Etiket: Döneminde

  • Uluskon Genel Başkanı Atasoy: “2010-2019 döneminde Türkiye ile Afrika kıtası ülkeleri arasında 186,5 milyar dolarlık ticaret yapıldı”

    Uluskon Genel Başkanı Atasoy: “2010-2019 döneminde Türkiye ile Afrika kıtası ülkeleri arasında 186,5 milyar dolarlık ticaret yapıldı”

    Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki ticaret hacmini değerlendiren Uluslararası Yatırım ve iş Dünyası Konfederasyonu Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, “2010-2019 döneminde Türkiye ile Afrika kıtası ülkeleri arasında 186,5 milyar dolarlık ticaret yapıldı” dedi.

    Türkiye ve Afrika ülkeleri arasında Uluslararası Yatırım ve iş Dünyası Konfederasyonu (ULUSKON) Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasındaki ihracat ve ithalat rakamları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin Afrika kıtasındaki ihracat hacminin her geçen gün büyüdüğünü söyleyen Atasoy, hacmin artması için çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. Türkiye ile Afrika kıtası ülkeleri arasındaki toplam ticaret hacmi 2010-2019 döneminde 186,5 milyar dolar olduğunu belirten Atasoy, en çok ihracatın yapıldığı Afrika ülkesinin ise Mısır olduğunu dile getirdi.

    Afrika kıtasındaki ihracat hacmimiz her geçen gün büyüyor. Türkiye ile Afrika kıtası arasındaki toplam ticaret hacmi 2010-2019 döneminde 186,5 milyar dolar oldu. ULUSKON olarak Afrika ülkelerine olan ilgimiz önümüzdeki süreçte de devam edecek hız kesmeden çalışmalara devam ediyoruz. Afrika kıtası ülkelerine gerçekleştirilen ziyaretler, yapılan ekonomi konferansları ve kurulan yakın ilişkiler, Türkiye’nin ticaretine de olumlu yansıdı. 2010-2019 döneminde Türkiye ile Afrika kıtası ülkeleri arasında 186,5 milyar dolarlık ticaret yapıldı. Bu rakamın 122 milyar dolarlık yüzde 65 kısmı Kuzey Afrika ülkeleri, kalanı diğer Afrika ülkeleriyle yapılan ticaretten kaynaklandı. Bu dönemde Türkiye’nin 126,7 milyar dolarlık ihracatına karşılık, kıta ülkelerinden 59,8 milyar dolarlık ithalat yapıldı” dedi.

    Afrika ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin artmasında karşılıklı ilişkilerin büyük rol oynadığını dile getiren Uluskon Genel Başkanı Atasoy, “Ülke bazında incelendiğinde geçen yıl itibarıyla kıtada en fazla ihracatın yapıldığı ülke 3,3 milyar dolarla Mısır oldu. Mısır’a ihracatta enerji grubu 558,9 milyon dolarla ilk sırada yer aldı. Bu grubu 420,5 milyon dolarla demir ve çelik, 291,7 milyon dolarla kazanlar, makineler ve mekanik cihazlar izledi. Mısır’ın ardından en çok ihracat yapılan ülke 2,3 milyar dolarla Fas ve 1,9 milyar dolarla Libya olarak kayıtlara geçti. İthalat açısından bakıldığında da Mısır, 2019 itibarıyla 1,8 milyar dolarla en fazla dış alımın yapıldığı kıta ülkesi oldu. Mısır’ı 757,6 milyon dolarla Güney Afrika Cumhuriyeti, 720,3 milyon dolarla Cezayir takip etti. Türkiye 2005 yılını Afrika yılı ilan etmişti. Bunun yanı sıra, Türk Hava Yollarının, Afrika’da doğrudan uçuş yaptığı noktaların sayısı artırılmıştı. Uçuşların yanı sıra, büyükelçilik sayısının artması, Türkiye’nin kıtayla olan ticaret hacminin gelişmesinde önemli rol oynadı” diye konuştu.

    Pandemi sürecinde Afrika ülkeleri ile ticaretin sürdürdüğüne dikkat çeken ULUSKON Genel Başkanı Nezaket Emine Atasoy, “Pandemi sureci boyunca da Türkiye’den tekstil, gıda basta olmak üzere birçok ürünün ihracatı artmıştır. Görüşmelerimiz Afrika ülkeleriyle devam etmektedir” şeklinde konuştu.

  • Erkeklerde sperm kalitesi salgın döneminde iyileşti

    Erkeklerde sperm kalitesi salgın döneminde iyileşti

    Üroloji ve Androloji Uzmanı Op. Dr. Evren Işık, korona virüs (Covid-19) salgını sebebiyle, bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için sağlıklı beslenen ve takviye olarak multivitamin kullanan erkeklerin sperm kalitelerinin de arttığını açıkladı.

    Salgından korunmak için herkesin yoğun uğraş verdiği bu dönemde, beslenmeye gösterilen özen ve alınan vitamin destekleri sayesinde insan vücudunda olumlu değişiklikler yaşanmaya başladı. Yakın takibini yaptıkları erkek hastalarda Covid-19 salgını başladıktan sonra yapılan testlerde sperm sayı ve kalitesindeki artışı tespit ettiklerini söyleyen Üroloji ve Androloji Uzmanı Op. Dr. Evren Işık, “Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için sağlıklı beslenme elbette önemli ancak hazır vitaminlerin de kullanımıyla beraber bu etkinin ciddi düzeyde arttığını biliyoruz. Vitamin desteklerinin alınması ile beraber sadece bağışıklık sistemi değil, vücudumuzdaki tüm hücreler güçleniyor ve hatta yenileniyor. Kısırlık sebebiyle takip ettiğimiz ve 3 aylık periyotlarla sperm testine çağırdığımız takipli hastalarımızın salgın döneminde yoğun vitamin kullanmalarıyla beraber spermlerinin hem sayısında hem de hareketlerinde çok ciddi bir artış olduğunu tespit ettik. Aynı zamanda bir çok spermin görüntü kalitesi de düzeldi. Hatta yoğun vitamin kullanımıyla beraber salgın döneminde eşi hamile kalan birçok hastamız da oldu” diye konuştu.

    Multivitaminler, sperm hızını da arttırdı

    Dr. Işık, şöyle devam etti:

    “Pandemi sürecinde bağışıklık sistemini güçlendirmek amacıyla özellikle çinko ve selenyum içerikli vitamin ilaçları çok fazla kullanıldı. Bu da doğal olarak spermin hareketliliğini artırdı. Çinkonun çok kuvvetli bir antioksidan olduğunu biliyoruz. Kısırlık problemi olan erkeklerin keçiboynuzu kullanma sebebi de aslında budur. Keçiboynuzu, içerdiği yoğun çinko sayesinde kuvvetli bir doğal antioksidan olarak kabul edilmektedir. Aynı şekilde A, B ve C vitamini içeren multivitaminler de pandemi süresince çok fazla tüketildi. Bu da sperm kalitesini her yönüyle artırdı. Burada C vitaminine ayrıca değinmek istiyorum. Çünkü Covid-19 salgınında hem yoğun bakımda yatan hastalara hem de hastalığı evde geçiren kişilere doktorlar tarafından C vitamini desteği verildi. Ülkemizde bu dönemde hazır C vitamini preperatlarının satışı ciddi anlamda arttı. C vitaminin spermlerin oksitlenmesini engellediğini, serbest oksijen radikallerinin oluşumunu azalttığını ve kaliteli sperm üzerine çok fazla olumlu etkilerinin olduğunu biliyoruz. Özellikle spermlerin içerisindeki genetik materyalin sağlıklı bir şekilde gelişmesi için C vitaminine çok ihtiyaç var. Benzer şekilde E vitamini de, spermlerin hızını arttıran bir diğer örnek. Dışarıdan bir çok besinden E vitaminini almaya çalışıyoruz ancak yeterli gelmediğinde hazır vitamin tabletleri şeklinde de alınabileceğinin bilinmesi gerekiyor.”

    Kontrolsüz kullanıma dikkat

    Reçetesiz satıldığı için herkesin kolayca ulaşabildiği vitamin tabletleri ile ilgili özel bir uyarı da yapan Op. Dr. Evren Işık, “Pandemi sürecinde vitamin kullanımının artması ile beraber sperm kalitesinin de arttığını gördük ancak herkesin dikkat etmesi gereken önemli bir nokta var. Aşırı dozda kullanıldığında vitaminlerin olumsuz etkileri de olabilir. Bu nedenle bağışıklık sistemini güçlü tutmak isteyen ve aynı zamanda da kısırlık problemi olan erkeklerin mutlaka doktor kontrolünde vitamin kullanması gerekiyor’’ dedi.

  • Türkiye, pandemi döneminde de Asya ve Avrupa arasında köprü olmaya devam ediyor

    Türkiye, pandemi döneminde de Asya ve Avrupa arasında köprü olmaya devam ediyor

    Asya-Avrupa demir yolu yük taşımacılığında Türkiye’nin rolü daha önemli hale geldi. Küresel ticaretin sekteye uğradığı salgın döneminde Türkiye, iki kıta arasında lojistik üs haline geliyor.

    Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın iş birliğiyle Ekim 2017’de işletmeye açılan Bakü-Tiflis-Kars demir yolu hattı ve entegre olduğu ‘Kuşak ve Yol Projesi’ kapsamında oluşturulan ‘Orta Koridor’ üzerinden taşımacılık artıyor.

    Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi dönemine rağmen 43 konteynerlik ikinci yük trenini gece saatlerinde İzmit Köseköy’de karşıladı. ‘Tek Kuşak Tek Yol’ insiyatifi çerçevesinde Bakü-Tiflis-Kars (BTK) tren hattı ile 23 Haziran’da Çin Kazakistan sınırında bulunan Khorgos’dan hareket eden ham madde ve ara mamul yüklü China Railway Ekspress adlı yük treni, 12 günde Köseköy’e ulaştı. Türk üreticiler tarafından ithal edilen ham madde ve ara mamul konteynerlerini bıraktıktan sonra Marmaray tüp geçişini kullanacak tren, İtalya ve Polonya’ya gidecek. Söz konusu tren, Avrupa ve Türkiye’den ihracat konteynerlerini alarak rotasını tekrardan Orta Asya ve Çin’e çevirecek.

    Ulaşımın Türkiye parkurunu sağlayan Pasifik Eurasia’nın CEO’su Murat Karatekin, söz konusu yük treninin uluslararası paydaşların da katkılarıyla 12 günde Türkiye’ye ulaştırmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Karatekin, pandemi döneminde demir yolu taşımacılığının önemine dikakt çekerek, “Salgı döneminde lojistik sektörüne baktığımızda karayolu ve havayolu taşımacılığının durma noktasına geldiğini, deniz yollarında ise navlunların tavan yaptığını görüyoruz. Demiryolu taşımacılığında ise hacimsel olarak artış meydana gelmesine rağmen, navlunlar düşürülerek ihracat ve ithalatçılarımızın yükünü bir nebze hafifletmiş olduk. Her tür zorlu dönemin taşımacılık modeli olan demiryolu, pandemi sürecinde de neredeyse tek seçenek haline geldi” dedi.

  • Dr. Sait Yıldırım: “Korona virüs döneminde psikolojik olarak duyulan ihtiyaç Sosyal Destek Kurulu ile çözülebilir”

    Dr. Sait Yıldırım: “Korona virüs döneminde psikolojik olarak duyulan ihtiyaç Sosyal Destek Kurulu ile çözülebilir”

    Türkiye’nin korona virüs döneminde ki psikolojisi hakkında incelemelerde bulunan Dr. Öğretim Üyesi Sait Yıldırım, virüs döneminde insanların psikolojik olarak duyulan ihtiyaçları Bilim Kuruluna benzer şekilde kurulacak olan Sosyal Destek Kurulu ile çözülebileceğini söyledi. Yıldırım ayrıca Türkiye’nin orta ve uzun vadede psikolojik ve sosyal sağlığının risk altında olduğunu kaydetti.

    Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sait Yıldırım, Türkiye’nin korana virüs döneminde ki psikolojisi hakkında akademik bir inceleme yaptı. Yıldırım, incelemesinde salgının sosyal psikolojik etkisinin değerlendirilmesi ve olası toplumsal risklerin önlenmesine dair öneriler sundu. Bu kapsamda mevcut salgın konusunda, konu ile ilgili 10 uzmanla mülakatlar gerçekleştirerek sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog, felsefe ve ilahiyat alanlarından uzmanlar, salgının ortaya çıkışını yorumlayıp, mevcut süreç ve sonrasına dair öngörüler paylaştı.

    “ Salgında sosyal psikolojik etki çok önemli”

    Yıldırım, salgında psikolojik etkinin dikkate alınmasının bu süreci profesyonelce yönetme de etkisi olduğunu ifade ederek, “Covid-19 Salgını ile toplumda sağlık, sosyal, ekonomik, politik ve birçok alanda değişim, dönüşüm ve problemler ortaya çıkmıştır. Mevcut salgınının geçmiş dönemde yaşanan salgınlardan önemli farkları bulunmaktadır. Bu farklar ekonomik ve teknolojik gelişmişlik ile ortaya çıkmaktadır. Tarihteki salgınlarda yayılım, çoğunlukla virüsün ortaya çıktığı alanlar ile sınırlı kalmışken, post modern dönemde salgınların etki alanı çok güçlüdür. İletişim ve ulaşım olanaklarının yaygın olması bu dönemde virüsün yayılma hızını oldukça arttırmıştır. Salgınla mücadele kapsamında tüm dünyada önleyici faaliyetler sağlık açısından dikkate alınmaktadır. Ancak göz ardı edilen veya ikinci plana atılan önemli bir unsur salgının sosyal psikolojik etkisidir. Bu etkinin dikkate alınması ve değerlendirilmesi, hem salgın ile mücadele konusunda hem de salgının profesyonel biçimde yönetilmesi noktasında önemlidir” dedi.

    “Orta ve uzun vadede psikolojik ve sosyal sağlımız tehdit altında”

    Geçirilen salgın döneminde fiziksel sağlık göz önünde bulundurulduğunu fakat orta ve uzun vadede psikolojik ve sosyal sağlığın tehdit altına gireceğini kaydeden Yıldırım, “Yaptığımız çalışmada salgının sosyal psikolojik etkisinin değerlendirilmesi ve olası toplumsal risklerin önlenmesine dair öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda mevcut salgın konusunda, konu ile ilgili 10 uzmanla mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Sosyal hizmet uzmanı, psikolog, sosyolog, felsefe ve ilahiyat alanlarından uzmanlar, salgının ortaya çıkışını yorumlamış, mevcut süreç ve sonrasına dair öngörülerini paylaşmıştır. Salgın ile ilgili ortak kanaat, toplumsal ilişkilerin dönüşmesi noktasında birçok riskin varlığında birleşmektedir. Salgın ve sonrası süreçte, Covid-19’un sosyal psikolojik etkisi dikkate alınmalıdır. Mevcut durumda öncelikli olarak fiziksel sağlık üzerine odaklanılmaktadır. Ancak kısa, orta ve uzun vadede psikolojik ve sosyal sağlımızın tehdide maruz kalacağı muhtemel görünmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Aile içi şiddet ve çocuk istismarı salgın döneminde artış gösterdi”

    Dr. Sait Yıldırım, korona virüsün etkili olduğu bu dönemde aile içi şiddet ve çocuk istismarının arttığını belirterek “Ülkemizde sağlıklı biçimde yürütülen korona virüs ile mücadele sistemine, “Sosyal Destek Kurulu” dahil edilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Sosyal Destek Kurulu aracılığı ile özellikle bu süreçteki risk grubunda olan bireylerin yaşayacağı sorunlara yönelik çözümler geliştirilmelidir. Aile içi şiddet, çocuk istismarı ve benzeri sorunlarda salgın döneminde artış yaşandığı ilgili kurumlarca paylaşılmıştır. Korona sürecinde toplamda 91 kadın öldürülmüştür. Benzer şekilde bu süreçte sadece İstanbul’da cinsel istismar mağduru 642 çocuğa avukat desteği sağlandığı aktarılmıştır. Salgın sürecinde belirtilen suçlarda artış olmakla birlikte, bu suçlarda görünenin yaşanandan daha az olduğu tahmin edilmektedir. Evde kalma süreciyle birlikte dışarı ile iletişimi kesilen kadın ve çocuklar bazı risklere maruz kalmaktadır. Bu sebeple sağlık kapsamında gerekli tedbirlerin alınmasıyla birlikte aile içi şiddet ve istismar eylemlerinin gerçekleşme noktasındaki risklere dikkat çekmek gereklidir” açıklamalarında bulundu.

    “Psikolojik olarak duyulan ihtiyaç Sosyal Destek Kurulu ile çözülebilir”

    Bilim Kurulunun alt birimi olarak Sosyal Destek Kurulu kurularak bu dönemde vatandaşlara sosyal ve psikoloji destek verilebileceğini anlatan Yıldırım, “Sosyal Destek Kurulu, aynı zamanda toplumda salgına adaptasyon süreci ve olası risklerle mücadele için aracı kılınabilir. Ayrıca karşılaşılacak bir diğer önemli sorun ise hastalık geçirmiş olan bireylerin damgalanmasıdır. Bu noktada, hastalığı atlatmış veya hastalık sürecindeki bireylerin psikolojik olarak duydukları ihtiyaç Sosyal Destek Kurulu tarafından karşılanabilir. Ayrıca, medya ve diğer mecralar üzerinden topluma bir korku kültürü yaşatılmaktadır. Salgın sürecinde bireylerin medya ve İnternet ile geçirdiği vakit normalden kat kat fazla olmuştur. Bu süreçte medya yönetimi ve sağlıklı bilgi aktarımı oldukça önemlidir. Toplumda salgın konusunda yeterli bilgi olmaması ve alternatif kanalların sağlıksız biçimde fikir aktarımı ile panik havası yaşanmaktadır. Medya, İnternet ve sosyal medya aracılığı ile toplumun kontrollü ve profesyonel bilgi ile bilinçlendirilmesi riskleri azaltacaktır” diye konuştu.

  • Çufalı, “Covid-19 salgını döneminde üniversiteler” toplantısına katıldı

    Çufalı, “Covid-19 salgını döneminde üniversiteler” toplantısına katıldı

    Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü, GreenMetric tarafından düzenlenen “Covid-19 Salgını Döneminde Üniversiteler” konulu toplantıya katıldı.

    Rektör Prof. Dr. Mustafa Çufalı GreenMetric Dünya Çevreci Üniversiteler Paltformu tarafından 9 Haziran günü düzenlenen çevrimiçi toplantıya katıldı. Dünyadaki pek çok üniversiteyi çevreye duyarlılık açısından değerlendiren GreenMetric, çevre ve sürdürülebilirliğin yanı sıra tükenen kaynaklar ve küresel problemler ile de yakından ilgileniyor. Üniversitelerin bilimsel katkılarıyla küresel problemlere çözümler geliştirmeyi de hedefleniyor. Covid-19 salgını döneminde üniversitelerdeki eğitim öğretim ve virüs ile savaş kapsamında alınan önlemlerin konu alındığı toplantıya dünyanın 9 ülkesini temsilen 9 konuşmacı katıldı.

    Toplantıda BEÜ ve Türkiye’yi temsilen ilk sırada söz alan Rektör Prof. Dr. Mustafa Çufalı sunumunda üniversitenin sunduğu sağlık hizmetleri, Türkiye ve Zonguldak’ta Covid-19 salgınının seyri ve son durumu hakkında bilgi verdi. Salgının eğitim-öğretim süreçlerine etkisi ve alınan önlemlerden de bahseden Rektör Çufalı, BEÜ’nün topluma hizmet ve Covid-19 salgını ile mücadele kapsamında yürüttüğü maske ve siperlik üretimi, solunum cihazı çoklayıcısı üretimi gibi hizmetler hakkında bilgilendirme yaptı.

    Dünyanın 42 ülkesinden 1400’ün üzerinde katılımcı tarafından canlı olarak ilgiyle izlenen toplantı sunumların sonrasında soru-cevap bölümü ile son buldu. Toplantının videosuna https://youtu.be/N2T9B13S-Gg adresinden erişilebilir.