Etiket: Dolarlık

  • Gıda ihracatçıları Çin’e ihracatta milyar dolarlık hedef koydu

    Son yıllarda art arda büyüme rekorları kıran, hızla zenginleşen Çin Halk Cumhuriyeti’nde alım gücü yüksek 300 milyonu aşan nüfus, Türk gıda sektörünün radarına girdi. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), Çin’in yıllık 50 milyar dolara ulaşan gıda ithalatından aldığı 144 milyon dolarlık payı 1 milyar dolara çıkarmak için Çin’in en zengin bölgelerinden biri olan 15 milyon nüfuslu Guangdong’a ticari heyetle çıkarma yaptı.

    Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonunda, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)’nin organize ettiği Gıda Sektörel Ticaret Heyetine 9 Türk firması ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği temsilcileri katılırken, Türk gıda ihracatçıları, Çinli büyük market zincirlerinin aralarında bulunduğu 40 ithalatçı ile ikili iş görüşmeleri yaptı.

    Ege İhracatçı Birlikleri, temmuz ayında Guandong Gıda İthalatçıları Derneği ve Derneğe üye 5 ithalatçı firmanın satın alma yetkililerinden oluşan bir heyeti, “VİP Alım Heyeti” kapsamında İzmir’de ağırlamıştı. Bu alım heyeti sonrasında kurulan yakın temas sonucunda, EİB, bu sefer 10-14 Aralık 2018 tarihlerinde Türk gıda ihracatçılarıyla, Çinli gıda ithalatçılarını Çin’de buluşturdu.

    Guanco’nun Güney Çin’in 2 bin yıldır politik, ekonomik ve kültürel başkenti konumunda olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Türkiye’nin, kuru meyveler ve zeytinyağı olmak üzere pek çok tarımsal üründe dünyanın en önemli üretici ve ihracatçı ülkesi konumunda olduğunu belirtti. Çin’e ihracatı çok sınırlı düzeyde olan sağlıklı ve lezzetli Türk ürünlerinin Çinli tüketicilerle buluşması için ticaret heyeti organizasyonunu bir başlangıç olarak gördüklerini ifade eden Celep, öncelikli hedef pazarları arasında yer alan Çin ile önümüzdeki dönemde daha yakın iş birliği içinde çalışmak istediklerini kaydetti.

    Lüks gıda tüketimi giderek artan Çin’e son 3 yılda ihracatını yüzde 100 arttırarak 72 milyon dolardan 144 milyon dolara çıkardıklarını, Türk gıda sektörü adına düzenledikleri ticaret heyeti organizasyonunun ilk gününde Çinli ve Türk firmalarının birbirini tanımasına imkan veren ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdikleri bilgisini veren Celep, “İkinci gün Guanco Başkonsolosumuz Melih Bora Kerimoğlu ve Ticaret Ataşemiz Serdar Afşar’ın katılımıyla düzenlenen seminerde Çin pazarı ve gümrükleri hakkında detaylı bilgi alma imkanı bulduk ve seminer sonrasında IFA ve Ege İhracatçı Birlikleri arasında iş birliğine yönelik bir mutabakat zaptı imzaladık. Bu sayede önümüzdeki dönemde IFA ile aramızdaki iş birliğini daha da geliştireceğiz ve Çinli Gıda İthalatçıları ve ülkemiz gıda ihracatçıları arasındaki ticareti arttırmak için yeni çalışmalarımız olacak. Öğleden sonra ise üç süpermarketi ziyaret ettik ve yetkilileri ile görüştük” diye konuştu.

    Çin’e gıda ihracatında hedef 1 milyar dolara ulaşmak

    Programımızın son gününde Çin pazarında giderek önem kazanan elektronik ticaret platformları hakkında bilgi aldıklarını ve ticaret platformlarının üyeleri ile görüşmeler gerçekleştirmek üzere Guangdong Cross Border E-Commerce Industry Association’u ziyaret ettiklerini anlatan Celep, “Bu ziyaretimiz sonrasında da ürünlerimizin Çin pazarına girişi ve tanıtımı ile ilgili reklam ve pazarlama faaliyetlerine dair görüşmeler yapmak üzere Başkonsolosumuz ve ticaret ataşemiz ile birlikte çok önemli bir reklam firmasını ziyaret ettik. Çok yoğun geçen programımız sonrasında heyet katılımcılarımız Çin pazarı hakkında detaylı bilgi alma ve farklı kişi ve kurumlarla görüşmeler yapma imkanı buldular. Tüm bu görüşme ve ziyaretlerin sonuçlarının verimli olmasını ve önümüzdeki dönemde ülkemizden Çin’e yapılan gıda ihracatının artmasını temenni ediyoruz. Orta vadede Çin’e 1 milyar dolar gıda ürünleri ihraç etmeyi hedefliyoruz” dedi.

    “Ticaret Bakanlığı’ndan destek bekliyoruz”

    Türkiye’den Hong Kong ve Vietnam’a giden ürünlerinde büyük bölümünün Çin’de tüketildiğine işaret eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, şöyle devam etti:

    “Ticaret Bakanlığımız, Çin Ticaret Bakanlığı ile yapacağı ikili görüşmelerle Türk ürünlerinin ihracatı için önünü açacak adımları atabilir. Çin pazarına biz tüm gıda ürünlerimizle girersek, hem aradaki aracıları devre dışı bırakıp ülkemize daha fazla döviz kazandırabiliriz, hem de bu sayede ihracatta ana pazarımız Avrupa pazarında da konumumuz güçlenecek, mallarımızın da fiyatı artacak. 350 bin ton üzümü pazarlarken zorlanmayacağız. 500 bin ton yıllık üzüm satabilecek konuma gelebileceğiz. Türk ürünlerini hikayesiyle anlatan tanıtımlar yapıp Çinlilerin Türk ürünlerini tüketmeleri yanında Türkiye’yi ziyaret etmelerini de sağlayabiliriz. Gastronomi turizmi turları yapabiliriz. Turizm ile Türk lezzetlerini tarihimizle, birleştirip turizmimizi de geliştirebiliriz. Çin, çok hızlı büyüyebileceğimiz bir pazar.”

  • Milli enerji silahı ‘Wattozz’ için 5 milyon dolarlık anlaşma

    Geçtiğimiz günlerde tanıtımı yapılan milli elektroşok silahı Wattozz için Malezyalı bir firma ile 5 milyon dolarlık satış sözleşmesi imzalandı.

    Albayraklar Şirketler Grubu tarafından üretilen Milli Elektroşok Silahı Wattozz’a dünyadan sipariş yağıyor. Lansmanı yapıldığı günden bu yana büyük yankı uyandıran dünyanın ilk kablosuz elektroşok silahı Wattozz için Malezyalı Dian Synergy firması ile 5 milyon dolarlık satış sözleşmesi imzalandı.

    “Hedefimiz Türkiye’ye yılda ortalama 250 milyon dolar döviz girdisi sağlamak”

    Malezyalı firma yetkilileri, Albayraklar Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Albayrak ve Albayraklar Savunma firmasının CEO’su Sertan Ayçiçek’in hazır bulunduğu imza töreninde konuşan Adnan Albayrak Milli ve Yerli Wattozz silahı için dünyanın bir çok ülkesinden siparişler aldıklarını, hedeflerinin Türkiye’ye yılda ortalama 250 milyon dolar döviz girdisi sağlamak olduğunu söyledi.

    “100’ün üzerinde ülkeden başvuru var”

    Albayrak, Wattozz’un artık Dünya Markası haline geldiğini ve kendilerine 100 ün üzerinde farklı ülkeden gelen distribütörlük başvurularını değerlendirmeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.

    Malezyalı firma yetkilisi Bakhtiar Bin Ibrahim ise yapılan anlaşmadan dolayı büyük onur ve heyecan duyduklarını Türkiye’nin ürettiği ürünlerin kalitesine güvendiklerini ve Wattozz Elektroşok Silahı’na hayat kurtaran bir silah gözüyle baktıklarını, bu silahı ülkelerine kazandıracak olmaktan dolayı da ayrıca büyük mutluluk duyduklarını belirtti.

    İmza töreninde silahın Malezya’daki basın tanıtımı 24 Ocak 2019 tarihinde Kuala Lumpur da üst düzey katılımcılar eşliğinde gerçekleşeceği bilgisi verildi.

  • 20 dolarlık ayakkabıya 500 dolar

    Amerika’daki bir ayakkabı firması müşteriler üzerinde uyguladığı deneyle ilginç bir sonuca ulaştı, 20 dolarlık ayakkabılar 500-600 dolara satıldı.

    ABD’de ucuz ayakkabı satışlarıyla tanınan bir markanın yaptığı sosyal deney duyanları şaşırttı. Deneyde 20 dolarlık ayakkabılar lüks bir mağazada sergilendi ve sonuç olarak 500-600 dolara ulaşan uçuk fiyatlarla alıcı buldu. Türkiye Gazetesi’nden Canan Erarslan’ın haberine göre, ’ucuzcu’ olarak bilinen ayakkabı markası Payless’in yetkilileri piyasadaki 500-600 dolarlık ayakkabıların bu değere sahip olamayacağını görüp bir deney yapmaya karar verdiler. Yöntem, önce markanın ismini daha havalı hale getiriliyor, sonra lüks bir AVM’de mağaza açılıyor ve son adımda mağaza için organize edilen şık bir davet ile sosyal medya fenomenlerinin ayakkabıları satın alıyor.

    Beklenen sonuç

    Sonuç olarak 20 dolarlık ayakkabıya 500 dolar veren müşteriler ayakkabıdan anladıklarını iddia ederek bu uçuk paraları ödeyerek ayakkabıya sahip oluyor. Günün ardından 20 dolarlık ayakkabıya 500 dolar ödeyen müşteriler tek tek aranıyor, işin aslı anlatılıyor ve paraları iade ediliyor. Söz konusu çalışma aslında müşterilerin ne kadar imaj ve marka odaklı olduğunu ortaya koyan bir deney olarak kayıtlara geçiyor.

  • Dev zirveden 380 milyon dolarlık anlaşma çıktı

    Bu sene 9’uncusu düzenlenen ve Cumhurbaşkanlığı himayelerinde yapılan Boğaziçi Zirvesi’ne yapılan iş anlaşmaların yanında dünya barışı ile sürdürülebilir kalkınmaya yönelik konuşmalar damga vurdu. Zirveyi düzenleyen Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Kurucu Başkanı Cengiz Özgencil, 6 ayrı grup tarafından 380 milyon dolarlık ön anlaşma yapıldığını tahmin ettiklerini belirterek, önümüzdeki sene çok daha büyük atılımlar yapmayı planladıklarını ifade etti.

    Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen 9’uncu Boğaziçi Zirvesi, 81 ülkeden 2 binin üzerinde katılımcı ile 26-28 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirveye siyaset, ekonomi, kültür, sanat ve spor alanından önemli isimler katılırken, sürdürülebilir kalkınma ve dünya barışına ilişkin önemli mesajlar verildi. Zirveyi değerlendiren UİP Kurucu Başkanı Cengiz Özgencil, zirve sonrası en önemli sonucun ana temalarında da vurguladıkları gibi dünya barışına ve yeryüzünde bulunan bütün ülkelerin savaşsız kalkınma hamlelerine katkıda bulunmak olduğunu söyledi.

    Özgencil, bu mesajın zirveye katılan iki cumhurbaşkanı, iki başbakan, 11 farklı ülkeden gelen bakanlar, iki eski devlet başkanı, üç eski başbakan, bir devlet başkan yardımcısı ve 200’e yakın konuşmacı tarafından da verildiğinin altını çizdi.

    Zirvede çok önemli ekonomik iş birliklerinin de gerçekleştiğini kaydeden Özgencil, “Görüşmelerin yapılması için otelde 5 ayrı salon kiraladık. Bunların tümü üç gün boyunca doluydu ve çok sayıda B2B görüşmeler yapıldı. Biz görüşmeleri takip etmiyoruz ama sonuçları ile ilgili bize geri dönüşler oluyor. 6 ayrı grup tarafından 380 milyon dolara yakın ön anlaşmanın imzalandığını tahmin ediyoruz. Bu anlaşmalar daha çok mega projeler ve enerji ile ilgili. Bunların haricinde de bilgimiz olmayan çok sayıda anlaşma imzalandığını düşünüyoruz” dedi.

    “10’uncu yılda yeni hamleler olacak”

    Zirveye gelen 81 ülkeden katılımcıların kendilerini organizasyon konusunda tebrik ettiğini belirten Özgencil, tümünün önümüzdeki yıl da katılmak istediklerini söylediklerini anlattı. Özgencil, “Önümüzdeki sene 10’uncu yılımız ve çok büyük atılımlar yapmayı planlıyoruz. 10’uncu yıla damgasını vuracak yeni etkinlikler planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Zirvede 30’un üzerinde panel yapıldığını belirten Özgencil, hemen hepsinin yoğun bir katılımla gerçekleştiğini ve çok ilgi gördüğünü kaydetti. Üç gün süren görüşmelerde, konuşmacıların savaşın en derin ekonomik durgunluklardan daha da ağır iktisadi sonuçları olduğuna işaret ettiklerini anlatan Özgencil, “Konuşmacılar ülkelerin iç siyasi kavgalarını uluslararası alana taşıyarak, iç barışlarını ve refahlarını güçlendiremeyeceklerinin altı çizildi. Barışın sürdürülmesinin ve herkes için kalkınmanın madalyonun iki yüzü olduğu konusunda görüş birliği sağlandı. Ayrıca her iki hedefin de gerçekleştirilmesi için arayışlara yön verecek ilkelerin neler olduğu tartışıldı” dedi.

    Sürdürülebilir kalkınma ve barış vurgusu

    Her ne kadar zengin bir ilkeler listesi geliştirilebilirse de bazı ilkelerin olmazsa olmaz nitelikte olduğunun belirlendiğini ifade eden Özgencil, şöyle devam etti: “İlk olarak, dünyada sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşmesi, uluslararası ticaretteki engellerin arttırılmasını değil, giderek azaltılmasını ve kaldırılmasını gerektiriyor. Engeller, onları oluşturanlar dâhil her ülkeyi fakirleştiriyor. İkinci olarak, sürdürülebilir kalkınmanın itici gücü, buluşlar ve inovasyondur ve bunun için toplumlarda düşünceyi ve saygıyı ön plana çıkaran özgürlük ortamına ihtiyaç vardır. Üçüncü olarak ülkeler iyi yönetilmeli. Toplumu baskı altına alan, yozlaşmayı doğal karşılayan ve insanının maddi ve manevi refahını ihmal eden yönetimlerle barışın sürdürülmesi ve herkes için kalkınma olanaksızdır. Dördüncü ve son olarak da dünya yönetişiminde reforma ihtiyaç vardır. Günümüzde dünya yönetişiminin çatısını, az sayıda ülkeye fazla söz hakkı tanıyan ve temsil yetenekleri giderek zayıflayan nitelikteki yapılar oluşturuyor. Daha da üzücü olan, uluslararası alanda kararları çok taraflı süreçler sonucu almak, yerini tek taraflı icraatlarla almaya bırakmış durumda. Küreselleşme çağı olarak adlandıracağımız yüzyılımızı, çağımıza uygun ortak değerlerle donatmak ve bu değerler üzerine inşa edilecek fikir birliğinden eylem birliğine dönüştürmek bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Bunu yapamadığımız takdirde, kazananı olmayan herkesin kaybettiği bir çatışma ortamına girmemiz maalesef sanıldığından daha kolay olacak. Sonuç olarak barış yoksa sürdürülebilir kalkınma olmaz, sürdürülebilir kalkınma olmazsa da barış kurulamaz”.

  • Makine ihracatçıları 11 ayda 15,7 milyar dolarlık ihracat yaptı

    Yılın ilk 11 ayı itibarıyla ihracatını 15,7 milyar dolara taşıyan makine sektöründe, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,8 ihracat artışı gerçekleşti. Türk makine sektörünün bu yıl dış pazarda önüne çıkan iş fırsatlarını çok iyi değerlendirdiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Kalitesini sanayisi gelişmiş ülkelerde de kabul ettiren, dış ticarette istikrarlı bir yükselişi olan güçlü bir sektörüz. Türkiye’nin dış ticaret açığının son 17 yılın en düşük seviyesine gerilediği bu dönemde, yurtiçindeki ileri teknolojili makine talebine yanıt verebilecek güçteyiz” dedi.

    Makine İhracatçıları Birliği (MİB) Kasım ayı makine sektörü ihracat rakamlarını açıkladı. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 10’nundan fazlasını gerçekleştiren makine sektörünün, yılın ilk 11 ayı sonunda ihracata katkısı 15,7 milyar dolar oldu. Türkiye’nin makinecileri, sektör ihracatının yüzde 16,8 arttığı bu dönemde, ihraç edilen makinelerin kilogram başına ortalama değerini 6,1 dolara taşıdığı açıklandı. Türk makinelerinin kilogram başına ortalama değeri, sektörün birinci pazarı olan Almanya’da 8,7 doları geçti. Yılın ilk 11 ayında inşaat ve madencilik makinelerindeki yüzde 33,2 artış, tarım ve ormancılık makinelerinde yüzde 26,2’lik artış dikkat çekti.

    Makine sektörünün Türkiye ekonomisinde, dış ticaret açığının daha da azalması yönünde önemli fırsatlar barındırdığına dikkat çeken MİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Makine ihracatında sağladığımız istikrarlı ve hızlı artış, ürünlerimizde teknolojik ilerleme sağladığımızın önemli bir göstergesidir. Yaptığımız çalışmalarla ihracatın ithalatı karşılama oranını daha da artırmak, cari fazlaya daha çok katkı vermek istiyoruz. Ancak makine dış ticaretinde hiç hak etmediğimiz 10 milyar dolarlık açığı kapatmak, sadece ihracatçımızın değil her kesimden üreticinin önceliği olmalı. Serbest bölgeler dâhil 222 ülkeye ihracat yapan sektörümüzün yurtdışındaki başarısını, artan yerli makine kullanımıyla birlikte yurtiçinde de kalıcı kılmayı amaçlıyoruz” dedi.

    Türkiye’nin 2017 yılında 28 milyar dolar makine ithalatı gerçekleştirmesinin, ekonomiye büyük bir ağırlık getirdiğini kaydeden Karavelioğlu şunları ifade etti: “Yıllık bazda bakıldığında, büro makinelerinden 2,6 milyar dolar, motorlardan 2,5 milyar dolar, pompa ve kompresörlerden 1,3 milyar dolar cari açık veriyoruz. Aynı şekilde iş makinelerinden 1,1 milyar dolar, takım tezgâhları ile tekstil ve konfeksiyon makinelerinden de 1’er milyar dolar açık oluşuyor. Oysa biz bu alt sektörlerin tamamında, çok nitelikli ürünler üretebiliyoruz. Devletin yerli üretimi kararlı biçimde desteklemesiyle kapanmaya başlayan makas açısından, yatırım teşviklerinin doğru konumlandırılması çok önemli. İthal marka düşkünlüğü olan sanayicilerimizin, bütün dünyanın takdirini kazanmış kendi makinelerimizi kullanmaya başlaması ile kaynaklar dışarıya değil yerli teknolojiye akacaktır. Söz aldığımız her platformda bu mesajı vermeye büyük gayret gösteriyoruz”.

    “Uluslararası fuarlar alt sektörlerimizin gücünü gösteriyor”

    Türk makinelerinin bilinirliliğini arttırmak üzere uluslararası tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Kutlu Karavelioğlu, “İhracat artışında kalite kadar önemli bir unsur da etkin pazarlama ve tanıtımdır. Bu amaçla sektörümüzün en büyük fuarlarında ülkemizi temsil ediyoruz, Türk makine sanayiinin güçlü sesi olmaya devam ediyoruz. Kasım ayında kendi alanlarının en büyük etkinliği olan üç fuara katıldık. Bolonya’da tarım makinelerimizi sergilediğimiz EIMA fuarında ve inşaat makineleri sektörünün en önemli buluşma noktası BAUMA China’da kapsamlı çalışmalar yürüttük. Aynı tarihlerde Vietnam’da düzenlenen VTG fuarında da tekstil makineleri sektörümüzü tanıttık. Uluslararası ölçekteki çalışmalarımızla tüm alt sektörlerimizin rekabet gücünü yansıttığımıza inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    İki alt sektörde iki milyar dolar aşıldı

    Yapılan bilgilendirmede; yılın ilk 11 ayında sektör genelinde en fazla ihraç edilen makine mal grupları klimalar ve soğutma makineleri ve motorlar ve aksamları alt sektörlerinde ihracat 2 milyar doları aştı. Bu sektörleri 1 milyar doları aşan ihracatlarıyla, yıkama ve kurutma makineleri ve inşaat ve madencilik makineleri takip etti. Ülkeler bazında en dikkat çekici artışlar, yüzde 61,1 ile Hollanda ve yüzde 55,6 ile Özbekistan’da oldu. Kasım ayı sonu itibarıyla ihracatımızın ilk sıralarında yer alan ABD’ye yüzde 25 ve İngiltere’ye yüzde 22,2’lik ihracat artışı gerçekleşti. İtalya, Fransa ve Romanya’ya ihracat artışı yüzde 20’yi aştı.