Etiket: Dönemini

  • Opr. Dr. Alay: “Kadınlar, gebelik dönemini en sağlıklı şekilde geçirmek ister”

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, gebelik serüveninin son adet kanamasının ilk günü başlayan 40 haftalık bir süre olduğunu belirterek, “Gebelik her kadında büyük bir heyecan, sevinç, mutluluk ve endişe oluşturur. Kadınlar anne olmanın verdiği hem duygusal hem fiziksel yük ile bu dönemi en iyi, en sağlıklı şekilde geçirmek ister” dedi.

    “Gebelikte ne yemeliyim? Ne kadar uyumalıyım? Çalışmamda sakınca var mı? Ne kadar su içmeliyim? Hangi yiyecekler bebeğime zararlı? Gebelikte cinsel ilişki zararlı mı? gibi soruların çok sorulduğunu kaydeden Op.Dr. Aslı Alay, “Gebelik sürecini daha iyi anlayabilmemiz için üç dönemde inceleriz” diye konuştu.

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, bu üç dönem hakkında şu bilgileri verdi:

    “İlk 4 hafta: Yumurta spermle karşılaşınca döllenme gerçekleşir. Zigot oluşur. tüplerde başlayan bu birleşme aşaması sonrası tek hücreli zigot hızlıca bölünmeye, sayıca artmaya başlar. Hedef rahim içine yerleşmektir. Zigot 6. günde rahime yerleşir, bu döneminde bazı kadınlarda yerleşme kanaması olabilir. embriyo adını alan bebeğiniz beta HCG hormonunu salgılanır ve kanda tespit edilir. Bhcg değeri 50 ve üstüne çıktığında idrarda yapılan test pozitif çıkabilir. yani en hassas gebelik testi kanda yapılan bhcg dir. 4-8. hafta: adetiniz gecikmiş. İdrarda gebelik testi yaptırdınız ve çift çizgi. Sürpriz hamilesiniz. Kullanmıyorsanız hemen folik aside başlayın. Bedeninizi yorgun, halsizdir. Sürekli uyumak isteyebilirsiniz. Göğüslerinizde hassasiyet yanında ağlama nöbetleri, keyifsizlik olabilir. Bulantı kusma başlayabilir, ki normaldir. Hemen mutfağınıza da değişiklikler yapın. Kullandığınız mutfak eşyalarınızda önemli. Cam, porselen ve çelik ürünleri kullanın. Süt ve yoğurdunuzu cam içeren kaplarda almaya çalışın. Mikrodalga fırın kullanmayın. saf zeytinyağı, katkısız tereyağı, günlük süt tüketin, hazır ve dondurulmuş gıdalardan, hazır konservelerden uzak durun. sigara ve alkol almamanız en önemli kural. Tek kişilik beslenin. Bebeğiniz için yüksek kaloride beslenmenize gerek yoktur. Ardından hemen jinekoloğunuza başvurmalısınız. Son iki yıl içinde smear yaptırmadıysanız, hekiminiz size smear önerilecektir. Jinekolojik muayene ve ultrasonun bebeğinize ve size zararı yoktur. Ultrasonografi ile ilk görülen gebelik kesesi, ardından embriyo, yaklaşık 1 hafta sonrada kalp atışları izlenir. Eğer bebeğiniz ikiz ise 2. bir kesede bu dönemde görülür. Doktorunuz size rutin gebelik testlerini önerilecektir. Bebeğinizin kalp atışları izlendikten 1 ay sonrada kontrole çağrılacaksınız. 8-12,5.hafta: Kalbi dakikada 160 defa atar. Bu haftanın sonunda bebeğiniz 8 cm ve yaklaşık 20 gramdır. Ağız ve ağız boşluğu, burun kemiği, tat tomurcukları, dil, kıkırdak ve kemikler, oluşmaya başlar. Barsaklar yavaş yavaş karın boşluğuna yerleşir. Bu ayın başında tomurcuk şeklinde olan bebeğimizin kol ve bacakları 1. Trimester sonuna doğru belirginleşir, parmakları artık oluşmaya başlar. Parmakları birbirine bağlayan perdeler kaybolmuştur. Tırnak ve saç gelişimi başlar. Küçücük minyatür bir bebektir artık. Yüzde yine aynı şekilde büyümeye devam eder. Hatta göz kapakları. Genital organları gelişmeye başlar. 12. haftanın sonlarına doğru uygun pozisyon ve iyi bir görüntüleme cihazı ile cinsiyet söylenebilir. Böbrekleri işlevini yapmaya başlar ve artık bebişimiz çişini yapabilir. Ve içinde bulunduğu sıvıya yaptığı idrar ile katkıda bulunmuş olur. En hızlı gelişen organ beyindir. Bebeğiniz bu haftanın sonunda artık fetüs olarak tanımlanır. Bulantı kusma, tansiyon düşmesi, memede hassasiyet, uyku hali olabilir. Anne adayı gebelik için dizayn edilmiş rahat sutyenler veya sporcu sutyeni kullanmalıdır. Dar kıyafetlerden uzak durun. Dolabınızda ufak değişiklikler yapın. Rahat, bol ve pamuklu kıyafetler tercih edin. En kolay yapacağınız spor olan yürüyüşü mutlaka 24 saatin 20 dakikasına sığdırın. Yürüyüş yapmak hem kilo almanızı engelleyecek hem de kendinizi zinde hissedeceksiniz. Folik asit desteği devam edilen, kan değerleri düşükse demir desteğine de doktorunuzun önerisi ile başlanmalı. Sık ama küçük porsiyonlar ile beslenin. Bebeğinizin büyümesi, buna paralel olarak da rahim büyümesi kasık ağrısı, sık idrara çıkma gibi şikayetlere yol açabilir. Doktorunuza yine de bu konularda bilgi verin, çünkü bu belirtiler idrar yolu enfeksiyonunda da görülebilir. 12. Hafta ultrason kontrolü önemlidir. Mutlaka eşinizle beraber kontrole gidin ve kromozomal sorunlu bebek doğurma riskini gösteren tarama testleri konusunda doktorunuzdan ayrıntılı bilgi edinin.

    14-27.hafta: Bağırsaklar karın boşluğunda yerlerini almıştır. Bebeğiniz artık yüz gelişimini tamamlamış, gözleri, kulakları ve burnu belirgindir. Cinsiyetini artık öğrenmişsinizdir. Bebeğinizin cildi oldukça parlak ve incedir. Şeffaf görüntü vücutta yağ dokusunun olmamasından kaynaklanır. Yüzü oldukça belirgin, kulaklar gelişmeye başlamıştır. Ses telleri gelişmiştir. Ama henüz ses çıkaramaz. Gelişen kulak yolu ile işitme duyusu gelişmeye başlar. Ama henüz ses duyamaz. Oldukça hareketlidir, su içindeki balıklar gibi her türlü hareketi yapar. Ellerini açıp kapatabilir, parmaklarını ağzına getirebilir, içinde bulunduğu suyu akciğerlerine alır ve ardından ağzından bu suyu çıkarır. Cildi oldukça ince olup lanuga denilen tüylü bir tabaka ile kaplıdır. Aktif bir şekilde idrar yapmaya ise devam eder. Göbek altında ve memelerinizin etrafında koyulaşma oldukça belirgindir. Bulantı kusmanın olmaması veya oldukça azalması, iştahın artması gebeliği keyifli hale getirir. Kabızlık, midede yanma, ekşime devam edebilir. İştahın artması sizi sağlıksız beslenmeye yönlendirmesin. Protein ve sebze ağırlıklı beslenin, tam buğday ve çavdar ekmeği tüketin. Kuru baklagil, balık, kırmızı et, mevsim meyveleri diyetinizde eksik olmasın. Hekiminizin önerisiyle multivitamin ve demir takviyesi, gerekli durumda omega 3 kullanılabilir. Özellikle demir ağırlıklı besinlerle beraber C vitamini alarak demir emilimini artırın. Taze meyveler, yeşil salata iyi bir vitamin kaynağıdır. Siz hala tek porsiyon beslenin. Sık karşılaşılan vit d eksikliğinin yaşanmaması için anne adayının güneşlenmesi (uygun saatlerde), gerekli durumda ilaç olarak da d vitamini takviye edilmesi gerekir Cinsel istek bu haftalarda genital bölgede kan akımının artmasına bağlı olarak artar. Gebeliğin tüm haftalarında ek bir risk faktörü yok ise cinsel ilişkiye girmenizde engel yoktur. Güzelliğinizde önemlidir. Cildinize gerekli hassasiyeti gösterin. Çatlakları önlemek için doktorunuzun önerdiği kremler, saf zeytinyağı, kakao yağı, bebe yağı kullanabilirsiniz. Asıl önemli olan bol su içmeniz, sporu hayatınızdan eksik etmeyin. 20-25 dakika yürüyüş en iyi ve kolay yapılan spordur. gebelik süresince almanız gereken toplam kilo 11-14 olup kilo olup, kilo artışı 2. Trimestere girdiğinizde başlar. Doktorunuz 24-28. Haftada şeker yükselme testi önerilecek olup bebeğinizin ve sizin sağlığınız açısından yapılması gerekli bir testtir.

    28-34.hafta: Bebeğiniz dönme, kavrama hareketlerini gerçekleştirebilir. Göz kapaklarını açıp kapatabilir. görme ve işitme duyuları hızla gelişmeye devam etmektedir. Bebeğinizin cilt altında yağ depolanması artmış, akciğer gelişimi oldukça hızlıdır. Kemikler sertleşmeye, kıkırdak dokusu güçlenmeye başlamıştır. Bebeğiniz büyüdükçe sizde daha zor hareket etmekte, özellikle ayakkabı bağlamak, eğilmek, kıyafetlerinizi değiştirmekte oldukça zorluk çekmeye başlamışsınızdır. Bazı kadınlarda ellerde hissizlik, bacaklarda kramp, kalçada ağrı olabilir. Özellikle kalçadaki ağrılar siyatik ağrısı olarak tanımlanır ve bu bölgeden geçen sinire basıya bağlı olur. Eldeki hissizlik ve uyuşma ise bilekten geçen sinirin ödem etkisi ile sıkışması nedeni ile olur. Tüm bu sıkıntılar çoğunlukla doğum sonrasında azalır ve ağrılar ödemin geçmesi ile kaybolur. 34-38.hafta: Bebeğinizin cildini koruyan verniks denilen kremsi tabaka yavaş yavaş azalmaya vücudunu kaplayan tüylerde kaybolmaya başlar. Bu maddeler bebeğin bulunduğu amnios sıvısına oradan da bebeğinizin mide bağırsak sistemi aracılığı ile ilk kakasını oluşturur . Anne karnında size kavuşmasına kısa bir süre kalan bu haftalarda bebeğiniz oldukça güçlü hareket eder. Bazı anneler bu hareketleri acı ve ağrı olarak hisseder, uykularından bile uyandıklarını ifade ederler. 37. hafta sonrasında yapılacaklar (37-40 hafta): artık bebeğiniz miadına ulaşmıştır. Her an doğum olabilir. 37. Hafta ve sonrasında doğan bebekler 9 ayını dolduran, genellikle yoğun bakım ihtiyacı ve solunum desteği gereksinimi olmayan bebeklerdir. Artık doğum bekleyen anne adayları gün içerisinde bebeğin iyilik halini gösteren hareketlerini çok yakından takip etmelidir. Bebek hareketlerinde azalma hissettiğinde mutlaka hekimine başvurmalıdır. Özellikle son haftalarda hekiminizin telefonunu mutlaka edinin. Doğum yapacağınız hastaneyi belirleyin. Hastanede özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitesi ve erişkin yoğun bakım ünitesi olmasını sorgulayın. Günlük 20-30 gram ve haftalık 200 gram alan miniğinizin etkisi ile karın içinde yer alan diğer organlara baskı artmış olup, bu etki ile sık idrara çıkma, kabızlık, reflü gibi şikayetler görülebilir. Vajinal akıntınızın da arttığını hissedebilirsiniz, bazen kanlı akıntı bile olabilir. bu durumda hekiminize başvurmalısınız. süt salgısı başlayabilir. Uykusuzluk eklenebilir. Anne adayları Uyuyamadıklarını, her uykuya daldıklarında ise doğum ile ilgili rüyalar gördüklerini ifade ederler. Annelere önerimiz arkadaşlarınız veya internet sitelerindeki doğum hikayelerini dinlememeleri. Her bebek farklı her annenin farklı bir doğum öyküsü vardır. Çevrenizdeki hikayeler sizi negatif yönde etkileyebilir. Çünkü insanlar genellikle kötü tecrübeleri unutmaz ve anlatır. Bu haftanın sonunda bebeğiniz ortalama 3-3,5 kg ağırlığında 48-51 cm boyunda olup öyküsünü yazmaya hazırdır”.

  • CHP’li Bingöl: “Türkiye, ’İyi Yönetilmiyor’ Dönemini Aştı, Artık Yönetilmiyor”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, Türkiye’nin, kötü bir siyasi anlayışın elinde her geçen gün büyüyen sıkıntılarla, acılarla iç içe geçmiş durumda olduğunu öne sürerek, “Türkiye, zaman zaman siyasetçilerin ifade ettiği gibi ’iyi yönetilmiyor’ dönemini aşmıştır. Türkiye artık hiçbir şekilde yönetilmiyor” dedi.

    CHP’nin Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, partilileriyle bir dizi çalışma yapmak üzere Mersin’e geldi. CHP il binası önünde partililer tarafından karşılanan Bingöl ve Torun’a, CHP Mersin İl Başkanı Abdullah Özyiğit, Mersin Milletvekilleri Aytuğ Atıcı ve Serdal Kuyucuoğlu ile CHP’li Mezitli Belediye Başkanı Neşat Tarhan ve Yenişehir Belediye Başkanı İbrahim Genç de eşlik etti.

    İl binasında basın toplantısı düzenleyerek gündemi değerlendiren Genel Başkan Yardımcıları Bingöl ve Torun, Türkiye’nin iyi yönetilmediğini ve daha kötü bir sürece doğru evrildiğini öne sürdü. Konuşmalarına, dün Mardin’in Nusaybin ilçesindeki operasyonda Mersinli Yüzbaşı Halil Özdemir’in şehit olmasına değinerek başlayan Genel Başkan Yardımcıları, hemen her gün gelen şehit haberleri nedeniyle içlerinin kanadığını ve büyük acı duyduklarını belirterek, bunun artık dayanılmayacak bir hale dönüştüğünü vurguladı.

    “TÜRKİYE, ’İYİ YÖNETİLMİYOR’ DÖNEMİNİ AŞTI, ARTIK HİÇBİR ŞEKİLDE YÖNETİLMİYOR”

    Mersin’in daha birkaç gün önce bir şehidini uğurladığını dile getiren Tekin Bingöl, daha onun toprağına akıtılan gözyaşları kurumadan Mersin’in yeni bir şehit haberiyle sarsıldığını söyledi. Yaşananlardan hükümeti sorumlu tutan Bingöl, “Türkiye, zaman zaman siyasetçilerin ifade ettiği gibi ’iyi yönetilmiyor’ dönemini aşmıştır. Türkiye artık hiçbir şekilde yönetilmiyor. Kötü bir siyasi anlayışın elinde her geçen gün büyüyen sıkıntılarla, acılarla iç içe geçmiş durumda” diye konuştu.

    “DÜZCE İL BAŞKANIMIZA YAPILAN SALDIRININ HESABINI SORACAĞIZ”

    CHP Düzce İl Başkanı Zekeriya Tozan’ın geçtiğimiz cumartesi günü uğradığı saldırıya değinen Bingöl, Tozan’ın planlı bir saldırıya maruz kaldığını iddia etti. Olayın sıradan bir olay olmadığının altını çizen Bingöl, geçmişte de CHP’nin genel başkanlarına suikastlar düzenlendiğini, o karanlık günlerde 250’nin üzerinde CHP’li il, ilçe başkanı, milletvekili ve üyenin faşist saldırılar sonucunda katledildiğini dile getirdi. Bunların hiç birinin CHP’lileri yıldırmaya, korkutmaya, geri adım atmaya yetmediğini vurgulan Bingöl, “Bugün aynı tezgahlar oynanıyor. Düzce’deki olay bunun bir benzeridir. Akıllarınca senaryolar hazırlayarak, kameraları bile planlayıp, orada konuşlandırıp bir saldırı düzenliyorlar. Bu planın arkası var. Bu saldırı, sadece birkaç kendini bilmez, suç dosyası kabarık lümpenlerin yaptığı bir iş değildir. Bu saldırı, suçluların telaşı içinde olanların planladığı bir saldırıdır. Bunun hesabını soracağız” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE, AKP İKTİDARI ELİYLE YALNIZLAŞTIRILDI, İTİBARSIZLAŞTIRILDI”

    Türkiye’de artık gündemin gün içinde bile birkaç kez değiştiğine işaret eden Bingöl, Türkiye’nin bu hale gelmesinin sorumlusunun da hükümet olduğunu öne sürdü. 14 yıl önce Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların AK Parti’yi tek başına iktidar yaptığını belirten Bingöl, şunları söyledi:

    “İlk yıllarda çok popülist bir anlayışla iktidar olanlar bir süre sonra gerçek yüzlerini göstermeye başladılar. Her geçen gün Cumhuriyet değerlerini yok eden bir anlayışın giderek hayata geçirildiği bir iktidarla karşı karşıya kaldık. Kafalarında bir tek şey var; artık fütursuzca yaptıkları eylemlerde, konuşmalarında kafalarında yıllar önce yazdıklarını nasıl hayata geçirdiklerini bir bir sergilemeye başladılar. Türkiye, AKP iktidarı eliyle yalnızlaştırıldı ve maalesef içimiz kan akarak söylüyoruz itibarsızlaştırıldı. Benim güzel ülkemin güzel insanları artık yeryüzünde yalnızlar. Daha da vahimi, hiçbir komşusuyla iyi ilişkiler olmayan, müthiş gerginlikler yaşayan ve çatışma ortamının içinde olan bir Türkiye manzarasıyla karşı karşıyayız. Bütün bunlar o zihniyetin, o gerici anlayışın ürünüdür. Kabadayılıkla ülke yönetilmez. Ülke akılla ve bilimle yönetilir. Ama bu iktidar bilimi tümüyle yok sayan, gerici eğitim politikalarıyla Türkiye’deki çocuklarımız ve gençlerimizi çağdaş dünyadan, bilimden uzaklaştıran bir anlayışla eğitimi planlamaya çalıştılar.”

    Türkiye’nin bu gidişinden asla memnun olmadıklarını ifade eden Bingöl, olumsuzlukları bile içleri kan ağlayarak söylediklerini kaydetti. İktidarın, sadece kendi siyasi ikballerini gerçekleştirmek adına yol ve yöntemler uyguladığını, yönetilemeyen bir ülkenin sorunlarının her geçen gün bu iktidar eliyle daha da kötüleşeceğini, Türkiye’nin daha sıkıntılı bir sürece doğru evrileceğini ileri süren Bingöl, bunun üstesinden artık kaçınılmaz olarak sadece CHP iktidarıyla gelebileceklerini vurguladı.

    “BÜTÜN ÜLKEMİZ HER AN TERÖR TEHDİDİ ALTINDA”

    Genel Başkan Yardımcısı Torun da her sabah aldıkları şehit haberleriyle içlerinin kanadığını dile getirerek, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun terör altında olmadığının altını çizdi.

    “Bütün ülkemiz her an terör tehdidi altında” diyen Torun, “Artık terörden başka bir şeyi konuşamaz olduk. Ülkenin başka problemleri olmasına rağmen, içinde bulunduğu durum her geçen gün farklı konuları gündeme getirmesine rağmen, en önceliğimiz terör. İnsan canının söz konusu olduğu bir yerde başka bir şeyden de bahsetmek çok mümkün değil. Artık her gün taziye dilemekten, her gün bu göz yaşını akıtmaktan bıktık. Bunun artık son bulması lazım. Sonlandırmak için de ne gerekiyorsa biz CHP olarak her zaman olduğu gibi taşın altına gövdemizi bile koymaya hazırız. Ama mevcut iktidar maalesef hiçbir çözüme, hiçbir öneriye yaklaşmıyor. ’Milli irade’ diyerek sadece kendi kararlarını dayatıyor, sonuçta o da bizler gibi taziye diliyor ve sorumluların bulunmasıyla ilgili dilek ve temennide bulunuyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil” şeklinde konuştu.

    Artık şehir terörlerinin de başladığını, Düzce’de CHP İl Başkanı’na yapılan menfur saldırının kabul edilir bir tarafı olmadığını kaydeden Torun, bu konunun takipçisi olacaklarını ve asla peşini bırakmayacaklarını söyledi.

    “TÜRKİYE TOPYEKUN UÇURUMA DOĞRU GİDİYOR”

    “Her olaydan kendisini sütten çıkmış ak kaşık gibi aklayarak, her olayın, başımıza gelen her felaketin, yaşadığımız her olumsuzluğun sorumlusu sanki kendisi değilmiş gibi hep başka yerde sorumlular arayan bir yapıyla karşı karşıyayız” diyen Torun, Karaman’da 45 çocuğun tacize uğraması olayına işaret etti. Torun, “Bir çocuk istismarıyla ilgili bile yaşanan konuyu o kadar sıradanlaştırdılar, o kadar basitleştirdiler ki, hemen Türkiye gündeminden çıkararak hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar. Bunlar sürekli gündemi değiştirerek unutturuyorlar her şeyi bize. Bir olayı diğer bir olayla kapatmaya çalışıyorlar ve biz bu ülkede hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz. Ülke, her anlamda olumsuzluğun içinde. Bu hükümetin hiçbir artısı yok. Türkiye topyekun karanlığa, uçuruma doğru gidiyor ve bu ülkeyi yönetenler sadece kendi iktidarlarının devam peşinde. Bu gidişe ’dur’ demeliyiz. Bu hükümetten bir an önce kurtulalım” dedi.

  • Haldun Dormen: “Türk Tiyatrosu En Parlak Dönemini Yaşıyor”

    İstanbul Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun şu anda en parlak dönemini yaşadığını söyledi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Drama ve Oyunculuk Bölümü’nün düzenlediği etkinliğe konuşmacı olarak katılan Haldun Dormen, Türk tiyatrosunun durumunu değerlendirdi. Konuşmasında Türk tiyatrosunun şu anda en parlak dönemini yaşadığını vurgulayan Dormen, “Ben bu konuda şaşırtıcı bir cevap vereceğim. Çünkü herkes tiyatro bitti, tiyatro yok, tiyatro gitti, tiyatro artık olmayacak gibi laflar ediyor. Ben bunun tam aksini düşünüyorum. Bence Türk tiyatrosu en parlak devrini yaşıyor şu anda. Bir çok insanın dudak büktüğü, beğenmediği alternatif tiyatrolar bence Türk tiyatrosunun istikbali. Çünkü ister istemez bir takım yönetmenler yetişiyor” şeklinde konuştu.

    İstanbul’da çok sayıda alternatif tiyatro bulunduğundan söz eden Dormen şunları söyledi:

    “Yapılan alternatif tiyatroların oyunları harika demiyorum. Ama yanılmıyorsam 250 tane İstanbul’da oyun veren alternatif tiyatro var. Bunlar içinde de yepyeni parlak yönetmenler var”.

    Alternatif tiyatroların Türk tiyatrosuna katkısının inanılmayacak kadar büyük olduğunu anlatan Haldun Dormen, “Bence Türk tiyatrosu büyük bir fışkırma içinde ve ben buna gerçekten inanıyorum. Bunu da yavaş yavaş görmeye başladık. Önemli yazarlar, önemli yönetmenler yetişiyor,” dedi.

    Haldun Dormen konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bizim eski tiyatrolarda bir takım insanlar bazı yazarların oyunlarını sahneye koymaya cesaret edemiyorlardı. İnsanlar da daha garanti şeylere gidiyorlardı. Şimdi yazar kendi oyununu 3-5 kişi toplayıp, 15-20 kişilik bir salon bulup oynuyor. En azından oyun seyirci karşısına çıkıyor. Yazar ne yaptığını ve ne yapması gerektiğini görüyor. Yazarlar için alternatif tiyatrolar önemli bir şans”.

  • Prof. Dr.gjorgiev Makedon, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ni Anlattı

    Üsküp St. Kiril ve Metodiy Üniversitesi Milli Tarih Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ni anlattı.

    Balkan Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen, ’Makedon Tarih Yazımında Osmanlı Dönemi’ konferansı Trakya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde gerçekleştirildi. Konferansa Rektör Prof. Dr. Yener Yörük, Vali Yardımcısı Beyazıt Tanç, Basın Yayın Enformasyon Edirne İl Müdürü Fikret Dişlioğlu, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Konferansın açılış konuşması yapan Balkan Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Rıdvan Canım, ’Balkan Konferansları 1’ adlı projenin ikincisinde bir araya geldiklerini belirterek, konferansların devam edeceğini söyledi.

    Trakya Üniversitesi (TÜ)Rektörü Prof. Yener Yörük, Balkan Araştırma Enstitüsü ile Trakya Üniversitesi’nin Balkanlara ve Türkiye’ye sağladığı katkıdan bahsederek, “Enstitünün faaliyetleri artarak devam ediyor. Gerek ülkemizde gerekse yurt dışında çalışmalar yapılıyor. En son YÖK Başkanı ile birlikte Bulgaristan, Kosova ve Makedonya ziyaretlerimizde Trakya Üniversitesi’nin etkisinin, adının, başarılarının o ülkedeki bakanlar tarafından dile getirilmesini görmek çok sevindiricidir” ifadelerine yer verdi.

    Programa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki ilk başkentinde olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, Makedonya’da eğitim gören öğrencilere okutulan tarih kitaplarında Osmanlı Dönemi’nin nasıl anlatıldığını incelediğini söyledi. Buna göre Makedonya’da Osmanlı dönemini anlatan tarihçilerin ikiye ayrıldığını belirten Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, ilk grupta yer alan tarihçilerin Osmanlı Devleti Dönemi’nin ekonomik, kültürel ve sosyal konularına eğildiğini söyleyerek, tarihi daha objektif anlattıklarını belirtti. İkinci grupta yer alan tarihçilerin ise isyanlar, askeri ve toplumsal hareketlere eğildiğini ve bu tarihçilerin, tarihi gerçekliklerden uzak ve yanlı bir tutum içinde bulunduklarını ifade etti.

    Makedonya ulusal tarih anlatısı içerisinde uzun yıllar boyunca Makedonya’daki Osmanlı Dönemi ile ilgili olarak objektiflikten ve bilimsellikten uzak, tarihi belgeler ile çelişen, nefret söylemi ile dolu bir dil kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Dragi Gjorgiev, Kitaplarda bahsi geçen ulusal tarih anlatısının tarihi gerçeklerden uzak olduğunu, Osmanlı Devleti’nin sağladığı kültürel haklar, ekonomik gelişmeler, dini özgürlükler ve özerk hakların görmezden gelindiğini vurguladı.

    Konuşmaları ardından Prof. Dr. Dragi Gjorgiev katılımcıların sorularını yanıtladı.

  • Akay: “Buz Hokeyi’nde Değişim Ve Yenilenme Dönemini Başlattık”

    Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Bülent Akay, borç batağında devraldıkları federasyonu bir yıl içinde düzlüğe çıkardıklarını belirterek, üzerinde çalıştıkları kalıcı projeler ile değişim ve yenilenme dönemini başlattıklarını söyledi.

    Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Prof. Akay, göreve gelmelerinin üzerinden geçen bir yılı yazılı olarak basın açıklaması ile değerlendirdi.

    Kulüplerin hem mali hem de sportif açıdan iki yıldır sıkıntı için olduğunu belirten Akay, “Maçları yöneten hakemlerimiz, spor kulüplerimiz ve federasyon personelimiz hak ettikleri ücretleri, tedarikçilerin büyük bölümü ise verdikleri hizmetin bedelini alamıyorlardı. Nasıl oluyorsa oluyor, önceki yönetime yakın bazı tedarikçilere alacakları düzenli olarak daha federasyon kasasına girmeden ödeniyordu. Bu kabul edilemez durumu, eşitsizliği ortadan kaldırdık” şeklinde konuştu.

    Kulüplerin bu karmaşık ve tartışmalı ortamda buz hokeyini yaşatmak için türlü mücadeleler verdiğini anlatan Akay, “Bunun farkındayız. Hepsine müteşekkirim. Tüm Kulüplerimize, yöneticilerimize, sporcularımıza, hakemlerimize, bu spora emeği geçen herkese minnettarım” dedi.

    Kasasında nakit para kalmayan federasyonun ayrıca bir buçuk milyon liraya yakın borçlanmasının izah edilemez olduğuna dikkat çeken Prof. Akay, “Göreve gelir gelmez alacaklıların güvenini kazanmaya çalışırken, ilk iş olarak borçları ödemeye başladık. Aynı zamanda da sportif faaliyetlerin devamlılığını sağladık” diye konuştu.

    “LİGLERİ OYNANABİLİR HALE GETİRDİK, MİLLİ TAKIMLARIMIZ DÜNYA ARENASINA ÇIKTI”

    Takım sayısı ikiye kadar düşen Erkekler Süper Lig’in dört takımla oynanmasını sağladıklarını ifade eden Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Akay, “Kadınlar ve 18 Yaş Altı Milli Takımlarımız, dünya şampiyonalarında kendi gruplarında büyük başarı göstererek şampiyon oldular ve 2016 yılında bir üst grupta ülkemizi temsil etmeye hak kazandılar. Erkek Milli takımımız ise, yaşanan son saniye talihsizliğiyle şampiyonluğu kıl payı kaçırdı ama, tüm otoritelerin takdirini kazandı” dedi.

    Akay, bu sezon Minik ve Yıldız liglerine rekor başvuru yapıldığına dikkat çekerek, bunun altında yatan nedenin milli takımlarımızın alt yapısı için büyük önem taşıyan ve ülkenin pek çok yerinde hayata geçirdikleri “Buz Hokeyi Okulları Projesi” yanında bu spora olan ilginin artırılması için ücretsiz gerçekleştirdikleri farklı projeler olduğunu bildirdi.

    “TÜRK BUZ HOKEYİ TARİHİNİN EN ÖNEMLİ TEŞVİK ÇALIŞMASINI HAZIRLADIK”

    Kulüplerin zorluklarla dolu ekonomik sorunlarının çözümünü bu sporun sorunlarına yönelik getirmek istedikleri çözümler ile birleştirerek hedefe yönelik bir teşvik çalışması hazırladıklarını açıklayan Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Bülent Akay sözlerine şöyle devam etti:

    “Ülkemizde buz hokeyinin ulaşması gereken yapıyı oluşturmak hedefimize yönelik olarak kulüplerimizin ihtiyacı olan ekonomik destekleri sağlayacak projeler üretiyoruz. Bunlardan en önemlisi ’Kalıcı seyirci projesi’. Salonlarımızı dolduracak seyircilerimize seviyesi giderek artan, heyecan dolu ve seyir zevki doruğa ulaşacak mücadeleler izletmek yanında daha iyi zaman geçirmelerini sağlayarak kalıcı bir taraftar kitlesi yaratabilmenin yolunu açacak çalışmaları yapmaktayız. Bu çalışmaların sonucunda hem alt yapımıza önemli katılımların sağlanmasını, hem de medyayı daha iyi kullanarak daha çok kişiye ulaşmayı ve böylece sporumuzu en üst düzeye çıkartmayı çok önemsemekteyiz. Bu yolda teşvik programımıza da katılarak yanımızda yer alacak spor kulüplerinin emeklerinin karşılığını fazlasıyla alacaklarını belirtmek istiyorum.”

    “BUZ HOKEYİ’NDE DEĞİŞİM VE YENİLENME DÖNEMİ”

    Bu dönemde değişim ve yenilenmeye imza atarak hem liglerde hem de uluslararası arenalarda daha büyük başarılar peşinde koşacaklarını anlatan Akay sözlerini şöyle tamamladı:

    “2016’da iki dünya şampiyonası organizasyonuna daha ev sahipliği yapacağız. Biri 29 Şubat – 06 Mart tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilecek IIHF Dünya Kadınlar Buz Hokeyi Şampiyonası diğeri, 31 Mart – 09 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek IIHF Dünya Erkekler Buz Hokeyi Şampiyonası. Bu çok önemli şampiyonalar öncesinde yoğun bir hazırlık sürecine girdik. İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek şampiyonalarda güzel bir ev sahipliği yaparak ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz. Türkiye Buz Hokeyi camiası bu özel karşılaşmalar öncesinde her zaman olduğu gibi yine kenetlenecek ve milli takımlarımız en iyi sonuçlara ulaşarak tüm dünyanın dikkatini çekmeyi başaracak.”