Etiket: Dönemde

  • Mehmet Babaoğlu: “Beyşehir’de bu dönemde birliği tesis ettik”

    AK Parti Konya Milletvekili Mehmet Babaoğlu, seçim çalışmaları kapsamında ziyaret ettiği Beyşehir’de bir araya geldiği mahalle muhtarlarla bir araya geldi.

    Beyşehir Belediyesi Sosyal Tesisleri Taşköprü Aile Çay Bahçesinde düzenlenen toplantıda Beyşehir ilçesinin merkez ve dış mahalle muhtarlarıyla buluşan Babaoğlu, “Şu anda Beyşehir olarak güzel bir uyum sürecini yakaladık. Bu uyum sadece milletvekili, belediye başkanı ve ilçe başkanı, ilçe teşkilatı uyumu değil. Muhtarlar da uyumlu, kaymakamlıkla, kurumlarla uyumlu, içte ve dışta insanlarla uyumlu, bir de vatandaşın kendisiyle uyumlu. Ulaşılabilir olmaydı, insan hayatına dokunabilir olmaydı, bunları tesis ettik. Bu, bence Beyşehir’in yakaladığı en büyük sinerjiydi ve bu sinerjiyi diğer ilçelerin gıpta ettiğini de biliyorum. Ayrıca şunun altını da çizeyim, merkez ilçeler dışında nüfusu artan yegane ilçelerden birisi Beyşehir. Beyşehir hep söyleniyor ya; ‘cazibe merkezi olmaya başlayacak, büyüyecek’ Bu süreç başladı ”diye konuştu.

    Beyşehir’de bu başarının birlik ve beraberlik içerisinde hareket edilerek gerçekleştirildiğini ve muhtarların da bunda çok önemli katkıları olduğunu vurgulayan Babaoğlu, “Bunu hep birlikte yaptık, sakın ola ki muhtarlar olarak kendinizi bundan dışlamayın. Sizin de burada çok önemli bir payınız ve katkınız var. En az bizler kadar bu vekil sizinle başarılı oldu, haberiniz olsun. Ben de sizi seviyorum, sizinle buluşmakta can atıyorum. O nedenle gerçekten huzurunuzda teşkilatımıza, ilçe başkanımıza, belediye başkanımıza bu uyum ve sizlere hizmet vermeye gayret bakımından teşekkür ediyorum. Dışarıdan Beyşehir’e bir şey getirebilme bakımından uyum olmasaydı bunlar olmasa, bu yapılanlar mümkün değildi. Hep şunu söyledik civardaki ilçelere. Kendi ilçem dahil ’Beyşehir, benim etimden, sütümden, her şeyimden en iyi şekilde istifade eden ilçe oldu’ dedim. Hakikaten. Niye? Bu işi biliyorsunuz. Bunu becerdiniz, bunu nasıl yaptınız, projeyle geldiniz, fikir ürettiniz, köyünüzle mahallenizle ilgili talepler ilettiniz, başkanlarımı zorladınız, bizi zorladınız. Siz bunları yapmasanız biz nereden neyi yapabileceğiz, kendi düşüncemizle bir çok şeyi belki getireceğiz ama karşılık bulamayacaktı. O nedenle ben muhtarlarımızın bu heyecanından, bu birliktelik ruhundan istifade ettim. Dernek olarak da başkanıma ve Beyşehir muhtarlarına özel bir teşekkür borcum var. Çünkü, bu bir gönül, bir dert edinmedir, eğer siz bir şeyi dert edinirseniz bir şey ortaya koyabilirsiniz, dert edinmezseniz olmaz. Beyşehir bu yola girdi, biz ilk oturduğumuzda Beyşehir’le ilgili 100 tane konu varsa yapılacak, bunun şu anda ya 3’ü ya 5’i kalmıştır, hepsini yaptık, bitirdik. O nedenle vekillik dönemim itibariyle biz yapacağımız işler konusunda Beyşehir’e tertemiz, pırıl pırıl, hiçbir muhalif düşüncenin bile eleştiremeyeceği bir ilçe getirdik, bugün itibariyle Allah’ın izniyle. Var mı, eleştirebiliyorlar mı? Evvelki seçimde 7 Haziran’da, 1 Kasım’da başımızı görseler ‘Beyşehir yolu, doğalgaz, hastane, postane, bilmem ne’ bir sürü şey söylerlerdi. Hani şimdi size bir şey diyen var mı? Allah’ın izniyle Beyşehir olarak biz birlikte Beyşehiriz ve bunu hep beraber başardık, yaptık bir ihtiyacımız da yok Allah’a şükür. Şimdi sırada ne var Beyşehir’e yeni kızıl elmalar bulmak” diye konuştu.

    Babaoğlu, 24 Haziran’da yapılacak seçime de değinerek, bu seçimlerin önemine bir kez daha vurgu yaptı. Babaoğlu, davalarının kişilere endeksli bir dava olmadığının altını çizerek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’ye verilen bu desteğin daha da artarak devam etmesini isteyerek, “Önemli olan AK Parti ve Cumhurbaşkanımızın, özellikle yeni bir sistem değişiminde, bu sistemde yeni seçilmiş cumhurbaşkanımız olabilmesidir. Aksi takdirde ülke bakın bir yıl içerisinde her şeyini kaybeder. Şu anda eğer yurtdışına çıkan herhangi birisi başı dik geziyorsa, yurt içinde bu kadar gururla yürüyebiliyor isek, hakikaten birçok hizmete kavuşmuş isek bu Sayın Cumhurbaşkanımız ve bu gayretleri neticesindedir. Bizler onun yol arkadaşlarıyız. Arkasından onun geri dönmeyeceğiz, arkasında sıkı sıkı duracağız, yanında duracağız hep beraber çalışacağız.”dedi.

    “Biz hayal denilen, mümkün değil denilen birçok şeyi bu dönemde çözdük”

    Beyşehir Belediye Başkanı Murat Özaltun da, Beyşehir’de 4 yıl önceki problemlerle şimdiki problemlerin yan yana konulması halinde birçok problemin çözülerek elimize edildiğinin çok net görülebileceğini ifade ederek, “Ama şunu dersek yalan olur; biz hizmeti bitirdik. Tabii ki, eksiğimiz olacaktır ama biz ‘hayal’ denilen, ‘mümkün değil’ denilen birçok şeyi bu dönemde çözdük. Ama her zaman şunu söylüyorum ‘ben’ değil, bu birlikteliğin başarısı. Muhtarıyla, teşkilatıyla, milletvekiliyle, büyükşehiriyle yekvücut olmanın neticesi. Ortada bir başarı varsa; bunu belediye çalışanlarımıza da söylüyorum, bu hepimizin başarısıdır. Ortada bir başarısızlık varsa bu hepimizin başarısızlığıdır. Ama gördüğünüz gibi bugünkü başarı ortada ve çok şükür bu hepimizin başarısıdır” ifadelerini kullandı.

    Özaltun, Milletvekili Babaoğlu’na bugüne kadar Beyşehir’e ve bölgeye verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ederken, “Allah’ım kendisinden razı olsun. Biz bu hizmetlerin birçoğunu yaparken belediye hizmetlerinde, gerek Büyükşehir ve gerekse devlet yatırımlarında olsun kendileriyle istişare ederek yaptık. Hep söylediğim bir şey var bu memleket için geçmişten bugüne kadar taşı taş üstüne koyan her kim varsa; adı ister muhtar, ister belediye başkanı, ister milletvekili ya da kaymakam olsun, bu memleket için faydalı bir iş yapan, taşı taş üzerine koyan herkesten Allah razı olsun diyorum. Allah’ım bu birlik beraberliğimizi inşallah bozmasın diye temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

    AK Parti Beyşehir İlçe Başkanı Mustafa Şenol ise, Milletvekili Mehmet Babaoğlu’nun görev yaptığı 3,5 yılı Beyşehir için dolu dolu geçirdiklerini vurgulayarak, “Biz her konuda milletvekilimize çok teşekkür ediyoruz. Birçok arkadaşımız ve özellikle muhtarlarımız da bunu çok yakından biliyor” dedi.

    Beyşehir Birlik Muhtarlar Derneği Başkanı Faruk Koçer, “Milletvekilimize muhtarlar olarak bizlere bugüne kadar verdiği önemden, gösterdiği samimiyetten ve her türlü desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    Milletvekili Babaoğlu, Beyşehir’de seçim çalışmaları kapsamında bazı mahalleleri de ziyaret etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi gerçekleştireceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adana’nın 24 Haziran’da tercihini yeniden hizmet siyasetinden kullanacağına inandığını belirterek, “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, miting yapmak için geldiği Adana’da, Çukurova bölgesinde faaliyet gösteren sanayici ve is adamlarıyla akşam yemeğinde buluştu. Kentteki bir otelde düzenlenen yemekte konuşan Erdoğan, “Adana’nın hükümetlerimizin yaptığı tüm yatırımlara rağmen bir süredir durgunlaştığının farkındayız. Adana şaha kalkacak ki bu bölge şaha kalksın. Onunla birlikte Türkiye de şaha kalksın. Yeni dönemde Adana’yı her alanda şaha kaldırmakta kararlıyız. Çukurova gibi dünya çapında zenginliğe sahip şehre patinaj yaptırmak, sadece Adana’ya değil, Türkiye’ye de haksızlıktır” ifadelerini kullandı.

    “Hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz”

    Adana’nın arayış döneminin bittiğine, 24 Haziran’da tercihini yeniden hizmet siyasetinden kullanacağına inandığının altını çizen Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde Adana için hayallerimizi inşallah hep birlikte gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

    Yurtiçinde ve yurtdışında bir takım çevrelerin el ele vererek, Türkiye’nin başına kara bulutlar toplamaya çalıştığını belirten Erdoğan, “Bu kur falan bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil. Bizim geleceğimizi biz belirleyeceğiz. Onun için de diyorum ki eğer yastık altında hala dövizlerimiz varsa, lütfen bu dövizlerimizi piyasaya sürelim. Bunları Türk Lirasına çevirelim. Çünkü bizim ülkemizin gelirini, geleceğini biz Türk Lirası ile belirlemeliyiz. Bunun için de milli seferberliği yapmamız lazım” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin kaderinin Hans’a, George’a bırakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Biz 2002’den bugüne, ekonomiyi öyle bir yapıya kavuşturduk ki bu tarz sarsıntılar, ülkemize vız gelir. Binin yanına 6 sıfırı koyanları bilmiyor musunuz? 1 milyon liraya tuvalete gidiyorduk hatırlayın o günleri. Biz geldik bu sıfırların tamamını attık, 1 liraya düştü. Bizim kaderimizi, biz belirleriz” dedi.

    Yatırımcının güçlü kılınması için düşük faizle adımların atılması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, “Yüksek faizle ülkemizi ayağa kaldıramayız. Çünkü girişimci yüksek faiz ile neyin yatırımını yapacak? Elin bankaları kazanmıyor mu? Japonya eksi faizle çalışıyor, ABD 2’ler, bilemedin 3’te. Onların bankaları böyle çalışıyor da bize ne oluyor. Şu anda 20-25’lere kadar çıkıyor. Faizin böyle olduğu bir ülkede siz yatırım yapabilir misiniz? Bunu değiştireceğiz, bu işin lamı cimi yok” diye konuştu.

    “Türkiye, faiz ve enflasyon düşürdü”

    Erdoğan, Faizi yüzde 63’ten alıp, yüze 4,6’ya kadar indirdiklerini ve ‘Batı’nın çıldırdığını ifade ederek, “Geldiğimizde enflasyon 30’du. İşte Gezi olayları öyle başladı. Türkiye, faiz ve enflasyon düşürdü. Biz de onlara prim vermedik. Gezi olayları ile beraber enflasyon ve faiz çift haneli rakamlara çıktı. İnşallah 24 Haziran’la birlikte bu işin nasıl olacağını, yerlisine de yabancısına da gösterme şansı yakalayacağız” dedi.

    2008-2009 finans krizinde, sıkıntıların Türkiye’yi teğet geçeceğini söylerken, özel sektörün gücüne güvendiğini belirten Erdoğan, “Son 5 yılda ardı ardına yaşadığımız sıkıntılar karşısında da aynı güvenle hareket ediyorum. Dünya’da 15 Temmuz gibi bir darbe girişimine maruz kalıp da şoku bu kadar hızlı bir şekilde atlatabilecek başka bir ülke daha var mıdır, bilmiyorum. 2016’da darbe yaşadık, 2017’de yüzde 7,4 büyüdük. Ana muhalefetin başındaki zat, ‘Sizin cebinize 7,4’ten bir şey girdi mi?’ diyor. Adam büyüme denilen şeyin ne olduğunu bilmiyor. Bu adamlarla bu ülkede, ülke ekonomisi yönetilir mi?” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, istihdamın, büyümenin en önemli ibresi olduğuna dikkat çekerek, “Hindistan’dan sonra 7,4 ile ikinci sıradayız. OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. Mazotta yüzde 50 hibe veriyoruz. Bunlar ne ile veriliyor? Büyüyen bir ülke olduğumuz için veriyoruz. Bütün bu yatırımlar, neyle yapılıyor? Eğitimde, sağlıkta, altyapı, üstyapı yatırımlarında, havalimanlarında, bütün bunları neyle yapıyoruz? Eğer bu imkanlar olmasa bunlar yapılabilir miydi?” diye konuştu.

    “Hem üretimde hem tüketimde artış var”

    Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bazıları Türkiye büyüyor da millet niye bunu hissetmiyor diyor. Bunu söyleyenler aslında büyümenin nimetlerinden en çok istifade edenler. Bilmediklerinden değil, hınzırlıklarından böyle söylüyorlar. Büyümenin alt dilimlerine baktığımızda, yaklaşık yüzde 10’luk yatırım artışı, yüzde 11’lik hane halkı tüketim harcaması artışı görüyoruz. Yani hem üretimde hem tüketimde artış var. İstihdama baktığımızda, son açıklanan rakam itibariyle tek haneli sınırına gelmiş durumda. Türkiye geçtiğimiz 16 yılda Avrupa ülkelerinin tamamından daha fazla istihdam üretmiştir. Bu yılın ilk çeyreğindeki istihdam artışı yüzde 5, firmalarımızın gelirlerinde yüzde 24, iş gücü ödemelerinde yüzde 19 artış görüyoruz. Hamdolsun. Son 5 yılda maruz kaldığı saldırıların maliyetleri olmasaydı, bugün milli gelir sıralamasında en az 2-3 basamak daha ilerideydik. Bu kayıp elbette önemli. Ama en büyük kazancımız her hal ve şart altında ayakta durabildiğimizi dosta ve düşmana göstermiş olmamızdır. Hatta sınır ötesi operasyonlarımızla herkese çok daha derin, çok daha tarihi mesajlar verdik. Cerablus’ta, Afrin’de verdik. Şimdi Sincar’da ve Kandil’de veriyoruz. Savunma sanayisinde yüzde 20 üretim yaparken, yüzde 65’e çıktık. Yerli Savunma Sanayi bu noktaya geldi.”

  • TCMB Başkanı Çetinkaya: “Sadeleşme yönünde nihai adım önümüzdeki dönemde atılacak”

    TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, “Enflasyonun 2018 yılı sonunda orta noktası 8,4 olmak üzere yüzde 7,2 ile yüzde 9,6 aralığında, 2019 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 4,7 ile yüzde 8,3 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz” dedi. Çetinkaya, toplantının soru-cevap bölümünde yaptığı açıklamada sadeleşme yönünde nihai adımların önümüzdeki dönemde atılacağını söyledi.

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, Enflasyon Raporu 2018-2 Bilgilendirme Toplantısında 2018 ve 2019 yılı için enflasyon tahminlerini açıkladı. TCMB Başkanı Çetinkaya, “Enflasyonu düşürmeye odaklı ve sıkı bir politika duruşu altında, 2018 yılsonunda yüzde 8,4 olarak gerçekleşeceğini öngörmekteyiz. 2019 yılsonu için tahminimiz yüzde 6,5 düzeyinde. Bu çerçevede enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, Enflasyonun 2018 yılı sonunda orta noktası 8,4 olmak üzere yüzde 7,2 ile yüzde 9,6 aralığında, 2019 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 4,7 ile yüzde 8,3 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Enflasyon güncellemesinde petrol ve döviz kuru kaynaklı gelişmeler 0,4 puan etkili oldu

    Daha önce açıkladıkları enflasyon raporunu 0,5 puan olarak güncellediklerini belirten TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, söz konusu güncellemede etkili olan gelişmeleri aktararak, “Ocak Enflasyon Raporu’nda yüzde 7,9 olarak açıkladığımız 2018 yılsonu enflasyon tahminini 0,5 puan güncelleyerek yüzde 8,4’e yükselttik. Bu güncellemenin 0,4 puanı petrol fiyatları ve döviz kuru kaynaklı gelişmelere bağlı olarak Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları varsayımını yukarı çekmemizden kaynaklanıyor. Ayrıca, yurt içi talebin gücünü korumasına bağlı olarak bir önceki rapor dönemine göre yukarı yönlü güncellediğimiz çıktı açığı ise 2018 enflasyon yılsonu tahminini 0,1 puan artırdı. Diğer taraftan, para politikasındaki sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği bir görünüm altında 2019 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 6,5 olarak koruduk” diye konuştu.

    “Enflasyonun tekrar düşüş eğilimine girmesi beklenmektedir”

    Başkan Murat Çetinkaya, para politikası kararları ve tedbirlerinin etkisiyle enflasyonun tekrar düşüş eğilimine girmesini beklediklerini söyledi. Başkan Çetinkaya, şöyle konuştu:

    “Baz etkisinin yanı sıra döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmelerin gecikmeli yansımalarına bağlı olarak yıllık tüketici enflasyonunda kısa vadede dalgalanma oluşabileceği öngörülmekte ve risklerin yukarı yönlü olduğu değerlendirilmektedir. Para politikası kararları ve tedbirlerin etkisiyle enflasyonun tekrar düşüş eğilimine girmesi beklenmektedir. Ülke risk priminde küresel ve yurt içi gelişmeler kaynaklı ilave bir artış olmadığı varsayımı altında, sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla sürdürülmesinin yanı sıra iktisadi faaliyet ve kredi büyümesinin daha ılımlı bir büyüme patikasına yakınsaması 2018 yılında enflasyondaki düşüş sürecini destekleyecek. Bu dönemde, para ve maliye politikaları arasında güçlü bir şekilde devam edecek eşgüdüm dahilinde vergi ve yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamalarının da enflasyondaki düşüşe destek verecek şekilde belirlenmesi büyük önem taşımakta.”

    “2018 Ham petrol fiyat tahmini 66 ABD dolarından 68 ABD dolarına yükselttik”

    Murat Çetinkaya, petrol fiyatları varsayımını 2018 yılı için 66 dolardan 68 dolara yükselttiklerini kaydetti. Başkan Çetinkaya, “Yakın dönemde ham petrol fiyatlarında gerçekleşen artışlar vadeli piyasalardaki fiyatları da yukarı çekti. Bu nedenle petrol fiyatları varsayımını, 2018 yılı için 66 ABD dolarından 68 ABD dolarına, 2019 yılı için ise 62 ABD dolarından 65 ABD dolarına yükselttik “ şeklinde konuştu.

    “2018 ve 2019 Gıda enflasyonu tahminimizi yüzde 7 olarak belirledik”

    TCMB Başkanı Çetinkaya, 2018 ve 2019 yılı gıda enflasyonu tahminlerini yüzde 7 olarak belirlediklerini vurgulayarak, “Birinci çeyrek sonunda yüzde 10,4 düzeyine düşen gıda enflasyonu, yüzde 10,3 olan Ocak Enflasyon Raporu tahminlerine oldukça yakın gerçekleşti. Gıda Komitesi gündemindeki tedbirleri de dikkate alarak, gıda enflasyonu varsayımımızı 2018 ve 2019 yılsonu için yüzde 7 olarak korumuş bulunuyoruz” açıklamasında bulundu.

    “Ölçülü bir parasal sıkılaştırma yapmaya karar verdik”

    Enflasyona ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla Nisan ayındaki toplantıda ilave bir parasal sıkılaştırma yapmaya karar verdiklerini belirten Başkan Murat Çetinkaya, “Fiyatlama davranışlarına dair risklerin devam etmesi nedeniyle para politikası duruşunu 2017 yılının son çeyreğinde kademeli olarak sıkılaştırdık. Öncelikle, Kasım ayında Türk lirası ve döviz likiditesine dair önlemler aldık. Sonrasında, Aralık ayındaki PPK toplantısında faiz artışı gerçekleştirirken, Ocak ve Mart aylarındaki PPK toplantılarında da enflasyon görünümde kalıcı bir iyileşme oluncaya kadar sıkı para politikası duruşunu koruyacağımızı ve gerekli görülmesi halinde ilave sıkılaşmaya gidebileceğimizi duyurduk. Nisan ayındaki toplantıda ise, enflasyona ilişkin riskleri sınırlamak amacıyla ölçülü bir parasal sıkılaştırma yapmaya karar verdik. Bu doğrultuda, GLP borç verme oranı yüzde 12,75’ten yüzde 13,50’ye yükseltildi. Sistemin fonlama ihtiyacı Kasım ayından itibaren tamamen GLP’den sağlanıyor ve dolayısıyla piyasadaki gecelik repo faiz oranları GLP borç verme oranı seviyesinde oluşuyor” diye konuştu.

    “Sadeleşme yönünde nihai adım önümüzdeki dönemde atılacak”

    Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplandıran TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, sadeleşme yönünde nihai adımların önümüzdeki dönemde atılacağını söyledi. Başkan Murat Çetinkaya, “Para politikası duruşunun ölçülmesine dair belirsizlik neredeyse tamamen ortadan kalktı. Temel hedefimiz burada nihai adımı da atabilmek yani sadeleştirmeyle ilgili bizim hedefimiz ve planımız devam ediyor. Son kurul toplantısında teknik birimler tarafından sadeleşme sürecinin nihai aşaması ve yeni operasyonel çerçeveye dair sunumlar kurulda yapıldı. bu anlamda bu nihai adıma yakın olduğumuzu düşünüyorum. Kurul bunu değerlendirecek ve sadeleşme yönünde nihai adım önümüzdeki dönemde atılacak. Buraya çok uzak değiliz” dedi.

    “ÖTV adımları bugüne kadar destekleyici oldu”

    Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) adımlarının destekleyici olduğunu da sözlerine ekleyen TCMB Başkanı Murat Çetinkaya, “Biz bugüne kadar atılan adımların destekleyici olduğunu gördük. Önümüzdeki dönemde kararların da bu yönde şekillenme ihtimali var ama spesifik kalem bazında açıkçası bir şey söylemek istemem bu elbette genel mali çerçevede yapılabilecek değerlendirmeler sonunda şekillenebilir. Ancak genel yaklaşımın iletişimi de yapıldığı için rahatlıkla söyleyebilirim; dezenflasyon sürecine ve bizim çabalarımıza destek verecek şekilde fiyatlamaların şekillenmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Beyşehir Gölü’nde yasak dönemde şokla avlanmaya 16 bin TL para cezası

    Konya Beyşehir Gölü’nde üreme mevsimi olması sebebiyle balık neslini koruyabilmek amacıyla 15 Mart’ta başlatılan ve halen devam eden balık avlama yasağına rağmen, elektroşok yöntemiyle suya akım vererek balık avı yaptığı ileri sürülen 3 avcı suçüstü yakalandı. Avcılara toplam 15 bin 966 liralık idari para cezası kesildi.

    Edinilen bilgiye göre, Beyşehir Gölü’nün Gölceğiz köyü açıklarında elektroşokla balık avı yapıldığı ihbarı üzerine çalışma başlatan Isparta’nın Şarkikaraağaç İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, ihbar yapılan kıyı kesimde pusuya yatarak beklemeye başladı. Destek talebi üzerine göl üzerinden harekete geçen Beyşehir İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne bağlı su ürünleri kontrol ekipleri ve Jandarma Asayiş Bot Komutanlığı ekipleri de tekneyle bölgeye hareket etti.

    Sazlıklar arasında şokla avcılık yapanları yakalamak için gece karanlığında far ışığıyla göl üzerinde çalışma yürüten ekipleri fark eden avcılar, balıkçı tekneleriyle kıyıya yönelerek karaya ayak bastıkları sırada jandarma ekiplerine suçüstü yakalandı. Avcıların kaçak avda kullandıkları motoru sökülmüş ve plakası silinmiş teknede, yapılan arama sonucu yasak zamanda avı yapılmış 1 balık ile 1 akü, elektroşokla avda kullanılan invertör cihazı, akü bağlantı kabloları bulundu.

    Avcıların, elektroşok yöntemiyle avladıkları çok sayıda balığı ise yakalanacaklarını anlayarak karaya çıkmadan önce tekrar göl sularına bıraktıkları belirlendi. 3 kaçak avcı hakkında kişi başı 5 bin 322 lira olmak üzere toplamda 15 bin 966 lira idari para cezası kesildi. Avda kullanılan malzemelere ise ekipler tarafından el konuldu.

  • Zoteeva: “Nükleer santral 100 yıllık bir dönemde 180 milyar dolarlık bir kar getirecek”

    Rusatom Energy International Genel Müdürü Anastasia Zoteeva, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin güvenlik önlemlerine uyan bir santral olacağını vurgulayarak, “Bu santral projesinin kardeşi şu anda Rusya’da çalışıyor. Türkiye’nin sürekli, istikrarlı çok güçlü bir enerjiye ihtiyacı var. Uzmanlarımızın hesaplarına göre santralimiz 100 yıllık bir dönem için hesap edersek 180 milyar dolarlık bir kar getirecek” dedi.

    Türkiye’nin 60 yıllık nükleer güç santrali hayalinde bugün önemli bir adım atılıyor. Mersin’in Gülnar ilçesi Akkuyu bölgesinde yapımı planlanan Akkuyu Nükler Güç Santrali’nin temeli, iki ülke liderinin katılacağı törenle atılacak. 2010 yılında Rusya ile Türkiye arasında imzalanan anlaşma çerçevesince start alan Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi’nin yaklaşık 20 milyar dolara mal olması bekleniyor. Her biri bin 200 megavat gücünde 4 reaktörden oluşan santralin üretime başlamasıyla Türkiye’nin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu karşılaması hedefleniyor. Bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından temeli atılacak santralin ilk ünitesinin 29 Ekim 2023 yılında devreye girmesi bekleniyor.

    Açılış öncesi Akkuyu’daki tören alanında konuşan Rusatom Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Müdürü Anastasia Zoteeva, 2012 yılında Türkiye tarihinde ilk nükleer santralinin yapımı için çalışmaların başladığını hatırlattı. 2012 yılından beri Rusatom’un Türkiye’nin yetkili makamlarıyla, kurumlarıyla birlikte milli nükleer enerji sistemini geliştirmeye başladığını vurgulayan Zoteeva, “Bu dönem içinde çok büyük yol kat ettik. Türkiye’nin nükleer yol haritası birlikte çizildi. Çok sayıda yeni kanunlar ve kararlar yapıldı. Hazırlık çalışmaları başlatıldı. İlk Türk öğrencileri Rusya’daki üniversitelere girdiler, 5 yıllık eğitimlerini tamamladılar ve bu sene mezun oldular. İlk öğrencilerimiz artık yüksek fizik uzmanları ve nükleer uzmanları olarak eğitimlerini aldılar ve sahada çalışmak için hazır bulunuyorlar. İlk Türk taşeron firmada proje ürettiler ve çalışmaya başladılar. Biz Rusatom olarak Türkiye’nin sürekli, istikrarlı çok güçlü bir enerjiye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz ve Türk devletinin nükleer enerji sektörünü geliştirmesi noktasında destekliyoruz. Dünya enerji piyasasındaki dengeler artık hızlı bir şekilde değişiyor. Nükleer enerjinin bütün dünya enerji tüketiminde oranı gittikçe artıyor. Dünya enerji kullanmasıyla birlikte ısınma sorunlarına karşı ortak tedbir almaya karar verdi. İstikrarlı nükleer enerji elde edebilmek için yerel bir enerji üretiminin olması gerekiyor ve Türkiye hızlı şekilde gelişen bir ülke olarak muhakkak istikrarlı ve güçlü bir enerji kaynağı olması lazım” diye konuştu.

    Rusatom ve Türkiye’nin yetkili makamlarının bundan sonrada birlikte çalışmalar yürüteceğinin altını çizen Zoteeva, “Bildiğiniz gibi Rusya’da ilk nükleer santral 1924 yılında inşa edilmişti. Rusatom sadece teknoloji satmakla veya vermekle sınırlı kalmıyor. Sadece ülkemizde başarılı bir şekilde çalışan teknolojileri burada uygulamak istiyoruz. Türk yetkili makamlarıyla birlikte gerçekleştirdiğimiz bu projenin aynısı Rusya’da da var. Bu projenin kardeşi 2014 yılında ülkemizde işletmeye açıldı. Şubat 2018’de de yine bu projenin bir diğer kardeşi Rusya topraklarında çalışmaya başladı. Bu santral Fukuşima sonrasında bütün güvenlik önlemlerine uyan bir santral. Rusatom sadece nükleer santraller üzerinde sınırlı kalmıyor. Nükleer teknolojinin gelişmesi, insanların da standartları çok hızlı bir şekilde geliştiriliyor. Radyasyon ışınlama küçük tozlarda ürünlerin, gıdaların ömrünü uzatıyor. Aynı zamanda tohumlarında ömürlerini uzatıyor ve tohumlara zarar vermiyor. Işınlanma yöntemleri tarım içinde fayda getirecektir. Nükleer arıtma, su arıtma konusunda da çok güzel sonuçlar alıyoruz. Nükleer santralin kurulması ilk adımdır. Bir ülke nükleer enerjiye sahip olduktan sonra her alanda sanayide, jeolojide, enerjide, tıpta çok hızlı bir şekilde gelişecektir. Uzmanlarımızın hesaplarına göre santralimiz 100 yıllık bir dönem için hesap edersek 180 milyar dolarlık bir kar getirecek o ülkeye. Mersin Akkuyu’da bu santralin yapılması hem taşeron hem de inşaat firmaları ve diğer firmalar için gelişim sağlayacaktır. Biz burada Türk firmalarıyla, malzemeleriyle burayı yapmak istiyoruz. Türkiye’de yetkili makamlarında desteğine çok ihtiyacımız var. Çünkü sizlerle birlikte nükleer santralin faydalarını, bu bölgeye getirecek gelişmeleri anlatmakla bu enerji sistemini geliştirebiliriz. Türkiye nüfusu için çok büyük gelişim olduğunu herkese anlatmalıyız” şeklinde konuştu.

    “Elektrik ihtiyacımızın yüzde 10’unu karşılayacak”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşarı Fatih Dönmez ise bugün çok heyecanlı olduğunu belirterek, “Bugün böyle bir büyük projenin temelini atıyoruz. Heyecanlıyım çünkü dünyanın en güçlü ülkelerinden 2 ülkenin güzel bir işbirliğine şahitlik yapacağım. Heyecanlıyım çünkü 35 tane yeni mezunumuz var. 1957 yılında aslında biz ilk adımı atmıştık. 2010 yılına kadar birçok denemeler yapılmış olmasına rağmen maalesef başarılı olamamış bir süreç vardı. 2010 yılında Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan anlaşmayla her biri bin 200 megavat 4 adet güç ünitesinden oluşan ve askeri 60 yıl işletme ömrüne sahip ilk nükleer santralimiz nihayet 61 yıl sonra gerçeğe dönüşmeye başlıyor. Bu tip büyük tesislerde inşaat süresi kadar inşaat öncesi hazırlıklarda zaman alıyor. Fakat biz yinede şanslıyız ve çok kısa süre içinde buraya ait her türlü izinler tamamlanmış oldu. Geçtiğimiz Cuma günüde ilk ünite için inşaat lisansını verildi. Sahayı gezdik. Hakikaten çok ciddi ilerlemeler var. Bu iş planlandığı gibi belkide planlandığından önce neticelenir. İnşallah 2023 yılında burada hep birlikte bu tesisin açılışına da tanıklık ederiz. Şu anda sahada 800 işçi çalışıyor. Bunların yüzde 90’ı Türk vatandaşı. Yine 100 iş makinesi halihazırda çalışıyor. Akkuyu Nükleer Enerji Santrali ile birlikte elektrik üretiminde yeni bir kaynağımız elimizde olmuş olacak. Akkuyu Nükleer Santralinin devreye girmesiyle birlikte enerji kaynak çeşitliliğimiz çoğalacaktır. Biz nükleer enerjiyi su, rüzgar ve kömür gibi yerli kaynakların ithal kaynakların alternatifi olarak değerlendiriyoruz. Bu santral 4 ünitesiyle devreye girdiğinde yılda yaklaşık 35 milyar kilovat saatlik bir elektrik enerjisi üretecek. Bu da bugün itibarıyla İstanbul ilimizin tükettiği elektrik enerjisinin yüzde 80’ine denk geliyor. Yine bugünü baz alırsak ihtiyaç duyduğumuz elektrik enerjinin yüzde 10’unu karşılaşacaktır” ifadelerini kulandı.

    “Bütün güvenlik tedbirleri en üst düzeyde alınıyor”

    Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Yuriy Galanchuk de Türk halkının tarihinde yeni bir sayfa açıldığını, ilk milli nükleer enerji için temelin atıldığını söyledi. Türkiye’nin bundan sonra nükleer enerji kullanan ülkeler içine gireceğini kaydeden Galanchuk, “Bu santral 2010 yılında imzalanan anlaşma çerçevesinde yapılıyor. Bu projede son derece özel ve son derece modern güvenlik tedbirleri alınıyor. Dünyada ilk olarak ve daha önce eşi benzeri olmayan bin 200 gücü olan 3 nesil reaktör kullanılacak. Benzer reaktörlerden yapılan nükleer enerji santralleri Rusya’da kaç yıldır işletiliyor. Bu santraller tüm dış etkenlere karşı korunarak yapılıyor. Her türlü koruma seviyeleri en üst düzeyde bulunacak. Güç kapasitesi 4 bin 800 megavat saat olacak. İşletme süresi en az 60 yıl olarak hesap edilmiştir. Daha sonra birkaç defa çalışma ömrü uzatılabilir. İnşaatı ile birlikte santral en az 100 yıl burada kalacak. Türkiye çok hızlı bir şekilde gelişiyor. Tabi ki Türkiye’nin sürekli artan bir enerji ihtiyacı var. Türkiye’nin milli nükleer santrali olması, dışa bağımlılığını azaltmış olacak. Türkiye enerji ülkeyi daha temiz havaya daha temiz doğaya ve daha temiz yaşam standartlarına ulaştıracaktır. Santralin yapılması neredeyse 20 milyar dolar olarak hesap edilmiş. Bu muazzam yatırımlar sadece Mersin için değil bütün Türkiye’yi de kalkındıracak ve geliştirecektir” şeklinde konuştu.