Etiket: Doğru

  • Eskişehirspor’da Başkanlık Seçimine Doğru

    Eskişehirspor’da yapılacak olan kongrede başkan adayı olması beklenen Halil Ünal, takımın bulunduğu yerden kurtulması için şehrin maddi, manevi birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini söyledi.

    Eskişehirspor’da 9 Ocak’ta yapılacak olan kongrede aday olması beklenen eski başkan Halil Ünal, basın toplantısı düzenledi. Toplantıda adaylığı hakkında da konuşan Ünal, anlaşılarak seçime tek bir listenin girmesi gerektiğini belirtti. Eskişehirspor’un içinde bulunduğu durumun üzücü olduğunu dile getiren Ünal, “Çok üzülerek belirtiyorum ki, inanılmaz vahim bir durum içerisinde bu toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Süreç açısından da sıkıntılı, bir saate bile ihtiyacımızın olduğu şu günlerde; bütün Eskişehirspor sevdalılarının, sevenlerinin, kamuoyunun, büyük taraftarın, çok büyük takımın içinde bulunduğu desteklerinde inanılmaz bir sessizlik var. Sanki bu şehrin üzerine bir ölü toprağı serpilmiş. Halbuki Eskişehirspor’u kelimelerle tarif edemezsiniz. Anadolu’da futbolun devrimini yapan, deplansmanlara on binleri taşıyan, dünya yıldızı oyuncular, başarıdan başarıya koşan 1965 ruhu bir Eskişehirspor; maalesef bugün çok ciddi bir ilgisizlikle karşı karşıya. O halde gün, birlik ve beraberlik günü. Hepimize çok büyük görevler düşüyor. Artık Eskişehirspor’u hep birlikte kucaklamamız gerekiyor. Kavganın gürültünün olmadığı, herkesin ucundan tutacağı çok kısa bir süreçte, o uyuyan büyük devi hep birlikte tekrar uyandırarak, o Eskişehirsporluluk duruşunu hep beraber sergilemek zorundayız. Buradan devlet büyüklerimize, belediye başkanlarımıza, taraftar derneklerimize, büyük taraftara ve basın mensuplarına ayrı ayrı, tek tek çağrıda bulunuyorum. Bütün Eskişehirspor sevdalıları bu Cuma’ya kadar, birlikteliğini ve camianın büyüklüğünü göstermelidir” dedi.

    “ESKİŞEHİRSPOR BENİM İÇİN BİR SEVDADIR”

    Yaptığı çağrının tarihi bir çağrı olduğunu dile getiren Halil Ünal konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “Tek listeli, tüm kamuoyunun kabul ettiği, gerekiyorsa referandumların yapıldığı, büyüklerimizin saygı duyduğu, basın mensuplarının sahip çıktığı bir birliktelik sergilemek zorundayız. Değerli tüm büyüklerimizi ve Eskişehirspor sevdalılarını hepinizin huzurunda göreve davet ediyorum. Bu öyle bir çağrıdır ki, inanın tarihi bir çağrıdır. Bakın beyler, geçmişini unutan toplumların geleceği olmaz. Eskişehirspor bazıları için bir markadır, bazıları için de bir simgedir. Benim için bir sevda. Onun için bu sevdamızın ezilmesine, hayallerimizin hiç olmasına, çok kaba olacak ama; sevdamızın ortasına kimsenin geçmesine müsaade etmeyiz. Kavganın ve gürültünün bittiği, geçmişin çok az konuşulacağı, hep geleceğin ve başarıların konuşulacak olan o birlikteliği hep beraber oluşturmalıyız. Evet, benim üzerime düşen ne varsa, ben sonuna kadar hazırım. Bu kadar ekonomik sıkıntıda, çok özür dilerim, hem düşmüş hem de batmış bir noktadaki bir kulübe herhalde adayım demek bir delilik. Öyle bir deli aranıyorsa, o deli benim ama ben yalnız bir adam değilim. Ben arkadaşlarımla var olmak durumundayım. Herkesin kabulleneceği bir ortamda olmak durumundayım. Ben yada başka bir arkadaş. Ben lafının bittiği, biz kelimelerinin ortaya çıktığı, camianın birlikte olduğu yönetim yapmak zorundayız.”

  • Motta, Antalyaspor’a Doğru

    Antalyaspor Kulübü Başkanı Gültekin Gencer, Beşiktaşlı Ramon Motta transferiyle ilgili olarak, “Futbolcu Antalyaspor’da oynamak istiyor. Sözleşme detaylarını konuşuyoruz” dedi. Gencer ayrıca, Galatasaraylı Emre Çolak ile de görüşmelerini sürdürdüklerini söyledi.

    Spor Toto Süper Lig’in ilk yarısını 21 puanla 11’inci sırada tamamlayan Antalyaspor’da gözler iç ve dış transfere çevrildi. Kırmızı-beyazlı yönetim, bir taraftan transfer teklifi gelen futbolcuları sorunsuz şekilde gönderme planı yaparken, diğer taraftan da belirlenen mevkilere alınacak oyuncular ile temasa geçti.

    Antalyaspor’un en önemli transfer hamlelerinden birisi de Beşiktaşlı sol bek oyuncusu Roman Motta. Başkan Gültekin Gencer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Oyuncudan önce Beşiktaş Kulübü’nden gerekli izinleri aldık. Kulüple ilgili herhangi bir sorunumuz yok. Oyuncu geçen Cuma günü Antalya’ya geldi ve bir görüşme yaptık. Motta, Antalyaspor’da oynamaya sıcak bakıyor. Kulübü ile anlaştık. Elimizde imzalı yetki belgesi var. Sözleşme detaylarını konuşuyoruz” dedi.

    “MOTTA, ANTALYASPOR’U İSTİYOR”

    Motta ile el sıkıştıklarını aktaran Başkan Gencer, “Sadece maddi konularla ilgili menajerler vasıtasıyla sözleşme detaylarını konuşuyoruz. 2.5 yıllık sözleşme imzalamak istiyoruz. Sözleşme detayları ile ilgili bir pürüz çıkmazsa anlaşmamızı duyuracağız. Sözleşmeye imza atılmayınca transfer yaptık diyemiyoruz ama Motta, Beşiktaş’tan ayrılması halinde Antalyaspor’da oynamak istediğini söyledi. Bir iki gün içinde bu transfere noktayı koyacağız” diye konuştu.

    “EMRE ÇOLAK İLE GÖRÜŞÜYORUZ”

    Başkan Gencer, Galatasaray’ın genç yıldızı Emre Çolak ile görüşmelerin sürdüğünü belirterek, 2 Ocak Cumartesi günü ise yeni teknik direktörleri ile sözleşme imzalayacaklarını duyurdu.

  • Tiyatroyla Doğru İlaç Kullanma Mesajı

    Yalova’nın Altınova Belediyesi tarafından düzenlenen “Doğru İlaç Kullanımı” konulu söyleşi ve tiyatro gösterisi ilgi gördü.

    Altınova Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen ve Uz. Dr. Erdal Bektaş ile Yalova Sağlık İl Müdürlüğü Eczacılık Şube Müdürü Ecz. Vildan Geçmez’in konuşmacı olarak katıldığı toplantıda, hastalıklar ve ilaç kullanımı konusunda önemli bilgiler verildi. rogramda, Seda Kılıç yönetimindeki Yalova Gelişim Tiyatrosu’nun ‘Hapı Yuttuk’ oyunu ise izleyenlerden büyük beğeni topladı.

    Ecz. Vildan Geçmez, “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir sorun olan etkisiz, yanlış ve gereksiz ilaç kullanımının artması, bu konuda acil eylem planı oluşturulmasını gerekli kılmıştır. Özellikle ‘akılcı olmayan antibiyotik kullanımı’ ülkemiz için ciddi bir mesele haline gelmiştir. Dünyada, ‘uygun olmayan ilaç kullanımında’ ilk beşe bile girmeyen antibiyotikler, ülkemiz birinci sırada yer almaktadır. Ülkemiz genelinde antibiyotiklerin reçetelenme oranı yüzde 36 iken, ilimizde bu oranın yüzde 25 olması teselli edici de olsa da, bu oranı Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü yüzde 15 değerine indirme gayretindeyiz. Çalışmalarımızı 2013 yılından itibaren başarılı bir şekilde sürdürmekteyiz” dedi.

  • Başbakan Davutoğlu: “Yeni Anayasada En Doğru Olan Başkanlık Sistemi”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni anayasanın kurumsal formu itibariyle en doğru olanın başkanlık sistemi olduğunu söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile dün gerçekleştirdiği görüşmenin içeriğinin sorulması üzerine, “Ben Sırbistan’a gidiyorum, sayın Cumhurbaşkanımı Suudi Arabistan’a gidecek. Perşembe yılbaşı haftalık görüşmemiz yapma imkanımız olmayacak. Yurt dışı seyahatleri öncesi bir görüşme gerçekleştirmekte fayda gördük. Önceden planlanmış değildi. Birçok konuyu ele aldık. Terörle mücadele başta olmak üzere Irak ve Suriye’deki gelişmeler. Ayrıca önümüzdeki günlerde muhalefet liderleri ile görüşeceğim. Genel haftalık görüşmemizi öne alarak bir görüşme gerçekleştirdik. Her gün yeni gelişmeler oluyor. Bu gelişmeleri istişare etmek ve gelişmeler çerçevesinde atacağımız adımları değerlendirmek için olağan görüşmemizi erkene almış olduk” açıklamalarında bulundu.

    “SAYIN KILIÇDAROĞLU VE SAYIN BAHÇELİ’YE GİDERKEN BİR ÖNYARGIMIZ YOK”

    Başbakan Davutoğlu, muhalefet partileri ile yeni anayasa konusunda yapacağı görüşmelerin hatırlatılması ve yeni anayasa konusunda izlenecek yöntemin sorulması üzerine ise şunları söyledi:

    “Cumartesi günü geçtiğimiz dönemde anayasa çalışmalarına katılmış bütün arkadaşlarımı İstanbul’a davet ettim. Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece bütün müktesebatı kendilerinden dinledim. Uzun bir gecede bütün 2007-2011 anayasası süreçlerinde yaşadıklarımızı yöntem ve muhteva olarak dinledim. Sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Bahçeli’ye giderken bir önyargımız yok. Zihnimde bir yöntem var, istişarelerden sonra şekillenmiş olan. Geçmişte iki yöntem denendi. 2007 sonrasında AK Parti’nin kendi çalışması olarak parti mutfağında hazırlayıp sunması yöntemi var. 2011’den sonra uzlaşma komisyonu olarak bütün partilerin katıldığı önü açık bir yöntem denendi. İkisinde de istediğimiz neticeyi alamadık. Önümüzde ciddi bir siyasi istikrar dönemi var. Sayın Kılıçdaroğlu ve sayın Bahçeli ile yöntem etrafında hiçbir önyargı taşımayan bir istişarede bulunacağız. İçerik bağlamında önemli olan anayasanın ruhudur. Şeklinden önce anayasanın ruhu üzerinde mutabık kalmak lazım. Özgürlükçü, insan odaklı, vatandaşı esas alan, vatandaşın devleti tanımladığı, insan onuruna dayalı bir anayasa çerçevesini kendileri ile paylaşacağım. Bu hususta bir mutabakat sağlanırsa önyargı taşımadan en doğru hükümet yönteminin ne olacağı konusunu kendileri ile paylaşacağım. Şimdiden hiçkimsenin ‘şu yöntem doğur değil, şu hükümet yöntemi doğru değil, şu yöntem gelirse konuşmam’ gibi bir yaklaşım için girmemesi doğur olur”

    “YENİ ANAYASANIN KURUMSAL FORMU İTİBARİYLE EN DOĞRU OLAN BAŞKANLIK SİSTEMİDİR”

    Zihninde açık ve net bir tablo oluştuğunu ancak bunun tartışılmaz olmadığını söyleyen Davutoğlu, “Bizim için bu anayasanın kurumsal formu itibariyle söylüyorum en doğru olan başkanlık sistemidir. Bunu daha önce de dile getirdik. Bunu tartışırken kimseni konjonktürel bakmasını tavsiye etmem. Yani bu dönemdeki siyasi liderler hepimiz geçiciyiz. Öyle bir anayasa yapalım ki 50 sene sonra bizim torunlarımız onu idare ederken de rahat etsinler. Kişiselleştirirsek ‘şöyle olursa karşı çıkarım’ diyerek yapacağımız konjonktürel analizlerin hepsi bizden sonraki nesiller için sıkıntı doğurur. Hedefim bu görüşmelerde tamamen özgürlükçü, katılımcı güçler ayrılığı prensibe dayalı çağdaş bir anayasanın yazılabileceğini düşünüyorum. Bunu yapabilmek için konjonktürel şartlardan çıkmamız lazım. Kişiselleştirmeden, şartlar koymadan, önyargıları zihnimizden silerek oturduğumuz zaman torunlarımızın dahi revizyona ihtiyaç duymadan kullanabileceği, üzerinde yemin edebileceği bir anayasayı birlikte yapmamız lazım. Bu sadece hükümetimizin görevi değildir. Öyle olmuş olsaydı bizim bunu sadece bir AK Parti meselesi olarak görmemiz gerekirdi. 380 milletvekilimiz de olsa ben bu yöntemi tercih ederdim. Doğru yöntem bu” ifadelerini kullandı.

  • Gripte Doğru Bilinen Yanlışlar

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mustafa Nafiz Karagözoğlu, grip ile ilgili doğru bilinen yanlışları anlattı. Dr.Mustafa Nafiz Karagözoğlu, grip ile ilgili doğru sandığımız yanlışları açıklarken, “Hepimiz her şeye “Grip” demeye alışmışız. Belki toplum içinde birbirimize koyduğumuz tanıların en yanlışıdır” grip hastalığı” dedi.

    NEDEN GRİP’LE NEZLE SOĞUK ALGINLIĞI FARKLIDIR?

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mustafa Nafiz Karagözoğlu, grip ile soğuk algınlığının farklı olduğunu ifade ederek, “Bu hastalıkların bedenimizde ortaya çıkaran Mikroplar farklıdır. Virüs dediğimiz mikroplarla hastalık ortaya çıkar. “GRİP” Influenza A, Influenza B ve Influenza C virüslerinin neden olduğu viral bir enfeksiyon hastalığıdır. Nezle-Soğuk Algınlığı hastalığını da başka virüsler yapar. Yani her burun akıntısı grip değildir.” Diye konuştu.

    GRİP OLDUĞUMUZU NASIL ANLARIZ?

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mustafa Nafiz Karagözoğlu, açıklamasında şunları kaydetti: “38-39 C ateşiniz olur. Vücudunuzda yaygın ağrı, yorgunluk ve kırgınlık olur. “Dayak yemiş gibiyim” der bazen hastalar. “Daha önce dayak yediniz mi? Diye sormasak da Ruhsal olarak nasıl bir durum yarattığını anlayabiliriz. (Sırt, kol, bacaklarda olmak üzere). Genelde kuru öksürük, bazen burun tıkanıklığı , hapşırma ve boğaz ağrısı,üşüme, titreme, terleme olur.

    GRİP NASIL BULAŞIR ?

    Hayati risk doğurabilecek kadar önemli bir hastalığın bulaşmasının yollarını bilip korunmamız gerekir. En sık “Damlacık Enfeksiyonu yoluyla” ve “Tokalaşma” ile bulaşır. Yakın konuşma, öpüşme, kalabalık ortamlarda bulunma yoluyla da bulaşır. Toplumumuzda en sık kullanılan selam-samimiyet-tanışma hareketi tokalaşmadır. Hasta kişilerin çeşitli şekillerde eline bulaşan virüsler tokalaşma yoluyla hızla yayılabilir. Eğer elimizi yıkamazsak. Elimizin değdiği her yerde hastalık yayılmaya devam edebilir.

    “DAMLACIK ENFEKSİYONU YOLUYLA BULAŞMA” NE DEMEKTİR?

    Özellikle ağız içi ve üst solunum yollarında bulunan bakteriler ve virüsler dediğimiz mikroplar nefes alıp verme, öksürük, hapşırma sırasında tükrüğümüze bulaşık olarak dışarı çıkar. Ortam havasına, insanların solunum yolarına, cildine kıyafet ve eşyalarına bulaşabilir. Oradan da diğer insanlar hastalık kapabilir. Bu da özellikle “GRİP” gibi hastalıklarda yayılmayı arttırabilir. Özellikle toplu yerlerde yada yüzünüze hapşırırken ortaya çıkan bu durum “tokalaşmak” kadar virüsü yayabilir.

    HASTA KİŞİYLE TEMASTAN KAÇ GÜN SONRA BİZDE DE GRİP BAŞLAYABİLİR?

    GRİP virüsünün Kuluçka Süresi diye tarif edilen hastalık öncesi dönem 2-3 gündür. Ayrıca bağışıklık sistemimiz, başka hastalıklarımız, stres, beslenme durumumuz gibi kişisel özellikler bu süreyi değiştirebilir.

    HASTALIK BAŞLADI MI GRİP NE KADAR SÜRER?

    “İlaçla 7 günde, yatarak bir haftada” tabiri gerçeğe çok yakındır. Öncelikle Virüslere karşı %100 başarılı bir Anti Viral ilaç hali hazırda yoktur. Dolayısı ile hastalarımıza ilaçla %100 iyilik hali garanti edilemeyen hastalıklardır Viral Hastalıklar. En önemli tedavi istirahat ve bol su içimi, düzenli beslenmedir.”

    HANGİ DURUMLARDA GRİP GEÇİRİRKEN ACİL KLİNİKLERİNE BAŞVURMALIYIZ?

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Mustafa Nafiz Karagözoğlu, hangi durumlarda kliniklere başvurulması gerektiğini ise şöyle sıraladı;

    “39 dereceyi geçen ateşiniz var ise ve 48 saate her ne yaptıysanız düşmüyor ise,

    Grip hastalığını takiben nefes darlığınız var ve kısa kısa nefes alıyorsanız hemen bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

    Gripten sonra şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı varsa veya bilinç bulanıklığınız var ise bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

    3 aydan büyük bebeklerde grip var ve yüksek ateş var ise (Havale geçirme riski 3 aydan büyük bebeklerde ateşolduğunda son derece yüksektir.) hemen bir hastane aciline başvurunuz veya 112 ye haber veriniz.

    Ayrıca, yutkunurken zorlanma ve ağrı, göğüs, kulak ve sinüzit bölgenizde ağrınız var ve balgamlı öksürük var ise, dudaklarda-parmak uçlarında morarma-nefes darlığı-genel durum bozukluğu varsa mutlaka doktor başvurusu yapınız.

    GRİP HASTALIĞINDA HAYATİ TEHDİT NEDİR?

    Özellikle Akciğerlerde ortaya çıkan enfeksiyon çok önemlidir. Zatüree veya Pnömoni denilen bu hastalık bazen sadece virüslerle, bazen de hem virüs hem de bakterilerle ortaya çıkabilir. Özellikle solunum yetmezliğine kadar gidebilen ilerlemiş durumlar söz konusu olabilir. Bu nedenle bu açıdan dikkatli olmak gerekir.

    GRİP HASTALIĞINDAN NASIL KORUNALIM?

    Sağlamsak; Öncelikle sakınmak gerekir. Hasta olduğu bilinen insanlarla temastan sakınalım. Hastane veya hasta ziyaretlerinde mümkünse ağzı ve burunu kapatabilen maskeler kullanalım. . Ellerimizi bol su ve sabun kullanarak yıkayalım. Uykumuza ve beslenmemize dikkat edelim. Mevsim sebze ve meyvelerinden yiyelim. Aşı ile ilgili doktorlarımızın önerilerini dinleyelim. Aşı yaptırmamız gerekiyorsa sakınalım.

    Hastaysak; Aksırırken ve öksürürken ağzımızı kapatmalıyız. Bol su ve sabunla ellerimizi ve yüzümüzü yıkayalım. Verilen ilaçlar olursa düzenli alalım. Hasta olduğumuzu yakınlarımıza söyleyelim. Kişisel korunma tedbirlerinin tam alınmasınısağlayalım. İstirahat edelim. İşyerine giderek diğer sağlam insanlara hastalığı bulaştırmayalım.

    GRİP HASTALIĞI HANGİ YAŞLARDA DAHA ZOR GEÇER?

    6 ile 23 ay arası bebekler, İleri yaşta olanlar (65 üstü…) hastalık açısından daha büyük riskler taşırlar. Hastalığın bu yaşlarda başlaması kolay, geçmesi zordur. Ayrıca zatüree ve solunum yetmezliği açısından bu yaş grupları daha risklidir.

    ALERJİSİ OLANLAR GRİP HASTALIĞINA DAHA KOLAY YAKALANIR MI?

    Hayır… Yapılan çalışmalar alerji öyküsü olanların diğer insanlarla eşit riske sahip olduklarını göstermiştir.

    KİMLER GRİP AÇISINDAN RİSKLER TAŞIYOR?

    Kalabalık ortamlarda bulunanlar yüksek risk altındadır. Yuvaya giden çocuklar, ilkokul öğrencileri, yaşlı ve bakım evi kalanlar ve çalışanlar, ileri yaştaki insanlar, kalp ve hipertansiyon hastaları, kronik akciğer hastalığı olanlar, hastanelerde sağlık personeli, Diyabeti olanlar (Şeker hastalığı), böbrek hastalığı olanlar, “Hemoglobinopatiler” denilen kan hastalığı grubundakiler, vücut bağışıklık sisteminde zayıflık yaratan hastalığı bulunanlar (İmmünolojik hastalıklar) GRİP geçirirken solunum yetmezliği ve ölüm açısından yüksek riskli gruplardır.

    “BANA BİR GRİP İLACI VERİR MİSİNİZ?”

    GRİP hastalığının tanısının konduktan sonra tedavisi ancak doktor önerisiyle olur. Bunun içinde önce muayene ve gerektiğinde tetkiklerin yapılması gereklidir. GRİP ilacı diye satın alıp kullandığınız günlük ilaçlar GRİP hastalığını iyileştirmez. GRİP hastalığında ortaya çıkan şikayetleri hafifletebilir. Anti-Viral ilaçlar GRİP hastalığının tedavisinde kullanılabilir. Ancak %100 iyilik hali beklentisi ile kullanılmaz. Her bedende cevap ayrı gelişebilir.

    GERÇEK ANTİ VİRAL İLAÇLAR HANGİLERİDİR?

    Bilimsel isimleri amantadin, rimantadin, zanamivir, oseltamivir dir. İlk iki günde başlamak kaydıyla etkili olabilen ilaçlardır. Potansiyel etkisi herkeste aynı şekilde tam ve güvenilir değildir. Virüsler bu ilaçlara karşı çok çabuk direnç geliştirebilmektedirler.

    GRİP İLACI DİYE GÜNLÜK HAYATTA BİLDİĞİMİZ İLAÇLARI NASIL KULLANMALIYIZ?

    Nezle-Soğuk algınlığına “GRİP olduk.” Diyip Eczanelere ilaç için girmek doğru bir uygulama değildir. Özellikle GRİP ilacı denilerek ilaç almayalım. Doktorunuz tarafından bir ilaç önerilmediyse ilaç kullanmak anlamlı değildir. Buna rağmen bu gibi ilaçları kullanmak istiyorsanız. Mutlaka Doktorunuza siz danışın. Çünkü bu tip ilaçlar hiçte masum değildir.

    GRİP İLACI DİYE BİLİNEN İLAÇLARI KİMLER DİKKATLİ KULLANMALI?

    Hipertansiyon, ciddi kalp damar hastalığı bulunanlar, tiroid bezinin fazla çalışması, diyabet, astım bronşit, glokom, amfizem, kronik akciğer hastalığı, böbrek ve karaciğer fonksiyon bozuklukları, prostat büyümesine bağlı idrar tutukluğu gibi durumlarda dikkatli kullanılmalıdır.

    KARACİĞER YETMEZLİĞİ OLANLAR GRİP İLACI DİYE BİLİNEN İLAÇLARI KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?

    Karaciğer yetmezliği tanısı konulmuş olan hastalar bu tip ilaçları doktor bilgi ile kullanmalıdır. Karaciğerin çalışmaları bozulabilir. 12-48 saat içinde karaciğer enzimleri yükselebilir ve protrombin zamanı uzayabilir, ancak yan etkiler dozun alınmasından 1-6 gün sonrasına kadar görülmeyebilir. Kronik alkoliklerde, tedavi edici dozlardan sonra ağır karaciğer hasarı ortaya çıkabilir. Günlük toplam doz 2 gramın altında tutulmalıdır.

    GRİP İLACI OLARAK BİLİNEN İLAÇLARIN BAŞKA YAN ETKİSİ VAR MI?

    İçerdikleri “Klorfeniramin maleat” maddesi dikkati azaltıp, uykuya meyili arttırabilir. Dikkat gerektiren makinelerde çalışanlarda, tehlikeli ve/veya yüksek yerlerde çalışanlarda veya vasıta kullananlarda kazaya neden olabilir. Bu tip ilaç alanlar bu nedenle çok dikkatli olmalıdırlar.”