Etiket: Doğallık

  • Dönerde kalite, lezzet ve doğallık sunan Torku’dan Ankara ve Konya’da yeni şube

    Torku Doğrudan Döner’in Ankara ve Konya’da yeni şubeleri açıldı.

    Gıda sektöründe 64 yıllık tecrübeye sahip olan ve 10 yıl önce ürettiği şekeri, mamul ürün haline getirip Torku markasıyla son tüketiciyle buluşturarak her geçen gün raflardaki ürün sayısını arttırıp yerini büyüten Konya Şeker’in Panagro Tesislerinde üretilen döneri kendi işlettiği döner lokantalarında tüketici ile buluşturuyor.

    Tüketiciye doğal ve güvenilir et ve süt ürünleri tedarik eden Torku’nun, tanınmış döner ustalarının önerileri ve yemek tadımcılarının lezzet testinden geçirerek hazırladığı özel marinasyonlu döneri ilk olarak Karaman’da hizmete açan Torku Doğrudan Döner kısa süre önce hizmete giren Konya Mevlana Caddesindeki şubesinden sonra Konya Zafer ve Ankara Mithatpaşa Caddesinde açtığı şubelerle büyümeye devam ediyor.

    Yeni mağazalarla ilgili Konya Şeker’den yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi; “Torku Doğru’dan Döner lokantaları, ferah ve rahat bir ortamda yemeklerini zamana yayarak yemek isteyenlere servis döner seçeneği sunarken zamanı kısıtlı olanlara da hızlı yemek yiyebilecekleri seçeneklerle hizmet veriyor. Tüm mamul ürünlerinde olduğu gibi tüketici sağlığı ve doğallığı ile hijyeni önceleyen Torku Doğrudan Döner kalite ve lezzetten de taviz vermiyor. Kendi tesislerinde tüm aşamaları veteriner ve gıda mühendislerinin kontrolünden geçirerek üretilen etlerden özel olarak marine edilerek hazırlanan Torku Doğrudan Döner’in en büyük farklarından biri ise büyük ve küçükbaş besilerin yetiştirilme sürecinde de kontrollü üretim gerçekleştirmesi. Yeminden suyuna kadar besilerin yetiştirilmesini gözetim altında tutan Panagro, tüm süreçte veteriner kontrollerini de gerçekleştiriyor. Besiden döner tezgahına kadar kontrollü bir aşamadan geçen Torku Döner, 7/24 veteriner kontrolünde özel rasyonlu yemlerle yetiştirilen AB standardındaki çiftliklerde yetişen besilerden elde edilen etlerle döner ustaları tarafından Panagro’daki döner mutfağında hijyenik ortamda hazırlanıyor. Torku Doğrudan Döner Lokantalarında dönerin yanında servis edilen şalgam suyu, üzüm, elma suyu, kızarmış patates, bulgur pilavı, domates gibi ürünler de yine Konya Şeker’in tohumundan hasadına kadar kontrollü ürettirdiği ürünlerden yine Konya Şeker’in üretim tesislerinde üretiliyor. Dönerin yanında olmazsa olmaz olan Torku Ayran ise Panagro’nun sertifikalı üreticilerinden temin edilen üst kalite sütlerden geleneksel metotlarla Panagro Et-Süt Entegre Tesislerinde üretiliyor. Torku Doğrudan Döner’de kullanılan ve yeminden suyuna kontrollü üretim esasına dayalı besilerden elde edilen etler özel soslarla marine edilip üç gün bekletildikten sonra et döner olarak servis ediliyor. Torku Doğrudan Döner’in lezzeti doğallığından ve kalitesinden gelirken, kuzu eti de dönerin lezzetine lezzet katıyor. Tüketicilere sunulmadan önce gurmelere tattırılarak lezzet testinden geçen ve ünlü yemek ustaları ve tadımcılarının önerileri de dikkate alınarak hazırlanan Torku Döner, tüketici memnuniyetini birinci önceliği kabul ediyor. Tüm şubeleri aynı özelliğe sahip olacak şekilde konsept lokanta olarak tasarlanan Torku Doğrudan Döner Restoranları, tüketiciye nezih ve ferah bir ortamda açık mutfak özelliğiyle hizmet veriyor. Yoğun, stresli ve zamanın yetmediği modern hayatın en sağlıklı besinlerinden birisi olan döner, Torku standardıyla bambaşka bir lezzete bürünüyor. Torku Doğrudan Döner; farklı konseptiyle, sunumuyla, göz doyuran porsiyonları ve fark yaratan soslarıyla doyumsuz bir tada dönüşüyor.

    “Torku Doğrudan Döner, doyumsuz bir tat sunuyor”

    Farklı bir konsept, farklı seçeneklerde sunum, doyurucu porsiyonlar ve fark yaratan soslar Torku güvencesi ile birleşince de doyumsuz bir tat ortaya çıkıyor. Üretici refahı ve tüketici sağlığını değişmez ve birbirini tamamlayan iki önceliği olarak gören Torku, tüketicinin güvenilir gıdaya erişimini üretimin sürmesi kadar önemli görerek buna uygun çalışmalar ve üretim prosesleri geliştiriyor. Bu çerçevede bulgurlu döneri de eşsiz bir damak tadı olarak tüketiciye sunarken, bulgur üstü dönerle de bir fark yaratıyor. Dönerde kullanılan etler, Torku’nun kendi çiftliklerinde yetişen ve Avrupa standartlarına sahip et entegre tesislerinden geliyor. Doğru servis sıcaklığı, geleneksel döner tadı ve etinin yumuşaklığıyla özel olarak hazırlanan Torku Doğrudan Döner, yemeği karın doyurmak yerine yemek keyfine dönüştürüyor.”

  • Kadınlar Güzellik, Erkekler Doğallık İstiyor

    Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Bahadır Baykal, kadınların burun estetiği ile güzelleşmek isterken, erkeklerin doğal ve işlevsel bir burun arzu ettiklerini söyledi.

    Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bahadır Baykal, “Ülkemizde en sık yapılan estetik ameliyatların başında burun estetiği geliyor. Bazen görsel amaçlı yapılan bu ameliyat çoğu zaman da kişinin burun tıkanıklığını gidermek için yapılıyor. Amaç estetik olarak daha güzel, fonksiyon olarak rahat nefes alabilen sağlıklı bir burun elde etmektir” dedi.

    Burnu yüz ile uyumlu hale getirmek için burnun şekli, büyüklüğü ve genel görüntüsünde değişiklikler yapılabildiğini anlatan Op. Dr. Bahadır Baykal, ”Bu ameliyatla burun küçültülebilir veya büyültülebilir, kontüründe değişiklikler yapılabilir, burun sırtındaki kemer düzeltilebilir, burun ucunun kalkıklığı ayarlanabilir. Ancak tüm bunların ne kadar ve ne derece gerçekleşebileceğine kişinin kıkırdak ve kemik yapısı ile cildinin kalınlığı izin verir” diye konuştu.

    Op. Dr. Baykal sözlerine şöyle devam etti:

    ”Burun estetiği içi uygun aday şu durumlardadır; burun oldukça geniş veya uzunsa, burun kemiği kırık ve çökükse, travma veya kaza sonrası burnun şekli değişmişse, burunda gözlük kullanımını engelleyecek derecede büyük kemer varsa, burun ucu düşükse, burun delikleri asimetrikse, burun aksında eğrilik varsa, burun tıkanıklığı sorunu burnun şekil bozukluğundan kaynaklanıyorsa. Burun estetiği ile mükemmel bir burna sahip olunabilir mi diye sorulacak olursa bu ameliyat ile yapılabilecek değişiklikler sınırlar içerisindedir. Unutmamak lazım ki öncesinde de burun yapımız mükemmel değildir, sonrasında da birebir hayal ettiğimiz burna milimetrik ölçümlerle sahip olamayabiliriz. Bence bu ameliyattan en çok memnun olanlar beklentilerini gerçekçi düzeyde tutanlardır. Burun estetiğiyle yeni bir ifadeye sahip olup güzelleşseniz de yepyeni bir çehre kazanamazsınız.”

    Op. Dr. Bahadır Baykal ameliyatlar ile ilgili olarak da şunları söyledi:

    “Ameliyat ile beğendiğimiz bir başka burnu elde etme şansı; herkesin burun kıkırdağı ve dokusu farklı yapıdadır, ayrıca burnun yüzdeki duruşunu belirleyen çene, alın ve yanaklar da kişiye özgüdür. Bu nedenle bir başka kişide beğenilen burnun sizde de aynı sonucu verme ihtimali yüksek değildir. Bu operasyon limitleri olan bir ameliyattır. Hayalleriniz daima olması muhtemel beklentilerle örtüşmelidir. Bence ne istediğinizi bilmeniz ve öncesinde doktorunuzla mutabık kalmanız oldukça önemli. Bazen hasta fotoğrafı üzerinde oynamak dahi yanıltıcı olabiliyor, çünkü fotoğraf üzerinde yapılan değişiklikler ekran üzerinde yapılırken, ameliyat esnasında yapılan değişiklikler canlı doku üstünde ve cerrahi beceri ile gerçekleştirilir. Başarılı bir burun estetiği sonrası sorun olma ihtimali düşüktür. Her şeyden önce şunu bilmenizde fayda var, tüm estetik ameliyatlar içinde en zor olanı burun estetiğidir. Oldukça titiz ve sabırlı çalışmayı gerektiren komplike bir ameliyattır. Tecrübesi az olan cerrahların elinde komplikasyon oluşma ihtimali elbette yüksektir ama bazen çok iyi ellerde dahi hastanın dokusundan kaynaklanan sorunlar oluşabilir. Burun kemik ve kıkırdaklarının en son şeklini alması birinci yılda olur. Bu nedenle kesin yargıya varabilmek için uzun bir süre beklemek gerekir. Burun her gün değişir. Eğer yapısal destek greftleri kullanılmadıysa burun ucunun ve burun orta çatısının bir miktar düşmesi olağandır. Bazen burun eğriliği yeterli düzelmeyebilir veya ameliyat sonrası nefes alma sorunu devam edebilir. Burun ameliyatındaki tercihi doktora bırakmak gerekir. Kapalı teknik çok eski bir tekniktir, yetersiz kaldığı ve uzun dönem sonuçları her zaman iyi olmadığı için modern rinoplastide açık teknik geliştirilmiştir. Amerika’da burun estetiği yapan cerrahların yüzde 90’ı açık tekniği tercih ediyor. İyi ellerde yapılan açık teknik burun estetiğinde sonuçlar çok doğal ve sağlıklı nefes alabilme konseptine uygun, özellikle uzun dönem sonuçları mükemmel. Ameliyat olanların en önemli isteği güzel burun, sağlıklı nefes alma ve hızlı iyileşme. Kadınlar burun estetiği ile güzelleşmek isterken, erkekler doğal ve işlevsel bir burun arzu ediyorlar. Mesleğiniz, hobileriniz, yaşam biçiminiz de ameliyata dair beklentilerinizi etkileyebiliyor. Örneğin bir yoga hocasının öncelikli beklentisi sağlıklı nefes alma olurken, bir TV starıysanız güzel ve çekici burun olmazsa olmazınızdır. Bu arada teknolojinin gelişmesi, tamponsuz burun estetiğinin uygulanması ağrı ve morarma gibi can sıkıcı şikayetleri de oldukça azaltmış durumda.”

    Op. Dr. Bahadır Baykal, lazerle burun estetiği hakkında yaptığı değerlendirmede ise, “Üzülerek görüyorum ki burun estetiğinde hatalı bir pazarlama stratejisi olarak kullanılıyor lazer. Hiçbir şekilde burun estetiği ameliyatlarında lazer kullanmayız. Ne burnunuzdaki kemeri törpülemek için ne de cilde kesi yapmak için lazer kullanmazsınız, bu iş için mükemmel cerrahi setlere sahibiz. Ayrıca aşırı ısının ciltte yapacağı tahribatı burun estetiği ile uğraşan hiçbir doktor cerrah göze alamaz” şeklinde konuştu.

  • Estetik Operasyonlarda Doğallık Dönemi

    Estetik operasyonlarda bir dönemin tercih edilen abartılı istekleri yerini doğallığa bıraktı.

    Günümüzde abartılı estetik ameliyatlar yerini doğal estetiğe bıraktı. İnsanoğlunun varlığı devam ettiği müddetçe beğenme ve beğenilme arzusunun var olmaya devam edeceğini belirten uzmanlar, kişinin kendisiyle barışık olmasının başkalarının da onu beğenmesi ile doğru orantılı olduğunu söyledi. Kişinin kendinde beğenmediği bir yönü olduğunda estetik cerrahların kapısını hiç çekinmeden çalması gerektiğini belirten Prof. Dr. Mesut Özcan, günümüzde estetikte aranan 3 temel unsur olduğunu ifade etti. Özcan, “Estetik operasyonlarda bir dönemin tercih edilen abartılı istekleri yerini doğallığa bıraktı. Doğal güzellik arayışındaki kişiler estetik operasyon geçirmiş olsalar dahi bunun belli olmamasını istiyor. Estetiğin doğal olanı makbul hale geldi. Bu sebeple estetik cerrahi alanında da yeni tedaviler ve yöntemler hızla yükselişe geçti” diye konuştu.

    Farklı estetik operasyonlar için yapılan başvuruların çoğunun iş ve sosyal hayatın parçası olan kişilerden oluştuğunu, bu kişilerin genç ve daha güzel görünme isteği ile kapılarını çaldığını belirten Özcan, “Muayenelerimizde estetik operasyon sonrası ödem ve morluk olur mu, olursa ne kadar sürede iyileşebilirim sorularının kesin cevapları isteniyor. Estetik operasyonlarda hastanın istediği iyileşme sürecine endeksli bir teknik belirlemek mümkün ve doğru değildir. İsteklerinin tıbbi anlamda neden mümkün olmadığını da hastalarımıza açıklıyoruz. Bunun yanı sıra fonksiyonu da ihmal etmiyoruz. Estetik burun ameliyatı sonrasında burun nefes alma fonksiyonunu yitirdiyse o işlem başarılıdır diyemeyiz. Yapılacak estetik işlemlerde önce doğallık, doğallıkla birlikte sağlık da şarttır” dedi.

  • “Kişisel Bakım Ürünlerinde De Doğallık Ön Planda”

    AksuVital Marka ve Pazarlama Müdürü Elçin Demir, paraben, SLS, silikon ve renklendirici içermeyen kişisel bakım ürünlerini doğal sevenlerle buluşturacaklarını açıkladı.

    Türkiye’nin doğal bitkisel ürünlerde öncü firmalarından AksuVital’in, kişisel bakım ürünlerinde de doğallığı ön plana aldığı açıklandı. Şirketin Marka ve Pazarlama Müdürü Elçin Demir, “Paraben, SLS, silikon ve renklendirici içermeyen, tamamen doğal içerikli 19 çeşit ürünün Ocak ayında lansmanını yapmaktan mutluluk duyduk” dedi.

    Softem’in, geleneği ve yenilikleri birleştiren formülasyonlarıyla, doğanın güzelliğini hissetmek isteyenlerin yanı başında olacağını söyleyen Demir, “Cildimiz ve saçlarımız, şehir hayatı ile birlikte hayatımıza yoğun bir şekilde giren stresin, çevre kirliliğinin verdiği zarardan dolayı özel bir ilgiyi hak ediyor. Farsça yumuşak ilaç anlamına gelen Softem, içeriğinde bulunan doğal bitki özleriyle cildinizin ihtiyacına göre çeşitli doğal sabun, şampuan, saç kremi, saç serumu, cilt ve vücut yağları alternatifleri sunuyor. Softem ürünlerinde kullanılan yağlar soğuk pres tekniği ile elde edilmektedir. Yüzde 100 saf ve doğal yağlardan oluşan ürünler katkı maddesi ve koruyucu içermez, proses süresince yüksek derecede ışıl işleme maruz kalmazlar. Ürünler alanında uzman bir kadro tarafından geliştirilmektedir. Ar-Ge ve Ür-Ge ekibi, formülasyonları çalışırken, birbirini tamamlayan, birbirinin etkisini artıran hammaddeleri bir arada kullanmaktadır. Doğaya zarar vermeden üretim yapmaya, üretimin her aşamasında dikkat edilmektedir” şeklinde konuştu.

    Ürünlerin, Ar-Ge ve Ür-Ge alanında faaliyet gösteren laboratuvarda geliştirildiğine vurgu yapan Dermir, “Softem ürünleri Ar-Ge ve Ür-Ge alanında faaliyet gösteren laboratuvarda geliştirilir. 600 metrekare alana kurulu olana laboratuvar, süreç içerisinde ihtiyaç duyulan tüm hammadde ve son ürün analizlerinin yapılabilmesi için gereken, HPLC, GC-MS, atobik absorpsiyon vb. teknik donanıma sahiptir. Ürün ve hammaddeler için yılda ortalama 20.000 civarında analiz yapılmaktadır. Laboratuvar kadrosu; doktor, kimyager, gıda mühendisleri, tıbbi ve aromatik bitki uzmanlarından oluşur. Laboratuvar ekibi kişisel bakım ürünleri ve doğal bileşimler konusunda oldukça deneyimlidir. Türkiye’de bilimin öncüsü Tübitak, İstanbul Üniversitesi, Ege üniversitesi ve çeşitli kurumlar ile birlikte başarılı projelere imzalar atılmaktadır” dedi.

    Ürünlerin, GMP belgeli üretim tesisinde hazırlandığını belirten Demir, şunları kaydetti: “Türkiye’de, kendi tesislerinde üretim yapmaktadır. GMP(Good Manufacturing Process-İyi Üretim Uygulamaları) koşullarına sahip üretim alanında, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi bölgelerinden seçilen kaliteli hammaddelerden son ürünler hazırlanmaktadır. Kullanılan bitki ve bitki ekstrelerinde aflotoksin, mikrobiyolojik açıdan toplam aerobik bakteri, küf-maya analizleri, salmonella, e-coli testleri yapılır. Kullanılan bitki ekstrelerinin HPLC ile etken madde miktarı tayini gerçekleştirilir. Yağlarda safsızlık ve bileşenlerin kompozisyon ölçümü gerçekleştirilir. Son ürünler üzerinde, bağımsız akredite laboratuvarlarda düzenli olarak doğrulama testleri yapılır. Bir bitkinin yüzlerce çeşidi bulunur ve genelde bunlardan sadece bir türü etken madde miktarı açısından işe yarar durumdadır. Bu nedenle doğru türün kullanıldığından emin olmak adına, ürünlerde kullanılan bitkilerinin türleri, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Laboratuvarında analiz edilmektedir”.