Etiket: Dönmesi

  • İzmir’in İlk Baş Dönmesi Merkezi Açılıyor

    İzmir’de kurulan İzmir Üniversitesi Baş Dönmesi Merkezi ile artık denge bozukluğu ve baş dönmesi şikayeti olan hastalar, doktor doktor gezmek zorunda kalmadan tek bir çatı altında hizmet alabilecek.

    Denge bozukluğu ile kendini gösteren ve her yaşta görülebilen baş dönmesi, tedavi edilmediğinde hastayı yataktan kalkamaz hale düşürebiliyor. Baş dönmesi ile ilgili şikayetleri olan hastalar hangi tıp bölümüne başvuracağını bilemiyor. İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi kurduğu Baş Dönmesi Merkezi ile şikayeti olan hastalara kombine sunduğu hizmetle İzmir’de bir ilki gerçekleştiriyor.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Baş Dönmesi Merkezi doktorlarından Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Murat Cem Miman, İzmir’de bir ilki gerçekleştirdiklerini ve 1 Şubat’tan itibaren hastalarına hizmet vermeye başlayacaklarının müjdesini verdi.

    HASTALAR BEŞ AYRI TESTTEN GEÇİRİLİYOR

    Kurulan merkez ile hastalarına kombine bir hizmet vereceklerinin altını çizen Prof. Dr. Miman, “İzmir Üniversitesi Hastanesi bünyesinde Kulak Burun Boğaz, Nöroloji ve Fizik Tedavi Anabilim Dallarının ortaklaşa hastalıkları değerlendirecekleri bir Baş Dönmesi Merkezi açıldı. Baş Dönmesi Merkezinde iç kulaktan beyine kadar giden, insanı ayakta tutan bir sistemle hastalıkların ayrı ayrı değerlendirilebileceği beş test aracı var. Hastalar testlerden geçtikten sonra nöroloji ve kulak, burun boğaz akademik heyetiyle değerlendirilecek ve gerekli görülen hastalar Fizik, Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalına yönlendirilerek baş dönmesi ile ilgili rehabilitasyon tanısı alabilecekler” dedi.

    NÖROLOJİ, KBB VE FİZİK TEDAVİ AYNI ÇATI ALTINDA

    Baş Dönmesi Merkezi doktorlarından Nöroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Halil Güllüoğlu da merkez ile hastalara birçok avantaj sağladıklarını vurgulayarak, “Bu merkezin en önemli özelliği İzmir’de bir ilk olmasıdır. En önemli avantajımız da nöroloji ve kulak burun boğaz hekimleri tarafından hastanın birlikte kombine değerlendirilmesi, son teknoloji teknik cihazlardan geçirilmeleri ve bunun sonucuna göre de tanı konulduktan sonra aynı merkez içinde tedavi uygulanmasıdır. Hastanın hem ayrıntılı nörolojik muayenesi hem kulak burun boğaz muayenesi ve ondan sonra da merkezimizde uygulanacak nörosensoriyel testlerden sonra koyacağımız tanıya göre tedavisi düzenlenecek” diye konuştu.

    “DENGEMİZİ SAĞLAYAN TÜM ORGANLAR İNCELENEBİLECEK”

    Baş dönmesi hastalığının kompleks bir rahatsızlık olduğunu ve bu nedenle hastaya tek bir çatı altında vakit kaybetmeden teşhis konulabildiğini belirten Güllüoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Baş dönmesi ve dengesizlik şikayetleri olan her hasta merkezimize başvurabilir. Baş dönmesi ile ilgili gelen hastanın altından, beyin damarlarıyla ilgili hastalık çıkabileceği gibi iç kulakla ilgili hastalıklar da ortaya çıkabiliyor. Bunu ayırt etmek ve kesin tanıdan sonra tedavisini yönetebilmek mesele. Çünkü baş dönmesi hastası kompleks bir hasta oluyor. Birçok merkeze birçok doktora gidiyor, fakat aldığı tanı ve uygulanan tedavilerle çok fayda görmüyor. Merkezimizde ise dengemizi sağlayan tüm organlar incelenebilecek.”

    “HASTALAR NEREYE BAŞVURACAKLARINI BİLEMİYOR”

    Baş dönmesi şikayeti olan hastaların nereye başvuracağı konusunda farkındalıklarının olmadığına dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rezzan Günaydın da şunları söyledi: “Baş dönmesi olan hastalar nereye başvuracaklarını bilmiyor. Hasta kulak burun boğaza gidiyor oradan nörolojiye gitmesi gerektiği konusunda yönlendirilmiyor ya da bilemiyor. Bu merkez ile tek bir çatı altında birçok hekimin değerlendirmesine tabi tutularak, hastalara daha iyi bir tanı ve tedavi imkanı sunulmuş olacak. Baş dönmesi yakınmasıyla merkezimize gelmiş olan hastalar, nöroloji ve kulak, burun, boğaz hekimleri tarafından değerlendirildikten ve baş dönmesi sebebi tam olarak tespit edildikten sonra egzersiz gerektiren, rehabilitasyon gerektiren hastalar Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümüne gönderilecek. Bize gelen hastalar da baş dönmesini engelleyecek, hastalardaki bu yakınmayı kaldıracak egzersiz ve rehabilitasyon yöntem tedavisi uygulayacağız. Bunlardan en önemlisi bakış stabiliziasyonu ve denge egzersizleri ile bazı manevralardır. Bunları belli seans dahilinde uygulayarak hastalarımızı tedavi edeceğiz.”

  • Başkan Sözlü: “Üzerimde Özköylü’nün Dönmesi İçin Baskı Var”

    Adana Demirspor Başkanı Sedat Sözlü, teknik direktörlük görevinden geçtiğimiz günlerde istifa eden Osman Özköylü’nün tekrar takımın başına getirilmesi için taraftarın baskı yaptığını söyledi.

    Osman Özköylü’nün aileden biri gibi gördüklerini belirten Sözlü, “Osman hocamızla ayrıldık fakat dünden beri taraftarın çok büyük baskısı var, hocanın geri dönmesi için. Üzerimde baskı var fakat yönetim kurulu ile aldığımız karardan geri dönmek istemedim. Adana’da hala ’Osman hoca gönderilmemeliydi’ diye olumsuz bir hava var” dedi.

    Sözlü, Özköylü ile vedalaşmanın kendisi için zor olduğunu ifade ederek, “Ben zaten Osman hocayı gönderirken de çok zorlandım. Ben her şeyi hayra yoruyorum. Şu anda yardımcı antrenör Ahmet Cingöz takımı çalıştırmaya başladı. Ne yapacağımıza karar veremedik. Elimizde hoca seçenekleri var. Fakat Osman Özköylü’nün geri dönmesi noktasında çok da büyük baskı var. Şuan için böyle bir girişimde bulunmadık. Bekleyeceğiz artık” diye konuştu.

  • En Büyük Baş Dönmesi Sebebi: Vertigo

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Profesör Doktor Mehmet Yavuz Sütbeyaz, baş dönmesinin en büyük sebebinin vertigo olduğunu söyledi. Prof. Dr. Sütbeyaz, “Vertigo, (Latince dönmek) hareket duygusunun kaybı ve baş dönmesi demektir. Vertigo,her hasta tarafından farklı tarif edilir. “Etraf dönüyor, “başımı tutamıyorum, “yer ayağımın altından kayıyor, “yürürken bir yana doğru kayıyorum, “kafamın içi boşalıyor, “gözlerim kararıyor şeklinde tarif edilebilir. Vertigo bir hastalık değildir, bir hastalığın belirtisidir” dedi.

    DENGE SİSTEMİ

    Dengenin sağlanmasının çok fazla sistemin rol oynadığı bir durum olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sütbeyaz, “İç kulak, gözler ve iskelet-kas sistemi bu sistemin birer elemanlarıdırlar. Bu organlardan gelen bilgiler beyin ve beyinciğe iletilir. İç kulakta 3 tane yarım daire kanalı ve iki tane kesecik mevcuttur. Bu kanallarda hareket eden sıvı sayesinde 3 boyutlu düzlemde uzaydaki konumumuz beyine iletilmektedir. Bu 3 sistemi (kulak, göz, kas-iskelet) etkileyen bir hastalık durumunda, baş dönmesiile birlikte o organa ait diğer belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde çınlama, işitme azlığı, kulakta basınç ve dolgunluk hissi, kulak akıntısı saptanabilinir. Ancak birçok hastada sadece baş dönmesi mevcuttur” diye konuştu.

    Prof. Dr. Sütbeyaz, vertigo nedenleri ve vertigo sebeplerini ise şöyle anlattı; “Periferik vertigo: Vertigonun sebebi iç kulak kaynaklıdır; Benign Paroxismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) halk arasında iç kulak kanallarında kristal kayması olarak bilinir. Vertigonun (başdönmesi) en sık görülen sebebidir. Her insanın yaşamı boyunca en az bir seferde olsa BPPV ihtimali yüzde 10’dur. Başın veya vücudun bir hareketi ile (perde asarken, arabada geri manevra yaparken, bir tarafa yatarken vb) ortaya çıkan başdönmesi ataklarıdır. Vertigo olmadığı dönemde, yürüme sırasında hafif dengesizlik olabilir. İç kulaktaki yarımdaire kanalları içerisine denge organı üzerinde bulunan kristal taneciklerinin düşüp baş hareketleri ile kanallarda dolaşıp ani uyarılara yolaçması sonucunda husule gelen başdönmesidir. Videonistagmograf (VNG) testi ile kristal taneciklerinin yeri saptanıp, yerine göre değişik manevra tedavisi ile düzeltilir. Vestibüler norinit: Çoğunlukla ÜSYE (üst solunum yolu enfeksiyonu) larını takip eden günlerde ortaya çıkan başdönmesi, bulantı-kusma krizidir. Bazen günlerce sürebilir. Kendiliğinden yavaş yavaş düzelir (gribal hastalıklar gibi). Bulantı-kusma önleyic (antiemetik) ilaçlarla destek olunabilir. Özellikle ilk günlerde yatak istirahati şarttır. Meniere Hastalığı: İşitme kaybı, kulakta çınlama ve dolgunluk hissi, 24 saate kadar sürebilen baş dönmesi ataklarının eşlik ettiği iç kulaktaki sıvıların basıncının yüksek olması durumudur. Stres ve tuz tüketimi suçlanmaktadır. Sigara nikotininine karşı bir aşırı bünyesel reaksiyonun sebep olduğu iddiası da çok güçlüdür. Kronik orta kulak iltihaplarının iç kulağa yayılması (labirentit) sonucunda meydana gelen vertigo, Migrenöz vertigo (vestibüler migren): Migren toplumda başağrısının bir türü olarak bilinir. Çok fazla bilinmeyen kısmı ise migren başağrısının vasküler (damarsal) başağrısı olduğudur. Kafatasındaki zengin damar ağının ani olarak genişleyip veye daralmasıyla tetiklenen ağrıdır migren. Vestibüler migren ise iç kulaktaki denge sisteminin ve/veya uyarıları beyne götüren vestibüler sinirin (denge siniri), beslendiği damarlardaki ani kasılmalara bağlı kan dolaşımının bozulmasıyla meydana gelen baş dönmesidir. Tedavisi migren etdavisine benzer. İç kulakta veya iç kulak sinirindeki tümöral hastalıklar Santral vertigo: Beyinde bulunan denge merkezlerini etkileyen nörolojik durumularda oluşan vertigodur. Baş dönmesine şuur kaybı, çift görme, konuşma bozuklukları ve felç gibi semptomlar eşlik edebilir. Ayrıca boyun problemleri ve sistemik hastalıklarda da vertigo görülebilir.”

    VERTİGODA TANI NASIL KONULUR

    Kulak Burun Boğaz Uzmanı Profesör Doktor Mehmet Yavuz Sütbeyaz, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Öncelikle KBB hekimi tarafından fizik muayene ile her iki dışkulak yolu,kulak zarı ve orta kulak değerlendirilir. Daha sonra bazı testlerin yapılması gerekmektedir. İşitme problemi varsa odyometri (işitme testi) ve stapes refleks testi, dolgunluk hissi varsa timpanometri (orta kulak basınç testi) yapılabilir. İç kulaktaki patolojileri saptamak için özellikle vertigonun en sık sebebi olan BPPV (kristal kayması) tespiti ve tedavisinin yönlendirilmesi için mutlaka VNG (videonistagmografi) yapılmalıdır.

    Videonistgmografi (VNG) Hastaya kamerası olan özel bir gözlük takıldıktan sonra sedyede baş ve gövdeye pozisyonlar verilerek göz hareketleri incelenir ve kaydedilir. Gözlerdeki kaymalar (nistagmus) incelenerek iç kulak kanallarındaki kristalciklerde kayma varmı (BPPV) varsa hangi kanalda olduğu tespit edilir.

    VERTİGODA TEDAVİ

    Vertigo sadece bir bulgu olduğundan öncelikle altta yatan hastalık tedavi edilmelidir. Videonistagmografi testi ile eğer iç kulaktaki kristallerle ilgili problem saptanırsa (BPPV), özel manevralar (Epley, Semont, Barbeque, Gufoni ) veya özel egzersizler (Brandt-Daroff) yaptırılarak kanallarda kristallerin stabilizasyonu sağlanır. Tecrübeli ellerde yapılan test ve manevralarla hastalar bir seansta bile yıllardan beri çektiği vertigo şikayetinden kurtulabilmektedirler. Eğer baş dönmesi Meniere hastalığına bağlı ise, tuz kısıtlaması, sigara yasağı, stresten uzak durma ve gerekirse psikolojik tedavi, allerjen gıdalardan uzak durma ve bazı ilaçlar ile baş dönmesi ataklarının sıklığı ve atakların süresi azaltılmaya çalışılır. Kriz dönemlerinde gerekirse hasta yatırılarak tedavi edilir. Migrenöz vertigolarda tedavi migren başağrılarında olduğu gibidir. Vestibüler nörinit başlangıç döneminde yatak istirahati önerdiğimiz, her gün şikayetleri biraz daha azalarak 15-30 gün içerisinde kendiliğinden düzelen, denge organının bir tür nezlesidir.”

  • Erkeklerin Kabusu, Kıl Dönmesi

    Kıl dönmesi rahatsızlığının 20 ile 35 yaş arasındaki hafif gürbüz, cilt altı dokusu yağlı kişiler ile daha çok oturarak iş yapanlarda görüldüğünü ifade eden Op. Dr. Orçun Oral Şentürk, kıl dönmesinin, enseden ve sırttan düşen kılların kalçanın orta bölgesindeki oluğa (kıl folikülü) girerek bu bölgede yuva oluşturmasıyla meydana geldiğini ve hastalığın daha çok erkeklerde görüldüğünü kaydetti.

    Medilife Çapa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Orçun Oral Şentürk, kıllı erkek hastalığı olarak da bilinen kıl dönmesi ve tedavisi konusunda bilgiler verdi.

    Şentürk, “Oturarak iş yapanlar, kalça ortasındaki oluğun temizliğine dikkat etmeli. Özellikle o bölgedeki kıllar lazer epilasyonla ya da tüy dökücü kremlerle temizlenmeli. Her banyodan ve her berberden sonra, o bölgede kıl kalmamasına dikkat edilmeli. Uzun süre oturanlar kesinlikle kaykılarak oturmamalı, bunun yerine dik oturmalı. Spor yapılmalı. Çünkü günlerinin büyük bir bölümünü bilgisayar başında geçirenler hızla kilo alıyor ve cilt altı yağlanıyor. Oturdukça o bölgedeki kılların içeri girme ihtimali biraz daha artıyor. Her ne kadar bu isimle anılsa da “Pilonidal Sinüs” veya “Kist Dermoid Sakral” hastalığı kadınlarda da, az kıllı erkeklerde de görülebilir. Kıl dönmesi hastalığı Türkiye’de sık görülen bir hastalıktır. Özellikle erkeklerde kadınlara oranla erkeklerde 10 kat daha sık görülür. Kuyruk sokumundaki kıl köklerinin cilt altına doğru büyüyüp bu bölgede bir infeksiyon oluşturması durumudur. Yani Kıl ilerlediği yolu şaşırır. Cilt üstüne değil, kıl yuvasının içine doğru uzaması halidir.”

    “SADECE KUYRUK SOKUMUNDA OLMAZ”

    Op. Dr. Orçun Oral Şentürk, “Bu tarz kıl dönmesi kılın olduğu ve kökünden çekildiği vücudun her bölgesinde görülebilir. Bu tür kıl dönmesi daha çok batık veya kıl batması olarak tarif edilir” dedi

    Halk arasında kıl dönmesi olarak bilinen Pilonidal Sinüs hastalığının, ameliyatsız tedavisinin mümkün olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr.Orçun Oral Şentürk, uyguladığı tedavi yönteminin ameliyat kadar başarılı olduğunu belirtti. “İşlem 20 dakika sürüyor ve hasta yürüyerek taburcu oluyor. Buna bağlı olarak da kişinin sosyal ve iş hayatı da olumsuz etkilenmemiş oluyor” diye ekledi.

    Fenol tedavi yönteminin uzun süredir Türkiye’de birkaç üniversitede uygulandığını belirten Op. Dr.Orçun Oral Şentürk, bugüne kadar bu durumdaki yüzlerce hastayı tedavi ettiğini belirterek, “İşlem 20 dakika sürüyor ve hasta yürüyerek taburcu oluyor. Lokal anestezi ile yapılan yöntemde herhangi bir cerrahi tedavi ya da dikiş uygulanmıyor. Kıl dönmesi deliklerinden kılların özel bir aletle temizlendikten sonra odağın içine fenol uygulanıyor. Tedavinin sonrasında herhangi bir ağrı ve sızı olmuyor. Hasta 1 gün sonra işinin başına dönebiliyor. Kıl dönmesine uyguladığımız yöntem doğru hastalarda ameliyatlarda ki kadar başarı sağlayabiliyor” dedi.

    “ERKEN TEŞHİS BAŞARIYI ARTTIRIR”

    Hastalıktaki başarı oranının erken teşhise göre arttığını ifade eden Op. Dr. Orçun Oral Şentürk, Türkiye’de kıl dönmesi rahatsızlığının çok sayıda görüldüğünü, fakat hastalık kuyruk sokumunda oluştuğu için çoğu vatandaşın utancından rahatsızlığını kimseyle paylaşmadığını belirterek vatandaşları, doktora görünmeleri konusunda uyardı.

    “GECİKEN VAKALAR AMELİYATSIZ TEDAVİ ŞANSINI KAYBEDEBİLİR”

    Kuyruk sokumunda ağrı, bu bölgeden iç çamaşırı kirletecek akıntı (sarı, berrak veya kırmızı renkte) olması şikâyetlerine yol açar. Bu tip şikâyetleri olanların vakit geçirmeden muayene olmalarının önemine dikkat çeken Op. Dr. Orçun Oral Şentürk, hastalık derecesi evre 1 ve 2 olan hastalarda başarı sağlayan tedavi yöntemini, evre 3 ve 4’e uygulamadıklarını ve bu hastaları ameliyata yönlendirdiklerini ifade etti.