Etiket: Doğal

  • Biyoçeşitlilik müzesi, doğal varlıklara ev sahipliği yapacak

    Biyoçeşitlilik müzesi, doğal varlıklara ev sahipliği yapacak

    Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünü ziyaret ederek akademisyenlerle bir araya gelen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, ulusal ve uluslararası düzeyde ürettiği teknoloji ve bilimsel araştırmaların yanında verdiği eğitim-öğretimle ön plana çıkan Bitki Koruma Bölümünde çeşitli incelemelerde bulundu.

    Bir Müze Müjdesi Daha

    Göreve geldikten sonra Biyoçeşitlilik Bilim Müzesini projelendirdiklerini ve yakın zamanda da açmayı planladıkları müjdesini veren Rektör Çomaklı, bu müzenin ilgi çekiciliğinin yanında bilimsel çalışmalara da zemin hazırlayacağını belirtti.

    Bünyesinde yer alan laboratuvarlarla aynı zamanda Ar-Ge çalışmaların yapılmasına da imkân tanıyacak projenin, bilim camiasına ve müze kültürüne katkı sağlayacağına yürekten inandığını aktaran Çomaklı, Biyoçeşitlilik Bilim Müzesinin bir üniversite müzesi olmasının yanı sıra, biyoçeşitlilik alanında bir araştırma merkezi olarak da hizmet verecek şekilde tasarlandığını ifade etti.

    Dünya üzerinde benzeri müzelerin bulunduğunu ifade eden Çomaklı, yakın zamanda bünyesinde biyoçeşitlilik müzesini barındıran Rusya Bilimler Akademisine bağlı Zooloji Enstitüsü ve Komarov Botanik Enstitüsü ile Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesinin kurulması ve geliştirilmesine yönelik iş birliği protokollerinin imzalandığını da hatırlattı.

    “Müzeler Canlı Organizmalardır”

    Büyük bir aşama kaydedilen müzenin açılış tarihiyle ilgili yakın bir zamanda bilgi verileceğini kaydeden Rektör Prof. Dr. Çomaklı, Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulumu tamamlanan ve nisan ayında açılması planlanan Ata Buz Müzesinden sonra böylesine değerli bir müzenin daha şehre kazandırılmasının turizm açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi. Erzurum’a, bölgesine ve ülke turizmine katkı sağlayacak önemli bir adımın daha çok yakında atılacağını vurgulayan Rektör Çomaklı, müzelerin canlı bir organizma olduğunu, beslendikçe büyüdüğünü bu nedenle çalışmaların aralıksız bir şekilde devam ettiğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

  • Van’da üretilen doğal gaz tüpü için 3 ülke sıraya girdi

    Van’da üretilen doğal gaz tüpü için 3 ülke sıraya girdi

    İranlı mühendis Mehdi Firuzi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Teknokent bünyesinde 17 milyon lira harcayarak kurduğu fabrikada üretilen basınçlı doğal gaz tüpü için Almanya, Çin ve İran’dan talep aldı.

    Daha önce Almanya’da faaliyet gösteren İran asıllı mühendis Mehdi Firuzi, Van YYÜ Teknokent bünyesinde kurduğu fabrikada, yine Almanya’dan getirilen son teknolojik ürünlerle 20 mühendisle birlikte doğal gaz tüpü için seri üretime başladı. Van’ın doğal gaz bölgelerine yakın olmasından dolayı 17 milyon liralık yatırımı kente kazandıran Firuzi, kompozit malzemeden yapılan basınçlı tüplerle araçların doğal gazla çalışmasını sağlıyor. Çelik tüplere göre 5 kat daha hafif olan kompozit tüpler, yakıtta büyük tasarruf sağlıyor.

    Alman teknolojisiyle üretilen ve 21. yüzyılın doğal gaz inovasyonu olarak bilinen kompozit malzemeden yapılan basınçlı tüplerle 13 binlik nüfuslu bir ilçeye boru ihtiyacı olmadan doğal gaz taşınarak o ilçenin doğal gaz ihtiyacı da sağlanabilecek. Teknolojinin yeni olması nedeniyle Çin’den 30 milyon euroluk yatırım teklifi alan Firuzi, yine Çin, Almanya ve İran’dan basınçlı doğal gaz tüpleri için ihraç talebi aldı.

    “Van’ı örnek bölge olarak seçtik”

    İHA muhabirine konuşan Mehdi Firuzi, Van’ın doğal gaz bölgelerine yakın olmasından dolayı tercih ettiklerini belirtti. Örnek bölge olarak seçtikleri Van’da yakın zamanda doğal gaz istasyonları da kuracaklarını ifade eden Firuzi, “Van doğal gaz bölgelerine yakın olmasından dolayı bizim açımızdan tercih edilmiştir. Bu yüzden Van’ı örnek bölge olarak seçtik. Böylece Van’da kendi doğal gaz istasyonumuzu kurmaya karar verdik. Bu konuda Van Büyükşehir Belediyesinin yer tahsisi konusunda bize kolaylık sağlamasını istiyoruz. Fabrikada iş eğitimi noktasında 20 mühendisle başladık. Bu mühendislerin hepsi Van bölgesinden alındı. Mühendislerimizin eğitimi bitmek üzeredir. İlk etapta 150 personel alabiliriz. Eğer umduğumuz destekleri alabilirsek 450 kişi çalıştırabilecek kapasitedeyiz” dedi.

    “Çin’den 30 milyon euroluk yatırım teklifi aldık”

    Ham maddenin gelişiyle birlikte daha hızlı bir seri üretime başlayacaklarını ifade eden Firuzi, yeni bir teknolojiye sahip oldukları için Çin’den yatırım ortaklığı aldıklarını söyledi. Şuan hem yurt içi hem de yurt dışından ciddi talepler aldıklarına dikkat çeken Firuzi, “Müşteri konusunda çok sayıda talep var. Otobüs üreten firmalarla, gaz taşıma şirketleri bizlerle temas halindeler. Teknolojiye dayalı başka ülkelerle işbirliği imkanımızda var. Şu an Çin’den 30 milyon euroluk yatırım teklifi aldık. Bizim bu teknolojimize ortak olmak istiyorlar. Onlarla birlikte gaz taşımacılığı için daha büyük konteynerler üretmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Çelik tüplere göre 5 kat daha hafif”

    Ürettikleri kompozit tüplerin çelik tüplere göre 5 kat daha hafif olması nedeniyle doğal gazın maliyetini düşürdüğüne dikkat çeken Firuzi, “Bu teknolojiyle doğal gazın maliyetini düşürmüş oluyoruz. Hatta bununla ilgili bir çalışmamız var. Örneğin 12 bin nüfuslu Özalp gibi bir ilçeye doğal gaz borusunu götürmeye ihtiyaç duyulmadan, 3 günde bir tırlarla gaz taşınarak oranın ihtiyacı olan doğal gaz sağlanmış olacaktır. Böylece oraya çekilecek borulara, korumaya ve bakıma gerek kalmayacaktır” şeklinde konuştu.

    “Türk ürünü olarak dünyaya ihraç edeceğiz”

    Üretilen ürünü “Türk Malı” etiketiyle ihraç edeceklerine vurgu yapan Firuzi, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şuan Almanya, Çin ve İran’da talep var. Yatırımımız bölgedeki işsizliğe büyük destek olacaktır. Eğer devlet büyüklerimiz bizi yönlendirme konusunda desteklerlerse teknolojimiz Türkiye’ye yılda 30 milyar metreküp doğal gaz kazandıracak kapasitededir. Diğer taraftan ülkeye döviz getirecek kapasiteye sahibiz. Van’da olmamızdan dolayı ciddi bir yatırım yapmışız şeklinde görülmüyor zannedersem. Yeni bir teknoloji olduğundan dolayı da pek göze de çarpmıyor ama yetkililerin dikkatini çekmek isterim ki bizim konuya daha derinden baksınlar.”

  • ABD’nin en iyi inşaat projesine Bayburt’tan doğal taş ihraç ediliyor

    ABD’nin en iyi inşaat projesine Bayburt’tan doğal taş ihraç ediliyor

    Doğal Taş Sektöründe Bilgi ve Teknolojiye Dayalı Üretim Modeli Projesi kapsamında Avrupa Birliği finansmanıyla kurulan Bayburt Doğal Taş Fabrikası’ndan ihraç edilen Bayburt Siyah ve Beyaz Oniks taşı dünyanın en pahalı yerleşim yerlerinden biri olan New York Manhattan’da üst düzey daireleri içinde barındıran Steinway Tower binasının iç dekorasyonunda kullanılıyor.

    İki yıl önce açılan Bayburt İl Özel İdaresi, Bayburt Belediyesi ve Bayburt Ticaret Odası ortaklı doğal taş fabrikası ulusal pazara yönelik çalışmalarını yeni gelişim stratejileriyle yurt dışına taşıyor. Geçen yıl 11 ülkeye gerçekleştirdiği doğal taş ihracatıyla üretim ve pazarlama hacmini artıran fabrika, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’de otoritelerce yılın en prestijli inşaat projesi olarak gösterilen Steinway Tower’ın iç dekorasyon tedarikçisi oldu.

    Fabrikada üretilen beyaz ve siyah oniks mermerler New York’un Manhattan bölgesindeki Midtown Manhattan’da yapımına devam edilen Steinway Tower’a pazarlandı. Mermerler, Central Park manzaralı lüks dairelerin mutfak, banyo, zemin kaplamaları ile muhtelif iç dekorasyonlarında kullanılıyor. Dev projede bugüne kadar 60 dairenin çeşitli kısımları Bayburt’tan ihraç edilen siyah ve beyaz oniks mermerlerle döşendi.

    İsmini dünyaca ünlü Steinway piyanolarından alan ve iki milyar dolara mâl olacak Steinway Tower’ın 495 metre yüksekliğe sahip olacağı belirtiliyor.

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bayburt Valisi ve Doğal Taş Fabrikasının Yönetim Kurulu Başkanı Ali Hamza Pehlivan, “Uzun yıllara dayalı meşakkatli bir süreç sonunda tesis edilen fabrikamızın kuruluş amacı doğal taş rezervleri açısından çok zengin olan Bayburt İlimizde taş sektörünün gelişmesi, bu alanda faaliyet gösteren taş ocakları ve işletmelere uygun şartlarda plaka veya ebatlı taş kesimi yapmak suretiyle pazara hazır ürün sağlanması, fuarların takibi, ulusal ve uluslararası düzeyde yeni pazarlar bulunması gibi çalışma ve faaliyetlere öncülük etmektir. Taş ocakları ve taş işletmeleriyle işbirliği ve koordinasyon içinde fabrikamızdan kesilip plaka veya ebatlanarak çıkan taş çeşidimizi 6’dan 26’ya yükselttik. Ulusal düzeyde pek çok projede kullanıldığı gibi doğal taşlarımız, yabancı ülkelere de gidiyor ve Newyork’daki Steinway Tower binasında olduğu gibi prestij projelerde de kullanılıyor. Bu durum bizleri İlimiz ve doğal taş sektörü adına ziyadesiyle memnun ediyor. Müşterek çabalarla doğal taş üretim ve pazarlama hacmimiz inşallah giderek artacak ve İlimizin ekonomisine, istihdamına daha fazla katkılar sağlayacaktır.” dedi.

  • MARBLE İzmir Fuarı doğal taş sektörünü, doğal taş sektörü de fuarı büyüttü

    MARBLE İzmir Fuarı doğal taş sektörünü, doğal taş sektörü de fuarı büyüttü

    Türkiye’de 1980 sonrasında ihracatın yıldız sektörlerinden biri olan doğal taş sektörü, MARBLE İzmir Fuarı’nın sağladığı ivme ile 1994 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını 25 yılda 33 kat arttırarak 2 milyar dolar bandına taşıdı.

    Türkiye’ye yıllık 2 milyar dolar döviz kazandıran Türk doğal taş sektörü, dünyanın en büyük iki fuarından biri olan MARBLE İzmir Fuarı’nda dünyanın dört bir tarafından gelen binlerce ithalatçıyı ağırlıyor.

    Bu yıl 25. yaşını kutlayan MARBLE İzmir Fuarı, kentte sadece doğal taş sektörüne değil tüm hizmet sektörlerine bayram yaşatıyor. 25. MARBLE İzmir Fuarı’nın, İzmir ekonomisine katkısının milyon dolarları aşması bekleniyor. MARBLE İzmir Fuarı bu yıl 150 bin metrekare alanda düzenlenirken, 209’u yabancı bin 100’e yakın firma katılıyor. Doğal taş sektörünün gövde gösterisi haline gelen fuara ilgi yine büyük oldu. Çeyrek asrı geride bırakan MARBLE İzmir Fuarı kapsamında 5. Uluslararası Taş Kongresi’nin de açılışı yapıldı. Burada konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, fuarın gelişimine paralel olarak Türkiye’nin doğal taş ihracat rakamlarının yükseldiğine dikkat çekti. Kocaoğlu, “Türkiye taşı çok önemli bir hazine. Bunun tanıtılmasında MARBLE’ın çok önemli bir katkısı var” diye konuştu.

    MARBLE İzmir Fuarı’nın Türk doğal taş sektörüne 25 yılda büyük katkı sağladığına işaret eden Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, 1994 yılında Türk doğal taş sektörünün 60 milyon dolar olan ihracatının 25 yılda 33 kat artışla 2 milyar dolar bandına geldiğini ve bu artışla MARBLE Fuarı’nın itici güce sahip olduğunu kaydetti. Kaya, “Dünya genelinde doğal taş ihracat rakamları 20 milyar dolara ulaşmış durumda. Dünya rezervlerinin yüzde 35’ine sahip olan Türkiye’nin doğal taş ihracatında gideceği daha çok yolu var. Bugün 2 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımızı katma değerli ürünlere yoğunlaşarak 7 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun için ‘İnadına üretim, inadına ihracat’ mottosuyla hareket ediyoruz” şeklinde konuştu.

    Fuarla birlikte sektörün büyüdüğünü ifade eden Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) Yönetim Kurulu Başkanı Raif Türk, “MARBLE İzmir Fuarı, mermer üreticisini ihracatçı yaptı. Dünyanın her yerini dolaşmakta öncülük ve teşvik etti. MARBLE İzmir Fuarı 25 yıldır yabancılarla insanlarımızı bir araya getiriyor. Çok büyük önemi var bizim için. Çin’e, İtalya’ya, Amerika’ya gidiyoruz ama kendi fuarımızı da bu arada büyüttük. Biz fuarımızı büyüttük, fuarımız da bizi büyüttü. Böyle devam etsin istiyoruz” diye konuştu.

    “Fuarın sadece bizleri değil etrafı da beslemesi lazım”

    TBMM 17 ve 18. Dönem milletvekili, TÜMMER Onursal Başkanı Metin Balıbey, “Fuarın açılışından beri varım. Biz bu fuar işine başladığımızda bize ‘Mermerin fuarı mı olur?’ dediler. Talep arttı, daha sonra mekanlar yetmeyince ilaveler başladı orayı yenilediler. O yenilemeler de yetmedi. Çadırlar kurdular yetmedi ve fuarizmir yapıldı. Burası bizim sektörümüz için yapıldı. Sektörün dinamizmiyle bu konuma geldik. Büyük çabalar oldu, fuarcılık anlayışı da gelişti. İzmir’in de fuarcılık sektörüne büyük katkıları oldu. Başka yerlerde fuarlar açılmaya başlandı ama İzmir’in önüne geçemedi. Sektör de İzmir’i benimsedi. Fuarcılık İzmir’de kök saldı. En önemli fuarımız bu oldu. Eskiden her şeyi fabrikamızda yapardık standımızın kurulumundan ulaşımına kadar her şeyi karşılardık. Şimdi fuar stantları bile bir sanayiye dönüştü. Fuarcılık başlı başına bir hizmet sektörüne dönüştü. Baktığınızda birden çok sektörü besleyen bir durum bu. Katma değer kazanan türevleri oldu; amaç da budur zaten. Fuarın sadece bizleri değil etrafı da beslemesi lazım” dedi.

    İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de maden ihracatı 4,7 milyar dolar. Bu rakamın yaklaşık yarısını doğal taş sektörü oluşturuyor. İşlenmiş ürün ve blok olarak satış gerçekleşiyor. Dünyada işlenmiş ürün ticareti 4 milyar dolar, bunun 1 milyar dolarını Türkiye gerçekleştiriyor. Blok ticaretinin dünyadaki rakamı 3 milyar dolar, bunun da yaklaşık olarak 1 milyar dolarını Türkiye olarak gerçekleştiriyoruz. Dünya pazarından ciddi miktarda pay alıyoruz doğal taş sektöründe.”

  • ‘Kış soğuklarına en doğal çözüm: ’Anadolu Propolisi’

    Kış soğuklarının iyice hissedilmeye başladığı bu aylarda solunum yolları hastalıklarının tedavisi için ‘Anadolu Propolisi’ kullanımını öneren Gıda Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, propolisin bağışıklık düzenleyici etkileri olduğunu belirtti.

    Vücut direncinin azalmaya başladığı kış aylarında birçok hastalık, hem yetişkinleri hem de çocukları etkisi altına alıyor. BEE’O Propolis Genel Müdürü Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, grip, nezle, geniz akıntısı, soğuk algınlığı gibi hastalıklarla baş etmek için düzenli olarak propolis tüketmeyi önerdi.

    “Propolis tüketmeyi öneriyorum”

    Yapılan bilimsel araştırmalarla propolisin birçok biyolojik aktivitesi olduğunun kanıtlandığını ifade eden Samancı, “Propolisin antioksidan, antimikrobiyal, antiviral, antiinflamatuvar, antiseptik, antitümor ve antiülser etkileri, insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler gösteriyor. Özellikle kış aylarında düzenli olarak propolis tüketmek, bağışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklara karşı korunmamızı sağlar. Propolisin bağışıklığı düzenleyici etkileri bizi virüs ve mikroplardan koruyarak, savunma mekanizmamızı güçlendiriyor. Kış aylarını hastalanmadan atlatmak ve bağışıklığı güçlendirmek için herkese propolis tüketmeyi öneriyorum” ifadelerini kullandı.

    Propolisin kaynağının ve nasıl üretildiğinin de oldukça önemli olduğuna değinen Samancı, propolis bileşiminin elde edildiği coğrafi bölgeye ve bitkisel kaynağa göre değişkenlik gösterdiğinin altını çizdi.

    “Propolisi araştırmalı ve doğru üretilmiş olanı tüketmeliyiz”

    İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent’te diğer ülkelerden elde edilen propolisler ve Anadolu Propolisi karşılaştırılarak araştırma gerçekleştirdiklerini bildiren Samancı şöyle konuştu:

    “Araştırmamızın sonuçlarına göre, Anadolu propolisi, sahip olduğu fenolik flavonoid bileşenlerle, çok özel bir antioksidan ve antibakteriyel profile sahip. Bu nedenle tükettiğimiz her şeyde olduğu gibi propolisi de araştırmalı ve doğru işlemlerle üretilmiş olanı tüketmeliyiz. Aksi halde, doğal ve katkısız adı altında satılan sahte ürünlerden de zarar görebiliriz.”