Etiket: Doğurganlığı

  • Kadınlarda doğurganlığı değerlendirme aşamaları

    Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Yard.Doç.Dr.Deniz Gökalp Kaya, kadınlarda doğurganlığı değerlendirme aşamaları hakkında yaptığı bilgilendirmede infertilite hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    Liv Hospital Tüp Bebek Merkezi Bölüm Başkanı Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Yard. Doç. Dr. Deniz Gökalp Kaya, en az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesine infertilite yani kısırlık denildiğini belirterek, “İnfertilite çoğu toplumda önemli bir sorundur. Dünya genelinde çiftlerin yaklaşık yüzde 15’i infertilite nedeni yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır” dedi.

    İnfertilite şikayeti ile başvuran hastalara yönelik inceleme yapılırken infertilite nedenleri yüzde 50-50 erkek ve kadın faktörleri arasında paylaşıldığı için hem erkek hem kadın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Yard. Doç. Dr. Deniz Gökalp Kaya, şunları söyledi; “İnceleme her tıbbi prosedür için başlangıcı oluşturan detaylı anamnez ile başlar. Çifte yönelik; infertilite süresi, önceki tedavileri, adet düzeni, geçirilen cerrahi işlemler gibi sorular sorularak neden araştırılır.

    Kadına yönelik değerlendirme Anamnez sonrası hasta muayene muayene edilir. Hastanın vücut-kütle indeksi hesaplanır. Genel muayene sonrası jinekolojik muayeneye geçilir. Muayene sonrası ultrasonografi yapılarak, rahim ve yumurtalıklar değerlendirilir.

    Yumurtalık rezervini değerlendirmek için: USG ile antral folikül sayısı FSH(folikül stimülan hormon) düzeyi AMH (anti-mülleryan hormon) düzeyi Veya dinamik testler yapılabilir.ayrıca ovulasyonun (yumurtlama) olup olmadığı bazı testler veya ultrasonografi takibi ile belirlenir. Bunların dışında rahim içi ve tüpleri değerlendirmek için HSG (histerosalpingografi) yapılabilir. Elde edilen bulgulara göre veya gerekli durumlarda tanısal/operatif laparoskopi veya tanısal/operatif histeroskopi olarak adlandırılan ve anatomik yapının değerlendirilmesinde altın standart testler olarak uygulanan bu yöntemler uygulanabilir. Ayrıca tüp bebek tedavisi için sağlık bakanlığınca da zorunlu kılınan serolojik ve hematolojik testler ile yumurtlama problemine yol açabilecek hormonal durumu değerlendirmek için gerekli testler yapılır.”

  • Kahvaltı Yapmak Doğurganlığı Arttırıyor

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, her gün düzenli olarak kahvaltı yapmanın doğurganlığı arttıracağını ve kısırlık gibi bir problemi azaltmada önemli rol oynadığını söyledi.

    Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kahvaltının doğurganlığa etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çoksüer, kahvaltının anne olmak isteyenler için kesinlikle atlanmaması gereken bir öğün olduğunu belirterek, “Güne sağlıklı başlamak 8-12 saatlik açlık sonrası vücuda ihtiyacı olan enerjiyi vermek kahvaltının en önemli amacıdır ve yumurta ve peynir kahvaltı için doğurganlığı arttıran gıdalardır. Güne dengeli bir kahvaltıyla başlamak için protein, lif, vitamin ve mineral açısından zengin ve az yağlı yiyecekleri tercih etmemiz gerekiyor. Düşük kalori değeri ve zengin besin içeriğiyle tam tahıllar en doğru kahvaltı tercihleridir. Bu da anne olayı kolaylaştıran beslenme biçimidir” dedi

    “CANLI DOĞUM ORANINI ARTTIRIYOR”

    Yapılan bilimsel araştırmalarda kahvaltıyı atlamanın bir sonraki öğünde daha fazla yemek yenmesine yol açtığını anlatan Doç. Dr. Çoksüer, şunları kaydetti:

    “Bu da açlık hissini yok etmek için kalorisi yüksek yiyeceklere yönelmeye sebep olacaktır. Harvard Üniversitesi’nin 35 yaş üstü kadınlar arasında yaptığı araştırmada, yeterli miktarda süt ve süt ürünleri tüketenlerin canlı doğum oranları daha yüksek bulundu. Yumurta protein açısından zengindir ve D vitamini ve kolin gibi faydalı besinleri içerir. Çoğu kadın yumurta yememeyi ya da kolesterolden sakınmak için sadece beyazını yemeyi tercih etse de bu yanlış bir tutumdur çünkü tüm besin değeri sarısında bulunur. A vitamini üreme için gereklidir. Onun için çocuk sahibi olmak isteyen anne adayları kahvaltıda yumurta tüketmelidir. Vitamin D sperm kalitesi ve yumurta kalitesini etkileyen bir faktördür. Vitamin D birim alandaki sperm sayısı, hareketi ve morfolojisini etkilemektedir. Embriyonun rahim duvarına implantasyonu yani yapışması ve yerel olumsuz bağışıklıkla ilgili reaksiyonlar üzerine çok olumlu etkisi vardır. Özellikle obez kadınlarda, insülin rezistansı olan kadınlarda, düşük yumurta rezervli kadınlarda, sperm kalitesi ve sayısı düşük olan erkeklerde Vitamin D içeren yumurta tüketilmesi önemlidir. Peynirde, yağda çözünen vitaminlerden A-D-E-K vitaminleri bulunmaktadır. Konsantrasyonları peynirin yağ miktarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Protein ve kalsiyum açısından zengindir. İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır. Bu vitaminlerde çocuk sahibi olmak isteyen anne adayları için önemli besin kaynağıdır.”

    “KİLO KONTROLÜ DAHA KOLAY YAPILABİLİYOR”

    Kahvaltı yapmayan kişilerin vitamin eksikliği olması nedeniyle doğurganlık ihtimali azaldığını anlatan Çoksüer, “Bu yüzden çocuk yapmayı düşünenler veya isteyip de bir türlü çocuk sahibi olamayan anne adayları mutlaka her sabah düzenli olarak, ihmal etmeden kahvaltılarını yapsınlar. Kahvaltı sağlıklı yeme alışkanlıklarını geliştirir ve kilo kontrolü daha kolay yapabilir. Onun için doğurganlığın artması için sağlıklı ve düzenli bir şekilde kahvaltı yapılmalıdır” diye konuştu.

  • Doğurganlığı Koruyan Yöntem; Yumurta Dondurma

    Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, doğurganlığı koruyan yöntem yumurta dondurma hakkında bilgilendirdi.

    1986 yılında ilk dondurulan yumurta ile elde edilen gebelik sonrası, yumurta dondurma işlemi tüm dünyanın ilgisini çektiğini, geçen süre boyunca bir hayli yol kat edildiğini anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Gelişmiş ülkelerde kadınların gerek kariyer planları, gerek evlilik yaşlarının eğitim nedeniyle gecikmesinden dolayı geciken annelik yaşı nedeniyle , ilerleyen teknolojik gelişmelerle birlikte tüp bebek uygulamalarının en ilgi çekici alanını almıştır, ülkemizde ise bununla ilgili ciddi yasal sıkıntıların bulunması nihayet 2014 yılının sonlarında bir nebze olsun aşılmıştır, yine de mevcut yönetmelikle birlikte hala tam anlamıyla bir özgürlük sağlanmamış olsa da Bakanlıkça atılan adımın yadsınmayacak büyüklükte olduğu aşikardır” dedi.

    “Yumurta (oosit) dondurma işlemi kadının yumurtalıklarından toplanan olgun yumurtaların ileriki yıllarda çoçuk sahibi olunabilmesi için çok özel dondurma yöntemleriyle dondurulup saklanmasıdır” diyen Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Önce ki yıllarda kullanılan slow freezing uygulamasının yerini vitrifikasyon alması ile birlikte daha güvenilir ve özgür bir şekilde saklama şansı verdi. Öncelikle, yumurtaların kadınların hormonal ilaçlar ile uyarılmış yumurtalıklarından vajinal ulrasonografi ve OPU (oocyte pick up= egg retrieval =yumurta toplama ) iğnesi yardımıyla toplanması gerekmektedir. Toplanan yumurtalar özel hazırlanmış solüsyonlar ile belirlenmiş süreler boyunca muamele edilir ve hastaya özel olarak hazırlanmış taşıyıçılarda -196oC derecede ki sıvı azotu içeren tanklarda uzun süre muhafaza edilir” diye konuştu.

    Yumurtalar 2010 yılında dünyada son 3-4 yıldır da ülkemizde yaygınlaşan vitrifikasyon denilen pratik olmasına rağmen ciddi tecrübe ve dikkat isteyen dondurma yöntemiyle başarılı şekilde dondurulduğunu anlatan Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Vitrifikasyon işlemi çok hızlı dondurma prensibine dayanmaktadır ve amaçı dondurma sırasında yumurtalara ciddi zararlar verebilen buz kristallerinin oluşmasını engellemektir.

    Vitrifikasyon ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına yüzde 90-100 canlılık oranları elde edilmektedir. Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikroenjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik oranlarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir.

    Yumurta dondurma işlemi Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğinde belirtilen tıbbi zorunluluk hallerinde vitrifikasyon yöntemiyle başarılı şekilde dondurulup saklanmakta, istenildiği zaman başarılı şekilde çözülüp Tüp Bebek tedavinizde kullanılmaktadır. Dondurma işlemi için yasayla belirlenmiş tıbbi zorunluluklar aşağıda belirtilmektedir” şeklinde konuştu.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ KİMLERE UYGULANIR?

    Yumurta dondurma işleminin kanser tedavisinden önce kadınlara uygulandığını ifade eden Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, “Bu özellikle kanser tedavileri sırasında uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamaların yumurtalıkları tahrip etmesi gibi etkenlerde tercih edilmektedir. Yumurtalar kadınlara bu tür tedaviler uygulanmadan önce alınır ve dondurulur. Bu uygulama tedaviden sonra, dondurulmuş yumurtaların tekrar kadına nakledilmesiyle gebelik şansını arttırmaktadır. Bu tür tedaviler sonrasında gebe kalabilmek için, sadece yumurta dondurma uygulamasının yapılması fayda sağlar. Bu sayede kadının her yaşta ve her zaman doğurganlığını koruyabilmesi sağlanabilir.

    Ailede kalıtsal olarak erken menopoz varsa, yani genç yaşlarda doğurganlık özelliğini kaybetme riski olan kadınlara bu yöntem uygulanabilir. Yumurtaların dondurulması sayesinde bu risk ortadan kalkacaktır.

    Özellikle ilerleyen yaşa yada yaşı genç olsa bile yumurtalıkları uyaran hormanların seviyesinin yükselmesine veya bazı geçirilmiş bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkabilen azalmış yumurtalık rezervi durumunda yumurtalık dondurabilmektedir. Bu sayede yumurta gelişimi yeterli olmayan kadınlar için biriktirme amaçlı yumurta dondurma uygulaması yapılabilir ve neticesinde tüp bebek uygulamalarıyla daha fazla sayıda embriyo elde edilebilir.

    Kadında yapılması planlanan ve yumurtalık rezervini etkileyebileyecek kadın hastalıklarıyla ilgili ameliyatlar öncesi yumurtalıklar uyarıldıktan sonra elde edilen yumurtalar ileride kullanılmak üzere dondurularak saklanabilmektedir” dedi.

    YUMURTA DONDURMA İŞLEMİNİN BAŞARI ORANI NEDİR?

    Op.Dr.Ali Öner Erdoğdu, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yumurta dondurma işlemi yumurtalıklarda yumurta üretimi olduğu taktirde her yaşta yapılabilir. Teknolojideki gelişmelerle birlikte, yumurta dondurma uygulaması sürekli olarak geliştirilmektedir.

    Son zamanlarda uygulanan yumurta dondurma tekniklerinden biri olan vitrifikasyon (camlaştırma) yöntemi ile dondurulan yumurtalar çözüldüğünde yumurta başına oldukça yüksek (yüzde90-100) canlılık oranları elde edilmektedir.

    Çözülen her bir yumurta başına canlık oranlarındaki yüzde 5-10 düşme ihtimalı yumurta dondurma işleminin en önemli risklerinden biridir. Yüzde yüz canlı olarak çözülen yumurtalara daha sonra eşlerden elde edilen sperm hücreleriyle mikro enjeksiyon (ICSI/IMSI) işlemi gerçekleştirilir ve elde edilen embriyolar laboratuvarda özel kültür sistemlerinde belirli süre büyütüldükten sonra kadının rahmine transfer edilir.

    Yapılan son bilimsel çalışmalarda vitrfikasyon işlemi ile dondurulan yumurtalardan çözme sonrası elde edilen embriyoların rahime nakliyle taze denemede elde edilen gebelik organalarına yakın gebelik oranlarının elde edildiği gösterilmiştir. Her nekadar kadın yaşına bağlı olarak değişsede elde edilen gebelik oranları yüzde 35-50 civarındadır ve taze tüp bebek denemesiyle elde edilen gebelik oranlarına benzerdir.”

  • Kaplıcalar, Kadınlarda Doğurganlığı Artırıyor

    Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Hakan Çoksüer, kaplıcaların, kadınlarda doğurganlığı arttırdığını söyledi.

    Romatizma, kalp ve dolaşım sistemi, böbrek ve idrar yolları, karaciğer, safrakesesi, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, kireçlenme ve cilt hastalıklarına iyi geldiği söylenen kaplıcaların, önemli bir özelliği daha ortaya çıktı.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Hakan Çoksüer, günümüzde kaplıca tesislerinin birçok rahatsızlıkta tedavi yöntemi olarak kullanıldığını söyledi. Doç. Dr. Çoksüer, arınma ve temizlenmeyle birlikte bünyenin güçlenmesi, dolayısıyla kişilerin hastalıklarının kötüleştirici etkilerini üzerlerinden atmaları nedeniyle kaplıca son dönemde detox olarak da tanımlandığını dile getirdi. Doç. Dr. Çoksüer, “Alternatif tıbbın sunduğu olanakları kullanarak kişilerin hastalıklarında olumlu sonuçların elde edilmesinde kullanılan kaplıca suları kadınların çeşitli hastalıklarında da tedavi amaçlı önerilmektedir. Kadın genital organların hastalıkları, over yetmezliği, fonksiyonel sterilite (kısırlık), ameliyat sonrası adhezyon profilaksisi, dismenore gibi hastalıklarda faydalıdır. Kısırlık tedavisi her ne kadar hastane ortamında olması gerekse de bazı hastalara kısırlık tedavisi için kaplıca kürleri önerilmektedir. Psikolojik olarak kişinin rahatlamasıyla beraber şifalı sularda etkisini göstermektedir. Kadın hastalıklarında yardımcı tedavi olarak kullanılan kaplıca kürleri günümüzde çok yaygındır” dedi.

    “KAPLICALAR PSİKOLOJİK DESTEK SAĞLAYARAK STRESİ AZALTIR”

    Kaplıcaların, özellikle kadınların adet düzensizliklerinde, yumurtalık iltihaplarında ve bazı kısırlık tedavilerinde kullanıldığına değinen Doç. Dr. Çoksüer, şu ifadeleri kullandı:

    “Doktorunun tavsiyesini alarak uygulanmaya başlanan kaplıca kürleri birçok hastanın rahatsızlığından kurtulmasını sağlamaktadır. Kadınlarda oluşan bu tip rahatsızlıklarda hastanın psikolojik olarak da rahatlamasını sağlar. Kısırlık ile psikolojik stres bir biriyle ilişkilidir. Stres kadınlarda doğurganlık ihtimalini azaltır. Kaplıcalar psikolojik destek sağlayarak stresi azaltır. Buda kadınlarda üreme fonksiyonlarını düzenleyerek gebelik şansını arttırabilir. Kaplıcalar, birçok kadın hastalıklarında tedavi yöntemi olarak kullanılan alternatif tıptır. Adet düzensizliği kadınlarda sıkça görülen rahatsızlıktır. Kaplıcadaki sıcak sular kanın akışını hızlandırdığından adet düzensizliğinde kaplıca tedavisi doğal tedavi yöntemlerinden biridir. Buna bağlı olarak kadınlarda doğurganlık yeteneği de artabilir. Sıcak ve şifalı suyun etkisi vücutta oluşan değişimleri dengelemektedir. Biyolojik olarak kadınlarda her ay düzenli adet görülmesi gerektiğinden kaplıcalarla adet düzensizliği tedavisi olunması daha kolay ve sağlıklıdır. Kaplıca tedavisi alan kadınlara, yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır. Etkin bir kaplıca tedavisi, konu ile ilgili uzman doktorun yönlendirmesi ve yetkili doktorun gözetiminde yapılmalıdır. Kaplıca kür tedavisi yetkili olan doktor tarafından düzenlenmeli ve takip edilmelidir.”