Etiket: Doğuş’u

  • Bakan Akar: “Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var. Bu konuda yoğun bir şekilde çalışmaktayız” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Akar, Katar Milli Günü törenlerine katılmak üzere gittiği Doha’da Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığında inceleme ve denetlemelerde bulundu. Kışlada törenle karşılanan Akar, personele de hitap etti. Dost ve kardeş olarak nitelendirdiği Katar’ın birlik, beraberlik, barış ve istikrarına önemli katkılar sağlandığını belirten Akar, bu çalışmaları Katarlı kardeşleriyle birlikte geliştirerek devam ettireceklerini söyledi. Türkiye’nin etrafında çok ciddi sorunların olduğunu, bunları yakından takip ettiklerini vurgulayan Bakan Akar, “Ülkemizin birliği, bütünlüğü, egemenliği, bağımsızlığı, huzuru, barışı, istikrarı için yapılması gereken ne varsa onları dün yaptık, bugün de aynı şekilde yapmaya devam ediyoruz. Gelecekte de bunu sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Ülkemizi, milletimizi bu terör belasından kurtaracağız”

    Akar, Milli Savunma Bakanlığının yeni yapısı altında TSK’nın bir bütün olarak bundan önce olduğu gibi Anayasa çerçevesinde, yasalar doğrultusunda milletinin emrinde, görevinin başında olduğunu belirtti. Uzun yıllardan beri ülkenin başına musallat olan terör belasını bitirmek için her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini kaydeden Bakan Akar, “İnşallah yakın bir zamanda ülkemizi, milletimizi bu terör belasından kurtaracağız. Bu konuda azimli, kararlıyız, elimizden gelen gayret neyse bunu yapacağız” dedi.

    “Önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var”

    Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarının başarıyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Akar, İdlib’te barış ve huzurun sağlanması için TSK’nın teşkil edilen 12 gözlem noktasında barış ve huzurun gözlemcisi olduğunu ve şu anda da bu görevini sürdürdüğünü söyledi. Akar, tüm bu faaliyetlerin insan haklarına, uluslararası hukuka, milli, manevi ve mesleki değerlere saygılı şekilde, masum insanlar ve çevreye zarar vermeden yerine getirildiğini belirterek şunları kaydetti:

    “Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları bu konuda hiçbir ülkenin göstermediği dikkati, hem faaliyetlerin planlanmasında hem de icrasında göstermiştir. Şimdi önümüzde Münbiç ve Fırat’ın doğusu var. Bu konuda da yoğun bir şekilde çalışmaktayız. Olayları yakinen takip etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin harekatla, istihbaratla görevli birimleri, kuruluşları elinden gelen her türlü gayreti gösteriyorlar, vazifelerini en iyi şekilde yerine getirmek için çalışmalarını gece-gündüz sürdürüyorlar. Şu anda Münbiç’te, Fırat’ın doğusunda bazı çukurların, tünellerin kazıldığı söyleniyor. İster çukur ister tünel kazsınlar, isterse yerin dibine girsinler yeri ve zamanı geldiğinde bunlar kazdıkları çukurlara gömülecekler. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

    Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü PKK varlığına da dikkati çeken Akar, “Bununla ilgili olarak hem Sincar hem de Karacak Dağı bölgelerine hava harekatı icra edildi. Orada hiçbir şekilde sivillere zarar verilmemesi konusu yine gündemdeydi ve bununla ilgili her türlü tedbir alındı ve çok şükür herhangi bir sivile, masum insana zarar vermeden orada teröristlerin etkisiz hale getirilmesi sağlandı” şeklinde konuştu.

    “Sincar asla ikinci bir Kandil olmayacak”

    Akar, Irak’ın kuzeyindeki teröristlerin varlığını her zaman takip ettiklerini vurgulayarak, “Bunların sona ermesi için elimizden gelen gayreti gösterdiğimizi ve göstereceğimizi, bu konuda Irak Devleti’nin, Irak Silahlı Kuvvetlerinin de bizlerle işbirliği yapmasının önemli olduğunu her fırsatta muhataplarımıza aktardık, aktarmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan da herkesin bilmesi gereken diğer bir husus, Sincar asla ikinci bir Kandil olmayacak. Bu konuda elimizden gelen neyse bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Buna asla müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Akar, sadece yurt içinde ve sınırlarda değil, Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’ta da uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan hakların korunması ve kollanması için çalışmaların devam ettiğini söyledi. “Burada ülkemizin ve milletimizin haklarından taviz vermemiz asla söz konusu değildir, olamaz” diyen Akar, iyi komşuluk ilişkilerinden, barıştan, dostluktan ve işbirliğinden yana olduklarını ifade ederek şunları kaydetti:

    “Ancak bunun yanı sıra Ege’de, Akdeniz’de, KKTC’nin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve milletimizin hakkından zerre kadar dahi geri adım atmamız söz konusu değildir. Ülkemizin ve milletimizin haklarının korunması için elimizden gelen her türlü tedbiri aldık, almaya devam edeceğiz. Hiçbir oldubittiye müsaade etmeyiz, etmeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, KKTC’nin ‘evet’ demediği, içinde olmadığı hiçbir çözümün de yaşama şansının olmadığını herkese ilan ettik, söylemeye devam ediyoruz.”

    Konuşmasının ardından birlikte görevli personelle tek tek sohbet eden Akar, daha sonra birlik komutanından yapılan faaliyetlere ilişkin brifing aldı. Bakan Akar’a ziyareti sırasında Türkiye’nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer de eşlik etti.

  • Hulusi Akar: “Münbiç’ten sonra Fırat’ın doğusu temizlenecek”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Münbiç’ten sonra Fırat’ın doğusu temizlenecek” dedi.

    Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) Mühimmat Fabrikası Eğitim Salonunda düzenlenen TOBB Savunma Sanayi Meclisi Toplantısı’nda konuşan Hulusi Akar, “Münbiç’ten sonra Fırat’ın doğusu temizlenmesi söz konusu olacak. Minbiç’ten sonraki çalıma alanımızda, Münbiç’in doğusu olacak” dedi.

    Akar, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Bunlar burada devam ederken Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ın Kuzeyinde ve doğuda ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tüm faaliyetlerimiz devam ediyor. 462 bin kilometre yaklaşık bizim deniz alanımız var, deniz ülkemiz var. Mavi vatan dediğimiz, orada da mücadelemiz devam ediyor. Ege’de, Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ta hangisi olursa olsun biz burada son derece açık ve net şekilde anlaşmalara dayalı uluslararası teamüllere, hakkaniyete uygun ne kadar hakkımız varsa, ne kadar hukukumuz varsa, bunlardan vazgeçmemiz mümkün değil. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkını hukukunu korumakla kararlı olduğumuzu, burada herhangi bir şekilde ödün vermemizin söz konusu olmadığını, çok açık ve seçik her türlü vasıtayla muhataplarımıza bildirdik, bildirmeye devam ediyoruz. Bu konu da da her türlü tedbiri aldık bundan sonra da almaya devam ediyoruz”.

  • Aydın’ın doğusu yağışa teslim oldu

    Aydın’da öğleden sonra aniden bastıran sağanak yağış, Nazilli Sultanhisar ve köşk ilçesinde etkili oldu.

    Özellikle Köşk’ün Başçayır Mahallesi ve üzerindeki yerleşim birimlerinde ve yaylalarda etkili olan sağanak yağış nedeniyle bazı bölgelerde yollar kapandı. Başçayır Hocalar mevkiinin üst kısmı ile Gökgiriş Mahallesi yakınlarında yolda meydana gelen göçmeler nediyle ulaşımın kapandığı öğrenildi.

    Özellikle köylerdeki kargir evlerin çatıların su aldığı belirtildi. Çatma yaylası ve ovacık yakınlarında yağmurla birlikte dolunun etkili olduğu ve kestanelerin zarar gördüğü belirtildi. Yağışlar nedeniyle yollar dereye dönerken Sultanhisar da dereler taştı.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusu PKK tarafından işgal edilecekti”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusunun PKK tarafından işgal edileceğini belirterek, MHP’nin basiretiyle bu kalkışmanın önlendiğini söyledi.

    AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından Kastamonu Belediyesi Nikah ve Konferans Salonunda düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Başkanlık Sistemini anlatarak, 16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referanduma ‘evet’ denilmesini istedi.

    Şimşek, yeni bir hükümet sistemi inşa ettiklerini belirterek, “Bazılarının iddia ettiği gibi bu rejim değişikliği değildir. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve hukuk sistemidir. Bu, yaklaşık 100 yıl önce karar verilmiş, asla değişmeyecek, zaten bizimde güçlü bir şekilde destek verdiğimiz, yaşattığımız temel ilkelerdir bunlar. Cumhuriyet kurulalı 65 tane hükümet gelmiş, normalde 5 yıldan 20 tane bile hükümetin gelmemesi gerekiyordu. Fakat biz, 65 hükümettin bahsediyoruz. Dolayısıyla bu yeni sistemde iki seçim arasında 5 yıl kesintisiz icraat olacaktır. Kim seçilirse seçilsin ekibini kuracak, 5 yıl ülkeye güçlü bir şekilde hizmet edecektir. Seçimlerden mutlaka tek başına bir iktidar çıkacaktır. Siyasi istikrar böylece kalıcı hale gelecektir. Uzlaşma kültürü gelişecektir, çünkü toplumda en az yüzde 50’sinin desteğini alması gerecek yeni Cumhurbaşkanının. Dolayısıyla güçlü bir millet desteği olacaktır. Millet desteğiyle 5 yıllık hizmet etme fırsatı bulacak. Hükümet kurulamama gibi bir sorun olmayacak. 70’lı yıllarda, 90’lı yıllarda olduğu gibi, o dönemleri hatırlarsınız. Seçimler yapıldıktan sonrada aylarca hükümet kurma görüşmeleri devam etti. 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen seçimlerde halkımız bize tek başına hükümet kurma görevi vermedi. Geçici hükümetle 1 Kasım seçimlerine kadar ülke idare edildi. Gerçi biz, burada bir hükümet boşluğu oluşturmadık. Olmaması için gerekeni yaptık ama bu, önümüzdeki yıllarda bu sorunun tekrardan yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu sistem ile millet, güvenoyunu seçimlerle birlikte hükümete vermiş olacak. Dolayısıyla seçimlerden hemen bir gün sonra hükümet iş başında olacak. 5 yıllık bir süreyle Cumhurbaşkanı, kendi ekibini, bakanlar kurulunu oluşturmuş olacak ve üst düzey bürokrasiyi oluşturmuş olacak ve güçlü bir şekilde millete hizmet edecektir” dedi.

    Yeni sistemde cumhurbaşkanlarının en fazla iki dönem seçilebileceğini söyleyen Şimşek, “Dolayısıyla bazılarının iddia ettiği gibi bu sistem değişikliğiyle birlikte kimseye kalıcı bir koltuk, kalıcı bir makam, mevki söz konusu olmayacak. Nihayetinde de millet karar verecek. Millet ilk dönemden sonra yapılan icraatlardan memnun kalırsa belki iki dönem tekrar şans verecek, belki de tanımayacak” diye konuştu.

    Devletin gerçek sahibinin her zaman millet olduğunu vurgulayan Şimşek, “İlk defa milli irade ben icraya hem yasamaya dolaylı olarak ta yargıya çok güçlü şekilde yansıyacaktır. Dolayısıyla millet belirleyici olacaktır. Meclis eski fonksiyonlarını en güçlü bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

    Yeni sistemle birlikte denetimde zerre kadar zayıflamanın olmayacağını ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:

    “Güvenoyunu millet vereceği için gensoru önergeleri olmayacak ama onun dışında, meclis çıkaracağı kanunlarla hükümetin sınırlarını belirleyecek ve yön verecektir. Yetmeyecek, araştırma, inceleme ve yazılı soru önergeleriyle denetim yapacaktır. Hatta soruşturma mekanizmasıyla denetim daha da güçlenecektir. Bugün Cumhurbaşkanı yetkileri çok güçlü, 1980 ihtilalından sonra aslında Cumhurbaşkanına çok güçlü yetkiler verilmiş. Ama bir sorumluluğu yok, hesap verme zorunda değil. Yeni sistem aslında meclisi güçlendirecek. Milletvekilleri, ihtiyaçlarını karşılayacak yasaları kendileri teklif edecektir”

    Yeni sistemde iki başlılık olmayacağını belirten Şimşek, “Biz, mevcut sistemde bir sıkıntı olmadığını zannediyoruz. Bu mevcut sistem krizlere gebe bir sistemdir. Bugün halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı ve meclisten çıkmış bir hükümet var. Aynı partiden veya gelenekten geldiği için sıkıntılar en az düzeyde yaşanıyor. Bu mevcut sistemle biz devam edersek Türkiye, önümüzdeki dönemlerde ciddi krizler yaşayabilir. Bir taraftan halkın desteğiyle yüzde 50’den fazla oy almış Cumhurbaşkanı olacak, belki farklı partilerden farklı siyasi eğilimlerden bir hükümet gelecek başa. Peki, anlaşamazlarsa ne olacak. İşler tıkanacak. Bu mevcut sistemi günümüz itibariyle değerlendirmeyin. Biz, zaten bu anayasa değişikliğini bugünün sorunlarını gözü alarak yapmadık. Bu anayasa değişikliği önümüzdeki 10 yıllarda 100 yıllarda Türkiye’nin önünü açmaya yönelik bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

    Hem cumhurbaşkanını hem meclisi hem de hükümeti milletin doğrudan doğruya seçeceğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

    “Biz, milletimize güveniyoruz. Millet karar verecektir. Dolayısıyla çok açık ve net olarak söylüyorum bazılarının iddia ettiği gibi yeni sistemde meclis zayıflamayacak, parlamento zayıflamayacak tam aksine çok daha güçlü olacaktır.”

    Türkiye’nin, terörle mücadelede çok daha güçlü bir şekilde çok daha etkin bir şekilde mücadele edeceğine dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti:

    “Yani terörle mücadele aslında yeni sistem ile bir anlamda güç katacaktır. Bölümü terör örgütü Suriye’de yaşanan devlet boşluğundan yararlanarak daha çok eğitim ve silaha erişip daha çok eleman devşirme yoluyla hatırlarsanız tam 7 Haziran seçimlerinden sonra kurulamayan hükümet nedeniyle hatta muhalefet anlaşsaydı ki MHP’nin basireti sayesinde bu emelleri gerçekleşmedi. Güçlü bir koalisyon hükümet kurulmuş olsaydı terör örgütü buna hazırlık yapmıştı. Nusaybin gibi, Cizre gibi, Diyarbakır’ın bazı mahalleleri gibi neredeyse şehirlerin bir kısmını işgale kalkışacaktı”

    “Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır” diyen Şimşek, şunları söyledi:

    “Bu yeni sistem ile birlikte inanıyorum ki insanlarımız özgürlüklerini çok daha iyi bir şekilde yaşayacaklar ve özgürlük ve güvenlikleri daha sağlam bir şekilde güvenliğe kavuşmuş olacak. Teröre karşı etkin çok daha güçlü ve etkin kararlarla yeni sistem sayesinde alınacak. Bu sistem sayesinde terörlü daha etkin mücadele edebileceğiz. Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır. Çünkü birlik ve uzlaşma kültürü içerisinde olmamız gerekecek. Kutuplaşma olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı milletin yüzde 50’sinden fazlasının oyuyla başa gelecek. Bu daha fazla uzlaşma ve daha fazla kucaklaşmayı gerektirecektir. Hükümet ile meclisin yeni sistem sayesinde uyumu çok daha güçlenecektir. Çünkü birlikte çalışma kültürü daha da çok gelişecektir. Diyelim ki meclis işleri tıkadı. Diyelim ki vatandaşın istediği kanunları çıkartmıyor. Cumhurbaşkanı veya meclis seçime gidebilecektir. Ama ikisinden birisi seçime gitme kararı alırsa hem cumhurbaşkanı seçimi hem de meclis seçimi aynı gün aynı saatte yapılacak. Bu nedenle her iki tarafta uzlaşma yolunu seçecektir. Vesayet rejimine, vesayet sistemine külliyen son veriyoruz. Millet kararı verecek. Söz milletin olacak. Millet meclisi seçecek, niye korkuyorsunuz milletten, millet hükümeti seçecek, Cumhurbaşkanını seçecek.”

    Yeni sistemin en büyük faydasının yargının bağımsız ve tarafsız olması olduğunu söyleyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, şöyle devam etti:

    “Biz, 2010 referandum seçimlerinde yargı mensupları kendi aralarında oy vererek kısmen HSYK’yı biçimlerdir dedik. Ama FETÖ ihanet şebekesi HSYK’yı ele geçirdi. Ondan sonra Türkiye’nin başına gelmedik felaket kalmadı. Şimdi yeni dönemde millet yargıda da iradesini ortaya koyacak. TBMM, 13 üyeden oluşan HSYK’nın 7 üyesini atayacak, meclisi de millet belirleyecek. Meclis seçecek. Geriye kalan 6 üyeden 4 tanesini Cumhurbaşkanı atayacak, kalan 2’sini ise Adalet Bakanı ile Müsteşar seçecek. Dolayısıyla yargı, aslında burada yeni sistem ile birlikte sadece bağımsız olmayacak birde tarafsız olacak”

    Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Güçlü bir Türkiye için yönetimde istikrar için bu yeni hükümet sistemi olmazsa olmazımızdır. Bu Cumhuriyet tarihinde yapılmış en önemli reformlardan bir tanesidir. Bu sistemin diğer güçlü ülkelerdeki sistemden farkı yoktur. Bugün ABD’de de, Rusya’da da, Fransa’da da başkanlık sistemi var ve tıkır tıkır işliyor.”

    Konuşmasının ardından Şimşek, Kastamonu Valiliğine giderek Vali Vekili Ünal Kılıçarslan’ı makamında ziyaret etti. Vali Vekili Kılıçarslan’dan yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgiler alan Şimşek, daha sonra Kastamonu Belediyesine geçti. Kastamonu Belediye Başkanlığı önünde kendisini bekleyenlerle selamlaşan Şimşek, Belediye Başkan Vekili Eşref Can ile görüştü. Belediyenin çalışmaları hakkında bilgiler alan Şimşek, son olarak AK Parti Kastamonu İl Başkanlığına geçerek İl Başkanı Av. Halil Uluay ile bir araya geldi. Burada partililerle bir süre sohbet eden Şimşek, karayoluyla Kastamonu’dan ayrıldı.

  • (Özel Haber) Musul’un doğusu bombardıman ve saldırı altında

    Irak’ın Musul kentinin doğusuna yönelik DEAŞ saldırılarının yanı sıra koalisyon uçaklarının Irak ordusunun bombardımanı sürüyor. Masum sivillerin hayatını kaybetmesine neden olan bombardımanlar nedeniyle bölgede kalan halk yaşam mücadelesi vermeye çalışıyor.

    Musul’un terör örgütü DEAŞ’tan temizlenmesi amacıyla başlatılan Musul operasyonu devam ederken, DEAŞ’ın Musul’un doğusuna yönelik saldırıları da sürüyor. Koalisyon ve Irak ordusunun, Musul’un doğusuna yönelik gerçekleştirdiği bombardıman da kentte yıkıma neden oluyor. Kentte bulunan evler, camiler, yerle bir olurken sokaklarda binaların enkazlarıyla doluyor. Her gün masum sivillerin de hayatını kaybettiği saldırılarda, bölgede kalan halk da korku içinde yaşam mücadelesi veriyor. Yapılan bombardıman nedeniyle evlerin zarar gördüğünü kaydeden bir vatandaş “Keskin nişancılar komşumu öldürdü. Birisini kolundan birisini karnından vurdu. Çok zarar gördük” dedi.

    Diğer bir vatandaş alt yapının çok zarar gördüğünü dile getirerek, “Saldırılarda arabam da yandı. Evler de çok kötü durumda, çok zarar gördü. Sokaklar da çok zarar gördü. Çocuklar sokağa çıkamıyorlar. Her yerde cam kırıkları enkaz var. Bombardımanlardan çıkan dumanlar nedeniyle hastalıklar da arttı” ifadelerini kullandı.

    Yıkım ve enkazın her yerde olduğunu belirten bir vatandaş, “Havan atışlarından hareket edemiyoruz. Atışlar 24 saat durmuyor, sabaha kadar uyuyamadık seslerinden. Bombalar düştüğü zaman nereye saklanacağımızı bilmiyoruz, üzerimize cam mı düşecek taşların altında mı kalacağız bilmiyoruz. Sanki anlaşmışlar uçaklarla havan atışı aynı anda gerçekleşiyor” açıklamasını yaptı.