Etiket: Doların

  • Doların düşüşe geçmesi tekstilcileri 2019 için umutlandırdı

    Türkiye’nin özellikle tekstil alanında önemli ihracat merkezlerinden birisi olan Denizli’de, tekstil sektörü döviz kurunun düşüşe geçmesiyle 2019 yılı beklentilerini daha fazla arttırarak, önümüzdeki yıla umutla bakmaya başladı.

    Yaklaşık 3 aydan bu yana devam eden döviz kurlarındaki dalgalanma son 15 günde yerini düşüşe bırakınca tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalar umutlarını arttırmaya başladı. Denizli’nin istihdam ve iş potansiyeli anlamında önemli firmalarından birisinin Yönetim Kurulu Başkanı olan Mustafa Küçüker, dolardan kaynaklı sıkıntı ve gerilimin çözümünde özel sektörün devletin arkasında durması gerektiğini vurguladı. Özel sektörün zor zamanlar yaşanan dönemde sadece kendisini değil hükümeti, devleti düşünmesi gerektiğini de belirten Küçüker, “Dövizdeki hızlı artış çok beklenen bir durum değildi ülke genelinde ve hazırlıksız yakalandığımız bir durum. Ekonomik sebeplerin yanında politik sebepler de var. Devlet büyüklerimiz tabii çok iyi organize olarak bunu yöneteceklerdir ama biz öncelikle devletimizin arkasında durarak ihracatı çok daha üst seviyelere çıkartıp hem Türkiye’nin bulunduğu konumu yükseltmek hem de kendi şirketimizin bu dalgalanmadan etkilenmemesi için çalışmalarımız yoğunlaştırıyoruz” dedi.

    “2019 yılında şirket olarak yaklaşık yüzde 15’in üzerinde bir büyüme gerçekleştirebiliriz”

    Yaşanan zor zamanları tekstil sektörünün gerek iç gerekse de dış piyasada alınan işlerle olumlu geçirdiğini ve döviz kurunda son 15 günde yaşanan düşüşün üreticileri önümüzdeki yıl açısından daha fazla umutlandırdığını kaydeden Küçüker şunları söyledi:

    “Son 15 günde gelişmelerden kaynaklı dolarda ciddi bir düşüş var ve halen düşmeye devam ediyor. Zaten bulunduğu yer de doğru bir yer değil, biraz daha düşmesi lazım. ‘2019 yılından neler bekliyoruz?’ denilirse, 2018 senesinin son 3 çeyreğini çok yoğun bir şekilde kapatacağız çünkü bu yıl yapılan sözleşmeler, bağlanan siparişlerde iyi bir yıl geçiriyoruz sipariş ve üretim açısından. 2019 yılında bir tekstil olarak iyi siparişlerle iyi işler yapacağımızı düşünüyoruz. Tabi Türkiye’de her an her şey değişebiliyor ama 2019 yılında şirket olarak yaklaşık yüzde 15’in üzerinde bir büyüme gerçekleştirebiliriz. 2018’deki büyümemiz ise yüzde 25 şirket olarak. 2019’da neden yüzde 15?”

    “İnşallah döviz biraz daha düşer ve ciddi bir istikrara girer”

    2019’da güzel şeyler olacağına inandığını belirten Küçüker, “Tabi 2018’in yansımaları 2019’da biraz daha hissedilir duruma gelecektir. Ama tabi önümüzde bir seçim var. Seçim havasına girildiğinde bizim gibi hem ihracat yapan hem iç piyasaya ürün yapan firmalar ‘şu seçim geçsin?’ gibi söylemlerle karşılaşabiliyor. Ama benim beklentim olumlu yönde. İnşallah döviz biraz daha düşer ve ciddi bir istikrara girer. Biz de iyi şeyler yaparız. Bizim isteğimiz artık çok büyük dalgalanma olmasın, döviz stabil kalsın ki alıcı da satıcı da fiyatlandırmasını yapabilsin. Beklentimiz 2019’dan iyi, güzel şeyler olacak” diye konuştu.

    “Doların düşüşe geçmesi herkesi umutlandırdı”

    Tekstil sektörünün büyümesinin döviz kurunun stabil kalmasına bağlı olduğunu kaydeden Küçüker, “Doların düşüşe geçmesi herkesi umutlandırdı. Dövizin genel anlamda hem dolar gem euro pariterisinin de önemi var bizim için. Tekstilde özellikle ham madde dolar ile alınıyor, kimyasal ise euro ile alınıyor. Bu pariteriyi dengelemek lazım. Ama tekstil işi dövizin stabil kalması halinde daha da büyüyerek çıkacaktır 2019’dan” dedi.

  • ESO, üyelerine 1 milyon doların üstünde proje desteği sağladı

    Eskişehir Sanayi Odası (ESO), üyelerine yönelik çok önemli bir projeye daha imza attı.

    ESO üyesi ve yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren firmalara danışmanlıktan eğitime, kapasite artırımından ticaret heyeti organizasyonlarına kadar birçok destek sağlanacak. Üç yıl boyunca sürecek projenin bütçesi 1 milyon doların üzerinde olacak. Eskişehir ihracatının artırılması adına özel faaliyetlerin ESO tarafından tasarlanacağına dikkat çeken ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, projenin Ticaret Bakanlığı’nın URGE Destek Programı kapsamında yapılacağını ve yine farklı alanlarda 3 URGE Projesinin de çalışmalarının sürdüğünün bilgisini paylaştı. Projenin Eskişehir’deki ihracat seferberliğinin önemli adımlarından biri olduğunu söyleyen ve proje hakkında bilgi veren ESO Başkanı Kesikbaş, “İlk günden bu yana Eskişehir sanayisini ihracat ile büyüteceğiz diyoruz. ‘Eskişehir Yapı Malzemeleri Sektöründe Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi’ projemiz ile ciddi bir adım attık” dedi.

    “Daha çok ihracatçı firma”

    Kısa süre içinde uygulamaya geçirilecek proje ile yapı malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren katılımcı firmaların arasında bugüne kadar hiç ihracat yapmamış olanların ihracata başlayacaklarını ifade eden Kesikbaş, “İhracatçı firmalarımız ise ihracat kapasitelerini artırılarak ekonomiye daha çok katkıda bulunacaklar. Eskişehir’de yapı malzemeleri sektöründe işbirliğinin ve ihracat kabiliyetlerinin geliştirilmesinin yanı sıra, yeni ve katma değerli ürünlere geçiş de projenin ana amaçları arasında yer almakta. İhtiyaç analizleri, eğitimler, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, ticaret ve alım heyetleri, özel danışmanlık gibi birçok destek kalemi katılımcı üyelerimize sağlanacak. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak eğitim, danışmanlık ve yurt dışı organizasyon hizmetleriyle sektördeki firmaların toplam ihracat tutarlarının, ihraç edilen ürünlerin çeşitliğinin ve katma değerinin en az yüzde 10 oranında artırılması hedeflenmekte. Üç yıl boyunca uygulanacak olan projenin bütçesinin ise 1 milyon doları aşması bekleniyor. Projenin koordinatörlüğünü ise ESO Genel Sekreter Yardımcısı İsmail Öztürk yapacak” açıklamasında bulundu.

    “Sektör dünyaya açılıyor”

    Ülkemizin 2023 yılı hedefi olan 500 milyar dolar ihracat planında yapı malzemeleri sektörünün önemli bir paya sahip olacağının vurgulayan ESO Başkanı Kesikbaş, özellikle inşaat sektöründe ciddi bir gelişim kaydeden ülkemizin elde ettiği üretim kabiliyetini dünyanın farklı lokasyonlarında da kullanabileceğini işaret etti. Eskişehir sanayisini geliştirme yaklaşımıyla projelerini hazırladıklarını hatırlatan Kesikbaş, “Odamızın projesi, yapı malzemeleri sektörü içinde birbirini tamamlayan ürünler üreten üyelerimizi bir araya getirecek. Bütüncül bir kümelenme yaklaşımıyla projemiz hem bölgemizin hem de ülkemizin ihracat performansına katkıda bulunulacak” şeklinde konuştu.

  • Doların yükseliş nedenleri

    Döviz kurundaki artış trendinin başlamasında en önemli sorunlardan biri bütün dünyada fon bulmanın maliyetlerinin yükselmesi olarak görülüyor. Fed’in faiz artışına gitmesiyle Türkiye dahil gelişmekte olan bazı ülkeler için finansman maliyetlerinin yükselmesi, ABD Başkanı Trump’ın sert ticaret politikası ve portföy yatırımlarının ülkeden çıkmaya başlaması doları yukarı yönlü sıkıştırıyor.

    24 Haziran seçimleri yaklaşırken piyasalardaki hareketlilik devam ediyor. Hafta başında 4,72 seviyesinde bulunan Dolar/TL paritesi 4,77 seviyesine kadar yükseliş gösterdi, ardından bir miktar gevşeme ile 4,75 düzeyinde tutundu. Seçim öncesi paritede yaşanan bu oynaklık yatırımcı ve piyasa oyuncularını olumsuz etkilemekte.

    Marmara Üniversitesi İktisadi Gelişme ve Uluslararası İktisat Profesörü Dr. Cengiz Bahçekapılı, dolardaki yükselişin nedenlerine değindi. Prof.Dr. Bahçekapılı, ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artışına gitmesi, Türkiye’nin risk priminin yükselmesi ve cari işlemler açığındaki yükselişin doları yukarı yönlü ittiğini söyledi.

    “CDS primleri yükseldi, Yunanistan’ın bile üzerinde”

    Bahçekapılı, yılbaşından bu yana ABD dolarına karşı TL’nin yaklaşık olarak yüzde 26-28 nispetinde değer kaybettiğinin altını çizerek, “Burada özellikle Merkez Bankası’nın faiz artışına gittiği iki tane tarih var. Birincisi 1 Haziran’da, diğeri ise 8 Haziran’da. O tarihe kadar döviz kurunda çok ciddi bir artış söz konusu oldu. Merkez Bankası’nın politika faizini önce 16,50 sonra 17,75’e yükseltmesiyle birlikte bir miktar durulma söz konusu oldu. Son günlerde özellikle de bayram sırasında artış oldu. Hatta vatandaşlar bayram sırasında nasıl yükselir diye sordular. Artık dünyada uluslararası piyasalarda alım satımlar devam ettiği için sığ pazarlarda bir artış oldu. Burada iki tane göstergeyi göstermek istiyorum; bir tanesi kredi risk swapı olarak çevirdiğimiz CDS oranlarına bakmak lazım. Türkiye’deki baz puan açısından baktığımız zaman bu rakam 3,25’e yükseldi. 21 Mayıs’ta 2,88 olan değer buraya yükseldi. CDS primleri açısından baktığımız zaman Türkiye, dünyada en yüksek 5’inci ülke sırasına yükseldi. Yunanistan’ın bile üzerine çıktı. Bizim bir üstümüzde 3,52 puanla Mısır var” dedi.

    “Döviz kurundaki artış trendinin başlamasında en önemli sorunlardan biri bütün dünyada fon bulmanın maliyetlerinin yükselmesi” diyen Prof. Dr. Bahçekepılı, “Bundan da en önemli unsur ABD ekonomisi ve Federal Rezerv’ün izlediği politikadır. ABD Merkez Bankası son faiz artırımını 13 Haziran’da yaptı. Politika faizini 2’ye getirdi. Bundan önce de 25 ve 50 baz puanlık artışlarla bu rakamlara geldik. Türkiye ve bir çok gelişmekte olan ülke için bunun anlamı; artık finansmanın pahalı olmasıdır. ABD’deki enflasyon oranındaki hafif yükselmeye karşılık, işsizliğin düşmesi ve büyümenin artıyor olması dolayısıyla ABD Merkez Bankası sıkılaştırmaya gitme kararı verdi. Yani faiz oranını yükseltmeye karar verdiler. Biz dahil olmak üzere bir çok ülke açısından bakıldığı zaman artık uluslararası piyasalardan borçlanmak pahalı hale gelmeye başladı” ifadelerini kullandı.

    Trump’ın sert ticaret politikası da yükselişte bir neden

    Bahçekapılı, yükselişteki ikinci önemli faktörü ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı sert ticaret polikaları olarak değerlendirdi. Bahçekapılı, “Bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri çok etkileyen, ABD’nin yeni yönetiminin, bu ticaret savaşları adı altında basına yansıyan uluslar arası ticarette ki dış açıkları dolayısıyla bunu kapatabilmek için yeni dış ticaret vergilerinin uygulamaya geçmesi ne ilişkin söylemlerdi. Geçtiğimiz gün Çin’e karşı 200 milyar dolarlık ek vergi paketi açıkladılar.Bu tabi bizim gibi ülkeleri çok etkiliyor. Çünkü uluslararası pazarda ileride daralmaya sebep olabilecek bu eğilim, ihracatı zaten sınırlı olan ülkeleri biraz daha zorlar” diye konuştu.

    “Yabancı portföy yatırımcısı Türkiye’den çıkıyor”

    Bunların dışında doların yükselmesine iç piyasada da bir takım problemlerin neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Bahçekapılı, “Bu söylediğim dış faktörlerin dışında; Türk ekonomisinin kendine özgü bazı sorunları var. Bunun en başında cari işlemler açığı yer alıyor. Son 4 aylık veri yayınlandı nisan ayı itibariyle. Şu anda cari işlemler açığımız 21 milyar dolar. Geçen yılı 47 milyar dolar ile kapatmıştık. Kabaca 12 aylık verilerle baktığımız zaman, geçen sene cari açığın GSYH’ye oranı 5,5 nispetindeyken, şu an yüzde 6,5 seviyelerine geldi. Bu çok önemli bir kırılganlık oluşturuyor. Beraberinde de riskleri arttırıyor. Buna ek olarak yine aynı dönemde ki, bizim sıcak para diye adlandırdığımız portföy yatırımlarında da önemli bir dönüşüm söz konusu. Şubat, Mart ve Nisan ayında portföy yatırımlarına sıcak paranın geri çıkmaya başladığını, yani yabancı portföy yatırımcısının Türkiye’den çıkmaya başladığını görüyoruz. Bu, döviz piyasasında bir talep oluşturuyor. Diğer taraftan bu yıl Türkiye’nin kısa vadeli borçlarında ciddi bir birikim söz konusu oldu. Toplam 125 milyar dolarlık, 1 yıl içinde ödemek zorunda olduğumuz kısa vadeli borç var. Bunun 100 milyar doları da özel kesime ait. Üzerine birde bu senenin oluşabilecek 40 milyar dolarlık cari açığı ilave ederseniz 165 milyar dolar bulmak zorunda Türkiye” dedi.

    “Türkiye 165 milyar dolar bulmak zorunda”

    Prof. Dr. Cengiz Bahçekapılı şu açıklamalarda bulundu:

    “Üzerine birde oluşabilecek aşağı yukarı 40 milyar dolarlık bir cari açığı ilave ederseniz Türkiye 165 milyar dolar bulmak zorunda. Kısa vadeli borç döviz piyasası üzerinde talep yönünde bir etki oluşturuyor. Sıcak paranın çıkışı talep yönünde bir etki oluşturuyor. Bunun üzerine birde vatandaş katılıyor. Çünkü Türkiye’de döviz kuru bir kriz algısı olarak nitelendirildiği için bu kadar hızlı olunca ‘Ya bu daha da artar’ dediği için vatandaş ya satmıyor veya alıcı olarak piyasaya girmeye başlıyor. Bu da döviz talebini artışlına neden oluyor.

    Merkez Bankası faiz artırımına gitmekte gecikti

    Döviz arzı yönünde baktığımız zaman dışarıdan finansman bulmak zor talep yönüyle baktığımız zaman talep ise çok yüksek. Böyle olunca da döviz kuru çok hızlı bir şekilde artıyor. Bu yaşadığımız sıkıntıların en önemli nedenleri olarak görebiliriz. Merkez Bankası ve siyasiler bu öz eleştirilerini de yaptılar. Merkez Bankası faiz artırımına gitmekte gecikti. Bu artışları döviz kurlarındaki hareketlilik yüzde 20-25’lere geldiklerinde yaptığı için biraz geç kaldı.

    Siyasilerin yaptığı bazı açıklamalarda olumsuz etki oluşturdu. Faiz oranları bence de yüksek ancak küresel piyasalarda ne yazık ki sermaye hareketleri serbest olduğu ekonomilerde iki tane fiyatı belirlemeniz mümkün değil hem döviz kurunu hem de faiz oranını belirlemeniz mümkün değil.

    Döviz kuru artarken, faiz oranını artırmıyorum diyemiyorsunuz

    Merkez Bankası 2001 yılından itibaren faiz oranını belirleyeceğini döviz kurunu dalgalanmaya bırakacağını söylemişti. Şimdi döviz kuru artarken, faiz oranını artırmıyorum diyemiyorsunuz. Çünkü yabancı yatırımcıyı ülkeye çekebilmek veya kalmasını sağlayabilmenin yolu döviz kuru artarken faiz oranını yükseltmekten geçiyor. Fed çok büyük bir rakibin faiz oranlarının artırması durumunda bizde böyle bir durumla karşı karşıya kalıyoruz.”

  • Bakan Tüfenkci: “Doların yönünü düşüşe çevirdik”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, “Doların da euronun da yönünü düşüşe doğru çevirmiş olduk. Son bir hafta içerisinde de dolar karşısında yabancı para birimleri içerisinde en fazla değer kazanan Türk lirası oldu. Bu düşüş hızlanarak devam edecek” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Akpınar Caddesi üzerindeki esnafları ziyaret ederek hayırlı işler dileklerini iletti.

    Minibüs durağında hareket saatini bekleyen bir araç ve içerisindeki yolcuların yanına çıkarak Ramazan Bayramlarını tebrik eden Bakan Tüfenkci, ziyaretlerinin ardından gazetecilere açıklama yaptı.

    Türkiye üzerine ekonomik anlamda bir operasyon yapıldığını belirten Bakan Tüfenkci, aldıkları tedbirlerle doların da euronun da yönünü düşüşe doğru çevirdiklerini vurguladı.

    Tüfenkci, son bir hafta içerisinde dolar karşısında yabancı para birimleri içerisinde en fazla değer kazanan para biriminin Türk lirası olduğuna işaret ederek, “Bu düşüş hızlanarak devam edecek. Bir takım güçler atağa geçip operasyon yapabilir. Ancak aldığımız tedbirlerle bunlara müsaade etmeyeceğiz. Biz güçlü maliye yapımız, bankacılık altyapımızla, sağlam yönetimimizle bu şok ve dalgaları atlatırız, önemli olan, sokağın, caddelerin, esnafın ne dediği. Esnafımız bu noktada hem piyasadan hem de bu oluşturulmaya çalışılan algıya karşı gerekli tepkiyi sandıkta vereceklerini ifade ediyorlar. Biz çalışmaya, gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Milletimizle 24 Haziran’dan sonra yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    24 Haziran’ın Türkiye’nin istikbali ve bekasıyla çok yakından alakalı olduğunu kaydeden Bakan Tüfenkci, bir yandan durmaksızın terör örgütleriyle mücadele ederken bir yandan da ülke sınırlarında kurulmak istenen terör koridoruna karşı operasyonların devam ettiğini ifade etti.

    Bakan Tüfenkci, ekonomiyi geliştirmek için durmaksızın çalıştıklarını dile getirerek, 24 Haziran’da Türkiye’de birçok kesimin oluşturmaya çalıştığı algıyı yerle bir edeceklerini sözlerine ekledi.

  • Mayıs ayının ekonomi gündeminde doların yükselişi yer aldı

    Medya Takip Merkezi’nin (MTM), Ekonomi Gazetecileri Derneği için yaptığı araştırmada, Mayıs ayının ekonomi başlıkları belirlendi. Rapora göre ekonomide öne çıkan başlıklar dolar kuru, vergi affı ve ihracat oldu.

    MTM, Mayıs ayında ekonomi gündemini oluşturan başlıkları açıkladı. Rapora göre, yükselen dolar kuru 227 bin 725 haberle ay boyunca medyada en çok konuşulan başlık oldu. 18 Mayıs’ta yürürlüğe giren Torba Yasa ile vergi, prim, trafik cezası gibi borçların yapılandırma süreci başladı. Vergi konusu 96 bin 25 haberde yer alarak listenin ikinci sırada yer aldı.

    Otomotiv ihracatı Mayıs’ta zirve yaptı

    Mayıs ayına ilişkin ihracat verilerini göre, Mayıs’ta ihracat geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 12,2 artarak 13 milyar 956 milyon dolar düzeyinde oldu. Türk ihracatının 12 yıldır lideri olan otomotiv sektörü, ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8 artırarak 2,8 milyar dolarlık rakama ulaştı. Medyaya ihracat ile ilgili 92 bin 234 haber yansıdı.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan Nisan ayına ilişkin geçici dış ticaret istatistiklerine göre ise ithalat, Nisan’da geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 15,6 yükselerek 20 milyar 554 milyon dolar oldu. Ay boyunca medyada ekonomiyle ilgili yapılan incelemeye göre yazılı basın, görsel basın ve internet medyasında ithalat konulu 38 bin 929 haberin yer aldığı görüldü.

    İstihdamda artış yaşandı

    Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) verilerine göre; istihdam son bir yılda 1 milyon arttı. İmalat sanayinde istihdam artışı 202 bin oldu. Sigortalı ücretli çalışan sayısı en fazla artan sektörün ise 145 bin artışla inşaat sektörünün olduğu açıklandı. Buna göre istihdam konusunda ekonomi medyasında 75 bin 120 haberin yer aldığı belirlendi.

    Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’ndan faiz açıklaması

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin sadeleşme sürecinin tamamlandığını bildirdi. TCMB’den yapılan açıklamada “Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı Merkez Bankası politika faizi olacaktır. Bu oran, mevcut fonlama faizine (yüzde 16,50) eşitlenecektir” denildi.

    TCMB’nin, para politikası operasyonel çerçevesine ilişkin basın duyurusu, bankanın resmi internet sitesinde yayımlandı. Yapılan açıklamayla birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 62 bin 103 haberin konusu oldu.

    MTM’nin hazırladığı rapora göre ekonomi de öne çıkan diğer başlıklar ise büyüme, enflasyon ve Borsa İstanbul oldular.