Etiket: Dönmesi

  • Baş dönmesi şikayeti ile hastaneye giden Suriyeli işçi öldü

    Gaziantep’te iddiaya göre baş dönmesi şikayeti ile hastaneye giden Suriyeli işçi, tedavi altına alındığı yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti.

    Olay, 18 Ekim Salı günü Oğuzeli ilçesindeki Sanayi Sitesi’nde yaşandı. İddiaya göre, Suriyeli işçi Ahmet Bekro (23), düştüğünü iddia ederek baş dönmesi şikayeti ile Oğuzeli Devlet Hastanesi’ne gitti. Doktorun ensesinde bir şişlik olduğunu fark etmesi üzerine Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi’ne sevk ettiği Bekro, burada yoğun bakım ünitesine alındı. Yoğun bakımda tedavisi devam eden Suriyeli işçi, bugün sabah saatlerinde hayatını kaybetti. Bekro’nun cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Gaziantep Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Bekro’nun ölüm haberini alarak Adli Tıp Kurumu’na gelen yakınları ise fenalık geçirdi. Yapılan otopsi sonrası Ahmet Bekro’nun cenazesi defnedilmek üzere yakınlarına teslim edilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Oğuzeli Devlet Hastanesi’nden ise olayla ilgili bir açıklama yapılmadı.

  • 5 dakikada kıl dönmesi ameliyatı

    Yenişehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Engin Durmuş, micro sinüsektomi sistemi ile yapılan kıl dönmesi tedavisinin ağrısız ve yenilikçi bir uygulama olduğunu belirterek, “Klasik uygulamalara göre en büyük farkı sadece 5 dakika gibi kısa bir sürede ve ayakta ameliyatın yapılmasıdır. Ayakta yapılan bir yöntem olduğu için narkoz gerekmez, hastanın hastanede yatmasına gerek kalmaz” dedi.

    Micro sinüsektomi sistemi ile yapılan kıl dönmesi tedavisiyle ilgili açıklama yapan Dr. Engin Durmuş, bu yöntemim ağrısız olduğunu söyledi. Bu yönteminin kıl dönmesi tedavisinde uygulanan bir ameliyat olduğunu kaydeden Durmuş, şu anda en yenilikçi uygulamalar arasında yer aldığını söyledi. Klasik uygulamalara göre tedavinin en büyük farkının sadece 5 dakika gibi kısa bir sürede ve ayakta yapılması olduğunu vurgulayan Durmuş, “Ayaktan yapmak demek yani ameliyathane ortamına gerek kalmadan yapılan tedavi demektir. Ayaktan yapılan bir yöntem olduğu için narkoz gerekmez. Genel anestezi yapılmadığı için hastanın tedavi sonrası hastanede yatmasına gerek yoktur. Mikro sinüsektominin başarılı olmasında en büyük etken tedavinin en küçük kesi ile yapılmasıdır. Bunun için mümkün oldukça kesi 1-2 santimetreye kadar düşürülmektedir. Klasik ameliyatlarda bu kesi oranı 10 ile 25 santimetre arasında olmaktadır. Kesi ne kadar büyük olursa yaşayacağınız ağrı, kanama, iltihap riski artmaktadır” diye konuştu.

    “Tekrarlama riski yüzde 3 ile 5 gibi çok düşük ihtimal”

    Son zamanlarda bu hastalığı ameliyatsız ya da lazerle tedavi ettiğini söyleyenlerin olduğuna dikkat çeken Durmuş, “Yapılan operasyon ile bir delik açarak cilt altında biriken kılları 10-30 dakika içerisinde azar azar çıkarıyorlar. Fakat kılları saran koruyucu zar çıkarılmadığı için tedavi sonrası tekrarlama riski yüzde 50 gibi yüksektir. Micro sinüsektomi uygulamasında ise cilt altında biriken kıllar onu saran zar ile çıkarılmaktadır. Bu nedenle tekrarlama riski yüzde 3 ile 5 gibi çok düşük bir ihtimaldir. Klasik ameliyatlarda hastanın en az 5-7 gün hastanede yatması gerekir. Bununla sınırlı kalmayıp, evinde 2-3 ay gibi bir süre istirahat etmeli ve bazı yöntemlerde yüzüstü yatması gerekir. Mikro sinüsektomi yöntemi ile hastanın sadece 10 dakika zaman ayırması yeterli olacaktır. Çünkü tedavi süresi sadece 5 dakika sürmekte olup, 15-20 dakika salonda dinlendikten sonra hastamızı kontrol ederek evine, işine, okuluna ya da tatile gönderiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Hasta ameliyattan sonra 1 gün sonra banyo yapabilir”

    Flap yöntemi ile yapılan ameliyatlarda 28-30 santimetre alanda kesi yapıldığını vurgulayan Durmuş, “Hasta en az 6 ay kalçası üzerine oturamaz ve iltihap problemine karşı günlük pansuman yapılması gerekir. Micro sinüsektomi ile tedavi olduğunuzda ise hiçbir şekilde pansumana gerek olmadığı gibi tedavi sonrası araç kullanarak evinize dönebilirsiniz. Klasik ameliyatların zor oluşu insanları ameliyatsız tedavi gibi bilimsel olmayan uygulamalara itse de körü körüne yapılan kristalize ve gümüş fenol tedavilerinde tekrarlama riski çok yüksektir. Çünkü tüm kılların çıkarıldığından emin olunmadığı gibi ayrıca kılları saran kapsül çıkarılmamaktadır. O nedenle ameliyatsız kıl dönmesi kelimelerinin güzelliğine kanmayın, kalıcı bir sonuca ulaşma imkanı yoktur. Klasik yöntemlerde doku hasarı büyük olması nedeniyle en az 15 gün şiddetli bir ağrı yaşarken, micro sinüsektomi ise ağrı kesici bile kullanmaya gerek olmayacak düzeyde bir ağrı hissedilir. Klasik yöntemlerde kesi büyük olması nedeniyle o bölgede oluşan kirli kanı emmesi için dren adı verilen vakum aleti takılmaktadır. Mikro sinüsektomi ise kirli kan oluşmayacağı için dren takmaya gerek yoktur. Diğer yöntemlerde çok ciddi ameliyat izi kalırken mikro sinüsektomi yönteminde ise cerrahi gizli dikiş yapılması nedeniyle neredeyse hiç iz kalmaz. Çünkü dikiş yapılan alan sadece 2 cm genişliğindedir. Yine klasik ameliyatlarda hastanın 15-20 gün banyo yapması yasaklanırken micro sinüsektomi için banyo oldukça faydalı olup, hastamıza 1 gün sonrası banyo yapmaya başlayabileceğini belirtiyoruz” şeklinde konuştu.

  • Baş Dönmesi Ciddi Hastalıkların Belirtisi Olabilir

    Özel Konya Hospital doktorlarından Nöroloji Uzmanı Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu belirterek, “Baş dönmesine, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıklar ya da beyincikte tümör sebebiyet verebilir” dedi.

    Nöroloji Uzmanı Dr. Öner Yalın, baş dönmelerinin toplumumuzda sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ve halk arasında baş dönmelerinin vertigo diye bilindiğini, aslında vertigonun bir hastalık olmadığını söyledi. Vertigo’nun ya da baş dönmelerinin mevcut hastalıkların, dışa yansımasından kaynaklanan bir semptom olduğunu ve bunun bir çok sebebi olabileceğini ifade eden Dr. Yalın, şöyle konuştu:

    “Baş dönmesi sistemik hastalıklardan kaynaklanabileceği gibi iç kulaktan ya da beyinden de kaynaklanabilir. Anemi, kolesterol yüksekliği, tiroit fonksiyonlarındaki bozukluk, b12 vitamin eksikliği, tansiyonlardaki düşüklük ya da yükseklik vertigo ya da baş dönmesi yapabileceği gibi iç kulaktaki bazı rahatsızlıklar da beyindeki bazı rahatsızlıklar da baş dönmesi yapabilir. İç kulağın orta kulak iltihaplanması, iç kulakta vestibüler nürit dediğimiz iltihaplanma miniere hastalığı, iç kulaktaki suyun fazla olması, hidrops olması, benign pozisyonel vertigo dediğimiz rahatsızlıklar baş dönmesi yapabilir.”

    “BEYİNDEN KAYNAKLANAN CİDDİ HASTALIKLAR BAŞ DÖNMELERİNİN SEBEBİ OLABİLİR”

    Dr. Yalın, beyinden kaynaklanan ciddi hastalıkların, beyin ya da beyincikteki tümörlerin, artrio venöz malformasyonların, migrenin baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini ifade etti. Epileptik sara hastalarının da yine baş dönmesiyle ilişkili olabileceğini anlatan Nöroloji Uzmanı Yalın, sözlerini şöyle tamamladı: “Baş dönmesi olan hastalarımızda çok hafif semptom dışında yataktan kalkamayacak kadar çok şiddetli semptom olabilir. Baş dönmesi olan hastalarımızın mutlaka bir KBB doktoru ya da Nöroloji doktoruyla görüşmesi ve baş dönmesine neden olabilecek hastalığın teşhisinin yapılması gerekmektedir. Tedavi bu teşhisin sonucuna göre yapılacaktır. Teşhis konulmayan hastalarımız iç hastalıklarıyla fizik tedavi doktoruyla ya da psikiyatri hastalarıyla görüşülebilir.”

  • Kıl Dönmesi Erkeklerde Daha Çok Görülüyor

    Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Kadir Uskuay, kıl dönmesi hastalığının Türkiye’de sık görülen bir hastalık olduğunu ifade ederek, “Özellikle erkeklerde kadınlara oranla daha çok görülüyor” dedi.

    Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Kadir Uskuay, kıl dönmesi ve tedavisi konusunda yaptığı açıklamada, “Kıl dönmesi (Pilonidal sinüs) Pilonidal sinüs kuyruk sokumunda deri altında oluşan, genellikle içi kıl dolu iltihabi bir hastalıktır. Derinde bulunan infeksiyon yerinden deri yüzeyine sinüs denen kanallar uzanır. Pilonidal kıl yuvası demektir ve pilonidal sinüs genelde vücudu çok kıllı insanlarda görülür. Bazı doktorlar bunun deri içine doğru büyüyen kıllardan oluştuğuna inansa da bu henüz kanıtlanmamıştır. Kalça oluğu derin kişilerde sık görülür” diye konuştu.

    Kıl dönmesi rahatsızlığının hemen herkeste meydana gelebildiğini ancak 16-30 yaş arasındakileri etkilediğini anlatan Op.Dr. Kadir Uskuay, “Genellikle çok oturan, özellikle de kaykılarak oturan kişilerde sık görülür. Şişman olmak ve vücut kıllarının kalın/sert olması hastalığa yatkınlık sağlar. Erkeklerde daha sık görülmekte olup kadınların 10 katıdır. Bazı durumlarda antibiyotik ve melhemlerle tedavi edilebilir. Daha ciddi durumlarda ameliyat gereklidir. Ameliyatta sinüsün içi boşaltılır (drenaj yapılır) veya kesip çıkartılır. Drenaj tercih edilen tedavi yöntemidir ama boşaltılmış bir sinüs tekrar iltihaplanabilir. Nüksetme olasılığını tamamen ortadan kaldırmak için sinüsün alınması gerekir” dedi.

    Kuyruk sokumunda kaşıntı ve akıntı, çamaşırların lekelenmesi veya kuyruk sokumunda ağrılı veya ağrısız sert şişlikler şeklinde hastalığın ortaya çıktığını ifade eden Op.Dr. Kadir Uskuay, “Bazen herhangi bir muayene sırasında kuyruk sokumunda tesadüfen farkedilen akıntısız veya çok az akıntılı milimetrik delikleri olan şişlik-sertlik şeklinde olur. Bazen de aniden yükselen ateşle seyreden, üzerine oturulamayan, el dahi değdirtmeyen, yürütmeyen, çok ağrılı, büyük abse şeklinde ortaya çıkabilir. Enfeksiyon şiddetli olursa ateş, halsizlik ve bulantıya da yol açabilir” dedi.

    Genellikle ameliyatsız tedavilerin sonuç vermediğini vurgulayan Op.Dr. Kadir Uskuay, daha sonra şunları kaydetti; “Kalıcı tedavi için hastalıklı kitlenin mutlaka tamamen çıkarılması gerekir. Ameliyat sonrası en büyük problem nükstür. Yüzde 10-20 nüks edebilir. En etkin ameliyat Limberg flep kaydırma denilen çıkartılan dokunun yerine yandaki sağlam bölgeden doku kaydırılarak yara yerinin kapatılmasıdır. 1000’den fazla yaptığım ameliyat tecrübelerime göre en konforlu, en hızlı iyileşen, günlük yaşama en erken dönülen (istirahat süresi en kısa) ve en az nüks eden ameliyat şeklidir.”

  • Baş Ağrısı, Baş Dönmesi, Mide Bulantısı, Belirtilerine Dikkat

    Baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı gibi belirtiler, beyincik sarkması rahatsızlığından dolayı ortaya çıkabiliyor. Beyincik sarkması ancak cerrahi yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

    Medicana International İstanbul Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Prof. Dr. Hidayet Akdemir, Tip 1 beyincik sarkmasının genellikle gençlik çağında daha sık görüldüğünü belirterek, “Bu tip anomalinin ana özelllliği beyincikteki tonsillalarının foramen magnum altında servikal omurilik kanalı içerisine sarkmasıdır. Bu hastalıkta Beyin Omurilik Sıvısının (BOS) hem beyin, hem de omurilik kanalında dolanımı bozulması sonrası beyin içerisinde basınç değişikliklerine ve kafa içi basıncın artmasına yol açmaktadır. Bu hastalığın oluşumunda ileri sürülen 3 teori vardır. Hidrodinamik teori; kafa içi basıncı ile omurilik kanalı arasındaki basınç farkı nedeniyle bu anomali oluşmaktadır, mekanik teori; beyincikteki yapışıklılara bağlı olarak BOS dolanımın bozukluğu söz konusudur, yanlış gelişim; yaygın gelişimsel bozukluğun bir lokal uzanımı olarak beyincik dokuları uzamıştır” dedi.

    Beyincik sarkmasının en sık şikayetlerinin, özellikle aralıklı artan kafa içi basıncı sonrası baş, ense, boyun ve omuzlardaki ağrı olduğunu belirten Akdemir, “Baş ağrısı özellikle geceleri uykudan uyandıracak tarzdadır. Baş ağrısı genellikle bulantı bazen de kusma ile birlikte görülebilir. Baş ağrısını ense bölgesindeki bazen omuzlara doğru yayılan ağrıları ve sertlikle takip eder. Ağrı zaman zaman olur bazen hiç olmaz bunun nedeni BOS dolanımındaki aralıklı seyirdir. Ayrıca omuz, bel veya bacak ağrıları görülür bu ağrılar yansıyan tarzda değildir. Ense, omuzlar ve kollardaki ağrı ve basınç veya baskı hissi en sık şikayetlerdir. Bu ağrıları baş dönmesi dengesizlik şikayetleri takip eder. Artan kafa içi basıncının yansıması olarak gözlerde bulanık görme, çift görme, gözlerin arkasında ağrı ve basınç hissi işığa ve güneşe bakamama şikayetleri vardır. En sık olarak (yüzde 70) nörolojik defisitlerden özellikle motor ve duyu defisitleri ekstremiteler de olup bu bulgu omurilik kanalı içerisinde kist olanlarda görülür. Bundan sonra yüzde 30- 40 oranında yürüme bozukluğu (ataksiler) görülür. Daha az sıklıkla yüzde 15-25 oranında yutma güçlüğü, konuşma bozukluğu, nistagmus, ve beyincik kranial sinir felçleri görülür.Beyincik bir denge merkezi olduğu için beyincik baskı altında olduğu için özellikle ince hareketler veya koordine hareketler bazende ellerde titremeler görülür. Ataksi başlığı altındaki denge bozukluğu baskındır. Çocukluk ve adelosan çağı ilerleyici skolyozların yüzde 30 unda Tip 1 beyincik sarkması birlikte bulunur görülür” dedi.

    Bu anomalinin tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Akdemir, “Malesef bu anomalinin cerrahi işlem dışında tedavisi yoktur. Tedavide ana soru bu anomali şikayet veriyor mu yoksa vermiyor mu bu sorunun cevabı çok önemlidir. Cerrahi tedavinin amacı, kranio-servikal bölgede bozulan nöral yapıları rahatlatmak ve BOS dolanımını düzeltmek için arka çukur kemik yapıları restore etmektir. Beyincik sarkması tip 1 cerrahi tedavisinde uygulananan ameliyat teknikleri; suboksipital kraniektomi, araknoid yapışıklıkların giderilmesi, tonsillar rezeksion ve duraplastidir.

    Suboksipital dekompresyon yapmadan önce önden bası nedenleri; platibazi, C-1 asimilasyonu tanımlanmalıdır.Böyle durumlarda beyincik sarkması eşlik eden diğer anomaliler doğru tanımlanmalıdır. Bu durumda ağız yoluyla öndeki bası kaldırıldıktan sonra enseden cerrahi girişim düşünülmelidir. Pediatrik A-Chiari malformasyonu olgularda ilk problem cerrahi endikasyondur. Bu yaş grubunda A-Chiari tip 1 teşhisi çoğunlukla tesadüfi bulgudur. Bu yaş grubu olgularında cerrahi tedavi konusunda kesin bir konsensus yoktur. Erişkin grubu Arnold-Chiari malformasyonları cerrahi tedavi sonuçlarında özellikle suboksipital kraniektomi, C-1 laminektomi, duraplasti yapılan olguların yüzde 100 şikayetlerde iyileşme, sirengomyeli olguların yüzde 80 sirengomyeli kavitasyonda küçülme görülmektedir” diye konuştu.