Etiket: Dolarlık

  • Ege Bölgesi’nden yıllık 2.2 milyar dolarlık makine ihracatı yapılıyor

    Türkiye’ye son 10 aylık dönemde yüzde 17’lik ihracat artış hızıyla 14 milyar dolar döviz kazandıran makine ihracatçıları, 2023 yılı ihracat hedeflerine ulaşmak için Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği ve Ege İhracatçı Birlikleri ile güç birliği yapacak.

    Makine ve Aksamları İhracatçıları (MAİB) Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, MAİB yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulunu ziyaret etti. EİB ve MAİB, yıllık 2.2 milyar dolar ihracata imza atan Egeli makine ihracatçılarının ihracat rakamlarını arttırmak için işbirliği kararı aldı.

    Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, makine ihracatçılarının İzmir ve Ege Bölgesi’nde kümelenmiş durumda olduklarını, Ege Bölgesi’nde niş işler yapan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) niteliğinde çok başarılı makine üreticileri ve ihracatçıları bulunduğunu, bölgedeki makine üreticilerinin ihracatçı kimlik kazanması için MAİB ile işbirliği yapmak istediklerini dile getirdi.

    Türkiye’de üretim yapan ve ihracat yapan 14 bin civarındaki makine ve aksamları ihracatçılarını temsil ettiklerini belirten Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, Ege Bölgesi’nde yıllık 2.2 milyar dolarlık ihracat yapan 2 bin 300’ün üzerindeki makine ihracatçılarıyla iletişimlerini güçlendirmek için Ege İhracatçı Birlikleri ile işbirliği yapmak istediklerini kaydetti.

    Karavelioğlu, MAİB olarak yapacakları fuar, ticaret heyeti organizasyonlarının Ege Bölgesi’nde daha etkin duyurulması için Ege İhracatçı Birliklerinden destek talebinde bulundu.

  • BAİB 1,5 milyar dolarlık ihracat sınırını aştı

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Bahar, Batı Akdeniz ihracatının 10 Kasım’da 1,5 milyar dolar sınırını aştığını açıkladı.

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) bölge ihracatını geliştirmek, mevcut pazarlarda etkinliğini artırmak ve alternatif pazarlar oluşturmak için çalışmalarına devam ediyor. BAİB Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Bahar, Batı Akdeniz ihracatının 2018’in ilk gününden bu yana, artışını sürdürdüğünü söyledi. İhracatın 10 Kasım’da 1,5 milyar doları aştığını açıklayan Bahar, “Bölge ihracatımız yeni haftaya toplam 1 milyar 501 milyon 159 bin 449 dolar ihracat rakamı ile başladı. Antalya, Burdur ve Isparta illerinin ihracatı 1,5 milyar doları geçen yıla göre 14 gün önce yakaladı. Yaş meyve sebze sezonunun başlamasıyla birlikte ihracat rakamlarımızın daha da artması beklenirken, bölge ihracatının yıl sonunda yaklaşık 2 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor” dedi.

    En fazla ihracat yapılan ülke Çin

    BAİB Yönetim Kurulu olarak ihracatın arttırılması için çalışmalarını sürdürdüklerini bildiren Bahar, “Farklı sektörlerde faaliyet gösteren bu firmalarımız ile Birliğimiz çatısı altında çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. Hedefimiz üreten ve ihraç eden bir ekonomik yapıdır. Bu vesileyle bölge ihracatımızın 1,5 milyar doları geride bırakmasında pay sahibi olan ihracat ailesinin değerli temsilcilerini bir kez daha kutluyorum. Psikolojik sınırlardan birisi olan 1,5 milyar doları geride bırakmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Yüzde 4,8 artışla 1 milyar 501 milyon 159 bin 449 dolara ulaştığımız bu dönemde en fazla ihracatı 422.2 milyon dolarla madencilik sektörü yaptı. Bu sektörü 372.6 milyon dolarla yaş meyve sebze sektörü takip etti. Listenin üçüncü sırasında ise 145.7 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü yer aldı. En fazla ihracat yapılan ülke ise 220.4 milyon dolarla Çin oldu. Çin’i 106.3 milyon dolar ile Almanya, 91.8 milyon dolarla da Rusya takip etti” ifadelerini kaydetti.

  • Batı Akdeniz’de, 1,5 milyarlık dolarlık ihracata sayılı günler kaldı

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Hakkı Bahar, Batı Akdeniz’de ihracat rakamlarının 1.5 milyar dolara ulaşmasına sayılı günler kaldığını belirterek, geride kalan 10 ayda bölgeden en fazla ihracatın madencilik sektöründen gerçekleştiğini, sektörün en fazla ihraç ettiği ürünün ise doğaltaş olduğunu söyledi.

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Bahar her geçen gün ihracatını bir önceki döneme kıyasla rekorlar kırarak artırdığını belirterek, Batı Akdeniz’de ihracat rakamlarının 1.5 milyar dolara ulaşmasına sayılı günler kaldığını kaydetti.

    Bölge ihracatının, geride kalan 10 ayın sonunda yüzde 5,73 oranında artışla 1 milyar 452 milyon 340 bin 853 dolara ulaştığını ifade eden Bahar, “Antalya, Burdur ve Isparta illerinden sadece Ekim ayında gerçekleşen ihracat ise yüzde 1,25 oranında azalışla 140 milyon 735 bin 715 dolar oldu. Bu dönemde en fazla ihracatı madencilik sektörü gerçekleştirirken, en fazla ihracat yapılan ülke Çin Halk Cumhuriyeti oldu” dedi.

    Madencilik sektöründe en çok ihraç edilen ürün: Doğaltaş

    Geride kalan 10 ayda bölgeden en fazla ihracatın madencilik sektöründen gerçekleştiğini vurgulayan Bahar, sektörün en fazla ihraç ettiği ürünün ise doğaltaş olduğunu dile getirdi. Maden sektörünün, yaklaşık 300 milyon dolar tutarında doğaltaş ihracatı gerçekleştirdiğinin altını çizen Bahar şöyle konuştu:

    “İşlenmiş mermer ihracatı 68 milyon dolara ulaşırken, ham plaka ihracatı 198,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın 10 aylık dönemine göre yüzde 12,15 ihracat artışının yaşandığı yaş meyve sebze sektöründe en fazla ihraç edilen ürün domates oldu. Bölgemizden gerçekleşen domates ihracatı 94 milyon dolar ile 100 milyon dolara yaklaştı. Sektörün en fazla ihraç ettiği ikinci ürün biber olurken, ihracat rakamı 65,3 milyon dolara yükseldi. Yaş meyve sebze ihracat sezonunun önümüzdeki günlerde hareketlenmesiyle ihracat rakamlarının daha da yükselmesi bekleniyor. Antalya, Burdur ve Isparta’dan 10 aylık dönemde 153 ülke ve gümrük bölgesine ihracat gerçekleştirildi. Bu 153 noktanın 32’sinde 10 milyon dolar barajı aşılırken, 1 milyon dolar barajının aşıldığı toplam ülke sayısı ise 83 oldu”.

    Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu olarak, hedeflerinin ihracat rakamlarını daha yukarı noktalara taşımak olduğunu bildiren Başkan Bahar, çalışmalarının aralıksız devam ettiğini sözlerine ekledi.

  • İzmir Limanı özelleşmesi iptal edilerek, 1.2 milyar dolarlık yabancı kaynak kaybedildi

    İzmir Limanı’nın özelleştirilme iptali ile Türkiye 1 milyar 275 milyon dolarlık net doğrudan yatırımı kaybetti. Rakamın ne denli büyük olduğunu gözler önüne sermek için kaybedilen kaynağın, 2018 yılı Ocak-Ağustos döneminde elde edilen 7 milyar dolarlık doğrudan yatırımın yüzde 17’sini oluşturabileceği söylenebilir.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İzmir Limanı’nın ihalesini yapıyoruz ve Danıştay’da İzmir Limanı ihalesi 2 yıl bekliyor. 2 yıl sonunda burayı alacak olan kişi vazgeçiyor ve biz 1.2 milyar dolar kaybediyoruz. Şimdi bunu bana Danıştay neyle izah edecek, 1 milyar doların hesabını kim verecek?” açıklamasıyla İzmir Limanı’nın özelleştirilmesi meselesi gündeme yeniden geldi.

    Söz konusu limanın özelleştirilmesi için 3 Mayıs 2016’de açılan ihaleyi Hutchison, Global ve EİB LİMAŞ konsorsiyumun, 1 milyar 275 milyon dolar bedelle kazanmasına rağmen açılan dava süreci 29 ay devam etmiş ve sonucunda özelleşme iptal oldu.

    Özelleştirmenin iptali ile doğrudan yatırım bir tarafa, limanın modernleştirilmesi için yapılacak yatırımlarda engellendi. iİeriki dönemlerde elde edilebilecek gelirler ve limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da hayal oldu.

    Özelleştirme finansman kısmında değerlendirildiğinde, Türkiye 2018 yılı ilk 8 ayında (Ocak-Ağustos) Cumhurbaşkanı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut’un açıklamasına göre, 7 milyar dolarlık doğrudan yatırım elde etti. Bahsedilen özelleştirme sonrasında 1 milyar 275 milyon dolarlık girdi tek başına toplam yatırımların yüzde 17’sini oluşturuyor. İzmir Limanı özelleştirilse idi, 8.5 milyar dolarlık direk yatırıma ulaşılacaktı. Döviz kurunun hızla yükseldiği kritik dönemde, bugün ki rakamlardan yüzde 20 fazla değer elde edilecekti. Bu miktar, döviz kurunun hareketli olduğu dönemde çok önem arz ediyordu.

    “Sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak”

    Konuya ilişkin uzman görüşü Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı’dan geldi. Prof. Dr. Bahçekapılı, doğrudan yatırımların ülkeler açısından önemine dikkat çekerek, “Günümüzde birçok gelişmekte olan ülke doğrudan yabancı sermaye yatırımı teşvik etmeye miktar ve boyutlarını arttırmaya çalışıyor. Doğrudan yatırımlar bir yandan ödemeler dengesi açıklarının finansmanına yardımcı olurken diğer yandan oluşturduğu istihdam, teknoloji transferi, pazar gelişmesi, geri ve ileri bağlantıları ile yan sanayi ve hizmetlere oluşturduğu katkılarla özellikle sermaye yetersizliği çeken ülkeler için birçok cazip imkanları da beraberinde getiriyor. Yeni yatırımlar, yeni satın almalar ve birleşmeler şeklinde uygulamalarla doğrudan yatırımların etkileri katlanıyor. İzmir Limanı da içinde bu örnek satın alma türünde bir yabancı yatırım ve bir kamu varlığının söz konusu olması nedeniyle de bir özelleştirme aslında. Ancak kalıcı bir yatırım. Diğer dış açık finansman yöntemleri olan kısa süreli sermaye yani sıcak para ve dış borçtan çok daha avantajlı bir dış kaynak olarak ülkemize katkı sağlayacak bir unsuru kaçırdık” dedi.

    2017 yılı toplam yabancı sermayenin yüzde 11’i

    Bahçekapılı, 2003 yılından bu yana Türkiye’ye toplam 193 milyar dolar doğrudan yatırım geldiği ve bunun Cumhuriyet tarihindeki tüm doğrudan yatırım tutarından daha fazla olduğunun altını çizerek, “Bunda büyük kamu varlıklarının özelleştirilmesinin çok büyük bir payı var. Yani daha çok varlıkların el değiştirilmesi şeklinde bir kısmı da birleşmeler ve yeni yatırımlar ile gerçekleşti. 2017 yılında Türkiye’ye yaklaşık 11 milyar dolar yabancı sermaye girişi oldu. Bahsi geçen liman özelleştirmesi bunun yüzde 12’si civarında. Bu yıl ilk sekiz ayda 7 milyar dolarlık bir giriş var. Yani bu anlamda hatırı sayılır bir özelleştirme engellendi. Özelleşme ile tesislerin iyileştirilmesi, yeni yatırımlar da kaybedildi” diye konuştu.

    “Limanın lojistik transfer merkezi olarak kullanılması ekonomiye oluşturacağı ek katkılar olarak ele alınabilir”

    Konuyu yalnız finansman yönüyle ele almanın eksik bir analiz olabileceğini vurgulayan Bahçekapılı, “Bu varlığın özelleştirilmesi ve yabancı sermayeye satılması ile birlikte yapılması söz konusu olan modernleşme ve genişleme yatırımları, limanın daha etkin kullanılması, daha verimli lojistik imkanlarının oluşturulması, bir ‘hub’, lojistik transfer merkezi olarak kullanılması da yine ekonomiye oluşturacağı ek katkılar kayıp olarak ele alınabilir” şeklinde konuştu.

    Ancak yabancı sermayenin bir süre sonra elde ettiği temettüyü ülkesine transfer ederken Türkiye ekonomisinde de bir değer çıkışı söz konusu olacağının altını çizen Bahçekapılı, “Bu gelecek yıllarda ödemeler dengesinde kar miktarına bağlı olarak ek bir maliyet oluşturacaktır. Ayrıca bu tip kritik ve stratejik özelleştirmeler bazı durumlarda ulusal güvenlik, dışa bağımlılık gibi bazı negatif etkiler de oluşturabilir. Yani madalyonun öteki yüzünü de dikkate almak gerekir” sözleriyle görüş bildirdi.

    Özelleştirme ülke ticaretini olumlu yönde etkiler miydi?

    Prof. Dr. Bahçekapılı, söz konusu özelleştirmenin ülke ticaretine ne gibi etkiler yapabileceğini değerlendirdi. Bahçekapılı şu değerlendirmede bulundu: “Dş ticaret faaliyetlerinin ana belirleyicisi bir ülkenin ihracat kapasitesi ve kabiliyetleridir. Satacak değerde malınız var olduğunuz sürece ihracatta başarılı olursunuz. Temel belirleyici bir ülkenin ne kadar çok malda diğer dünya ülkelerine göre karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğudur. Ancak lojistik ve gümrük işlemlerinin yapısı ve maliyetleri de etkin bir dış ticaretin diğer önemli unsurlarıdır. Lojistik imkanları sınırlı bir ülkenin, gümrük işlemleri ve yapısı bozuk bir ülkenin etkin bir dış ticaret yapması mümkün değildir. Özellikle zamanla yarışan dış ticaret mallarında. Örneğin taze tarım ürünleri gibi. Her ne kadar bu tip ürünlerin katma değeri düşükse de bizim gibi ülkeler için önemlidir.

    Hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi

    Deniz, kara ve hava taşımacılığı bu anlamda dış ticaretin gelişmesi için vazgeçilmez altyapıları oluşturur. Deniz taşımacılığı ve bunun ayrılmaz bir parçası olan liman işletmeciliği de bu anlamda önemli lojistik unsurlardır. Deniz taşımacılığı dünyada taşıma birim maliyeti en düşük lojistik kanaldır. Etkin, ihtiyaçlara ve dış ticaret kapasitelerine cevap veren, hızlı yükleme ve boşaltma yapabilen limanlar dış ticaret maliyetlerini (ithalatı maliyetini de) düşürür. Eğer bu özelleştirmede yabancı yatırımcı satın alacağı limanı modernleştirip, yeni teknolojiler ve imkanlarla donatacaksa ’ki öyle olmalı’ bu taktirde dış ticaretin özellikle Ege bölgesindeki dış ticarete konu olan malların ticaretinde maliyet avantajları sağlayabilir, hızlı tüketim malları ihracatına katkı sağlayabilirdi”.

    “Liman ve havalimanlarının kontrolü sağlanmalı”

    Prof. Dr. Bahçekapılı, özelleştirme sonucu elde edilecek doğrudan yatırımın kısa vadede olumlu etki vereceğini n altını çizerek, limanların ve havalimanlarının kontrolüne dikkat çekti. Bahçekapılı, “Yetersiz sermayenin olduğu ülkelerde bu tip varlık satışları faydalar sağlar. Ancak daha önce de değindiğim gibi işin ulusal güvenlik, yerli ve milli sermayenin konumu, dışa bağımlılık, ticaret stratejisi yönleri de var. Bunu unutmamak gerekir. Limanlar, hava limanları bir ülkenin dış dünyaya açılan kapıları. Bu kapıların kontrolünü belli yasal düzenlemeler ve satış sırasında koyacağınız bazı kısıtlamalar ile ülkenin kontrolünde bırakılmasını sağlamak gerekir” ifadelerini kullandı.

  • Çöldeki Davos’ boykotlara rağmen 50 milyar dolarlık anlaşmalarla başladı

    Suudi Arabistan’da ’Çölde Davos’ adı verilen ’Geleceğe Yatırım Girişimi’ Kaşıkçı olayının gölgesinde başlamasına rağmen 50 milyar dolarlık anlaşma imzalandı.

    Suudi Arabistan’da başlayan ’Geleceğe Yatırım Girişimi’ (Future Investment Initiative, FII) konferansı açılışı, Kaşıkçı olayının gölgesinde başladı. Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ortadan kaybolmasının ardından pek çok Batılı siyasinin yanı sıra uluslararası kuruluş ve yatırımcı konferansa katılmama kararı almasına rağmen, Suudi petrol şirketi Aramco’nun Yönetim Kurulu Başkanı Emin Nasır, 34 milyar dolarlık 15 anlaşma imzaladıklarını açıkladı.

    Nasır, Kaşıkçı’nın ailesi için üzüldüklerini belirterek, “Yaşananlardan üzüntülüyüz. Ancak sonuçta, bunu aşmamız gerekiyor. Krallık yaşananları kabul ediyor ve ülkedeki mevcut hukuk sistemiyle bu suçu işleyen insanların yargılanması için gerekli adımları atıyor” dedi.

    Yapılan bilgilendirmede; konferansta petrol, gaz, sanayi ve altyapı sektörlerinde gün içinde imzalanacak anlaşmaların toplam değerinin 50 milyar doları bulacağı kaydedildi.