Etiket: Doğal

  • Arılardan Gelen Doğal Antibiyotik ’Propolis’

    Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy, propolisin, arıların çeşitli bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek oluşturdukları macuna bazı enzimlerini eklemesiyle oluştuğunu ve yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak da kullanıldığını söyledi.

    Çok eski çağlarda keşfedilerek, doğal bir antibiyotik olarak kullanılan propolisin mikroorganizmalara karşı olan etkisi temel karakteri olduğunu, ilaç özellikleri nedeniyle eski çağlardan beri insanlar tarafından kullanıldığını belirten Aksuvital Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy, “Propolis Yunanca bir kelime olup ’pro’ ’savunma’ anlamına ve ’polis’ ’şehir’ anlamına gelmektedir ve arıların çeşitli bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek oluşturdukları macuna bazı enzimlerini eklemesiyle oluşur” dedi.

    Propolisin, yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak da kullanıldığını açıklayan Gülsoy, ürünün 17’inci yüzyılda Londra’da resmi ilaç olarak listelendiğini ve aynı yıllarda antibakteriyel aktivitelerinden dolayı Avrupa’da önem kazandığını kaydetti.

    Günümüzde gelişen ilaç sektörü ile beraber insanlar hastalıkları için propolis yerine zamanla antibiyotiklere başvurma alışkanlığı kazandığını ve bağışıklık sistemlerinin de bu antibiyotiklere bağımlı hale geldiğini bildiren Sevil Gülsoy, “Sağlık bakanlığının gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye antibiyotik kullanımı 40 Avrupa ülkesi arasında birinci sırada. Türkiye’de kullanım alışkanlığı haline gelmiş olan antibiyotiklerin yoğun kullanımı sonucunda bakterilerin bağışıklık kazanarak daha güçlü hale geldiği ve bir süre sonra en küçük rahatsızlıklarla bile vücudumuzun savaşamayacak hale geleceği öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

    Aksuvital Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye gündeminde ’Antibiyotik Kıyameti’ olarak duyulan ve dünyaca bir çok uzmanın açıklamış olduğu ortak görüş şu şekilde; Son çare olarak başvurulan güçlü antibiyotiklerden Colistin’e direnç gösteren bakteriler sonucunda sık görülen enfeksiyonlar can alırken, antibiyotiklere bağlı ameliyat ve kanser tedavileri tehdit altına girebileceği öngörülüyor. Oysa 1950’lerden sonra, gelişen teknoloji yardımıyla, bilim adamları propolisin önemli bileşiklerini izole etmeye başlamışlar ve insanlığa birçok yarar sağladığını saptamışlardır. Doğal antibiyotik olarak kullanılan ve bağışıklık sistemini de güçlendirici desteği olan propolis; yüzde 50 reçine, yüzde 30 mum, yüzde 5 polen, yüzde 5, mineralden, yüzde 10 yağ asitlerinden oluşmuştur. Aslında propolisi değerli kılan bu yüzde 10‘luk yağ asidi içeren kısımdır. Bu kısımda yağ asitleri ve vücudumuzun üretemediği dışarıdan almak zorunda olduğumuz esansiyel yağlar mevcuttur. Propolis örneklerinde bitkisel kaynağa bağlı olarak 150-200 bileşik veya kimyasal madde saptanmıştır”.

    Propolisin rolünün aslında arıları hastalıklara karşı korumak olduğunu belirten Gülsoy, “Kovan sıcak ve nemli olduğu için mikroorganizmaların üremesine uygun bir ortam sağlar. Arılar da kovanların özellikle iç kısmını propolisle kaplayarak bakteri ve fungustan korunurken, genç arıları da hastalıklardan korumuş olur. Dışarıdan gelen taşıyamayacağı büyüklükteki zararlıları da propolisle kaplayarak hem kokusunu engellemiş hem de mikroorganizmaların üremesini engeller. Ayrıca dışarıdan gelen arılar da propolisle fırçalanarak kovana alınır. Böylece enfeksiyonun girişi engellenerek steril bir ortam sağlanır” diye konuştu.

    Çeşitli medyatörler üzerinde denenen propolisin kimisinin üzerinde baskılayıcı kimisinin üzerinde uyarıcı etkisiyle bağışıklığı düzenlediğini belirten Sevil Gülsoy, “Antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiği günümüzde mikroorganizmaların savunma kalkanını kırarak hücre içine girmesini sağlamaktadır. Antibiyotik olmadığı halde yüksek antibiyotik özellikler gösteren propolis son yıllarda özellikle kanser tedavilerine olumlu etkileriyle biliniyor. Bu yüzden bir çok üniversitede araştırma konusu olmuştur. Kanser tedavisinde, kemoterapi ve radyoterapide meydana gelebilecek organ hasarını engellemeye yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

    Yapılan araştırmalar sonucunda propolisin kullanım alanlarını da arttırdığını belirten Gülsoy, Aksuvital bünyesinde ve birçok kanalda çeşitli sıvı ,hap saf olarak bulunabilinen propolisin, kozmetik ürünlerinde, mobilya sanayinde ve diş temizleme iplerinde, bozulmayı önlemek amacıyla gıda sanayinde kullanıldığını söyledi.

  • ‘Mezobotoks, Doğal Bir Görünüm Veriyor’

    Uzmanlar, ünlülerin tercih ettiği medikal uygulamaların başında geldiği belirtilen mezobotoks enjeksiyonunun, daha doğal ve etkili sonuçlar alınmasına fayda sağladığını ifade ediyor.

    Mezobotoks uygulamasına talebin yoğun olduğunu gözlemlediğini söyleyen Estetik International Sağlık Grubu doktorlarından Mustafa Kemal Ataönder, mezobotoks hakkında açıklamalarda bulundu:

    “Mezobotoks, derinin farklı tabakalarına enjekte edilen ve özellikle yüz ve boyun bölgesinde sonuçlar alınmasını sağlayan bir uygulamadır. Kırışıklıklar üzerindeki etkisinin yanı sıra nem, canlanma, ışıltı ve dolgunluk veren bir yapısı var. Mezobotoksu kasa uygulamıyoruz, bu sebeple en fazla korkulan mimik ve doğallık kaybı da bu vesileyle yaşanmamış oluyor. Aynı zamanda daha bireysel çözümlerle, ciltteki form kaybı nerede ise, o alanı hedef alarak enjeksiyonun yapılmasına olanak sağlıyor”.

    MEZOBOTOKS NASIL UYGULANIYOR?

    Mezobotoks uygulamasını aktaran Ataönder, “Cildi lokal anestezik kremle uyuşturduktan sonra hazırladığımız Mezobotoks kokteylini, sorunlu alanlara uyguluyoruz. Ortalama yarım saat süren işlem acısız uygulamadan hemen sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz” diye konuştu. Ataönder, mezobotoksun vasıflı ve deneyimli doktorlar tarafından yapıldığı sürece son derece güvenli bir işlem olduğunun da altını çizdi.

    CİLT KALİTESİ ARTIYOR VE KIRIŞIKLIKLAR AZALIYOR

    Mezobotoksun yüz bölgesinin yanı sıra boyun bölgesindeki form kayıpları üzerindeki etkisini de anlatan Ataönder, “Mezobotoks gözenek boyutunu azaltmak ve cilt kalitesini artırmak için de faydalı bir enjeksiyondur. Aynı anda hem cildi besler, kalitesini artırır, hem de kırışıklıkların önüne geçer. İfadeleri azaltmaz, abartılı bir görünümle sonuçlanmaz. Özellikle dondurulmuş bir yüz ifadesi istemeyenler için son derece doğal bir etki yaşatır” dedi.

  • Arılardan Gelen Doğal Antibiyotik ’Prepolis’

    Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy; prepolisin, arıların çeşitli bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek oluşturdukları macuna bazı enzimlerini eklemesiyle oluştuğunu ve yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak da kullanıldığını söyledi.

    Çok eski çağlarda keşfedilerek, doğal bir antibiyotik olarak kullanılan propolisin mikroorganizmalara karşı olan etkisi temel karakteri olduğunu, ilaç özellikleri nedeniyle eski çağlardan beri insanlar tarafından kullanıldığını belirten Aksuvital Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy, “Propolis Yunanca bir kelime olup ’pro’ ’savunma’ anlamına ve ’polis’ ’şehir’ anlamına gelmektedir ve arıların çeşitli bitki ve ağaç kabuklarını çiğneyerek oluşturdukları macuna bazı enzimlerini eklemesiyle oluşur” dedi.

    Propolisin, yaraların tedavisinde ve ağız enfeksiyonunda bir antiseptik olarak da kullanıldığını açıklayan Gülsoy, ürünün 17’inci yüzyılda Londra’da resmi ilaç olarak listelendiğini ve aynı yıllarda antibakteriyel aktivitelerinden dolayı Avrupa’da önem kazandığını kaydetti.

    Günümüzde gelişen ilaç sektörü ile beraber insanlar hastalıkları için propolis yerine zamanla antibiyotiklere başvurma alışkanlığı kazandığını ve bağışıklık sistemlerinin de bu antibiyotiklere bağımlı hale geldiğini bildiren Sevil Gülsoy, “Sağlık bakanlığının gerçekleştirdiği araştırmaya göre Türkiye antibiyotik kullanımı 40 Avrupa ülkesi arasında birinci sırada. Türkiye’de kullanım alışkanlığı haline gelmiş olan antibiyotiklerin yoğun kullanımı sonucunda bakterilerin bağışıklık kazanarak daha güçlü hale geldiği ve bir süre sonra en küçük rahatsızlıklarla bile vücudumuzun savaşamayacak hale geleceği öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

    Aksuvital Tıbbı ve Aromatik Bitkiler Uzmanı Sevil Gülsoy, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye gündeminde ’Antibiyotik Kıyameti’ olarak duyulan ve dünyaca bir çok uzmanın açıklamış olduğu ortak görüş şu şekilde; Son çare olarak başvurulan güçlü antibiyotiklerden Colistin’e direnç gösteren bakteriler sonucunda sık görülen enfeksiyonlar can alırken, antibiyotiklere bağlı ameliyat ve kanser tedavileri tehdit altına girebileceği öngörülüyor. Oysa 1950’lerden sonra, gelişen teknoloji yardımıyla, bilim adamları propolisin önemli bileşiklerini izole etmeye başlamışlar ve insanlığa birçok yarar sağladığını saptamışlardır. Doğal antibiyotik olarak kullanılan ve bağışıklık sistemini de güçlendirici desteği olan propolis; yüzde 50 reçine, yüzde 30 mum, yüzde 5 polen, yüzde 5, mineralden, yüzde 10 yağ asitlerinden oluşmuştur. Aslında propolisi değerli kılan bu yüzde 10‘luk yağ asidi içeren kısımdır. Bu kısımda yağ asitleri ve vücudumuzun üretemediği dışarıdan almak zorunda olduğumuz esansiyel yağlar mevcuttur. Propolis örneklerinde bitkisel kaynağa bağlı olarak 150-200 bileşik veya kimyasal madde saptanmıştır”.

    Propolisin rolünün aslında arıları hastalıklara karşı korumak olduğunu belirten Gülsoy, “Kovan sıcak ve nemli olduğu için mikroorganizmaların üremesine uygun bir ortam sağlar. Arılar da kovanların özellikle iç kısmını propolisle kaplayarak bakteri ve fungustan korunurken, genç arıları da hastalıklardan korumuş olur. Dışarıdan gelen taşıyamayacağı büyüklükteki zararlıları da propolisle kaplayarak hem kokusunu engellemiş hem de mikroorganizmaların üremesini engeller. Ayrıca dışarıdan gelen arılar da propolisle fırçalanarak kovana alınır. Böylece enfeksiyonun girişi engellenerek steril bir ortam sağlanır” diye konuştu.

    Çeşitli medyatörler üzerinde denenen propolisin kimisinin üzerinde baskılayıcı kimisinin üzerinde uyarıcı etkisiyle bağışıklığı düzenlediğini belirten Sevil Gülsoy, “Antibiyotiklerin etkisini giderek kaybettiği günümüzde mikroorganizmaların savunma kalkanını kırarak hücre içine girmesini sağlamaktadır. Antibiyotik olmadığı halde yüksek antibiyotik özellikler gösteren propolis son yıllarda özellikle kanser tedavilerine olumlu etkileriyle biliniyor. Bu yüzden bir çok üniversitede araştırma konusu olmuştur. Kanser tedavisinde, kemoterapi ve radyoterapide meydana gelebilecek organ hasarını engellemeye yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

    Yapılan araştırmalar sonucunda propolisin kullanım alanlarını da arttırdığını belirten Gülsoy, Aksuvital bünyesinde ve birçok kanalda çeşitli sıvı ,hap saf olarak bulunabilinen propolisin, kozmetik ürünlerinde, mobilya sanayinde ve diş temizleme iplerinde, bozulmayı önlemek amacıyla gıda sanayinde kullanıldığını söyledi.

  • Rize’de Atmacalar Doğal Yaşama Bırakıldı

    Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğü tarafından bu yıl 4.’sü düzenlenen Atmaca Halkalama ve Salım programı Rize’nin Fındıklı ilçesinde gerçekleştirildi.

    AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, Rize Valisi Ersin Yazıcı, Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürü Mustafa Bulut, Fındıklı Belediye Başkanı Adnan Özbalaban ve Fındıklı Kaymakamı Arif Karaman’ın da katıldığı programda atmacalara önce kanat, gaga ve kuyruk ölçümleri yapılarak numaralandırma amaçlı halkalar takıldı. Daha sonra 40 adet atmaca tulum ve horon eşliğinde doğaya salındı.

    Atmacanın bölgenin önemli bir kültürü olduğunu dile getiren Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak “Yüzyıllardır sürdürülen bir geleneğin hem devlet hem de avcı derneklerinin organizasyonuyla bir yansıması. Bana da mecliste atmaca gibisin diyorlar. Dolayısıyla Rize Milletvekili olduğumuz için bu tanımlama hoşumuza gidiyor. Atmaca kuş avlamada bu bölge insanının önemli bir parçası. Kahvelerde, kıraathanelerde dolaşırken insanların kolundaki atmacayla yanında arkadaşı varmış gibi oturduğunu görüyoruz. Bu geleneğin devam etmesi güzel. Atmacalarına en az çocukları kadar iyi bakan avcılara da teşekkür ediyoruz” dedi.

    Atmacanın Doğu Karadeniz insanının pratik zekasının bir ürünü olduğunu dile getiren Rize Valisi Ersin Yazıcı ise “Atmaca yırtıcı bir kuştur. Dolayısıyla bir kuş ile başka bir kuşu avlamak yalnızca Doğu Karadeniz insanının yapacağı bir şeydir. Ben bu yüzden bu şekilde zeki insanlarla görev yapmaktan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

    12 yıldır beslediği atmacasını doğal yaşama bırakan Mustafa Memoğlu’nun atmacası biraz uçtuktan sonra Memoğlu’nun geri çağırmasıyla kolundaki yere kondu. Atmacasının torunundan 1 yaş küçük olduğunu ve bakımı için elinden geleni yaptığını dile getiren Memoğlu “Saldım ama tekrar geri geldi. Bu bir kültürdür. Bu bir simge, semboldür, ata sporumuzdur. Bu kültürün devam etmesi için atmacaları bu şekilde saklayacağız” ifadelerini kullandı.

  • Kırım’daki Doğal Su Ve Çamur 250 Yıldır Her Derde Deva

    Dünyanın her yerinden gelen hastalar, Kırım’ın Saky Bölgesi’ndeki doğa harikası çamurda yaklaşık 250 yıldır kısırlıktan, şekere, ereksiyondan, kalp rahatsızlıklarına ve yüksek tansiyondan şişmanlığa kadar pek çok hastalık için tedavi oluyor. Sakropol Çamurla Tedavi ve Rehabilite Merkezinin Genel Müdürü Dr. Prekonoviç, yapılan kontrollerden sonra 3 haftaya kadar uzanan bir tedavi programı sonucunda başarının yüzde 90’ı geçtiğini söyledi.

    Saky Valisi İvkin Andrey İnkolayeviç, 2 yıldır hizmette olan 400 yataklı sağlık merkezinin yüzde yüz doluluk oranıyla çalıştığını ve 44 ülkeden çamurla tedavi için hastaların başvuru yaptığını ve halen binlerce kişinin de sıra beklediğini açıkladı. Vali İnkoloyaeviç bölgeye yatırım yapmak isteyen Türk işadamlarına da her türlü kolaylık ve teşviki sağlamaya hazır olduklarını söyledi.

    AB ülkeleri ve Amerika’nın Kırım’a uyguladığı yaptırımlara rağmen dünyanın 44 ülkesinden binlerce hasta, doğal çamur ve bölgeye özel doğal su ile tedavi olmak için, Saky Bölgesindeki Sakropol Sağlık merkezinde aylarca sıra bekliyor. Kırım’ın Saky bölgesinin Valisi İvkin Andrey İnkolayeviç, bölgede sağlık turizmi için yatırım yapmak isteyen Türk yatırımcılara çağrıda bulunarak, “Her türlü destek, teşvik ve yardımı vermeye hazırız” dedi. Sakrpolol Sağlık Merkezi Genel Müdürü Dr.Viktor Miyagkov Prekonoviç çamur ve doğal suyla tedavide kısırlıktan ereksiyona, şişmanlıktan kalp ve mide rahatsızlıklarına, yüksek tansiyondan şekere kadar pek çok hastalığa yüzde 90 oranında çare bulunup tedavi edildiğini açıkladı.

    Saky’deki bu doğal çamur ve su ile tedavi merkezinde deneme seanslarına giren pek çok Türk işadamı adına açıklamada bulunan Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Tahir Nursaçan, “Vücuda müthiş bir zindelik ve dinçlik veriyor. İnanılmaz bir rahatlık hissediyorsunuz. Bence bugüne kadar adeta saklı kalmış bu bölgeye sağlık turizmi adına muhakkak ve hemen yatırım yapılmalı. Bunu Türkiye’deki yatırımcı arkadaşlarımıza da anlatacağım” dedi.

    44 ÜLKEDEN BİNLERCE HASTA

    Kırım’ın Saky bölgesinde yaklaşık 250 yıldır çeşitli hastalıkların çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan çamur ve doğal su son dönemde çok büyük ilgi görüyor. AB ülkeleri ve Amerika’nın yaptırımlarına rağmen 44 ülkeden binlerce kişinin tedavi amaçlı bölgeye geldiği açıklanırken, bir o kadar hastanın da tedavi için sıra beklediği belirtildi.

    Saky’de bulunan Sakropol Sağlık Merkezi’nin Genel Müdürü Dr. Dr. Viktor Miyagkov Prekonoviç, tanrının bir lütfu olduğunu söylediği çamur ve doğal suyun dünyada sadece Saky bölgesindeki doğal gölden çıktığına dikkat çekti. Dr. Prekonoviç şöyle devam etti; “En başta kısırlığa çare olmak üzere, ereksiyondan, prostata, zayıflamadan, şekere, prostattan kalp ve mide rahatsızlıklarına ve yürüme bozukluğu, yüksek tansiyona kadar pekçok rahatsızlık bu merkezlerde tedavi ediliyor. Çok uygun ücretlere hastalığın durumuna göre 1-3 hafta süren tedavi sonucunda başarının yüzde 90’ı geçtiğini söyleyebilirim. Yaptığımız ön kontrol ve tetkiklerden sonra tedavi olabilecek hastalarımıza program uyguluyoruz, olamayacakları kesinlikle tedavi için kabul etmiyoruz.”

    TEDAVİ NASIL UYGULANIYOR

    Saky göllerinden çıkarılan çamurların, gölün doğal suyuyla bir işlemden geçirip çamuru ısıttıktan sonra bunun sıcak şekilde vücuda sürüldüğünü açıklayan Dr. Viktor Miyagkov “Daha sonra battaniye ile sarıyoruz ve bu şekilde 20 – 40 dakika kadar duruyor hastamız. Bu sayede çamur bileşenleri deriden kana geçiyor ve kandaki bozulan yıpranan hücreler tamir ediliyor. Bu sayede de kanın akışı hızlanıyor ve kan tekrar eski güçlü haline gelerek vücuttaki fonksiyonlarını tam olarak yerine getirmeye başlıyor. Tedavinin özeti budur” diye konuştu.

    PROSTAT VE KISIRLIĞA DOĞAL TEDAVİ

    Dr. Viktor Miyagkov prostat tedavisinde de gölün özel suyunun kullanıldığını ifade ederek, “Hastalarımız bu su masajlarıyla düzenli aralıklarla tedavi görüyor ve sonuçta prostatlı bölgedeki tıkanıklıklar ve bozukluklar doğal yöntemle tedavi edilmiş oluyor” dedi.

    Dr Viktor Miyagkov kısırlık tedavisinde de sağlık merkezinin çok başarılı olduğunu belirterek, “Aynı şekilde bu çamur ve göl suyu ile yapılan tedavi için çiftlerin birlikte gelmesi şart. Böylece asıl rahatsızlığın kimde olduğu hemen tespit edilerek tedavi daha kısa sürüyor ve daha kesin sonuç veriyor. Bu yöntemde de gerek yumurtalıklarda gerekse spermlerdeki tespit edilen rahatsızlıklar, dengesizlik ya da benzeri tıkanıklıklar doğal yöntemle gideriliyor. Bu yöntemle tedavi olup hiçbir ameliyata gerek kalmaksızın çocuk sahibi olan binlerce hastamız var” ifadelerini kullandı.

    Saky Valisi İvkin Andrei İnkolayeviç, Sakrapol Sağlık Merkezinin 2 senedir hizmet vermeye başladığını hatırlatarak, 400 yataklı bu merkezde özellikle kısırlık, güzelleşme ve zayıflama ile yürüme ve şeker hastalıklarının büyük oranda tedavi edildiğini söyledi. İnkolayeviç , hastaların büyük oranda Rusya’dan geldiğini ama toplamda 44 ülkeden ziyaretçileri olduğunu ifade etti.

    ZAYIFLAMA VE GÜZELLEŞMEYE BİREBİR

    Saky bölgesindeki doğal gölün suyu ve çamuruyla yapılan özel bileşimlerin farklı yöntemlerle ısıtılarak vücuda uygulandığı zayıflama ve güzelleşme seanslarında başarı ise neredeyse yüzde yüze yakın olduğu belirtiliyor. Cilde müthiş bir yenilenme ve dirilik verdiği belirtilen bu tedavide yağlı bölgelerdeki birikmiş yağların da aynı doğal yöntemle eritilip vücuttan atıldığı ifade ediliyor.

    Zayıflama için uygulanan çamur ve doğal su ile yapılan tedavi yöntemleri sonrasında 3 ayda 25 kilo verildiğini kaydeden Dr. Prenkoviç, “Buradaki en önemli husus, bu süre içinde kişi istediği şekilde canı ne çekiyorsa o yemekleri yemeye devam ediyor. Çünkü bu bir rejim vs. yöntemiyle yapılan tedavi yöntemi değil bilakis doğal uygulamalarla vücuttaki yağın yakılması yöntemine dayalı tedavi yöntemidir” dedi.