oranına göre veya çiftçinin artan maliyetlerine göre bir artış yaptığın zaman sanayici uluslararası rekabete uyum sağlayamayacak, dolayısıyla ihracatımızda ve ülkemize gelen dövizde düşüş olacak. Bunun dengesini kurmak, hepsinin birlikte gözetilmesi lazım. Aksi takdirde yüksek fiyat verirsiniz ama üretim azalır, ihracat azalır, ülkemizin toplam kazancı azalmış olur. Tüm verileri birlikte değerlendirdiğiniz zaman doğru bir rakam ortaya çıkar. Uluslararası rekabetin dışında kalmamamız lazım” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye, makarnalık durum buğdayı üretiminde dünyanın dördüncü büyük ülkesi”

    Türkiye’deki buğday üretimini dünya piyasaları ile karşılaştıran Külahçıoğlu, Türkiye’nin buğday üretimi açısından iyi bir coğrafyada bulunduğunu kaydetti. “Türkiye, makarnalık durum buğdayı üretiminde dünyanın dördüncü büyük ülkesi. Hem kalite hem miktar açısından dünyada önemli bir oyuncu Türkiye” diyen Külahçıoğlu, Türkiye’de bu yıl yaklaşık 22 milyon ton toplam buğday üretimi beklendiğini bildirdi. Ülkenin makarnalık buğday ihtiyacının 4 milyon ton civarında olduğunu belirten Külahçıoğlu, şöyle devam etti: “Şu anda makarnalık buğday üretimimiz de 3,5 milyon ton civarında. Dolayısıyla artan üretim kapasitesine, ihracat ve iç tüketimin artmasına bağlı olarak yaklaşık 500 bin ton civarında bir açığımız oluşuyor. Son 4 yıllık ortalamaya baktığımızda da yılda yaklaşık 500 bin ton ithalat söz konusu oluyor. Geçen yıl yaklaşık 600 bin ton civarında bir ithalat oldu. Bu yıl biraz daha düşük olur. Çünkü bu yıl makarnalık buğdayda hem verim iyi hem de kalite çok iyi.”

    “Kalite kriterlerinin artırılarak güncellenmesini talep ediyoruz”

    TMO’nun birkaç yıl önce buğdayda kalite bazlı, protein bazlı alıma geçtiğini anımsatan Külahçıoğlu, böylece çiftçilerin daha kaliteli tohumlar kullanarak kaliteli üretim yapmalarının önünün açıldığını söyledi. Taban fiyatın üzerine kaliteli üretim yapan çiftçilerin ürünlerini yüzde 5 daha fazla primle satabildiklerini belirten Külahçıoğlu, “Bu, sanayici açısından da önemli. Biz de artık daha kaliteli, daha yüksek proteinli buğdaylara erişebiliyoruz bu sayede. Bu politikanın devam etmesini, hatta kalite kriterlerinin artırılarak güncellenmesini talep ediyoruz. Şu anda protein bazlı ama bunun dışında sektörün ihtiyacı olan renk ve diğer farklı özelliklerin de alım kriterlerine girmesi kalitenin yükselmesine yol açar. Biz bu konuda Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği olarak elimizi taşın altına koyuyoruz, bir sorumluluk alıyoruz. Eylül ayı içerisinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ve Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile işbirliği içerisinde bir çalıştay düzenlemeyi planlıyoruz. Tohum üreticileri, tohum sertifikasyonu, sektör temsilcileri, üniversite ve kamu kurumlarından temsilcilerle bir araya gelip Türkiye’deki tohum kalitesini, üretimi, verimliliği artırmak, sanayicinin ihtiyacı olan dünya piyasalarıyla rekabet edebilir ürünleri ülkemizde geliştirmek için yapılacakları bu çalıştayda ele alacağız” dedi.

  • 1.5 yaşındaki çocuk dördüncü kattan aşağıya düştü

    Zonguldak’ta 1.5 yaşındaki çocuk, dördüncü kattaki evinin penceresinden aşağıya düştü. Hastaneye kaldırılan çocuk yoğun bakıma alındı.

    Edinilen bilgiye göre olay öğle saatlerinde Bahçelievler Mahallesi Ihlamur Sokak üzerindeki bir apartmanın dördüncü katında meydana geldi. İddialara göre 1.5 yaşındaki M.A.K., dördüncü kattaki evinin penceresinden aşağıya düştü. Önce ağaca takılan küçük çocuk ardından toprak zemine düştü. Ailesinin haber vermesi üzerine olay yerine 112 Sağlık ekipleri geldi. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan küçük çocuk, ambulansla BEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne kaldırıldı.

    Çocuk yoğun bakım servisine alınan küçük çocuğun sağlık durumu hakkında bilgi veren Merkez Müdürü Doç. Dr. Bekir Hakan Bakkal, “1.5 yaşındaki bir çocuğumuz bugün saat 14.30 sıralarında çocuk acil servisimize başvurdu. Dördüncü kattan düşme sebebiyle 112 tarafından tarafımıza intikal ettirildi. Acil servisteki değerlendirmelerden sonra akciğer tomografisinde akciğer zarı ile göğüs duvarı arasında travmaya bağlı hava birikimi bulgu saptandı. Onun dışında şu ana kadar çıkmış olan görüntülemelerinde ve tetkiklerinde başka bir kırık vesaire bir bulgusu bulunmamaktadır. Çocuk yoğun bakım ünitemize hastamızı kaldırdık. Birkaç gün takip edilecek. Çok yakın zamanda inşallah şifaya ulaşacak. Temenni ediyoruz. Ailesine de geçmiş olsun diyoruz. Sadece dördüncü kattan camdan düştüğü ile ilgili bir bilgi var. Camdan düşerken de bir ağaca takılıp ondan sonra düşmesi de belki biraz yavaşlatmış olabilir, düşme hızını. Bizim elimizdeki bulgular bundan ibaret” diye konuştu.

  • Emekli maliyeci dördüncü üniversitesini açıköğretimde okuyor

    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi’nin başarılı öğrencileri, farklı illerde bir araya gelmeye devam ediyor. Bugüne kadar 30’u aşkın ilde gerçekleştirilen törenlerin bu seferki durağı ise Adana oldu.

    Açıköğretim Sistemi’nde dördüncü üniversitesi olarak Adalet Bölümü’nü bitirmeye hazırlanan 49 yaşındaki emekli maliyeci Sabah İtke, hukuksal anlamda kendisini iyi ifade edemeyen vatandaşları temsil etmek için bölümü bitirdikten sonra hukuk fakültesini tamamlayıp avukatlık yapmak istediğini söyledi.

    Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Amfisi’nde Anadolu Üniversitesi Açıköğretim İktisat ve İşletme Fakülteleri’nde bölüm ve program bazında dereceye giren öğrenciler için “Başarı Belgesi Takdim Töreni” düzenlendi. Törende konuşan Anadolu Üniversitesi İktisat ve İşletme Fakülteleri Dekan Vekili Prof. Dr. Hasan Durucasu, öğrencilerin çok yeni eğitim teknolojilerinden yararlanmalarına rağmen eğitimcilerle yüz yüze gelemediklerini hatırlatarak, bu etkinlikler sayesinde öğrencilerle buluştuklarını kaydetti.

    Etkinlikler sayesinde iyi anlamda geri dönüşler aldıklarını belirten Prof. Dr. Durucasu, “Aidiyet duygusu taşıyan tüm öğrencilerimizin kendilerini iyi anlamda yetiştirdiklerini görüyoruz. Bu da bizi önemli anlamda motivasyon sağlıyor. Çalışmalarımızın boşuna olmadığını görüyoruz” dedi.

    Açıköğretim Sistemi’ne girişin kolay olduğunu ancak çıkışın bireysel gelişim ve çabayla mümkün olabildiğini ifade eden Durucasu, “Gönlünüzden geçeni yapma imkanı sunuyoruz. Pek çok yeni açılan üniversiteler bizim ürünlerimizden yararlanıyor ve bununla iftihar ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Başarı belgesi alan evli, 2 çocuklu 49 yaşındaki meslek yüksek okulundan mezun emekli maliyeci Sabah İtke ise dördüncü üniversitesini okuduğunu belirterek, tamamladıktan sonra hukuk eğitimi alıp avukat olmayı hedeflediğini anlattı. Hayatı boyunca eğitime önem verdiğini vurgulayan İtke, şunları söyledi:

    “2000 yılında ’halkla ilişkiler’ bitirdim. Sonrasında 2010 yılında sosyolojiye başladım ve eğitim yaşamımda hiç elde etmediğim başarıyı bu bölümde bitirdim. 8 dönemin 5’ini yüksek onur, 3’ünü onur belgesiyle bitirdim. Ciddi anlamda kendimle verdiğim en güzel mücadeleydi. 1 yıl formasyon eğitimi aldım. Ondan önce de aile danışmanlığı almıştım. 2017-2018 döneminde adalet bölümüne başladım. Onun da birinci döneminden onur belgesiyle mezun oldum. Şu an farkında olarak eğitimime devam ediyorum. Adalet bölümünü bitirip hukuk fakültesine geçmeyi düşünüyorum. Önümüzdeki sene e-KPSS’ye hazırlanıp devlette eğitimci olmaya çalışacağım. Boş kalmamaya çalışıyorum.”

    İtke: “Okumaktan hiç kopmadım”

    Vatandaşların hukuksal anlamda kendisini iyi ifade edemediği için avukat olmayı seçtiğinin altını çizen Sabah İtke, şöyle devam etti:

    “Fırsat buldukça okumaya çalışıyorum. Okumaktan hiç kopmadım. Avukatlığı seviyorum. İyi bir avukat olursam ilk önce milletimin ciddi bağlamda hukuk savunucusu olmaya çalışacağım. İşin ekonomik boyutu ya da sosyal yapısı bir kenara, ciddi anlamda milletimi orada temsil etmeye çalışacağım. Sosyoloji de okudum. Bu, toplumun içinde olmaktır. Yaşamım boyunca toplumun içinde olan bir insanım bu bağlamda bu bölümü bitirdiğim işin çok mutluyum.”

  • DeFacto, Ordu’da dördüncü mağazasını açtı

    DeFacto, yılsonuna kadar toplam 206 milyon lira yatırım ve 400’ün üzerinde mağazaya ulaşma hedefi çerçevesinde Ordu’da 4’üncü mağazasını açtı.

    Türkiye’nin lider hazır giyim ve moda markalarından DeFacto, global moda markası olma vizyonuyla yatırımlarına devam ediyor.Şirketten yapılan açıklamaya göre yurt içinde 307 yurt dışında 69 mağazası bulunan DeFacto, büyüme stratejisi kapsamında Karadeniz Bölgesi’nde mağaza sayısını artırarak daha fazla moda severe ulaşıyor. Ordu’daki en büyük mağazasını açan DeFacto, yılsonuna kadar 400 mağazaya ulaşma hedefi kapsamında bölgede yatırımlarını sürdürecek.

    Açıklamaya göre, Ordu’da açtığı dördüncü mağaza ile birlikte Karadeniz Bölgesi’ndeki toplam mağaza sayısını 29’a çıkaran DeFacto, uygun fiyatlı ve kaliteli ürünleri tüketiciyle buluşturmaya devam ediyor. DeFacto, Şarkiye Mahallesi Cumhuriyet Caddesi’nde açtığı 2 bin 185 metrekarelik mağazasında dünya trendlerine göre hazırlanan koleksiyonlarını müşterilerinin beğenisine sunuyor.