Etiket: Dönüşen

  • OMÜ’de bataklığa dönüşen alan piknik yeri yapılıyor

    OMÜ’de bataklığa dönüşen alan piknik yeri yapılıyor

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Kurupelit Kampüsü’nde toprak kaymalarıyla oluşan göletin boşaltılarak ıslah edilmesi ve çevresinin mesire alanına dönüştürülmesi için çalışmalar başladı.

    OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin arka tarafında Samsun Kredi Yurtlar Kurumuna (KYK) bağlı Münevver Ayaşlı Yurdu’nun ilerisinde bulunan ‘Otlağın Deresi’nde çevre kirliliğinin yanı sıra insan sağlığını tehdit eden gölet alanı ile çevresi Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Devlet Su İşleri (DSİ) ve Orman Genel Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla yeniden düzenlenerek üniversite öğrencilerinin ve Samsun halkının kullanımına açılacak. Rektör Prof. Dr. Yavuz Ünal’ın doğal yaşam alanları, deniz ve doğanın kesişim noktasındaki konumu, zengin florasıyla Türkiye’nin dikkat çeken alanlarından biri olan Kurupelit Kampüsü’nü kent sakinleri için bir cazibe mekânına çevirmek arzusunda olduklarını açıklamasının ardından zaman geçirilmeden çalışmalara başlandı. İlk olarak kamu kurumlarının iş birliğiyle Kampüs içerisinde yer alan ‘Otlağın Deresi’nde toprak kaymalarıyla oluşan göletin suyu önemli oranda boşaltılarak çevresine verebileceği zararların önüne geçildi.

    “Gölet bölgesinin temizlenmesi hem insan sağlığı, görünüş hem de coğrafi olarak önem taşıyor”

    Çevre düzenlemesi hakkında bilgi veren Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yener Aksoy, toprak kaymalarıyla dere yatağının kapanması ve yağışlarla birlikte yüksek yerlerden gelen suların zamanla aynı bölgede birikmesi sonucu oluşan göletin bölgeyi bataklık haline getirdiğini söyledi. Aksoy, gün geçtikçe tehlike arz eden göletin bulunduğu bölgenin temizlenmesinin hem insan sağlığı, hem görünüş hem de coğrafi olarak önem taşıdığını vurguladı.

    Üniversite öğrencileri ve Samsun halkının kullanımına açılacak

    Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Aksoy, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Yakın zamanda DSİ’nin yaptığı çalışmalar doğrultusunda göletten büyük bir miktar su çekilerek toprak doldurma işlemi yapıldı. Göletten 3 4 metre civarında pis su çekildi. Bölgenin tamamen temizlenmesinin ardından mesire alanına dönüştürülecek bölge; bisiklet yolu, yürüyüş parkuru ve piknik alanı gibi ortak kullanım alanlarına açılacak.”

    “Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam sürmeleri sağlanacak”

    Bölgenin aynı zamanda heyelan riski de içerdiğini anlatan Yener Aksoy, “Alanın her şekilde düzenlenmesi çevre yararına olacaktır. Bu yeşil gölet zamanla pis suya dönüştüğünden çevresine koku yaymaya ve sivrisinek oluşumuna neden oldu. Göletteki çalışmalarımız şu an devam ediyor, en kısa zamanda oranın düzenlemelerini yaparak Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam sürmeleri sağlanacak” dedi.

    Göletin kurutulmasının ardından yapılacak çalışmalara da değinen Aksoy, bölgenin düzenlenmesinin ardından Münevver Ayaşlı Yurdu aşağısından başlanarak OMÜ lojmanlarının altında bulunan bölgeye kadar yeşil alan olarak düzenleneceğini söyledi.

  • 1917 öncesi ‘Gül’ iken 1917 sonrası ‘Ateş’e dönüşen Kudüs

    Düzce Kredi Yurtlar Kurumu tarafından 1917 öncesi ‘Gül’ iken 1917 sonrası ‘Ateş’e dönüşen kadim şehir Kudüs konulu konferans düzenlendi.

    Düzce’de gerçekleştirilen Çınaraltı Gençlik Söyleşilerinin konuğu, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci’ydi. Ekinci, “Gül ve Ateş” adlı konferansta Kudüs meselesi üzerine konuştu.

    Düzce Üniversitesi Cumhuriyet Konferans Salonu’nda üniversiteli gençlerin katılımlarıyla asırlardır kapanmayan yara, kadim şehir Kudüs konulu konferans gerçekleşti.

    KYK Düzce İl Müdürlüğünce düzenlenen Gül ve Ateş Konferansı’nda Kudüs konusu ele alındı. Programın açılışı KYK Düzce İl Müdürü Kudret Koz’un konuşmasıyla başladı. Mehmet Akif İnan’ın Mescid-i Aksa şiirinin dizeleriyle söze başlayan Koz, Kudüs’ün Müslümanlar için ve dünya üzerindeki stratejik öneminden bahsetti. Gençlerin, böylesine önemli tarihi hususlarda güvenilir isimlerden bilgi alması gerektiğini ve düzenledikleri programlarla bu konuya dikkat çekmeyi hedeflediklerini vurguladı.

    Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekici, Kudüs’ün üç semavi din için sanıldığından çok daha önemli olduğunu belirtmenin yanı sıra konuşmasına şunları ekledi: “Kudüs, ne Hristiyan ne de Yahudi görüntüsü veriyor; Kudüs daha çok Müslümanların mührünü taşıyan bir şehir. Gül de ateş de kırmızıdır, Kudüs her ikisiyle var ve hala kanayan bir yaradır. ”

    Salonu tıka basa dolduran üniversiteli gençler Prof. Dr. Ekrem Buğra Eekici’yi ilgiyle dinledi ve program sonrası Kudüs’le, dünya üzerindeki önemi, üç semavi dinin mensuplarınca neden bu kadar sahiplenildiği, 1917 öncesi ve sonrasında gerçekleşenler üzerine sorulan soruları yanıtladı.

    Konferans sonrası Düzce Valisi Dr. Zülküf Dağlı tarafından Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekici’ye hediyesi takdim edildi, hatıra fotoğrafı çekildi.

    Konferans sonrasında Seyyah Oyuncular tiyatro ekibi tarafından “Kudüs ve Leyla” oyunu sergilendi. Duygu dolu ve nefes kesen anlara sahne olan oyun, salonu hıncahınç dolduran üniversiteli gençlerden tam not aldı.

  • “Sanata Dönüşen Altın Eller” sergisi

    Unkapanı Kültür Merkezi’nin düzenlediği “Sanata Dönüşen Altın Eller” sergisi, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sergi Salonu’nda açıldı.

    İlkadım Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü-Halk Eğitim Merkezi katkısıyla Unkapanı Kültür Merkezi’nin kültür ve sanat etkinlikleri kapsamında organize ettiği “Sanata Dönüşen Altın Eller” sergisi Samsun Büyükşehir Belediyesi Sergi Salonu’nda sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Dekoratif Ahşap Boyama Öğretmeni Neslihan Kaya, 3 Boyutlu Resim-Hamur Çiçek Öğretmeni Nurten Kaplan ve kursiyer Yeliz Fidan’ın da bireysel çalışmasının olduğu sergide toplam 35 kursiyerin 119 parça çalışması bulunuyor.

    Sergi hakkında bilgi veren Unkapanı Kültür Merkezi Müdürü Ahmet Avcı, “Hocalarımız ve kursiyerlerimizle birlikte devam eden kurslarımızdan sonra sergimizi açtık. Sergimizde; 3 boyutlu resim, çiçek hamur, ahşap boyama, rölyef, filografi, hat sanatı çalışmaları yer alıyor. Ahşap boyamada şu anda hem sergimizde hem de kurslara devam eden çocuk sevgi evlerinden gelen çocuklarımız var. Onlara da bir kurs açtık. Bu noktada çocukların el sanatı kazanmalarını, sosyalleşmelerini ve sergideki eserlerini satarak kendilerine daha fazla güvenmelerini amaçlıyoruz. Bu çocuklarımızda bu durumdan oldukça memnun oldular. Diğer kursiyerlerimizin bazıları eserlerini burada satma imkanı buluyor bazıları da eserlerini burada sergiliyor. Desteklerinden ötürü de İlkadım Belediyesi’ne ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz” dedi.

    Büyükşehir Belediyesi Sergi Salonu’nda açılan sergi, 30 Temmuz’a kadar gezilebilecek.

  • “Resme Dönüşen Melodiler” Sergisi Sanatseverlerle Buluştu

    Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Özen’in, ses ve görüntü unsurlarını bir arada kullanarak oluşturduğu tabloların bulunduğu “Resme Dönüşen Melodiler” sergisi, Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fuayesi’nde sanatseverlerle buluştu.

    Besteci Fazıl Say’ın konseri esnasında üretilmiş 10 metrelik Mezopotamya senfonisi adlı eseri ile Erdal Akkaya’nın Berlin filarmoni orkestrası eşliğinde seslendirdiği “Anadolu Konçertosu”, Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı”, Nazım Hikmetin “Masallar Masalı” şiiri ve Perihan Mağden’in “Babasız Kızlar Korosu” şiirini uyarlayan “BaBaZula” besteleri, “Resme Dönüşen Melodiler” sergisinde resimsel olarak sergilendi.

    “RESSAMIN DA YAŞADIĞI SERÜVENE İZLEYİCİYİ DE DÂHİL EDİYORUM”

    Daha çok müziğe ilişkin resimler yaptığını belirten Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Özen, “Birkaç farklı disiplini yan yana getirerek sergiler oluşturuyorum. Dolayısıyla bestecilerin, şairlerin ve yazarların burada önemli bir payı var. Özellikle günümüzde bu şair ve yazarların eserlerine odaklanmamak mümkün değil. Onlar tükenmedi ve söyledikleri çok şey var. Resimlerimi biraz da bu noktaya odaklanıyorum. Resim, bir ressamın eserini oluşturduktan sonra izleyicinin doğrudan tükettiği bir şey değildir. Ressamın da yaşadığı serüveni anlatmak istiyorum. O serüvene izleyiciyi de dâhil ediyorum” dedi.

    “MEZOPOTAMYA’DA DÖKÜLEN KAN, CANIMI ACITIYOR”

    Mezopotamya eserini Fazıl Say’dan etkilenerek yaptığını söyleyen Akademisyen Ressam Mehmet Özen, “Bu eserin Mezopotamya ve ölüm kültürü üzerine bir derinliği var. Bugün oradaki savaş ve dökülen kan benim çok fazla canımı acıtıyor. Bir eseri de dinlerken o duyarlılıkta dinliyorum. Eseri dinledikten sonra çekip gitmiyorum, oturup düşünüyorum ve ona ilişkin resimler yapıyorum. Sanatçı, eseri üretirken dinleyicileriyle kendi arasında bir savaş yaşıyor. Bir benzerini de izleyicilerim ile benim aramda yaşatmak istedim ve içinde kaybolabildiğim bir resim ürettim. Aynı anda o çalarken ben resmettim ve 10 metrelik devasa bir eser çıktı ortaya. Mezopotamya’da bu kadar geniş ve büyük bir alan, verimli toprakları var ama bugün bakıyorsunuz kan durmak bilmiyor. Olaya sadece Fazıl Say’ın baktığı meseleden değil de kendi meselelerimden de bakıyorum. Asimetrik bir düzen kullandım. Batıya doğudan baktım. Mezopotamya sofranın üzerinde dönüyor. Oluştururken de son derece keyif alıyorum” ifadelerinde bulundu.

    “KLASİK RESME HAREKET VE DİNAMİK KAZANDIRIYORUM”

    Mehmet Özen, sadece bestecilerin değil, şair ve yazarların eserlerini de aynı şekilde resmettiğini belirterek sözlerine şunları ekledi:

    “Mesela Nazım Hikmet’in Masallar Masalı adlı bir şiiri var. Sergide onun için yaptığım bir eser de bulunmakta. Eseri oluştururken Nazım Hikmet’i ve bu şiiri neden yazmış olabileceğini düşünüyorum. Ona odaklanıp, veriler ışığında eserlerimi oluşturuyorum. Klasik resme hareket ve dinamik kazandırıyorum.”

    “SANATI BİR ÜLKEDEN ÇEKTİĞİNİZ ZAMAN O ÜLKEYİ İSTEDİĞİNİZİ GİBİ YÖNETEBİLİRSİNİZ”

    Resmin önemli bir araç olduğunu ve insana yüksek empati kazandırdığını belirten Mehmet Özen, “Sanatı bir ülkeden çektiğiniz zaman o ülkeyi istediğinizi gibi yönetebilirsiniz. İstediğiniz gibi kullanabilirsiniz. Bir ülkede olan kültür sanat, o ülkenin kimlik sahibi olması ve ayakları üzerinde durabilmesi için önemli değerleri taşır. Özellikle gençlerin sanatla ve kültürle bizzat ilgilenmeleri o hassasiyetleri yakalamaları ve bunları bir ifade biçimi gibi kullanmaları gerekiyor. Gençler sanattan uzak kalırlarsa aşktan da uzak kalırlar. Duyarlı olmaları ve o hassasiyetlerini hem karşı cinse hem de kendi cinsine karşı deneyimlemeliler. O deneyim süresini yaşamaları lazım” diye konuştu.

  • Büyükşehir Mahalleye Dönüşen Köylerde Hizmetlerini Sürdüyor

    Aydın Büyükşehir Belediyesi, mahalleye dönüştürülen köylere yönelik hizmetlerini aralıksız olarak sürdürüyor.

    Didim’de mahalleye dönüşen Akköy, Denizköy, Yalıköy, Batmaz ve Balat köyleri ile mahalle statüsüne geçen Akyeniköy ve Akbük beldelerine Büyükşehir temizlik ekiplerince iki gün aralarla ara sokak ve caddelerde hizmet verilmeye başladığı belirtildi.

    Akköy’de çiftçilik yapan Cafer Cincik, Büyükşehir’e ait temizlik ekibi aracıyla köy meydanına iki gün aralıklarla temizlik görevlileri bırakıldığı ve gün boyunca ara sokak ve köy meydanlarının süpürülürken Didim Belediyesi çöp aracı da dolan çöp konteynırları boşaltarak hizmet verdiklerini söyledi.

    Balat Köyü Muhtarı Veli Pir’de, seçimin üzerinden yaklaşık iki yıl geçtiğini, mahalleye dönüşen köylerine hizmet vermek istediklerini ancak Büyükşehir kapsamında hizmet alımında yeni sistem konusunda yeterince bilgiye sahip olmadıklarını ve zaman zaman iki ayrı belediyeden hizmet alımında sorun yaşadıklarını ifade etti.

    MAHALLEYE GEÇİŞ SÜRESİ 5 YIL

    Didim Belediye Meclis üyesi Hasan Yavuz, aynı zamanda Aydın Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi olduğunu belirterek, Büyükşehir yasası kurulması ile köylerdeki uygulamalarda 5 yıllılık bir geçiş süresinin olduğunu söyledi. Yavuz, yaptığı açıklamada, köylerin mağdur olmamaları için emlak ödemeleri, su faturaları gibi işlemlerin geçiş süresinin 5 yıla yayıldığını belirterek, 5 yıl sonunda köylerin tamamen tüzel kişilikleri belediyelerin mahalleleriymiş gibi işlemlere başlanacağını ifade etti. Yavuz, “Daha önce il özel idaresi, köye hizmet götürme birliği ilçe kaymakamın başkanlığında köy muhtarları ve il genel meclis üyeleri kendi aralarında bir komisyon seçerek ilçede bulunan tüm köylerin sorunlarını masaya yatırıyorlardı. İl özel idareden gelen projeye karşı gelen kaynaklarla sorunlara çözümler üretilirdi. Şimdi artık il genel meclis üyeleri yerine büyük şehir belediye meclis üyeleri olacak. Bu geçiş süresinde köylerin mağdur olmamaları için kolaylıklar sağlanacak” dedi.