Etiket: doktora

  • Besyo Doktora Programı’nın, ilk mezunları bu akademik yılda veriliyor

    Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksek Okulu (BESYO) Doktora Programı İlk mezunlarını, 2018-2019 Akademik Yılı’nda veriyor.

    GAÜ’den yapılan açıklamada; Kuzey Kıbrıs Üniversiteleri’nde, nadir ve çok kısıtlı olan doktora programına; KKTC Vatandaşları yanında, Türkiye Cumhuriyeti Vatandaş’larından da büyük oranda talep oldu. KKTC Üniversiteleri ile yurt dışındaki diğer üniversitelerde, yüksek lisans eğitimlerini tamamlayan öğrencilerden oluşan ilk doktora mezunlarının verilmesinden duyulan memnuniyet ve gurur GAÜ BESYO adına da ifade edildi.

    Açıklamanın devamında ise şöyle:

    “Beden Eğitimi ve Spor Meslek Yüksek Okulu’muz; Başarılı eğitim süreçlerinin ardından, bu yıl; İlk doktora mezunlarını verme aşamasına gelmiştir. Söz konusu program sonuçları itibariyle; YÖK tarafından istenen asgari standartları içermesinin yanında, dünya üniversitelerinde çağdaş olarak ele alınan konularla zenginleştirilen detaylarıyla, ülke ve dünya sporuna büyük katkılar sağlayıp, bilimsel donanımlı öğretim elemanları ve antrenörlerin yetişmesine büyük katkılar sağlayacaktır”

    Aynı zamanda, ’YÖK Onayı’ için öğretim dönemi başında yapılan başvuru dosyalarının, Yüksek Öğretim Yürütme Kurulu tarafından incelenmesi ve başvurunun onaylanmasıyla birlikte, yeni akademik dönemde de doktora öğrencisi kabulünün devam ettiği bilgisi de verildi.

  • KAÜ, Başkan Yıldırım’a fahri doktora unvanı verdi

    Kafkas Üniversitesi’nin 2018-2019 yılı akademik yılı açılış ve lansman törenine katılan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım’a İşletme Anabilim Dalında Fahri Doktora Unvanı Rektör Prof. Dr. Sami Özcan tarafından verildi.

    Bugün havayoluyla Kars’a gelen TBMM Başkanı Yıldırım, Kafkas Üniversitesi’nin yüz akı olan bin 22 kişilik Ahmet Arslan Kongre ve Kültür Merkezi’nin açılış kurdelasını kesti.

    AK Parti Kars Milletvekilleri Ahmet Arslan ve Yunus Kılıç, Kars Valisi Rahmi Doğan, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sami Özcan’ın da katıldığı açılış programında Kafkas Üniversitesi’nin 2018 – 2019 yılı akademik yılı açılış ve lansman töreni yapıldı.

    Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kafkas Üniversitesinin tanıtım videosu gösterildi. Programda Kafkas Halk Oyunları ekibi tarafından yapılan gösteri davetliler tarafından büyük beğeni toplarken, TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Türk Bayrağı hediye edildi. TBMM Başkanı Yıldırım Halk Oyunları ekibini tebrik ederek, hatıra fotoğrafı çektirdi.

    Kafkas Üniversitesi’nin 2018 – 2019 yılı akademik yılı açılış ve lansman töreninde KAÜ Rektörü Prof. Dr. Sami Özcan tarafından Kafkas Üniversitesinin kurulduğu günden bugüne kadar gelişme sürecini aktardı.

    Kafkas Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Alpaslan Yüce Kafkas Üniversitesi Senatosunun TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a İşletme Anabilim Dalında Fahri Doktora Unvanı verilmesi kararını açıklayarak TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın Özgeçmişi okundu.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a İşletme Anabilim Dalında Fahri Doktora Unvanı Rektör Prof. Dr. Sami Özcan tarafından verildi.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Kafkas üniversitemizin 2018-2019 akademik öğrenim yılı açılış törenini gerçekleştiriyoruz. Ayrıca Üniversite senatosu tarafından şahsıma tevcih edilen fahri doktora için rektörümüze senato üyelerimize ve emeği geçen bütün arkadaşlarım teşekkür ediyorum. Üniversitemize ve şehrimize değer katan çalışmaları sebebiyle değerli çalışma arkadaşım önceki dönem Ulaştırma Bakanımız Ahmet Arslan, değerli komisyon başkanım ve bu üniversitemizin ilk öğrencisi olmuş yunus hocama emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum” dedi.

    “KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİ KARS’IN TANITIMINA BOK BÜYÜK KATKI SAĞLIYOR”

    TBMM Başkanı Yıldırım, “Kafkas Üniversitesi 5 ayrı yerleşkede 11 Fakülte, 3 Yüksekokul, 9 Meslek Yüksekokulu, 1 Devlet Konservatuarı, 3 Enstitü, 18 Araştırma Merkezi olmak üzere toplam 45 akademik birimiyle 26 yıl boyunca irfan güneşiyle bu bölgeyi aydınlatmaktadır. Ülkemizin dört bir yanından, Kafkaslardan, Türki Cumhuriyetlerden gelen 21 bin evladımızın sosyal ve kültürel hayatına canlılık kazandırıyor. Gençlerimiz aynı zamanda bu tarihi şehrin tanıtımına çok büyük katkı sağlıyor. Bir zamanlar Doğu Ekspresiyle yaptığımız yolculuklar bitmek bilmezdi, artık Doğu Ekspresiyle yapılan yolculuklar nostaljiye dönüştü, sosyal medyada paylaşılabilir bir hal aldı” ifadesini kullandı.

    TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN İLK ON SIRALAMASINA SOKTUK

    Yıldırım, “Biri bana gelip sorsa mutluluk nedir? diye cevabım ülkemize hizmet etmektir. Ülkemize ve milletimize hizmet etmek ibadet mesafesindedir. İbadet aşkıyla yaptığımız hizmetler zaman zaman 24 saatin yetmediği görülmektedir. Sadece şahsım değil içinde bulunduğum hükümetler döneminde de Türkiye’ye çok büyük hizmetler yaptık, adeta çağ atlattık. 16 yılda yaptığımız hizmetlerde vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırdık. Aynı şekilde alt yapı bakımından Türkiye’yi Dünyanın ilk on sıralamasına soktuk. Bu kolay olmadı, bunun arkasında alın teri var, Türk Milletinin duası ve desteği var. Türk Milleti denince, herkes onun içinde Türkü de, Kürdü de, Terkemesi de, Romanı da, Çerkezi de herkes, Azerisi de, ne diyor; Azerbaycan’ın merhum lideri Haydar Aliyev; ‘Biz iki devlet bir milletiz’ geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile birlikte İzmir’de 6,5 milyar dolara mal olan star rafinerisinin açılışını yaptı. Bu yatırımla beraber 5 bin kişi oradan ekmek yiyecek.” diye konuştu.

    BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİRYOLUNUN ÜZERİNDEN 13 SENE GEÇTİ

    Yıldırım, “Demiryolları, havaalanları, limanlar, tüneller, akıl yolları yapılmasaydı Türkiye 3 kat büyüyebilir miydi?, gayrisafi millî hasılat 300 milyar dolarlardan 900 milyar dolarlara çıkar mıydı? Tabi ki çıkmazdı. Aynı zamanda demiryollarına yaptığımız yatırımların serhat şehrimiz Kars için de ayrı bir önemi var. Kars’tan Ermenistan’a oradan da Kafkaslara giden demiryolu kapalı. Dolayısıyla Azerbaycan’a doğrudan demiryolumuz yok. Bu çok büyük eksikliktir. Göreve geldiğimiz ilk gün dediğimiz ‘Azerbaycan ile Kars arasına bir demiryolu yapmamız lazım’ dedik. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolunu yapmak kolay olmadı. 2004 yılında konuşmalarına başladık, 2008’de inşaatına başladık ve 2017’de de açabildik. 750 kilometrelik bir mesafeyi 2004’den 2017’ye kadar 13 sene üzerinden zaman geçmiş. Neden bu kadar uzadı? Bu proje sıradan bir proje değil, bu proje bölgenin stratejisini değiştiren bir proje. Bu proje Orta Asya’dan Kafkaslara kadar giden tarihi ipek yolu, Türkiye’den de Londra’ya kadar demiryolu ağını birleştiren bir koridordur” şeklinde konuştu.

    KARS BÖLGENİN LOJİSTİK ÜSTÜ OLACAK

    Kars’ın Bölgenin Lojistik üstü olacağına dikkat çeken Yıldırım, özetle şunları söyledi:

    “Türkiye asırlardan beri hep ticaretin ve medeniyetin beşiği olmuştur. Bu bölgede sadece Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu hattı yok, Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) var, Kars-Iğdır-Aralık-Dilucuyla Nahcivan’a bağlantı yapılacak olan bir proje var. Bu proje de gündemde olan projelerden bir tanesi. Bu projeyle şartlar olgunlaştığında, uygun hale geldiğinde hayata geçirilecek bir projedir. Kars bütün bu projeleri ele aldığımızda projelerin tamamlanmasıyla bölgenin lojistik üs haline gelmesinde büyük bir yol katetmiştir.”

  • Utandığı için 13 yıl doktora gitmedi, tedavisinin ardından baba oldu

    İzmir’de 13 yıl önce testis kanseri tanısı konan ancak hastalığından utandığı için doktor kontrollerine gitmeyen Bayram Karaboğa’nın, tedavisinin ardından 13 yıl boyunca çektiği evlat hasreti sona erdi.

    Kendisine 2005 yılında testis kanseri tanısı konan Bayram Karaboğa (40), bir müddet tedavi oldu ve iyileştiğini düşünerek bir daha doktora gitmedi. Hastalığından utandığı için kontrollerine gitmeyen genç adam, hep baba olmak istese de hastalığından dolayı bir türlü çocuk sahibi olamadı. 2018 yılında yeniden hastalığı nükseden Bayram Karaboğa, yaşadığı ağrılara dayanamayarak doktora gitti. Kanser hücresinin nüksettiğini öğrenmesiyle ameliyat olmak zorunda kalan genç adam ardından kemoterapi aldı. Tedavilerini hiç aksatmayan Karaboğa, yıllardır özlemini çektiği evlat hasretine de tam 13 yıl sonra kavuştu.

    “Utandım ve doktora gitmedim”

    Yaşadığı süreci anlatan Bayram Karaboğa, “Yıllar önce testislerimde şişkinlik oldu utandım, hastaneye gitmedim. İnsanların utanmamasını tavsiye ediyorum. Çünkü ben geç kaldım ve çok farklı neticeleri oldu. Daha sonra ameliyat oldum ve sonrasında bir buçuk yıl kemoterapi aldım. Kontrollerim vardı ancak kemoterapiden nefret ettiğim için hastaneye 13 yıl boyunca hiç uğramadım. Neticesinde bel ağrısı şikayetiyle doktora gittim ve farklı şeyler çıktı. Atar ve toplardamar üzerinde 5 kitlenin olduğunu söylediler. Ben bunun farkına daha önce hiç varmamıştım. İnsanların bundan çekinmemesi lazım. Eğer ki bir teşhis konulmuşsa mutlaka doktorun tavsiyesine uyarak, devamlı gidip kontrollerini dikkatli şekilde yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Hiçbir yerde hiçbir şekilde çekinmesinler. Çünkü sonrasında ağır bedeller ödenebiliyor. Sağ olsun yine Taner hocamız beni bu illetten kurtardı. Şimdi harfiyen verdiği kontrollere 2 ayda bir gelip uyuyorum” dedi.

    “Tedavimin ardından 13 yıl sonra baba oldum”

    Rahatsızlığından dolayı 13 yıl boyunca evlat hasreti çektiğini dile getiren Karaboğa, “Baba olamıyordum. Ameliyatımdan ve tedaviden sonra baba oldum. Allah herkese nasip etsin. Onu görünce gözüm başka hiçbir şeyi görmüyor. Bambaşka bir duyguymuş, bilemiyorum. Bu duyguyu yaşamak lazım, inanın anlatamıyorum. Hayatta kalmaya devam edeceğim. Mücadele edeceğim, Allahımın vermiş olduğu sağlığı iyi kullanmak için çabalayacağım” ifadelerini kullandı.

    “Ciddi bir risk altındaydı”

    Hastasının 2005 yılında ikinci evre testis kanseri tanısı aldıktan sonra kemoterapi uygulandığını anlatan Taner, “İlginç olan 2005 yılında ameliyat olan bir hastanın ve ‘tedavi oldu’ dediğimiz bir hastanın, yaklaşık 13 yıl sonra hastalığının nüksetmesi. Geç relaps diye tabir ettiğimiz bu grubun hastalığının görülme sıklığı çok çok düşüktür. Tüm testis kanserleri içinde yüzde 1,5-2’dir. Ciddi bir risk altındaydı hem hastalık anlamında hem de cerrahi olarak risk taşıyordu. Hem nadir görülmesi hem de ciddi bir ameliyat olması nedeniyle yapılma sıklığı da az, yapan sayısı da çok az. Hastamızı ameliyat ettik, kitleyi tamamen çıkardık ve ardından hastamızı izlemeye aldık. Yaklaşık 6 aydır da bir sorun yok” dedi.

    “Ürolojik kanserler içinde nadir görülen kanser türü”

    Hastasının tedavisinin ardından uzun yıllar sonra çocuk sahibi olduğuna değinen Prof. Dr. Rauf Taner Divrik, “Testis tümörü hastalarının yaklaşık yüzde 50’si tanı aldığı anda bile infertilite yani kısırlık riskine sahiptir. Bizim hastamız cerrahiden sonra kemoterapi de aldı ve bunun sperm üzerinde geçici de olsa olumsuz etkisi vardır. Yaklaşık yüzde 25 grup da kemoterapi sonrası kısırlık nedeniyle çocuk sahibi olamaz. Bizim hastamız da uzun süre çocuk sahibi olamadı ancak tedaviden sonra çocuğu oldu. Zaten kemoterapinin yapmış olduğu etki geriye dönüşümlü bir etkidir. Hastamız da yüzde 50 geçici olan gruba girmiş ve çocuk sahibi olmuştur” dedi.

    “Ağrı olduğunda mutlaka üroloji uzmanına başvurun”

    Testis kanserinin özellikle ürolojik kanserler içinde çok nadir görülen bir kanser türü olduğunu belirten ve hastalık hakkında bilgi veren Ege Şehir Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Rauf Taner Divrik, şunları söyledi:

    “Testis tümörü iki gruba ayrılıyor. Bir grupta daha erken 15-25 yaş aralığında görülür. Diğeri ise daha çok 35-45-50 yaşlara kadar çıkar. Özellikle genç erkeklerde görülmesi hem toplumda şaşkınlık oluşturur hem de tedavi anlamında önemli bir yer tutar. Daha çok erkeklerde testis ağrısı ya da testiste kitle şeklinde kendini gösterir. Genelde kitleyi çok önemsemezler ama ağrı başladıktan sonra doktora gitme isteği duyarlar. Testisle ilgili hastalar aslında geç tanı alıyor. Bununla ilgili hem bizim Türkiye’de yapmış olduğumuz yayın var ki dünya yayınları da böyledir. Genelde ortalama 2-3 ay hatta 6 aya kadar kitleyle ağrıyla dolaşıp nerdeyse bazıları ileri evreye geldikten sonra doktora başvuruyor. Bunun nedeni belki kapalı bir toplum olmamız, inançlar, kültürel yapımız gibi nedenlerle geç başvuruyorlar. Ama acıkan insan yemek yer, dolayısıyla bu çok doğal bir durumdur ve üstelik de hastalıktır. Bir ağrı olduğunda gidebileceğiniz, yapabileceğiniz en doğru hareket bir üroloji uzmanına başvurmaktır.”

  • Marmara Üniversitesi’nden TBMM Başkanı Yıldırım’a fahri doktora 2

    Marmara Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış Töreni Sultanahmet’te bulunan rektörlük binasında gerçekleşti.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Marmara Üniversitesi’nin Sultanahmet’te bulunan rektörlük binasında düzenlenen 2018-2019 akademik yılı açılış törenine katıldı. Törende Yıldırım’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar ve öğretim görevlileri de yer aldı. Marmara Üniversitesi Senatosu tarafından TBMM Başkanı Yıldırım’a fahri doktora unvanı verildi. Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar açılış konuşmasında, “Aziz Meclis başkanım! Türkiye’nin içinden geçtiği bu süreçte, üniversitelerin üzerine ciddi sorumluluklar düşüyor. Bendeniz bugün üniversitelerimizin geçmişten çok daha üretken hale geleceği, girişimci ve yenilikçi karakterlerin daha çok ön plana çıkacağı inancını taşıyorum” dedi.

    “2010-2018 yılları arasında bilimsel çalışmalara ayırdığı finansal fon yaklaşık 77 milyon TL”

    Rektör Erol Özvar, konuşmasında özellikle bilimsel çalışmalara önem verdiklerini vurgulayarak, “Çok kıymetli meclis başkanım ve değerli konuklar üniversitemizin 2010-2018 yılları arasında bilimsel çalışmalara ayırdığı finansal fon yaklaşık 77 milyon TL’dir. Bu imkan sayesinde durumumuz ilgili tarihler arasında yaklaşık 4 bin 200 projeyi desteklemiştir” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin içinden geçtiği bu süreçte üniversitelerin üzerine çok büyük sorumlulukların düştüğünü söyleyen Prof. Dr. Özvar, “Bugün üniversitelerin geçmişten çok daha verimli hale geleceği, girişimci ve yenilikçi karakterlerinin daha çok ön plana çıkacağı inancını taşıyorum. Kahırdan lütuf doğar. Dünya tarihinde dikkat çekici yenilikler ve buluşlar ham madde, ücret ve diğer üretim maliyetlerinin çok ciddi baskılar gerçekleştirdiği zamanlarda olmuştur. Maliyet enflasyonunun ülke ekonomisine tesir ettiği bu günlerde ülkenin ihtiyaç duyduğu katma değerleri dünya ölçeğinde maliyet ve fiyat avantajı sunan ve ulusal ve uluslararası talebi yüksek ürünlerin üretilmesi için kamu sektörü, özel sektör ve üniversiteler arasında daha yakın ve verimli işbirlikleri geliştirilmek zorundadır”ifadelerini kullandı.

    Marmara Üniversitesinin iki temel hedefinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Özvar, “Üniversitemizin bu dönemde iki temel stratejik hedefi bulunmaktadır. Bunlardan ilki hak ettiği araştırma üniversitesi unvanını almasıdır. Niçin Marmara Üniversitesi olarak ulusal ve uluslararası düzeyde başarı hikayemiz olmasın. Bu hikaye için kurumumuzda bir akademik seferberlik başlatmış bulunmaktayız. İnşallah üniversitemiz kısa zaman içerisinde bu hedefine ulaşacaktır. İkinci hedefimiz ise Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdir ve teveccühü ile üniversitemize tahsis edilen Maltepe’deki yeni yerleşkemize sizlerin, Meclisimizin ve hükumetimizin destekleriyle geçebilmektir” ifadelerini kullandı.

  • Marmara Üniversitesi’nden TBMM Başkanı Yıldırım’a fahri doktora 1

    Marmara Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yılı Açılış törenine katılan TBMM Başkanı Binali Yıldırım’a Üniversite Senatosu tarafından fahri doktora unvanı verildi. Yıldırım yaptığı açılış konuşmasında, “Şu anda da birtakım sıkıntılarımız var. Sakın ola yeise kapılmayın. Bunun daha zorlarından, bu sınavlardan biz başarıyla geçtik. Bunun da üstesinde geleceğiz. Biraz sıkıntı çekeceğiz ama mutlaka feraha çıkacağız. Bundan endişeniz olmasın” dedi.

    TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Marmara Üniversitesi’nin Sultanahmet’te bulunan rektörlük binasında düzenlenen 2018-2019 akademik yılı açılış törenine katıldı. Törende Yıldırım’ın yanı sıra İstanbul Valisi Vasip Şahin, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar ve öğretim görevlileri de yer aldı. Marmara Üniversitesi Senatosu tarafından TBMM Başkanı Yıldırım’a fahri doktora unvanı verildi.

    Törende konuşan TBMM Başkanı Yıldırım, ”Marmara Üniversite’si Türkiye tarihi birikiminin bir özetidir. Sultan Abdülhamid Osmanlının en zor zamanlarında Osmanlının son dönemlerinde tarihe mührünü vuran bir sultandır. En zor zamanlarda en zor işleri başaran bir hükümdardır. Bugün etrafımızda eğitim adına, bayındırlık adına, sağlık adına, kamu binaları adına bir baktığımızda sadece Türkiye’de değil; Türkiye’yi kuşatan 25 ülkede Sultan Abdülhamid’in eserlerini görmemiz mümkün. Değişen dünyada Osmanlı’nın değişimi ıskalamaması için başlattığı o büyük değişim programı için Avrupa’ya gönderdiği Türk gençleri orada değişimi okusun, değişimi anlasın ve Osmanlı 600 yıllık tarihinden sonra yarıştan geri kalmasın istedi. Ancak o gençlerimiz ne yazık ki Sultan Abdülhamid’in sağladığı bu imkanlarla hedefleri gerçekleştirmek yerine o büyük sultanın tahttan indirmek için müstevlilerle iş birliği yapmaktan geri kalmadı” diye konuştu.

    “İstanbul’da faal olan 63 toplamda 69 üniversitemiz var”

    Marmara Üniversitesi’nin bugüne kadar on binlerce gencin ufkuna ışık tutmuş önemli bir üniversite olduğunu belirten TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten Cumhurbaşkanımızda bu üniversiteden mezundur. Gelecek yıllarda da gençlerimizi en iyi şekilde hayata hazırlamaya üniversite devam edecektir. Şüphesiz üniversitelerimiz bizim geleceğimizi inşa edecek, yüz yıllara mührünü vuracak eğitim kuruluşlarımızdır. İşte Marmara Üniversitesi 3 bin kişiden oluşan öğretim kadrosu 70 bin hatta şimdi 85 bin dedi. 85 bin öğrencisiyle birlikte muazzam bir şehir. Üniversite deyince biz iktidara geldiğimizde Türkiye çapında 76 tane üniversite vardı. Bugün 206 tane üniversitemiz var. Üniversite olmayan şehrimiz yok. Hatta bir çok şehrimizde birden çok üniversite var. İstanbul’da faal olan 63 toplamda 69 üniversitemiz var” ifadelerini kullandı.

    “Üniversiteler insana ve hayata dair her şeyle ilgilenmek mecburiyetindedir”

    Teknolojinin önemine vurgu yapan TBMM Başkanı Yıldırım, “Akademik eğitim kalitesini her geçen yıl yükselterek, bugün 16 fakülte 5 yüksek okul 11 enstitü ile faaliyetlerini yürüten bu üniversitemiz ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli beyin gücünü yetiştiren önemli üniversitelerimiz arasındadır. Üniversiteler insana ve hayata dair her şeyle ilgilenmek mecburiyetindedir. Aklı ve nakli kullanarak bilgiyi üretmek yaymak gibi bir görevi vardır. Bilginin kuşaktan kuşağa nakli yetişen nitelikli insanlarımızın hem görevi hemde sorumluluğudur. Eğer Türkiye bugün dünyanın ilk 20 ekonomi arasına girdiyse bu üniversitelerimizin yetiştirdiği nitelikli insanlarımız sayesindedir. Bizim petrolümüz yok, doğal gazımız yok ama hiç tükenmeyen kaynağımız var, insanımız var. Genç insanlarımız var. Bugünlere nasıl geldiysek yarınlara da genç ve dinamik insan kaynağımızla erişeceğiz.

    Tarihin akışına ve gelişimine paralel toplumlar arasındaki rekabet gittikçe kızışıyor. Üretim ve tüketim biçimi giderek değişiyor. Yeni teknolojilerin hayatımıza girmesiyle beraber çok değil 15 yıl içerisinde mevcut mesleklerin bir kısmı tedavülden kalkacak, çalışan nüfusun yüzde 50’si işsiz kalacak. Çünkü bilgi iletişim teknolojilerindeki gelişme artık bizim hayatımızı da yönetir hale geliyor. Robotlar sanal gerçeklik, nanoteknoloji ve akıllı sistemler; bir kaç sene sonra insansız araçları cadde sokaklarında dolaşırken görürseniz şaşmayın. Bunlar artık ticarileşme sürecine girmiş halde. Geleceği ıskalamayacağız. Önüne geçeceğiz. Daha şimdiden biz yok olan mesleklerin yok olan istihdam alanlarının yerine ikame edecek işsiz kalacak bu insanlarımıza yönelik projeler üzerinde kafa yormamız lazım. Üniversiteler bunu yapması lazım. Aksi halde teknoloji bize mutluluk getirmez bizim hayatımızı çekilmez hale getiren bir unsura dönüşebilir. Eskiden toprağa sahip olanlar hayata hükmediyordu. Sonra toprağın yerini sanayi aldı. Artık bilgiye sahip olan bilgiyi üreten bilgiyi kullananların dünyaya hükmettiğini görüyoruz” diye konuştu.

    “Şirketlerde alın terinden ziyade akıl teri vardır”

    Akıl gücünün önemine değinen TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Günümüzün en yüksek ciro yapan en minimum istihdamla dünyanın en yüksek cirosunu yapan şirketlere bir bakın bunların geçmişi yüzyıl değil. Yüz elli yıl değil. Elli yıl bile değil. Topu topu 20 yıllık şirketler. Facebook, Google, Apple, Instagram, Youtube vs. Bütün bunların bugün anlı şanlı 1800’lerden beri iftiharla var olduğunu söyleyen şirketlerin 10 katı 20 katı ciroya ulaştı. Bu şirketlerde alın terinden ziyade akıl teri vardır. Akıl teri ile büyüyen şirketlerdir. Türkiye’de yetişmiş nitelikte insan gücüne daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü emek yoğun üretim yerini yavaş yavaş bilgi üretmeye bırakıyor. İş kolları nitelik değiştiriyor. Her işi yaparım ağabey tipinden bir işi en iyi şekilde yapan insan profiline geçiş sürecini yaşıyoruz. Üniversitelerimizde gençleri yetiştirirken, eğitirken lütfen bu hususlara özen gösterelim.

    Nesnelerin internetini geliştirmek için büyük veri havuzunda yer almak için, üç boyutlu yazıcıları geliştirmek için mobil uygulama, geliştirme bulut teknolojisi gibi bilgiyi işleyip endüstriyel ürün haline getirecek insanlar ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    “Yaşadığımız değişim inanç yapımızdan düşünce biçimimize kadar her şeyi etkiliyor”

    “Yaşadığımız değişim inanç yapımızdan düşünce biçimimize kadar her şeyi etkiliyor” diyen TBMM Başkanı Yıldırım, “Geleneksel aygıtlarla klasik yöntemlerle yaptığımız öğretim artık yeterli değil. Her alanda bir dijitalleşme ve sayısallaşma mevcut. Gençlerin ilgisi de zaten bu alana kaymış durumda. Dolayısıyla iletişim ve etkileşimin dijitalleştiği günümüzde artık teknolojik aygıtların içinde olmadığı bir üretimin rekabet şansı tamamen ortadan kalkmıştır. Sadece üretim şeklini değil, lojistiği, pazarlamayı ve satış süreçlerini de değiştiriyor. Bir şirket internete bir web sayfası açıyor ve 5 senede 100 milyarlarca dolar ciroya ulaşıyor. Mal başka yerde alıcı başka yerde götüren taşıyan lojistikçi başka yerde hiç bir birbirini tanımıyorlar farklı yerde konuşlandırmışlar ama bunların hepsini bilen birisi var. Masanın başında organizasyonu yapıyor ve oradan milyarlarca dolar kazanıyor. Tabii tüketim alışkanlıklarımızda değişiyor. Bu durum market sistemini getiriyor. Yaşadığımız değişim inanç yapımızdan düşünce biçimimize kadar her şeyi etkiliyor. Artık eskiyi bilmek kadar yarını da ön görmek mecburiyetindeyiz. Dünün meselleri ile oyalanmak yerine yarının meselelerini ön görüp çözüm arayışı içerisine girmek mecburiyetindeyiz” diye konuştu.

    “Dünyada zihniyetler değil artık bilgi yarışıyor”

    Üniversitelerinin gençlerin kabiliyetini geliştirmek için fırsatlar sunulan merkezler haline gelmesi gerektiğini söyleyen, TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Üniversitelerimizi farklı ilgi ve algılara sahip gençlerimizin kabiliyetlerini geliştirmek için fırsat sunulan merkezler haline getirmemiz lazım. Üniversitelerde o, bu, şu fikir ya da zihniyet değil bilgi hakim olmalıdır. Çünkü dünyada zihniyetler değil artık bilgi yarışıyor. Düşünce ve ifade hürriyetinin olmadığı bir yerin adı üniversite olamaz. Çünkü üniversite düşünceye ket vurulan yer değil. Düşüncenin evrensel hudutlara taşındığı merkezlerdir. Üniversitelerimize yönetilen en temel eleştiri işe dönük oldukları yönündedir. Bu eleştiriye benimde katıldığım yanlar var. Öğretim üyelerimizi düşünce hayatımızın, kültür dünyamızın her kademesinde daha aktif bir şekilde görmeyi arzu ediyoruz. Eskiden İstanbul adeta eskiden bir kültür ocağı gibiydi. Öğretim üyelerimiz akademisyenler, iş dünyamız sivil toplum kuruluşlarımız kamu kurumlarımız irfan ocaklarını canlandırmak için adete bir seferberlik içine girmemiz gerekiyor. Başlatılacak bu seferberlik her alanda 21 yüzyılın bölgesel ve küresel liderleri arasına ülkemizi sokacaktır” dedi.

    “Siz kendinizi yenileyemezseniz kendini yenileyenlere yenilirsiniz”

    Öğrencilere seslenen TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Değerli öğrenciler, insan hayatı dinamiktir. Zamanı gelince yenilemeyi mutlaka gerçekleştirmelidir. Siz kendinizi yenileyemezseniz kendini yenileyenlere yenilirsiniz. 95 yıl önce Cumhuriyeti ilan ettiğimizde nüfusumuz 13 milyona inmişti. 1 üniversitemiz 307 tane hocamız, 2 bin 914 tane öğrencimiz vardı. Bugün 81 milyonuz 129 devlet olmak üzere 206 tane üniversitemiz var. Öğretim üye sayımız 150 bini aşmış öğrenci sayımız 7.5 milyona ulaşmış Bulgaristan kadar üniversitede okuyan öğrencimiz var. Bu tabloyu uluslararası rekabette çok daha etkin hale getirebiliriz. Daha güçlü hale getirebiliriz. Bugün dünyada ilk üniversite kuranların Müslümanlar olduğunu belkide bir çoğu bilmiyor. 1800’lü yıllarda Fas Kahrevan Üniversitesi dünyanın ilk üniversitesidir. Tıp, felsefe astronomi matematik bilimlerine sayısız hizmetlerde bulunan bilim adamları bizim ecdadımızdır. Bunlarla övünüyoruz. Azimde çözüm vardır. Azmederseniz mutlaka başarırsınız. Kafaya koydunuz bir şey yapmaya. Allah takdir ettiyse başka bir engel yoksa mutlaka sonuç alırsınız. Çevre küresel ısınma iklim değişikliği işsizlik, yoksulluk, savaş, terör gibi sorunlarla uğraşmamız da ancak bilgiyle güçlenmekle mümkün” diye konuştu.

    “Bu yıl sonuna kadar devlette artık ıslak kağıt kalkıyor e-imza ile elektronik ortamda yapılacak”

    Yıl sonuna kadar devlette ıslak kağıdın kalkıp e-imza ile elektronik ortamda yapılacağını belirten TBMM Başkanı Yıldırım, “Millet olarak 2023, 2053, 73, 75 hedef ve vizyonlarımız var. Bunlara başka türlü ulaşma şansımız yok. Genç nüfusumuzu meraklı, araştırmacı hale getirip beyin gücümüzü mutlaka harekete geçirmeliyiz. Küresel terör baronlarının hedefi gençlerimizdir bunu bilelim. Gençlerimiz bizim geleceğimiz. Türkiye’nin düşmanları bunu bildikleri için genç nüfusumuz için terör örgütleri büyük oyun oynamaya çalışıyorlar. Ancak son 2 yılda terörle yaptığımız mücadelede umutları kırıldı. Bir yılda 600 civarında dağa genç çıkara bilirken, bir iki tane bile çıkaramıyorlar. Bu güzel bir gelişme. Bu burada kalmamaları bunun sosyal politikaları, bayındırlık politikaları, eğitim politikaları geleceğe hazırlama projeleri ile de desteklenmeleri lazım. Bir ömür boyu güvenlik esaslı terör mücadelesi olmaz. Esas olan özgürlükler güvenliğe heba edilmemelidir. Şimdi güvenlik yüzde yüz Türkiye’nin her köşesinde devletindir. Bunda hiç tereddüt yok. Bundan sonra yapılması gereken, insanların gelecek umudunun yeşertilmesi için saha çalışmasını, alt yapı çalışmasını, üst yapı çalışmasını geliştirmek mecburiyetindeyiz. Gidin Şırnak’a, Hakkari’ye, Mardin’e İstanbul’dan farkı yok. Havaalanıyla yollarıyla her şeyi var. İletişimi ile belki internet orada daha hızlı çünkü trafik daha az. Bu yıl sonuna kadar devlette bütün işler artık ıslak kağıt kalkıyor e-imza ile elektronik ortamda yapılacak” dedi.

    “Bize saldırılmadıkça saldırmamayı yüzlerce yıldır milli bir ilke olarak benimsemiş milletiz”

    TBMM Başkanı Yıldırım, “Rusya ile İran’la yaptığımız İdlib’deki çatışmazlık bölgeleri bir çok masum insanın hayatının yok olmasına engel olmuştur. Bizim inancımızda insanı yaşat ki devlet yaşasın. Bize saldırılmadıkça kimseye saldırmamayı yüzlerce yıldır milli bir ilke olarak benimsemiş milletiz. Dünyanın 10’uncu büyük ekonomisine ulaştığımızda iktisadi, sosyal dinamikleri daha iyi işleyen daha müreffeh bir Türkiye’yi elbette göreceğiz” ifadelerini kullandı.

    TBMM Başkanı Yıldırım sözlerine şöyle devam etti:

    “2 yıl Başbakanlık yaptım başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Darbeler, anayasa değişikliği, referandum, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, ekonomik krizler, sıkıntılar… Elhamdülillah milletimizin desteğiyle duasıyla hepsinin üstesinden geldik. Sağ salim yolumuza devam ediyoruz. Şu anda da birtakım sıkıntılarımız var. Sakın ola yeise kapılmayın. Bunun daha zorlarından, bu sınavlardan başarıyla geçtik. Bunun da üstesinde geleceğiz. Biraz sıkıntı çekeceğiz ama mutlaka feraha çıkacağız. Bundan endişeniz olmasın. Çünkü Türkiye’nin bu sıkıntıları aşacak imkanı da var kabiliyetleri de var. Türkiye’nin varlıkları, yükümlülüklerinin iki katını karşılayacak kadar hazır. Burada yaşanan sıkıntı konjonktüreldir. Bunları hepsini hükümetimiz aldığı tedbirlerle aşacak ve inşallah ’Durmak yok yola devam.’ diyerek işimize bakacağız.”