Etiket: Doğru

  • Prof. Dr. Suat Kolukırık: “Suriyeli Göçmenlere Çalışma İzni Doğru Adım”

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suat Kolukırık , Suriyeli sığınmacılara çalışma izni düzenlemesinin doğru bir karar olduğunu ifade etti.

    Türkiye’ye gelen Suriyelilerin entegrasyonu ile ilgili Güneydoğu Anadolu’da istihdam ve tarımsal üretime katılmalarını destekleyici politikalar üretilmesinin doğru olduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Kolukırık, bu şekilde Güneydoğu Anadolu’da demografik yapının da zenginleştirilmesinin sağlanabileceğini söyledi. Kolukırık, “Türkiye temel insani destekler dışında Suriyelilerin istihdamı ve üretimle ilişkili girişimlerine alt yapı imkanı sunmalıdır. Diğer bir ifadeyle ülkemizdeki Suriyeliler için daha kalıcı ve uzun vadeli adımlar atmak zorundayız. Türkiye elindeki 2.5 milyonluk artı nüfusun sinerjisini kanalize edebilmeli, Suriyelilere yaptığı insani yardımlar yerine, sorun karşısında attığı entegrasyon uygulamalarıyla gündeme gelmelidir. Ne yazık ki mülteci üreten coğrafyaların sorunları çözülmedikçe ve insani bir küreselleşme modeli yaşanmadıkça bu yara kapanmayacaktır. Suriye’de akan kanın derdinde olmayanların ve Suriye sorununu uzatmayı hedefleyenlerin ’mültecilere’ verebilecekleri bir şeylerinin olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Devletimizin bu insanları iş hayatına dahil etmesi bu noktada doğru bir adımdır” diye konuştu.

    Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye’ye sığınan nüfusun geri dönecekleri yönündeki beklentilerin kalmadığını söyleyen Kolukırık, “Suriyeli sığınmacılar ileriki dönemde ülkelerine geri dönecekler beklentisi ortadan kalkınca Türkiye doğal olarak bu nüfusun sinerjisini toplumsal hayata dahil etme yönünde adımlar atıyor. Zaten bu insanlar şu anda da kaçak işçi olarak birçok yerde çalıştırılıyor. Bu şekilde devlet hem bu insanların kayıt dışı, iş güvencesiz ve sosyal hakları olmadan çalıştırılmasının önüne geçecek, hem de şu anda hazırdan beslemeye çalıştığı bir nüfusu işgücünde değerlendirmiş olacak” dedi.

  • Canik’te ‘Hedefe Doğru’ Uluslararası Buluşma

    Canik Belediyesi, 5-7 Mayıs 2016 tarihleri arasında “Psikolojik Danışma ve Rehberlik (PDR Hedefe Doğru)” başlıklı 6. Uluslararası Canik Sempozyumu’nda Türk ve yabancı akademisyenleri ilçede buluşturacak.

    Daha önce bir çok sempozyum düzenleyen Canik Belediyesi, şimdi de Uluslararası Canik Sempozyumu’nun 6.’sını gerçekleştiriyor. Canik Kültür Merkezi’nde 5-7 Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleşecek “PDR Hedefe Doğru” başlıklı sempozyumda, Türkiye ve dünyanın birçok üniversitesinden akademisyenler, hayatın hemen hemen her alanında gerekli olan Psikolojik Danışma ve Rehberliği Canik’te masaya yatıracak.

    ÖNEMLİ İSİMLER YÜRÜTÜYOR

    Canik Belediyesi öncülüğünde Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Samsun Şubesi’nin katkılarıyla düzenlenen sempozyumun Başkanlığını Canik Belediye Başkanı Osman Genç, Genel Koordinatörlüğünü ise OMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtman Ersanlı yapıyor. Sempozyumun Yürütme Kurulu’nda ise Canik belediye Başkan Yardımcısı ve Uzman Psikolojik Danışman Alican Usta, İl Milli Eğitim Müdürü Aytekin Girgin, Prof. Dr. Seher Balcı Çelik, Prof. Dr. Melek Kalkan gibi isimler yer alıyor.

    SON BAŞVURU TARİHİ 20 MART 2016

    Eğitim, sağlık, adalet, emniyet, askeri, aile ve sosyal hizmet vb. birçok alanda çalışanlar ile akademisyenleri PDR meslek elemanlarıyla buluşturmayı ve bilgi-deneyim paylaşımını sağlamayı amaçlayan sempozyuma katılmak isteyen akademisyenlerin 01 Mart 2016 tarihine kadar özgeçmişleriyle “www.canik.bel.tr/sempozyumlar” adresindeki VI. Uluslararası Sempozyum Formu’nu doldurarak, sözel veya poster bildiri özetlerini, 30 Mart 2016 tarihine kadar da sempozyum sayfasında yer alan bildiri kriterlerine uygun olarak bildiri tam metnini hedefedogrupdr@gmail.com elektronik posta adresine göndermeleri gerekmektedir.

    “SEMPOZYUM KONUSUNDA TECRÜBELİYİZ”

    Canik Belediyesi olarak şehre ve insanlığa katkıda bulunacak bir çok çalışmaya imza attıklarını belirten Canik Belediye Başkanı Osman Genç, “Bugüne kadar tarih, çocuk, şehir gibi bir çok konuda sempozyum düzenledik. Bu konuda tecrübeli bir belediye olarak yine hayatımızın her alanında karşımıza çıkan, hemen hemen her çalışma grubunda ihtiyaç duyulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik konusunda sempozyum yaparak, akademisyenleri ve PDR çalışanlarını buluşturmak istedik. Bu sempozyumun hem bu meslek çalışanlarına hem de insan yaşamına katkıda bulunacağına inanıyoruz. Bu konuda sempozyumun gerçekleşmesinde öncülük eden Genel Koordinatör ve OMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtman Ersanlı ile Başkan Yardımcımız Alican Usta’ya teşekkür ediyorum” dedi.

  • Domuz Gribinde Doğru Bilinen Yanlışlar

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu, domuz gribi konusunda doğru bilinen birçok yanlış bilgilinin olduğunu söyledi.

    Dr. Mustafa Nafiz Karagözoğlu, domuz gribinde doğru bilinen yanlışları şöyle sıraladı:

    “DOMUZ GRİBİ, DOMUZLARLA TEMASLA BULAŞIR

    Yanlış. Domuz gribi ismi domuzlarda oluşan virüse çok benzediği için verilmiş bir isimdir. Domuz teması ile ilgisi yoktur.

    YAŞLILARDA DAHA FAZLA ÖLÜME NEDEN OLUR?

    Yanlış. 5-59 yaş arası ölüm oranı diğer yaş gruplarına göre daha yüksektir.

    DOMUZ GRİBİ TESTİ (H1N1 TESTİ) NEGATİF İSE HASTALIK YOKTUR.

    Yanlış. Domuz gribi için yapılan testler negatif çıksa bile yüzde 10 domuz gribi olma ihtimali söz konusu olabilir.

    DOMUZ GRİBİ İÇİN HER HASTAYA MUTLAKA HER ZAMAN ANTİVİRAL TEDAVİ VERİLİR

    Yanlış. Antiviral tedaviler doktorların önerdiği vakalara verilir. Hastalık başladıktan 3 gün sonra antiviral tedavi nin yeterince faydalı olmadığı biliniyor.ilk 48 içinde tanı konan hastalara antiviral tedavi önerilir.

    EL YIKAMA, DÜZENLİ UYKU, DÜZENLİ BESLENME, MASKE KULLANIMI DOMUZ GRİBİNDEN KORUR

    Yanlış. Tüm tedbirleri alsanız bile domuz gribi hastalığına yakalanabilirsiniz.

    AŞI OLDUM. DOMUZ GRİBİ OLMAM

    Yanlış. Aşı koruyuculuğu yüzde 100 değildir. 18-64 yaş yüzde 80-96, >65 yaş yüzde 56-60 koruma oranı vardır.

    GEÇEN SENE GRİP AŞISI OLDUM. BU SENE GEREKMEZ

    Yanlış. Virüs kabukları değişebilir. Geçen seneki aşı geçen seneki virüs için koruyuculuk ihtimali taşıyordu. Bu yıl yeniden yapılması gerekli.

    DOMUZ GRİBİ AŞISI VURULDUM. BUNDAN SONRA GRİP OLMAM.

    Yanlış. Aşı vurulduktan hemen sonra korumaya başlamaz. Yaklaşık 2 hafta sonra koruyuculuğun başlama ihtimali vardır.

    DOKTOR VERSE BİLE TEST ÇIKMADAN DOMUZ GRİBİ İLACI KULLANMAM.

    Yanlış. Testler çıkmadan da doktor klinik şüphe ile ilaç başlayabilir. Kullanmamak hayati ve telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilir.

    DOKTORA GEREK YOK. GRİP İLAÇLARINI KENDİM KULLANMAYA BAŞLARIM

    Yanlış. “grip ilacı” diye bilinen bir çok ilaç ağrı kesici, anti-alerjik ve bazı şikayetleri azaltan tip ilaçları içeren ilaçlardır.”gerçek grip ilaçları” doktorlar reçete etmeden kullanılmamalıdır.

    BEN GENCİM AŞILANMAMA GEREK YOK

    Yanlış. 6 ay- 24 yaş arası gençler, sağlık personeli, gebeler, 25-64 yaş arası ek hastalığı olanlar, aşılanmalıdır”.

  • Yüz Felcinde Doğru Bilinen Yanlışlar

    Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Melek Ertan, yüz felcinin tedavisinde tavsiye edilen sakız çiğnemenin kalıcı tik bozukluklarına yol açabileceğini söyledi.

    Hava sıcaklıklarının düşmesiyle görülme riski artan yüz felci hakkında konuşan Özel Eskişehir TSG Anadolu Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr.Melek Ertan, sık görülen yüz felcinin genellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda meydana geldiğini söyledi. Yüz felcinin meydana gelmesi ve belirtileri hakkında konuşan Dr. Ertan, “Beyinden çıkan yüz siniri, yüz kanalından geçerken soğuktan sıcağa geçerken şişiyor ve orada sıkıştığı içinde yüz felci meydana geliyor. Ödem gelişiyor. Bu yüzden hasta göz kapağını kapatamıyor, ağız kenarını hareket ettiremiyor, ıslık çalamıyor, gözünde yaşarma ve akma oluyor, yüz, kulak ve boyun ağrısı da eşlik edebiliyor” dedi.

    “YÜZ FELCİ OLAN HASTA EN KISA SÜREDE MUTLAKA HASTANEYE BAŞVURMASI GEREKİYOR”

    Yüz felci geçiren bir hasta için hemen ilaç tedavisine başlanılması gerektiğine dikkat çeken Uz. Dr. Melek Ertan, sözlerinin bir bölümünde hastalıkla ilgili şunları söyledi:

    “Yüz felcin bazen de beyin sapında yüz sinirinin gövdesinde hasarlanma ile meydana geliyor. Bunu ayırt etmek için mutlaka beyin MR’i istiyoruz. Şeker hastalığı var mı? Yok mu? Bu önemli oluyor. Şeker hastalarının yüz felci geçirme olasılıkları yüksek. Kan şekerine ve kan sayımına bakıyoruz. Viral enfeksiyon geçirenlerde de oluyor. Bundan dolayı yüz felci geçirenin mutlaka en yakın bir hastaneye başvurması gerekiyor. Yüz felci yüzde 90 kendiliğinden iki üç ay içinde toparlıyor. Ama ilaç kullanması gerekiyor. Yüzde 10 dilimde de bazen hasar kalabiliyor. Yüz felcinde önemli olan şey, başladıktan sonra ilk 3-4 gün artış olabiliyor. İlaç başlanmasına rağmen ilerleme olmasından dolayı hastalar bazen tedirgin olabiliyor. İlaç başlanmasına rağmen hastalıkta bazen ilerleme oluyor ancak bu durum sonra yerini gerilemeye bırakıyor. Sonrada yavaş yavaş toparlıyor.”

    “ARTIK SAKIZ ÇİĞNENMESİNİ ÖNERMİYORUZ”

    Yüz felcinde geçmiş yıllarda tedavilerle birlikte uygulanan bazı yöntemlerin farklı olumsuz sonuçlara yol açabileceğini belirten Dr Melek Ertan, sözlerine şöyle devam etti:

    “Eskiden yüz felci olan bir kişiye ilaç tedavisi başladıktan sonra egzersiz yapmasını, ılık kompres yapmasını, sakız çiğnemesini önerirdik. Artık önermiyoruz. Tüm bu müdahaleler kalıcı, anormal istem dışı hareketlere yol açabiliyor.. Bunlar gelişmesin diye bu tür tedavileri artık önermiyoruz.”

    “YÜZ FELCİ EV HANIMLARINDA DA SIKLIKLA GÖRÜLEBİLİYOR”

    Yüz felci için alınabilecek önlemlere de değinen Dr. Ertan, “Yüz felcine önlem almak istiyorsak, öncelikle duş aldıktan hemen sonra dışarı mutlaka çıkmak yerine en az bir saat sonra çıkılacak. Yaz aylarında bile yüz felci olabiliyor. Kış aylarında viral enfeksiyon oranı arttığı için daha sık görüyoruz. Hava akımlarında eşarp, kaşkol ve atkı ile korunmamız gerekiyor. Bazı yüz felci tekrarlayabiliyor. Bu kişilerin daha da dikkatli olması gerekiyor. Ev hanımlarında bile çok sık görülebiliyor. Temizlik yapıyor, evi havalandırıyor, açık camlar arasında kalıyor bundan dolayı gelişebiliyor. Şeker hastalarında zaten görülme oranı yüksek. Sıcak bir ortamdan, klimalı, soğuk bir ortama girmek tetikleyebiliyor. Araç içinde sürücü tarafındaki camı açarak araba kullanmak yüz felci gelişmesine yol açabiliyor” diye konuştu.

  • Ağız Ve Diş Sağlığında Doğru Bilinen Yanlışlar

    Diş Hekimi Dt. A. Doğan Bircan, ağız ve diş sağlığında halk arasında doğru bilinen yanlışlar olduğunu belirterek, “Günümüzde diş hekimliğinin özellikle estetik alanında yaşanan yenilikleri ile ağız ve diş sağlığı geçmişe göre biraz daha önem taşısa da kulaktan dolma yanlış bilgilerle uyguladığımız birçok hata bulunmaktadır” dedi.

    Ağız ve diş sağlığında diş fırçalamanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Diş Hekimi Dt. A. Doğan Bircan, “Hepimizin bildiği gibi günde en az iki kere sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce dişlerimizi fırçalamamız gerekmektedir. Fakat fırçalama işlemiyle diş arası yüzeylere ulaşamadığımız için günde en az bir kere de yatmadan önce diş ipi kullanmalıyız. Bu sayede oluşmaya çalışacak bakteri plağına karşı etkili bir savunma oluşturmuş oluruz. Peki dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız? İleri geri, yani yatay yönde gidip gelerek yapılan fırçalama sıklıkla herkesin düştüğü bir yanlıştır. Fırçalama yapılırken ağzımızın hafif açık konumlandırılıp dişetinden dişe doğru yani üst çenede yukarıdan aşağıya, alt çenede de aşağıdan yukarıya doğru tek yönlü süpürme hareketi yapmamız gerekmektedir” diye konuştu.

    Ağız kokusuna değinen Diş Hekimi Dt. A. Doğan Bircan, şöyle konuştu:

    “Çeşitli araştırmaların sonuçlarına göre kötü kokunun başlıca nedenleri sindirim sistemi rahatsızlıkları ve ağız, diş rahatsızlıklarıdır. Sindirim sistemi rahatsızlıkları için doktora gidilmelidir. Ağız ve diş rahatsızlıkları sonucu meydana gelen kötü koku ise çürük diş ve diş eti problemleri gibi nedenlerle oluşur. Bunlar için en kısa zamanda hem bir diş hekimine gidilmeli, hem de diş fırçası, diş ipi ve bakteri plağına karşı etkili, sürekli kullanıma uygun bir ağız gargarası ile etkin bir ağız bakımı alışkanlık haline getirilmelidir. Dişetleri kanadığında fırçalamayı kesmeli miyim? Aksine, dişeti kanaması görüldüğü takdirde derhal diş hekimine başvurmalıyız. Gereken tedavi sonrasında da fırçalama süresi uzatılmalı ve diş ipi ile de hijyen muhakkak takviye edilmelidir. Sert diş fırçası ile dişleri sert fırçalarsam daha iyi temizlemiş olurum. Yanlış. İyi fırçalamak fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaları kullanılır. Çok sert fırçalar dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyebilir. Ayrıca sert fırçalama sonucu dişlerin dişetine yakın yüzeylerinde aşınma ve sonucunda çürükler oluşarak hassasiyete sebep olabilir.”

    Diş Hekimi Dt. A. Doğan Bircan, “Diş macununu bol kullanmak daha iyi midir?” sorusuna da açıklık getirerek şunları söyledi:

    “Hayır. Diş macununun miktarı sadece bireyin ağızda hissedeceği ferahlık hissini arttırır. Dişlerin mine tabakasının çizilmesi macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise ’mercimek tanesi’ büyüklüğünde olmalı. Ayrıca, diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur. Karbonat, tuz veya sodayla fırçalamak dişleri beyazlatır mı? Bu maddeler iri granüllü olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişin parlaklığı gider ve yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar. Diş taşı temizliğinden sonra daha fazla diş taşı oluştuğu da halk arasında kulaktan kulağa yayılan yanlış bilgilerdendir. Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da herhangi bir zararı yoktur. Ayrıca diş taşı temizliği doğru uygulandığında mine zedelenmeleri de görülmez. Beyazlatma (bleaching) işlemi sonrasında dişler daha fazla sararır. Yanlış. Beyazlatma normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.”