Etiket: Dönmesi

  • Koruyucu ailesi ’Öykü’nün geri dönmesi istiyor

    Antalya’nın Alanya ilçesinde annesinin bırakıp ortadan kaybolduğu minik Öykü’ye sahip çıkan aile, gerekli başvuruları yaparak korucuyu olmayı üstlendi. Ailenin ve şu an 8 yaşında olan Öykü’nün durumunu sürekli kontrol eden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı görevlileri, son hazırladıkları raporla minik kızı koruyucu aileden aldı. Kızlarının alınmasıyla yıkılan aile çocuğun geri verilmesi için yardım istedi.

    İddiaya göre, Elikesik Mahallesi’nde oturan Yavuz ailesine 2011 yılında gelen Ayşe B., çalıştığı için bakamadığını söylediği ve o tarihte 1.5 yaşında olan kızı Öykü B.’yi belli bir ücret karşılığında bakmaları için Zahide ve Ramazan Yavuz çiftine verdi. Annenin teklifini kabul eden 2 oğlu ve 1 kızı bulunan Yavuz çifti Öykü’ye bakmaya başladı. Her ay düzenli olarak ücret gönderen ve hafta sonları da çocuğunu görmeye gelen Ayşe B.’nin ziyaretleri 2012 yılında düzensizleşmeye başladı. Anne Ayşe B. bir süre sonra da hiç gelmedi. Yavuz ailesinin tüm çabalarına rağmen anne bulunamadı. Öz çocuklarından ayrıt etmeden Öykü’ye bakmaya devam eden Yavuz ailesi, küçük kızı öz ailesi olmadıklarını ve annesinin her an gelebileceğini söyleyerek büyüttü.

    Geçen süreçte aileden biri olan Öykü de Zahide Yavuz’a anne, Ramazan Yavuz’a baba ve ailenin çocuklarına da ağabey ve abla dedi. Yavuz ailesi de Öykü B.’yi çocukları olarak kabul ederek yaşamayı sürdürdü.

    “Koruyucu aile olunması yönünde karar alındı”

    Yavuz ailesi, bir süre önce ateşlenen Öykü’yü aile hekimine götürüldü. Muayene için yapılan hasta kaydı sırasında doktor, Öykü’nün kimliğinde soyadının farklı olduğunu görünce sebebini sordu. Yavuz çifti de gerçeği doktora açıkladı. Aile hekimi bunun yasal olmadığını, ileride başlarına sıkıntı açabileceğini söyledi. Aile, hekimin uyarısı üzerine 2014 yılında o dönemin Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna başvurup durumu anlattı ve koruyucu aile olmak istedi. Başvurunun üzerine yetkililer aileyi ve yaşadıkları evi incelemeye aldı. Mahalle muhtarı ve komşulardan da bilgi alan yetkililer, çocuğun psikolojisinin olumsuz yönde etkilenmemesi amacıyla oluşturdukları raporla Öykü’nün ailede kalmasında sakınca olmadığına kanaat getirerek denetim şartı ile koruyucu aile olunması yönünde karar aldı.

    “Öykü aileden alınıp Antalya’daki bir sevgi evine yerleştirildi”

    Yavuz ailesinin koruyucu aile olarak seçilmesinin ardından yetkililer belirli aralıklarla gelerek Öykü’yü ziyarette bulundu. Koruyucu aileye ise aylık bin 300 TL bakım maaşı bağlandı. Yetkililer kontrollerde çocuğun aileye uyumu, sosyal hayata uyumu, psikolojisi, ev ve okuldaki refahı konularında denetlemeler yaptı. Ailenin yaşadığı bahçeli ve tek katlı müstakil evi denetleyen yetkililer son hazırladıkları raporda Öykü’nün okula servisle gönderilmediğini, Öykü’nün ailenin öğrenci olan kızları 16 yaşındaki Merve Yavuz ile aynı odada kaldığını tespit etti. Ailenin aynı evde yaşayan 18 ile 20 yaşında iki erkek çocuklarının da sorun teşkil edebileceğini raporlayan yetkililer, Öykü için ayrı bir oda ve gardırop temin edilmesini, evden okula servisle gönderilmesini, aksi taktirde işlem başlatılacağı yönünde aileyi uyardı. Aile ise evlerinin okula uzak olmasından dolayı Öykü’yü okula götürecek servis bulamadıklarını, kendilerinin de okula götürecek imkanları olmadığını dolayısıyla Öykü’nün kışın zor şartlarda bile okula yürüyerek gidip geldiğini beyan etti. Uyarıların ardından geçtiğimiz 13 Temmuz’da Antalya’dan gelen Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü görevlileri şartların iyileştirilmediği gerekçesiyle Öykü’yü aileden alıp Antalya’daki bir sevgi evine yerleştirdi.

    “Kızımı çok özledim”

    Öykü’yü kızı olarak gördüğünü ve gitmesiyle çok zor günler geçirdiklerini aktaran 42 yaşındaki Zahide Yavuz “Ben sesimi duyan herkesin yardımlarını bekliyorum. Kızımı çok özledim. Onu yanımda istiyorum. Diğer evlatlarım gibi. Bir annenin evladından ayrıldığını düşünün. Çok özledim Öykü’mü, canım kızımı, küçücük kuşumu. Kuşumdu çünkü o benim. Dayanacak gücüm kalmadı. Her gün onun gelmesini umut etmeyi beklemekten artık çok çaresizim” dedi.

    Kardeşini geri istediğini belirten koruyucu ailenin kızları Merve Yavuz ise gözyaşlarına engel olamayarak, “Onu çok özledim. Onu geri istiyorum. Ben onsuz geceleri çok zor uyuyorum. Uyuduğumuzda ben onun üzerini örterdim, o benim üzerimi örterdi. Öykü eve gelsin ben ona bakarım. Tüm ihtiyaçlarını gideririm. Ders çalıştırırım, okuluna götürür, getiririm” diye konuştu

    “Ben onu kendi evlatlarımdan üstün tuttum”

    Bir sitede güvenlik görevlisi olarak çalışan baba 46 yaşındaki Ramazan Yavuz da, Öykü’nün kendilerinden alınmasıyla çok kötü günler geçirdiklerini belirtti. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan Ramazan Yavuz, “15- 20 gündür biz hayat yaşamıyoruz. Biz yaşamıyorsak o çocuk da bu haldedir. O yüzden ben çocuğu geri istiyorum. Cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve tüm devlet büyüklerinden yardım bekliyoruz. Elimden geleni yapıyorum, her yere duyurmaya çalışıyorum ve bu çocuğu o kadar çok seviyorum ki kendi çocuklarımdan ayırt etmedim ve etmem de. Çünkü ben onu kendi evlatlarımdan üstün tuttum, bu devletin himayesinde bir çocuk olduğu için bir sefer düşürüp, incitmedim” şeklinde konuştu.

    Bakan Çavuşoğlu konuya el attı

    6.5 yıldır baktıkları Öykü’nün alınması üzerine büyük bir şok yaşayan aile ise yetkililere seslenerek Öykü’nün geri verilmesini istedi. Konudan haberdar olan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da konuyu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya ilettiği, Bakan Kaya’nın talimatıyla 4 müfettiş görevlendirilerek konunun araştırıldığı belirtildi.

    “Eğitim hayatı boyunca tüm masraflarını biz karşılarız”

    Öykü’nün durumunu öğrenen Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel de “Sorun ayrı oda ve gardırop gibi eşyalar ise Yavuz çiftinin evlerinin üzerine bir katı biz yaptıralım, böylece minik Öykü’nün de kendine ait bir odası olsun. Odasına eşya da temin ederiz. Ayrıca Öykü’nün yeniden Yavuz çiftine verilmesi halinde eğitim hayatı boyunca tüm masraflarını biz karşılarız” dedi.

  • KKTC Cumhurbaşkanlığı, Maronitlerin köylerine geri dönmesi için karar alındığını açıkladı

    KKTC Cumhurbaşkanlığı, Maronitlerin KKTC’deki bütün köylerine dönüşlerini sağlamak için siyasi kararın verildiğini açıkladı. Kararın KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı başkanlığında ilgili üst düzey yetkililerin katılımıyla yapılan toplantıda alındığı belirtildi.

    KKTC Cumhurbaşkanlığında yapılan toplantıda, tüm Maronitlerin köylerine dönüş imkanı sağlanması kararı alındı. Açıklamaya göre, dönüşlerin başlaması için yürütülecek çalışmaların kurumlar arası eşgüdümü, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu tarafından yürütülecek.

    Maronitlerin köylerine geri dönmesine imkan sağlayacak düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Başbakan Yardımcılığı, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçilik müsteşarları ve askeri yetkililer ile koordinasyon içinde ilerleyecek. Çalışmalar kapsamında mevzuata ilişkin gerekli düzenlemeler başta olmak üzere, verilen kararın kısa sürede hayata geçmesi için yol haritası ve uygulama takvimi tamamlanacak.

    Üst düzey toplantı

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı başkanlığında yapılan ve tüm Maronitlerin KKTC’deki köylerine dönüşü için karar alınan toplantıda, Başbakan Hüseyin Özgürgün, TC Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, KTBK Komutanı Korgeneral Ömer Paç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım, Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş, İçişleri Bakanı Kutlu Evren, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’na vekaleten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hamza Ersan Saner, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu, Başbakanlık Müsteşarı Metin Beyoğlu, Başbakan Yardımcılığı ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı Kudret Akay, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Gürkan Kara, KKTC Cumhurbaşkanlığı Güvenlik Özel Danışmanı Halil Sadrazam, Nüfus Kayıt Dairesi Müdürü Ecevit Aktaş ve askeri yetkililer yer aldı.

    Kıbrıs adasına 7. yüzyılda Lübnan’dan gelerek yerleşen ve aslen Hristiyan-Arap olan Maronitler, Rumca konuşurlar.

  • Koyunların çobansız dönmesi acı gerçeği ortaya çıkardı

    Kayseri’de sürünün kendi başına dönmesinden şüphelenen mahallelinin yaptığı aramalarda, serinlemek için ırmağa giren çobanın boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

    Edinilen bilgiye göre, Pınarbaşı ilçesine bağlı Kaynar mahallesinde meydana gelen olayda, koyunları otlatan çoban Şaban A. (29), serinlemek için Zamantı Irmağı’na girdiği öğrenildi. Burada akıntıya kapılan Şaban A., ırmakta kayboldu. Şaban A.’nın otlattığı koyunlar mahalleye tek geri dönünce, mahalle sakinleri durumdan şüphelendi. Irmağın kenarına giden mahalle sakinleri, burada çoban Şaban A.’nın ıslak kıyafetlerini buldu.

    İhbar üzerine olay yerine AFAD, UMKE ve Türkuaz Sualtı Arama Kurtarma ekipleri sevk edildi. Irmakta arama yapan Türkuaz Sualtı Arama Kurtarma ekipleri kısa süre içerisinde Şaban A.’nın cansız bedenine ulaştı. Şaban A.’nın cenazesi, otopsi yapılmak üzere hastane morguna konuldu.

    Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • 9 gündür eşi kaybolan koca, ’dönmesi için her şeyi yaparım’ diyerek ağladı

    Adana’da 9 gün önce eşi kayıplara karışan iki çocuk babası Tuncay Bener, “Eşim her şeyiyle benim kabulüm. Ben ona kıyamam herkesi öldürürüm, onun için canlı bomba bile olurum” diyerek dönmesi için gözyaşı döktü.

    Şengül Bener (33), bundan 18 yıl önce 15 yaşındayken komşusunun oğlu Tuncay Bener’le (38) kaçarak evlendi. Belediyede temizlik görevlisi olarak çalışan Tuncay Bener’in bu evlilikten biri kız iki çocuğu oldu. Son zamanlarda Şengül Bener ise engelliler için dergi satmaya başladı. 21 Mayıs günü de Şengül Bener “İşe gidiyorum” diyerek evden çıktı. Ancak bir daha eve dönmedi. Gece geç saate kadar eşini bekleyen Tuncay Bener, sabaha kadar eşi gelmeyince polise giderek kayıp başvurusu yaptı. Ancak aradan 9 gün geçmesine rağmen genç kadın evine dönmedi.

    “Kandırılıp götürüldü”

    Eşini çok sevdiğini, kaybolduğu günden bugüne kıyafetlerini koklayıp onlarla uyuduğunu belirten Tuncay Bener, “Geçen hafta pazar gününden beri kayıp. Nereye gittiysen gel kimse sana bir şey diyemez sana yalvarıyorum ben buradayım kimseye dokundurtmam. Nereye gittiğini bilemiyorum annesini aramış ’İstanbul’dayım’ demiş. Ben kandırıldığından şüpheleniyorum, oğlumla konuşurken yanından erkek sesi geliyormuş ’gitme seni kandırıyorlar’ diyormuş. Kim bu vicdansız, yiğitsen karşıma çık” dedi.

    “Onun için ölürüm”

    Eşini her şeyiyle kabul edeceğini gözyaşları içinde anlatan Bener şöyle devam etti:

    “Ölürüm ona her şeyiyle benim kabulüm kimse bir şey diyemez. Ben karıma dokundurtmam, kıyamam ben ona. Herkesi öldürürüm canlı bomba olurum onun için yemin ederim olurum. Kimse elleyemez onu elletmem. Çocuklarımız perişan canımsın kurbanın olayım gel.”

    “15 yaşında beni kaçırdı”

    Eşine gelmesi için yalvaran Tuncay Bener, “Elini ayağını öpeyim gel ben senin için bir ömür yemek yemem uyku uyumam yalvarıyorum sana gel. Kendi beni kaçırdı ben onu kaçırmadım biz kaçarak evlendik komşumuzun kızıydı ona düğün de yaptım istediği her şeyi aldım. Sen beni biliyorsun ben senin için dünyayı yakarım gel” diye konuştu.

  • Oturarak çalışanlarda kıl dönmesi riski daha fazla

    Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan, kıl dönmesi hakkında bilgi vererek, özellikle uzun süre oturarak çalışan kişilerde kıl dönmesinin görüldüğünü söyledi.

    Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan, erkeklerde sıkça görülen kıl dönmesi hakkında bilgi verdi. Op. Dr. Özsan, kıl dönmesini, derinin iç tabakasına ilerleyen kılların oluşturduğu kronik iltihap durumu olarak tanımlayarak, kıl dönmelerinin dökülen kılların yer çekimi etkisi ile vücuttaki çukur alanlarda birikerek oluşabileceğini, en sık kuyruk sokumu, göbek deliği ve genital bölgede görülebileceğini söyledi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan, risk faktörleri arasında kıl yoğunluğunun fazla olması nedeniyle erkeklerde daha sık görüldüğünü; ancak bayanlarda da görülebileceğinin altını çizdi. Özcan, uzun süre oturarak çalışan kişilerde kıl dönmesinin görüldüğünü ifade ederek, kıl bakımından yoğun yapıdaki vücutlara sahip kişilerin kişisel hijyenine dikkat etmesi gerektiğini ve günlük banyo ve bu bölgede travma yapmadan temizliğin çok önemli olduğunun bilgisini verdi.

    Tedavide kıl büyüklüğü önemli

    Op. Dr. İsmail Özsan, “Hastaların ancak çok şiddetli ağrılar çektiği ve kızarıklık apse geliştiği zaman bize başvuruyorlar. Hastalar irin akması, kanlı akıntı olası nedeni ile olayın iltihap olduğunun farkına varıp bunun antibiyotikler ile çözülebileceğini düşünebilirler. Olayın mekanizmasına baktığımızda deri altına giren kılı yok etmede başarılı olmadığı için, akıntı oluşmakta, akıntı olması kötü bir durum veya antibiyotik tedavisi gerektiren bir durum değildir. Bilakis akıntı oluşmaz ise bu bölgelerde apse oluşma riski artmaktadır. Apse oluşması durumunda apsenin boşaltılmasından sonra antibiyotiklerden faydalanıyoruz. Lazer gibi tedaviler hastalığın derecesine göre önerilebilmektedir. Tedavi planlanmasında öncelikle kıl dönmesi büyüklüğü önemlidir. Açık bırakma ameliyatları halen düşük oranlarda tekrar riski olan ameliyatlardır ancak üretim çağındaki bireylerin her gün pansuman yaptırmaları ve yara kapanmasının uzun sürmesi gibi dezavantajları vardır” dedi.

    Medical Park İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan, şöyle devam etti:

    “Öncelikle uygun olan her vakaya mikrosinüsektomi uygulamaya çalışmaktayız burada yaklaşık 0.5 santimetreden kıl dönmesi kisti çıkarılmakta ve dikişler kapatılmaktadır. Ameliyat sonrası hastaların konforu uygun ve mükemmel derece olmalıdır. Cerrahiye uygun olmayacak vakalarda flep çevirme cerrahisi uygulayarak hastaların erken dönemde hayatlarına devam etmelerini sağlamaktayız. Yani tekrar riski her zaman olan bir durum için önce küçük işlemler uygulanması gerektiğini düşünmekteyiz. Kliniğimizde yürüttüğümüz mikrosinüsektomi vakaları ile ilgili çalışmalar sonucunda 2 yıllık nüks oranlarımızın diğer yöntemlere benzer olduğunu görmüş olmamız bizi bu yolda ısrarla devam etmemiz gerektiğini düşündürmektedir.”