Etiket: Diyetisyenden

  • Diyetisyenden hastalara “Aç kalmayın” uyarısı

    Manisa’da özel bir hastanede görev yapan Diyetisyen Betül Çelebi, kilo vermek isteyenlere kesinlikle aç kalmamaları uyarısında bulunarak “Kilo vermek için yemek yemeyi tavsiye ediyorum” dedi.

    Kıbrıs Lefke Üniversitesi’nden mezun olan Betül Çelebi, Manisa Özel Sekiz Eylül Hastanesi’nde diyetisyen olarak hasta kabulüne başladı. Lise yıllarında aşçılık okuyarak gıdaların kimyasını çözdüğünü belirten Diyetisyen Betül Çelebi, üniversite yıllarında gıda teknolojisi okuyup edindiği bilgileri diyetisyenlik üzerinde uyguluyor. Kendisine kilo vermek için başvuran hastalarına aç kalmamayı bunun tersine dolu dolu sağlıklı yemek yemeleri gerektiğini tavsiye ettiğini dile getiren Çelebi, “Kilo vermek için yemek yemeyi tavsiye ediyorum” dedi. Yemek yeme üzerine kurulu beslenme alışkanlığını aşılayan ve bunun en doğru yöntem olduğunu savunan Çelebi, ayrıca kilo alma, sporcu beslenmesi, hamilelik, gebelik beslenmesi, hastalıklarda beslenme üzerine ve obezite cerrahisi ve çocuk, ergenlik beslenmesi gibi branşlarda hizmet verdiğini aktardı.

    Aşçılık okumasının besin gıdalarının içeriğini tam anlamıyla bilmek ve obezite hastalılığının detayları irdelemek adına kendisine büyük katkısı olduğunu ifade eden Çelebi, “Tam anlamıyla gıda biliminin, besinlerin insan üzerindeki etkisi ve insan üzerinde kimyasını bu işin içinde bulundum. Şuanda hangi besinlerin alerjik reaksiyonları olduğu gibi araştırmalar yapmaktayım. Hem sağlıklı, hem lezzetli yiyecek yiyerek sağlıkta kalmayı amaçlıyorum. Hem metabolizmayı hızlandırıyoruz hem de kilo veriyoruz. Yani asıl hedefimiz yiyerek kilo vermek. Yemeden kilo vermeye çalışmak noktasında metabolizma neredeyse durma noktasına gelir. Metabolizma kilitlenir. Amacımız yiyerek kilo vermektir. Bugüne kadar çok güzel dönüşler oldu. Diyet de demek doğru değil aslında beslenme alışkanlıkları. Biz sadece beslenme alışkanlıkları geliştiriyoruz. Hiç aç kalmadan güzel bir şekilde, sağlıklı bir şekilde kilo veriyoruz. Önemli olan kas kaybını engellemek daha çok yağ kaybından tüketim sağlamaktır” diye konuştu.

  • Diyetisyenden ay çekirdeği uyarısı

    Diyetisyen Dilan Tarhan, ay çekirdeğinin kalp damar rahatsızlıklarını önleyici, iyi kolesterolü artırıcı, stres, depresyon, panik bozukluğu ve unutkanlığı önleyici etkilerinin bulunduğunu belirterek, miktarına dikkat edilerek tüketilmesi önerisinde bulundu.

    Batman’da özel bir hastanede görev yapan Diyetisyen Dilan Tarhan, ay çekirdeği tüketimine ilişkin öneri ve uyarılarda bulundu. Ay çekirdeğinin cildi yağlandıran ve kalp krizi riskini arttıran bir besin maddesi olmadığını anlatan Tarhan, “Cildi yağlandıran, kalp riskini arttıran bir gıdaymış gibi gelir ama aslında çok sağlıklı bir atıştırmalıktır. İçinde E vitamininin yüksek olmasından kaynaklı kalp damar rahatsızlıklarını önleyici, vücuttaki iyi kolesterolü arttırıcı etki mekanizması vardır. Kalp damar rahatsızlıklarını ya da kanserle beraber ölüm riskini azaltmaktadır. Stresi, depresyonu, panik bozukluğu ve unutkanlığı büyük oranda engellemekte ve geriletmektedir” dedi.

    “Kemik ve diş sağlığı için olumlu etki oluşturmaktadır”

    Ay çekirdeğinin hafızayı güçlendirici etkisinin bulunduğunu ve beyin fonksiyonlarını arttırdığını belirten Tarhan, “İçinde bulunan mineral ve vitamin sayesinde bitkisel ürün kemik ve diş sağlığı için olumlu etki oluşturmaktadır. İçerdiği güçlü fosfor sebebiyle böbrek fonksiyonların düzenlenmesini ve boşaltım sisteminin doğru çalışmasını sağlar. Beyin, sinir ve damar fonksiyonları ile birlikte kalp kasının kasılmasına yardımcı olarak kalp fonksiyonlarını da düzenler. Bağırsak hareketlerini arttırıcı ve kabızlığa da iyi gelen bir gıdadır” diye konuştu.

    “Kan şekeri düşüklüğüne iyi gelir”

    Ay çekirdeğinin kanserden korunmada da güçlü bir yardımcı olduğunu anlatan Tarhan, “Posalı bir gıda maddesi olduğu için kanser yapıcı zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısaltır. Kirli kalıntıları ve mikropları temizleme açısından olumlu etki mekanizmasıdır. Kan şekeri düşüklüğüne iyi gelir. Bağışıklık sistemini, içerdiği B6 Vitamini sebebiyle her daim güçlü tutar. Vücudu kızarıklık ve şişliklere karşı korumaya yardımcı olur. Sağlıklı kolesterol olarak nitelendirebileceğimiz iyi kolesterol oluşumunu destekler. Beynimiz, kalbimiz ve kaslarımız için taşıdığı magnezyum değeri yönünden koruma sağlar. Ay çekirdeği de yüksek kaloride olduğu için ay çekirdeğini de tüketerek magnezyum eksikliğini giderebiliriz” ifadelerinde bulundu.

    “Miktarına dikkat edilerek tüketilmeli”

    Gebelerde oluşan kat kramplarını engellemek adına magnezyumunda çok önemli olduğunu vurgulayan Tarhan, şunları kaydetti:

    “Bu yüzden gebelerde beslenmelerine çok az miktarda ekleyebilirler. Ay çekirdeği depresyona yakın hastalar için bu bağlamda önemli bir kurtarıcıdır. Çünkü triptofan değeri çok yüksek bir gıdadır. Unutmayalım ki bir avuç ay çekirdeği yaklaşık 75 kaloridir. Tüketiyoruz ama miktarına dikkat ediyoruz.”

  • Diyetisyenden ‘Chia tohumu’ önerisi

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Tarhan, Chia tohumunun A, E ve D vitaminleri ile iyot ve magnezyum gibi çeşitli mineraller içerdiğini belirterek, et ve balık tüketmeyenlerin mutlaka bu tohumu tüketmeleri gerektiğini ifade etti.

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Tarhan, son zamanlarda sıklıkla tüketilen Chia tohumuna ilişkin bilgi verdi. Toplumun son zamanlarda sıklıkla konuştuğu gıdalardan birinin Chia tohumu olduğunu belirten Tarhan, “Chia, bizlerin yeni yeni tanıdığı bir gıda. İçeriklerini ele aldığımız zaman A, E ve D vitamini gibi belirli vitaminler içermektedir. Aynı zamanda iyot ve magnezyum gibi çeşitli minerallerde içermektedir. Omega-3 kaynağı dediğimiz yani özellikle et ve balık tüketmeyenlerin tüketiminde mutlaka olması gereken gıdadır. Omega-3’ü ele aldığımız zaman kolesterol düşürücü etkisinden kaynaklı insan vücudu için ciddi anlamda çok yararlıdır. O yüzden kalp problemi ya da kolesterol problemi olanlar günlük tüketimlerinde takviye olarak kullanabilirler” dedi.

    “Vücuda enerji sağlıyor”

    Tohumun vücuda ciddi anlamda tokluk verdiğini vurgulayan Tarhan, “Toklukla beraber de ciddi bir enerji sağlıyor. Chia, içerdiği yüksek lif oranı ve sıvı besinlere eklenince jelleşmesinden dolayı tok tutucu. Chia tohumu genelde sporcularda kullanılan bir üründür. Çünkü enerji verme olasılığı çok yüksek gıdadır. Sporcular genelde bunu su, süt gibi gıdalarla beraber tüketirler. Tüketmeden yarım saat su ve süt ile karıştırıp biraz bekletince jel kıvamını alır. Olduğu gibi tohum şekliyle kalmaz. Etrafına pardüküler oluşturduğu için aynı zamanda vücuda ciddi anlamda tokluk verir. Toklukla beraber de ciddi bir enerji de sağladığı için sporcular çok fazla bunu takviye ürünü olarak kullanır. Aynı zaman da organik bir üründür. İçinde zararlı bir madde de bulunmaz” diye konuştu.

    “Gençleşmeyi de kolaylaştırır”

    Chia tohumunun sıvı besinler haricinde salatalara da eklenerek kullanılabildiğini belirten Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Chia’yi günlük tüketimde dozuna dikkat ederek bizler de kullanabiliriz. Ortalama günlük kullanımı iki yemek kaşığıdır. Süt, yoğurt, salatalar veya su olabilir. Yemeklerden bir saat önce ya da bir saat sonra özellikle tokluk sağlasın diye kullanabiliriz. Metabolizma hızlandırma etkisi olduğu için aynı zamanda kilo düşüşünde de bir etkisi vardır. Özellikle göbek bölgesindeki yağlanmayı etkileme açısından ciddi bir yarar görüyoruz. Hem sağlıklı beslenme hem de diyetlerde kullanırız. Peki hangi grup bunu kullanmamalı, bu da çok önemlidir. Özellikle gebelerde ve emziren annelerde herhangi bir etki mekanizması tabi ki kanıtlanmamıştır. Olası bir zararı olmasın diye onların diyetine ve rutin beslenmelerine katmıyoruz. Dışarı da rahatlıkla çay olarak ta bulabilirsiniz. Ama bizim tavsiyemiz her zaman için doğal ürün olarak kullanmanızdır. Antioksidan etkisiyle beraber hem vücudu hem de cildi koruma yetkisi vardır. Yani gençleştirmeyi de kolaylaştırır.”

  • Diyetisyenden beslenme çantası uyarısı

    Diyetisyen Ceren Aktaş, beslenme çantasının hazırlanma şeklinin bile okuldaki başarıyı etkilediğini belirterek, “Gün içerisinde ceviz, badem, fındık, elma, armut ve muz gibi çocuğun seveceği türden besinlerle bir beslenme çantası oluşturulabilir” dedi.

    Diyetisyen Ceren Aktaş, pazartesi günü ders başı yapacak olan öğrencilerin okula gitmeden önce ve okulda nasıl beslenmeleri konusunda anne babalara bazı tavsiyelerde bulundu. Aktaş, iki gün sonra ders başı yapacak olan öğrencilerin okula gitmeden ve okulda nasıl sağlıklı beslenebilecekleri ile ilgili olarak anne ve babalara önemli tavsiyelerde bulundu. Okul başarısında sağlıklı beslenmenin önemine vurgu yapan Aktaş, “Özellikle çocukluk döneminde ve bazı özel dönemlerde daha da önem kazanmaktadır. Bu dönemde özellikle okula yeni başlamış çocuklar ya da okula devam eden çocuklar için en önemli şey sabah kahvaltısıdır. Çünkü gece uzun bir açlık sonrası beynin gerek duyduğu enerjiyi sabah ilk kahvaltıda alırız. Bu nedenle gün içerisindeki okul başarısını sağlamak, konsantrasyonu sağlamak açısından güzel sağlıklı öğün düzeniyle hazırlanmış olan bir kahvaltı tüketmek çocuklar için en önemli öğündür” diye konuştu.

    “Çocukların dört besin grubuna ihtiyacı var”

    Dört tane sağlıklı besin grubu olduğunu anımsatan Aktaş, çocukların özellikle okul döneminde bu besin gruplarına gereksiniminin olduğunu kaydetti. Aktaş, şunları kaydetti:

    “Bunlar, içerisinde esmer ekmek, makarna, bulgur gibi tahılları bulunduran ekmek ve tahıl grubumuz, içinde peynir, tavuk, yumurta, et gibi besinleri barındıran et grubumuz ve içinde ayran, yoğurt, cacık, kefir gibi besinleri barındıran süt grubumuz ile sebze ve meyvenin içinde bulunduğu sebze grubudur. Sağlıklı öğün düzenine baktığımızda sabah kahvaltısında çocukların mutlaka protein grubundan peynir, yumurta gibi besinlerin tabaklarında olması gerektiğini savunuyoruz. Bir de süt grubundan süt olabilir, yoğurt olabilir. Bu kalsiyum ihtiyacını da çocuğun karşılayabilmesi için gerekli. Çünkü kalsiyum hem kemik hem diş sağlığı için çok önemlidir. Özellikle o dönemde gereksinimi fazladır çocukların. Onu karşılamak için yine süt grubundan bir besin, sebze-meyve grubundan bir besin bulundurarak ve tahıl grubunda bulunan esmer ekmeklerden çocuğun ihtiyacına ve kilosuna göre tabi ki bu miktarlar değişmekle beraber iki üç dilim porsiyon ölçülerinde olabilir. Bu besine gruplarından besinler bulundurarak sağlıklı tabak görüntüsü oluşturmamız gerekmektedir.”

    “Çocuğun hafızası için balık tüketimi önemli”

    Sağlıklı besin grubundaki besinlerin insanlara sağlıklı, kaliteli bir yaşam için zemin hazırladığına dikkat çeken Aktaş, “Özellikle okul döneminde Omega-3 alımı çocuğun hafızası, konsantrasyonu için çok önemlidir. Vitamin alımı çok önemlidir. Bu nedenle meyve-sebze, ceviz ve balık tüketimi bu dönemde biraz daha özen gösterilmeye değer. Beslenme çantasına yine protein ağırlıklı peynir, yumurta, süt, yoğurt bulunan veya tavuk, köfte gibi protein grubundan besinlerin bulunduğu bir beslenme çantası oluşturmamız gerekiyor. Peynirli tost ya da tam buğday unundan yapılmış börek olabilir veya annelerin çok sık yaptığı kek olabilir. Bu kek havuç, pekmez ve cevizle zenginleştirilerek daha sağlıklı bir hale getirilebilir. Bu tarz besinlerle hazırlanmış bir beslenme çantası oluşturulabilir. Gün içerisinde ceviz, badem, fındık, elma, armut, muz gibi çocuğun seveceği türden besinlerle bir beslenme çantası oluşturulabilir. Bazı yaş dönemlerinde özellikle 0-7 yaş arası çocuklarda iştahsızlık problemi çok belirgin gözlenir. Bizim önerimiz çocuğa çok baskı yapılmaması. Yani illa yedirilmeye çalışılmaması. Çünkü zaten çocuk aç kaldığında sizin sunduğunuz yiyeceği bir şekilde kabul edecek. Anne babalar bu konuda çok hassaslar. Çocuklarınızı aç bırakın demek istemiyoruz aslında ama sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmesi için de birazcık bu konuda taviz vermeleri gerekiyor. Birazcık o hassasiyetlerini aza çekmeleri gerekiyor. Çocukları biliyorsunuz. Hazır paketlenmiş ya da fast-food dediğimiz yağ oranı yüksek ama besin değeri düşük yiyecekleri daha çok yemeyi tercih ederler. Çok üstlerine gitmeden, ısrarcı olmadan, sağlıklı besinleri onların seveceği şekilde pişirerek düzenleyerek, tabağı da şekillendirerek önlerine sunduğunuz zaman belli bir süre sonra onu zaten kabul edeceklerdir. Buna dikkat ederseniz zaten ilerleyen dönemlerde mutlaka çocuğun o direnci kırılacaktır ve sağlıklı beslenmeye başlayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Diyetisyenden ‘detoks’ uyarısı

    Diyetisyen Gülay Kızıl, detoksun tek başına bir zayıflama yöntemi olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, uyarılarda bulundu.

    Özel Bağlar Hastanesi’nde görevli Diyetisyen Gülay Kızıl, detoks ve zayıflamayla ilgili bilgi verdi. Kızıl, kirli hava, sigara ve alkol kullanımı ile tıbbi ilaçlar ve yanlış beslenme sonucu vücutta oluşan zararlı maddelerin doğal beslenme yöntemi de denilen detoksla vücuttan uzaklaştırıldığını belirtti. Toksik madde de denilen bu zararlı maddelerin bağışıklık sistemini zayıflatarak sağlık problemlerine neden olduğunu anlatan Kızıl, detoksun amacının vücutta oluşan toksik madde denilen serbest radikallere karşı antioksidant alımını arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirmek olduğunu kaydetti.

    “Detoks denince akla sadece sebze, meyve gelmemeli”

    Detoks denilince akla sadece meyve ve sebze sularının tüketildiği çok düşük kalorili listelerin gelmemesi gerektiğini vurgulayan Kızıl, “Detoks tek başına sıvı beslenmeyi içermez. Tam tersine gerçek anlamda bir detoksun kuru baklagil, tahıl, balık ve probiyotik besinleri de içermesi gerekir. Detoksun tam anlamıyla amacına ulaşabilmesi için özellikle ve özellikle işlenmiş maddelerin, rafine şekerin diyetten uzaklaştırılması ve detoks programı ile beraber sıvı tüketimimizin mutlaka arttırılması gerekir. Bunun dışında benim danışanlarım için hazırladığımı karışımlar, yeşil çay, beyaz çayla hazırlanmış, sebzeli, meyveli karışımlar vardır. Bunların mutlaka diyetisyen kontrolünde hazırlanması gerekir. Detoksun tek başına zayıflama yöntemi olarak algılanmaması lazım” dedi.

    Detoks ne zaman yapılır?

    Birkaç hafta üst üste aşırı derecede karbonhidrat tüketen, ödem oluşan, geleneksel beslenmenin dışına çıkan ve bayramlardan sonra danışanlara detoksu önerdiğine dikkat çeken Kızıl, şunları kaydetti:

    “Diyetisyen eşliğinde hazırlanmış sağlıklı bir detoks programının ideal süresi kesinlik bir haftayı geçmemeli. Hazırlamış olduğum detoks programlarında danışanlarıma gün içerisinde kullandığım bir karışımı sizinle paylaşmak istiyorum. 2 adet sallama poşet çay. Bu beyaz veya yeşil çay olabilir. Bunun dışında 1 adet dilimlenmiş elma, yarım dilim limon, bir parça, özellikle parça olmasını istiyorum zencefil, 1-2 adet karanfil ve birkaç yaprak nanenin akşamdan bir karışım içerisinde bekletilmesini ve sabah uyandığımız zaman bu karışımı süzdükten sonra gün içerisinde soğuk muhafaza olarak da tüketmenizi öneriyorum.”