Etiket: Dönmez:

  • Bakan Dönmez BEST’i ziyaret etti

    Bir dizi açılış ve ziyaret için Balıkesir’e gelen Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, BEST’i ziyaret etti.

    Balıkesir’e resmi açılış ve ziyaretler kapsamında gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye’nin ve dünyanın trafo üzerine en büyük fabrikası BEST’i ziyaret etti. Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan BEST’e gelen Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’i Yönetim kurulu Başkanı Rona Yırcalı ve yöneticiler karşıladı. Bakan Dönmez BEST fabrikasında üretim yapılan üniteleri inceledikten sonra Yönetim kurulu üyesi Sırrı Yırcalı’dan fabrika hakkında bilgi aldı.

    BEST’te işçiler ile biraraya gelen Bakan Dönmez işçilere hitaben konuşma yaptı. Bakan Dönmez, “Burada üretilen ürünlerin yarısından çoğu yurt dışına ihraç ediliyor. Kalite her yerde pazar bulur. Ama kaliteyi üretebilmek için kaliteli insan kaynağına ihtiyacımız var. Yoksa bu binalar, teçhisat ve metal tek başına bir iş yapmıyor. Buna aklınızı, alın terinizi, akıl akıtıyorsunuz bunlar ortaya çıkıyor. İşçisinden, mühendisine kutluyor ve alkışlıyorum” dedi.

    Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez fabrika işçileri ile hatıra fotoğrafı çektirdi. Bakan Dönmez fabrika çıkışı Rona Yırcalı, Sırrı ve Sinan Yırcalı ile birlikte basına fotoğraf verdiler.

  • Bakan Dönmez: “Sektörün enerji piyasasına güveni devam ediyor”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Sektörün enerji piyasasına güveni devam ediyor” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının himayesinde düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi’sinin 9’uncusu Antalya’da başladı. Daha önce farklı şehirlerde düzenlenen zirve, bu sene 9-10 Ekim tarihlerinde Antalya’da gerçekleşiyor. Kamu ve özel sektörden enerji sektörü aktörlerini buluşturan organizasyonda güncel sektör sorunları tartışılarak, yeni teknolojik gelişmeler tanıtılıyor, doğalgaz, elektrik ve nükleer başta olmak üzere diğer enerji kaynaklarıyla ilgili sunumlar yapılıyor. Antalya’da düzenlenen zirveye üst düzey kamu temsilcileri ile yurt içi ve yurt dışından çok sayıda enerji profesyoneli katıldı. Bu yıl 9. Türkiye Enerji Zirvesi, ERRA 17. Enerji Yatırım ve Düzenleme Konferansı ile eş zamanlı düzenlendi. Yerli ve yabancı paydaşları bir araya getiren her iki etkinlik, Türkiye’nin enerjideki stratejik pozisyonunu daha da güçlendirmesine vesile oldu.

    İHA muhabirine Enerji Zirvesi’yle ilgili değerlendirmelerde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, zirveye yoğun bir katılım olduğunu belirterek, “Antalya’da 9’uncusunu gerçekleştirdiğimiz Türkiye Enerji Zirvesi’ne her kesimden, her ülkeden ciddi bir katılım vardı. Bu bizleri de memnun etti. Bugün sadece ulusal bir etkinlik değil, aynı zamanda burada EPDK’nın üyesi olduğu ERRA 17. Enerji Yatırım ve Düzenleme Konferansı da gerçekleştirildi. Bu şunu gösteriyor; sektörün enerji piyasasına güveni devam ediyor. Katılım gösteren tüm temsilcilere teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    Bakan Dönmez, açılış programının ardından zirvede yer alan sektörlerin stantlarını gezerek, sektör temsilcileriyle fotoğraf çektirdi. Zirvede enerji piyasalarında yaşanan dönüşümün etkileri, enerjide gelecek trendleri, dönüşüm sürecinde Türkiye enerji piyasalarının beklentileri, enerjide dijitalleşmenin etkileri, enerji yatırımları finansmanı, yenilenebilir enerji dönüşümü ve enerji jeopolitiği konuları ele alındı.

  • Bakan Dönmez: “Bazı sahaların ruhsat devir ihalesini yaptık”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bazı maden sahalarının ruhsat devir ihalesini yaptıklarını söyledi. Bakan Dönmez, güneş enerjisinden elektrik üretimine ilişkin de, “Bundan sonra hem konutlarımız hem iş yerlerimiz çatılarını elektrik üretmek için kullanabilecekler. Son derece ekonomik bir model olacak, olumlu geri dönüşler de var. Sanayimiz de güneş paneli üretmeye başladı. Bunların yerlileşme oranı giderek artıyor” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, İhlas Medya’ya önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Dönmez, maden ve petrol işletmelerinden çatı ve cephe uygulamalarına ve batarya depolama sistemlerine kadar İHA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bakanlığa kısaca “Enerji Bakanlığı” denilmesinden dolayı tabii kaynaklar kısmının, doğal kaynaklar ve maden alanlarının kamuoyunda çok fazla gündeme gelmediğini belirten Bakan Dönmez, bu alanda ciddi hamlelerin olduğunu aktardı. Geçtiğimiz 2-3 yıl içerisinde yasal mevzuatta bir takım boşlukların tamamlandığını dile getiren Dönmez, maden sektörünün kurumsal kapasitesinin enerji sektörüne göre bir miktar daha düşük olduğunu belirtti. Bu kapsamda orta ve büyük ölçekli yerli ve yabancı yatırımcıların gelmesi için gerekli yasal ve yönetmelik düzenlemelerinin yapıldığını kaydeden Bakan Dönmez, “Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek yeni bir kurum doğuyor artık. Kendisi bağlı kuruluş haline geliyor. Daha önce bakanlığımızın merkez bünyesi içerisindeydi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, kısaca MAPEG diye anılacak. Maden ve petrole ilişkin ruhsat işlemleri, onların denetlenmesi takibini bu kurumumuz yapacak. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte böyle bir yola da gitmiş olduk” şeklinde konuştu.

    “Üç tane ruhsatın devir ihalesini yaptık”

    Özel sektörün alana daha fazla ilgi duyması gerektiğini aktaran Dönmez, her fırsatta çalıştaylar düzenleyerek sektörün sorunlarını dinlediklerini ve önerilerini değerlendirdiklerini dile getirdi. Maden alanında kamunun ciddi bir oyuncu olmadığını ifade eden Bakan Dönmez, özel sektörün işlettiği 13 bin civarında ruhsat ve işletme olduğu bilgisini verdi. Yıllık yaklaşık 22 milyar liralık sektörel büyüklüğü olduğunu söyleyen Dönmez, şöyle devam etti:

    “Her ne kadar bazı maden kalemlerini ihraç ediyor olsak da ciddi miktarda ham madde tedarik için ithalatımız da var. Cari açıkla mücadele için madende ithalatı azaltmak ve yerli üretimi artırmak için de bir takım teşvik mekanizmalarını da harekete geçiriyoruz. Sadece hammadde üretmek değil uç ürün odaklı bir takım çalışmalarımız da var. Özellikle kıymetli metal madenlerimizi ihale ederken burada işlenmek ve uç ürün haline dönüştürmek şartıyla bunların ihalelerine hazırlıyoruz. Önümüzdeki hafta muhtemelen bunların ilanlarına da çıkmış olacağız. Çinko, bakır, alüminyum gibi krom sahalarında Türkiye’de bunu izabe dediğimiz yarı mamüle dönüştürmek üzere bir ihale modeliyle hazırlık yaptık.”

    “Taş kömürü üretimiyle istihdam sağlanacak”

    Kömürde de ciddi bir linyit rezervi olduğunu paylaşan Dönmez, taş kömürü rezervi olduğunu, yaklaşık son keşiflerle birlikte linyit rezervinin 15 milyar tondan 18 milyar tona çıktığını söyledi. Başta elektrik üretimi olmak üzere bunun ekonomiye kazandırılabileceğine dikkat çeken Bakan Dönmez, “Taş kömüründe hala bir ithalatımız söz konusu. Onun için de biliyorsunuz Zonguldak havzamız taş kömürü açısından oldukça zengin bir bölgemiz. Orada da yaklaşık 1,5 milyar tonluk bir rezervimiz var. Bugüne kadar Taş Kömürleri yıllardır işletti ama yıllık 1 milyon tonun üzerine çıkartamadık üretimimizi. Şimdi o üretimi arttırmak ve istihdamı arttırmak için orada yeni bir modele geçtik. 3 tane ruhsatın devir ihalesini de yaptık, benzer şekilde Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Soma’daki ve Tunçbilek’teki sahalarının ihalelerini de gerçekleştirdik. Bu hafta inşallah Perşembe günü (yarın) bunların ruhsat devir törenlerini de yapmak suretiyle yeni sahiplerine, özel sektöre devretmiş olacağız. Bunları devrederken kazan-kazan modeli üzerinde çalıştık. Hem Türkiye Kömür İşletmelerimiz hem de Türkiye taşkömürümüz üretilen kömürden pay alma esasıyla bir ihaleyle bunları gerçekleştirmiş olduk. Üretim artışımız olacak. Artık özellikle taş kömür ithalatında da bir azalma bekliyoruz. Biliyorsunuz yerli kömürden elektrik üretenlerin ürettiği elektriğin bir kısmımı yüzde 50’sini alıyorduk. Bu yeni modelle eğer yerli kömürü kullanacak olurlarsa onların da ürettiği elektriğe alım garantisi vermiş olacağız. Böylece hem kömürümüz yerli olacak hem de işin kaynağından tüketici noktasına kadar yerlileştirme hedefini de gerçekleştirmiş olacağız. İstidam burada çok önemli, bin megavatlık bir termik santralde yaklaşık 300, 400 kişi çalışırken buna kömür üretecek işletmeyi de eklediğinizde bu rakamın üzerine en az bin, bin 500 kişi daha koyuyorsunuz. Kömür ithal ettiğinizde kömür ithal ettiğiniz yerdeki maden sektörünü ve istihdamı desteklemiş oluyorsunuz. Böylelikle bu kaynağın Türkiye’de kalmasını da temin etmiş olacağız” diye konuştu.

    “Sanayimiz güneş paneli üretmeye başladı”

    İHA muhabirinin çatı ve cephe uygulamasındaki gelişmelere ilişkin sorusunu yanıtlayan Dönmez, “Güneş enerjisi üretiminde geçtiğimiz yıl bir rekor kırdık. Avrupa Birliği’nde bile bizim kadar güneş santrali kuran bir ülke çıkmadı” diyerek kurulum kapasitesinde 5 bin megavatın aşıldığını ve yaklaşık 6 bin megavata doğru gidildiğini anımsattı. Dönmez, bunların çoğunun lisanssız küçük ölçekli yatırımcıların kurduğu tesisler olduğunu hatırlattı. Çatı ve cephe uygulamasının önünü açan birtakım düzenlemelerin de yapıldığını dile getiren Bakan Dönmez, “Bunların bir kısmını EPDK yaptı, bir kısmını biz bakanlar kurulu kararı ile tamamlamış olduk. Bundan sonra hem konutlarımız hem iş yerlerimiz çatılarını elektrik üretmek için kullanabilecekler. Anadolu’da güneyde zaten çatlarda güneş ısıtma sistemleri vardı, insanlarımız bu kültüre yatkın ve yakın. Onun yanına şimdi bir de güneş paneli koyarsanız evinizin iş yerinizin ihtiyaç duyduğu elektriği kendiniz üretebilirsiniz. Son derece ekonomik bir model olacak, olumlu geri dönüşler de var. Sanayimiz de güneş paneli üretmeye başladı. Bunların yerlileşme oranı giderek de artıyor, yeter ki talep içeride büyümüş olsun. Şuan da yaklaşık Türkiye’de 30’a yakın irili ufaklı güneş paneli üreten şirketimiz var, bunların bir kısmı kendi lisanslarıyla yapıyor, bir kısmı yurt dışından lisans üretimi altında yapıyor. Burada bir yerde teknoloji transferinde yapmış oluyoruz. Sanayinin hemen her kesiminde yeni bir sektör doğmuş oluyor” dedi.

    “Bundan sonraki adım batarya depolama”

    Güneş enerjisini yedekleyebilmek için enerjinin, elektriğin depolanmasına yönelik teknolojilerin de geliştiğini söyleyen Dönmez, “Bizim bir sonraki adamımız bataryada, yani elektriğin depolanması ile ilgili bir çalışma. Onu da çok kısa süre içerisinde kamuoyuyla ve sektörle paylaşacağız. Özellikle yenilenebilirde fazladan ürettiğimiz elektriğin bizim ihtiyaç duyduğumuz saatlerde kullanmak üzere belli oranda depolanması söz konusu olacak. YEKA modellerin olduğu gibi belli bir oranda yerli üretim şartı getireceğiz bu batarya depolama teknolojisini Türkiye’ye getirebilirsek, Türkiye’nin elektrikli otomobil projesinin en önemli ekipmanlarından biri batarya. Eğer bu teknolojiyi yerleştirebilirsek elektrikli otomobilde ciddi oranda yerli kaynaklarımızla bu ihtiyacı karşılayabileceğiz. Ev ve işyerlerinde elektriğin ucuz olduğu saatlerde elektriği alıp depolamak, elektriğin daha pahalı olduğu saatlerde o depodan kullanmak gibi birtakım mekanizmaları da piyasaya sunmuş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

  • Bakan Dönmez: “Enerji teknolojilerinde Türkiye önemli bir üretim üssü haline gelecek”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Tüm jeopolitik gerilimlere ve zorluklara rağmen, Türkiye, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapısı ile öngörülebilir düzenleyici çerçeveyi oluşturmayı başarmış; özel sektör yatırımlarını harekete geçirecek adımlar atmıştır. Siyasi istikrar ve iyi yönetişim, enerji alanındaki özel sektör yatırımlarının hareketini kolaylaştırmıştır. Yenilenebilir enerji ve madenler başta olmak üzere enerji teknolojilerinde başlattığımız Ar-Ge, inovasyon temelli dönüşüm Türkiye’yi bu alanda önemli bir üretim üssü haline getirecek” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının himayesinde düzenlenen Türkiye Enerji Zirvesi’sinin 9’uncusu başladı. Her yıl farklı bir şehirde düzenlenen zirve, bu sene 9-10 Ekim 2018 tarihlerinde Antalya’da gerçekleşiyor. Kamu ve özel sektörden enerji sektörü aktörlerini buluşturan organizasyon, güncel sektör sorunlarının tartışıldığı, yeni teknolojik gelişmelerin tanıtıldığı, doğalgaz ve elektrik ve nükleer başta olmak üzere muhtelif enerji kaynaklarıyla ilgili sunumların yapıldığı bir etkinlik olarak 9 yıldır düzenleniyor.

    Antalya’da düzenlenen zirveye üst düzey kamu temsilcileri ile yurt içi ve yurt dışından çok sayıda enerji profesyoneli katıldı. Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bu yıl 9. Türkiye Enerji Zirvesi ve ERRA 17. Enerji Yatırım ve Düzenleme Konferansının eş zamanlı olarak düzenlendiğini ifade etti. Yerli ve yabancı paydaşları bir araya getiren her iki etkinliğin, Türkiye’nin enerjideki stratejik pozisyonunu daha da güçlendireceğine inandığını belirten Dönmez, “Küresel enerji denklemi her yüzyılda büyük değişimler geçirdi. Son 25 yılda ise enerji teknolojilerinde ve enerji paradigmasında yaşanan değişimler, beraberinde yeni enerji kaynaklarının ve yeni enerji anlayışının doğmasına zemin hazırladı. Gelişmekte olan ülkelerin artan enerji talebi, yenilenebilir enerji politikaları, enerji verimliliği, iklim değişikliği, çevreci teknolojiler, batarya depolama sistemleri, elektrikli araçlar gibi öncü pek çok yenilik ve değişim yaşadığımız son çeyrek asırdaki enerji politikalarının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Özellikle de yeni teknolojilerin ortaya çıkışı ve sürekli artan inovasyon yatırımlarıyla birlikte daha önce ulaşılamayan sahalarda üretime geçilmesi ve yeni enerji kaynaklarının doğuşu gibi faktörler daha önce ithalatçı olan ülkeleri ihracatçı pozisyona getirdi. Medeniyetlerin gelişmişlik seviyelerini teknoloji ve enerji kullanımlarına göre sınıflandıran Kardeshev Skalası günümüz medeniyeti için hala bir ütopya olsa da, enerji ve tabii kaynaklara duyulan ihtiyaç her geçen gün daha da artıyor. Bu artış talebinde başı gelişmekte olan ülkeler geçiyor. Yapılan projeksiyonlara göre, 2040 yılına kadar OECD dışı ülkelerin enerji talebinin küresel enerji talebinin yüzde 70’ine tekabül etmesi tahmin ediliyor. Asya-Pasifik ve Hindistan’da elektrik üretiminde fosil yakıtların, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise yenilenebilir enerjinin ağırlığı artacak. LNG ile doğal gaz ticareti de 2040’lı yıllara geldiğimizde toplam ticaretin yüzde 50’sini geçmiş olacak. Enerji verimliliği çalışmaları enerjinin karbonsuzlaştırılması çalışmalarında önemli bir müttefik olacak. Enerji verimliliği uygulamalarıyla küresel enerji talebindeki artış belli bir seviyede tutulacak. Enerji verimliliği aynı zamanda enerji yoğunluğunun düşmesi için de vazgeçilemeyecek en önemli enstrümanlar arasında” şeklinde konuştu.

    “Hedef 10 bin megavatlık kapasiteyi hayata geçirmek”

    Türkiye’nin kısa, orta ve uzun dönemli enerji politikalarının, enerjinin bugünü ve yarın evrileceği noktayı göz önüne alarak oluşturulduğunu dile getiren Dönmez, Milli Enerji ve Maden Politikasını hayata geçirirken hem iç hem de dış faktörleri en ince ayrıntısına kadar incelediklerini söyledi. Dönmez, yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması, yenilenebilir enerji ve nükleer başta olmak üzere ulusal enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, enerji verimliliğinin teşvik edilmesi, kaynak ülke ve güzergah çeşitliliğinin artırılması, depolama kapasitesinin genişletilmesi, enerji piyasalarının serbestleştirilmesi, küresel enerji işbirliklerinin geliştirilmesi ve yatırımların teşvik edilmesi gibi pek çok alanda önemli başarılara imza atıldığını kaydetti. Sadece cari açığın kapatılması değil enerji teknolojilerinin geliştirilmesi anlamında da önemli adımlar atıldığını belirten Dönmez, “Yenilenebilir enerji ve madenler başta olmak üzere enerji teknolojilerinde başlattığımız Ar-Ge, inovasyon temelli dönüşüm Türkiye’yi bu alanda önemli bir üretim üssü haline getirecek. Milli Enerji ve Maden Politikamız kapsamında yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı azami ölçüde ve çevre dostu bir şekilde ekonomimize kazandırıyoruz. Kaynaklarımızın mümkün oldukça özel sektör eliyle ve bütün tarafların kazandığı bir sistemle işlenmesi için yeni modeller geliştirmeye devam ediyoruz. Yaptığımız ve yapmayı öngördüğümüz çalışmalarımız kapsamında, yatırımcılarımıza yol haritası olması amacıyla hazırladığımız Yatırım Rehberlerini de bugün sizlerle paylaşıyoruz. Yenilenebilir enerjide ortaya koyduğumuz YEKA modeliyle geçen yıl bin megavatlık rüzgar ve güneş ihalelerimizi dünya rekoru fiyatlarla ihale ettik. Dünyanın önde gelen şirketlerinin yoğun ilgisi enerji potansiyelimize ve güçlü ekonomimize duyulan güvenin de en bariz göstergesi oldu. Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin ilk entegre güneş modülü üretim tesisinin temellerini attık. İnşallah rüzgar türbini fabrikasının temelini de en kısa zamanda atacağız. Yenilenebilir enerji yatırımlarımıza ara vermeden devam ediyoruz. Dünyanın en büyüklerinden biri olacak bin 200 megavatlık Türkiye’nin ilk YEKA off-shore rüzgar enerjisi için başvuruları bu ayın 23’üne kadar alacağız. Bin megavatlık YEKA GES-2 ilanımızı da geçen hafta Resmi Gazete’de yayımladık. Batarya depolama sistemi için de ayrı düzenlenecek ihaleyle birlikte bu alanda bir ilki daha ülkemize kazandırmış olacağız. Daha önce Cumhurbaşkanımız da defaatle ifade etti, Türkiye’ye yatırım yapan hiçbir zaman kaybetmedi, kaybetmeyecek. Bugün vesilesiyle yerli ve yabancı yatırımcılarımızı yeni YEKA yarışmaları için bir kere daha davet etmek istiyorum. Gelecek 10 yıl içerisinde hem rüzgar ve hem de güneş enerjisinde 10 bin MW’lık kapasiteyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Yerli kömürden alım garantili elektrik üretimi ihalelerinden birini geçtiğimiz yıl yaptık. Burada hedefimiz 5 bin megavata çıkarak yerli kaynakları ekonomimize azami derecede kazandırmaktır. Bunu yaparken önceliğimiz de çevreye duyarlı, yeni nesil termik santrallerle elektrik üretim teknolojilerini kullanmaktır” diye konuştu.

    “2023’e kadar 10,9 milyar dolar yatırım gerçekleştireceğiz”

    6 alan, 55 başlıkta hayata geçirilecek Enerji Verimliliği Eylem Planının 2018’in Mart ayında kamuoyu ile paylaşıldığını anımsatan Dönmez, enerji verimliliğinin üzerinde büyük bir titizlikle durulan konuların başında gediğini aktardı. Türkiye’nin kaynak zengini bir ülke olmadığını Söyleyen Dönmez, bu nedenle daha az enerji ile daha fazla katma değer sağlamak, daha az maliyetle daha yüksek verim almak için enerji verimliliğini hayatın her alanında istisnasız uygulamak zorunda olduklarını ifade etti. “2023’e kadar 10,9 milyar dolar yatırım gerçekleştireceğiz” diyen Dönmez, “Bu yatırımın karşılığı olarak 2033 yılına geldiğimizde elde edeceğimiz tasarruf miktarı 30,2 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Türkiye şu anki haliyle enerji yoğun bir ekonomi. Uluslararası rekabet gücümüzü artırmak istiyorsak bir kere daha ifade etmek istiyorum ki diğer ülkelerle aynı birim malı daha az maliyetle ve daha az enerji tüketerek üretmek zorundayız. Türkiye’de enerjinin uygun maliyetle sunulması israf edileceği anlamına gelmez. Her kişi ve kurum bu konuda üzerine düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirmelidir. Ülkemiz mevcut yerli ve milli enerji potansiyelinin yanında, gerçekleştirdiği projelerle de bölgemizin enerji güvenliğinde önemli rol üstlenmeye devam ediyor. Bunun en önemli örneklerinden biri, Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan, ’Enerjinin İpek Yolu’ olarak adlandırdığımız TANAP. TANAP enerjide anahtar ülke konumumuzu daha da güçlendirecek. Bölgesel enerji arzının rahat bir nefes almasında önemli bir rol üstlenecek. Diğer bir önemli projemiz de inşası halen devam eden TürkAkım. İki hattan oluşacak projenin 2019 yılı sonunda tamamlanmasını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönem kriterlerimiz çerçevesinde her türlü uluslararası projenin parçası olmaktan memnuniyet duyacağız. Türkiye, sağlam ekonomisi ve güçlü siyasi istikrarıyla uluslararası projelerin vazgeçilmez ortağı olmayı sürdürecektir” dedi.

    “Uluslararası hukuktan kaynaklı haklarımızı sonuna kadar koruyacağız”

    Kara ve denizlerdeki arama ve sondaj faaliyetlerinde de önemli mesafeler kat edildiğini anımsatan Dönmez, Fatih sondaj gemisinin önümüzdeki günlerde ilk sondajını gerçekleştireceği bilgisini vererek, “İkinci gemimizin alım süreçlerine başladık. Daha önce ifade ettim. Burada bir kere daha vurgulamak istiyorum. Uluslararası hukuktan kaynaklı haklarımızı sonuna kadar koruyacağız. Öte yandan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Nükleer santraller mevsim ve iklim koşullarından bağımsız 7/24 elektrik üretme kapasiteleriyle enerji sepetimizin en önemli bileşenlerinden biri olacak. 2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında Akkuyu’da ilk reaktörü işletmeye alma hedefimiz var. Sinop Projesi’nde fizibilite çalışması inceleme süreci devam ediyor. Üçüncü santral için de Çin ile görüşmelerimiz devam ediyor. Doğalgazda çeşitli altyapı projelerinde önemli yatırımlara imza attık. Geçen yıl ilk ve bu yıl da ikinci FSRU terminalimizi işletmeye aldık. Yeraltı doğal gaz depolama kapasite artırma çalışmalarımız da devam ediyor. Temel hedefimiz 2023’e kadar yıllık tükettiğimiz gazın en az yüzde 20’sini depolayacak gelişmiş bir altyapıyı inşa etmektir. Önümüzdeki hafta önemli bir yatırımı daha hayata geçireceğiz. Yıllık 10 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip olan STAR Rafinerisi’nin açılışını haftaya gerçekleştireceğiz. STAR Rafinerisi üretime geçmesiyle birlikte Türkiye’nin işlenmiş petrol ürünü ihtiyacının yüzde 25’inden fazlasını karşılayarak, ülkemizin ithalat bağımlılığının azaltılmasına kayda değer bir katkı sağlayacak” değerlendirmesinde bulundu.

    “Sektörün güveninin arkasında yatan en önemli güç EPDK’dır”

    Mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir enerji piyasası için önemli adımlar atıldığını dile getiren Dönmez, EPİAŞ’ın kurulmasıyla birlikte, küresel enerji piyasalarıyla bütünleşmiş, rekabetçi, serbest, sürdürülebilir, güvenilir ve şeffaf bir enerji piyasasının temellerinin atıldığını ekledi. Geçtiğimiz ay devreye giren OTSP ile birlikte doğalgaz sektöründe de serbestleşme adına önemli bir ivme yakalandığını kaydeden Dönmez, “İlerleyen dönemlerde hem piyasa hacminin artması ve hem de diğer ülkelerin bu pazara dahil olmasıyla, bölgesel enerji ticaret merkezi olma yönünde çok önemli bir adım atmış olacağız. Enerji Piyasası Düzenleyici Kurumumuzun bağımsızlığı ve özerkliği Bakanlık politikalarımız ve yatırım güvenliğimiz için çok önemli. Hatta arz güvenliği ve finansal sürdürülebilirliğin en önemli ayağı kurumların bağımsızlığıdır. Önümüzdeki dönemde de enerji düzenleme kurumumuzun bu şekilde devam etmesi için gerekli desteği vermeye devam edeceğiz. Bugün sektörün güveninin arkasında yatan en önemli güç bana göre EPDK’dır. Bu güven Türkiye enerji sektörünün derli toplu olmasının ve yatırım rekorları kırılmasının arkasındaki en büyük motivasyondur. Bundan sonra da bütün kararlılığımızla bu yönde adım atmaya devam edeceğiz. Tüm jeopolitik gerilimlere ve zorluklara rağmen, Türkiye, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapısı ile öngörülebilir düzenleyici çerçeveyi oluşturmayı başarmış; özel sektör yatırımlarını harekete geçirecek adımlar atmıştır. Siyasi istikrar ve iyi yönetişim, enerji alanındaki özel sektör yatırımlarının hareketini kolaylaştırmıştır. Şüphesiz, Türkiye bölgesinde yatırımcılar için güvenli bir liman ve önemli bir bölgesel aktör olmayı sürdürecektir” ifadelerini kullandı.

    Zirvede Enerji Zirvesi Başkanı Mustafa Karahan, Zorlu Holding Enerji Grubu Başkanı Sinan Ak, Sabancı Holding Enerji Grubu Başkanı Kıvanç Zaimler ve Erra Yönetim Kurulu Başkanı Mart Ots da yer aldı. Zirve, Bakan Dönmez’in sektör temsilcilerinin sorularını yanıtladığı özel oturum ile devam ediyor.

  • Bakan Dönmez: “500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatı önlendi”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Ülkemizdeki yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini artırma yönündeki çabalarımız sonucu yapılan hesaplamalara göre bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatının önüne geçerek, cari açığın kapanmasına da katkı sağladık” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının milli enerji ve maden politikası kapsamında yapılan yatırımlar meyvesini vermeye devam ediyor. Elektrik üretiminde doğalgazın payı düşerken, yenilenebilir kaynaklarla üretim artıyor. Türkiye, Ağustos’ta elektrik üretiminin yarıdan fazlasını yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretti. Yerli kaynakların enerji portföyündeki payı arttıkça, ithal kaynakların elektrik üretimindeki payı da hızla düşmeye başladı. Geçen yıl Ağustos’ta doğalgazdan elektrik üretimi yüzde 35 iken, bu yılın aynı ayında söz konusu rakam yüzde 20 azalarak yüzde 28’e kadar geriledi. Son yıllarda yapılan YEKA ihaleleri ve yerli kömürün elektrik üretimindeki payının artmasıyla yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimi yüzde 51’e yükseldi.

    “Cari açığın kapanmasına da katkı sağladık”

    Bu yıl Ocak ayında sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi yüzde 28 iken, Ağustos ayında bu rakam yüzde 35’e yükseldi. Özellikle güneş ve rüzgar enerjisine yapılan yoğun yatırımlarla Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretiminde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkeyi geride bıraktı.

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından üretime yönelik çalışmaların sonuçlarının alınmaya başlandığını belirterek, “Ülkemizdeki yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretimini artırma yönündeki çabalarımız sonucu yapılan hesaplamalara göre bu yılın ilk 8 ayında 500 milyon dolardan fazla doğalgaz ithalatının önüne geçerek cari açığın kapanmasına da katkı sağladık” dedi.

    Kurulu güç santral sayısı ikiye katlandı

    Ekonomik saldırılara rağmen büyümeye devam eden Türk ekonomisinin enerjisi yeni kurulan santrallerle hiç kesintiye uğramadı. 2017 Ağustos’ta 3 bin 229 olan santral sayısı iki kattan fazla artarak, bu yılın Ağustos ayında 6 bin 984’e ulaştı. Bu santrallerin büyük çoğunluğunu özel sektör eliyle yapılan yatırımlar oluşturdu. Diğer yandan enerjide dışa bağımlılığı bitirmek için yerli kömüre verilen teşvik ve uygulamalarla yerli kömürün elektrik üretimindeki payı da düzenli bir şekilde artmaya devam ediyor. 2017 Ağustos’ta yüzde 15 olan yerli kömürden elektrik üretimi, 2018 Ağustos’ta yüzde 17’ye ulaştı.