Etiket: Doğumunun

  • Doğumunun 89. yılında Cengiz Aytmatov anıldı

    Dünyaca ünlü Kırgız yazar, devlet adamı, siyasetçi Cengiz Aytmatov doğumunun 89. yıldönümünde, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı yerleşkesinde yapılan anma programıyla anıldı.

    Kırgızistan Başkonsolosluğu, İBB Kültür A.Ş., Türk Dünyası Belediyeler Birliği ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin işbirliği ile 12 Aralık Salı günü (bugün) gerçekleştirilen programda, ünü Türk dünyasını aşarak dünya edebiyatının önemli isimleri arasına girmeyi başarmış Cengiz Aytmatov’un çok yönlü kişiliği üzerine konuşmalar yapıldı.

    İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Rıdvan Duran, Kırgızistan İstanbul Başkonsolosu Erkin Sopokov ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman’ın açılış konuşmaları ile saat 14.00’te başlayan “Doğumunun 89. Yılında Cengiz Aytmatov” başlıklı program, fikir adamlığı ve bilge kişiliği ile de bilinen Aytmatov’un Türk dünyasına yaptığı önemli katkıları farklı açılardan ortaya konuldu.

    İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Rıdvan Duran yaptığı konuşmada, “Bugün Cengiz Aytmatov’un 89. doğum günü vesilesi buradayız. Türk dünyası arasındaki kardeşlik bağlarını, edebiyat gibi güçlü bir harç ile sağlamlaştıran Büyük Üstad Cengiz Aytmatov’u rahmetle anıyoruz. Aytmatov bize sevginin emek olduğunu öğretti. Biz de bugün vatan sevgimizi, bu ülkeye hizmet ederek ve emek vererek göstermeye çalışıyoruz” dedi.

    Türkiye-Kırgızistan ilişkilerine katkılarından dolayı “Üstün Hizmet Ödülü” ile ödüllendirilen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fahri Solak’ın oturum başkanlığını üstlendiği anma programında, Marmara Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Korkmaz “Aytmatov’un Evrensel Bakış Açısı”, Cengiz Aytmatov’un oğlu Askar Aytmatov “Aytmatov Ailesi ve Babam”, Yıldız Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Çelik “Aytmatov’un Hikayeciliği, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Mesut Koçak “Ölüyoruz Demek ki Yaşanılacak: Aytmatov’un Eserlerinde Ölümün Sosyal Boyutu” ve Dicle Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri Bölümü Öğretim Görevlisi Abdulmukaddes Kutlu ise “Aytmatov’un Çağrısı” başlıklı birer konuşma yaptı.

    Askar Aytmatov babası ile bir anısı ile başladığı konuşmasında, “Sene 1975’te ben halen öğrenciydim. Babama Türkiye’deki bir yayınevinden bir davet geldi. Sovyetler Birliği totaliter bir ülkeydi. Kapitalist bir ülkeye çıkmak ise aya gitmekten çok daha zordu. Babam bana, ’Türkiye’ye gidiyorum’ dedi. Ben de ona, ’Beni de götür’ dedim. Bir sürü soruşturmadan sonra babamla birlikte gitmeme müsaade edildi. Bu Türkiye ziyareti hem benim için hem de babam için çok büyük bir tecrübeydi. Türkiye’ye geldiğimizde kendimiz gibi insanlarla karşılaştık ve çok yakın bir alaka gördük. Bu karşılaşma benim kaderim için bir dönüm noktası oldu. Annem doktordu, ben de doktor olmak istiyordum. Ama Türkiye gezisi benim doktorluk planlarımı tamamen değiştirdi. Siyasete atıldım, ülkem için ve Türk dünyası için çalışmaya karar verdim” dedi.

    Askar Aytmatov’un konuşmasının ardından Türkiye’de Cengiz Aytmatov üzerine çalışmaları ile bilinen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz: “Daha 9 yaşında bir çocukken Cengiz Aytmatov’un babası gözlerinin önünde kurşuna diziliyor. Yazar Sovyet rejimi altında daha başka birçok travmatik hadise yaşıyor. Ama yine de o, Stalin’e bile kin tutmuyor. Onun eserlerindeki temel motivasyon kin değil, insan sevgisi” diyerek Aytmatov’un eserlerindeki insan olmak şuurunu nasıl ortaya koyduğunu ifade etti.

    Korkmaz’ın ardından söz alan YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Çelik, “Cengiz Aytmatov’un eserlerinde ’Savaşın yıkıcı atmosferinde yaşanan acılar kimin suçudur?’ sorusu önemli bir yer tutar. Savaş karşıtlığı söz konusu olduğunda Aytmatov dünyanın en önde gelen yazarlarından biri olarak anılmalıdır” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından plaket törenine geçildi. Törenin ardından, Kırgız sanatçılar Bek Borbiev, Altınbek Alimov ve Talant Kadirov dinleyicileri etkileyici performanslarıyla, Anadolu’dan Orta Asya’ya uzanan tarihi bir yolculuğa çıkardı.

  • Başkan Babar’dan Alparslan Türkeş’in doğumunun 100. yılı açıklaması

    TÜRKAV Adıyaman İl Başkanı Yusuf Babar, MHP Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in doğumunun 100. yılı nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Türkeş’i rahmet ve şükranla andıklarını belirtti.

    Türkeş’in Türk adını dağa taşa yazdırmanın kavgasıyla geçirdiğini vurgulayan Başkan Babar, “25 Kasım 1917 ülkücüler için, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in doğum tarihi olması sebebiyle özel bir tarihtir. 4 Nisan 1997’ye kadar geçen ömrünü turan bayrağını yükseltme ve Türk adını dağa taşa yazdırmanın kavgasıyla geçirmiştir. Zor ve çile dolu geçen ömrünü büyük davasının başında yüzyıllık bir çınar gibi ayakta bitmiş ve kök salmıştır. Şükürler olsun ki, Başbuğumuz gibi bir liderimiz oldu. Davası ilay-ı kelimetullah ve nizam-ı alem olan ülkücü hareketin cevheri hiç şüphe yok ki Başbuğ Alparslan Türkeş’tir. Bütün ömrünü adadığı Türk-İslam ülküsü yolunda, Türk İslam ülkücüleri olarak, son nefes, son nefes son nefesimize kadar şeref ve dimdik olarak yürüyeceğimizi cihan aleme göstermekle sorumluyuz. Gönlümüzde başbuğ sevgisi ve onun kararlığı, azmi, cesareti Başbuğ Türkeş şuuru daima var olacaktır. TÜRKAV olarak başbuğun bıraktığı emanetlerin ve onun fikirlerinin ona bağlı ülkücü gençler tarafından daima yaşatılması için var gücümüzle çalışacağımız hiç kimsenin şüphesi olmasın. Ülkücü hareket de ilelebet başbuğunun izinde yürüyecek ve ilanihaye var olacaktır. Başbuğumuzun doğumunun 100. yıl dönümü kutlu olsun, mekanı cennet olsun” ifadelerini kullandı.

  • Seyyid Ahmet Arvasi Doğumunun 84. Yılında Anıldı

    Türkiye Gazetesi yazarlarından, Türk-İslam Ülküsünün abide şahsiyetlerinden Seyyid Ahmet Arvasi, doğumunun 84. yılında Arvasi Derneği tarafından düzenlenen, “Doğumunun 84. Yılında Bütün Yönleriyle Seyyid Ahmet Arvasi” paneli ile anıldı.

    Büyük mütefekkir ve dava adamı Seyyid Ahmet Arvasi, Türkiye Diyanet Vakfı Konferans Salonu’nda düzenlenen “Doğumunun 84. Yılında Bütün Yönleriyle Seyyid Ahmet Arvasi” paneli ile anıldı. Panelde, Seyyid Ahmet Arvasi’nin kardeşi Halit Bahadır Arvasi, Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Araştırma Merkezi Müdürü Kazım Ceylan, Op. Dr. Kemal Tekden, Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas ve Av. Hayati İnanç, Seyyid Ahmed Arvasi’yi anlattı. Panelin açılış konuşmasını yapan Arvasi Derneği Başkanı Hikmet Arvas, Arvasi ailesinin İslam alemi içerisinde farklı bir konuma sahip olduğunu söyledi. Arvasi ailesinin büyük alimlerden, fazilet sahibi ariflerden oluştuğunu vurgulayan Arvas, “Onlar bu özellikleri ile hem öncü ve örnek olup hem de aziz olan İslam dininin yükselmesine vesile olmuşlardır. Bu Yüce Allah’ın onların şahıslarında İslam alemine sunduğu bir lütuf ve hamdı gerektiren bir ikramdır” ifadelerini kullandı.

    Arvasi ailesinin Anadolu coğrafyasının manevi iklimine yön verdiğini belirten Arvas, “Bu şerefli ve pak sülalenin mensupları birbirini tanısın, aralarında ünsiyet peyda olsun, aileye ait değerler yetişen nesillere anlatılabilsin ve aktarılabilsin. Geçmiş büyüklerimizin manevi müktesebatını gelecek nesle aktarmak arzusu ile böyle bir teşekkülü oluşturmak istedik” şeklinde konuştu.

    Arvas, doğumunun 84. yılında yad edilen gönül ve fikir mimarlarından Seyyid Ahmet Arvasi Hoca ile alakalı panelin faydalı olmasını dileyerek, “Bu süreçte bizden desteklerini esirgemeyen başta Nuri Elibol olmak üzere Başkan Yardımcımız Ömer Arvas, Genel Sekreterimiz İbrahim Sena Arvas ve yönetim kurulu üyelerimize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

    “GÜLEN YÜZÜ VE NEŞELİ TABİATI NEDENİYLE HEP ONUNLA BİR ARADA OLMAK İSTERDİK”

    Panelin başkanlığını yapan Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Araştırma Merkezi Müdürü Öğ. Görv. Kazım Ceylan, Seyyid Ahmet Arvasi’nin ailesi ve şahsiyetini anlatması üzere sözü Halit Bahadır Arvasi’ye verdi. Ahmet Arvasi’den 8 yaş küçük olduğunu söyleyen Bahadır Arvasi, “Bu konuşmamda özellikle Arvasi Hoca’nın yaşamında bilinmeyen veya pek az bilinen duyduğum veya bizzat şahit olduğum bazı olayları aktarmaya çalışacağım” ifadelerini kullandı. Arvasi Hoca’nın en büyük erkek çocuk olması nedeniyle kardeşlerine kol kanat gerdiğini ve özellikle derslerde kendilerine yardımcı olduğunu vurgulayan Bahadır Arvasi, “Gülen yüzü ve neşeli tabiatı nedeniyle hep onunla bir arada olmak ve kendisiyle sohbet etmek isterdik. Bizi güldürecek günlük olaylar ve fıkralar bulup anlatır ve neşelendirirdi” şeklinde konuştu.

    ARVASİ MAMAK CEZAEVİ’NDE

    Bahadır Arvasi, ağabeyi Ahmet Arvasi’nin Mamak Cezaevi’ndeki anılarını da panele katılanlarla paylaştı. Mamak Askeri Cezaevi’ndeki bir hücredeki anılarını aynen aktaran Bahadır Arvasi şunları kaydetti:

    “Arvasi hazır ol durumunda saatlerdir ayakta dimdik bekletilmektedir, yorgun ve bitkin durumda. Arkasında tüfeğinin namlu ucuyla Arvasi’nin kıpırdanmasını engellemek için bir Mehmetçik görevlendirilmiş. Kıpırdadıkça askerin sert komutu ve kendisini namlu ucuyla dürtmesinden çok rahatsız olmaktadır. Bir an ‘Yarabbi ben bu durumu hiç hak etmedim, bunlar Mehmetçiği bile kendi işkencelerine alet ettirmekteler’ diye serzenişte bulunuyor. Dizlerinde takat kalmamış, artık bayılacak raddeye gelmiştir. Manevi çağrıda bulunur, o anda yüzünün dönük olduğu duvarda bir siluet belirir, sadece bakışırlar ve siluet kaybolur. Bu siluet Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin görüntüsüdür. O anda vücudunu büyük bir enerji kaplar, bacakları zindeleşir ve saatlerce bu işkenceye dayanma gücü kazanır.”

    “BİZİM ŞANSIMIZ ARVASİ HOCA’NIN TALEBESİ OLMAK VE ONUN ESERLERİYLE BESLENMEK OLDU”

    Arvasi Hoca’nın eserleri ve tesirlerini anlatmak için konuşmaya Kazım Ceylan devam etti. Ceylan 70’li, 80’li yıllarda gençliğini “bir cephedeymiş” gibi yaşayanların okuyacağı, faydalanacağı yerli, milli ve İslami kaynakların sayısının fazla olmadığını belirterek, “Bizim şansımız Arvasi Hoca’nın fiilen talebesi olmak ve onun eserleriyle, yazılarıyla beslenmek oldu. Eğer hem Türk hem de İslam davasını Türk-İslam Ülküsü olarak baş tacı yapabilmişsek bunda en büyük pay rahmetli Arvasi Hoca gibi Erol Güngör gibi ve Cemil Meriç gibi fikir, düşünce ve dava adamlarıdır” değerlendirmesinde bulundu.

    NEDEN TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ?

    Ceylan, Arvasi Hoca’nın ilk kitabı olan, ‘İleri Türk Milliyetçiliğinin İlkeleri’ kitabında ’Türk milliyetçiliği nedir? Türk milliyetçiliğinin sunacağı program ne olmalıdır?’ konularını anlattığını söyledi. Ceylan, Arvasi Hoca’nın ‘Türk-İslam Ülküsü’ kitabı hakkında da bilgiler verdi. Arvasi Hoca’nın ‘Türk-İslam Ülküsü’ adlı eserini neden kaleme aldığını anlatan Ceylan şunları söyledi:

    “Arvasi Hocamız ’Neden Türk-İslam Ülküsü’ sorusuna şu cevabı verir. ‘Türklüğü bedeni, İslamiyet’i ruhu bilen, milletini teknolojik hamlelerle dünyanın bir numaralı devleti yapmak özlemi ile çırpınan, dünya Türklüğünün, İslam dünyasının ve bütün mazlum milletlerin ümidi olmaya namzet bir gençlik yetiştirmekten başka çaremiz yoktur. Din ve milliyet, zıt değerler değildir. Bu sebepten, ’sentez’, tez ile antitez arasında söz konusu olacağına göre, yıllardan beri kullandığımız ’Türk İslam Sentezi’ yerine, ’Türk-İslam Ülküsü’ sözü daha uygun olur. Bu düşünceyle kitabımızın adını, ’Türk-İslam Ülküsü’ olarak seçtik.”

    Arvasi Hoca’nın “Doğu Anadolu Gerçeği” adlı kitabı hakkında da bilgiler veren Ceylan, “Kürtçülüğü, siyasi emperyalizmin bir oyuncağı olarak gören Hoca, Doğu Anadolu meselesinde Siyonist parmaklarının, tarihi Pers emperyalizminin, Kara ve Kızıl emperyalizmin etkilerini ifade ediyor” dedi.

    “ARVASİ HOCA İNSANLARA NASIL HİTAP EDECEĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORDU”

    Seyyid Ahmet Arvasi’nin misyon ve vizyonunu anlatan Op. Dr. Kemal Tekden ise, “Bir insanın hayatındaki en büyük mucize, muhteşem bir öğretmenle karşılaşmaktır ben de Arvasi Hoca ile karşılaştım” ifadelerini kullandı. Arvasi Hoca’nın insanlara nasıl hitap edeceğini çok iyi bildiğini vurgulayan Tekden, “O zamanın Marksist, komünistleri arkadaşlarını Arvasi Hocanın dersine girdirmezmiş, engel olurlarmış. Çok tesirli oluyor arkadaşlarımızı yoldan çıkarıyor diye. Türk-İslam davasının kitabını yazmış bir insan. Adeta başka bir kitap okumasanız sadece Seyyid Ahmet Arvasi Hoca’nın kitaplarını okusanız Türk-İslam medeniyetine vakıf olursunuz, bir dava adamı olursunuz, bir ülkücü olursunuz” değerlendirmelerinde bulundu.

    “Oryantalist yazarlar gibi değil, davasının çilesini çekmiş” ifadelerini kullanan Tekden, “Onu bütün kalbiyle, bütün zerreleriyle hisseden ve onu size aktaran bir kişiydi. Eğer bugün Arvasi Hoca’yı bizler yeterince anlayabilseydik Türkiye’nin hali farklı olurdu. Bir toplumun gelişmişlik seviyesini insanlarının eğitimine verdiği önemle belirlerdi rahmetli hoca. Milli savunmanın bir parçası diyor milli eğitim. Bazı sözleri Arvasi’de buluyoruz sadece” diye konuştu.

    “TÜRK MİLLETİNİN GAYESİ İSLAMDIR”

    Arvasi Hoca’nın, Türk milletinin gayesinin İslam olduğunu söylediğini vurgulayan Tekden şunları kaydetti:

    “Türk milletini sevmek tamamen bu sebepten dolayıdır. Türk milletine ne kadar hizmet edersen İslam’a da o kadar hizmet edersin. Çünkü Türk milleti yine İslam’ın yeniden dirilmesini sağlayacak dünya üzerinde bir güç olmasına sebep olacak bir millettir. Ülkücülüğü de Allah ve Resulünün davasına hizmet olarak görüyor. Bir milletin öncülerin, bir milletin fedaileri diye görüyor.”

    “ŞERİATLA TASAVVUF, İSLAM DİNİNİN BİR MÜMİNİ BİR DIŞTAN KUŞATMASI VE İÇTEN FETHETMESİDİR”

    Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas ise, Seyyid Ahmet Arvasi’nin tasavvuf anlayışını katılımcılara anlattı. Arvasi Hoca’nın kendine has bir tarifte tasavvufu tarif ettiğini belirten Arvas, “Tasavvuf şeriatın sınırları içerisinde kalmak şartı ile samimi bir aşk, heyecan ile din özüne, esrarına ve zevkine kemal-ı edeple ulaşma gayretini ifade eder. Başka bir ifadesinde şeriatla tasavvuf, İslam dininin bir mümini bir dıştan kuşatması ve içten fethetmesidir. Şeriat ile disipline olan Müslüman tasavvuf ile vicdanileşir. Bunlar zıt şeyler değildir birbirini tamamlayan şekil ve muhtevadan ibarettir. Bu sebepten Müslümanların şeriatçı ya da tarikatçı adı altında bölünmesine çalışanlar gaflet içerisinde değillerse ihanet içerisindedir buyurmaktadır” dedi.

    “ARVASİ HOCA’NIN KİTAPLARINI EZBERLERDİK”

    Av. Hayati İnanç da Arvasi Hoca’nın şiirlerini okudu. Şiirleri okumaya başlamadan önce anılarını anlatan İnanç, Arvasi Hoca’nın kitaplarını ezberlediklerini ve yazacaklarını sabırsızlıkla beklediklerini söyledi. İnanç, “Türkiye Gazetesi’ndeki yazılarına ondan önce de Hergün Gazetesi’ndeki yazılarına yetişmiştim ben. O kadar güzel öğretirdi ki bu yaşımıza geldik hala ondan işittiklerimiz ezberimizdedir. Sosyal değişim projeleri 4 türlüdür derdi. Ya ihtilal, ya inkılap ya tekamül ya eğitim. İhtilalin de, inkılabın da, tekamülün de insani ve İslami olmadığını, doğru olmadığını izah ettikten sonra tek çarenin eğitim olduğunu zihnimize nakşetti” ifadelerini kullandı.

  • Nâzım Hikmet Doğumunun 114. Yıl Dönümünde Nilüfer’de Anıldı

    Nilüfer Belediyesi, doğumunun 114. yılında Nâzım Hikmet’in belgeselini sevenleri ile buluşturdu.

    Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen özel gecede, özgürlüğüne konan sınırlara rağmen, ümidini kaybetmeden, sanatının en güçlü örneklerini Bursa Cezaevi’nde veren çağdaş dünya edebiyatının en seçkin isimlerinden Nâzım Hikmet, anlamlı etkinliklerle anıldı. Anma gecesine Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Nâzım Hikmet ile aynı hapishanede kalan İbrahim Balaban ve ailesi, Nâzım tanıkları ile tanıkların aileleri, akademisyenler, şairler, yazarlar, PEN Uluslararası Yazarlar Derneği üyeleri, Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu üyeleri, Edebiyatçılar Derneği üyeleri ve çok sayıda Nâzım dostu katıldı. Gecede Nâzım Hikmet’in ‘Vasiyet’ adlı şiirinde de yer verdiği isteğini gerçekleştirerek Müşküle Köyü’ne çınar dikilmesine öncülük eden İznik Müşküle Köyü eski Muhtarı Fevzi Kavuk da yer aldı.

    Anma etkinlikleri Nâzım Hikmet’in Bursa Cezaevi’nde kaldığı yıllarda ürettiği yüzlerce şiirden seçkilerin yer aldığı ‘Yapraklara Dallara’ sergisiyle başladı. Nâzım dostları sergide şiirler arasında yolculuk yaptı. Gecede Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Güney Özkılınç’ın ‘Nâzım’ın Bursa Yılları’ adlı eserinden yola çıkılarak hazırlanan Bursa’nın Nâzım’ı belgeselinin dünya galası yapıldı. Büyük ilgi gören belgeseli, salonda yer kalmaması nedeniyle çok sayıda kişi de Nâzım Hikmet Kültürevi’nin fuayesinde led ekrandan izledi.

    Gecede konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Bu özel günde, Nâzım’ın Bursa esaretinin yakından tanığı olan, onunla birebir aynı hapisliği yaşayan konuklarımız da aramızda. Bizimle bir arada olmaları büyük onur” dedi.

    Bursa’nın Nâzım’ı belgeselinin ilk kez izlenime sunulduğuna dikkat çeken Başkan Bozbey, “Bu önemli belgeselin dünya galasına ev sahipliği yapmak, bu belgeselin sizlerle buluşturulması bizim için büyük onur. Projede emeği geçenlere yürekten teşekkür ediyorum. Büyük Usta’nın 114’üncü yaşında, sizlere bir armağanımız da Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez, Nâzım Hikmet anısına basılan pul ve ilk gün zarfı. Nâzım Hikmet’in mücadeleyle geçen, eşsiz edebi kişiliğinin bir kez daha hatırlanması için belediyemiz ve PTT işbirliğiyle bir kez daha bir ilke imza attık. Onu sahiplenen, umudumuzu onunla yeşerten bir kentiz” dedi.

    Nilüfer Belediyesi, PTT işbirliğiyle Türkiye tarihinde Nâzım Hikmet adına ilk kişisel pul çıkarıldı. Hazırlanan bu çok özel pul ve ilk gün zarfları geceye katılanlara armağan edildi.

    Gece, Hasan Yükselir’in ‘Sevda Ateşten Bir Gömlek’ isimli konseriyle son buldu.

  • Doğumunun 108. Yılını Torununun Torunuyla Kutladı

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde oturan Hacer Ayan (Hacer Ebe) 108. yaş gününü torununun torunuyla kutladı.

    İki oğlu ve bir kızı ile 90 torunu olan Hacer Ayan, eşi Murat Ayan’ı 40 yıl önce kaybettiğini, fotoğrafını yanından hiç ayırmadığını söyledi. Yörede ’Hacer Ebe’ olarak bilinen Hacer Ayan, “Sigarayı sevmem ve içmem. Eşimin sağlığında sigarasını hep ben yakardım. Onu hatırlamak için sigara yakar elimde tutarım. Ama içmem. Namazımı kılarım. Sarma sararım. İğne ile dikiş yaparım. Çok şükür ne iş verilse yaparım” dedi.

    Son derece kibar ve kültürlü bir insan edası ile konuşan Hacer Ebe, torununun torununu görmenin mutluluğunu yaşadığını vurguladı.

    108 YAŞINA GİRDİ

    Torunlarının kendisine sürpriz bir şekilde doğum günü pastası hazırladığını, hayatında ilk kez doğum gününün kutlandığını, nüfus cüzdanı çıkarıldığında yetişkin kız olduğunu belirten Hacer Ebe, çocuk yaşta beslediği mandaları isimleriyle söylerken, izlediği filmleri anlattı. Hacer nine, 108. yaş gününü çocukları ve torunlarıyla kutlarken “109. yaş günüme de beklerim” demeyi unutmadı.

    Hacer Ebe’nin oğlu Ahmet Ayan annesinin nüfus cüzdanının 18 yaşında çıktığını, yapılan kemik testinde geçen yıl 107 yaşında çıktığını söyledi. Torun Kemal Ayan (50) babaannesinin sürekli çalıştığını, temizliğe ve beslenmesine özen gösterdiğini söyledi.

    4 kuşak bir arada Hacer Ebe’nin doğum gününü kutlarken Hacer Ayan (108), oğlu Ahmet Ayan (73) Ahmet Ayan’ın oğlu Kemal Ayan (50), Kemal Ayan’ın oğlu Murat Ayan (36), Murat Ayan’ın oğlu Hüseyin Salih Ayan (9) beraber fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmediler.