Etiket: Doktorların

  • Doktorların Çabası Hayatını Kurtardı

    Zonguldak’ta bir kişi, uçuruma yuvarlanan otomobili vinç ile kurtarmak isterken elektrik akımına tutuldu. Kalbi duran iki çocuk babası talihsiz adam kaldırıldığı hastanede doktorların çabası sayesinde yeniden hayata tutundu.

    Zonguldak’ta yaşayan 36 yaşındaki Hüseyin Mumcu, uçuruma yuvarlanan otomobili vinç ile kurtarmak istedi. Aracı kurtarmak istediği sırada elektrik hattının geçtiği olay yerinde vincin; tellere değmesi üzerine Mumcu elektrik akımına kapıldı.

    Olay yerine çağrılan 112 ekipleri Hüseyin Mumcu’ya ilk müdahaleyi yaptı. Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Mumcu, acil serviste tedavi altına alındı. Hastaneye ulaştığında kalbi duran Mumcu’ya acil serviste 45 dakika boyunca kalp masajı uygulandı. Bir süre yoğun bakımda kalan Mumcu, durumunun iyiye gitmesinin ardından özel odaya alındı.

    “GENÇ OLDUĞU İÇİN ŞANSLIYDI”

    BEÜ Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, Hüseyin Mumcu’nun hastaneye getirildiğinde 45 dakika resusitasyon yaptıklarını anlattı.

    Yaklaşık 36 saat boyunca hastanın vücut ısısını düşürdüklerinin altını çizen Ayoğlu, şöyle devam etti:

    “Hastamız elektrik çarpması sonrasında kalbi durmuş vaziyette acil servisimize geldi. Acil Serviste Yrd. Doç. Dr. Volkan Ülker ile birlikte hastaya resusitasyon (kalp masajı) işlemleri başladı. Hastamız çok genç olduğu için şanslıydı. Çok uzun bir süre resusitasyon yaptık. Ama sonuç olarak hastamız makinelerden ayrıldı. Hayata tutundu. Tabii sadece resusitasyon işlemiyle kalmadı. Yoğun bakımda da hastamıza çok iyi bakmaya çalıştık. Yeni protokoller gereği hastaların terapötik hipotermi denilen isteminin yapılması gerekiyor. Hastanemizde de bu imkanlar mevcut. Bu sayede hastamızı yaklaşık 36 saat boyunca vücut ısısını düşürdük. Beyin fonksiyonlarını koruyabilmek amacıyla. Şu anda hastamız uyuyor. Sakin; ancak iyi bir rehabilitasyon programına ihtiyacı var. Ailemizin de biraz maddi desteğe ihtiyacı var.”

    “REHABİLİTASYONA İHTİYACI VAR, DESTEK BEKLİYORUZ”

    BEÜ Hastanesi’nde çalışan Ersin Mumcu ise ağabeyinin kaza geçirdiği haberini alınca doktorlardan yardım istediğini söyledi. Ağabeyinin hayata tutunması için çaba sarf eden doktorlara da teşekkür eden Ersin Mumcu, “Ağabeyim elektrik çarpması sonucu bu hale geldi. Hocalarımızı arayarak kendisinden yardım istedik. 45 dakika boyunca müdahale edildi. Bir hafta içerisinde ağabeyim bu hale geldi. Allah’a şükürler olsun. Bize yardımcı oldular. Hocalarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

    Talihsiz adamın eşi Nazmiye Mumcu ise “Ben çok üzgünüm. Çocuklarımı kontrole getirmiştim. Eşimin kaza geçirdiğini hastanede öğrendim. Doktorlarımız çok iyi. Onlara çok teşekkür ediyorum. Hepsi çok ilgileniyorlar. Ben de şoktayım. Herkesten maddi destek bekliyorum. Herkese teşekkür ediyorum” dedi.

  • Akçakoca’da “Yeryüzü Doktorların” Çalıştayı Başladı

    Yeryüzü Doktorları yeryüzü konuşmaları Programları içerisinde, ”İyilikte ve Güzellikte Gönüllü Olmak” konulu çalıştayı Akçakoca Öğretmenevi salonunda gerçekleştirildi.

    Düzce Üniversitesi önderliğinde Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan 7 Üniversite ile gerçekleştirilen, Genç Yeryüzü Doktorları Topluluğu Uganda Bölge Çalıştayı, 5-7 Şubat tarihlerinde Akçakoca Öğretmenevinde Akçakoca Kaymakamlığı ve Akçakoca Belediyesi sponsorluğunda başladı.

    Düzce Üniversitesi Genç Yeryüzü Doktorları Başkanı Enes Atik “Batı Karadeniz’de bulunan Zonguldak Bülent Ecevit, Bolu İzzet Baysal, Kocaeli, Sakarya, Bursa Uludağ, Çanakkale 18 Mart Üniversitenin birlikte yaptıkları çalıştayında Uganda ülkesi için geliştirdiğimiz bazı projelerimiz var. Bu projelerimizden kemik iliği projesidir. Orada vatandaşların bütün eğitimlerine destek veriyoruz. Desteklerinden ötürü Akçakoca Kaymakamlığına, Akçakoca Belediye Başkanlığına desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz“ dedi.

    Çalıştayın ilk gününde Bölge toplantısı, ikinci günde eğitimler verilecek ve üçüncü gününde ise Akçakoca’nın tarihi yerleri gezilecek. Eğitimler ise 8 saat sürecek.

  • Doktorların Kötü Yazı Sorununu E-reçete Çözdü

    Samsun Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Fatih Özkan, e-reçete sisteminin devreye girmesiyle birlikte doktorların yazılarının okunmaması nedeniyle hastalara yanlış ilaç verilmesi ihtimalinin ortadan kalktığını söyledi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Fatih Özkan, “Aslında doktorların yazısı kötü değildir. Sistem içerisinde 6 yıllık eğitim boyunca hocalarımızın anlattıklarını bir taftan dinler bir taraftan da not alırız. Dolayısıyla bu notları bizler için mesleğimizin devamında hayati önem taşır. Önceden motomot derslerde ve visitlerde hocalar anlatırken yazıldığı için hızlı yazma telaşı içerisinde ister istemez yazı şekli bozulur ve bu daha sonraki sistemde de reçetelere yansırdı. Bizler hastamıza ayırdığımız süreyi en fazlaya çıkarabilmek için reçete yazacağımız süreyi en aza indirmeye çalışıyoruz. Bu da reçete yazarken yazının bozulmasına ve okunmasında zorluk yaşanmasına sebep oluyordu. Bu reçeteler yazıldıktan sonra eczanelerde okunması kısmında sıkıntılar yaşanıyordu. Artık bunlar bitti. Bu olay bir takım yanlış ilaçların verilmesine ve alınan ilacın tekrardan hekime sorulması gibi bir mağduriyete neden oluyordu. Artık reçetelerimiz e-reçete sisteminde yazılıyor. Dolayısıyla yanlış yazma ve yazı okumada zorluk çekme, pek çok yerde tarih oldu” dedi.

    “E-REÇETE İLE DOKTORLARIN YAZISININ OKUNMAMASI İHTİMALİ KALMIYOR”

    E-reçete ile doktorların yazısının okunmaması gibi bir ihtimalin kalmadığını belirten Doç. Dr. Fatih Özkan, “E-reçete sisteminin devreye girmesiyle birlikte e-reçete, reçetenin kimliği gibi oldu. Çünkü bunun bir numarası var. O numara ile kişi, her istediği eczaneden ilaçlarını alabiliyor. Böylece bizim bir kimliğimiz olduğu gibi reçetenin de kimliği oluyor. En önemlisi bu sistemle birlikte ilaçların yanlış yazılma gibi bir ihtimali olmuyor. İsimleri açık bir şekilde belli. Bizim normal reçetelerde yazdığımız reçeteler gibi ilaçların adlarını yazabiliyoruz, hastalığın tanısı yazabiliyoruz, ilaçların günde kaç defa kullanılacağını yazıyoruz ve başka ayrıntıları da belirtebiliyoruz. Bu veriler bilgisayar ve elektronik sisteme girdiği için daha sonrası için veri olarak karşımıza çıkıyor. E-reçete ile doktorların yazılarının okunmaması ihtimali olmadığından hastalara yanlış ilaç verilmesinin de önüne geçiliyor” diye konuştu.

    REÇETE YAZILAN DURUMLAR

    Normal reçetenin hangi şartlarda yazıldığını belirten Özkan, “E-reçetenin haricinde normal reçeteler, bizzat hekimin kendisinin ilacın gramajını ve karışımının miktarını ayarlayacağı ‘hazırlama ilaçlarda’ yazılır. Yine özellikli reçete dediğimiz renkli(yeşil, kırmızı, mor) reçeteler de elle yazılarak veriliyor. E-reçete yazdığımız MEDULA sistemi üzerinde teknik anlamda sorun yaşandığı zaman işlerin durmaması adına yine eski sistem reçete yazma işlemini uyguluyoruz. Askeriye, 122 Acil Servis, Aile Sağlık Merkezleri, Toplum Sağlık Merkezleri gibi bazı kurumlarda alt yapısı e-reçeteye uygun olmayan yerlerde de hala eski sistem reçete yazma işlemi uygulanabilir. Bu sistemler dışında ülkemizde e-reçete tamamen hayata geçirilmiş durumdadır” şeklinde konuştu.

  • Doktorların ’Yaşama Şansı Çok Az’ Dediği Üçüzler 4 Yaşında

    Ordu Fatsalı Emin-Kübra Mermi çiftinin 14 hafta erken doğan ve doktorların ’yaşama şansı çok az’ dediği üçüzler 4 yaşına girdi.

    Doğdukları hastanede her biri 900 gram ağırlığıyla 2 ay kuvözde yaşadıktan sonra yaşama tutunan üçüzler, 1 yıl sonra normal kilolarına kavuştu. Emin-Kübra Mermi çifti, üçüzlerin 4. yaşına basmalarından dolayı tüm ailenin katıldığı doğum gününde doğum günü pastası kesti. Üçüzler Hamza Yiğit, Muhammet Efe ve Fatma Zümra dördüncü yaşlarına girerken, ailesi üçüzler ile yaşamanın çok keyifli olduğunu dile getirdi.

    Baba Emin Mermi, “Çocukların bakımında ilk bir yıl çok zorlandık diyebilirim. Ailemle beraber ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık ve halen de çalışıyoruz. Üçüzlere bakmak zor olsa da farklı bir heyecanı var diyebilirim. Üçüzlerle daha çok annesi ve babaannesi ilgileniyor. Ben çalıştığım için fazla zaman ayıramasam da evde olduğum zaman çocuklarımla yakından ilgileniyorum. Üçüz çocuk sahibi olmak çok güzel, çok farklı bir duygu ve bu duyguyu herkesin tatmasını isterim. Üçüzlerimiz 4 yaşına girdi ve bizler de tüm ailemizle birlikte güzel bir yaş günü yapmak istedik” dedi.

    Anne Kübra Mermi ise, “Çocuklarımın 4. yaşına girmesinden dolayı çok mutluyum. Her sorun ile ben ilgileniyorum, gerçekten çok yoruluyorum ama bu yorgunluk güzel bir yorgunluk. Bakımları biraz zor ama Allah bize üçüz nasip etti, bizler de çok mutluyuz. Kayınvalidem bakım konusunda bana çok yardımcı oluyor. Ben tüm gün çocuklarımla ilgileniyorum ve bu durumdan da çok mutluyum. Üçüzlerimiz doğdukları zaman iki ay boyunca kuvözde kaldılar. O süre zarfında doktorlar yaşamaları için pek umut vermiyorlardı fakat çok şükür iki ay sonra sağlıklı bir şekilde evimize döndük. O an imkansızı başardık, güzel bir mutluluk oldu. Üçüz olduklarını öğrendiğimiz zaman inanamadık. Hamileliğimde doktorum ilk önce ikiz dedi, bir hafta sonra üçüz olduklarını söyledi. Sağlıklı bir şekilde doğum yaptım ve çocuklarımızın bugün 4. yaşını kutluyoruz. Allah sağlıklı uzun ömür versin” diye konuştu.

    Dede İbrahim Mermi de üçüzlerin eve renk kattığını belirterek, “Ben de çok mutluyum, bir anda 3 torun sahibi oldum. Babaları zaten ikizdi, torunlarım da üçüz olunca evin içi neşe doldu. Akşam eve geldiğimde ilk önce torunlarımı görmek istiyorum, onları görmeden duramıyorum. Evin içinde cıvıl cıvıl sesleri, hangisini alıp seveyim diye düşünürken hepsini sırayla alıp, ayrı ayrı seviyorum. Aralarında hiç ayrım yapmıyorum, hepsini de seviyorum” ifadelerini kullandı.