Etiket: Doktorların

  • Şehir Hastanesinde doktorların kariyer kutlaması

    Şehir Hastanesinde doktorların kariyer kutlaması

    Türkiye’nin en modern ve teknolojik hastanesi olan Erzurum Şehir Hastanesinde dünyayı kasıp kavuran Covid-19 la mücadele devam ederken, sağlıkta teknolojik ilerleyişin yanı sıra eğitim ve kariyer olarak ta yükseliş devam ediyor.

    Geçtiğimiz aylarda henüz resmi açılışı yapılamadan covid-19 mücadelede etkin bir rol oynaması için hizmete giren Erzurum şehir hastanesi Doktorları COVİD-19 ile mücadelelerini başarı ile sürdürürken mevcut branşlarında da akademik çalışmalarını ilerleterek hastanenin akademik kadrosunu 8 Profesör, 6 Doçent ve 12 Yard.Doç.(Doktor Öğretim Görevlisi) ile 26 akademisyen Doktora çıkararak hastanenin gücüne güç kattılar.

    Pandemi koşulları gözetilerek mini kutlama..

    Erzurum şehir hastanesinde pandemi koşulları gözetilerek akademik ünvan alan;Kalp ve Damar cerrahisi,Patoloji,Dahiliye,Çocuk hastalıkları,Biyokimya ve Mikrobiyoloji,Yeni doğan,Beyin cerrahı,Genel cerrahi,Üroloji,Ortopedi,Anestezi,Enfeksiyon hastalıkları,Acil tıp ve Nükleer tıp doktorlarına mini bir kutlama yapılarak hayırlı olsun pastası kesildi.

    Programda bir konuşma yapan hastane Başhekimi Dr. Özgür Çelebi, Erzurum bölge hastanesinin kuruluşundan bu yana sağlık alanında teknolojik üstünlüğünün çok üst boyutlarda olduğunu Şehir hastanemizin hizmete açılmasıyla bu ilerleyişin teknolojik ilerlemenin yanında bu gün burada tebriğini yaptıkları doktorların akademik yükselişleri ile devam ettiğini söyledi.

    Başhekim Çelebi; Erzurum şehir hastanesi; pandemi süreci atlatıldıktan sonra Bölge halkına ve yurtdışından gelen turist hastalara daha iyi hizmet vermek için hastane bünyesine sırasıyla kattığı kanseri nokta atışı ile tedavi eden bir adet Tomoterapi cihazı yürüme yetisini bir şekilde kaybetmiş hastaların yürümesini kolaylaştırıcı Robotik Yürüme cihazı ve cerrahi müdahaleler de doku zedelenmesini minimal seviyeye çekerek ameliyatlar yapan Davinci Robotu ile Türkiye de ve yurtdışında söz sahibi olan hastaneler içerisine gireceğini söyledi.

    Hastanemiz, hasta memnuniyetinde en iyi hastaneler arasında

    Hastane Başhekimi Dr. Özgür Çelebi sağlık hizmeti kalitesi bakımından hastanenin Türkiye’nin en iyi hastanelerinden biri olduğunu belirterek hastanedeki sağlık hizmeti kalitesinin de çok yüksek olduğuna vurgu yaptı.

    Dr. Çelebi “Türk Sağlık hizmetlerindeki kalite Ülke ve Dünya genelinde hızla artıyor, bunda sağlık alanında yapılan yatırımların artmasının yanı sıra sağlık personelinin de bilinçlendirilmesi önem taşıyor diyerek, sağlık personelinin çalışmasının odağına hastaların memnuniyetini yerleştirmesi önemli rol oynuyor. Doktorundan hemşiresine ve diğer sağlık çalışanlarına kadar herkes, hastaların sıkıntılarını ortadan kaldırmak için gayret gösteriyor. Bu da hastanemize ve sağlık personelimize hasta memnuniyeti olarak yansıyor” dedi.

  • Korona virüsle mücadele eden kahraman doktorların nikahını Başkan Ensari kıydı

    Korona virüsle mücadele eden kahraman doktorların nikahını Başkan Ensari kıydı

    Van’ın Çaldıran ilçesinde görev yapan ve pandemi döneminde büyük fedakarlık göstererek vatandaşların gönlünde taht kuran doktorlar sade bir törenle dünya evine girdi.

    Çaldıran Devlet Hastanesinde İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Neyran Şerbetçi ve Kadın Doğum Uzman Doktor Hakkı Şerbetçi, korona virüs sürecinde çalışmalarını aralıksız yürüterek düğünlerini iptal etmişlerdi. Sade bir törenle dünya evine giren çiftin nikahını ise Çaldıran Belediye Başkanı Şefik Ensari kıydı. Sosyal mesafenin uygulandığı nikah merasiminin ardından konuşan doktor çift, Çaldıran Devlet Hastanesinde uzman doktor olarak çalıştıklarını belirterek, “Korona virüs sürecinde yoğun şekilde çalışmaktayız. Pandemi döneminde çok hasta ile karşılaşıyoruz. Bu nedenle yakınlarımızı tehlikeye atabilecek kalabalık ortamlardan uzak tutmak adına düğün planlarımızı iptal ederek, sosyal mesafenin uygulandığı az kişinin katıldığı sade bir törenle dünya evine girdik. Evlenecek yeni çiftlere önerimiz, kalabalık organizasyonlardan uzak durmalarıdır. Yakınlarımızın üzülmemesi için Bakanlığımızın sunmuş olduğu önerilere uymalarıdır” dedi.

    Belediye Başkanı Şefik Ensari de, hastanede görev yapan doktor çifte mutluluklar dileyerek, “Dünyada ve ülkemizde binlerce insanın hayatına neden olan pandemi sürecinde gece gündüz demeden çalışmalarını aralıksız yürüten ve halkımızın gönlünde taht kuran Şerbetçi çifti, korona virüs salgını nedeniyle düğün planlarını iptal ederek sade bir nikah için belediyemize müracaat ettiler. Hastalarla birebir temas halinde oldukları için topluma zarar vermemek adına düğün hayallerini gerçekleştiremeyen doktor çiftimiz, örnek teşkil edecek bir davranışta bulunmuşlardır. Pandeminin önüne geçmenin tek yolu, bu tür organizasyonlara dikkat etmekten geçer. Temennim Şerbetçi çiftinin yeni evlenecek çiftlere örnek olmasıdır” şeklinde konuştu.

  • Nauri’den Sınır Tanımayan Doktorlar’ın hizmetlerini sonlandırma kararı

    Avusturalya’nın kuzeydoğusunda bulunan Nauru Adası hükümeti, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) adada sığınmacılara, mültecilere ve Nauru halkına sunduğu ruh sağlığı destek hizmetlerini ani bir kararla sonlandırma kararı aldı.

    Avusturalya’nın kuzeydoğusunda bulunan Nauru Adası’nda hükümet, uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) sığınmacılara, mültecilere ve Nauru halkına sunduğu ruh sağlığı destek hizmetlerini ani bir kararla sonlandırma kararı aldı. Kararı kesin bir dille kınadığını açıklayan MSF, adadaki ruh sağlığı destek ihtiyacının “çok ciddi boyutlarda” olduğunu vurguladı ve Avustralya’nın kıyı ötesi gözaltı politikasını sonlandırması yönünde çağrı yaparak, adada tutulan tüm sığınmacı ve mültecilerin tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. MSF’den yapılan açıklamada ise ““Nauru’dan çıkarılması gereken biz değiliz, adada beş yıldan fazla süredir kalan mültecilerdir” ifadeleri yer aldı.

    “Tuvalete bile gidemeyecek durumdalar”

    Konuyla ilgili açıklama yapan psikiyatrist Dr. Beth O’Connor, “Utanç verici bir durumla karşı karşıyayız. MSF’nin ruh sağlığı hizmetlerinin artık gerekli olmadığı beyan ediliyor, fakat biz, Nauru’da süresiz olarak alıkonulan mültecilerin ruh sağlığında büyük bir çöküş gözlemliyoruz” dedi.

    O’connor, “Nauru’da bulunduğum 11 aylık süre zarfında mülteciler ve sığınmacılar arasında intihara teşebbüs ve kendine zarar verme vakalarında endişe verici bir artışa şahit oldum. Tedavi imkanı sunduğumuz kadın, erkek ve çocuklarda bu eğilimlerin yaygın hale geldiğini görüyoruz. Özellikle travmatik uzaklaşma sendromu yaşayan çok sayıda çocuk olduğunu gördük ve bu bizi çok endişelendiriyor. Çünkü bu çocukların genel ruh sağlığı durumlarındaki ciddi gerileme, onları yemek yiyemeyecek, su içemeyecek, hatta tuvalete bile gidemeyecek hale getirdi” ifadelerini kullandı.

    Yaşama isteğini kaybeden pek çok kişi var

    Yapılan tıbbi değerlendirme ve analizler, MSF ekiplerinin tedavi imkanı sunduğu mültecilerin derin bir çaresizlik hissine hapsolduğunu, tam bir kısır döngü içinde yaşadıklarını ve çoğunun yaşama istediğini kaybettiğini ortaya koydu. Bu kişiler arasında en az 78 kişi kendine zarar verdi, intiharı düşündüğünü belirtti ya da intihara teşebbüs etti. 9 yaşındaki çocuklar bile MSF çalışanlarına, Nauru’da umutsuzluk içinde yaşamaktansa ölmeyi yeğlediklerini aktardı. Ruh sağlığı desteğine en çok ihtiyacı olan kişiler ise Avustralya’nın göç politikası sonucu yakın aile bireylerinden uzak kalmış olanlar.

    Hapishanede kalmak adada kalmaktan daha iyi

    MSF ile sahada çalışan psikolog ve psikiyatristlerin son 11 aydır hastaların gösterdiği semptomları dengede tutmaya çalıştığını söyleyen Dr. O’Connor, Nauru’da süresiz olarak tutulan kişiler için terapilerin kesin çözüm olamayacağını belirterek, “Hastalarımızın pek çoğu hapishanede kalmanın bu adada kalmaktan daha iyi olduğunu, çünkü hapishanedeyken en azından çıkış tarihinin bilindiğini söylüyor. Dolayısıyla bu kişiler adada mahsur kaldığı sürece, sunulan bu tedaviler mevcut duruma yönelik nihai bir çözüm olmayacaktır. MSF’nin psikolojik ve psikiyatrik destek hizmetlerini sonlandırmasına yönelik hükümet kararı ise olumsuz sonuçlar doğurabilir ve pek çok kişinin canına mal olabilir” dedi.

    “Kıyı ötesi süresiz gözaltı politikası yıkıma neden oluyor”

    Nauru’da tutulan mültecilerin çoğu kendi ülkelerinde veya yol boyunca belirli travmalara maruz kalmış olsalar da, onların mukavemetini asıl yıkan, gelecekte güvenli ve anlamlı bir hayat sürme ümitlerini tümüyle yok eden, Avustralya Hükümeti’nin kıyı ötesi süresiz gözaltı politikasıdır” dedi.

    “Tıbbi bir afet durumu olmaksızın aileleri birbirinden ayırmak insanlık dışı”

    MSF Avustralya Direktörü Paul McPhun, “Tıbbi bir afet durumu olmaksızın aileleri birbirinden ayırmak; kadın, erkek ve çocukları belirsiz bir süreyle ücra bir adada tutarak onları korunma haklarından mahrum etmek ve çaresizliğe hapsetmek insanlık dışı, zalimce ve aşağılayıcı bir uygulama” diye konuştu.

    McPhun “Avustralya Hükümeti kıyı ötesi gözaltı uygulamasını insani bir politika olarak göstermeye çalışıyor. Fakat insanları denizden kurtarıp daha sonra bir açık hava hapishanesine dönüşmüş olan Nauru’ya yollamanın hiçbir insani boyutu yok. Bu politikaya bir an önce son verilmeli ve bu uygulama hiçbir hükümet tarafından tekrarlanmamalı. Nauru’dan asıl çıkarılması gereken MSF’nin psikologları ve psikiyatrları değil, adada son beş yıldır mahsur kalan yüzlerce mülteci ve sığınmacıdır” ifadelerini kullandı.

    MSF hizmetlerine artık gerek kalmadı

    MSF Kasım 2017’den bu yana Nauru Cumhuriyeti’nde bölge halkına, mülteci ve sığınmacılara ücretsiz psikolojik ve psikiyatrik hizmetler sunuyordu. Nauru Hükümeti’nin ‘MSF hizmetlerine artık gerek kalmadığını’ belirterek MSF’yi bilgilendirmesi ve MSF’nin hizmetlerine 24 saat içinde son vermesini talep etmesi üzerine, bu hizmetler 5 Ekim’de askıya alındı. Aralarında 115 çocuğun olduğu 900 mülteci ve sığınmacının neredeyse tamamı, yeni bir ülkeye yerleştirilme süreçlerine dair herhangi bir bilgi akışı ve beklenti olmaksızın, beş yıldan fazla süredir adada kalıyor.

  • Geleceğin doktorları, doktorların tansiyonunu ölçtü

    Medical Park Ordu Hastanesinde görev yapan genel müdür, başhekim ve çeşitli branşlardaki doktorlar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuklarını çocuklara bıraktılar.

    Medical Park Ordu Hastanesine ziyarete gelen Bahçeşehir Koleji öğrencileri, her bir çocuğa özel hazırlanan doktor önlükleri giyerek hekimleri muayene ettiler. Doktor önlüğü giyerek doktorluğun keyfini çıkaran minikler, aynı zamanda tansiyon ölçtüler.

    Hastane yöneticileri ve doktorlar, ziyarete gelen öğrencileri ağırlamaktan mutluluk duyduklarını belirterek, tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tebrik ettiler. Etkinlik sonunda hazırlanan hediye paketleri çocuklara verildi. Keyifli geçen etkinlik fotoğraf çekimi ile son buldu.

  • Etiyopyalı küçük çocuk, Türk doktorların dikkatiyle hayata tutundu

    Etiyopya’nın Afar bölgesinde, içecek temiz su bulamadıkları için daha 6 yaşındayken mesane taşı oluşan Yusuf Ahmet, Türk doktorlarının erken teşhisi sayesinde sağlığına kavuştu.

    Tüm Afrika’nın Dostları Derneği’nin (TADD) organizasyonuyla Etiyopya’nın Afar bölgesine giden Türk doktorlardan oluşan sağlık ekibi, yaptıkları ameliyatlarla Afrikalı hastaların umudu oldu.

    Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Serhat Onur, “Etiyopya’nın Afar eyaletinin en büyük hastanesi olan Semeranın Dubti Hastanesi’nde 6 yaşındaki Yusuf Ahmet’in ameliyatını gerçekleştirdik. Yusuf Ahmet’in yaklaşık 2 yıldan beri idrar yapmada zorluk, idrar yaparken yanma, acıma, sık tuvalete gitme, bazen tutamama gibi şikayetleri olmuş. Yaşadıkları bölge buradan yaklaşık 120 kilometre uzaklıkta ve sağlık kurumlarının olmadığı, sadece aile hekimlerinin bulunduğu bir bölge. Dolayısıyla bir üroloji uzmanına ulaşamamışlar, zaten Afar eyaletinde, bulunduğumuz bölgede üroloji uzmanı yok. Bu bölgede 3 genel cerrah, 2 kadın doğumcu ve bir pediatri uzmanı var. Bu tarz ameliyatlar, özellik gerektiren ameliyatlar. Maalesef yapılamıyor. Bizim Türk doktorlarının geleceğini duyan aile, 120 kilometre uzaktan çok zorluk çekerek hastaneye ulaşmışlar. Yaptığımız tetkiklerden sonra mesanesinde yaklaşık 2 santimetrelik bir taş olduğunu saptadık. Düşünün 6 yaşında bir çocuk ve 2 santimetrelik taş var. Afrika şartlarında çok büyük taşlar da gördük. 10 santimetreye ulaşan taşlar gördük bu yaş grubu çocuklarda. Fakat bunu ne kadar erken yakalarsak çocuğun sağlığı açısından, özellikle de böbrek fonksiyonları açısından, çocuğun gelişmesi açısından çok önemli. Yusuf Ahmet de yani erken yakalanmış bir vaka sayılabilir. Beslenme problemleri de var ama en çok problem içme suyu ile ilgili. İçme sularının olmadığını, dereden su içtiklerini söylediler. Afar eyaleti gerçekten çok sıcak, şu anda kış ve ortalama sıcaklık 45 derece civarında, yazını siz tahmin edin. Aile çok mutlu, tabii biz de çok mutluyuz, böyle bir olaya vesile olduğumuz için. İnşallah bir daha böyle bir problemle ne kendileri ne de çevrelerindeki çocuklar karşılaşırlar. Buraya ne kadar çok sık gelirsek, bu bölgede ne kadar temiz içme suyu olursa bu tarz hastalıklarda o kadar azalacaktır” diye konuştu.