Etiket: Döneminden

  • İtalya’da Roma döneminden kalma hazine bulundu

    İtalya’nın Como kentindeki Cressoni Amfi Tiyatrosu’nda yapılan arkeolojik kazılarda Roma dönemine ait yüzlerce altın sikke gün yüzüne çıktı.

    İtalya Kültür Bakanlığı (MiBAC) tarafından yapılan açıklamaya göre taş bir bakraç içinde çok iyi korunmuş halde bulunan 300 Roma İmparatorluğu sikkesi bulundu. Arkeologlar sikkelerin 5’inci yüzyıla ait olduğunu açıkladı.

    Kültür Bakanı Alberto Bonisoli bulunan hazine hakkında, “Bulunan hazinenin henüz tarihi ve kültürel değerini hakkında detaylara sahip değiliz. Kazı alanı arkeologlarımız için bir hazine değerinde. Bu kazı ve buluntular nedeniyle gururluyum” açıklamasında bulundu.

  • Osmanlı Dönemi’nden kalan Hoşap Kalesi’nde kazı çalışmaları

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top başkanlığında devam eden kazı çalışmalarında yeni buluntular gün yüzüne çıkıyor.

    Van-Hakkari karayolunun 60. kilometresindeki Gürpınar ilçesine bağlı Güzelsu Mahallesi’nde, 1643 yılında Mahmudi Süleyman tarafından yaptırılan Hoşap Kalesi’nde, Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top başkanlığında kazı çalışmaları devam ediyor.

    Restorasyonun bitmesiyle kalenin yeniden turizme kazandırıldığını, kazı çalışmalarının ise bu yıl da iki ay süresince devam edeceğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Mehmet Top, “Hoşap Kalesi’nden geçen sene başladığımız mescit kesiminde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Burada mimari buluntulara göre 3-4 açma şeklinde çalışmalarımız devam ediyor. Yoğun bir toprak tabakası var ve bunların altında kerpiç duvarlar çıkarak bir mekan tanımlamasına doğru gidiyoruz. Daha tam olarak zemine ulaşmış değiliz. Yalnız bu sene Batı uçta yer alan bir yapı ortaya çıkardık ve içerisinde temizlemeye başladık. Buradan farklı buluntularla da karşılaştık. Bunlar alçı süslemeler. Bu süslemelerin özellikleri çok zengin ve bu kalenin tamamıyla Osmanlı döneminde yapıldığına işaret eden izler ve o açıdan çok önemli. Hoşap Kalesi’nde hem geçen yıl bulduğumuz mimari doku üzerinde hem de yeni bulunan dokunun pasif onarımlar şeklinde sağlamlaştırma çalışmaları yapıyoruz. Yani 2 çalışmayı birlikte yürütüyoruz. Hem kazı çalışmaları hem de kısmı onarım ve restorasyon çalışmaları. Bunun için hemen hemen 15 tanesi işçi olmak üzere 25 kişilik bir ekiple çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

    “Şu anda kale ziyarete kapalı”

    Çalışmalarını Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleri ile sürdürdüklerini ifade eden Yrd. Doç Dr. Mehmet Top, “Şu ana kadar Gürpınar Kaymakamlığı ve Belediyesi bize lojistik destek sağlıyor. Bunun dışında yerel olarak çok fazla desteğimiz bulunmuyor. O açıdan kalenin de ziyarete açılabilmesi için buradaki çalışmaların biraz daha hızlandırılması gerekiyor. Şu anda kale ziyarete kapalı. Mümkün olduğu kadar bizim burada çalıştığım süre içerisinde gelen ziyaretçileri hem çalışmalarımızı görmelerini hem de kaleyi görmelerini sağlıyoruz. Bu da gelen ziyaretçilerden bir memnuniyet veriyor. Bu açından Kültür ve Turizm Bakanlığının uhdesinde olan bu kalenin bir an önce resmi işlemlerinin yapılarak ziyarete açılması gerekiyor. Kalenin birde tabi hem yerelde çözülebilecek bazı sorunları var. Su ve elektrik gibi. Bunlarında hemen acilen giderilmesi gerekiyor. Biz bir takım desteklerle su ve elektriği şimdilik geçici olarak temin ettik. Bunların kalıcı olarak kalede sağlanması gerekiyor. Burada kale dediğimiz yapının batı tarafı daha önce burası tamamen toprak yığma tepe görünümünde idi. Buradaki toprağı kaldırmaya başladığımız zaman mekanlarla da karşılaşmaya başladık. Bunların hemen mescidin kuzey tarafından doğu-batı istikametine devam eden altı taş üzeri kerpiç bir duvar var. Biz bu duvarı baz alarak batı tarafa doğru çalışmalarımıza devam ediyoruz. Burada en az 4-5 metre bazen de 6 metreye yaklaşan dolgu toprak var. Bunu da kaldırmak zaman alıyor. Ama kaldırdığımız zaman da burada ciddi anlamda mekanların olduğunu da görmekteyiz” şeklinde konuştu.

    “Kaledeki 16 ve 17. yüzyıldaki işçilik oldukça kaliteli”

    Yrd. Doç Dr. Mehmet Top, “Tabi kalenin 2 kullanımı var. Bunlardan birisi 16 ve 17. yüzyıl. Bu dönem kullanımlarında mimari işçilik oldukça kaliteli. Ama daha sonra son dönem kullanımlarında ise biraz daha işçiliğin, malzemenin daha kalitesiz bir yapıda olduğunu görüyoruz. Mesela ilk dönem kerpiçleri oldukça düzgün duvar şeklinde çıkarken, son dönem kerpiçlerin oldukça ufalandıklarını, toprak yığınları haline geldiklerini görüyoruz. Buda biz dönem farkını tespit etmemize yarıyor” şeklinde sözlerini tamamladı.

  • Osmanlı döneminden kalan antika eşyalar satışa çıktı

    Malatya’da antika eşya işiyle uğraşan Zafer Yiğitcan, çoğunu Osmanlı döneminden kalan eşyalardan oluşturduğu koleksiyonunu satışa çıkardı.

    27 yıl önce hobi olarak başladığı eski eşya biriktirme sevdasını zamanla değerli antika eşyalarına yönelten Zafer Yiğitcan, açtığı mağazada koleksiyonunu satışa çıkardı. Antika meraklısı Yiğitcan, koleksiyonunda aralarında 150 yıllık Osmanlı dönemi eşyaları da olmak üzere, vatan şairi Mehmet Akif Ersoy’un çıkardığı Sebilüreşat Dergisi, 1965 yılına ait bir motosiklet, eski dönem paraları, yaklaşık 85 yıllık tahta kayak takımı ve yazılı Türk basınına ait gazete ve dergi gibi önemli eşyaları sergiliyor.

    Çevresinde ‘Antikacı Zafer’ olarak tanınan Zafer Yiğitcan, eski eşya biriktirme sevdasının ailede dedesinden babasına, babasından da kendisine geçtiğini söyleyerek, “Bu bende bir hastalık oldu. Ben sabah dükkanı açtığım zaman, diyorum bugün nasıl bir obje gelecek, nasıl bir malzeme gelecek, o heyecanla, o hevesle bekliyorum. Gelen eşyayı önce temizleyip severim, sonra karşıma koyar bir çay, kahve içerek seyrederim” dedi.

    “Osmanlı objeleri ve Cumhuriyet dönemi eşyaları var”

    Biriktirdiği eşyaların zamanla evine sığmadığını ve bir dükkan açmak zorunda kaldığını söyleyen Zafer Yiğitcan, “Bu işe hobi olarak başladım. 27 yıldır eski eşya biriktiriyorum. Eşyalar eve sığmayınca ben de burayı açmak zorunda kaldım. Burada eşyaları satıyorum. Biriktirdiğim eşyalar arasında Osmanlı objeleri ve Cumhuriyet dönemi eşyaları var. En az 50 senelik eşyalar. 100 – 150 senelik Osmanlı tüfeklerimiz var yine. Sandıklar, bakır objeler, saray köşeliği, Osmanlı bebek beşikleri, 1965 model motosiklet ve bisiklet gibi bir koleksiyonumuz mevcut” diye konuştu.

    “Gelen eşyayı alıp önce bir temizlerim, daha sonra da severim”

    Biriktirdiği eşyaların birçoğunu il dışından temin ettiğini belirten Antikacı Zafer, “Eşyaların birçoğunu il dışından temin ettim. Zamanla biriktirdim bunları, şimdide satmaya başladım. Ama bu konuda Malatya zayıf. Bir batı gibi değil, batı daha aktif. Gençlerde bir ilgi alaka olduğunu söyleyebilirim. Objelerin fiyatları değişiyor. Bu bizde bir hastalık oldu. Ben sabah dükkanı açtığım zaman, diyorum bugün nasıl bir obje gelecek, nasıl bir malzeme gelecek. O heyecanla, o hevesle bekliyorum. Gelen eşyayı alıp önce bir temizlerim, daha sonra da severim. Karşıma koyar, karşısında bir çay, kahve içerim. Temizliğini yaptıktan sonra tezgaha koyarım. Dedem rahmetlik para koleksiyonu yapardı. Babam rahmetli o da hem tespih, hem kalem koleksiyonu yapardı. Biz de onlardan gördük ve bu sevgi, bu aşk başladı. Geçmişte atalarımızın kullandığı, dedelerimizin kullandığı eşyaları şimdi gençlere sunuyoruz. Onların ilgi ve alakasını bekliyoruz” diye konuştu.

  • Erzurum’da kazı çalışmasında Osmanlı döneminden kalma su kanalları ortaya çıktı

    Erzurum Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından Cumhuriyet Caddesi’nde yapılan yağmur suyu altyapısı çalışmaları sırasında, Osmanlı döneminden kaldığı belirtilen su kanalları ortaya çıktı. Kazı çalışması kısa sürede halk arasında define ve yeraltı şehri söylentilerini de beraberinde getirdi.

    Erzurum’da Cumhuriyet Caddesi’nde iş makineleriyle yapılan kazı çalışmasında yerin yaklaşık 6 metre altında Osmanlı döneminden kalma su kanalları bulundu. Belediye işçileri tarafından kanalların etrafı topraktan titizlikle temizlendi. Kazı çalışması, ‘define ve yeraltı şehri bulundu’ söylentisi üzerine meraklı vatandaşların ilgi odağı haline geldi.

    Çok sayıda vatandaş kazı yapılan alanın etrafına kısa sürede toplanarak meraklı gözlerle çalışmayı izlemeye başladı. Bazı vatandaşların define ve yeraltı şehri bulunduğu söylentisini çıkarttığı görüldü.

    Belediye yetkilileri ise define ve yeraltı şehri diye bir emarenin olmadığını, kazı çalışmasında Osmanlı döneminden kaldığı tahmin edilen yağmur arıtma su kanallarına rastlandığını kaydetti.

  • 19’uncu yüzyıl İngiliz Dönemi’nden kalma fayton Beyoğlu’nda

    Beyoğlu Hareketleniyor Festivali kapsamında düzenlenen 7 festivalden biri olan “Antika Festivali” başladı. Festivalde, 19’uncu yüzyıl İngiliz döneminden kalan fayton vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Kültür Kenti Vakfı, Aydın Üniversitesi, Beyoğlu Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin işbirliği ile 50 günlük “Beyoğlu Hareketleniyor” Festivali düzenlendi. Festival kapsamındaki 7 festivalden biri olan Antika Festivali ile Türkiye’nin ve İstanbul’un birçok antika koleksiyoneri Beyoğlu’ndaki stantlarıyla vatandaşlarla buluştu. Beyoğlu’nda standı bulunan koleksiyonerlerden Salih Haliloğulları’nın İngiltere’den aldığı 19’unc yüzyıl Victoria Dönemi’ne ait faytonu vatandaşların gözdesi haline geldi. Yurtdışı gezisi sırasında tesadüfen gördüğü ve sahibini bularak uzun uğraşlar sonucu aldığı fayton için Haliloğulları, 10 bin dolar değer biçiyor. Festivalin en dikkat çeken parçası olan fayton ile vatandaşlar da bol bol fotoğraf çektiriyor. Fayton, 19’uncu yüzyıla ait olmasına rağmen bütün parçaları orjinalliğini koruyor ve çalıştırılmaya hazır durumda olması fiyatını yükseltiyor. Döneme ait nadide parçalar arasında bulunan faytonu o dönemde çalışan bir doktorun kullandığı tahmin ediliyor.

    “Tesadüfen resmini görmüştük”

    Otuz yıldır antika işinin içinde olduğunu belirten Salih Haliloğulları, “Bu fayton İngiliz Victoria Dönemi’ne aittir. Aldığım kişi doktorun kullandığını söyledi, çünkü arkasında doktor için hazırlanmış bir çanta bölümü var. Her şeyiyle orijinal son derece bakımlı, at olduğunda hemen sürülebilecek durumdadır. Biz yurt dışından ürünler getiriyoruz. Tesadüfen resmini görmüştük başka bir ürün alırken, sahibinden rica ettik. Ertesi gün 600 kilometre yolu tekrar gittik faytona bakmak için o zaman aldık. Antikacılarda bir şey vardır, çok sevdik mi bir şeyi mutlak peşinde koşarız. Sonunda getirdik, burada sergiliyoruz. İstiyoruz ki insanlar böyle güzel şeyleri görsün” dedi.

    “Böyle parçaların fiyatını alan ve satan belirler çünkü nadir parçalardır”

    Faytonun bütün parçalarıyla dönemin özelliklerini yansıttığını ifade eden Haliloğulları, “Biz bu faytona 10 bin dolar istiyoruz. Böyle parçaların fiyatını alan ve satan belirler çünkü nadir parçalardır. Bunun yenisi birine yaptırmak isteseniz 10 bin dolara benzerin bile yapamaz. Satın aldığımız İngiliz arkadaş çok satma yanlısı değildi. Onun tanıdığı bir arkadaş vardı, onu devreye soktuk. Tekerleklerindeki armalar, parçalar hala aynı duyuyor” diye konuştu.

    Vatandaşlar, Antika Festivali kapsamında stantlarda bulunan birçok antikayı ve İngiliz Dönemi’ne ait 19’uncu yüzyıldan kalma bütün parçaları orijinalliğini koruyan faytonu da 5 Ekim tarihine kadar ziyaret edebilecek.