Etiket: Dokunulmazlığı

  • Yüksekdağ: “550 Milletvekilinin Dokunulmazlığı Kaldırılsın”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, vekaleti halktan aldıklarını ve kendilerinden bu vekaleti alacak tek gücün de halk olduğunu belirterek, “Eğer bugün bir dokunulmazlık tartışması yapılacaksa, 550 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırırsınız ve kimler hırsızlıktan, rüşvetten yargılanacak, kimler sözlerinden, düşüncelerinden ötürü yargılanacak, bütün Türkiye, bütün dünya görsün” dedi.

    Yüksekdağ, partisinin Mersin İl Başkanlığı’nın bir düğün salonunda gerçekleştirdiği 1. Olağanüstü Kongresi’ne katıldı. HDP Mersin Milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın da katıldığı kongrede konuşan Yüksekdağ, HDP’nin 7 Haziran seçimlerinde aldığı 13.1’lik oy ile kendisini dev aynasında görenlerin kimyasını değiştirdiğini öne sürdü. Ölümlerin asla unutulmayacağını belirten Yüksekdağ, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bizler bu ülkede demokrasiden, özgürlükten, emekten yana değişimin gücü olduk. Ama Cizre’de, Silopi’de, Silvan’da, Sur’da gerçekleştirilen o ölümlerden sonra kimse artık hiçbir şeyin asla eskisi gibi olmasını düşünmesin ve beklemesin. Türk halkını eskisi gibi yönetemiyordunuz zaten bundan sonra asla eskisi gibi yönetemeyeceksiniz” diye konuştu.

    Özyönetim taleplerinin, 21. yüzyılda doğal ve siyasi bir talep olduğunu savunan Yüksekdağ, talebin Türkiye’de bir bölünme fobisi gerekçesi haline getirdiğini iddia ederek, bir yalanla bu kadar insani ve demokratik talebin üstünün örtülüp karartıldığını öne sürdü.

    “BARIŞI BİZİM KADAR SEVMEDİLER”

    Kürt halkının bütün ruhu ve yüreği ile barışa inandığını, ancak siyasi iktidarın sahiplerinin Kürt halkının sevdiği ve istediği kadar barışı sevmediğini ve istemediğini iddia eden Yüksekdağ, şöyle devam etti:

    “Bizler inandığımız değerler uğruna barış için, özgürlük için ve demokrasi için ne olursa olsun, karşımıza hangi engel çıkarsa çıktım kararlılıkta devam ettik ve edeceğiz. Onlar özgürlükten korktukça, demokrasi kavramından korktukça, barış kavramından korktukça, biz de onları daha da korkutmaya devam edeceğiz. Bizlere teslimiyeti dayatanlar kaybettiler ve kaybetmeye devam edecekler. Artık bu iktidar sadece tanklara tutunarak ayakta kalabilir. Kötürümleşmişler, elleri ayakları tutmuyor. Siyasi planları, programları, projeleri yok. Türkiye halklarına vaat edebilecekleri bir şeyleri yok. Felç olmuşlar, kötürümleşmişler, tanklara tutunarak, panzerlere tutunarak, silahlara tutunarak ayakta durmaya çalışan bir siyasi iktidar haline gelmişlerdir.”

    Konuşmasında direniş çağrısı yapan Yüksekdağ, “Bugün asıl olan direniştir. Haklı değerlerimiz etrafında bu direniş tutumunu sürdürmektir. Bizim taleplerimizden şüphemiz yok, haklılığımızdan şüphemiz yok. İşte tertemiz bu taleplerimiz ve inanışımız doğrultusunda, kararlı ve güçlü bir direnişi sergilediğimizde hepimiz için çok daya aydınlık, çok daha güzel bir süreç elde edebileceğiz. Bu süreç içerisinde yürüyüşümüzü bozmaya, kırmaya çalışanlar, emin olun kendileri kırılacaklar” ifadelerini kullandı.

    “VERDİĞİ VEKALETİ BİZDEN ALACAK TEK GÜÇ, HALKIMIZDIR”

    HDP’li vekillere dokunarak, dokunulmazlıkları kaldırma tehdidi ile sınırlamaya çalışanların bozguna uğrayacağını ileri süren Yüksekdağ, şu ifadeleri kullandı:

    “Bizim tek bir ilkemiz vardır; değerlerimizin, inancımızın dokunulmazlığı. Bizim bütün varlığımız, bütün mücadelemiz bu insanlık değerlerinin dokunulmazlığı içindir. Ortak insanlık değerlerimizin dokunulmazlığı içindir. Bizi dokunulmazlığımızı kaldırmakla tehdit edenler, dönüp şöyle nasıl bir mücadeleden geldiğimize baksınlar. Bizler bu süreç içerisinde gücümüzü ve vekaletimizi halkımızdan aldık. Görevi biz bu halktan aldık ve sözlerimizden dolayı, düşüncelerimizden dolayı bize hesap soracak olan ve verdiği vekaleti bizden alacak olan tek güç halkımızdır. Halkımız bize bu vekaleti verirken, ’Gidin Meclis’te bu iktidara karşı mücadele edin’ diye vermiştir. Bizler bu görevi Meclis içinde de dışında da, bütün yaşam alanlarında yerine getirme çabası içinde olduk, bundan sonra da bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Ama birilerinin dokunulmazlığı elbette kaldırmak gerekir. Özellikle yolsuzluk, hırsızlık yapanların, çuval çuval para kaçıranların, rüşvet alanların, yüz kızartıcı suç işleyenlerin dokunulmazlık zırhının olmaması gerekir, varsa da kaldırılması gerekir. Ama bunlar maalesef korundu. Neden? Çünkü diğerlerinin de suçu ortaya çıkmasın diye. Eğer bugün bir dokunulmazlık tartışması yapılacaksa, 550 milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırırsınız ve kimler hırsızlıktan, rüşvetten yargılanacak, kimler sözlerinden, düşüncelerinden ötürü yargılanacak, bütün Türkiye, bütün dünya görsün. Buyursunlar 550 milletvekilin dokunulmazlığını kaldırsınlar, biz buna imza atarız. Bugün olması gereken de budur.”

  • Kılıçdaroğlu: “Kürsü Dokunulmazlığı Hariç Dokunulmazlıklar Kalksın”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Dokunulmazlıklar konusunda CHP’nin tavrı çok açık, çok net, programında da, bildirgelerinde de her yerde yazılı. Kürsü dokunulmazlığı hariç dokunulmazlıklar kalksın” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, “7 Haziran’dan sonra pim çekildi. Bölge bir ateş yumağına dünüştü. Neden 7 Haziran’dan sonra. Sen sorunu bile kendi çıkarın için kullanıyorsun, oradaki ölümleri bile kendi çıkarın için kullanıyorsun. Biz bunu biliyoruz. Bölgenin de bütün Türkiye’nin de bunu bilmesini isterim. Analara yalancı bir bahar yaşattılar çözüm süreciyle. Analar ağlamayacak dediler, itiraz eden mi oldu, kimse itiraz etmedi. 7 ile bağlı 17 ilçede sokağa çıkma yasağı var. Sokağa çıkma yasağından etkilenen nüfus sayısı 1 milyon 300 bin kişi. 200 bin kişi mülteci durumuna düştü. 783 kamu kurumu ağır hasar gördü. 19 okul yakıldı. 7 bin kişi uğradıkları zarar nedeniyle Valilikten yardım istedi. 151 sivil vatandaş hayatını kaybetti.193 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Soru şu, bütün bunların sorumlusu kim? Bunların sorumlusu ülkeyi yönetenler. Kahvaltıda öldürülen Melek anneyi düşünün. O kadının ne suçu vardı? Kim sorumlusu bunun? Yazık günah değil mi bu ülkeye, o kadına, onun çocuklarına yazık değil mi? Bu çatışmalar PKK’nın ekmeğine yağ sürüyor. Terör örgütü kandan besleniyor. Size defalarca dedik, yanlış adrese gidiyorsunuz dedik. Devleti yönetenler, iktidar sahipleri 3 gün sonrasının hesabını yapmak zorundadır. Ben 3 gün diyorum, elin oğlu 50 yıl sonrasının hesabını yapıyor” diye konuştu.

    “BU ÜLKEYE HUZURU GETİRMEK İÇİN BİZİM ÜSTÜMÜZE HANGİ GÖREV DÜŞÜYORSA O GÖREVİ YERİNE GETİRMEYE HAZIRIZ”

    Şehirlerin silah deposuna dönüştüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu,”Vatandaşlara zorla kapılarını açacaksın diye baskı kuruyorlar sen biliyorsun. Zorla hendek kazdırıyorlar, sen biliyorsun. Önce konut yaparsın, prefabrik konutlar bölge halkı gelin burada oturun. Ben terör örgütü mensuplarını burada etkisiz hale getireceğim. Tamam anlarım ben. Bunlarda akıl da yok. Sonuçta fatura masum insanlara çıkıyor. Bunlar ülkeyi yönetemiyorlar. Umuyoruz 2016’da Türkiye bu sorunlarını aşmış olsun. Anamuhalefet partisinin genel başkanı olarak söylüyorum, bu ülkeye huzuru getirmek için bizim üstümüze hangi görev düşüyorsa o görevi yerine getirmeye hazırız. Düne kadar diyorlardı ki, “Biz sorunu çözeceğiz CHP engel oluyor bize.” Ne zaman engel olduk” ifadelerini kullandı.

    “KÜRSÜ DOKUNULMAZLIĞI HARİÇ DOKUNULMAZLIKLAR KALKSIN”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Sayın Davutoğlu randevu aldı, geldi. Kendilerini karşıladık. Eğer gelir başkanlıkla ilgili açıklama yaparsa söz sizinle paylaşacağım demiştim. Oturduk anayasa konusunu görüştük. Başkanlıkla ilgili hiçbir ayrıntı vermedi. Biz parlamenter sistemin nasıl olması gerektiğini, aksayan yönlerinin nasıl düzeltilmesi gerektiğini bütün ayrıntılarıyla anlattık. Oda Başkanlıkla ilgili bir çalışma yapacaklarını ifade etti. Neyi öneriyorlar şu ana kadar anlayabilmiş değilim. Zaman zaman kamuoyundan bize eleştiriler geliyor. Hiç kimse unutmasın, CHP demokrasiden yanadır. Hiçbir darbe yasasını savunmaz ve asla da savunmamıştır. Ben şu soruyu sordum Sayın Davutoğlu ve arkadaşlarına, ’bu anayasada sizin görev yapmanızı engelleyen bir hüküm var mı?’ Yok dediler. Darbe anayasasından örnekler verdim. Döndüm şu soruyu sordum, ‘Peki bugün Türkiye’de basın hür mü?’ İki gazeteci arkadaşımız doğru haber yaptı diye Silivri Cezaevi’nde. Bunun anayasa ile ne ilgisi var. Bunu yapan ne, darbe hukuku dedim. Sayın Davutoğlu’na Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin fazla olduğunu, o yetkilerin Kenan Evren’e göre belirlendiğini ve yetkilerin kısılması gerektiğini söyledim. Eğer bir üniversite kendi rektörünü seçemiyorsa oraya ortak üniversite demeyelim. Neden Cumhurbaşkanı üçünden birisini atar. Milletin vekilini millet seçsin mi seçmesin mi? Milletin vekilini millet seçsin ise o darbe yasalarını değiştireceksiniz. Yüzde 10 seçim barajını kaldıracaksınız. Parlamento yürütmenin arka bahçesi haline nasıl döndü? Hakkını yemeyeyim, Sayın Davutoğlu dedi ki, “Haklısınız.” Bize bir söz de verdi. ‘12 Eylül hukukunu tarayacağız’ dedi. Dokunulmazlıklar konusunda gündeme geldi. Dokunulmazlıklar konusu da bir anayasa düzenlemesi görüşmede değil ama kamuoyunda tartışıldı. Dokunulmazlıklar konusunda CHP’nin tavrı çok açık, çok net, programında da, bildirgelerinde de her yerde yazılı. Kürsü dokunulmazlığı hariç dokunulmazlıklar kalksın.’’

    “PARLAMENTER SİSTEMDE 200 YILLIK BİR TECRÜBEMİZ VAR, ÇÖPE ATIYORSUNUZ 200 YILI”

    Başkanlık sistemine ilişkin ise Kılıçdaroğlu, “Başkanlıkta başkanlık. Dünyanın en önemli ülkeleri başkanlıkla yönetiliyormuş. Araştırdık gerçekten böyle mi? BM İnsani Gelişmişlik Endeksine göre en gelişmiş ilk 20 ülkenin 17’si parlamenter sistemle yönetiliyor. 2’si başkanlık sistemi. Niye bu kadar yalan söylüyorsunuz? İnsani gelişmişlikte en sonda yer alan 20 ülkeye, orada da 20 ülkenin 14’ünde başkanlık sistemi, 5’inde de yarı başkanlık sistemi var. Başkanlık sisteminin özelliği nedir? Ülkeyi bölmek, parçalamak istiyorsan başkanlık sistemini getireceksin. Neyimiz eksik bizim. Parlamenter sistemde 200 yıllık bir tecrübemiz var. Çöpe atıyorsunuz 200 yılı. Varsa bir eksiğimiz giderelim. İlla başkanlık istiyorum. İlla ben başkan olacağım. Olamayacaksın. Bunu bil. Şimdi Suudi Arabistan ile İran kavga ediyor. Eskiden olsaydı, Türkiye eski konumunda olsaydı sorunun çözümünde başvuru adresi olurdu. Biz tarafsızlığımızı yitirdik. Ortadoğu’da taraf olduk. Katar ve Suudi Arabistan’dan yana taraf olduk. Erdoğan yeni gitti. Ben merak ediyorum, eğer gündeme gelmediyse idamları gündeme getirmesi gerekirdi. Siyasi idamların bir toplumda ne kadar travmalar yarattığını anlatması gerekirdi. Türkiye’yi örnek getirmesi gerekirdi. İdamlar konusunda hala Dışişleri Bakanlığı sessizliğini koruyorsa orada bir soru işareti var. Sen o zaman idamdan yana tavır koyuyorsun. 21.yüzyılın Türkiye’si neden İsrail’e muhtaç hale geldi ve kim getirdi. Bu soruyu soracaksın. Bunları söylerken savaştan, kavgadan yana değiliz” ifadelerini kullandı.

    “Laikliği yıllar yılı gidip dinsizlik diye millete anlattılar” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, “Bugün laikliğin önemi çok daha iyi anlaşılıyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’ye yaptıkları çok daha iyi anlaşılıyor. Anayasanın ilk dört maddesi kırmızı çizgimizdir dedik. Kurucu iradenin iradesi başımızın üstünedir dedik. Söylemeye de devam edeceğiz” şeklinde konuştu.