Etiket: Donör

  • Öykü’nün annesi: “Donör olun hayat kurtarın”

    İzmir’de ilik nakli olmak için bekleyen 3,5 yaşındaki kızları Öykü Arin’in annesi Eylem Şen Yazıcı, “Donör olun, hayat kurtarın. Hem Öykü Arin’ime, hem diğer lösemi hastalara umut olun” dedi.

    İzmir’de yaşayan Çağdaş ve Eylem Şen Yazıcı çiftinin 3,5 yaşındaki kızları Öykü Arin’e, nadir görülen Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) tanısı konuldu. En yakın zamanda ilik nakli olması gereken Öykü için başlatılan kök hücre kampanyaları devam ederken, Öykü Arin’in annesi Eylem Şen Yazıcı, vatandaşlara “Donör olun” çağrısı yaptı.

    Henüz uygun donör bulunamadı

    Yaklaşık 6 ay önce Öykü Arin’de döküntüler başladığını kaydeden Yazıcı, “Kırmızı döküntüler morarak kayboluyordu. Sık sık da hasta oluyordu. Döküntüler için doktora götürdüm, mevsimsel olabileceğini söylediler. Haziran ayında zatürre ve bronşit teşhisi koydular. Durumunu tuhaf buldum. Araştırmak istedim. Lokositi 18 binin altına düşmüyordu. Bir tuhaflık vardı. Birçok tahlil yapıldı. En sonunda kasım ayının başında Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hematoloji Ana Bilim Dalı tarafından JMML ön tanısı koydu. Şu an tedavi görüyor. Uygun ilik bulunduğunda ilik nakli olacak. Donör arayışımız için hem uluslararası hem ulusal bir kampanya başlattık ancak henüz uygun donör bulunamadı” diye konuştu.

    “Bir hayat kurtarmak için 5 günlerini ayıracaklar”

    Türkiye’de kan bağışı oranının yüksek, ilik nakli için donör olmak üzere talepte bulunan sayının çok düşük olduğunu vurgulayan Yazıcı, “Kızılay ve Türkök elinden geleni yapıyor. Ancak Türkiye’de bu konudaki duyarlılık kan bağışına nazaran düşük. Çünkü bilmiyorlar. İlik naklinde ciddi bir operasyon olacağını düşünüyorlar. Oysa öyle değil. Uygun donör bulunduğu takdirde devlet o kişinin her şeyini karşılıyor, 5 gün boyunca ilik naklinin yapılacağı şehirde misafir ediliyorlar. Bilinmediği için ‘iliğim bitecek mi’ diye düşünüyorlar ama sağlıklı insan iliği üretiyor, yan etkileri devam etmiyor. Sadece bir hayat kurtarmak için 5 günlerini ayırmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

  • THD Başkanı Özsan: “TÜRKKÖK donör bekleme süresini 88 güne geriletti”

    Türk Hematoloji Derneği (THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, “TÜRKKÖK attığı adımlarla yaklaşık 300 bin kişilik donör havuzu oluşturdu, birçok yönden bu işimizi kolaylaştırdı. Donör bulmada yurt dışına bağımlılığımızı azalttı, 5-8 ay olan donör bekleme süresini 88 güne gerilettirdi” dedi.

    Türk Hematoloji Derneği (THD) tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi, Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde gerçekleştirildi.

    Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan THD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, Türkiye’de düzenli yapılan en büyük kongrelerden biri olduğunu ulusal ve uluslararası alanda yoğun bir katılımın olduğunu söyledi.

    Kongrenin bilimsel programının çok zengin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özsan, “Birbirinden değerli konuşmacı ve oturum başkanları ile bilimsel programda transplantasyonu ayrıntılı olarak inceledik ve güncel gelişmelerle birlikte sorunlarımızı tartışıp çözüm yolları aradık. Bilimsel programda, erişkin ve pediatrik kök hücre nakli konuları her yönüyle tartışılıp çok değerli bilim insanları tarafından güncel veriler sunuldu. 17 bilimsel oturumun yer aldığı kongremizde, 4 kurs, sözlü sunu oturumları ve bilimsel alt komite toplantıları yapıldı. Kongremizde 30 oturum başkanı ve 48 konuşmacı görev aldı” dedi.

    Türkiye’de 84 kemik iliği nakli merkezi olduğunu ve bu sayının gelecekte artacağına dikkat çeken Prof. Dr. Özsan “Ünitelerin başarısında hekimlerin yanında hemşire ve diğer çalışanların eğitimi önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda bu sene ilk defa kemik iliği nakli merkez koordinatörlerine yönelik bir kurs düzenledik. Kongrenin son gününde 10. Kemik İliği Transplantasyon ve Aferez Hemşirelik Eğitim Programı’nı düzenledik. Bu sene aferez hemşirelerini de aramızda görmek üzere programı yeniledik” diye konuştu.

    “Yurt dışına bağımlılık azaldı”

    Türkiye’de artan sayıda kemik iliği merkezi ve nakil sayısı olduğunu işaret eden Prof. Dr. Özsan, “Kemik iliği nakli sayımız arttı, eskiden geride olduğumuz için son dönemdeki atılımlarla bu açık kapandı. Bu artış devam edecektir, bu merkezler kalitelerini artıracak kemik iliği hastalarına yardımcı olacaklardır. Başka kişiden yapılan nakiller için akraba taramaları donör bulamayan ciddi sayıda hasta vardı. Akrabalarından yüzde 30 hasta verici bulabiliyordu. Akraba dışı uyumlu ilik örneklerinin elde edilmesi vardı. Bu noktada TÜRKKÖK attığı adımlarla yaklaşık 300 bin kişilik donör havuzu oluşturdu. Birçok yönden bu işimizi kolaylaştırdı. Hızlı hareket ederek, donör bulmada yurt dışına bağımlılığımızı azalttı” ifadelerini kullandı.

    Sağlık Bakanlığının, hematopoietik kök hücre nakli tedavisi olması gereken hastalar için oluşturduğu Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi’nin adının TÜRKÖK olduğunu belirten THD Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel, projesinin amacının, Türkiye’de kemik iliği nakli olması gereken hastalar için bir Kemik İliği Bankası oluşturulması ve bu bankaya gönüllü olarak kemik iliği veya kandan elde edilen kök hücre bağışlamak isteyen bağışçı adaylarının bulunmasının olduğunu vurguladı.

    “290 bin gönüllü verici”

    Geçmişte Türkiye’de kemik iliği bankacılığının, 1999 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’ne bağlı olarak kurulan TRİS ve 2006 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bağlı olarak kurulan TRAN adlı iki banka aracılığıyla yürütüldüğünü hatırlatan Prof. Dr. Yüksel, “Gönüllü verici sayısını artırabilmek, sistemin daha etkin ve verimli çalısabilmesini sağlamak amacıyla TÜRKÖK projesi hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Nisan 2015 tarihinde faaliyete geçirilen TÜRKKÖK Projesi kapsamında kemik iliği nakli için bekleyen hastalar ve çok sayıda gönüllü vericiye ait bilgilerin depolandığı Kemik Iligi Bankası, doku tiplendirme laboratuvarı ve gönüllü verici kazanımı programı yer alıyor” diye konuştu.

    Prof. Dr. Yüksel, belirlenen merkezlerde bugüne kadar 290 bin gönüllü vericinin kaydının alındığını bildirdi.

    “Bekleme süresi geriledi”

    TÜRKKÖK’ün kısa süre içinde yurt dışı taramalarına da başlayacağını işaret eden Prof. Dr. Yüksel, “TÜRKKÖK bize donör bekleme süresini kısalttırdı. 5-8 ay olan bekleme süresini 88 güne gerilettirdi. Bu da tanı konduktan, nakle kadar geçen süre için geçerlidir. Bu büyük bir başarıdır. Verici bularak 600’e ulaştı nakil sayımız 10 kadarı yurt dışına gitti. Sağlık turizmi kapsamında Türkiye’ye gelen hastalara da kök hücreden nakil yapılıyor” ifadelerine yer verdi. Prof.Dr. Yüksel, donörler üzerinde yapılan bir ankette yüzde 80’inin ya aynı hastaya ya da bir başka hastaya yeniden verici olabileceklerini söylediklerini bildirdi.

    “Türkiye’de kemik iliği”

    Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniğinden Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, kemik iliği naklinin, basta kan kanserleri, kemik iliği yetersizlikleri, metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve diğer kanserler gibi çok sayıda hastalığın tedavisinde kullanılan bir tedavi yöntemi olduğunu belirtti.

    Son yıllarda tüm dünyada yapılan kemik iliği nakil sayılarında belirgin artış olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Tekgündüz, “Avrupa ülkelerinde 2015 yılı itibarı ile gerçeklestirilen kemik iliği sayısı 42 bin 171’e ulaşmıştır. Genel eğilim ile uyumlu olarak Türkiye’de de kemik iliği nakillerinde özellikle son 15 yılda belirgin artış gözlenmektedir. Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli Birliği (EBMT) tarafından yayımlanan 2014 tarihine ilişkin raporda, 2004-2014 döneminde Türkiye’nin nakil sayısı artış açısından Avrupa’nın ilk 4 ülkesi arasında yer aldığı görülmektedir” diye konuştu.

    “Merkez sayısı değil kalite artmalı”

    Türkiye’de 2004 yılında 7 pediatrik ve 12 erişkin olmak üzere toplam 19 Hematopoetik Kök Hücre Nakki Merkezi (HKHN) varken bu sayının 2017 yılında 27 pediatrik ve 57 erişkin olmak üzere toplam 84’e ulaştığını kaydeden Doç. Dr. Tekgündüz, “2016 yılı itibarı ile ülkemizde 792 pediatrik, 3 bin 27 erişkin olmak üzere toplam 3819 HKHN işlemi gerçekleştirilmiş, toplam kemik iliği nakil sayısı 2017 yılında 4 bin 52’ye ulaşmıştır. Ülkemizin son 15 yıllık süreçte kemik iliği nakillerinde gelmiş olduğu nokta sevindiricidir. Bundan sonraki temel hedef sadece kemik iliği nakil sayılarının artırılması değil, nakil kalitesinin arttırılması ve İstanbul’a 4 saatlik uçuş mesafesinde 2 milyara yakın insan yaşıyor. Bu merkezlerdeki 800 yatağı sadece kendi vatandaşlarımız için değil, sağlık turizmi kapsamında dünyaya açılmalıyız” dedi.

    Kemik iliği naklinin ülkelerin gelişmiş düzeyi ile doğru orantılı olduğunu aktaran Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, Türkiye’de nakil fiyatının Avrupa’ya göre 8 kat daha ucuz olduğunu işaret etti.

    “Bağışıklık sistemi yabancı maddeleri anlar”

    THD Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Muhlis Cem Ar, bağışıklık sisteminin vücuda dışarıdan giren maddeleri yabancı olarak kabul ettiğini ve saldırarak yok etmeye çalıştığına değindi.

    Kanserle mücadelede yeni yöntemlerden “CAR-T hücre tedavisi” hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Ar, “CAR T hücre tedavisi, bağışıklık sisteminin bir parçası olan ve T lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin laboratuvarda belli bir kanser türüne karşı duyarlı hale getirilerek hastaya verilmesi ilkesine dayanmaktadır. CAR T hücre tedavisinin nasıl çalıştığını daha iyi anlamak için bağışıklık sistemi ve kanser ilişkisi hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak yardımcı olabilir. Bağışıklık sistemi, vücuda yabancı maddeleri bu maddelerin yüzeyinde bulunan ve antijen adı verilen yapılar aracılığıyla tanır ve imha eder. Kanser hücreleri de yüzeylerinde bulunan özel bazı antijenlere sahiptir, ancak bağışıklık sistemi hücreleri (özellikle T lenfositler) bu antijenleri her zaman tanıyamaz, dolayısıyla kanser hücrelerinin vücuda yabancı olduğunu anlamakta zorluk çeker. Bu durum kanserin yayılmasını kolaylaştırır. T lenfositler bir kanser hücresinin antijenini tanımak için reseptör adı verilen yapıları kullanırlar. Reseptörlerin yardımıyla kanser hücresi üzerindeki antijene yapışıp onu ortadan kaldırırlar. Ancak uygun reseptöre sahip değillerse kanser hücresine bağlanamazlar ve hücrenin imha edilmesine yardımcı olamazlar” dedi.

    Prof. Dr Ar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “CAR T hücre tedavisinde öncelikle bir kanser hastasının kanından T lenfositleri toplanır. Daha sonra laboratuvarda bu T hücreler üzerinde hastada bulunan kanserin antijenini tanıyan insan yapımı reseptörler (kimerik antijen reseptörü veya CAR olarak adlandırılır) yerleştirilir. Takiben, kansere saldıracak bu T hücreleri, hastaya damar yolu ile geri verilerek kanserli hücrelerle savaşması sağlanır. Bu durum kişinin kendi bağışıklık sisteminin suni yollarla kansere duyarlı hale getirilmesi şeklinde özetlenebilir. Tedaviyi daha başarılı hale getirmek için bağışıklık sisteminin baş edeceği kanser hücresi sayısının azaltılması önemlidir. Bu amaçla, CAR T hücre tedavisinden önce birkaç gün önce hastaya kemoterapi verilebilir.”

    “ABD’de iki merkez var”

    İspanya’da Josep Carreras Leukaemia Research Institute Dr. Alvaro Urbano Ispizua ise, günümüzde ABD’de kan ve lenf kanserlerinde kullanımı onaylanmış iki adet CAR T hücre tedavisi bulunduğunu dile getirdi.

    Dr. Ispizua, “Bu tedavilerin uzun süreli tam iyileşmeyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı henüz aydınlığa kavuşturulamamış olsa da birçok hasta tedaviden yarar görmüştür. Ancak CAR T hücre tedavisine bağlı ölümcül olabilecek yan etkiler de gözlenmiştir. Bilim adamları bu tedavi türünün uzun dönem yan etkilerini de araştırmaktadırlar. Farklı kanser türlerini tedavi etmeye yönelik diğer CAR T hücre tedavi çalışmaları devam etmektedir” dedi.

    Türkiye’de çocuklarda hematopoetik kök hücre nakli

    THD Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Yeşilipek, hematopoetik kök hücre nakli çocukluklarda birçok hastalıkta önemli tedavi yöntemlerinden biri olduğunu vurguladı.

    Türkiye’de Sağlık Bakanlığından ruhsatlı yaklaşık 25 çocuk nakil merkezi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yeşilipek, “Bu merkezlerde yılda 700 kadar çocuk hastaya kök hücre nakli yapılmakta ve Türkiye nüfus başına en çok nakil yapılan ülkeler arasında yer almaktadır. Çocukluk çağı kemik iliği nakil endikasyonları erişkinlere göre bazı farklılıklar göstermektedir. Erişkinlerde önemli bir grup olan otolog nakiller çocuk hastaların yüzde 10’u kadar küçük bir kısmını içerir. Ayrıca çocukluk çağı akut lösemilerinde kemoterapi ile tedavi olabilme şansı erişkin hastalara göre daha yüksek olduğu için nakil yapılan hasta sayısı daha azdır” dedi.

    “Kalıtsal hastalıkların yüzde 40 akraba evliliğinden”

    Kanser dışı hastalıklarında önemli bir hasta grubunu oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Yeşilipek, “Ülkemizde akraba evliliğinin yaygın olması nedeniyle birçok kalıtsal hastalık daha sık görülmektedir. Bu grupta hastalıkların yüzde 40’ı akraba evliliklerinden kaynaklanıyor. Bu hastalıkların büyük bir kısmında bugün için tek kesin tedavi yöntemi kök hücre naklidir. Türkiye’de özellikle batı ve güney bölgelerimizde önemli bir sağlık sorunu olan talasemi (akdeniz anemisi) nakil yapılan hastalarımız içinde ilk sırayı almaktadır. Bugüne kadar 1100’den fazla talasemili hastaya nakil yapılmıştır. Son yıllarda bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile birlikte deneyimli nakil merkezlerinde aile içi vericisi olmayan talasemili olgulara da gönüllü akraba dışı vericilerden kök hücre nakli yapılmakta ve son derece başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Diğer bir grup olan primer immün yetersizlikli çocuklarda kök hücre nakli yaşamsal önem taşımaktadır. Bağışıklık sistemleri yetersiz olan bu çocuklar kök hücre nakli yapılamazsa yaşamlarının erken döneminde enfeksiyon nedeniyle kaybedilirler” diye konuştu.

  • Samsun, donör sayısı bakımından Türkiye’de ilk sırada

    Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Güney, Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezinin Türkiye’de milyon başına donör sayısında (pmp) ilk sırada bulunduğunu söyledi.

    Samsun İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Güney ve Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak organ bağışı ve nakli konusunda basın açıklaması yaptı. Sağlık İl Müdürlüğü Toplantı Salonunda yapılan açıklamada 2017’nin ilk altı aylık durum değerlendirmesi yapıldı.

    21 bin 588 hasta böbrek bekliyor

    Türkiye’de yaklaşık 25 bin hastanın organ beklediğini belirten Güney, “Herhangi bir nedenle organ yetmezliğine giren hastaların tüm dünyada geçerli ve sağlıklı tek tedavi yöntemi organ naklidir. Yeterli organ bağışı olmaması nedeniyle organ nakli olamayan hastalar kısa süre içerisinde organ yetmezliğine bağlı hayatlarını kaybetmektedirler. Böbrek yetmezlikleri için diyaliz bir seçenek olsa da asla tam olarak bir tedavi yöntemi değildir. Organ nakline ihtiyaç duyan hasta sayısı da her geçen gün artmaktadır, 31 Temmuz 2017 itibariyle Türkiye genelinde organ bekleyen hastaların sayısı 24 bin 779’dur. Nakil olmayı bekleyen hastaların dağılımını şu şekilde: Böbrek 21 bin 588, karaciğer 2 bin 110, kalp 870, akciğer 52, pankreas 281, böbrek-pankreas 11, ince barsak 5, kalp kapağı 3. Organ bağışı konusunda toplumumuzda önceki yıllara nazaran artış görülmekle birlikte nakil bekleyen hasta sayıları göz önüne alındığında ve diğer Avrupa ülkeleri ile karşılaştırma yapıldığında hala istenen düzeylere ulaşılamamıştır. Türkiye genelinde 2010 yılında toplam beyin ölümü sayısı bin 36 iken bunlardan 272’sinin organ bağışına aileleri izin vermiştir. 2016 yılında ise 1 bin 998 beyin ölümden ve 564’ünün organ bağışı olarak gerçekleşmiştir. Son beş yıldaki yoğun ve kapsamlı çalışmalar sonucu yüzde 100’e yakın artış sağlanabilmiştir. Genel olarak bu vakalarda ailelerin organ bağışına izin verme oranları yüzde 25 düzeylerindedir” dedi

    Organ Nakil Merkezlerinde alanlarında uzman cerrahlar görev yapıyor

    Sağlık Bakanlığı tarafından organ bağışı ve organ nakli konusunda bir çok çalışmanın yapıldığını söyleyen Güney, “Sağlık Bakanlığımız tarafından tüm bu çalışmalara devam edilmekte olup organ bağışı ve organ naklinin toplumsal bütün boyutlarıyla ilgili çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda Bakanlık düzeyinde medya konusu ele alınmış ve dizi yapımcıları, sanatçılardan destek alınmıştır. Ayrıca konunun dini boyutu da unutulmamış ve Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde tüm din görevlilerine bilgi verilerek konuya gereken hassasiyetin sağlanması desteği alınmıştır. Bakanlığımız organ bağışı ve organ naklinin tüm boyutlarına tam destek vermektedir. Türkiye genelinde 100’ün üzerinde bakanlık onaylı ve ruhsatlı organ nakli yapan merkezimiz vardır. Bu merkezlerimizde yurt dışında eğitim almış başarılı cerrahlarımız görev yapmaktadır. Organların çıkarılmasından hastalara nakline kadarki sürecin tüm aşamalarında organizasyonu sağlayan Ulusal Koordinasyon Sistemimiz, dünyada başarı ile uygulanan nadir sistemlerden birisidir. Organların transportunda da bakanlığımız tarafından gereken tüm imkanlar seferber edilmektedir. Kara ve deniz ambulanslarının yanı sıra, 3 uçak ve 18 helikopterle faaliyet gösteren hava ambulans sistemi, bir yandan asli görevlerini yaparken, diğer taraftan organların ve nakil ekiplerinin transportunun sağlanmasına destek vermektedir” şeklinde konuştu.

    105 organ ve doku insanlara umut oldu

    Her yıl donör sayısının arttığını belirten Güney, “Samsun İl Sağlık Müdürlüğü, Ondokuzmayıs Üniversitesi(OMÜ), Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği ve Halk Sağlığı Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sonucunda düzenlenen paneller, eğitimler, sempozyumlarla her geçen yıl donör sayılarının arttığını görmekteyiz. Beyin ölümü sonrası organları bağışlanan kişi sayısı 2016 yılında 14 donör iken 2017 de bugün itibari ile 17 donör olmuştur. Bunun sonucunda 105 organ ve doku ülkemizin çeşitli organ ve doku nakil merkezlerinde sağlık bakanlığımızın sağladığı uçak, helikopter ve kara ambulansları ile ivedilikle organ ve doku bekleyen insanlarımıza umut olmuştur. 8 ilin bağlı olduğu Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi 30 Temmuz 2017 tarihi itibari ile Türkiye’de milyon başına donör sayısında (pmp) ilk sırada bulunmaktadır. Tabi ki bunda da Sağlık Bakanlığımızın, Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezinin ve tüm sağlık müdürlüklerimizin büyük emeği vardır. Buradan bölgemizdeki organ bağışlayan tüm ailelerimize bu ulvi davranışlarından dolayı tekrar teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    OMÜ hastaneler arasında birinci sırada

    2016 yılında OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde donör sayısının 8 olduğunu belirten Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak, “OMÜ’de 8 olan donör sayısı bu sene şimdiden 13 oldu ve Türkiye’deki hastaneler içinde birinci sıraya ulaştı. Bütün bu çalışmalarda OMÜ Rektörü Prof. Dr. Sait Bilgiç’in, hastane yönetiminin, yoğun bakım üniteleri çalışanlarının, organ nakil koordinatörlerinin ve nakil hocalarımızın büyük emeği vardır. Çünkü bu organizasyon yoğun bir emek ve özveri gerektirir. Buradan organ bekleyen hastalar adına bütün emeği geçenlere şükranlarımızı sunuyoruz” dedi.

  • Bir öğretmen annenin kızı için donör mücadelesi

    Eskişehir’de yaşayan bir öğretmen, hasta kızına uygun donör bulabilmek için kan bağışı kampanyası düzenledi.

    A Plastik Anemi teşhisi konulan Eskişehir Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde edebiyat öğretmeni olan Esra Yakar’ın lise öğrencisi kızı için, Yunus Emre Meslek Lisesinde başlatılan kan bağışı kampanyası yoğun ilgi gördü. Eskişehir Kızılay Şubesi ilgililerince, gönüllülerden ‘Türkök Kök Hücre’ için kan alımı yapıldı. Uygun donör bulunması için başlatılan kampanyada şuana kadar 530 kişinin kan bağışında bulunduğu belirtildi.

    Kızı için donör arayan öğretmen Yakar, “Kan bağışında bulunan ve kampanyaya destek olan herkese ilgilerinden dolayı teşekkür ediyorum. Uygun donör bulunması için kan bağışında bulunmak isteyenler Eskişehir Kızılay Şubesine giderek bağışta bulunabilirler” dedi.

  • Prof. Dr. Ömer Özkan: “Donör Bakımından Çok İyi Durumda Değiliz”

    Türkiye’nin dünyada en fazla canlıdan nakil yapan ülkelerden biri olduğunu ifade eden Türkiye’de ilk çift kol, yüz ve rahim nakillerini gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan, donör bakımından Türkiye’nin iyi durumda olmadığını söyledi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Sağlık Topluluğu’nun ev sahipliğinde yapılan “1. ULUBAT Bilim Zirvesi” OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Zirveye; Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, ’Kompozit Doku Nakilleri’ konulu sunumuyla katıldı.

    “YAPTIĞIMIZ AMELİYATLAR BİZE MORAL VERİYOR”

    Yaptığı ameliyat türlerinin yaygınlaşmasının beklendiğini söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ama bu ameliyatların bir böbrek, karaciğer nakli gibi olmasını beklemiyoruz. Bunlar biraz daha hayat kalitesini artırıcı ameliyatlar. Tüm ameliyatlar özenle yapılıyor ama bu tür ameliyatlarda seçimin biraz daha dikkatli yapılması gerekiyor. Yaptığımız ameliyatlar bize moral veriyor. Tabi bir iki olumsuz hastamız oldu. Ama onlardan maalesef edinilen bilgiler diğer hastalar için daha dikkatli olunması gerekiyor. Seçimlerimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Burada en önemli olan donör bulunması. Bu sadece bizde değil diğer hayat kurtaran böbrek, karaciğer kalp gibi dediğimiz organlarda da bu tür sıkıntı var. Donör sayısı arttıkça bu tür ameliyatlar daha düzenli bir şekilde yapılacaktır. Döner bakımından çok iyi durumda değiliz. Biz dünyada canlıdan nakilleri en fazla yapan ülkelerden biriyiz ama donör sıkıntısı sürekli dile getiriliyor. İnşallah gelecekte bunu da aşarız diye umut ediyorum” dedi.