Etiket: Dolarlık

  • Doç. Dr. Şule Ergün: “Nükleer’den ekonomiye 10 milyar dolarlık doping”

    Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Uluslararası Nükleer Santraller Zirve Başkanı Doç. Dr. Şule Ergün, yaklaşık 500 bin ayrı parçadan oluşan nükleer santral projelerinde Türk firmalarının özellikle vana, pompa ve kablo alanında şanslarının yüksek olduğunu söyledi.

    Nükleer enerji yatırımları Türk firmaları için yeni bir kalkınma ekonomisi doğuracak. Akkuyu ve kurulması planlanan Sinop nükleer santral projeleri, yerlileştirme çalışmaları kapsamında Türk firmalarına iş vermeye hazırlanıyor. İnşaat, imalat, elektrik-elektronik ve makine sanayi altında faaliyet gösteren pek çok sektör için 10-12 milyar dolarlık iş fırsatı oluşturması beklenen nükleer santral projeleri yeni istihdam alanlarını da geliştirecek.

    Nükleer enerjinin Türk firmalarına sunacağı fırsatlar, Nükleer Mühendisler Derneği’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Nükleer Sanayi Derneği’nin desteğiyle düzenlediği, 8-9 Mart 2017 tarihlerinde gerçekleşecek 4’üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nde masaya yatırılacak. Nükleer santral endüstrisinde Türk firmalarına tedarikçinin tedarikçisi olmak için önemli görevler düştüğünü belirten Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Zirve Başkanı Doç. Dr. Şule Ergün, tasarıma bağlı değişiklik gösterse de yeni nesil bir santralde gerekli olan ekipmanın yaklaşık olarak 3 bin vana, 250 pompa, 70 kilometre borulama hattı, 483 kilometre elektrik kablo ve 90 bin elektrik ekipmanı olarak sıralanabileceğini ifade etti.

    Tüm bu ekipmanın nükleer seviye parçalar olmadığını ancak, önemli bir kısmının nükleer kalite gerektirdiğini belirten Ergün, bu malzemelerin yerli üreticilerden temin edilebileceğini, özellikle vana, pompa, kablo, çelik boru, basınçlı kaplar ve bağlantı elemanları alanında önemli fırsatlar olduğunu ancak, bu ekipmandan yüksek teknoloji ile üretim gerektirenleri üretecek firmaların mutlaka performans testlerini geçerek sertifikasyonlarını tamamlaması gerektiğini açıkladı.

    “Uzay ve savunma sektörlerini de besleyecek”

    Doç. Dr. Şule Ergün, “Nükleer endüstrisi için yatırım yapan Türk firmaları sadece yurt içinde değil, yurt dışında da inşaatı gerçekleştirilecek nükleer santral projelerinde yer alabilir. Türkiye’deki iki nükleer santral projesinden yaklaşık 10-12 milyar dolarlık payı Türk firmalarının almasını bekliyoruz. Bu da firmalarımızın uluslararası güvenlik standartları ve kalite yönetim sistemleri ile çalışma vizyonu kazanmalarını sağlayarak Türk firmalarının ürünlerinin yurt dışındaki projelerde de tercih edilmesinin önünü açacak. Ayrıca nükleer santrallere yönelik geliştirilecek kapasite enerji, uzay, savunma, otomotiv, denizcilik, havacılık gibi katma değeri yüksek sanayi kollarında da ülkemizi ileriye taşıyacaktır” diye konuştu.

    Nükleer sanayinin dev global temsilcileriyle yerli üreticileri buluşturacak 4’üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi, 8-9 Mart 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek. Zirvede Türk nükleer endüstrisinin gelişmesi için 200’ün üzerinde ticari eşleştirme görüşmesi gerçekleştirilmesi planlanıyor.

  • Ruanda Büyükelçisi Nkurunziza: “Ruanda ile Türkiye arasında 40 milyon dolarlık ticaret var”

    Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Williams Nkurunziza, Türkiye’nin Ruanda’daki yatırım fırsatlarını kaçırmaması gerektiğini belirterek, Ruanda ile Türkiye arasında 40 milyon dolarlık ticaret olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin çeşitli illerine yaptığı ziyaretler kapsamında Trabzon’a gelen Ruanda Büyükelçisi Williams Nkuruniziza, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen ‘Yatırım Fırsatları’ toplantısına katıldı. Toplantıya ayrıca Başkan M. Suat Hacısalihoğlu, Meclis Başkan Yardımcısı H. İbrahim Nalbant, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erkut Çelebi, Yönetim Kurulu Üyeleri Nevzat Özer, İsmail Gençcelep, Emanullah Tüfekçi, Genel Sekreter Hakan Gürhan, Meclis Üyeleri ve iş adamları katıldı.

    Toplantıda Trabzonlu iş adamlarına ülkesindeki ticaret ve yatırım fırsatlarını anlatan Büyükelçi Nkuruniziza, “Bölgeyi bilmiyorsunuz. Türkiye’nin bölgedeki varlığını artırmak için birlikte çalışmalıyız. Ruanda Doğu Karadeniz ekonomisine çok benziyor. Tarım, turizm ve maden sektörlerinde üretimlerimiz var. Ancak bu üretimlere katma değer katmak için sizlerle işbirliğine ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

    Trabzonlu iş adamlarının Ruanda ile ticaret ve yatırım yapmalarını elçilik olarak destekleyeceklerini belirten Nkuruniziza, özellikle gıda ürünleri, inşaat malzemeleri, mobilya ve tekstil ürünleri gibi sektörlerde işbirliğinin yüksek olduğunu ifade etti. Tarım, turizm ve inşaat sektörlerinde de yüksek yatırım fırsatları bulunduğunu vurgulayan Büyükelçi Nkuruniziza, “Ruanda yurt dışından geçtiğimiz yıl 70 milyon dolarlık hazır giyim satın aldı. Sizde Ruanda’ya bir şey satabilirsiniz. Ama ticaret adil olmalı. Ruanda ile Türkiye arasında 40 milyon dolarlık ticaret var. Sadece Türkiye ihracat yapmış. Sizler de özellikle Ruanda’dan kahve ve gıda ürünleri alabilirsiniz. Önümüzdeki yıl Ruanda’da Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası organizasyonunda bir iş adamı heyetini ağırlamak istiyorum” diye konuştu.

    Toplantının sonunda Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Büyükelçi Williams Nkuruniziza’ya teşekkür etti. Ruanda hakkında çok önemli bilgi sahibi olduklarını ifade eden Hacısalihoğlu, Trabzon’un ve Türkiye’nin Ruanda başta olmak üzere Doğu Afrika ülkelerinde daha fazla ticaret ve yatırım için çok faydalı bir toplantı gerçekleştirildiğini aktardı. Toplantının sonunda Başkan Hacısalihoğlu, Büyükelçi Nkuruniziza’ya plaket takdim etti. Büyükelçi de Hacısalihoğlu’na Ruanda kahvesi armağan etti.

  • Döviz kampanyasına Kırıkkale’den 2.5 milyon dolarlık destek

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yastık altındaki dolarlarınızı bozdurun” çağrısına, Kırıkkale’de yıllık 2.5 milyon dolar işlem hacmine sahip bir turizm şirketinden de destek geldi.

    Yıllık 2.5 milyon dolar işlem hacmine sahip olan şirket, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine hac ve umre organizasyonlarının da içerisinde bulunduğu dövizle yapılan birçok organizasyonu bundan sonra Türk lirası ile yapma kararı aldı. Bütün turizm firmalarından ve havayolu şirketlerinden Türk lirası ile işlem yapmalarını isteyen firma yetkilisi Mehmet İpekçi, şehir merkezinde bulunan billboardlara da ilan vererek herkesi kampanyaya destek olmaya davet etti. Türk lirası ile işlem yaparak kampanyaya 2,5 milyon dolarlık destek verdiklerini dile getiren İpekçi, havayolu şirketlerinin döviz ile işlem yapmaya devam ettiklerinde yaptıkları kampanyanın boşa çıkacağını belirtti. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminde bulunan hainlerin Türk vatandaşları gibi görünse de asıl düşmanların yıllardır ülkemizi bölüp parçalamayı amaçlayan dış güçler olduğunu ifade eden İpekçi, “Pensilvanya’da yaşayan bir hain aracılığı ile asker kıyafetli teröristleri harekete geçiren bu güç, iman dolu yüreğe sahip kahraman halkımız tarafından büyük bir tokat yemiştir. Yıllardır planlanan oyun, 15 Temmuz gecesi sahneye konulmuş ancak hainler hedeflerine ulaşamamıştır. Burada hedef aslında iktidarı devirmek değil, ülkemizin milli birlik ve beraberliğini yıkmaktır. Bu sayede iç savaş çıkarılacak, kardeş kardeşe kırdırılacak ve yeni bir Suriye-Irak oluşturulacaktı. Hainler, asker görünümlü teröristlerle uygulamaya çalıştığı askeri darbe planı tutmayınca yeni bir planı hayata geçirmeye başladılar. Bu planın yol haritası ise ekonomi üzerinden darbe. Geçmiş hükümetler döneminde para piyasaları üzerinden ülkemizi köşeye sıkıştırarak hükümet yöneticilerini karşılarında el pençe divan durduran ABD ve Avrupa ülkeleri, yine para piyasaları üzerinde oynadıkları oyunlarla Cumhurbaşkanımıza diz çöktürmek istiyorlar” dedi.

    Ülkemizde bir ekonomik kriz çıkartılarak, halkın maddi darboğaza sokulacağını, bunun neticesinde iktidara karşı ayaklanma çıkacağını, 15 Temmuz’da asker kıyafetli hainlerin yapamadığının bu yolla gerçekleştirmek istendiğini dile getiren İpekçi, “Lakin yine hedeflerine ulaşamayacaklar, çünkü 15 Temmuz’da tanka karşı duran halk bu oyunu da bozacaktır. Halk 15 Temmuz gecesi tank ve tüfeğin karşısında durup milli iradesine nasıl sahip çıkmışsa, bugün de yine Cumhurbaşkanımız öncülüğünde ekonomisine sahip çıkmaktadır. Dolarda baş gösteren yükseliş karşısında devlet yöneticilerimiz bir kampanya başlattı. ’Dövizi boz. Oyunu boz’ adındaki bu kampanya ile halkımız akın akın döviz bürolarına giderek ellerindeki dövizi Türk lirasına çevirmektedir. Halkımız 15 Temmuz’da gösterdiği kahramanlığı yeniden gösteriyor. Bizde İpekçi Şirketler Grubu olarak başlatılan kampanyaya tam destek veriyor ve bundan böyle hac-umre organizasyonlarımızda dolar yerine Türk lirası ile kayıt yapacağımızı taahhüt ediyoruz. Ülkemizi bölmeye çalışan hainlere karşı başlatılan bu kampanyaya tüm halkımızı da destek vererek bir defa daha devletinin yanında olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • MAY Tohum’un 2017 hedefi 12 milyon dolarlık ihracat

    MAY Tohum olarak 2016 yılında tohum ihracatı alanında Türkiye’nin toplam tohum ihracatının yaklaşık yüzde 12’sini gerçekleştirmiş olmayı hedeflediklerini ifade eden MAY Tohum Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hamdi Çiftçiler, 2017 yılı ihracat hedeflerinin ise 12 milyon dolar olduğunu bildirdi.

    2015 yılı ihracat kayıt rakamlarına göre İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği alt sektörü olan Bitkisel Yağlar ve Yağlı Tohumlar ihracatı yapan firmalar arasında ’En Başarılı İhracatçılar’ ödülüne layık görülen MAY Tohum, 2016 yılında da ihracat rakamlarıyla adından söz ettiriyor. Türkiye’de 2016 yılında iç piyasa faaliyetlerinin çok dinamik ve başarılı geçtiğini belirten Hamdi Çiftçiler, yerli yatırımcı şirketlerin son yıllarda yaptıkları Ar-Ge çalışmalarıyla uluslararası dev rakiplerine karşı zorlansalar da önemli başarılar elde ettiklerini söyledi. Çiftçiler, “Türkiye pazarında Türkiye’de ıslah edilmiş çeşitlerin kullanımının düzeyi ve pazar payı artıyor. Biz bu konuda en iddialı şirketlerden biriyiz. Ar-Ge çalışmalarımız ile geliştirdiğimiz hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk ve fasulye çeşitlerini piyasaya sürüp bu türlerde çok ciddi rekabet etme şansını buluyoruz. Bu doğrultuda pazar payımızı da yükseltiyoruz. Bununla birlikte bakanlığımızın son 2 ayda sonuçlandırarak, ilan ettiği havza bazlı üretim ve destekleme sisteminin Türkiye’ye gerçekten gerek ekim alanlarının, gerekse de tohumculuk sektör faaliyetlerinin odaklanması açısından ciddi fırsatlar getireceğine inanıyorum. 2016 yılı ihracatı anlamında ise, maalesef komşu ülkelerdeki savaş ve ekonomik krizler, Türkiye’nin tohumculuk ihracatını olumsuz yönde etkiledi. Ama yine de sektör belli bir ihracat seviyesini tutturdu. MAY Tohum olarak bunun da üzerine çıkmak için yatırımlara devam ediyoruz. 2015 yılında tohumculuk ihracatı alanında Türkiye’nin toplam tohum ihracatının yüzde 10’undan fazlasını gerçekleştirdik. 2016 yılında bu oranın artacağını öngörüyor ve şu anki verilerimize göre bu oranın yüzde 12’sine ulaşmayı bekliyoruz” dedi.

    Hedeflerinin her zaman daha rekabetçi olmak olduğunu belirten Çiftçiler, “Şu anda Bursa ve Adana’da bulunan 2 ayrı tesisimizde ürettiğimiz sertifikalı tohumlukların hazırlama işlemleri devam ediyor. Bu çalışmaların sonunda da 2017 yılında, mevcut ve Türkiye’de ‘yerinde ıslah’ stratejisiyle yeni geliştirdiğimiz ve performansları ile kendini ispatlayan çeşitlerimizle daha da rekabetçi olarak yolumuza devam edeceğiz. Yurt içi pazar payımızı, önemli hedef türlerde arttıracağız. Uluslararası piyasalarda da büyümemizi devam ettirirken, bir yandan da gerek ülkemizde, gerekse Uluslararası piyasalarda geliştirdiğimiz ürünlerin lisans hakkı satışlarını da yaparak, teknoloji transferi anlamında da ülkemize ilave katma değer sağlamaya devam edeceğiz. Şuanda 35’ten fazla ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. Bunların 5 tanesinde kendi ofislerimiz ve çalışanlarımız bulunuyor” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Suriyeliden Suriyeliye 4 milyon dolarlık vurgun iddiası

    Ülkelerindeki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeliler, Mersin’de kendi vatandaşları tarafından yapılan akıl almaz bir dolandırıcılıkla yaklaşık 4 milyon dolar kaybetti. Mersin’de bir Suriyeli tarafından kurulan hisse yatırım şirketine para yatıran yüzlerce Suriyeli, şirket sahibinin paralarla birlikte ortadan kaybolmasıyla ev kiralarını bile ödeyemez duruma düştüler.

    İddiaya göre, Mersin’in merkez Mezitli ilçesinde bir süre önce yatırım şirketi kuran Suriyeli Saddıq H. isimli şahıs, ülkelerindeki savaştan kaçarak Mersin’e gelen Suriyelilere, şirkete yatırdıkları para kadar her ay yüzde 10 oranında kar payı vermeyi vadetti. Ellerindeki tüm birikimlerini ve mal varlıklarını satarak şirkete bir sözleşme karşılığında yatıran Suriyeliler, ilk aylarda düzenli olarak yüzde 10 paylarını aldı. Suriyeliler arasında giderek yayılan ve akraba, eş, dost birbirlerine önerilen sisteme dahil olan Suriyeli sayısı her geçen gün arttı. Kimisi evini, arabasını, kimisini eşinin altınlarını satarak, kimisi de elindeki tüm birikimi olan ve en düşüğü 10 bin dolardan başlayıp 250 bin dolara kadar çıkan paralarını söz konusu şirkete yatıran Suriyeliler, 14 Temmuz 2016 tarihinde şirket sahibi Saddıq H.’nin, şirket merkezi ve şubelerini boşaltarak ortadan kaybolmasıyla neye uğradıklarını şaşırdılar. İddia edilen vurgunla yurt dışından katılanlar da dahil 200’ün üzerinde Suriyelinin yaklaşık 4 milyon dolarını kaybettiği ortaya çıktı.

    Bugün sabah saatlerinde şirketin Mezitli ilçesindeki boşaltılan şubesi önünde toplanan bir grup Suriyeli, avukatları ile birlikte açıklama yaparak, kendi vatandaşları tarafından dolandırıldıklarını ve perişan olduklarını belirtip, Türk hükümeti ve adaletinden yardım istediler.

    “Hemşehrilerine inanan yüzlerce insan mağdur oldu”

    Burada, dolandırılan Suriyelilerin tercümanlığını yapan kendisi de Suriyeli asıllı Selim Kuveka, İHA’ya yaptığı açıklamada, Mersin’de yaşayan Suriyelilerin, kendi hemşehrileri olduğu için şirket sahibi Saddıq H.’ye inandıklarını, bu insanın garibanlara yardımcı olacağını düşündüklerini söyledi. Kuveka, “Bu insan, ‘kimin parası varsa getirin çalıştıralım. Burada ticaret yapacağız. Bizim yurt dışında da ticaretimiz var. Güzel paralar kazanıyoruz’ diyerek insanları kandırıp, üç-beş ay ödemeler yaptı. Herkese düzenli bir şekilde ödüyordu. Herkes ona inandı. İnananlar Suriye’deki akrabalarına da haber vermeye başladılar. Kimi evini sattı, kimi eşinin altınlarını sattı, kimi Suudi Arabistan’da çalışan akrabalarından aldıkları paraları yatırdı. Yüzlerce insan bu şekilde mağdur oldu” dedi.

    Kuveka: “Türk hükümetinden yardım istiyoruz”

    Mağdur olan Suriyeliler adına konuştuğunu belirten Kuveka, Türk hükümetinden sorunun çözümü için yardım istedi. Konuşmasında, “Bu sorunun çözülmesini istiyorum” diyen Kuveka, şöyle devam etti:

    “Türk hükümetinin bu işe el atması lazım. Gerçekten şu anda benim tanıdığım 150 aile var mağdur durumda, ev kirasını ödeyemiyor, aç yatıyorlar. Kimin kapısını çalacaklar? Kendi paralarıyla rezil oldular. Bu da hemşehrileri olur. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Şu anda burada bulunan insanların bazıları 10 kişiyi temsil ediyorlar ve benim duyduğum kadarıyla 3-4 milyon dolar kayıpları var. Bu bizim bildiğimiz, sadece Mersin’deki rakam. Şu anda bu insanların çoğu mağdur, 5-6 aydır ‘bugün, yarın’ denilerek oyalanıyorlar. Buradan yok oldular, kayboldular. Nerede saklandıklarını kimse bilmiyor. Türk hükümetimizden adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Bir an önce bu sahtekarları yakalasınlar ve bu insanların mağduriyetini gidersinler.”

    Av. Gökalp: “200’ün üzerinde aileden sermaye için para temin etmiş”

    Dolandırılan Suriyelilerin avukatı Hibe Gökalp ise bunun Türkiye’de yaşanan ilk olay olmadığını, ancak bunun üzücü yanının, savaştan kaçan yabancı uyruklu insanların Mersin’de yine kendileri gibi yabancı uyruklu bir şahıs tarafından dolandırılmaları olduğunu söyledi. “Mağdur olan bir şahsın, mağdur olan diğer şahısları mağdur etmesi, bizim üzerinde durduğumuz konu” diyen Av. Gökalp, “Mersin’de Roots adında bir yatırım şirketi açılıyor. Bu şirketin kurucusu da Suriyeli ve Suriyelilere yardım adı altında, her ay yatırılan hissenin yüzde 10’u oranında kar vereceğini vadediyor ve bu şekilde 200’ün üzerinde aileden sermaye için para temin ediyor. Kimi altınlarını, kimi evini, kimi dükkanı satıyor, kimi elinde avucunda ne varsa savaştan kaçarken edindiği bütün mal varlığını getiriyor ve bu şirkete, her ay düzenli kar getireceği düşüncesiyle sözleşme karşılığında yatırıyor. Sözleşmeler de Arapçadır ve bu sözleşmelerde hakları yazılıyor. İnsanlar da buna güvenerek, herkes bir yatırım yapma niyetiyle inanıyor ve Mersin’deki bütün yakınlarıyla paralarını yatırıyorlar. Yaklaşık 4 ay boyunca kar elde ediyorlar. Kar elde edildikçe güven daha da artıyor ve şahısların sayısı da daha çok artıyor. Yaklaşık 2,5 milyon dolardan bahsediyoruz. Bu, bana başvuranların yatırdığı miktar. Şahıs ortadan kayboluyor ve insanlar dolandırıldıklarını anlıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Çok zekice planlanmış bir dolandırıcılık söz konusu”

    Şirket kurucusunun bir süredir kayıp olduğunu ve hiçbir şekilde izine rastlanamadığını dile getiren Av. Gökalp, şu ana kadar kendisine yaklaşık 150 Suriyelinin başvurduğunu ve hepsinin de birbirleriyle akraba olduklarını ifade etti. Gökalp, “Şu anda hala dolandırıldığını anlamayan yüzlerce insan var. Biz bu konuyla alakalı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nda suç duyusunda bulunup, Suriyelilerin yasal haklarını savunacağız. Konuyu adli yargıya intikal ettireceğiz. Bu konuyla alakalı diğer insanların mağdur olmamaları adına, çünkü ülkemizde milyonlarca Suriyeli vatandaş var ve buna inanmamaları, daha fazla insanın mağdur olmaması adına duyurmak istedik. Bize yaklaşık 150’nin üzerinde başvuru oldu ve hepsi birbirinin akrabası. Daha başvuru yapmayan, dolandırıldığını anlamayan da var. İşin ilginç yanı, yurt dışında olup da buna yatırım yapanlar da var. Yurt dışındakilerin birçoğu daha konuyu bilmiyor, bilenler ise vize alıp ülkeye giremedikleri için başvuru yapamıyorlar. Bu konuda ciddi bir mağduriyet söz konusu ve çok zekice planlanmış bir dolandırıcılık söz konusu” şeklinde konuştu.