Etiket: doktora

  • Hakan Şükür’e verilen Fahri Doktora Unvanı geri alındı

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Senatosu’nun 2012 yılındaki kararı ile Hakan Şükür’e verilen Fahri Doktora Unvanı’nın geri alınmasına oy birliği ile karar verildi.

    Konuyla ilgili Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin internet sitesinde yer alan açıklamada, ” Ülkemizde devlet ve diğer kurumlar içerisinde gayri meşru bir şekilde yapılanmış FETÖ ile ilişkisi konusunda kamuoyunda ve Üniversitemizde oluşmuş kanaat nedeni ile Üniversitemiz Senatosu’nun 2012 yılındaki kararı ile Hakan Şükür’e verilmiş olan Fahri Doktora Unvanı’nın geri alınmasına oy birliği ile karar verildi” denildi.

  • Bursa İl Sağlık Müdürü Akan’dan doktora şiddete tepki

    Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, Kestel’de Dr. İlknur Çelik’e yönelik saldırıya tepki göstererek, “Sağlık çalışanlarımıza her türlü şiddeti kimden ve nasıl geldiğini ayırt etmeksizin kınıyoruz” dedi.

    Bursa İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, Kestel Semt Polikliniğinde yanlış barkod yazıldığı gerekçesiyle görevi başında saldırıya uğrayan Dr. İlknur Çelik’e geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Gece gündüz demeden büyük fedakârlıkla hizmet sunan sağlık çalışanlarına yönelik bu tür istenmeyen olayların yaşanmasının kendilerini üzdüğünü dile getiren Dr. Akan, “Sağlık çalışanlarımıza her türlü şiddeti kimden ve nasıl geldiğini ayırt etmeksizin kınıyoruz. Bu çirkin saldırıyla ilgili olarak ‘beyaz kod’ verildi ve suç duyurusunda bulunuldu. Hukukçularımız olayı yakından takip ediyor. İl Sağlık Müdürlüğü olarak bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağız. Yaşanan bu kötü olaydan dolayı kendisine tekrardan geçmiş olsun diliyorum” dedi.

    Akan’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Dr. İlknur Çelik, olayın yaşandığı andan itibaren sağlık yöneticilerinin büyük desteğini yanında hissettiğini belirtti.

  • (Özel haber) Bayan doktora makasla saldırıp, yerde sürüklediler..O anlar kameraya yansıdı

    Bursa’da bayan doktorun, yanlış barkod gerekçesiyle hasta yakınları tarafından yumrukla darp edilip yerlerde sürüklenmesi, makaslı saldırıya uğraması güvenlik kamerasına yansıdı. Olayın şokunu üzerinden atamayan 27 yaşındaki Acil Servis Doktoru İlknur Çelik, “Umarım meslek aşkımı öldürmeden hekimliğe devam edebilirim” dedi. Çelik, bir süre önce hasta olmasına rağmen kolunda serumla acil serviste hizmet ettiği fotoğrafıyla sosyal medyaya yansımıştı.

    Edinilen bilgiye göre, 3 yıldır Kestel Semt Polikliniği Acil Servisi’nde görevli olan doktor İlknur Çelik., Bedriye D.’nin çocuğunu hastaneye getirmesi üzerine onu muayene edip ilaç yazarak gönderdi. Aile bir süre sonra hastaneye gelerek yanlış barkod yazıldığını ve eczaneden döndüklerini söyledi. Bedriye D. eşi Tahsin D.’yi ve bir yakınını da yanına alarak hastaneye geri döndü ve doktora hakaret etmeye başladılar. Doktor İlknur Ç., bu hatanın düzeltilebileceğini söylemesine rağmen hasta yakınlarının sözlü saldırısına uğradı.

    Darp anı kamerada

    Biri erkek 2’si kadın 3 kişi bayan doktora saldırdı. Saldırganlardan erkek olan Tahsin D. ise, bayan doktora arka cebinden çıkarttığı makasla da vurmaya çalıştı. Muayene ettiği çocuğun babası olduğu iddia edilen saldırgan tarafından çenesine yumruk atılan ve 2’si kadın 3 saldırganın yerlerde sürüklediği bayan doktor ölümden döndü. Görev yaptığı hastanenin acil servisinde tedavi edilen doktor İlknur Ç. olayın şokunu uzun süre üzerinden atamadı. Doktorun darp edilmesi ve yerlerde sürüklenmesi ise kameralara yansıdı.

    “Yaşadığım için mutluyum”

    Yaşadığı şiddetle ilgili açıklama yapan Doktor İlknur Çelik, “Acil serviste 3 yıldır görev yapıyorum. Dün öğle saatlerinde basit bir barkod karışıklığı yüzünden hakaret, darp, şiddet ve ölümle tehdide maruz kaldım. Bana bir anda hakaret etmeye başladılar. Ben de çözümün basit olduğunu söyledim. Hakaretine devam etti ve eşini yolladı. Elinde makasla geldi. Yaşadığım için mutluyum” dedi.

    “Umarım meslek aşkımı öldürmeden hekimliğime devam edebilirim”

    Kafasına darbeler aldığını anlatan genç doktor, “Yere düşürüldükten sonra tekme ve yumrukta yedim. Erkek ve 2 tane kadın bana hakaret ediyordu. Devletimin benim arkamda olduğunu ve bunu en güzel şekilde çözeceğini inanıyorum. Çok büyük bir tramvaydı. Umarım meslek aşkımı öldürmeden hekimliğime devam edebilirim” dedi.

    “Hukuki yollara başvuracağız”

    Bursa Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Rüstem Aşkın ise İlknur Çelik’i görevi başında ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Prof Aşkın, “İncitici, aşağılayıcı, saldırgan şekilde dayak yemesini kabul edemeyiz. Bu olayın her türlü takip edeceğiz. Hukuki yollara başvuracağız. İlknur hanımın ciddi bir yara almamış olmaması tesellimizdir” diye konuştu. .

    “Bu olayları terör olayları ile bir görüyorum”

    Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Soner Cander ise, “Sağlıkta son zamanlarda böyle şiddet olayları tekrarlanıyor. İşini yapanı beğenmiyorsan bize şikayet edebilirsiniz. Bu olayları terör olayı ile bir görüyorum. Ben bunları şiddetle kınıyorum” diye konuştu.

    İlknur Çelik, bir süre önce hasta olmasına rağmen kolunda serum olmasına rağmen görevine devam etmiş, sosyal medyada büyük ilgi toplamıştı.

  • YÖK Başkanı Saraç: “100/2000 doktora bursları projesinde 1800 TL burs verilecek”

    Yükseköğretim sisteminde mevcut olan sorunlar ve çözümü kapsamında, YÖK’te ilk kez “Tıp Dallarında Asistan Eğitimi Çalıştayı” düzenlendi. Yükseköğretim Kurulu Başkanı Yekta Saraç, çalıştayda 100/2000 doktora bursları projesinde verilecek bursun 1800 TL’ye çıkarıldığını açıkladı.

    YÖK’te ilk kez düzenlenen “Tıp Dallarında Asistan Eğitimi Çalıştayı”nda yükseköğretim sisteminde mevcut olan sorunlar masaya yatırıldı. Devlet ve vakıfların yükseköğretim kurumlarındaki tıp fakültelerinden temsilcilerin, eğitim ve araştırma hastanelerden asistan temsilcilerinin ve Sağlık Bakanlığı, Kamu Hastaneleri Kurumu ve Adli Tıp Kurumu yetkililerinin katıldığı çalıştaya YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç da yer aldı. Tıp fakültelerinde mezuniyet sonrası eğitimde kalitenin arttırılması, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı çalıştayda açılış konuşmasını yapan Başkan Saraç, 2015 verilerine göre dünyada 2 bin 420 civarında tıp fakültesi olduğunu, Çin’de, Hindistan’da, ABD’de ve Brezilya’da ve diğer bazı ülkelerde tıp fakültesi sayılarının 150’nin üzerinde olduğu bilgisini verdi ve dünyanın 7 milyar nüfusuna oranla 2 bin 420 tıp fakültesinden yılda ortalama 389 bin hekimin mezun olduğu ve diğer taraftan 2015’te 36 ülkede hala hiç tıp fakültesi olmadığını belirtti. “Sahra Afrika’sında 26 ülkede 1 veya 2 tıp fakültesi mevcut” diyen Saraç, konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Dünya Tıp Eğitimi Federasyonu, bütün ülkelerde bütün tıp hekimlerinin ve de sağlık çalışanlarının, güçlü mobilize bilgi ile donatılmış bir çekirdek eğitim programı ile eğitilmelerini, eleştirel düşünce anlayışına sahip olmalarını ve de en önemlisi etik değerler kavramlarını iyi öğrenmelerini önermektedir. Tıp eğitimine bakıldığında 20. yüzyılda 3 ciddi eğitim reformu görüyoruz; 20. yüzyılın başlarında science-based (bilim-temelli) müfredatlı eğitim yürütülmüş, 20. yüzyılın ortalarında probleme dayalı eğitim gündeme taşınmış ve son olarak şimdi 21. yüzyılın başlarında 3. nesil tıp eğitimini ve sağlık hizmetlerini profesyonel yetkinlik ve global bilgiye dayalı performans temelli yaklaşım yürütmektedir. Ancak, eğitime yönelik verimli eğitim reformlarını takip ederken Yükseköğretim Kurulu olarak hedefimiz, insana verdiğimiz değeri merkeze alarak bireyin ve toplumun sağlığını koruyan, hastasına iyi bakan, memleketini iyi tanıyan ve insan sevgisi ile dolu yetenekli hekimler yetiştirmektir. Yetiştirdiğimiz genç hekimlerden beklediğimiz hizmet sunmak için gayret içinde olmalarını, karar verici olmaları, tüm dünyayı ama özellikle hizmet verdikleri toplumu iyi tanımalarını bekliyoruz. Hekimlerimiz eğitimlerini tamamladıklarında Türkiye’nin sağlık sorunlarını bilmelidirler ve mezun olduktan hemen sonra bu sorunların üstesinden gelebilecek bilgi, beceri ve tutumlarla donanmış olmalıdırlar.”

    “Kaliteli eğitim vereceksiniz, kaliteli hizmet sunacaksınız”

    Tıpta uzmanlık eğitimi verirken eğitim-araştırma ve eğitim-hizmet dengelerinin korunması gerektiğinin altını çizen Başkan Saraç, “Uzmanlık eğitimi aldığınız kurumlarından beklediğimiz diğer önemli iki kavram hizmet ve yüksek düzeyde araştırmalardır. Tabi ki bu yükün ağır olduğunu düşünmekteyim. Kaliteli eğitim vereceksiniz, kaliteli hizmet sunacaksınız, aynı zamanda da yüksek düzeyde araştırmalar gerçekleştireceksiniz. Ama unutmayın kaybedecek ve boşa harcayacak bir günümüz bile yok, mutlaka çok çalışmalıyız, buna mecburuz ve bunları yapabilecek birikimimiz mevcuttur. Değerlerin farklılaştığı bir ortam var. Buna uyumlu yüksek etik değerler ve yüksek kalite ile bir hekimi nasıl yetiştireceğiz, eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünü merkeze alarak de özenle çalışmamız gereken bir konu bu. Günümüz yüksek teknolojinin hızla ve en sık kullanıldığı alan olan tıp bilimi, toplum için pahalı maliyetleri bünyesinde taşıyabilmektedir. Bu süreçlerin iyi yönetilememesi ve yozlaşabilmesi insanı insan yapan değerlere ve kavramlar sanki değer yitirmesi ile daha sık karşılaşılır hale gelmiştir. ’Klasik tıp mesleği anlayışının içine kazanç kavramının girmesi bir takım yozlaşmalar yanı sıra eşitsizlikleri de beraberinde getirmiyor mu’ diye bir soru bu noktada hepimizin gündemine girmektedir. Bu nedenle verdiğimiz eğitimde güncel bilimi takip ederken, yetiştiğimiz süreçlerin bir parçası olan klasik eğitim değerlerimizi de kaybetmemek gerekmektedir. Bugün eğitim, araştırma ve hizmet üçlüsünün sağlıklı işleyebilmesi için gereken niteliklere vurgu yapabilme arzusuyla tıp fakültesine girebilmek için ilk 40 binde yer alma şartını koyduk ve bu düzenlemenin geri dönüşleri bize olumlu olarak ulaştı. Yeni YÖK olarak bütün uğraşımız, gayretlerimizle dikkat ettiğimiz bir noktadır bu. Ayrıca bir diğer konu da tıp fakülteleri, gerçek araştırma merkezlerini ön plana çıkararak ülkemizde yürütülen klinik araştırmaların verimliliğini ve etkinliğini arttırmak konusunda gayret içinde olmalıdır. Yetiştirdiğimiz hekimlerin tümünün hasta sağlığına doğrudan hasta bakarak katkıda bulunması önlerindeki tek kariyer planı değildir. Bugün ülkemizde ve yurt dışında yetişmiş, gurur duyduğumuz birçok hekim kökenli araştırmacılar bulunmaktadır. Bu nedenle fakültelerimiz kadrolarının enstitülerde yürüttüğü çalışmalar ve programları da ayrıca önemsiyoruz. Uzmanlık eğitimi dışında da sağlığa ilişkin doktora alanlarına destek vermeye çalışıyoruz. Yeni 100/2000 doktora bursları projesi buna bir örnektir. Ar-Ge alanında içinde bulundukları üniversitelerin diğer araştırma birimleriyle interdisipliner çalışmalar bu kapsamda önemsediğimiz bir iş birliğidir. Örneğin ülkemizdeki mültecilere yönelik klinik araştırmalar sosyal bilimler ile ortaklıklara kapı açabilir. Veya güncel diğer bir başlık olan çevre çalışmaları tüm bilim alanlarının beraber çalışabileceği bir konudur. Bu tür işbirliklerinin eğitime de yansıyacağını ve mezun ettiğiniz tüm öğrencilerin birikimlerine, ülke ve dünya sorunlarını anlamalarına yardımcı olacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Temel bilimler alanlarında doktora programları ciddiyetle gözden geçirilmeli”

    Alana ilişkin değişim süreçleri ve bunları takip, iyi sayfalar açmayı hedefliyor olsa da, değerler ve hedeflerin iyi ortaya konamaması, zaman zaman motivasyon eksikliği, mali konular, coğrafi ve sosyal koşulların hedeflere varmada kendilerini geciktirebildiğini aktaran Saraç, “Ülkemizdeki devlet üniversitelerinde 73, vakıf üniversitelerinde 27 olmak üzere toplam 100 tıp fakültesi var. Bunlardan 84’ü aktif. Diğerleri kurulmuş ama henüz eğitime başlamamış. Bu fakültelerdeki öğrenci sayımız 75 bindir. Öğretim üyesi sayımız 13 bin civarındadır. Bu fakültelerin yeni açılanlarında sıkıntılı süreçler yaşandığını bilmekteyiz. Gelişmiş üniversitelerimizin özellikle temel bilimler alanlarında doktora programlarını ciddiyetle gözden geçirmeleri gerekmektedir. Bu süreçte biz gereken desteği vermeye hazırız. Tıp eğitimi Türkiyemizin dünyada en iyi olduğu alanlardan biridir. Umarım bu toplantı ilerleme kaydetmek istediğimiz bütün bu alanlarda yön gösterici olmaya devam eder” diye konuştu.

    “Burs ücreti 1800 TL’ye çıkarıldı”

    YÖK’ün Türk bilim hayatında ilk defa öncelikli 100 alanı tespit edip, bu alanlarda 2 bin kişiye doktora bursu verme kararı aldığını açıklayan Başkan Saraç, “Türk bilim hayatında ilk defa yapılan bu uygulamada hedefimiz, bu alanlarda eleman yetiştirmek ve mezunların mezun olduktan sonra sadece üniversitelerde değil enstitülerde de istihdam edilmeleri. Bu 100/2000 doktora bursları projesinde burs miktarı da 1800 TL’ye çıkarıldı” ifadelerini kullandı.

  • Avrupa’nın kalbi Türk doktora emanet

    Almanya’nın Duisbuırg şehrinde bulunan Evengelische Klinikum Niederrhein’ın Kalp Bölümü Başhekimi Türk kökenli Dr. Dilek Gürsoy, Avrupa’nın ilk ve tek Türk kökenli kadın Yapay Kalp Cerrahi uzmanı olarak ameliyatlara giriyor.

    Ordu Fatsalı bir işçi ailesinin kız çocuğu olarak Almanya’da dünyaya gelen Dr. Dilek Gürsoy, başarılı ameliyatları ile Avrupa’da aranan sayılı doktorlar arasında yer alıyor. Özellikle yapay kalp cerrahisi konusunda Avrupa’da ilk ve tek kadın doktor olan Dr. Dilek Gürsoy, Almanya dışında Hindistan ve Türkiye’de de önemli kalp ameliyatlarında yer aldı. Dünyada hala üzerinde çalışılmakta olan yapay kalp nakli cerrahisi konusunda uzman olan Dr. Dilek Gürsoy, görev yaptığı hastanede yılda 300- 400 kalp ameliyatı gerçekleştiriyor.

    “Avrupa’da ilk ve tek Türk yapay kalp uzmanı”

    Dr. Dilek Gürsoy, dünyada parmakla gösterilecek kadar az olan yapay kalp cerrahisinde Türkiye’de ameliyatlara katılarak, tecrübelerini paylaşıyor. Dünyada sayılı doktorlar arasında yer alan Dr. Dilek Gürsoy yapay kalp konusunda şunları söyledi. Gürsoy, “Çocukluğumdan beri kalp doktoru olacağım belliydi. Üniversite hayatında kalp cerrahı olmaya karar verdim. Çok çalıştım ve hedefime ulaştım. Hastanemizde, baypas ve özellikle yapay kalp ameliyatı yapıyoruz. Bu alanda Avrupa’da en büyük merkez olarak bizim hastanemiz. Sol kalp mekanik destek ameliyatları yapıyoruz. Bu konuda dünyaca ünlüyüz ve başarılıyız. Sol kalp mekanik destek ameliyatları ile hastamızı ameliyat sonrası internet üzerinden kontrol edebiliyoruz. Bu da bizim, hasta ile olan ilişkimizi kolaylaştırıyor. Nefes alamayan, aşırı ağrıları olan ve yürüyemeyenler için bu ameliyat bir çözüm. Ancak, buradaki Türk vatandaşlarımız bu ameliyat konusunda yeterli bilgiye sahip değiller. Bazı doktorlar da hastaları bize genç gönderiyor. Bu durumda müdahale etmekte sorunlar yaşanabiliyor. Bu durumda da, ikinci bir sistem devreye giriyor. Hasta, iki tarafta da zarar gördükten sonra yapay kalp takmak zorunda kalıyoruz. Bu tür durumlarda kalbi kesip, yerine yapay kalp takıyoruz. Bu konuda Avrupa’da en çok ameliyat gerçekleştiren hastaneyiz. Ameliyat sonrası hastalarımıza 24 saat destek sağlıyoruz. Hastanemizde yılda 300 -400 kalp ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Ne yazık ki böylesine dünyaca ünlü bir kalp hastanesi olmamıza rağmen Türk vatandaşlarımız bu durumdan habersiz. Çok az sayıda Türk kökenli hastamız bize müracaat ediyor. Oysaki burada çok fazla Türk kökenli vatandaşımız yaşıyor. Dünyada bir çok ülkede yapay kalp ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de ve Hindistan’da bu ameliyatlarda yer aldım. Oradaki doktor arkadaşlarımıza tecrübelerimizi aktardım. Türk hastalarımızda genelde sol destek problemi oluyor. Madende çalışan hastalarımızda da genelde akciğer problemleri de yoğun. Türkiye’de de bu alanda yetişmiş çok iyi doktorlar var. Türk olmam, buraya tedaviye gelen Türk kökenli hastalar üzerinde olumlu etki yapıyor. O zaman hastalar kendilerini daha rahat hissettiklerini söylüyorlar. İleride kendi kliniğimi kurmak istiyorum. Almanya’da yaşayan Türk kökenli gençler azimli olsunlar. Yılmasınlar” dedi.

    “Yeni yapay kalp”

    Yapay kalp cerrahisi konusunda dünyaca ünlü Prof. Dr. Reiner Körfer de, yapay kalp cerrahisinde Dr. Dilek Gürsoy ile birlikte çalışmaktan büyük gurur duyduğunu ifade ederek, Gürsoy’un yapay kalp cerrahisi konusunda dünyada aranan isimlerden birisi olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Körfer, kendi adını taşıyan yeni nesil yapay kalp sisteminin önümüzdeki yıllarda hastalar üzerinde kullanılmaya başlanacağını belirterek, yeni yapay kalp sisteminin daha ufak ve kablosuz olacağını söyledi. Prof. Dr. Körfer, hedeflerinin daha ufak ve daha kullanışlı, maliyeti ucuz yapay kalpler tasarlamak olduğunu belirtti.