Etiket: Donduran

  • Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürlüğünde kan donduran taciz iddiası

    Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürlüğünde görevli bir kadın personel, müdürün kendisine ve diğer kadın çalışanlara tacizde bulunduğunu ileri sürdü. Mağdur olduğunu iddia eden kadın, eşinin duymaması için suç duyurusunda bulunamadığını ve BİMER’e başvuruda bulunduğunu kaydetti.

    Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürlüğünde görevli kadın personel, Halk Sağlığı Müdürü F.M.A.’nın, kendisini ve bazı kadın personelleri taciz ettiğini iddia etti. Evli ve 3 çocuk annesi kadın, yaşadıklarını gözyaşları içerisinde İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlatarak, ilgili kurumların harekete geçmesini istedi. Eşinin durumu öğrenmemesi için adının yazılmasını istemeyen ve mağdur olduğunu ileri süren kadın, “Ben ve birkaç kadın çalışan sürekli müdürün tacizine maruz kalıyoruz. El tacizlerinde bulunuyor. Bir keresinde odanın kapısını üzerime kapattı ve güçlükle çıktım içeriden” dedi.

    Konuyu son bir hafta içerisinde 3 kez Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) yazdığına dikkat çeken kadın, “Bir arkadaşım iş başvurusunda bulundu. Bir geceyi kendisiyle geçirmesi durumunda ona iş vereceğini söylemiş. Sürekli küfür ve hakaretlerde bulunuyor. Bazı çalışanlar korkudan seslerini çıkaramıyorlar. Kendisini şikayet edeceğini söyleyenlere göz dağı veriyor. Eşlerine söylemekle tehdit ediyor ve arkasında bir milletvekilinin olduğunu savunuyor. Ben de, diğer kadınlar da eşlerimizin bu olayı duymasını istemiyoruz. Bu yüzden hiçbir şey yapamadığımız gibi suç duyurusunda da bulunamıyoruz. Büyük bir çaresizlik içerisindeyiz. Geçtiğimiz yıllarda bir arkadaşımız konuyu yargıya intikal ettirdi. Halen mahkemelikler. Tek istediğimiz, ilgili kurumlardan müfettişlerin gelip, buradaki kadın çalışanlarla birebir görüşmeler yapması. Bu durumda burada yaşanan mağduriyetler ortaya çıkacaktır” diye konuştu.

    Halk Sağlığı Müdürü F.M.A. hakkında, 2014 yılında da taciz iddiaları ortaya atılmış, burada görevli hemşire K.S., F.M.A. tarafından 2 yıl boyunca taciz, hakaret, tehdit ve baskılara maruz kaldığını ileri sürerek, suç duyurusunda bulunmuştu. K.S., konuyla ilgili BİMER’e başvuruda da bulunmuş, söz konusu iddialar, kentteki kadın kurumlarını da ayağa kaldırmıştı.

    İddiaları yalanladı

    Halk Sağlığı Müdürü F.M.A. ise iddiaları yalanlayarak, “Daha önce zaten müfettişler geldi ve en az 20 kadınla görüştüler. Hiçbir şey çıkmadı. Herhangi bir kadınla münasebetim olmadı. Benim de eşim var, benim de kızım var. Hiç kimseyi arkama alıp da tehdit etmedim, küfür etmedim, hakaret etmedim. 2014’te iddialarda bulunan K.S. hakkında ben de suç duyurusunda bulunmuştum. 16 Şubat’ta davamız var. Bu iddialar davayı etkilemek için yapılmış bir tezgahtır” dedi.

  • Bolu’da 18 yaşındaki kızın katil zanlısından kan donduran ifadeler:

    Bolu’nun Gerede ilçesinde bir süre önce ayrıldığı kız arkadaşı 18 yaşındaki üniversite öğrencisi Berfin Yıldız’ı ruhsatsız tabancasıyla öldürdüğü iddia edilen C.K.’nın (18) ilk ifadesinde, “Barışmayı kabul etmeyince boş araziye götürdüm, silahı alnına dayadım. Yapamayacağımı düşünüp indirdim, tekrar sordum. Yine barışmayı kabul etmedi. Dayanamadım, ateş ettim” dediği ortaya çıktı.

    Bolu’nun Gerede ilçesi Meslek Yüksek Okulu Tasarım Bölümü 2. sınıf öğrencisi Berfin Yıldız’ı evinden çıkarttıktan sonra boş arazide tabancayla kafasına ateş ederek öldürdüğü iddia edilen işçisi C.K., ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi.

    C.K.’nın, emniyetteki ilk ifadesinde, bir süre önce kavga ettiği kız arkadaşıyla barışmak için Gerede’ye geldiğini belirterek, “Barışmak için Gerede’ye geldim. Aziz B. isimli şahsın evinde kaldığını öğrendim. Eve gittiğimde onları yana yana görünce onları birlikte görünce tartıştık. Berfin’i konuşmak için evden çıkarmak istedim. Aziz, bana karşı geldi. Aziz’e ateş ettim. Neresinden vurduğumu bilmiyorum. Berfin’i evden çıkardım, bana direndi. Rahat konuşabileceğimiz bir yere götürmek istedim. İlişkimizin daha güzel olacağını söyledim. Barışmayı kabul etmedi. ’Ailelerimizle konuşurum, her şey daha güzel olur’ dedim. Berfin kabul etmeyince boş araziye götürdüm, silahı alnına dayadım. Yapamayacağımı düşünüp indirdim, tekrar sordum. Yine barışmayı kabul etmedi. Dayanamadım, ateş ettim. Panikle koşmaya başladım. Silahı bir ağacın altına attım. Sonra geri döndüğümde öldüğünü gördüm ve polisi aradım” dediği öğrenildi.

    18 yaşındaki Berfin Yıldız’ın Kırklarelili olduğu ve ailesiyle birlikte İstanbul’da yaşadığı ifade edildi.

  • Cumhurbaşkanına suikast girişiminde kan donduran ifadeler

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası üç helikopter ile Muğla’nın Marmaris ilçesine gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı suikast hazırlığında olan darbeciler ile ilgili Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kabul edilmişti.

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ile ilgili terör örgütünün elebaşı olarak Fetullah Gülen birinci şüpheli olarak iddianamede yer aldı. 44’ü tutuklu 47 sanık hakkında 6’şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenirken, iddianamenin 60 sayfası Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına ilişkin değerlendirme yer aldı. Değerlendirmede, örgütün yapısı ve işleyişi, hiyerarşisi, şahısların örgüte kazandırılması ve örgütsel eğitim, örgütsel bağlılık ve eğitimi, örgütten çıkma, ayrılma veya kovulma, örgütün yerel ve uluslararası bağlantıları, yaptığı eylemler, iletişim araçları, diğer terör örgütleri ile bağlantısı, algı operasyon araçları ve basın-yayın ile yapının terör örgütü olarak kabulü ele alındı. İddianamenin ikinci bölümünde ise 15-16 Temmuz 2016 tarihinde Marmaris’te meydana gelen olaylarla ilgili toplanan deliller ve bu delillerin değerlendirilmesi, bu kapsamda şüpheli mağdur-müşteki ve tanık beyanları, kriminal raporlar, olay yeri inceleme raporları ele alındı. Son bölümde ise şüpheliler hakkında talep edilen cezai müeyyideler yer aldı.

    KUTSAL HOCA PAYI

    İddianamede, Fetullahçı Terör Örgütü üyelerince ‘Himmet’ olarak toplanan paraların % 15’i bir numaralı sanık Fetullah Gülen’in kutsal payı olarak ayrıldığı, ona yollanmaktadır. Amerika Birleşik Devletlerinde kendisine bağlı bir okul, kuruluş, vakıf parayı alıp örgütün merkez giderlerine harcadığı, kalanı ise şüpheli Fetullah Gülen’in ve imamların şahsî servetine dönüştüğü belirtildi.

    DARBE GİRİŞİMİ FETULLAH GÜLEN’İN BİLGİSİ DAHİLİNDE YAPILMIŞ

    Cumhuriyet Başsavcılığı’nın darbe teşebbüsüne ilişkin yürüttüğü soruşturmalar kapsamında, örgüt üyesi bir kısım asker ve kamu görevlilerinin ifadelerinden darbe teşebbüsünün Terör Örgütü lideri şüpheli Fetullah Gülen’in bilgisi ve talimatı ile yapıldığı ve sivillerin katledilmesi, kamu görevlilerinin şehit edilmesi başta olmak üzere ortaya çıkan maddî ve manevî zarardan adı geçenin başında olduğu terör örgütünün sorumlu olduğu, bununla birlikte, yürütülen soruşturmaların devam etmesi nedeniyle, her geçen gün örgüt bağlantısını tüm yönleriyle ortaya koyan yeni delillere ulaşıldığı belirtildi. Darbe Teşebbüsünün en önemli eylemlerinden olan Marmaris’te Cumhurbaşkanına suikast teşebbüsünün adı geçen Terör Örgütü tarafından gerçekleştirildiği sabittir denildi.

    DARBE ÖNCESİ SÖNMEZATEŞ VE TANER BERBER PASTANEDE BULUŞTU

    İddianemede, sanık Gökhan Şahin Sönmezateş’in, darbe girişi öncesi Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Tuğgeneral rütbesi ile Müşterek Hedef Analiz Yönetim Başkanı olarak görev yaptığı, ifadesinde, darbe girişimi sırasında öldürülen Tuğgeneral rütbesindeki Semih Terzi ile Milsec olarak adlandırılan güvenli hattan 11 Temmuz 2016 tarihinde görüşme yaptığı, bu görüşme sırasında Semih Terzi’nin kendisine ülkenin gidişatının iyi olmadığını ve durumdan rahatsızlık duyduğunu belirttiği, darbe girişimiyle ilgili ilk kez bilgi sahibi olduğunu beyan etti. Şüpheli Taner Berber’in beyanı ve bu beyanı doğrular nitelikteki HTS kayıtlarının tetkikinden de anlaşıldığı, aslında 8 Temmuz 2016 tarihinde Muharebe Arama Kurtarma personeli olan binbaşı rütbesindeki sanık Taner Berber ile sanık Gökhan Şahin Sönmezateş’in cep telefonu irtibatı kurarak, aynı gün saat 18:15 civarında Eskişehir yolu üzerinde bulunan bir pastanede buluştukları, burada Gökhan Şahin Sönmezateş’in, Taner Berber’e bir hafta sonra Cuma, ya da Cumartesi günü Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Hasan Küçükakyüz’ün tutuklanacağını, şüpheli Taner Berber’in de ona refakat edip onu Çiğli’ye getireceğini, kapıyı başkasının çalacağını, komutan kapıya çıktıktan sonra şüpheli Taner Berber’in onu davet edeceğini, davete icabet etmediği takdirde ise koluna girilerek Çiğli’ye götürüleceğini, 13 Temmuz 2016 günü harekat komutanı Albay Ramazan Elmas’ın yanına giderek ona bu konudan bahsetmesini ve beklemede kalması talimatını verdiği ortaya çıktı.

    ASKERİ DARBE PLANI GÖRÜŞMESİNE SİVİLLER DE KATILMIŞ

    İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ifadeleri alınan gizli tanıkların beyanlarında ise askerî darbe planlamalarının Ankara ilinde bulunan bir villada yapıldığı, buradaki toplantılara asker şahısların yanı sıra sivil şahısların da katıldığını, bu kişilerin FETÖ/PDY örgütünün içerisindeki üst düzey imamlar olduğu, burada kararlaştırılan eylem başlıklarının örgüt lideri Fetullah Gülen’e onaylatıldığını, kararlaştırılan eylem başlıkları arasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulunduğu yerden alınarak, tespit edilecek bir yerde muhafaza edilmesinin de bulunduğunu ve Ankara’daki villada darbe planlamaları yapan grup içerisinde Gökhan Şahin Sönmezateş’in de bulunduğunu ifadelerde yer aldı.

    SÖNMEZATEŞ’İN GÖREVİ CUMHURBAŞKANINI ALMAK

    Hazırlanan iddianamede, Gökhan Şahin Sönmezateş’in darbe planlaması içerisine çok daha önceden dahil olduğu, darbe girişiminde bulunanlar arasındaki görev dağılımında sanık Gökhan Şahin Sönmezateş’in görevinin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın etkisiz hale getirilmesi eyleminin planlanması ve bilfiil yerine getirilmesi olduğu kanaatine varılırken, Gökhan Şahin Sönmezateş’in, darbe planlaması içerisindeki aslî görevinin 14 Temmuz 2016 tarihinde Ankara’da bulunan ve Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda binbaşı rütbesi ile görev yapan Binbaşı rütbesindeki Şükrü Seymen ile buluştuğu tespit edildi. Şükrü Seymen’in ifadesinde, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda albay rütbesi ile görev yapan şüpheli Osman Kılıç ile Ankara ilinde bir araya geldiklerini, şüpheli Osman Kılıç’ın kendisini adresini hatırlamadığı bir eve götürerek, burada bulunan Gökhan Sönmezateş ile buluşturduğunu, şüpheli Gökhan Şahin Sönmezateş’in de kendisine “Sen dahil 12 kişilik tim hazırla; silâhı, teçhizatı, helikopteri ben tedarik edeceğim, Türk Silâhlı Kuvvetleri emir komuta zinciri içerisinde yönetime el koyacak, ihtiyaç halinde Davut Uçum da helikopterle sizi intikal ettirebilir” dediğini söylediği, Türk Hava Yolları’ndan alınan cevabî yazıdan da, şüphelilerin 14 Temmuz 2016 tarihinde aynı uçakla Ankara’dan İstanbul iline seyahat ettikleri tespit edildi.

    SUİKASTÇILARI TAŞIYAN HELİKOPTERLER İZMİR VE İSTANBUL’DAN

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast için kullanılan üç helikopterlerden Cougar tipi olan ikisinin, İzmir 3. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’na, Sikorsky tipi olan diğer helikopterin ise İstanbul 4. Kara Havacılık Alay Komutanlığı’na ait olduğu belirlendi. Cougar tipi helikopterin 1. pilotunun 3. Kara Havacılık Alay Komutanı olarak görev yapan Murat Dağlı, 2. pilotunun ise Yücel Ekizoğlu, Cougar tipi helikopterlerden ikincisinin 1. Pilotunun Zeki Göçmen, 2. pilotunun ise Haydar Murat Özden, Sikorsky helikopterin 1. pilotunun 4. Kara Havacılık Alay Komutan yardımcısı olarak görev yapan Ali Aktürk, 2. pilotu ise Davut Uçum.

    SUİKAST TİMİ SEÇİLDİ

    16 Temmuz gecesi Marmaris ilçesinde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast eyleminin Muharebe Arama Kurtarma, Özel Kuvvetler ve SAT personelinin katılımı ile gerçekleştirildiği, eyleme iştirak eden MAK personelinin Taner Berber, Özel Kuvvetler personelinin Şükrü Seymen, SAT personelinin ise şüpheli Özay Cödel tarafından seçildi.

    CUMHURBAŞKANI ALINACAK, DİRENİRSE ÇATIŞILACAK

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast için Çiğli 2. Ana Jet Üssünde bir araya gelen SAT, MAK ve Özel Kuvvetlere ait darbeciler zimmet işlemi yapmaksızın kendileri için ayrılan teçhizatları kuşanarak, Gökhan Şahin Sönmezateş ile Şükrü Seymen’in burada yeniden bir araya geldiler. Şükrü Seymen’in Cumhurbaşkanı’nın yanında 3-4 kişilik bir koruma ekibinin olduğunu, tatil modunda olduklarını, Özel Kuvvetler personelinin operasyonu gerçekleştireceğini, MAK ekibinin ise geri emniyeti alacağını, dolayısıyla sayının yeterli olduğunu belirtmesi üzerine, şüphelilerin operasyonu gerçekleştirme kararı aldılar. Operasyonu yöneten Gökhan Şahin Sönmezateş’in SAT, MAK ve Özel Kuvvetlerden toplanan darbeci askerlerin yanına gelerek Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin ülke çapında yönetime bütünü ile el koyduğunu, bundan sonra emirlerin bizzat Genelkurmay Başkanlığı’ndan alınacağını, kendisinin Genelkurmay Başkanlığı ile irtibatlı olduğunu, görevlerinin Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu yerden alınması ve öncelikle teslim ol çağrısı yapılacağını, silâhlı mukavemet olması halinde ise çatışılacağını, kendisinin helikopterde kalacağını, yerdeki operasyonda ise emir komutanın şüpheli Şükrü Seymen’de olduğunu açıkladı.

    İLK HEDEF OKLUK KOYU

    Darbecilerin Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te tatilde olduğu, tatilini de Çamlı Mahallesindeki Okluk koyunda geçirdiği yönünde bilgi Okluk koyuna ait kroki ve fotoğraflardan anlaşıldı. Şükrü Seymen’in, Cumhurbaşkanlığı’na ait Marmaris ilçesi Okluk körfezindeki konuta ait hava fotoğraflarını çıkartıp toplanan ekibine göstererek eylem yerinin burası olduğunu belirttiği, Şükrü Seymen’in eyleme katılacak olan darbecilere MAK personelinin ayrı bir takım, Özel Kuvvetler ve SAT personelinin ayrı bir takım olarak hareket edecekleri, telsiz iletişiminde Özel Kuvvetler ve SAT ekibinin “Barbaros”, MAK ekibinin ise “Kartal” kodunu kullanacağı bilgisinin ardından harekete geçtikleri iddianamede yer aldı.

    CUMHURBAŞKANI’NIN YERİNİ BAŞYAVERİ ALİ YAZICI ÖĞRENDİ

    Suikast timinin harekete geçmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı başyaveri olan Ali Yazıcı’nın saat 24:05’de Çiğli 2. Ana Jet Üssü’ne geldi. Yazıcı, gün içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te nerede tatil yaptığını öğrenmeye çalıştığı ve Marmaris Grand Yazıcı Turban Otel’de kaldığı bilgisine ulaştı. Bu bilgiyi Gökhan Şahin Sönmezateş ile paylaştı. Sönmezateş yeri teyit edebilmek amacıyla askerî hat üzerinden Akıncı Üssü’nde bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Plan Harekat Daire Başkanlığı Harekat Şube Müdürlüğü’nde Yarbay rütbesi ile görev yapan Hüseyin Yılmaz ile görüşerek teyit ettirdi. Cumhurbaşkanının Turban Otelinde olduğu bilgisini aldıktan sonra planda değişiklik yaptılar.

    23 DARBECİ HELİKOPTERDEN OTEL YAKININA İNDİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı oteli öğrenen darbecilerden Taner Berber, Zekeriya Kuzu, Erkan Çıkat, Abdulhamit Gülerden, Serkan Elçi, Muhammed Burak İpek, İlyas Yaşar, Gökhan Güçlü, Ekrem Benli, Ömer Faruk Göçmen, Yakup Özcan, Ali Sarıbey, Şükrü Seymen, İsmail Yiğit, Murat Köse, Ergün Şahin, Mehmet Öztürk, Mehmet Demir, Enes Yılmaz, Bahadır Sagun, Mustafa Serdar Özay, Burkay Karatepe ve Muammer Gözübüyük olmak üzere 23 darbeci asker helikopterden otel bahçesine iniş yaptı. Pilotlar, uçuş teknisyenleri, Gökhan Şahin Sönmezateş ile makineli tüfekçi olarak görev yapan Haldun Gülmez, Mehmet Cantaz, Selman Çankaya ve Hasan Aslanbay’ın ise helikopterlerde kaldılar. Otel bahçesine inan darbeciler bir vatandaşa, “Şerefsiz Tayyip’in villaları nerede?” diyerek hakaret ettikleri iddianamede yer aldı.

    CUMHURBAŞKANINI BULAMADILAR

    16 Temmuz gecesi saat 03:30 civarında otel bahçesine giren darbeciler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı villayı aramaya başladılar. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın otelden ayrıldığından haberi olmayan darbeciler, güvenlik amacıyla otelde kalan Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı’nda görevli polis memurları ile karşılaştılar. Cumhurbaşkanlığı Koruma Daire Başkanlığı’nda görevli bir Emniyet Amiri’nin “Silâhlarınızı bırakın teslim olun, biz polisiz” çağrısına darbeci askerler “Siz bırakın” şeklinde cevap verdiler.

    KORUMA POLİSİNİ ŞÜKRÜ SEYMEN ŞEHİT ETTİ

    Darbeci askerler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı odaya girerken, Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi Başkanlığı’nda görevli polis memuru Mehmet Çetin’in ateşli silâh yaralanması neticesinde şehit olduğu, şehit eden kişinin de Şükrü Seymen olduğu ortaya çıktı. Şehit polisin vücudunda 4 ateşli silâh yarası bulunurken, ele geçirilen bir adet mermi çekirdeği gömleğini ateşleyen silâh üzerinde, Şükrü Seymen’e ait biyolojik kalıntı tespit edildiği, dolayısıyla polis memurunun şehit olmasına neden olan yaralanmalardan en az birinin şüpheli Şükrü Seymen tarafından meydana getirildiği anlaşıldığı.

    “CEHENNEMİ YAŞATACAĞIZ SİZE”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı odasında bulamayan darbeciler polis memurlarına hitaben bağırarak silâhsız olarak dışarıya çıkmalarını aksi takdirde bir dahaki sefere içeriye roket atacağını belirttiler. Bu sözler üzerine oda ve odanın yan tarafında bulunan diğer bir odadaki tüm polis memurlarının dışarıya çıktıkları, dışarıya çıkartılan müşteki polis memurlarının yere yatırıldıkları, Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu’nun polis memurlarına hitaben “Cehennemi yaşatacağız size, bunlar daha yeni başlıyor, hırsızın p… leri, sinkaf ettiğimin çocukları, Allah ve kitaptan bahsetmeyin, millete yaptığınızın hesabını vereceksiniz, hani inlerimize girecektiniz, biz sizin ininize girdik, hırsızın evlatları, kafanızı kaldırdığınızda sizleri öldürürüz, nerede o, hangi helikopterle gitti, hangi havalimanına inecek, ne zaman kalktı helikopter” gibi hakaret ve tehdit içerikli sözler sarf ettiği itddianemede yer aldı.

    ZEKARİYA KUZU POLİSLERİN PARASINI ÇALDI

    Bulundukları odadan dışarı çıkartılan polis memurlarının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeri ile ilgili olarak sorgulandıktan sonra üzerlerinin arandığı ve silâh, telsiz, kimlik gibi eşyalarının üzerlerinden alınarak bir arada toplandığı, ellerine plastik kelepçeler takıldığı, hatta ‘Paşa’ lakaplı Zekeriya Kuzu’nun, polis memurlarından üçünün üzerlerini arayarak polis kimlik kartları ile Türk lirası, Euro ve Dolar bulunan cüzdanlarını çaldı.

    “ARANIZDA HİZMET HAREKETİNDEN OLMAYAN VAR MI?”

    Başarısız girişimin ardından firar eden darbeci askerler, 18 kişinin arazi şartlarında kaçışlarını sürdürdükleri, mola verdikleri bir esnada İsmail Yiğit’in diğer darbeci askerlere dönerek “Aranızda hizmet hareketinden olmayan var mı?” diye sorduğu, bu soruya sessiz kalarak onay verdikleri, bu sözlerin Zekeriya Kuzu tarafından da duyulduğu, sanıkların aynı örgütsel yapı içerisinde bulunuyor olmalarının verdiği güven ile bir arada kaçışlarını sürdürdükleri ifadelerinde yer aldı.

    HUKİKİ NİTELENDİRME

    İddianamede, şüphelilerin eylemlerinin hukuki nitelendirilmesi bölümünde “16 Temmuz 2016 tarihinde İzmir ilinden helikopter ile ilimiz Marmaris ilçesine geldikleri, müşteki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kısa bir süre evvel Marmaris ilçesinden ayrılmış olması nedeniyle kendisine ulaşamadıkları ancak, burada Cumhurbaşkanı’nı korumakla görevli olan müştekilere tehdit ve hakaretlerde bulunmaktan, şiddet uygulamaktan, onları hürriyetlerinden yoksun bırakmaktan çekinmedikleri, müşteki polislere ve müşteki Cumhurbaşkanı’na hakaret içerikli sözler sarf ettikleri, devletimizin güvenlik güçleri ile çatışmaya girdikleri, iki kahraman güvenlik görevlisini şehit ettikleri gibi müşteki sivil vatandaşlara ait ev, otel, otomobil gibi taşınır taşınmaz mal varlıklarında hasar meydana getirdikleri, bir kısım şüphelinin eyleme fiilen iştirak etmeyip eylemin planlanması aşamasında şüphelilere görev tevdi ederek onları azmettirdikleri, bir kısım şüphelinin ise fiilen eyleme iştirak eden şüphelilere yardımda bulundukları tespit edilmiştir. iddianamemizin konusunu teşkil eden Marmaris’teki Cumhurbaşkanına Suikast Teşebbüsü eyleminde kullanılan helikopterler ve diğer silâh ve mühimmatlar ile eyleme karışan şüphelilerin askerî geçmişleri, atılı suçlar için elverişli vasıtaların ziyadesiyle kullanıldığına işaret etmektedir. Dolayısıyla 15 Temmuz gecesi sayın Cumhurbaşkanına suikast amacıyla gelen şüphelilerin eylemlerini gerçekleştirmeleri halinde, aziz Milletin ve Devletin diğer kurumlarının direncini kırarak; Bakanlar Kurulunun ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin de görev yapamayacak hale geleceği için bu suçların da işlenmiş olduğu düşünülmüştür. Ayrıca Türk Ceza Kanununun 309/2 maddesi ile aynı Kanunun 44. maddesinde düzenlenen fikrî içtimanın tatbiki engellenmiştir. Dolayısıyla Türk Ceza Kanununun 309. maddesi kapsamında suçun işlenmesi sırasında soruşturmamız kapsamında Kasten Öldürme, Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Kamu Malına Zarar Verme v.s suçlardan ayrıca kamu davası açılması cihetine gidilmiştir. Bununla birlikte, Anayasal Düzene Karşı işlenen suçların örgütlü olarak işlenen suçlar olması nedeniyle şüphelilerin hem örgüt üyeliği suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanununun 314. madde çerçevesinde hem de Anayasal Düzene Karşı toplu şekilde işlenen suçları (TCK md. 311 veya TCK md. 312) nedeniyle cezalandırılmasının mümkün olmadığı; örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olan kişilerin ayrıca bu sıfatları nedeniyle cezalandırılamayacağı; zira, örgüt kuruculuğu, yöneticiliği veya üyeliği suçunun “geçitli suç” haline geldiği düşünülebilir ise de; şüphelilerin Muğla ili Marmaris ilçesine gelme saiklerinin müşteki Cumhurbaşkanı’nı etkisiz hale getirmek olduğu, TCK’nın 310/1 maddesinde yer alan bu suçun örgütlü olarak işlenmesinde herhangi bir zorunluluğun bulunmadığı, bireysel olarak da bu suçun işlenebilecek olması nedeniyle Türk Ceza Kanununun 314/1 ve 314/2 maddelerinin tatbiki talep edilmiştir. Son olarak belirtmek gerekir ki; FETÖ/PDY’nin bir terör örgütü olduğu yukarıda ayrıntısı ile izah edilmiştir. Bu sebeple işlenen suçların terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiğine şüphe bulunmamaktadır. Bu sebeple Türk Ceza Kanununun 220/5 maddesinin amir hükmü gereğince, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan örgüt yöneticisinin de sorumlu tutulacağı nazara alınarak; şüpheli Fetullah Gülen hakkında, iş bu soruşturma konusu eylemlerin tamamından sorumlu tutulmak suretiyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır” denildi

    ZEKERİYA KUZU “ABİ” İLE SÜREKLİ GÖRÜŞMÜŞ

    İddianamede Zekeriya Kuzu’nun alınan ifadesinde, FETÖ/PDY yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğünü, sadece kod adını bildiği bir “Abi” ile sürekli olarak görüştüğünü, bu kişinin askerîye ile ilgili konularda kendisinden bilgi aldığını, hatta kendisinin görev yaptığı birlikte yaşanan olaylarla ilgili kendisinden önce bilgi sahibi olduğunu, personel atamaları öncesinde dahi bu kişiden bilgi aldığını, görüşmekte olduğu kişinin kendisine 1 dolarlık banknot verdiğini, bu parayı Amerika’da bulunan Fetullah Gülen’in gönderdiğini, bereket olsun diye bu parayı cüzdanında taşıması gerektiğini söylediği, FETÖ/PDY örgütünün “tedbir” kavramı ile hareket ettiğini, örgüt üyelerinden kimsenin kimseyi tanımadığı daha doğrusu hiçbir hizmet erbabının, bağlı olduğu ağabeyi dışında kimseyi tanımadığı bir güvenlik sisteminin bulunduğunu, eyleme katılan özel kuvvetler personelinin, Cumhurbaşkanlığı korumalarına hitaben “burayı cehenneme çevireceğiz, hırsızın çocukları, ininize girdik” şeklinde bağırarak sözler söylediklerini duyduğunu, Taner Berber’in FETÖ/PDY örgütü içerisinde faaliyet yürüttüğü şeklinde ifade verdi.

    47 SANIK HAKKINDA İDDİANAME HAZIRLANDI

    Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması soruşturması kapsamında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast girişiminde bulunan bir numaralı sanık Fetullah Gülen, suikast timinde görev alan Ali Aktürk, Davut Uçum, Haldun Gülmez, Gökhan Şahin Sönmezateş, Şükrü Seymen, Taner Berber, Zekeriya Kuzu, Haydar Murat Özden, İsmail Yiğit, Muhammet Burak İpek, Aydın Özsıcak, Yakup Özcan, Ali Yazıcı, Ergün Şahin, Hasan Aslanbay, Tezcan Kızılelma, Gökhan Güçlü, Ramazan Elmas, Osman Kılıç, Hüseyin Yılmaz, Zeki Göçmen, Murat Gösterit, Yücel Ekizoğlu, Cenkbahadır Avcı, Ünsal Coşkun, Özcan Karacan, Ahmet Koçan, Serkan Elçi, Murat Dağlı, Mehmet Cantaz, Ekrem Benli, Özay Cödel, Selman Çankaya, Mustafa Serdar Özay, Ömer Faruk Göçmen, Abdülhamit Gülerden, Erkan Çıkat, İlyas Yaşar, Muammer Gözübüyük, Burkay Karatepe (Firar), Mehmet Demir, Ali Sarıbey, Mehmet Öztürk, Enes Yılmaz, Murat Köse, Bahadır Sagun hakkında 6’şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi ile dava açıldı.

    (BT-İK)

  • Batman’da kan donduran cinayet

    Batman’da, önceki gün evinde ölü bulunan 17 yaşındaki genç kızın, ağabeyi tarafından işkence edilerek, öldürüldüğü ortaya çıktı. Kardeşini üzerine su döktükten sonra, elektrik vererek öldüren ağabey, suçunu itiraf etti.

    Olay, önceki gün merkez Huzur Mahallesi’nde meydana gelmişti. Edinilen bilgilere göre, bir ihbarı değerlendiren Emniyet Müdürlüğü ekipleri, girdikleri evde 17 yaşındaki Kübra D.’nin cesedi ile karşılaştı. Evde incelemelerde bulunan ve cesedi otopsi yapılmak üzere Batman Bölge Devlet Hastanesi’ne kaldıran polis, çok yönlü çalışma başlattı. Bu çerçevede, genç kızın ağabeyi Kasım ve babası Masum D. gözaltına alındı.

    “Sopa ile kafasına vurdum”

    İfadeleri alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen şüphelilerden ağabey Kasım D., buradaki ifadesinde suçunu itiraf etti. Ağabey D., bir ay önce sosyal paylaşım sitesinden bir kişinin kendisine ulaşarak, kız kardeşinin kötü yolda olduğunu ve başkalarıyla görüştüğünü söylediğini iddia ederek, “Bu sebeplerden ötürü kız kardeşimin başkalarıyla görüştüğüne ve bizden habersiz telefon kullanmasına kızdım. Defalarca söylememe rağmen telefonu vermedi. Verdikten sonra da mesajlara bakmam için şifreyi söylemedi. Sinirlenince sürekli inkar ettiği için kardeşimi tokat, tekme ve sopa ile kafasına, vücudunun her yerine birçok kez vurdum. En sonunda korkutmak için üzerine su döktüm. Evde bulunan siyah kabloyu aldım, bir tarafını üçlü prize taktım, diğer tarafını diz altlarına, bacaklarına 5-6 kez değdirdim. Yere düşüp bayıldı. Bayılma numarası yaptığını düşünerek bunları yaptım. Yaklaşık 20 dakika kendine gelmeyince 112’yi aradım eve ambulans geldi. Öldüğünü söylediler. Ben de evin önünde polislerin gelmesini bekledim” dedi.

    “Korkut dedim ama öldürmüş”

    Şüpheli baba Masum D. ise oğlundan kardeşini korkutmasını istediğini anlatarak ancak eve gittiğinde kızın öldürüldüğünü öğrendiğini ileri sürdü.

    Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak, Batman Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Olayla ilgili gözaltına alındıkları öğrenilen Kübra D.’nin anne ve yengesinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı bildirildi.

    “Kaza süsü vermeye çalışmışlar”

    Öte yandan, Kübra D.’nin avukatı Kemal Üner, genç kızın sopayla dövülerek öldürüldüğünü belirterek, daha sonra vücuduna elektrik verilerek kaza süsü verilmeye çalışıldığını savundu. Üner, Batman Barosu olarak bu dava için komisyon kuracaklarını ve davanın takipçisi olacaklarını söyledi.

  • Oto kiralama cinayetinde kan donduran ifadeler

    Bursa’da oto kiralama anlaşmazlığı sebebiyle işlendiği iddia edilen cinayetle alakalı duruşma başladı. Mahkeme heyeti, 4 tutuklu sanıktan 2’sinin tahliyesine karar verirken, duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Diğer iki sanık ise, küfürleşme sonrasında şahsı bıçakladıklarını söyledi.

    Olay, 4 Ocak Pazartesi günü saat 01.00 sıralarında merkez Osmangazi ilçesi Demirkapı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, merkez Osmangazi ilçesi Demirkapı Mahallesi Demirkapı Caddesi’nde, bıçaklanarak öldürülen ve sırtında “Only god can judge me” yazılı dövmesi olduğu tespit edilen ceset bulunmuştu. Olayın ardından tahkikatını yoğunlaştıran Cinayet Büro Amirliği ekipleri, ölen şahsın Gökhan Şen (25) olduğunu belirledi. Olayla alakalı gözaltına alınan Volkan B. (23), Ömer G. (25), Hasan Can A. (19) ve Yasin A. (23) tutuklandı. Olayın oto kiralama meselesi yüzünden meydana geldiği iddia edildi.

    “Volkan ile beraber Gökhan’a bıçak salladık”

    Sanıkların yargılanmasına Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı. Volkan B. ile Ömer G., kasten adam öldürmek suçundan müebbet, diğer 2 sanık Yasin A. ve Hasan Can Arslan adam öldürmeye yardım etmek suçundan 5 yıla kadar hapis istemiyle hakim karşısına çıktı. Davaya ölen şahsın annesi Zübeyde, babası Muhlis Şen ve yakınları ile tutuklu sanıkların yakınları katıldı. Duruşmada konuşan Ömer B., “Olay günü araçla geziyorduk. Volkan’ın kiralık verdiği aracı gördük. Sonra Volkan, aracı önüne kırdı. Ardından Demirkapı Mahallesi’nde Gökhan Şen ile buluştu. Gökhan ile Ömer kavga etmeye başladı. Bende kavgayı ayırmak için araçtan bıçağı aldım. Volkan ile beraber Gökhan’a bıçak salladık” dedi.

    Mahkeme karıştı

    Öte yandan tutuklu Volkan B.’nin ifadesi alınırken mahkeme salonunda sanık ile müşteki yakınları arasında tartışma çıktı. Mahkeme heyeti, yakınlarını dışarı çıkarılmasını istedi. O sırada yaşanan arbedeyi sonlandırmak için polis salonda biber gazı kullandı. Bu şekilde yakınları dışarıya çıkartıldı. Mahkeme heyeti ve Adalet Meslek Yüksekokulu’nda staj gören ve davayı takip eden öğrenciler de biber gazından nasibini aldı. Mahkeme heyeti, bunun üzerine duruşmaya bir süre ara verdi.

    “Birkaç kez alttan eğilerek, bıçağı vurdum”

    Tutuklu sanıklardan Volkan B., “Araçla geziyorduk. Benim kiraladığım aracı gördüm. Sonra takip ettik. Aracın içerisinde Şinasi K., tanımadığı bir kız ve genç vardı. Genç olayın ardından uzaklaştı. Daha sonra İkram A., benim aracı aldı ve kızı istediği yere bırakmasını söyledim. Ben Ömer G., Yasin A., Hasan Can A. ve Şinasi Kurt ile birlikte Demirkapı Mahallesi’ne Gökhan Şen’in yanına gittik. Ben araçtan dışarıya çıktığım sırada Gökhan geliyordu. Benim yanıma gelince küfürler etti. Ben Gökhan’ın koluna girdim ve bana vurmaya başladı. 4-5 metre aşağıya indik. Yasin ve Ömer yanıma geldi. Yasin, maktulü itekledi. O sırada Gökhan elini beline attı. Belinde bıçak gibi bir şey vardı. Bende bıçak çektim. Birkaç kez eğilerek, alttan vurdum. Ömer’de üst tarafa doğru vurmaya başladı. Daha sonra kaçtık” diye konuştu.

    “Volkan eğilerek, Ömer ise ayakta Gökhan’a bıçak sallıyordu”

    Tutuklu sanıklardan Yasin A. ise, “Araçta geziyorduk. Volkan, kendi aracını görünce takibe aldı. Bir müddet sonra aracın önünü keserek durdurdu. Volkan ve Şinasi konuşmaya başladılar. Volkan, Şinasi’den parasını istiyordu. Ardından Şinasi, ‘Gökhan, aracın kiralama parasını ayarlayacak. Gidip konuşalım’ dedi. Volkan, İkram’dan aracı alıp, bayanı istediği yere bırakmasını söyledi. Ondan sonra İkram bizim yanımızdan ayrıldı. Biz, Demirkapı Mahallesi’ne gittik. Telefonla Gökhan’ı aradılar. Gökhan, Volkan’ın yanına küfür ederek geliyordu. Volkan parasını istediği sırada tartışıp kavga ettiler. Bunun üzerine Ömer de Volkan’ın yanına gitti. Bende olayın büyümemesi için gittim ve Volkan’ı sola, Gökhan’ı sağ tarafa itekledim. Tartışma sırasında Ömer ve Volkan’da bıçak görünce kendimi geriye attım. Volkan eğilerek, Ömer’de ayakta Gökhan’a bıçak sallıyordu” diye konuştu.

    “Bıçağı görünce korktum”

    Hasan Can A. ise, “Gezerken Volkan aracı gördü ve önüne kırdı. Daha sonra diğer araçtaki Şinasi bizim araca bindi. Demirkapı Mahallesi’ne gitti. Ömer ile Gökhan tartışarak aşağıya geliyordu. Volkan ile Yasin yanlarına gitti. Ancak Yasin’in vurma durumu olmadı. Bıçak görünce ben korktum. Ardından Volkan bel altına, Ömer’de Gökhan’ın sırt kısmına bıçağı vuruyordu. Olayın ardından araca bindik ve uzaklaştık” şeklinde konuştu.

    2 sanığa tahliye

    Sanıkların ve müşteki yakınlarının ifadelerinin ardından mahkeme heyeti duruşmaya yine bir süreliğine ara verdi. Aranın ardından Şinasi K. ve İkram A.’nın tanık olarak zorla getirilmelerine, sanıkların ve Gökhan Şen’in TİB’e bildirilerek, sim kartlarının incelenmesine, Ömer G. ile Volkan B.’nin tutukluluk hallerinin devamına, diğer 2 sanık Yasin A. ile Hasan Can A.’nın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.