Etiket: Dolarlık

  • 2 milyon dolarlık uyuşturucu operasyonu kamerada

    Esenyurt’ta piyasa değeri yaklaşık 2 milyon dolar olan uyuşturucunun ele geçirildiği operasyonda 1 şüpheli gözaltına alınırken, operasyon anı polis kamerasına yansıdı.

    Edinilen bilgilere göre, İstanbul Uyuşturucu ile Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yüklü miktarda uyuşturucunun İstanbul’da piyasaya sürüleceği bilgisi üzerine çalışma başlattı. Çalışma kapsamında başlatılan takip sonucu farklı illerden getirilen uyuşturucuların Esenyurt’ta bulunan bir evde saklandığı tespit edildi. Uyuşturucu deposu olarak kullanılan adresi bir süre takibe alan polis ekipleri, dün akşam saatlerinde operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında, 143 kilo esrar, 135 gram metamfetamin, 24 gram kokain, 5 kilo extacy hap ile birlikte 2 adet hassas terazi ele geçirilirken, O.S. isimli bir şüpheli gözaltına alındı.

    Operasyon anı kamerada

    Polis kamerasına yansıyan görüntülerde, ekiplerin adrese girdikleri görülüyor. Adreste yapılan aramalarda çok sayıda uyuşturucu maddesinin zulalandığı görülüyor.

    2 milyon dolarlık uyuşturucu ele geçirildi

    Ele geçirilen uyuşturucuların piyasa değerinin yaklaşık 2 milyon dolar olduğu öğrenilirken, gözaltına alınan O.S.’nin ise çok sayıda suçtan kaydı olduğu ortaya çıktı.

  • Göle atılan 1 dolarlık banknotlar polisi alarma geçirdi

    Bursa Kültürpark’taki göle atılan 1 dolarlık banknotlar polis ekiplerini alarma geçirdi. Ekipler küreklerle çıkardıkları dolarları incelemeye aldı.

    Vatandaşların sandal ve yunusla gezinti yaptıkları Gölpark’ta onlarca bir dolar gören görevliler hemen polisten yardım istedi. Olay yerine gelen polis ekipleri, 3 ayrı noktadan kürekle dolarları sudan çıkardılar. Dolarları kimin ne maksatla attığı araştırılırken, mobese kameralarının incelemeye alınacağı öğrenildi.

    Olay Yeri İnceleme ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri de olay yerine çağrılırken, dolarların gece bilinmeyen bir saatte göl boyunca suya atıldığı belirtildi. Dolarların FETÖ mensupları tarafından mı atıldığı yoksa bir düğünde takılan sahte banknotlar mı olduğu araştırılıyor.

  • Ansgar Hütten: “6,5 milyar dolarlık 2017 hedefimizde Türkiye’nin özel yeri var”

    Moodys’in aksine Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke kategorisinde gördüklerini ve bütün planlarını bu değerlendirme üzerinden kurguladıklarını vurgulayan DS-Concept Intelligent Trade Finance CEO’su Ansgar Hütten, “Bu güvenimizin bir işareti ve Türkiye’ye olan desteğimizi göstermek için CEO toplantımızı bu yıl öne alarak İstanbul’da yapmaya karar verdik” dedi.

    Uluslararası ticaret finansmanı alanında faaliyet gösteren DS-Concept Intelligent Trade Finance, zorlu bir dönemden geçen Türkiye ekonomisine güvenini göstermek için ülke CEO’larını İstanbul’da topladı. ABD’den Çin’e, İngiltere’den Birleşik Arap Emirlikleri’ne dek 11 ülkede merkezleri bulunan DS-Concept Intelligent Trade Finance CEO’su Ansgar Hütten, bölgenin en güçlü ekonomisine sahip Türkiye’nin kendileri için çok önemli olduğunu söyledi.

    Her ülkenin zaman zaman sıkıntılı dönemlerle karşı karşıya kalabildiğini belirten Hütten, Türkiye’nin içinde bulunduğu zorlu süreci en kısa sürede aşacağına ve uzun vadede dünyanın önde gelen ekonomilerinden biri olacağına inandıklarını vurguladı. Türkiye’de yıllardır hazır giyim başta olmak üzere pek çok sektörle yakın işbirliği içinde çalıştıklarını ifade eden Hütten, “DS-Concept olarak 2016 yılını 5,8 milyar dolar ciro ile kapatmayı öngörüyoruz. 2017’de ise 6,5 milyar dolar ciroya ulaşmayı hedefliyoruz. Yatırım planlarımızda Türkiye’nin çok özel bir yeri var. Ekonomisi sağlam temeller üzerine oturan bu ülkede gelecekte de çok önemli işlere imza atacağız” diye konuştu.

    Türkiye’nin geleceğine dair inançlarını hiçbir zaman yitirmediklerinin altını çizen Hütten, sözlerini şöyle sürdürdü: “Küresel alıcıların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile ilgili tereddütleri olduğunu biliyoruz. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s geçen ay Türkiye’nin kredi notunu kırarak yatırım yapılabilir seviyenin altına indirdi. Oysa DS-Concept’in 11 merkezi arasında en büyük büyüme oranını en zor döneminde bile Türkiye’de yakaladık.

    DS-Concept olarak biz Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke kategorisinde görüyor ve bütün planlarımızı bu değerlendirme üzerinden kurguluyoruz. Türkiye’ye olan desteğimizi göstermek ve mevcut karamsar havayı biraz olsun dağıtabilmek için CEO toplantımızı öne alarak İstanbul’da yapmaya karar verdik. Diğer taraftan dünya genelinde yıllık 2,5 milyar dolar alım yapan 11 küresel alıcıyı da İstanbul Moda Konferansı için Türkiye’ye getirdik”.

    DS-Concept’in uluslararası ticaret finansmanı alanında faaliyet gösteren ve dünya ticaretine yön veren bir organizasyon olduğunu anlatan Hutten, diğer banka ve finansal kuruluşlardan farklı olarak her firmanın ihtiyacına özel finansal çözümler geliştirdiklerini bildirdi. Ansgar Hütten, dünya ticaretine yön veren ülkelerdeki merkezleri aracılığı ile küresel ticarette edindikleri deneyimi Türkiye’deki ihracatçıların hizmetine sunmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

  • Milyon dolarlık hazine iddiası

    Muğla’nın Milas ilçesinde emlakçılık yapanTuncer Rıfat Barın, Truva Krallığına ait 3 bin 200 yıl toprak altında kalmış 10 bin yıllık hazinenin bulunduğunu öne sürdü.

    Tuncer Rıfat Barın, Truva Krallığına ait 10 bin yıllık hazinenin yerini bildiklerini iddia etti. Bulunan Truva hazinesi hakkında sadece Ege Denizi’ne komşu olduğunu söyleyebilen Barın, konunun öncelikle Egelileri ilgilendirdiğinden bu basın açıklamasını Muğla Avukatı Devrim Deniz ofisinden yaptığını belirtti.

    Barın, yapmış olduğu açıklamada; “Arkadaşlar bu hazine tümüyle Truva Krallığından kalma, içlerinde ünlü Palladion , Baphomet , Repteliyan ve diğer heykeller ile kraliyet altınları ile mücevherlerin bulunduğu hazinedir. Allah’ın izniyle cumhuriyet ve dünya tarihinde devletimizin ve de bir devletin bir kerede kazanabileceği en büyük hazine olacak. Bize göre toplam piyasa değeri 500 trilyon ABD doları civarındadır” dedi.

    Kısaca hazinenin hikâyesini anlatan Barın, “Adı E.B. olan yeni bir müşterim bundan yaklaşık 5 ay kadar önce yanıma gelip bu hazine hakkında bilgi verdi. Bende neyin nesidir tam olarak bilemediğimden kendisinden bir müddet düşünmem için zaman istedim. Gerekli araştırmaları yapıp, konuya biraz daha vakıf olduktan sonra müvekkilim ile birçok kez tekrar buluştuk. Bu konunun devlet büyüklerimize hangi yollardan anlatabileceğimizi, konu hakkındaki endişelerimizi, kendisinin bulmuş olduğu bu hazinedeki benim sorumluluklarımı, iş bitimindeki çıkarlarımızı vs. birçok konuyu belli bir plana o tutturduktan sonra basın aracılıyla bu konunun ülkemiz halkımızın da bilgisi dâhilinde başlamasını münasip gördük ve kendisinden almış olduğum yetkimle bu günden itibaren bu konunun baş sorumlusu ve muhatabının vekili olarak karşınızdayım” diye konuştu.

    “TRUVA HAZİNESİ DEVASA”

    Hazinenin devasa büyüklükte olduğunun altını çizen Barın; “Truva Savaşı İ.Ö. 1184 yılında olduysa buna 2016 yıl daha ilave ettiğimizde toprağa gömülme zamanı yaklaşık 3 bin 200 yıl öncedir. Birde içindeki müştemilatını kendi olmuşum mevcut yaşlarını da Truva Krallığı döneminden geldiğini de göz önüne alırsak yaklaşık 10 bin 000 yıllı devirmiş bir hadise. Yani hazinenin bulunduğu çukurlardan bir çömlek parçası bile çıksa kendi başına kıymetliyken birde size hazinenin içinde bulunan anlatacaklarımı da hesaba katarsak bizim rakamımıza gelirsinizdir diye düşünüyoruz. Bu hazine mevcut kanunlarımıza göre; öyle git harcını yatır devletimizden 4 memur al onların nezaretinde kazı yaptır türünde bir iş değil. Tümüyle devletimizi – milletimizi ve devlet büyüklerimizi ilgilendiren devasa güçte. Bizim basına çıkma nedenlerinin biri de buradan kendilerini bilgilendirmek. Çıkacak olan hazine öyle falanca müze müdürlüğünde veya yediemin deposuna konularak saklanacak türden değiller. Günümüzde kötü art niyetli depo sorumluları veya hazinenin hangi depoda olduğun bilen kötü niyetli kişiler tarafından talan edilmeyeceği. Zaten bu işi çözse çözse sayın başbakanımız, cumhurbaşkanımız ile meclisimiz çözebileceğine inanmamızdır. Bundan en ufak bir endişemiz yok ve olamaz. Hem ayrıda basına çıkma diğer bir nedenimiz ise çıkartılacak bu hazine devletimize kazandırıp, tüm incelemeleri yapıldıktan sonra biz halkımız ile dünya insanlığının ziyaretine açılmasını istememizdir. Diğer bir deyişle devlet sırrı deyip saklanmasını ve de bir depoda tutulmasını istemiyoruz. En kısa sürede ülkemize ve dünya insanlığına mal olmasını istiyoruz. Sebebine gelince; yine bu hazinenin ünü ve parasal değerinden başka hazineden çıkacak olan bazı heykellerin içinde yüksek enerji saçan dünya dışı bir element yada bir cisim diye adlandırabileceğimiz nesnelerin oluşu. Bu hazinenin içinde bulunan yaklaşık 3’ ü büyük ebatta 15 adet heykellerin içinde bulunan; bir tanesi Azazel veya Azazil olarak bilinen meleğin hatta Tapınak Şövalyelerini de kapsayan Baphomet’ inde ilham kaynağı illumunati heykelinin aslı ile kendilerini Repteliyan soyundan geldiğini iddia eden insanların, atalarını tasvir eden 10 bin yıllık orijinal heykelleri.”

    Açıklamasına devam eden Barın, “Bu heykellerin içlerinde barındırdıkları özel bir enerji veya bir element yoksa dahi Truva tarihi Hz. Süleyman’ın tarihinden öncesine dayanıyor olması. Tapınak şövalyelerinin atası – kurucusu Hiram usta ve de Masonların kurucuları kendi sembollerini üretirken bir yererden esinlenmek mecburiyetindeydiler. Bence o dönemde Truva Krallığında bulunan bu heykelleri kendilerine referans ve örnek almış olmalılar ki günümüzde dahi hala bu sembollerin yakın versiyonlarıyla anılmaktadırlar. Dünyayı ekonomik açıdan ellerinde tutan bu kişilerin bir anlamda bu heykelleri kendi kutsalları ve de bundan böyle onları kendi içlerinde motivize edecek enerji kaynağı olarak kabul edildiğinde heykel başına 100 trilyon dolar onlar için sırf sahip olabilmek adına seve seve, kibarca ve kolaylıkla ödeyebilecekleri miktarlardır. Bu kadar parayı hemen vermeye razı olabilecek ülkelerin başında başta Amerika – İngiltere – Almanya gelecektir diye düşünüyorum. Ancak diğer yandan yancı devletler ise; Fransa – İtalya – Yunanistan ile İsrail, bir alt grupta ise Çin ile Rusya’yı düşünmeliyiz. Zaten ülkemizin bu konu hakkında deneyimi ve tecrübesi olmadığı için ve de hazine kasasına değerli varlıklar olarak envanterine işleyebilmesi içinde kendi bünyemizde oluşturduğumuz Değerlendirme ve Kıymet Taktir Komisyonu’nun bulunan hazine ile alakalı bilgi ve tecrübesi olmaması ve de ekonomimize katkısı için taraf olduğumuzdan dünya devletlerinin de ekspertiz raporlarını almak mecburiyetindeyiz” ifadelerini kullandı.

    Önemli iddialar ortaya atan Barın, “Yaklaşık 10 devletten alacağı görüşlerin ortalaması heykellerin dünya pazarındaki piyasa değerini gösterecektir. Bu durumda 2 heykel 200 trilyon doları görecekse Palladion heykeli kendi başına ayrı bir gizem 100 trilyonda o olsa, diğer çıkacak olan heykeller ile hazineyi de işin içine katarsak ( bu arada ekspertiz değerini hesaplarken Rusya’nın elinde bulunan 8 – 10 parça Truva mücevherlerine biçilen parasal piyasa değerini ölçü aldığımızda ) bu hazinenin toplamda 500 trilyon dolar civarında bir rakamı görmesi gerektiğine inanıyoruz. Dolayısıyla haberi toparladığımızda; yaklaşık 10 bin yıllık geçmişi olan büyük hazinenin gerek ilk gün yüzüne çıkacağı kazılar sırasında, gerekse heykeller ile hazinenin kayıt altına alınması ve de incelenmesinde adlarını az önce saydığım ülkelerin bilim adamlarının da gözetiminde olması gereklidir. Bu durum bize; bu olayın gerçekçiliğini, yine dünya ülkelerine bu hazine sayesinde oluşacak yeni ilave maddi gücümüzü, ülkemizin tanıtımın, ekonomimizin neden bir anda coştuğunu iyi anlatmalıyız. Bizim kanunsuz yaptığımız bir iş yok. Aksine her ne yapılacaksa kanunlar çerçevesinde olmalı. Kanunlar belli ve de açık. Her şey ortada. Dolayısıyla bu saten sonra beni “şâhısı gözaltına aldık “ deyip apar topar karga tulumba yakalayıp götüreceklerini zannetmiyorum. Hepimizin normal günlük rutin yaşadığımız hayatımız var. Bu iş benim ve ailemin normal yaşamını etkilememeli” diye kaydet.

    BAKAN NABİ AVCI’YA ÇAĞRI…

    Kültür Bakanı Nabi Avcı’ya seslenen Barın, “Konunun muhatap bakanlığı belli. Kültür Bakanımız Nabi Avcı bu konu hakkında bana davetiye çıkartılarsa elbette ki icabet eder derhal makamına giderim. Arkadaşlar bu arada bu haberden sonra benim tanıdığım veya tanımadığım kişilerin bu konu hakkında bana ulaşmalarını da istemiyorum.

    Ancak ilk öğrendiğimden bir müddet zaman geçtikten sonra merak ettiğim husus şu olmuştu. “Kerametin, sırrın nedir?” diye sordum. Kendisinden aldığım yanıt ise hazinenin bulunduğu araziyi asla kazmadığını, dolayısıyla devletimiz ile anlaşmamız halinde bu durumun devletimizin atayacağı uzmanlarınca da tespit edilebileceğini, ilgili kanunda 4 günlük ihbar süresini okuduğunu ve de bildiğini onun içinde yerin altında tam olarak ne olabileceği hususunda yüzde 100 bir delil veya garantisinin elinde olmadığını, buna karşılık bu orana yakın güçlü tahmininin olduğunu, hatta hatırı sayılır ciddiyette zannettiğini ancak olayı ilk başlangıcından bu zamana kadar olan başından geçen tüm olayı bana hazinenin haritasını verirken anlatacakmış. Söz verdi. Bende sizlere aktarırım. Size şimdilik temsili resimlerden başka hazinenin bulunduğu arazide iki başına tedavülden kalkmış seri numaraları; M46 417536 ile M70 489952, eski 1 milyon liralık paraların yarısını birer taşın altına koymuş ve o paraların diğer yarısını gösterebiliyoruz. İnşallah yakında tümüyle kendisini de görmek nasip olur” şeklinde konuştu.

  • 16 milyon dolarlık keman ile konser

    ANTALYA (İHA) – 17’nci Antalya Uluslararası Piyano Festivali, dünyanın en iyi ilk on şefinden biri olarak gösterilen ve en ünlü kemancıları arasında yer alan Julian Rachlin’i ağırladı. Sahneye 16 milyon dolar değerindeki 312 yıllık kemanıyla çıkan Rachlin, müzikseverlere unutulmaz bir konser yaşattı.

    17’nci Antalya Uluslararası Piyano Festivali, sahnesinde dünyaca ünlü yıldızları Antalyalılarla buluşturuyor. Müzik şöleni, Zee Zee ve Manolo Carrasco’nun ardından, dünyanın en ünlü keman virtüözlerinden Julian Rachlin ile devam etti. EXPO 2016 Antalya Kongre Merkezi’nde gerçekleşen konserde ’Büyüleyici Kemancı’ Julian Rachlin’e Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşlik etti.

    Kemanı servet değerinde

    Müzik otoriteleri tarafından dünyadaki en iyi ilk on şeften biri olarak gösterilen, keman virtüözü Julian Rachlin’in merakla beklenen konserine Antalyalılar yoğun ilgi gösterdi. Konsere 1704 yapımı 16 milyon lira değerindeki Stradivarius marka kemanıyla çıkan ünlü virtüöz, dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti yaşattı. Telleri ve gövdesinin ayrı ayrı sponsorları bulunan özel kemandan yükselen notalar dinleyenleri mest etti.

    Ayakta alkışlandı

    Muhteşem performansı sonrası seyirciler tarafından ayakta alkışlanan Rachlin, böyle bir festivali sahiplenip geliştirdiği için Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’e ve “Hocam” diye hitap ettiği Sanat Yönetmeni Gürer Aykal’a ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’na teşekkür etti.

    “Bu misafirperverliği dünyanın hiçbir yerinde görmedik”

    Antalya’da çok iyi ağırlandığını ifade eden Rachlin, “Ailemle Viyana’dan yola çıkıp Antalya’ya adım attığımız andan itibaren geçen her anda, 29 yıllık meslek yaşamımda dünyanın hiçbir yerinde görmediğimiz bir misafirperverlikle karşılaştık. Türk misafirperverliğinin bu en güzel örneği ve bu kusursuz organizasyon için ailem ve kendi adıma çok teşekkür ederim” dedi.

    Mültecilere kucak açan Türkiye’ye övgü

    Uzun yıllar UNICEF’in gönüllü elçiliğini yaptığını ifade eden Julian Rachlin, “Bu nedenle özellikle çocuklar konusunda çok hassasım. Türkiye’nin de yakından yüzleştiği bu zorlu zamanlarda, milyonlarca mülteciye kucak açmasını ve destek olmasını çok dokunaklı ve muhteşem bulduğumu söylemeliyim” ifadelerini kullandı.

    17’nci Antalya Uluslararası Piyano Festivali, 5 Ekim’de Kamuran Gündemir Anısına genç yetenekler piyanist ve klavsenist Tolga Atalay Ün konseri ile devam edecek.